Hel etâ alel insâni hînun mined dehri lem yekun şey’en mezkûrâ(mezkûren).


1. hel :
2. etâ : geldi
3. alâ : üzere, üzerinde, ... e
4. el insâni : insan
5. hînun : sınırsız vakit
6. min : den
7. ed dehri : uzun bir süre, uzun bir zaman
8. lem yekun : olmayan
9. şey'en : bir şey
10. mezkûren : zikredilen, anılan

İnnâ halaknel insâne min nutfetin emşâcin nebtelîhi fe cealnâhu semîan basîrâ(basîren).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. halaknâ : biz yarattık
3. el insâne : insana
4. min nutfetin : bir damla sudan, nutfeden
5. emşâcin : karışık, (iki hücrenin) karışımı, birleşimi
6. nebtelî-hi : onu imtihan edeceğiz
7. fe cealnâ-hu : bu sebeple onu kıldık
8. semîan : en iyi işiten
9. basîran : en iyi gören

İnnâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiren ve immâ kefûrâ(kefûren).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. hedeynâ-hu : onu hidayet ettik, ulaştırdık
3. es sebîle : yol
4. immâ : olunca
5. şâkiren : şükreden
6. ve immâ : ve amma
7. kefûren : küfür içinde, çok nankör

İnnâ a’tednâ lil kâfirîne selâsile ve ağlâlen ve seîrâ(seîren).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. a'tednâ : biz hazırladık
3. li el kâfirîne : kâfirler için, kâfirlere
4. selâsile : zincirler
5. ve aglâlen : ve demir halkalar
6. ve saîran : ve çılgınca yanan ateş, alevli ateş

İnnel ebrâra yeşrebûne min ke’sin kâne mizâcuhâ kâfûrâ(kâfûren).


1. inne : muhakkak
2. el ebrâra : ebrar olanlar
3. yeşrebûne : içecekler
4. min ke'sin : kadehten
5. kâne : oldu
6. mizâcu-hâ : onun mizacı, karışımı, terkibi, onun içindeki
7. kâfûran : kâfur olan

Aynen yeşrebu bihâ ibâdullâhi yufeccirûnehâ tefcîrâ(tefcîren).


1. aynen : göz, pınar, kaynak
2. yeşrebu : içer
3. bi-hâ : onu
4. ibâdu allâhi : Allah'ın kulları
5. yufeccirûne-hâ : onu akıtırlar
6. tefcîren : akan, fışkırarak akan

Yûfûne bin nezri ve yehâfûne yevmen kâne şerruhu mustetîrâ(mustetîren).


1. yûfûne bi : ifa ederler, yerine getirirler
2. en nezri : nezir, adak
3. ve yehâfûne : ve korkarlar
4. yevmen : gün
5. kâne : oldu
6. şerru-hu : onun şerri
7. mustetîran : yayılan

Ve yut’imûnet taâme alâ hubbihî miskînen ve yetîmen ve esîrâ(esîren.)


1. ve yut'ımûne : ve yedirirler
2. et taâme : yemek
3. alâ hubbi-hî : ona sevgisi olan, sevdiği
4. miskînen : miskin, yoksul (çalışmaktan aciz, yaşlı kimseyi)
5. ve yetîmen : ve yetimler
6. ve esîran : ve esir olanlar

İnnemâ nut’imukum li vechillâhi lâ nurîdu minkum cezâen ve lâ şukûrâ(şukûren).


1. innemâ : ancak, sadece
2. nut'ımu-kum : sizi doyuruyoruz
3. li : ... e, için
4. vechi allâhi : Allah'ın
5. lâ nurîdu : biz istemiyoruz
6. min-kum : sizden
7. cezâen : ceza, karşılık, bedel olarak
8. ve : ve
9. lâ şukûren : bir teşekkür değil

İnnâ nehâfu min rabbinâ yevmen abûsen kamtarîrâ(kamtarîren).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. nahâfu : korkuyoruz
3. min rabbi-nâ : Rabbimizden
4. yevmen : gün
5. abûsen : asık yüz
6. kamtarîran : belâlı, zor

Fe vekâhumullâhu şerra zâlikel yevmi ve lakkâhum nadreten ve surûrâ(surûren).


1. fe : o zaman, böylece
2. vakâ-hum(u) allâhu : Allah onları korudu
3. şerra : şerr, kötülük
4. zâlike : işte bu, bu
5. el yevmi : gün
6. ve lakkâ-hum : ve onları kavuşturdu
7. nadreten : pırıl pırıl
8. ve surûran : ve sürur, sevinç

Ve cezâhum bimâ saberû cenneten ve harîrâ(harîren).


1. ve cezâ-hum : ve onlara karşılığını verdi, onları mükâfatlandırdı
2. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
3. saberû : sabredenler
4. cenneten : cennet
5. ve harîran : ve ipek (elbise)

Muttekiîne fîhâ alel erâik(erâiki), lâ yeravne fîhâ şemsen ve lâ zemherîrâ(zemherîren).


1. muttekiîne : yaslanırlar
2. fî-hâ : orada
3. alâ : üzere, üzerinde, ... e
4. el erâiki : tahtlar
5. lâ yeravne : görmezler
6. şemsen : güneş
7. ve lâ : ve olmaz, olmasın
8. zemherîren : şiddetli dondurucu soğuk

Ve dâniyeten aleyhim zılâluhâ ve zullilet kutûfuhâ tezlîlâ(tezlîlen).


1. ve dâniyeten : ve yakın
2. aleyhim : onlara, onların üzerine
3. zılâlu-hâ : onun gölgeleri
4. ve zullilet : ve zelil yapıldı, (kolay koparılması için) yaklaştırıldı
5. kutûfu-hâ : onun olgunlaşmış meyveleri
6. tezlîlen : zelil olarak, emre hazır olarak

Ve yutâfu aleyhim bi âniyetin min fıddatin ve ekvâbin kânet kavârîrâ(kavârîren).


1. ve yutâfu : ve tavaf edilir, etrafında dolaşılır
2. aleyhim : onlara, onların üzerine
3. bi : ile, ... e
4. âniyetin : kap, kâse
5. min fıddatin : gümüşten
6. ve ekvâbin : ve kulpsuz kadehler, bardaklar
7. kânet : oldu, olmuştur
8. kavârîrâ : billur, sırça, kristal kadehler

Kâvarîra min fıddatin kadderûhâ takdîrâ(takdîren).


1. kavârîra : billur, sırça, kristal kadehler
2. min fıddatin : gümüşten
3. kadderû-hâ : onu takdir ettiler, belirlediler
4. takdîren : takdir ederek, kader tayin ederek

Ve yuskavne fîhâ ke’sen kâne mizâcuhâ zencebîlâ(zencebîlen).


1. ve yuskavne : ve içirilir, sulanır, içecek sunulur
2. fî-hâ : orada
3. ke'sen : kadeh
4. kâne : oldu
5. mizâcu-hâ : onun mizacı, karışımı, terkibi, onun içindeki
6. zencebîlen : zencefil

Aynen fîhâ tusemmâ selsebîlâ(selsebîlen).


1. aynen : göz, pınar, kaynak
2. fî-hâ : orada
3. tusemmâ : isimlendirilen
4. selsebîlen : selsebîl, cennette bir pınarın adı

Ve yetûfu aleyhim vildânun muhalledûn(muhalledûne), izâ reeytehum hasibtehum lu’luen mensûrâ(mensûren).


1. ve yetûfu : ve tavaf ederler, dönüp dolaşırlar, hizmet ederler
2. aleyhim : onlara, onların üzerine
3. vildânun : genç çocuklar, gençler
4. muhalledûne : halidin olanlar, ölümsüz olanlar, devamlı kılınanlar
5. izâ raeyte-hum : onları gördüğün zaman
6. hasibte-hum : onları sanırsın
7. lu'luen : inci
8. mensûren : yardım gören

Ve izâ reeyte semme reeyte naîmen ve mulken kebîrâ(kebîren).


1. ve izâ raeyte : ve gördüğün zaman, baktığın zaman
2. semme : orada
3. raeyte : sen gördün
4. naîmen : ni'metler
5. ve mulken : mülk ve saltanat
6. kebîren : büyük, yaşlı

Âliyehum siyâbu sundusin hudrun ve istebrakun ve hullû esâvira min fıddah(fıddatin), ve sekâhum rabbuhum şarâben tahûrâ(tahûren).


1. âliye-hum : onların üstleri
2. siyâbu : elbise
3. sundusin : ince ipek
4. hudrun : yeşil
5. ve istebrakun : ve kalın ipek, atlas
6. ve hullû : ve bezendiler, süslendiler
7. esâvira : bilezikler
8. min fıddatin : gümüşten
9. ve sekâ-hum : ve onlara içecek sundu
10. rabbu-hum : onların Rabbi
11. şarâben : içecekler, şaraplar
12. tahûran : tertemiz

İnne hâzâ kâne lekum cezâen ve kâne sa’yukum meşkûrâ(meşkûren).


1. inne : muhakkak
2. hâzâ : bu
3. kâne : oldu
4. lekum : sizin için, size
5. cezâen : ceza, karşılık, bedel olarak
6. ve kâne : ve oldu
7. sa'yu-kum : sizin çabalarınız
8. meşkûran : şükre değer, teşekküre lâyık

İnnâ nahnu nezzelnâ aleykel kur’âne tenzîlâ(tenzîlen).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. nahnu : biz
3. nezzelnâ : biz indirdik
4. aleyke : sana
5. el kur'âne : Kur'ân
6. tenzîlen : bir indirme ile, indiriş ile, tenzil ederek

Fasbir li hukmi rabbike ve lâ tutı’minhum âsimen ev kefûrâ(kefûren).


1. fe ısbir : artık sabret
2. li hukmi : hükme
3. rabbi-ke : senin Rabbin
4. ve lâ tutı' : ve itaat etme
5. min-hum : onlardan
6. âsimen : günahkâr olanlar
7. ev : veya
8. kefûran : kâfir olanlar

Vezkurisme rabbike bukreten ve asîlâ(asîlen).


1. ve uzkur : ve zikret
2. isme : isim
3. rabbi-ke : senin Rabbin
4. bukreten : (erken) sabahleyin
5. ve asîlen : ve akşam

Ve minel leyli fescud lehu ve sebbihhu leylen tavîlâ(tavîlen).


1. ve min el leyli : ve geceden, gecenin bir kısmında
2. fe uscud : artık secde et
3. lehu : ona ait, onun
4. ve sebbih-hu : ve onu tespih et
5. leylen : gece
6. tavîlen : uzun

İnne hâulâi yuhıbbûnel âcilete ve yezerûne verâehum yevmen sekîlâ(sekîlen).


1. inne : muhakkak
2. hâulâi : bunlar
3. yuhıbbûne : severler
4. el âcilete : çabuk geçmekte olan
5. ve yezerûne : ve geriye bırakırlar
6. verâe-hum : onların arkasında
7. yevmen : gün
8. sekîlen : ağır

Nahnu halaknâhum ve şedednâ esrehum, ve izâ şi’nâ beddelnâ emsâlehum tebdîlâ(tebdîlen).


1. nahnu : biz
2. halaknâ-hum : onları halkettik, yarattık
3. ve şedednâ : ve güçlendirdik, kuvvetlendirdik
4. esre-hum : onların bağları
5. ve izâ : ve o zaman, olunca
6. şi'nâ : biz diledik
7. beddelnâ : biz değiştirdik
8. emsâle-hum : onların misâlleri, kendi durumları
9. tebdîlen : değiştirme

İnne hâzihî tezkireh(tezkiretun), fe men şâettehaze ilâ rabbihî sebîlâ(sebîlen).


1. inne : muhakkak
2. hâzihî : bu
3. tezkiretun : bir hatırlatma, öğüt
4. fe : o zaman, böylece
5. men : kimse, kişi
6. şâe : diledi
7. ittehaze : edindi
8. ilâ rabbi-hî : Rabbine
9. sebîlen : yol, yol bulma

Ve mâ teşâûne illâ en yeşâallâh(yeşâallâhu), innallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).


1. ve mâ teşâûne : ve siz dileyemezsiniz
2. illâ : ancak, sadece
3. en yeşâe allâhu : Allah'ın dilemesi
4. inne allâhe : muhakkak ki Allah
5. kâne : oldu
6. alîmen : alim, en iyi bilen
7. hakîmen : hakim, hüküm ve hikmet sahibi

Yudhilu men yeşâu fî rahmetih(rahmetihî), vez zâlimîne eadde lehum azâben elîmâ(elîmen).


1. yudhılu : dahil eder
2. men : kimse, kişi
3. yeşâu : diler
4. fî rahmeti-hî : rahmetinin içine, rahmetine
5. ve ez zâlimîne : ve zalimler
6. eadde : hazırladı
7. lehum : onlarındır, onlar için vardır
8. azâben : azap
9. elîmen : elîm, acı