Gök yarılıp parçalandığında,

Rabbinin emrine kulak verip boyun eğdiğinde, zaten ona yakışan da bu idi,

yeryüzü dümdüz hale getirildiğinde,

ve içindeki herşeyi dışarı atarak, tamamen boşaldığında,

Rabbinin emrine kulak verip boyun eğdiğinde, zaten ona yakışan da bu idi.

Öyleyse ey insan! Muhakkak sen Rabbbine doğru varan bir yol üzerinde çabalayıp durmaktasın, eninde sonunda mutlaka ölecek, tekrar diriltilip O'na kavuşacaksın.

Sicili sağ eline verilecek olan kimse,

artık onun hesabı kolayca görülür

ve cennetteki kendi yakınlarına sevinç içinde dönmüş olacaktır.

Sicili arkasından verilecek olan ise,

cehennemlik olduğunu anlayacak ve tamamen yok olmayı isteyecek.

Ama ne fayda o ateşe atılacaktır.

Şüphe yok ki o adam dünyadaki hayatında yandaşlarının yanında pek sevinçli ve keyifle yaşamıştı.

Çünkü o hiçbir zaman ölümden sonra başka bir hayatta, Allah'a dönmeyeceğini sanırdı.

Halbuki Rabbi onun her halini görüyordu.

Yoo, andolsun akşamın alaca karanlığına,

geceye ve gecenin derleyip topladığı herşeye,

dolunay haline gelen aya da andolsun ki;

Siz ey insanlar! Hiç şüphesiz bir halden bir hale geçeceksiniz yani doğum, gençlik, ihtiyarlık, hastalık, sağlık, fakirlik, zenginlik, ölüm, kıyamet, ahiret gibi safhalardan geçeceksiniz.

Peki o halde onlara ne oluyorda hâlâ inanmıyorlar.

Ve Kur'ân kendilerine okunduğunda, saygı ile yere kapanmıyorlar, secde etmiyorlar.

Secde etmek şöyle dursun, o inkârcılar hakkı yalanlamaya devam ediyorlar.

Ama Allah onların kalplerinde gizlediklerini çok iyi biliyor.

O halde onlara acı bir azabı müjdele.

Ancak iman edip doğru dürüst işler yapanlar için bitmez tükenmez bir mükafat vardır