Gerçekten insan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.

Şüphesiz biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık.

Şüphesiz biz onu (ömür boyu yürüyeceği) yola koyduk. O bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.

Biz inkârcılar için zincirler, kelepçeler ve çılgın alevli cehennem hazırladık.

İyiler ise, (cennette) karışımı kâfur (hoş kokulu çiçekten tatlandırılmış) olan dolu bir kadehten (cennet şarabı) içerler.

(O kâfur öyle) bir pınardır ki Allah'ın iyi kulları ondan içerler ve istedikleri yere onu akıtırlar.

(O iyi insanlar, o kimselerdir ki) adaklarını yerine getirirler ve azabı salgın olan bir günden (kıyametten) korkarlar.

(8-10) Ve kendileri ihtiyaç duydukları halde yiyeceklerini, fakire, yetime ve esire ikram ederler ve (yedirdikleri kimselere şöyle derler:) “Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz. Çünkü biz, yüzleri asık duruma getiren çetin bir günde Rabbimizin azabından korkarız.”

(8-10) Ve kendileri ihtiyaç duydukları halde yiyeceklerini, fakire, yetime ve esire ikram ederler ve (yedirdikleri kimselere şöyle derler:) “Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz. Çünkü biz, yüzleri asık duruma getiren çetin bir günde Rabbimizin azabından korkarız.”

(8-10) Ve kendileri ihtiyaç duydukları halde yiyeceklerini, fakire, yetime ve esire ikram ederler ve (yedirdikleri kimselere şöyle derler:) “Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz. Çünkü biz, yüzleri asık duruma getiren çetin bir günde Rabbimizin azabından korkarız.”

Allah da o günün şerrinden onları korur ve (yüzlerini) bir aydınlığa ve sevince kavuşturur.

Sıkıntılara karşı sabrettikleri için (onları) cennetle ve ipek(ten giysiler)le ödüllendirir.

Orada sedirlere uzanırlar ve ne (yakıcı bir) güneş, ne de şiddetli bir soğuk görürler.

(Cennet ağaçlarının) gölgeleri üzerlerine sarkar, kolayca koparılabilen meyveleri onların istifadelerine sunulur.

(Hizmet için) gümüşten billûr kaplar ve sürahilerle (etraflarında) dolaşılır.

Gümüşten kadehler ki, onları ihtiyaca göre ölçüp düzenlemişlerdir.

Orada zencefille tatlandırılmış (dolu) kadehlerde kendilerine (cennet şarabı) içirilir.

(Zencefil) cennette bir kaynaktır ki, o selsebîl diye anılır.

(Cennet ehlinin) çevrelerinde, gördüğünde saçılmış inciler sanacağın, hep aynı gençlik ve güzellikte kalacak hizmetçiler (garsonlar) dolaşır.

Orada her nereye baksan, bir nimet ve pek büyük bir mülk (saltanat) görürsün.

Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirir.

(Cennetliklere şöyle denir:) “İşte bu sizin çalışmalarınızın karşılığıdır. Çalışmalarınız şükre değer bulunmuştur.”

Gerçekten biz, Kur'an'ı sana parça parça, ayet ayet indirdik.

Öyleyse, Rabbinin hükmünü sabırla bekle! Onların günahkârlarına da nankörlerine de boyun eğme!

Sabah akşam Rabbinin adını an!

Gecenin bir kısmında da O'na secde et (akşam ile yatsı namazını kıl). Bir de geceleyin uzun bir müddet O'nun sınırsız şanını yücelt (teheccüd namazı kıl)!

Doğrusu onlar, şu geçici dünyayı severler ve önlerindeki o zorlu günü gözardı ederler.

Onları biz yarattık ve eklemlerini (birbirine) biz bağladık. Dilediğimizde (onları yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz.

Bu bir hatırlatmadır! İsteyen Rabbine giden yolu tutar!

Allah dilemedikçe siz bir şey dileyemezsiniz. Hiç kuşkusuz Allah her şeyi bilir ve her işi yerinde yapar.

Dileyeni (dilediği takdirde) rahmetine kabul eder. Zalimler için şiddetli bir azap hazırlamıştır.