Gök yarıldığı;

Ve Rabbinin emrine boyun eğib de (O’na itaat) gerçekleştirildiği zaman,

Arz, dümdüz uzatıldığı,

İçindekini atıb boşaldığı;

Ve Rabbinin emrine boyun eğib de (O’na itaat) gerçekleştirildiği zaman, (insan sevabını veya azabını görecektir).

Ey İnsan! Gerçekten sen, (dönüb varacağın) Rabbine doğru (ölünceye kadar) çabalar da çabalarsın. Nihayet O’na kavuşursun.

O vakit, amel defteri sağ eline verilen,

Hemen kolay bir hesab ile hesabı görülecek;

Ve sevinçli olarak (cennetteki ailesine) ehline dönecektir.

Fakat kitabı (amel defteri), arka tarafından (sol eline) verilen,

Artık “helâk!” diye bağırır, (ölümünü ister);

Ve cehenneme girer.

Çünkü o, (dünyadaki) evinde keyifli ve sevinçli idi.

O (zalim, ahirette Rabbine) asla dönmiyeceğini sanmıştı.

Hayır, (onun zannettiği gibi değil). Çünkü Rabbi onu görüb gözetiyordu. (Muhakkak kendisini hesaba çekecektir.)

Artık kasem ederim şafak’a,

Geceye ve bürüdüklerine,

Bedir haline geldiği zaman o Ay’a ki,

Sizler, muhakkak halden hale binib geçeceksiniz.

O halde, onlarda ne var ki, iman etmezler;

Kendilerine Kur’an okunduğu zaman, teslim olub gerçeği kabul etmezler, (namaz kılmazlara)?(*)

Daha doğrusu, o kâfir olanlar (Kur’an’ı) inkâr ederler.

Halbuki Allah içlerinde ne sakladıklarını en iyi bilendir.

Onun için (Ey Rasûlüm), sen onları acıklı bir azabla müjdele!...

Ancak iman edib de salih ameller işliyenler için, bitmez tükenmez bir mükâfat var...