Adı, sanı anılan, tanınan, zikre değer bir varlık değilken insan, bütün zaman içinde epeyce bir süre mi geçti, insanın üzerinden?

Biz insanı, sorumluluklar yükleyerek imtihan etmek, hayra ve şerre karşı tutumunu denemek için, muhtelif kanallardan dökülen sıvılarla karışık bir katre spermin, eşinin yumurtasıyla uyum halinde birleşmesinden yarattık. Sonra onu işiten, gören ve düşünen bir varlık haline getirdik.

Biz ona yolu, yöntemi gösterdik, doğru yolu aydınlatıcı bilgiler verdik. Ya şükreden mü’min bir kul olacak, ya nankör bir kul, azılı bir kâfir olacak.

Biz kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler, nankörler için zincirler, demir halkalar, körüklenen, alev püsküren, dehşetli Cehennem ateşi hazırladık.

İyiler, kâmil insanlar, müslümanlar kâfur katılmış dolu bir kadehten içerler.

Allah’ın has kullarının içtiği, faydalandığı kaynaktan içerler, kaynakları istedikleri yerde çıkarıp diledikleriyle karıştırırlar.

Allah’ın kulları, verdikleri sözü, adaklarını yerine getirirler. Şerri, dehşeti salgın haline gelen bir günden korkarlar.

Çevresi, çaresi olmayan yoksula, yetime, dula ve esire, sevdikleri, yemek ihtiyacında oldukları yiyecekleri can ü gönülden isteyerek yedirirler.

'Biz size yalnız Allah rızası için yediriyoruz. Sizden karşılık veya teşekkür beklemiyoruz.'

'Biz, zor ve belâlı bir günde Rabbimizden korkarız.' derler.

Allah da, onları, o günün, Kıyametin şerrinden, dehşetinden korur. Yüzlerine aydınlık, güzellik, gönüllerine sevinç verir.

Sabrederek mücadeleye devam etmeleri sebebiyle onların mükâfatı Cennet ve ipekli elbiselerdir.

Cennet’te işlemeli, süslü, tahtlara yaslanırlar. Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de, şiddetli soğuk hissederler.

Üzerlerine Cennet gölgeleri sarkmıştır. Meyvelerin dallarından koparılarak yenilmesi oldukça kolaylaştırılmıştır.

Huzurlarında dolu, gümüş tabaklar, dolu billur kupalar dolaştırılır.

Tasavvur ettikleri biçimde ve büyüklükte, hayal ettikleri dolulukta, gümüşten sırça taslar, billur kâseler dolaştırılır.

Orada onlara, zencefil karışımı bir dolu kadeh daha sunulur.

Oradaki Selsebil denilen pınardan doldurulmuştur.

Huzurlarında, ebedî yurdun, ebedî genç hizmetkârları dolaşırlar. Onları gördüğün zaman saçılmış inciler sanırsın.

Orada, nereye baksan bir nimet ve pek büyük bir sultan ve saltanat görürsün.

Onların göz alıcı halleri zarif, yeşil sırmalı, kalın ipekten elbiselerinin olmasıdır. Gümüş bileziklerle süslenirler. Rableri onlara tertemiz bir meşrubat içirmiştir.

'İşte bu, size bir mükâfattır. Ameliniz, gayretiniz, hâlis niyetiniz devamlı karşılığını bulur.' denir.

Kur’ân’ı sana, bölüm bölüm biz indirdik, biz.

O halde, Rabbinin vereceği savunma, savaş ve yardım kararını bekleyerek, sabırla mücadeleye devam et. Onlardan bilerek günah işlemekte ısrar edene, nanköre, azgın kâfire boyun eğme.

Gündüzün ilk ve son saatlerinde, sabah, öğle ve ikindi namazlarında Rabbinin ismini zikre, şükre devam et, Rabbine ibadet et, Rabbinin dinini, şeriatını anlat.

Gecenin bir bölümünde akşam ve yatsı namazlarında O’na secde et. Geceleri teheccüd namazında, Rabbini uzun uzun tesbih et, zikret.

Onlar dünya hayatını, günlük geçici kazancı seviyorlar. Sorumluluğu ağır bir günü arkalarına atıyorlar.

Onları biz yarattık ve eklem yerlerini sıkıca bağlayarak güçlendirdik. Sünnetimizin, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olduğu zaman, onların yerlerine benzerlerini getiririz.

Bu sûre, bu âyetler, bir öğüt bir uyarıdır. Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları ve iradesinin tecellisi içinde, kim kendi iradesi ve tercihi ile bunlardan faydalanır, öğüt alırsa, Rabbine giden bir yol, İslâmî bir hayat tarzı benimser.

Ancak, Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olması halinde iradenizi ve tercihinizi kullanarak dilediğinizi yapabilirsiniz, Rabbinize giden yolu tutabilirsiniz. Allah her şeyi bilir, hikmet sahibi ve hükümrandır.

Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkları rahmetine gark eder. İnkâr ile, isyan ile, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri kısıtlayan, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, hakka riayet etmeyen zâlimler, müşrikler için can yakıp inleten müthiş bir azap hazırlamıştır.