Semâ yarıldığında,

Gezegenler saçılıp dağıldığında,

Denizler kaynayıp fışkırtıldığında,

Ruhlar dünyalarından çıkartıldıklarında (evrensel gerçekliği fark ettiklerinde);

Her nefs takdim ettiği (yapıp önceden gönderdiği) ve tehir ettiği (yapmadığı, sonraya bıraktığı) şeyi bilmiştir.

Ey insan! Keriym olan Rabbine (Hakikatine, hakikatini bildiren bilgiye nankör olmaya) nasıl cüret ettin?

O ki seni yarattı (izhar etti), seni tesviye etti (beynini, bilincini ve ruhunu oluşturacak şekilde meydana getirdi), seni tam dengeli yaptı!

Hangi sûrette olmanı diledi ise öylece terkibini - bileşimini oluşturdu!

Hayır, (iş sandığınız gibi değil)! Bilakis dininizi (tâbi olduğunuz Sistem'i) yalanlıyorsunuz!

Muhakkak ki (her düşüncenizi beyninizden ruhunuza) kaydediciler olduğu hâlde.

Kiramen Kâtibîn (muhteşem yazıcı kuvveler)!

Ne yaparsanız bilirler.

Muhakkak ki Ebrâr (iyiler), elbette Nimet cenneti içindedir.

Muhakkak ki füccar (kötüler, Hak'tan sapanlar), elbette Cahîm (ateş) içindedirler.

Din hükümlerinin yaşandığı süreçte yaslanırlar ona!

Onlar her an cehennemi müşahede eder hâldedirler!

Bilir misin Din Günü'nü?

Sonra, bilir misin Din Günü'nü?

O süreçte kimse, kimse için hiçbir şey yapamaz! O süreçte hüküm Allâh'a aittir (birimin yapacak hiçbir şeyi yoktur, yalnızca yapılmışların sonuçları yaşanır)!