İzes semâunşakkat.


1. izâ : olduğu zaman
2. es semâu : sema, gök
3. inşakkat : yarıldı

Ve ezinet li rabbihâ ve hukkat.


1. ve ezinet : ve kulak verip dinledi ve itaat etti
2. li : ... e, için
3. rabbi-hâ : onun Rabbinin
4. ve hukkat : hak oldu, yarılması hak oldu, hakikat oldu, gerçekleştirdi

Ve izel ardu muddet.


1. ve : ve
2. izâ : olduğu zaman
3. el ardu : arz, yeryüzü, toprak
4. muddet : uzatıldı, düz oldu

Ve elkat mâ fîhâ ve tehallet.


1. ve elkat : ve attı
2. : olmadı
3. fî-hâ : orada
4. ve tehallet : ve boşaldı

Ve ezinet li rabbihâ ve hukkat.


1. ve ezinet : ve kulak verip dinledi ve itaat etti
2. li : ... e, için
3. rabbi-hâ : onun Rabbinin
4. ve hukkat : hak oldu, yarılması hak oldu, hakikat oldu, gerçekleştirdi

Yâ eyyuhel insânu inneke kâdihun ilâ rabbike kedhan fe mulâkîh(mulâkîhı).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. el insânu : insan
3. inne-ke : muhakkak ki sen
4. kâdihun : gayret edip çabalayan
5. ilâ : ... e
6. rabbi-ke : senin Rabbin
7. kedhan : cehd ile cihad ederek, gayret edip çabalayarak
8. fe : o zaman, böylece
9. mulâkî-hi : ona mülâki olur, onunla karşılaşır, ona ulaşır, ona kavuşur

Fe emmâ men ûtiye kitâbehu bi yemînih(yemînihî).


1. fe emmâ : fakat, ama, ise
2. men : kimse, kişi
3. ûtiye : verildi
4. kitâbe-hu : onun kitabı (kendi kitabı)
5. bi yemîni-hî : onun sağından

Fe sevfe yuhâsebu hısâben yesîrâ(yesîren).


1. fe : o zaman, böylece
2. sevfe : yakında, ileride
3. yuhâsebu : hesaba çekilecek
4. hısâben : hesaba çekilme, hesap verme, hesap
5. yesîran : kolay

Ve yenkalibu ilâ ehlihî mesrûrâ(mesrûren).


1. ve yenkalibu : ve dönecek
2. ilâ : ... e
3. ehli-hî : onun ailesi
4. mesrûran : surur içinde sevinçle

Ve emmâ men ûtiye kitâbehu verâe zahrih(zahrihî).


1. ve emmâ : ve fakat, ama
2. men : kimse, kişi
3. ûtiye : verildi
4. kitâbe-hu : onun kitabı (kendi kitabı)
5. verâe : arka
6. zahri-hî : onun sırtı, onun arkası

Fe sevfe yed’û subûrâ(subûren).


1. fe : o zaman, böylece
2. sevfe yed'û : derhal dua edecek, hemen davet edecek, çağıracak
3. subûran : helâk olmak, yok olmak

Ve yaslâ saîrâ(saîren).


1. ve yaslâ : ve ateşe yaslanacak (atılacak)
2. saîran : alevli ateş

İnnehu kâne fî ehlihî mesrûrâ(mesrûren).


1. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
2. kâne : oldu
3. : içinde, vardır
4. ehli-hî : onun ailesi
5. mesrûran : surur içinde sevinçle

İnnehu zanne en len yahûr(yahûra).


1. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
2. zanne : zannetti, bildi
3. en len yahûra : Allah

Belâ, inne rabbehu kâne bihî basîrâ(basîren).


1. belâ : bilâkis, hayır, öyle değil
2. inne : muhakkak
3. rabbe-hu : (onun) Rabbi
4. kâne : oldu
5. bi-hî : onunla
6. basîran : en iyi gören

Fe lâ uksimu biş şefak(şefakı).


1. fe lâ : artık hayır
2. uksimu : yemin ederim
3. bi eş şefakı : şafak vaktine

Vel leyli ve mâ vesak(vesaka).


1. ve el leyli : ve geceye andolsun
2. ve mâ : ve şey
3. vesaka : derleyip topladı, kapladı, örttü, barındırdı

Vel kameri izet tesak(tesaka).


1. ve el kameri : ve aya
2. izâ : olduğu zaman
3. ittesaka : gerçek hale döndü, (nuru) tamamlandı

Le terkebunne tabakan an tabakın.


1. le terkebunne : siz mutlaka bineceksiniz
2. tabekan : tabaka, kat
3. an tabakın : tabakadan, kattan

Fe mâ lehum lâ yu’minûn(yu’minûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. : olmadı
3. lehum : onlarındır, onlar için vardır
4. lâ yu'minûne : âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler)

Ve izâ kurıe aleyhimul kur’ânu lâ yescudûn(yescudûne). (SECDE ÂYETİ)


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. kurie : okundu
3. aleyhim (u) : onlara
4. el kur'ânu : Kur'ân-ı Kerim
5. lâ yescudûne : secde etmiyorlar, etmezler

Belillezîne keferû yukezzibûn(yukezzibûne).


1. bel(i) : hayır
2. ellezîne : ki onlar
3. keferû : inkâr ettiler
4. yukezzibûne : yalanlıyorlar

Vallâhu a’lemu bimâ yûûn(yûûne).


1. ve allâhu : ve Allah
2. a'lemu : daha iyi bilir
3. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
4. yûûne : içlerinde biriktirip saklıyorlar

Fe beşşirhum bi azâbin elîm(elîmin).


1. fe beşşir-hum : artık onları müjdele
2. bi azâbin : bir azap ile
3. elîmin : acı, elîm

İllellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti lehum ecrun gayru memnûn(memnûnin).


1. illâ : ancak, sadece
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. ve amilû : ve yaptılar
5. es sâlihâti : salih ameller, nefsi tezkiye edici
6. lehum : onlarındır, onlar için vardır
7. ecrun : ecir, mükâfat, karşılık
8. gayru memnûnin : kesintisiz (kesinti olmaksızın)