Subhânellezî esrâ bi abdihî leylen minel mescidil harâmi ilel mescidil aksallezî bâreknâ havlehu li nuriyehu min âyâtinâ, innehu huves semîul basîr(basîru).


1. subhâne : o sübhandır, bütün noksanlıklardan münezzehtir
2. ellezî : o ki, ki o
3. esrâ bi : gece yürüttü
4. abdi-hî : kulunu
5. leylen : gece
6. min el mescidi el harâmi : Mescid-i Haram'dan
7. ilâ el mescidi el aksa : Mescid-i Aksa'ya
8. bâreknâ : hayırlı, mübarek ve bereketli kıldık
9. havle-hu : onun etrafı, çevresi
10. li nuriye-hu : ona göstermemiz için
11. min âyâti-nâ : âyetlerimizden
12. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
13. huve es semîu el basîru : o en iyi işitendir, en iyi görendir

Ve âteynâ mûsel kitâbe ve cealnâhu huden li benî isrâîle ellâ tettehızû min dûnî vekîlâ(vekîlen).


1. ve âteynâ : ve biz verdik
2. mûsâ : Musa
3. el kitâbe : kitap
4. ve cealnâ-hu : ve onu kıldık
5. huden : hidayet, hidayete erdiren
6. li benî isrâîle : İsrailoğulları için
7. ellâ tettehızû : edinmeyin (diye)
8. min dûnî : ondan başka
9. vekîlen : vekil olarak

Zurriyyete men hamelnâ mea nûh(nûhin), innehu kâne abden şekûrâ(şekûren).


1. zurriyyete : zürriyet, nesil
2. men hamelnâ : taşıdığımız kimse
3. mea : beraber
4. nûhin : Nuh
5. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
6. kâne : oldu
7. abden : kul
8. şekûren : çok şükreden

Ve kadaynâ ilâ benî isrâîle fîl kitâbi le tufsidunne fîl ardı merreteyni ve le ta’lunne uluvven kebîrâ(kebîren).


1. ve kadaynâ : ve biz hükmettik
2. ilâ benî İsrâîle : İsrailoğullarına
3. fî el kitâbi : kitapta
4. le tufsidunne : mutlaka fesat çıkaracaksınız
5. fî el ardı : yeryüzünde
6. merreteyni : iki defa, iki kere
7. ve le ta'lunne (alâ) : ve gerçekten üstün geleceksiniz, gâlip geleceksiniz (üstün, geldi)
8. uluvven : üstünlük
9. kebîren : büyük, yaşlı

Fe izâ câe va’du ûlâhumâ beasnâ aleykum ibâden lenâ ulîbe’sin şedîdin fe câsû hılâled diyâr(diyâri), ve kâne va’den mef’ûlâ(mef’ûlen).


1. fe : o zaman, böylece
2. izâ câe : geldiği zaman
3. va'du : vade, zaman
4. ûlâ-humâ : ikisinden birincisi
5. beasnâ : biz gönderdik, beas ettik
6. aleykum : size, sizi
7. ibâden : kullar
8. lenâ : bizim
9. ulî : sahip
10. be'sin : kuvvet
11. şedîdin : şiddetli, kuvvetli, güçlü
12. câsû : aradılar
13. hılâle ed diyâri : evlerin arası
14. ve kâne : ve oldu
15. va'den mef'ûlen : yapılması vaadedilen

Summe redednâ lekumul kerrete aleyhim ve emdednâkum bi emvâlin ve benîne ve cealnâkum eksere nefîrâ(nefîren).


1. summe : sonra
2. redednâ : döndürdük, iade ettik
3. lekum : sizin için, size
4. el kerrete : tekrar
5. aleyhim : onlara, onların üzerine
6. ve emdednâ-kum : ve destekledik, yardım (medet) ettik
7. bi emvâlin : mal ile
8. ve benîne : ve oğullar (erkek çocuklar)
9. ve cealnâ-kum : ve sizi kıldık, yaptık
10. eksere : daha çok, çoğu
11. nefîren : nefer olarak, cemiyet, birlik, topluluk olarak

İn ahsentum ahsentum li enfusikum ve in ese’tum fe lehâ, fe izâ câe va’dul âhıreti li yesûu vucûhekum ve li yedhulûl mescide kemâ dehalûhu evvele merretin ve li yutebbirû mâ alev tetbîrâ(tetbîren).


1. in ahsentum : eğer ahsen olursanız, ahsen davranırsanız
2. ahsen-tum : ahsen oldunuz
3. li enfusi-kum : nefsleriniz için, kendiniz için
4. ve in ese'tum : ve eğer kötülük ederseniz, kötü davranırsanız
5. fe lehâ, : artık onun(dur)
6. fe izâ câe : geldiği zaman
7. va'du : vade, zaman
8. el âhıreti : diğeri, sonraki
9. li yesûu : fena olması için
10. vucûhe-kum : yüzlerinizi
11. ve li yedhulû : ve girsinler, dahil olsunlar
12. el mescide : mescid
13. kemâ : gibi
14. dehalû-hu : ona girdiler
15. evvele : evvel, ilk
16. merretin : defa, kere
17. ve li yutebbirû : ve helâk etmeleri için
18. mâ alev : ele geçirdikleri, üstün oldukları şeyler, üstünlükleri
19. tetbîren : helâk ederek, mahvederek

Asâ rabbukum en yerhamekum, ve in udtum udnâ, ve cealnâ cehenneme lil kâfirîne hasîrâ(hasîren).


1. asâ : umulur ki
2. rabbu-kum : Rabbiniz
3. en yerhame-kum : size merhamet etmesi
4. ve in udtum (âde) : ve eğer dönerseniz, döndüyseniz (döndü)
5. udnâ : biz döndük
6. ve cealnâ : ve yaptık, kıldık
7. cehenneme : cehennem
8. li el kâfirîne : kâfirler için, kâfirlere
9. hasîren : kuşatıcı

İnne hâzel kur’âne yehdî lilletî hiye akvemu ve yubeşşirul mu’minînellezîne ya’melûnes sâlihâti enne lehum ecren kebîrâ(kebîren).


1. inne : muhakkak
2. hâzâ el kur'âne : bu Kur'ân
3. yehdî : hidayet eder
4. li elletî : ki onu
5. hiye : o
6. akvemu : en kuvvetli, en kavi, en sağlam
7. ve yubeşşiru : ve müjdeler
8. el mu'minîne ellezîne : mü'min kimseler ki, onlar
9. ya'melûne : yapıyorlar
10. es sâlihâti : salih ameller, nefsi tezkiye edici
11. enne : olduğunu
12. lehum : onlarındır, onlar için vardır
13.   :

Ve ennellezîne lâ yu’minûne bil âhıreti a’tednâ lehum azâben elîmâ(elîmen).


1. ve ennellezîne (enne ellezîne) : ve muhakkak o kimseler ki
2. lâ yu'minûne : âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler)
3. bi el âhıreti : ahirete (hayattayken Allah'a ulaşma gününe)
4. a'tednâ : biz hazırladık
5. lehum : onlarındır, onlar için vardır
6. azâben : azap
7. elîmen : elîm, acı

Ve yed’ul insânu biş şerri duâehu bil hayr(hayri), ve kânel insânu acûlâ(acûlen).


1. ve yed'u : ve dua eder
2. el insânu : insan
3. bi eş şerri : şerre
4. duâe-hu : onun duası
5. bi el hayri : hayrı
6. ve kâne : ve oldu
7. acûlen : aceleci

Ve cealnel leyle ven nehâre âyeteyni fe mehavnâ âyetel leyli ve cealnâ âyeten nehâri mubsıraten li tebtegû fadlen min rabbikum ve li ta’lemû adedes sinîne vel hisâb(hisâbe), ve kulle şey’in fassalnâhu tafsîlâ(tafsîlen).


1. ve cealnâ : ve yaptık, kıldık
2. el leyle : gece
3. ve en nehâre : ve gündüz
4. âyeteyni : iki âyet
5. fe : o zaman, böylece
6. mehavnâ : mahvettik, sildik, giderdik
7. âyete : âyet, mucize, belge, delil
8. el leyli : gece
9. en nehâri : gündüz
10. mubsıraten : gösteren, gösterici olan
11. li tebtegû : istemeniz için
12. fadlen : bir fazl
13. min rabbi-kum : sizin Rabbinizden
14. ve li ta'lemû : ve bilmeniz (öğrenmeniz) için
15. adede : adet, sayı
16. es sinîne : yıllar, seneler
17. ve el hisâbe : ve hesabını
18. ve kulle şey'in : ve herşeyi, hepsini
19. fassalnâ-hu : onu açıkladık
20. tafsîlen : tefsilatlı, ayrıntıları ile

Ve kulle insânin elzemnâhu tâirehu fî unukıh(unukıhî), ve nuhricu lehu yevmel kıyâmeti kitâben yelkâhu menşûrâ(menşûren).


1. ve kulle : ve hepsi, bütün
2. insânin : insan
3. elzemnâ-hu : onu bağladık, astık
4. tâire-hu : onun kuşu, onun amellerinin neticesi
5. fî unukı-hî : onun boynunda
6. ve nuhricu : ve çıkarırız
7. lehu : ona ait, onun
8. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
9. kitâben : yazılı olan, yazı
10. yelkâhu : onu ilka eder, arz eder
11. menşûren : neşredilmiş olarak

Ikra’ kitâbek(kitâbeke), kefâ bi nefsikel yevme aleyke hasîbâ(hasîben).


1. ikra' : oku
2. kitâbe-ke : senin kitabın
3. kefâ : kâfi, yeterli
4. bi nefsike : senin nefsine
5. el yevme : bugün
6. aleyke : sana
7. hasîben : hesap görücü, hesap gören olarak

Menihtedâ fe innemâ yehtedî li nefsihî, ve men dalle fe innemâ yadıllu aleyhâ, ve lâ teziru vâziratun vizra uhrâ, ve mâ kunnâ muazzibîne hattâ neb’ase resûlâ(resûlen).


1. men ihtedâ : kim hidayete erdiyse (ererse)
2. fe : o zaman, böylece
3. innemâ : ancak, sadece
4. yehtedî : hidayete erer
5. li nefsi-hi : kendi nefsi için
6. ve men dalle : ve kim dalâlette olduysa
7. yadıllu : sapmış, dalâlette olur
8. aleyhâ : onun üzerinde
9. ve lâ teziru : ve (yük) yüklenmezler, taşımazlar
10. vâziretun : yük taşıyan (günah yüklenen) kimse
11. vizre : ağırlık, yük, günah
12. uhrâ : diğer, başka
13. ve mâ kunnâ : ve biz değiliz, biz olmadık
14. muazzibîne : azap edenler, azap ediciler
15. hattâ : olana kadar, olmadıkça
16. neb'ase : göndeririz, beas ederiz, vazifelendiririz
17. resûlen : bir resûl, elçi, mürşid

Ve izâ erednâ en nuhlike karyeten emernâ mutrafîhâ fe fesekû fîhâ fe hakka aleyhel kavlu fe demmernâhâ tedmîrâ(tedmîren).


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. erednâ : istedik
3. en nuhlike : helâk etmeyi
4. karyeten : bir şehir (halkı)
5. emernâ : emrettik
6. mutrafî-hâ (etrefe) : onun refah içinde olan ileri gelenleri, zenginleri (her istediği verildi)
7. fe : o zaman, böylece
8. fesekû : fasık oldular
9. fî-hâ : orada
10. hakka : hak, gerçek, bihakkın, tam gerektiği gibi
11. aleyhâ : onun üzerinde
12. el kavlu : söz
13. demmernâ-hâ : onu dumura uğrattık, helâk ettik
14. tedmîren : dumura uğratarak (malını, canını, evlâdını yok ederek)

Ve kem ehleknâ minel kurûni min ba’di nûh(nûhin) ve kefâ bi rabbike bi zunûbi ıbâdihî habîren basîrâ(basîren).


1. ve kem : ve kaç, kaç tane, nice
2. ehleknâ : biz helâk ettik
3. min el kurûni : nesillerden (asırlardan)
4. min ba'di nûhin : Nuh'tan sonra
5. ve kefâ bi : ve kâfidir
6. rabbi-ke : senin Rabbin
7. bi zunûbi : günahlara
8. ıbâdi-hi : onun kulları, kulları
9. habîren : haberdar olarak, haberdar olan
10. basîren : görerek, gören

Men kâne yurîdul âcilete accelnâ lehu fîhâ mâ neşâu li men nurîdu summe cealnâ lehu cehennem(cehenneme), yaslâhâ mezmûmen medhûrâ(medhûren).


1. men : kimse, kişi
2. kâne : oldu
3. yurîdu el âcilete : acil, acele olarak (bu dünyada) isterse
4. accelnâ : acele verdik
5. lehu : ona ait, onun
6. fî-hâ : orada
7. mâ neşâu : dilediğimiz şeyi
8. li men nurîdu : istediğimiz kimseye
9. summe : sonra
10. cealnâ : kıldık, yaptık
11. cehenneme : cehennem
12. yaslâ-hâ : ona maruz kalır (atılır)
13. mezmûmen : ayıplanmış, kınanmış, zemmedilmiş
14. medhûren : kovulmuş, uzaklaştırılmış olarak

Ve men erâdel âhırete ve saâ lehâ sa’yehâ ve huve mu’minun fe ulâike kâne sa’yuhum meşkûrâ(meşkûren).


1. ve men : ve kim
2. erâde el âhırete : ahireti istedi
3. ve saâ : ve çalıştı
4. lehâ : onda, onun
5. sa'ye-hâ : onun çalışması
6. ve huve : ve o
7. mu'minun : mü'min (erkek)
8. fe : o zaman, böylece
9. ulâike : işte onlar
10. kâne : oldu
11. sa'yu-hum : onların çabası, onların çalışması
12. meşkûren : şükre değer olan, şükredilen, karşılığını hakeden

Kullen numiddu hâulâi ve hâulâi min atâi rabbik(rabbike), ve mâ kâne atâu rabbike mahzûrâ(mahzûren).


1. kullen : hepsini
2. numiddu : yardım ederiz, arttırırız, veririz
3. hâulâi : bunlar
4. ve hâulâi : ve bunlar
5. min atâi : ihsan(lar)dan
6. rabbi-ke : senin Rabbin
7. ve mâ kâne : ve olmadı
8. atâu : ihsan(lar)
9. mahzûren : mahzur, hazer edilmiş, men edilmiş, sınırlı, kısıtlı

Unzur keyfe faddalnâ ba’dahum alâ ba’d(ba’dın), ve lel âhıretu ekberu derecâtin ve ekberu tafdîlâ(tafdîlen).


1. unzur : bak
2. keyfe : nasıl
3. faddalnâ : biz faziletli kıldık, üstün kıldık
4. ba'da-hum : onların bir kısmı
5. alâ ba'dın : bazısına, bir kısmına
6. ve le el âhıretu : ve muhakkak ahiret
7. ekberu : en büyük, daha büyük
8. derecâtin : dereceler
9. ve ekberu : ve en büyük
10. tafdîlen : üstünlük bakımından, fazl bakımından

Lâ tec’al meallâhi ilâhen âhare fe tak’ude mezmûmen mahzûlâ(mahzûlen).


1. lâ tec'al : kılma, yapma, edinme
2. meallâhi (mea allâhi) : Allah ile beraber
3. ilâhen : bir ilâh
4. âhare : başka, diğer(leri)
5. fe : o zaman, böylece
6. tak'ude : oturursun, kalırsın
7. mezmûmen : ayıplanmış, kınanmış, zemmedilmiş
8. mahzûlen : hor görülmüş olarak

Ve kadâ rabbuke ellâ ta’budû illâ iyyâhu ve bil vâlideyni ihsânâ(ihsânen), immâ yebluganne indekel kibere ehaduhumâ ev kilâ humâ fe lâ tekul lehumâ uffin ve lâ tenher humâ ve kul lehumâ kavlen kerîmâ(kerîmen).


1. ve kadâ : ve yerine getirdi, takdir etti, hükmetti, bildirdi
2. rabbu-ke : senin Rabbin
3. ellâ : ... olmama, ... olamama
4. ta'budû : ibadet etmek, kulluk etmek
5. illâ : ancak, sadece
6. iyyâ-hu : sadece, yalnızca O'na
7. ve bil vâlideyni : ve anne babaya
8. ihsânen : ihsanda bulunmak, iyi davranmak
9. immâ : olunca
10. yebluganne : ulaşır, erişir
11. inde-ke : senin yanındaki, seni sahip kıldığı ahd
12. el kibere : yaşlılık
13. ehadu-humâ : onlardan biri
14. ev kilâ-humâ : veya her ikisi
15. fe : o zaman, böylece
16. lâ tekul : söyleme
17. lehumâ : o ikisinindir (iki kadının)
18. uffin : öf, aman (sıkıntı ifade etmek)
19. ve lâ tenher-humâ : ve ikisini azarlama, bağırma, kaba davranma
20. ve kul : ve de, söyle
21. kavlen : söz
22. kerîmen : güzel, güzel olan, ikram olunan, şerefli

Vahfıd lehumâ cenâhaz zulli miner rahmeti ve kul rabbirhamhumâ kemâ rabbeyânî sagîrâ(sagîren).


1. vahfıd (ve ihfıd) : ve (yere) indir, ger
2. lehumâ : o ikisinindir (iki kadının)
3. cenâha : kanat
4. ez zulli : yumuşak olarak, alçaltarak (zelil olarak), tevazu ile
5. min er rahmeti : rahmetten, merhametten, merhamet ederek
6. ve kul : ve de, söyle
7. rabbirhamhumâ : Rabbim, ikisine de rahmet et
8. kemâ : gibi
9. rabbeyânî : (ikisi) beni yetiştirdi, terbiye etti
10. sagîren : küçük iken

Rabbukum a’lemu bi mâ fî nufûsikum, in tekûnû sâlihîne fe innehu kâne lil evvâbîne gafûrâ(gafûren).


1. rabbu-kum : Rabbiniz
2. a'lemu : daha iyi bilir
3. bi mâ : şeye
4. fî nufûsi-kum : nefslerinizde olanı (niyetinizi)
5. in tekûnû : eğer olursanız
6. sâlihîne : salihler
7. fe : o zaman, böylece
8. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
9. kâne : oldu
10. li el evvâbîne (evvâb) (evvâbin) : evvab olanlar için, (ona) yönelip tövbe ederek ulaşanlar için, çok tövbe edenler için (çok tövbe eden) (çok tövbe edenler)
11. gafûren : mağfiret edici, bağışlayıcı

Ve âti zel kurbâ hakkahu vel miskîne vebnes sebîli ve lâ tubezzir tebzîrâ(tebzîren).


1. ve âti : ve ver
2. ze el kurbâ : karib olan, yakınlık sahibi, akraba
3. hakka-hu : onun hakkını (birr, zekât, sadaka...)
4. ve el miskîne : ve miskinlere (çalışamayacak durumda olan ihtiyarlara)
5. vebnes sebîli (ve ibne es sebîli) : ve yolda olan
6. ve lâ tubezzir : ve savurma, israf etme
7. tebzîren : israf ederek, savurarak, malı gereksiz yere harcayarak

İnnel mubezzirîne kânû ihvâneş şeyâtîn(şeyâtîni), ve kâneş şeytânu li rabbihî kefûrâ(kefûren).


1. inne : muhakkak
2. el mubezzirîne : savuranlar, israf edenler
3. kânû : oldular
4. ihvâne eş şeyâtîni : şeytanların kardeşleri
5. ve kâne eş şeytânu : ve şeytan oldu
6. li rabbi-hî : onun Rabbi için, Rabbine karşı
7. kefûren : küfür içinde, çok nankör

Ve immâ tu’ridanne anhumubtigâe rahmetin min rabbike tercûhâ fe kul lehum kavlen meysûrâ(meysûren).


1. ve immâ : ve amma
2. tu'ridanne : sen yüz çevirirsin
3. an-hum : onlardan
4. ibtigâe : aradı, istedi, diledi
5. rahmetin : rahmet
6. min rabbi-ke : senin Rabb'inden
7. tercû-hâ : onu ümit edersin
8. fe : o zaman, böylece
9. kul : de, söyle
10. lehum : onlarındır, onlar için vardır
11. kavlen : söz
12. meysûren : yumuşak, güzel

Ve lâ tec’al yedeke maglûleten ilâ unukıke ve lâ tebsuthâ kullel bastı fe tak’ude melûmen mahsûrâ(mahsûren).


1. ve lâ tec'al : ve kılma, yapma
2. yedeke maglûleten : elini bağlamış
3. ilâ unukı-ke : boynuna
4. ve lâ tebsut-hâ : ve tutma, onu fazla harcama
5. kulle el bastı : büsbütün açma, hepsini açma, açıp savurma
6. fe : o zaman, böylece
7. tak'ude : oturursun, kalırsın
8. melûmen : kınanmış
9. mahsûren : malı tükenmiş

İnne rabbeke yebsutur rızka li men yeşâu ve yakdir(yakdiru), innehu kâne bi ibâdihî habîran basîrâ(basîran).


1. inne : muhakkak
2. rabbe-ke : senin Rabbin
3. yebsutu : genişletir
4. er rızka : rızık
5. li men yeşâu : dilediği kimseyi
6. ve yakdiru : ve daraltır (az bir ölçü takdir eder)
7. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
8. kâne : oldu
9. bi ibâdi-hî : onun kulları
10. habîran : haberdar olan
11. basîran : en iyi gören

Ve lâ taktulû evlâdekum haşyete imlâk(imlâkın), nahnu nerzukuhum ve iyyâkum, inne katlehum kâne hıt’en kebîrâ(kebîren).


1. ve lâ taktulû : ve öldürmeyin
2. evlâde-kum : çocuklarınız
3. haşyete : korku
4. imlâkın : yokluk, yoksulluk, fakirlik
5. nahnu : biz
6. nerzuku-hum : onları rızıklandırırız
7. ve iyyâ : ve sadece, yalnız
8. kum : siz, sizi
9. inne : muhakkak
10. katle-hum : onların öldürülmesi
11. kâne : oldu
12. hıt'en : bilerek yapılan (kasdî işlenen) suç
13. kebîren : büyük, yaşlı

Ve lâ takrebûz zinâ innehu kâne fâhışeh(fâhışeten), ve sâe sebîlâ(sebîlen).


1. ve lâ takrebû : ve yaklaşmayın
2. ez zinâ : zina
3. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
4. kâne : oldu
5. fâhışeten : fuhuş, kötü, çirkin
6. ve sâe : ve kötü, fena
7. sebîlen : yol, yol bulma

Ve lâ taktulûn nefselletî harremallâhu illâ bil hakk(hakkı), ve men kutile mazlûmen fe kad cealnâ li veliyyihî sultânen fe lâ yusrif fîl katl(katli), innehu kâne mensûrâ(mensûran).


1. ve lâ taktulû : ve öldürmeyin
2. en nefselletî (en nefse elletî) : bir kişi, ki o(nu)
3. harremallâhu : Allah haram kıldı
4. illâ : ancak, sadece
5. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
6. ve men : ve kim
7. kutile : öldürülürdü
8. mazlûmen : mazlum, zulmedilen (haksızlığa uğrayan)
9. fe : o zaman, böylece
10. kad cealnâ : kıldık, yaptık
11. li veliyyi-hi : onun velîsine
12. sultânen : sultân, delil
13. lâ yusrif : haddi aşmasın
14. fî el katli : öldürmede
15. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
16. kâne : oldu
17. mensûren : yardım gören

Ve lâ takrebû mâlel yetîmi illâ billetî hiye ahsenu hattâ yebluga eşuddeh(eşuddehu), ve evfû bil ahd(ahdi), innel ahde kâne mes’ûlâ(mes’ûlen).


1. ve lâ takrebû : ve yaklaşmayın
2. mâle el yetîmi : yetimin malına
3. illâ : ancak, sadece
4. bi elletî : ki ona
5. hiye : o
6. ahsenu : ahsen, en güzel
7. hattâ yebluga : erişinceye kadar
8. eşudde-hu : onun en kuvvetli çağı, erginlik çağı
9. ve evfû : ve vefa edin, ifa edin, hakkıyla yerine getirin
10. bi el ahdi : ahde
11. inne el ahde : muhakkak ki ahd
12. kâne : oldu
13. mes'ûlen : mes'ul, sorumlu

Ve evfûl keyle izâ kiltum vezinû bil kıstâsil mustekîm(mustekîmi), zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ(te’vîlen).


1. ve evfû el keyle : ve ölçüyü tam ifa edin (yerine getirin)
2. izâ : olduğu zaman
3. kiltum : ölçtünüz
4. vezinû : tartın
5. bi el kıstâsi : kıstas ile, ölçü ile, adaletle
6. el mustekîmi : doğru olarak
7. zâlike : işte bu, bu
8. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
9. ve ahsenu : ve daha güzel, en güzel
10. te'vîlen : te'vil, yorum bakımından

Ve lâ takfu mâ leyse leke bihî ilm(ilmun), innes sem’a vel basara vel fuâde kullu ulâike kâne anhu mes’ûlâ(mes’ûlen).


1. ve lâ takfu (kafâ) : ve ardına düşme (ardından yürüdü)
2. : olmadı
3. leyse : değil
4. leke : seni
5. bi-hi : onunla
6. ilmun : ilim, bilgi
7. inne : muhakkak
8. es sem'a : işitme (duyusu)
9. ve el basara : ve görme
10. ve el fuâde : ve idrak
11. kullu : bütün hepsi
12. ulâike : işte onlar
13. kâne : oldu
14. an-hu : ondan
15. mes'ûlen : mes'ul, sorumlu

Ve lâ temşi fîl ardı merehâ(merehan), inneke len tahrikal arda ve len teblugal cibâle tûlâ(tûlen).


1. ve lâ temşi : ve yürüme
2. fîl ardı : yeryüzünde
3. merehan (merah) : gururlanarak, azametle (aşırı sevinç, gurur)
4. inne-ke : muhakkak ki sen
5. len tahrika el arda (hareka) : yeryüzünü asla tahrik edemezsin (hareket ettiremezsin) (deldi, tahrik etti, yardı)
6. ve len tebluga (belega) : ve asla erişemezsin (erişti, ulaştı)
7. el cibâle : dağlar
8. tûlen : boy bakımından, uzayarak, uzanarak

Kullu zâlike kâne seyyiuhu inde rabbike mekrûha(mekrûhen).


1. kullu : bütün hepsi
2. zâlike : işte bu, bu
3. kâne : oldu
4. seyyiu-hu : onun seyyiatleri (derecat kaybettiren şeyler), onun kötülüğü
5. inde : yanında, katında
6. rabbi-ke : senin Rabbin
7. mekrûhen : kerih olan (hoş olmayan)

Zâlike mimmâ evhâ ileyke rabbuke minel hikmeh(hikmeti), ve lâ tec’al meallâhi ilâhen âhare fe tulkâ fî cehenneme melûmen medhûrâ(medhûren).


1. zâlike : işte bu, bu
2. mimmâ : şeylerden
3. evhâ : vahyetti
4. ileyke : sana
5. rabbu-ke : senin Rabbin
6. min el hikmeti : hikmetten
7. ve lâ tec'al : ve kılma, yapma
8. meallâhi (mea allahi) : Allah'la beraber
9. ilâhen : bir ilâh
10. âhare : başka, diğer(leri)
11. fe tulkâ : o zaman yoksa, atılırsın
12. fî cehenneme : cehennemde
13. melûmen : kınanmış
14. medhûren : kovulmuş, uzaklaştırılmış olarak

E fe asfâkum rabbukum bil benîne vettehaze minel melâiketi inâsâ(inâsen), innekum le tekûlûne kavlen azîmâ(azîmen).


1. e fe asfâ-kum : size mi seçti
2. rabbu-kum : Rabbiniz
3. bi el benîne : oğulları
4. vettehaze (ve ittehaze) : ve edindiler
5. min el melâiketi : meleklerden
6. inâsen : dişiler (dişi olarak isimlendirdikleri putlar)
7. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
8. le tekûlûne : gerçekten söylüyorsunuz
9. kavlen : söz
10. azîmen : büyük

Ve lekad sarrafnâ fî hâzel kur’âni li yezzekkerû, ve mâ yezîduhum illâ nufûrâ(nufûren).


1. ve lekad : ve andolsun
2. sarraf-nâ : biz (tekrar tekrar) açıkladık
3. : içinde, vardır
4. hâzâ : bu
5. el kur'âni : Kur'ân
6. li yezzekkerû : tezekkür etsinler diye
7. ve mâ yezîdu-hum : ve onlara artırmadı
8. illâ : ancak, sadece
9. nufûren : nefret

Kul lev kâne meahû âlihetun kemâ yekûlûne izen lebtegav ilâ zîl arşı sebîlâ(sebîlen).


1. kul : de, söyle
2. lev : eğer, ise
3. kâne : oldu
4. mea-hu : onun yanında
5. âlihetun : ilâhlar
6. kemâ : gibi
7. yekûlûne : derler
8. izen : öyle olunca, aksi halde
9. lebtegav (le ibtega) : elbette, mutlaka ararlardı
10. ilâ zîl arşı (zî el arşı) : arşın sahibine
11. sebîlen : yol, yol bulma

Subhânehu ve teâlâ ammâ yekûlûne uluvven kebîrâ(kebîren).


1. subhânehu : Allah münezzehtir
2. ve teâlâ : ve yücedir
3. ammâ : şeyden
4. yekûlûne : derler
5. uluvven : üstünlük
6. kebîren : büyük, yaşlı

Tusebbihu lehus semâvâtus seb’u vel ardu ve men fîhinn(fîhinne), ve in min şey’in illâ yusebbihu bi hamdihî ve lâkin lâ tefkahûne tesbîhahum, innehu kâne halîmen gafûrâ(gafûren).


1. tusebbihu lehu : onu tesbih eder
2. es semâvâtu : semâlar, gökler
3. es seb'u : 7
4. ve el ardu : ve yeryüzü (yedi kat yerler)
5. ve men fîhinne : ve içindekiler, onlarda bulunan kimseler
6. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
7. min şey'in : bir şeyden
8. illâ (in ... illâ) : ancak olur (o ancak olur)
9. yusebbihu : tesbih eder
10. bi hamdi-hi : onu hamd ile
11. ve lâkin : ve lâkin, fakat
12. lâ tefkahûne : fıkıh edemezsiniz, idrak edemezsiniz, anlayamazsınız
13. tesbîha-hum : onların tesbihlerini
14. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
15. kâne : oldu
16. halîmen : halim
17. gafûren : mağfiret edici, bağışlayıcı

Ve izâ kara’tel kur’âne cealnâ beyneke ve beynellezîne lâ yu’minûne bil âhirati hicâben mestûrâ(mestûren).


1. ve izâ kara'te : ve kıraat ettiğin (okuduğun) zaman
2. el kur'âne : Kur'ân
3. ceal-nâ : biz kıldık
4. beyne-ke : seninle arasına
5. ve beynellezîne : ve onların arasına
6. lâ yu'minûne : âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler)
7. bi el âhıreti : ahirete (hayattayken Allah'a ulaşma gününe)
8. hicâben mestûren : hicab-ı mesture, gizli perde

Ve cealnâ alâ kulûbihim ekinneten en yefkahûhu ve fî âzânihim vakrâ(vakran), ve izâ zekerte rabbeke fîl kur’âni vahdehu vellev alâ edbârihim nufûrâ(nufûren).


1. ve cealnâ : ve yaptık, kıldık
2. alâ : üzere, üzerinde, ... e
3. kulûbi-him : onların kalpleri
4. ekinneten : ekinnet, fıkıh etmeyi engelleyen bir sistem
5. en yefkahû-hu : onu fıkıh etmeleri, anlamalarına karşı
6. ve fî âzâni-him : ve onların kulaklarında vardır
7. vakran : vakra, işitmeyi engelleyen bir sistem, ağırlık
8. ve izâ zekerte : ve sen zikrettiğin zaman
9. rabbe-ke : senin Rabbin
10. fî el kur'âni : Kur'ân'da
11. vahde-hu : onun tek oluşu, tekliği, tek bir Allah
12. vellev : döndüler
13. edbâri-him : arkalarına
14. nufûren : nefret

Nahnu a’lemu bimâ yestemiûne bihî iz yestemiûne ileyke ve iz hum necvâ iz yekûluz zâlimûne in tettebiûne illâ raculen meshûrâ(meshûran).


1. nahnu : biz
2. a'lemu : daha iyi bilir
3. bimâ : şey ile
4. yestemiûne : seni dinlerler
5. bi-hi : onunla
6. iz yestemiûne : dinliyorlarken
7. ileyke : sana
8. ve iz hum necvâ : ve onlar fısıldaştılar, gizli gizli konuştular
9. iz yekûlu : diyorlardı
10. ez zâlimûne : zâlimler
11. in tettebiûne : eğer siz tâbî oluyorsanız
12. illâ : ancak, sadece
13. raculen : bir erkek şeklinde, suretinde
14. meshûran : büyülenmiş

Unzur keyfe darabû lekel emsâle fe dallû fe lâ yestetîûne sebîlâ(sebîlen).


1. unzur : bak
2. keyfe : nasıl
3. darabû : (misal) getirdiler, vurguladılar
4. leke : seni
5. el emsâle : örnekler, misaller
6. fe : o zaman, böylece
7. dallû : saptılar
8. fe lâ yestetîûne : artık güç yetiremezler, güçleri yetmez
9. sebîlen : yol, yol bulma

Ve kâlû e izâ kunnâ izâmen ve rufâten e innâ le meb’ûsûne halkan cedîdâ(cedîden).


1. ve kâlû : ve dediler
2. e :
3. izâ : olduğu zaman
4. kunnâ : biz olduk, biz idik,
5. izâmen : kemik
6. ve rufâten : ve kırıntı, ufalanmış toprak
7. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
8. le meb'ûsûne : mutlaka beas edilenler (yeniden diriltilenler)
9. halkan : yaratılış
10. cedîden : yeni, yeniden

Kul kûnû hicâreten ev hadîdâ(hadîden).


1. kul : de, söyle
2. kûnû : olun
3. hicâreten : taşlar
4. ev : veya
5. hadîden : demir

Ev halkan mimmâ yekburu fî sudûrikum, fe se yekûlûne men yuîdun(yuîdunâ), kulillezî fetarakum evvele merreh(merretin), fe se yungıdûne ileyke ruûsehum ve yekûlûne metâ hûv(hûve), kul asâ en yekûne karîbâ(karîben).


1. ev : veya
2. halkan : yaratılış
3. mim mâ (min mâ) : o şeylerden
4. yekburu : büyür, büyük olur, büyüyen (bir şey)
5. fî sudûri-kum : gönlünüzde, içinizde, hayalinizde
6. fe se yekûlûne : o zaman diyecekler, derler
7. men : kimse, kişi
8. yuîdu-nâ : bizi geri çevirir
9. kulillezî (kul ellezî) : de, ki o
10. fetara-kum : sizi yarattı
11. evvele : evvel, ilk
12. merretin : defa, kere
13. fe se yungıdûne (angada) : o zaman sallayacaklar (salladı)
14. ileyke : sana
15. ruûse-hum : onların başları, başlarını
16. ve yekûlûne : ve diyorlar
17. metâ : ne zaman
18. huve : o
19. kul : de, söyle
20. asâ : umulur ki
21. en yekûne : olmak, olması
22. karîben : yakın bir zamanda

Yevme yed’ûkum fe testecîbûne bi hamdihî ve tezunnûne in lebistum illâ kalîlâ(kalîlen).


1. yevme : o gün
2. yed'û-kum : sizi çağırıyor
3. fe testecîbûne : o zaman, hemen icabet edeceksiniz
4. bi hamdi-hi : onu hamd ile
5. ve tezunnûne : ve zannedeceksiniz
6. in : eğer
7. lebistum : kaldınız, orada bulundunuz
8. illâ : ancak, sadece
9. kalîlen : az

Ve kul li ibâdî yekûlûlletî hiye ahsen(ahsenu), inneş şeytâne yenzegu beynehum, inneş şeytâne kâne lil insâni aduvven mubînâ(mubînen).


1. ve kul : ve de, söyle
2. li ibâdî : kullarıma
3. yekûlû : derler
4. elletî : ki o
5. hiye : o
6. ahsenu : ahsen, en güzel
7. inne eş şeytâne : muhakkak ki şeytan
8. yenzegu : arasını bozar, fesat çıkarır
9. beyne-hum : onların araları
10. kâne : oldu
11. li el insâni : insan için
12. aduvven : düşman
13. mubînen : açıkça, apaçık

Rabbukum a’lemu bikum, in yeşa’ yerhamkum ev in yeşa’ yuazzibkum, ve mâ erselnâke aleyhim vekîlâ(vekîlen).


1. rabbu-kum : Rabbiniz
2. a'lemu : daha iyi bilir
3. bi-kum : size, sizin için
4. in : eğer
5. yeşa' : o diler
6. yerham-kum : size merhamet eder, rahmet nuru gönderir
7. ev : veya
8. yuazzib-kum : sizi azaplandıracak
9. ve mâ erselnâ-ke : ve biz seni göndermedik
10. aleyhim : onlara, onların üzerine
11. vekîlen : vekil olarak

Ve rabbuke a’lemu bi men fîs semâvâti vel ard(ardı), ve lekad faddalnâ ba’dan nebiyyîne alâ ba’dın ve âteynâ dâvude zebûrâ(zebûren).


1. ve rabbu-ke : ve senin Rabbin
2. a'lemu : daha iyi bilir
3. bi men : kimseyi, kişiyi
4. fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
5. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
6. ve lekad : ve andolsun
7. faddalnâ : biz faziletli kıldık, üstün kıldık
8. ba'dan : bir kısmına
9. nebiyyîne : peygamberler
10. alâ ba'dın : bazısına, bir kısmına
11. ve âteynâ : ve biz verdik
12. dâvûde : Hz. Davud
13. zebûren : Zebur'u

Kulid’ûllezîne zeamtum min dûnihî fe lâ yemlikûne keşfed durri ankum ve lâ tahvîlâ(tahvîlen).


1. kulid'ûllezîne (kul udû ellezîne) : "o kimseleri davet edin" de
2. zeamtum : siz zannettiniz
3. min dûni-hi : ondan başka
4. fe : o zaman, böylece
5. lâ yemlikûne : yapamaz, gücü yetmez, malik değil
6. keşfe : giderdi, kaldırdı
7. ed durri : darlık, sıkıntı
8. an-kum : sizden
9. ve lâ tahvîlen : ve değiştirme olmaz

Ulâikellezîne yed’ûne yebtegûne ilâ rabbihimul vesîlete eyyuhum akrebu ve yercûne rahmetehu ve yehâfûne azâbeh(azâbehu), inne azâbe rabbike kâne mahzûrâ(mahzûren).


1. ulâikellezîne (ulâike ellezîne) : işte onlar
2. yed'ûne : çağırır, davet eder
3. yebtegûne : arıyorlar
4. ilâ rabbi-him : Rab'lerine
5. el vesîlete : bir vesile
6. eyyu-hum : onların hangisi
7. akrebu : daha yakın, daha çabuk, daha hızlı
8. ve yercûne : ve ümit ederler
9. rahmete-hu : onun rahmeti
10. ve yehâfûne : ve korkarlar
11. azâbe-hu : onun azabı
12. inne : muhakkak
13. azâbe : azap
14. rabbi-ke : senin Rabbin
15. kâne : oldu
16. mahzûren : mahzur, hazer edilmiş, men edilmiş, sınırlı, kısıtlı

Ve in min karyetin illâ nahnu muhlikûhâ kable yevmil kıyâmeti ev muazzibûhâ azâben şedîdâ(şedîden), kâne zâlike fîl kitâbi mestûrâ(mestûran).


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. min karyetin : bir yeri, bir ülkeyi
3. illâ : ancak, sadece
4. nahnu : biz
5. muhlikû-hâ : onu helâk edenler, helâk ediciler
6. kable : önce
7. yevmi el kıyâmeti : kıyâmet günü
8. ev : veya
9. muazzibû-hâ : ona azap ediciler, azap edenler
10. azâben şedîden : şiddetli azap
11. kâne : oldu
12. zâlike : işte bu, bu
13. fî el kitâbi : kitapta
14. mestûren : yazılmış, yazılı (satırlandırılmış) olarak

Ve mâ meneanâ en nursile bil âyâti illâ en kezzebe bihel evvelûn(evvelûne), ve âteynâ semûden nâkate mubsıraten fe zalemû bihâ, ve mâ nursilu bil âyâti illâ tahvîfâ(tahvîfen).


1. ve mâ menea-nâ : ve bizi engellemedi, bize mani olmadı
2. en nursile : bizim göndermemiz
3. bi el âyâti : âyetleri, delilleri, mucizeleri
4. illâ : ancak, sadece
5. en kezzebe : yalanlamak
6. bi-hâ : onu
7. el evvelûne : öncekiler, evvelkiler
8. ve âteynâ : ve biz verdik
9. semûden : Semud kavmine
10. en nâkate : dişi deve
11. mubsıraten : gösteren, gösterici olan
12. fe zalemû : fakat zulmettiler
13. ve mâ nursilu : ve göndermeyiz
14. tahvîfen : korkutucu olarak

Ve iz kulnâ leke inne rabbeke ehâta bin nâs(nâsi), ve mâ cealner ru’yâlletî ereynâke illâ fitneten lin nâsi veş şeceretel mel’ûnete fîl kur’ân(kur’âni), ve nuhavvifuhum fe mâ yezîduhum illâ tugyânen kebîrâ(kebîren).


1. ve iz kulnâ : ve biz dediğimiz zaman
2. leke : seni
3. inne : muhakkak
4. rabbe-ke : senin Rabbin
5. ehâta : kuşattı, kapsadı
6. bi en nâsi : insanlara
7. ve mâ cealnâ : ve biz kılmadık, yapmadık
8. er ru'yâlletî (er ru'yâ elletî) : rüya ki o
9. ereynâ-ke : sana gösterdik
10. illâ : ancak, sadece
11. fitneten : fitne, imtihan
12. li en nâsi : insanlar için, insanlara
13. ve eş şecerete : ve ağaç
14. el mel'ûnete : lânetlenmiş
15. fî el kur'âni : Kur'ân'da
16. ve nuhavvifu-hum : ve onları korkutuyoruz
17. fe mâ yezîdu-hum : artık onların arttırmıyor
18. tugyânen : azgınlık, şaşkınlık
19. kebîren : büyük, yaşlı

Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), kâle e escudu li men halakte tînâ(tînen).


1. ve iz kulnâ : ve biz dediğimiz zaman
2. lil melâiketiscudû : meleklere secde edin
3. li âdeme : Âdem'e
4. fe : o zaman, böylece
5. secedû : secde ettiler
6. illâ : ancak, sadece
7. iblîse : iblis (ümitsizliğe düşen, Allah'ın rah-
8. kâle : dedi
9. e escudu : ben secde mi edeyim
10. li men halakte : halkettiğin, yarattığın kimseye
11. tînen : tînden, çamurdan

Kâle e raeyteke hâzellezî kerremte aley(aleyye), le in ahharteni ilâ yevmil kıyâmeti le ahtenikenne zurriyyetehû illâ kalîlâ(kalîlen).


1. kâle : dedi
2. e :
3. raeyte-ke : senin görüşün
4. hâzâ : bu
5. ellezî : o ki, ki o
6. kerremte : sen yücelttin, kerim kıldın, üstün kıldın, şerefli kıldın
7. aleyye : bana
8. le in ahharte-ni : gerçekten eğer beni ertelersen
9. ilâ yevmil kıyâmeti : kıyâmet gününe kadar
10. le ahtenikenne : muhakkak ele geçireceğim, kumanda edeceğim, bana tâbî kılacağım
11. zurriyyete-hu : onun soyunu, zürriyetini
12. illâ : ancak, sadece
13. kalîlen : az

Kâlezheb fe men tebiake minhum fe inne cehenneme cezâukum cezâen mevfûrâ(mevfûren).


1. kâlezheb (kâle izheb) : "git" dedi
2. fe men : o zaman kim
3. tebia-ke : sana tâbî oldu, uydu
4. min-hum : onlardan
5. fe : o zaman, böylece
6. inne : muhakkak
7. cehenneme : cehennem
8. cezâu-kum : sizin cezanız
9. cezâen : ceza, karşılık, bedel olarak
10. mevfûren : eksiksiz, tam

Vestefziz menisteta’te minhum bi savtike ve eclib aleyhim bi haylike ve recilike ve şârikhum fîl emvâli vel evlâdi vaıdhum, ve mâ yaiduhumuş şeytânu illâ gurûrâ(gurûren).


1. vestefziz (ve istefsiz) : ve aldat, rahatsız et
2. men isteta'te : kime güç yetirirsen
3. min-hum : onlardan
4. bi savti-ke : sesinle
5. ve eclib : ve bağırarak sevket (yönlendir)
6. aleyhim : onlara, onların üzerine
7. bi hayli-ke : senin atlılarınla
8. ve recili-ke : ve senin yayaların
9. ve şârik-hum : ve onlara ortak ol
10. fî el emvâli : mallarda
11. ve el evlâdi : ve evlâtlarda, çocuklarda
12. vaid-hum, : onlara vaadet
13. ve mâ yaidu-hum : ve onlara vaadettiği şeyler
14. eş şeytânu : şeytan
15. illâ : ancak, sadece
16. gurûren : aldanma, aldatma

İnne ibâdî leyse leke aleyhim sultân(sultânûn), ve kefâ bi rabbike vekîlâ(vekîlen).


1. inne : muhakkak
2. ibâdî : benim kullarım
3. leyse : değil
4. leke : seni
5. aleyhim : onlara, onların üzerine
6. sultânûn : sultanlık, yaptırım gücü
7. ve kefâ bi : ve kâfidir
8. rabbi-ke : senin Rabbin
9. vekîlen : vekil olarak

Rabbukumullezî yuzcî lekumul fulke fîl bahri li tebtegû min fadlih(fadlihî), innehu kâne bi kum rahîmâ(rahîmen).


1. rabbu-kum : Rabbiniz
2. ellezî : o ki, ki o
3. yuzcî : sevkeder (yüzdürür)
4. lekum : sizin için, size
5. el fulke :
6. fî el bahri : denizde
7. li tebtegû : istemeniz için
8. min fadli-hi : onun fazlından
9. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
10. kâne : oldu
11. bi kum : size
12. rahîmen : Rahîm olan

Ve izâ messekumud durru fîl bahri dalle men ted’ûne illâ iyyâh(iyyâhu), fe lemmâ neccâkum ilel berri a’radtum, ve kânel insânu kefûrâ(kefûren).


1. ve izâ messe-kum : ve size dokunduğu zaman
2. ed durru : zarar, ziyan
3. fî el bahri : denizde
4. dalle : saptı
5. men ted'ûne : çağırdığınız, davet ettiğiniz, dua ettikleriniz
6. illâ iyyâ-hu : sadece o hariç, ondan başka
7. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
8. neccâ-kum : sizi kurtardık
9. ilâ el berri : karaya
10. a'radtum : yüz çevirdiniz
11. ve kâne : ve oldu
12. el insânu : insan
13. kefûren : küfür içinde, çok nankör

E fe emintum en yahsife bikum cânibel berri ev yursile aleykum hâsiben summe lâ tecidû lekum vekîlâ(vekîlen).


1. e fe emintum : bundan sonra emin mi oldunuz
2. en yahsife : bir yerin çöküp kaybolması
3. bi-kum : size, sizin için
4. cânibe : taraf
5. el berri : kara
6. ev : veya
7. yursile : gönderir
8. aleykum : size, sizi
9. hâsiben : taş yağdıran fırtına
10. summe : sonra
11. lâ tecidû : bulamazsınız
12. lekum vekîlen : sizin için bir vekil

Em emintum en yuîdekum fîhi târeten uhrâ fe yursile aleykum kâsıfen miner rîhı fe yugrikakum bimâ kefertum summe lâ tecidû lekum aleynâ bihî tebîâ(tebîan).


1. em emintum : emin mi oldunuz
2. en yuîde-kum : sizi döndürmesi
3. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
4. târeten : bir defa daha
5. uhrâ : diğer, başka
6. fe : o zaman, böylece
7. yursile : gönderir
8. aleykum : size, sizi
9. kâsıfen : kasıp kavuran, şiddetle deviren (kasırga)
10. min er rîhi : fırtınadan, bir fırtına (rüzgâr)
11. yugrika-kum : sizi (suda) boğar
12. bi-mâ kefertum : inkâr etmenizden dolayı
13. summe : sonra
14. lâ tecidû : bulamazsınız
15. lekum : sizin için, size
16. aleynâ : bize
17. bi-hi : onunla
18. tebîan : yardımcı olan, destek olan

Ve lekad kerremnâ benî âdeme ve hamelnâhum fîl berri vel bahri ve razaknâhum minet tayyibâti ve faddalnâhum alâ kesîrin mimmen halaknâ tafdîlâ(tafdîlen).


1. ve lekad : ve andolsun
2. kerremnâ : biz yücelttik, şereflendirdik, kerim kıldık
3. benî âdeme : Âdemoğlu
4. ve hamelnâ-hum : ve onları taşıdık
5. fî el berri : karada
6. ve el bahri : ve denizde
7. ve razaknâ-hum : ve onları rızıklandırdık
8. min et tayyibâti : temiz, helâl olanlardan
9. ve faddalnâ-hum : ve onları üstün kıldık
10. alâ : üzere, üzerinde, ... e
11. kesîrin : çok, hepsi
12. mimmen(min men) halaknâ : yarattıklarımızdan
13. tafdîlen : üstünlük bakımından, fazl bakımından

Yevme ned’û kulle unâsin bi imâmihim, fe men ûtiye kitâbehû bi yemînihî fe ulâike yakreûne kitâbehum ve lâ yuzlemûne fetîlâ(fetîlen).


1. yevme : o gün
2. ned'û : dua ettik, (yardıma) çağırdık
3. kulle : bütünüyle,hepsi, tamamen
4. unâsin : insanlar
5. bi imâmi-him : imamları ile
6. fe : o zaman, böylece
7. men : kimse, kişi
8. ûtiye : verildi
9. kitâbe-hu : onun kitabı (kendi kitabı)
10. bi yemîni-hi : onun sağında
11. fe ulâike : o zaman, böylece, bu sebeple işte onlar
12. yakreûne : okurlar
13. kitâbe-hum : onların kitapları
14. ve lâ yuzlemûne : ve zulmedilmez, zulüm olunmazlar
15. fetîlen : hurma çekirdeğinin ince lifi, kıl kadar, zerre kadar

Ve men kâne fî hâzihî a’mâ fe huve fîl âhıreti a’mâ ve edallu sebîlâ(sebîlen).


1. ve men : ve kim
2. kâne : oldu
3. fî hâzihî : burada
4. a'mâ : görmeyen, kör
5. fe huve : artık o
6. fî el âhıreti : ahirette
7. ve edallu : ve en çok sapanlar
8. sebîlen : yol, yol bulma

Ve in kâdû le yeftinûneke anillezî evhaynâ ileyke li tefteriye aleynâ gayreh(gayrehu) ve izen lettehazûke halîlâ(halîlen).


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. kâdû : neredeyse, az kalsın (oluyordu)
3. le yeftinûne-ke : gerçekten seni fitneye düşürüyorlar
4. anillezî (an ellezî) : ondan
5. evhaynâ : biz vahyettik
6. ileyke : sana
7. li tefteriye : iftira etmen, uydurman için
8. aleynâ : bize
9. gayre-hu : ondan başka
10. ve izen : ve o zaman, ...olunca, ...olsaydı
11. lettehazû-ke (le ittehazû-ke) : seni mutlaka edinirler
12. halîlen : dost

Ve lev lâ en sebbetnâke lekad kidte terkenu ileyhim şey’en kalîlâ(kalîlen).


1. ve lev lâ : ve eğer olmasaydı
2. en sebbetnâ-ke : biz seni sağlamlaştırmamız
3. lekad : andolsun ki
4. kidte : az kalsın, neredeyse
5. terkenu : meyledersin
6. ileyhim : onlara
7. şey'en : bir şey
8. kalîlen : az

İzen le ezaknâke di’fal hayâti ve di’fal memâti summe lâ tecidu leke aleynâ nasîrâ(nasîran).


1. izen : öyle olunca, aksi halde
2. le ezaknâ-ke : elbette sana tattırdık (tattırırdık)
3. di'fa el hayâti : hayatın zayıflığı (sıkıntısı)
4. ve di'fa el memâti (di'fa) : ve ölümün zayıflığı (sıkıntısı) (kat kat, iki kat), (zayıflık, güçsüzlük, sıkıntı)
5. summe : sonra
6. lâ tecidu : bulamayacaksın
7. leke : seni
8. aleynâ : bize
9. nasîran : yardımcı olarak

Ve in kâdû le yestefizzûneke minel ardı li yuhricûke minhâ ve izen lâ yelbesûne hilâfeke illâ kalîlâ(kalîlen).


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. kâdû : neredeyse, az kalsın (oluyordu)
3. le yestefizzûne-ke : seni tedirgin ediyorlar
4. min el ardı : arzdan, yerden
5. li yuhricû-ke : seni çıkarmak için
6. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
7. ve izen : ve o zaman, ...olunca, ...olsaydı
8. lâ yelbesûne : (orada) kalmazlar, kalamazlar
9. hilâfe-ke : senden sonra, senin arkandan
10. illâ : ancak, sadece
11. kalîlen : az

Sunnete men kad erselnâ kableke min rusulinâ ve lâ tecidu li sunnetinâ tahvîlâ(tahvîlen).


1. sunnete : sünnet (Allah'ın kanunu)
2. men : kimse, kişi
3. kad : oldu, olmuştu
4. erselnâ : biz gönderdik
5. kable-ke : senden önce
6. min rusuli-nâ : resûllerimizden
7. ve lâ tecidu : ve bulamazsın
8. li sunneti-nâ : sünnetimizde
9. tahvîlen : bir değişiklik

Ekımis salâte li dulûkiş şemsi ilâ gasakıl leyli ve kur’ânel fecr(fecri), inne kur’ânel fecri kâne meşhûdâ(meşhûden).


1. ekımı es salâte : namazı kıl, ikame et
2. li dulûki : dönmesi
3. eş şemsi : güneş
4. ilâ gasakı el leyli (gasaka) : gecenin kararmasına kadar (karardı)
5. ve kur'âne : ve Kur'ân-ı Kerim
6. el fecri : fecr vakti, günün ilk aydınlanmaya başladığı vakit
7. inne : muhakkak
8. kur'âne : Kur'ân-ı Kerim
9. kâne : oldu
10. meşhûden : şahitli olan, şahit olunan, müşahede edilen

Ve minel leyli fe tehecced bihî nâfileten lek(leke), asâ en yeb’aseke rabbuke makâmen mahmûdâ(mahmûden).


1. ve min el leyli : ve geceden, gecenin bir kısmında
2. fe tehecced : ve teheccüde kalk, teheccüd namazı kıl
3. bihî : ona
4. nâfileten : ilâve olarak
5. leke : seni
6. asâ : umulur ki
7. en yeb'ase-ke : seni gönderir
8. rabbu-ke : senin Rabbin
9. makâmen : makam
10. mahmûden : mahmut, hamdedilen, övülen

Ve kul rabbi edhılnî mudhale sıdkın ve ahricnî muhrece sıdkın vec’al lî min ledunke sultânen nasîrâ(nasîren).


1. ve kul : ve de, söyle
2. rabbi : Rab
3. edhıl-ni : beni dahil et
4. mudhale : giriş ile
5. sıdkın : iyi, güzel, hak, gerçek
6. ve ahric-ni : ve beni çıkar
7. muhrece : çıkış ile
8. vec'al (ve ic'al) : ve kıl, yap
9. : bana
10. min ledun-ke : senin katından
11. sultânen : sultân, delil
12. nasîren : yardım

Ve kul câel hakku ve zehekal bâtıl(bâtılu), innel bâtıle kâne zehûkâ(zehûkan).


1. ve kul : ve de, söyle
2. câe : geldi
3. el hakku : hak, gerçek
4. ve zeheka : ve yok oldu, zail oldu, ortadan kalktı
5. el bâtılu : bâtıl, boş olan, yanlış olan
6. inne : muhakkak
7. el bâtıle : bâtıl
8. kâne : oldu
9. zehûkan : yok olan, ortadan kalkan

Ve nunezzilu minel kur’âni mâ huve şifâun ve rahmetun lil mu’minîne ve lâ yezîduz zâlimîne illâ hasârâ(hasâran).


1. ve nunezzilu : ve indiriyoruz
2. min el kur'ani : Kur'ân'dan
3. : olmadı
4. huve : o
5. şifâun : bir şifa
6. ve rahmetun : ve bir rahmet
7. li el mu'minîne : mü'minler için, mü'minlere
8. ve lâ yezîdu : ve artırmaz
9. ez zâlimîne : zalimler
10. illâ : ancak, sadece
11. hasâran : ziyan, hüsran, derece kaybı

Ve izâ en’amnâ alel insâni a’rada ve neâbi cânibih(cânibihî), ve izâ messehuş şerru kâne yeûsâ(yeûsen).


1. ve izâ en'amnâ : ve ni'met verdiğimiz (ni'metlendirdiğimiz) zaman
2. alâ el insâni : insana
3. a'rada : yüz çevirdi
4. ve neâ : ve uzaklaştı
5. bi cânibi-hi : yanına (yan çizerek)
6. ve izâ : ve o zaman, olunca
7. messehu eş şerru : ona bir şerr dokundu
8. kâne : oldu
9. yeûsen : umutsuz, ümitsiz, yeis, üzüntü

Kul kullun ya’melu alâ şâkiletih(şâkiletihî), fe rabbukum a’lemu bi men huve ehdâ sebîlâ(sebîlen).


1. kul : de, söyle
2. kullun : hepsi
3. ya'melu : yapıyorlar
4. alâ : üzere, üzerinde, ... e
5. şâkileti-hi : onun (kendi) şekli, durumu, hüviyeti, karakteri
6. fe : o zaman, böylece
7. rabbu-kum : Rabbiniz
8. a'lemu : daha iyi bilir
9. bi men : kimseyi, kişiyi
10. huve : o
11. ehdâ : daha yakın
12. sebîlen : yol, yol bulma

Ve yes’elûneke anir rûh(rûhı), kulir rûhu min emri rabbî ve mâ ûtîtum minel ilmi illâ kalîlâ(kalîlen).


1. ve yes'elûne-ke : ve sana soruyorlar, sorarlar
2. anir rûhı (an er rûhi) : ruhtan
3. kulir rûhu (kul er rûhu) : de ki ruh
4. min emri rabbî : Rabbimin emrinden
5. ve mâ ûtîtum : ve size verilmedi
6. min el ilmi : (ilimden) bir ilim
7. illâ : ancak, sadece
8. kalîlen : az

Ve lein şi’nâ le nezhebenne billezî evhaynâ ileyke summe lâ tecidu leke bihî aleynâ vekîlâ(vekîlen).


1. ve le in : ve eğer gerçekten olursa
2. şi'nâ : biz diledik
3. le nezhebenne : mutlaka gideririz
4. bi ellezî : ona ki, ona
5. evhaynâ : biz vahyettik
6. ileyke : sana
7. summe : sonra
8. lâ tecidu : bulamayacaksın
9. leke : seni
10. bi-hi : onunla
11. aleynâ : bize
12. vekîlen : vekil olarak

İllâ rahmeten min rabbik(rabbike), inne fadlehu kâne aleyke kebîrâ(kebîren).


1. illâ : ancak, sadece
2. rahmeten : rahmet
3. min rabbi-ke : senin Rabb'inden
4. inne : muhakkak
5. fadle-hu : onun fazlını
6. kâne : oldu
7. aleyke : sana
8. kebîren : büyük, yaşlı

Kul leinictemeâtil insu vel cinnu alâ en ye’tû bi misli hâzel kur’âni lâ ye’tûne bi mislihî ve lev kâne ba’duhum li ba’dın zahîrâ(zahîran).


1. kul : de, söyle
2. le in ictemeâti (le in ictemeâti) : eğer toplansalar
3. el insu : insan
4. ve el cinnu : ve cin
5. alâ : üzere, üzerinde, ... e
6. en ye'tû : gelmek, gelmesi
7. bi misli : benzeri, gibi
8. hâzâ el kur'âni : bu Kur'ân
9. lâ ye'tûne : getiremezler
10. bi misli-hi : onun bir benzeri
11. ve lev kâne : ve şayet olsa bile
12. ba'du-hum : onların bazısı
13. li ba'dın : bir kısmına
14. zahîren : zahir, yardımcı, destek veren

Ve lekad sarrafnâ lin nâsi fî hâzel kur’âni min kulli meselin fe ebâ ekserun nâsi illâ kufûrâ(kufûran).


1. ve lekad : ve andolsun
2. sarrafnâ : anlattık, açıkladık
3. li en nâsi : insanlar için, insanlara
4. : içinde, vardır
5. hâzâ : bu
6. el kur'âni : Kur'ân
7. min kulli : hepsinden
8. meselin : misâl, mesele, durum
9. fe : o zaman, böylece
10. ebâ : çekindi, kaçındı, direndi
11. ekseru : daha çok, çoğu
12. en nâsi : insanlar
13. illâ : ancak, sadece
14. kufûran : inkâr ederek

Ve kâlû len nu’mine leke hattâ tefcure lenâ minel ardı yenbûâ(yenbûan).


1. ve kâlû : ve dediler
2. len nu'mine : biz asla inanmayız
3. leke : seni
4. hattâ : olana kadar, olmadıkça
5. tefcure : fışkırtırsın (yerden çıkarırsın)
6. lenâ : bizim
7. min el ardı : arzdan, yerden
8. yenbûan : pınar, menba, su kaynağı

Ev tekûne leke cennetun min nahîlin ve inebin fe tufeccirel enhâre hılâlehâ tefcîrâ(tefcîren).


1. ev : veya
2. tekûne : olursun
3. leke : seni
4. cennetun : bir bahçe
5. min nahîlin : hurmalıktan
6. ve inebin : ve üzüm bağ(lar)ı
7. fe tufeccire : böylece akıtırsın, fışkırtırsın
8. el enhâre : nehirler
9. hılâle-hâ : onun arasından
10. tefcîren : akan, fışkırarak akan

Ev tuskıtas semâe kemâ zeamte aleynâ kisefen ev te’tiye billâhi vel melâiketi kabîlâ(kabîlen).


1. ev : veya
2. tuskıta es semâe (sakata) : semayı düşürürsün (düştü)
3. kemâ : gibi
4. zeamte : söylediğin, zanda bulunduğun
5. aleynâ : bize
6. kisefen : parça parça
7. te'tiye : getirirsin
8. billâhi (bi allâhi) : Allah'a
9. vel melâiketi : ve melekleri
10. kabîlen : açıkça, karşımıza (mukabil)

Ev yekûne leke beytun min zuhrufin ev terkâ fîs semâ(semâi), ve len nu’mine li rukıyyike hattâ tunezzile aleynâ kitâben nakreuh(nakreuhu), kul subhâne rabbî hel kuntu illâ beşeren resûlâ(resûlen).


1. ev : veya
2. yekûne : olur, olsun
3. leke : seni
4. beytun : bir ev
5. min zuhrufin : altından
6. terkâ : çıkarsın, yükselirsin
7. fî es semâi : semaya
8. ve len nu'mine : ve asla inanmayız
9. li rukıyyi-ke : senin yükselişine, çıkışına
10. hattâ tunezzile : sen indirinceye kadar (indirmedikçe)
11. aleynâ : bize
12. kitâben : yazılı olan, yazı
13. nakreu-hu : onu okuruz
14. kul : de, söyle
15. subhâne : o sübhandır, bütün noksanlıklardan münezzehtir
16. rabbî : Rabbim
17. hel :
18. kuntu : oldum
19. illâ : ancak, sadece
20. beşeren : bir beşer
21. resûlen : bir resûl, elçi

Ve mâ menean nâse en yu’minû iz câe humul hudâ illâ en kâlû e beasallâhu beşeren resûlâ(resûlen).


1. ve mâ : ve şey
2. menea : men etti, engelledi
3. en nâse : insanlar
4. en yu'minû : inanmaları
5. iz câe : geldiği zaman
6. hum : onlar
7. el hudâ : hidayet
8. illâ : ancak, sadece
9. en kâlû : söylemeleri, demeleri
10. e :
11. bease : beas etti, hayata getirdi, gönderdi
12. allâhu : Allah
13. beşeren : bir beşer
14. resûlen : bir resûl, elçi, mürşid

Kul lev kâne fîl ardı melâiketun yemşûne mutmainnîne le nezzelnâ aleyhim mines semâi meleken resûlâ(resûlen).


1. kul : de, söyle
2. lev : eğer, ise
3. kâne : oldu
4. fî el ardı : yeryüzünde
5. melâiketun : melekler
6. yemşûne : yürürler
7. mutmainnîne : mutmain olanlar (olarak), yerleşip yaşayanlar
8. le nezzelnâ : elbette indirirdik
9. aleyhim : onlara, onların üzerine
10. min es semâi : semadan, gökyüzünden
11. meleken : bir melek
12. resûlen : bir resûl, elçi, mürşid

Kul kefâ billâhi şehîden beynî ve beynekum, innehu kâne bi ıbâdihî habîren basîrâ(basîren).


1. kul : de, söyle
2. kefâ : kâfi, yeterli
3. bi allâhi : Allah'a
4. şehîden : şahit
5. beynî : benim aram
6. ve beyne-kum : ve sizin aranızda
7. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
8. kâne : oldu
9. bi ıbâdi-hi : kulları için
10. habîren : haberdar olarak, haberdar olan
11. basîren : görerek, gören

Ve men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve men yudlil fe len tecide lehum evliyâe min dûnih(dûnihî), ve nahşuruhum yevmel kıyâmeti alâ vucûhihim umyen ve bukmen ve summâ(summen), me’vâhum cehennem(cehennemu), kullemâ habet zidnâhum saîrâ(saîren).


1. ve men : ve kim
2. yehdi allâhu : Allah hidayet eder
3. fe huve : artık o
4. el muhtedi : hidayete ermiştir
5. yudlil : dalâlette bırakır
6. fe len tecide : o zaman bulamazsın
7. lehum : onlarındır, onlar için vardır
8. evliyâe : dostlar
9. min dûni-hi : ondan başka
10. ve nahşuru-hum : ve onları haşrederiz, toplarız
11. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
12. alâ vucûhi-him : yüzleri üzerinde, yüzükoyun, yüzüstü
13. umyen : kör olarak
14. ve bukmen : ve dilsiz olarak
15. ve summen : ve sağır olarak
16. me'vâ-hum : onların varacakları, barınacakları yer
17. cehennemu : cehennem
18. kullemâ : her zaman, her defa
19. habet : sönmeye yüz tuttu
20. zidnâ-hum : onlara arttırdık
21. saîren : alevli ateş

Zâlike cezâuhum bi ennehum keferû bi âyâtinâ ve kâlû e izâ kunnâ izâmen ve rufâten e innâ le meb’ûsûne halkan cedîdâ(cedîden).


1. zâlike : işte bu, bu
2. cezâu-hum : onların cezası
3. bi enne-hum : onların ..... olması sebebi ile
4. keferû : inkâr ettiler
5. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
6. ve kâlû : ve dediler
7. e izâ kunnâ : biz olduğumuz zaman mı
8. izâmen : kemik
9. ve rufâten : ve kırıntı, ufalanmış toprak
10. e innâ : gerçekten biz mi
11. le meb'ûsûne : mutlaka beas edilenler (yeniden diriltilenler)
12. halkan : yaratılış
13. cedîden : yeni, yeniden

E ve lem yerev ennallâhellezî halakas semâvâti vel arda kâdirun alâ en yahluka mislehum ve ceale lehum ecelen lâ reybe fîh(fîhi), fe ebâz zalimûne illâ kufûrâ(kufûren).


1. e ve lem yerev : görmüyorlar mı
2. ennallâhellezî : o Allah ki, onun olduğunu
3. halaka es semâvâti : semaları yarattı
4. ve el arda : ve arz, yeryüzü
5. kâdirun : kaadir olan, kudret sahibi
6. alâ : üzere, üzerinde, ... e
7. en yahluka : yaratmak
8. misle-hum : onların benzerini, bir mislini daha
9. ve ceale : ve kıldı, yaptı, var etti
10. lehum : onlarındır, onlar için vardır
11. ecelen : bir ecel, zaman dilimi, vade
12. lâ reybe : şüphe yoktur
13. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
14. fe ebâ : buna rağmen direttiler, dayattılar
15. ez zalimûne : zulmedenler
16. illâ : ancak, sadece
17. kufûren : inkâr ederek

Kul lev entum temlikûne hazâine rahmeti rabbî izen le emsektum haşyetel infâk(infâkı), ve kânel insânu katûrâ(katûren).


1. kul : de, söyle
2. lev : eğer, ise
3. entum : sizi
4. temlikûne : siz maliksiniz, sahipsiniz
5. hazâine : hazineler
6. rahmeti : rahmet
7. rabbî : Rabbim
8. izen : öyle olunca, aksi halde
9. le emsektum : mutlaka siz tuttunuz (tutardınız)
10. haşyete el infâkı : infâk (harcama, tükenme) korkusu
11. ve kâne : ve oldu
12. el insânu : insan
13. katûren (katere) : çok cimri (fazla sıktı, daralttı)

Ve lekad âteynâ musa tis’a âyâtin beyyinâtin fes’el benî isrâîle iz câehum fe kâle lehu fir’avnu innî le ezunnuke yâ musa meshûrâ(meshûren).


1. ve lekad : ve andolsun
2. âteynâ : biz verdik
3. mûsâ : Musa
4. tis'a : dokuz
5. âyâtin : âyetler
6. beyyinâtin : beyan edilenler, beyyineler, deliller
7. fes'el (fe es'el) : o zaman artık sor
8. benî isrâîle : İsrailoğulları
9. iz câe-hum : onlara geldiği zaman
10. fe : o zaman, böylece
11. kâle : dedi
12. lehu : ona ait, onun
13. fir'avnu : firavun
14. in-nî : muhakkak ki ben
15. le ezunnu-ke : kesin bir şekilde senin olduğunu zannediyorum (kesinlikle inanıyorum)
16. yâ mûsâ : ey Musa
17. meshûren : büyülenmiş, sihir yapılmış

Kâle lekad alimte mâ enzele hâulâi illâ rabbus semâvâti vel ardı basâir(basâire), ve innî le ezunnuke yâ fir’avnu mesbûrâ(mesbûran).


1. kâle : dedi
2. lekad : andolsun ki
3. alimte : sen bildin, senin bildiğin (gibi)
4. mâ enzele : indirdiği şey, indirdiğine
5. hâulâi : bunlar
6. illâ : ancak, sadece
7. rabbu : Rab
8. es semâvâti : semalar, gökler
9. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
10. basâire : basiretle (ibretle) görülen, görünür bir şekilde, görülmek üzere
11. ve innî : ve muhakkak ki ben
12. le ezunnu-ke : kesin bir şekilde senin olduğunu zannediyorum (kesinlikle inanıyorum)
13. yâ fir'avnu : ey firavun
14. mesbûren : yıkılmış, helâk olmuş

Fe erâde en yestefizzehum minel ardı fe agraknâhu ve men meahu cemîâ(cemîan).


1. fe : o zaman, böylece
2. erâde : diledi
3. en yestefizze-hum : onları tedirgin etmek (yerinden oynatmak, çıkarmak)
4. min el ardı : arzdan, yerden
5. agraknâ-hu : biz onu boğduk
6. ve men mea-hu : ve onunla beraber olan kimseler, beraberindekiler
7. cemîan : hepsi

Ve kulnâ min ba’dihî li benî isrâîleskunûl arda fe izâ câe va’dul âhıreti ci’nâ bikum lefîfâ(lefîfen).


1. ve kulnâ : ve biz dedik
2. min ba'di-hî : ondan sonra
3. li benî isrâîle : İsrailoğulları için
4. uskunû el arda : yeryüzünde (orada) yerleşin, iskân olun
5. fe : o zaman, böylece
6. izâ câe : geldiği zaman
7. va'dul âhıreti : ahiret vaadi, ahiret zamanı
8. ci'nâ bi : getireceğiz, derleyip toplayacağız
9. kum : siz, sizi
10. lefîfen : beraber, birarada (biraraya)

Ve bil hakkı enzelnâhu ve bil hakkı nezel(nezele), ve mâ erselnâke illâ mubeşşiren ve nezîrâ(nezîren).


1. ve bi el hakkı : ve hakkı
2. enzelnâ-hu : onu indirdik
3. nezele : indi
4. ve mâ erselnâ-ke : ve biz seni göndermedik
5. illâ : ancak, sadece
6. mubeşşiren : müjdeleyici
7. ve nezîren : ve uyarıcı olarak

Ve kur’ânen faraknâhu li takreehu alen nâsi alâ muksin ve nezzelnâhu tenzîlâ(tenzîlen).


1. ve kur'ânen : ve Kur'ân-ı Kerim
2. faraknâ-hu : onu kısımlara ayırdık
3. li takree-hu : onu okuman için
4. alen nâsi (alâ en nâsi) : insanlara
5. alâ muksin : uzun sürede
6. ve nezzelnâ-hu : ve onu indirdik
7. tenzîlen : bir indirme ile, indiriş ile, tenzil ederek

Kul âminû bihî ev lâ tu’minû, innellezîne ûtul ilme min kablihî izâ yutlâ aleyhim yahırrûne lil ezkâni succedâ(succeden). (SECDE ÂYETİ)


1. kul : de, söyle
2. âminû : îmân ediniz, âmenû olunuz
3. bi-hi : onunla
4. ev : veya
5. lâ tu'minû : inanmayın
6. inne ellezîne : muhakkak ki, hiç şüphesiz onlar
7. ûtu : verildi
8. el ilme : ilim
9. min kabli-hi : ondan önce
10. izâ yutlâ : okunduğu zaman
11. aleyhim : onlara, onların üzerine
12. yahırrûne : kapanırlar
13. li el ezkâni : çenelerine (çeneleri üstüne)
14. succeden : secde ederek

Ve yekûlûne subhâne rabbinâ in kâne va’du rabbinâ le mef’ûlâ(mef’ûlen).


1. ve yekûlûne : ve diyorlar
2. subhâne : o sübhandır, bütün noksanlıklardan münezzehtir
3. rabbi-nâ : Rabbimiz
4. in kâne : eğer, olursa
5. va'du : vade, zaman
6. le mef'ûlen : mutlaka, elbette yapılmıştır, ifa edilmiştir

Ve yahırrûne lil ezkâni yebkûne ve yezîduhum huşûâ(huşûan).


1. ve yahırrûne : ve kapanıyorlar, kapanırlar
2. li el ezkâni : çenelerine (çeneleri üstüne)
3. yebkûne : ağlıyorlar
4. ve yezîdu-hum : ve onlara ziyade yapar, arttırır, daha çok verir
5. huşûan : huşû

Kulid’ullâhe evid’ur rahmân(rahmâne), eyyen mâ ted’û fe lehul esmâul husnâ, ve lâ techer bi salâtike ve lâ tuhâfit bihâ vebtegı beyne zâlike sebîlâ(sebîlen).


1. kulid'ullâhe (kul ud'u allâhe) : de ki Allah (diye) çağır
2. evid'u (ev ud'û) : veya çağır
3. er rahmâne : rahmân
4. eyye : hangisi
5. mâ ted'û : çağırdığınız şey (isim)
6. fe : o zaman, böylece
7. lehu : ona ait, onun
8. el esmâu el husnâ : en güzel isimler
9. ve lâ techer : ve çok yükseltme, çok belli etme
10. bi salâtike : namazında
11. ve lâ tuhâfit : ve gizleme
12. bi-hâ : onu
13. vebtegı (ve ibtegi) : ve ibtiga et, iste
14. beyne : arasında
15. zâlike : işte bu, bu
16. sebîlen : yol, yol bulma

Ve kulil hamdu lillâhillezî lem yettehız veleden ve lem yekun lehu şerîkun fîl mulki ve lem yekun lehu veliyyun minez zulli ve kebbirhu tekbîrâ(tekbîren).


1. ve kulil hamdu : ve hamd ile de
2. lillâhillezî (li allâhi ellezî) : Allah'a ki o
3. lem yettehız : edinmedi, edinmez
4. veleden : çocuk
5. ve lem yekun : ve olmamıştır, olmaz
6. lehu : ona ait, onun
7. şerîkun : bir ortak
8. fî el mulki : mülkte
9. veliyyun : bir dost
10. min ez zulli : zilletten
11. ve kebbir-hu : ve onu tekbir et, onu büyült, yücelt
12. tekbîren : tekbir ile, (onun) büyüklüğünü ifade ederek, üstün kılarak