Kaf ve Kur'an-i mecîd hakkı için

Doğrusu şaştılar da kendilerine içlerinden korkutucu bir Peygamber geldiğine dediler ki kâfirler bu acîb bir şey

Öldüğümüz ve bir toprak olduğumuz vakıt ha? Bu baıyd bir irca'

fakat Arz onlardan neyi eksiltir bize ma'lûmdur ve nezdimizde hıfzedici bir kitab vardır

Doğrusu hak kendilerine geldiği zaman tekzib ettiler de şimdi karma karışık bir ıztırab içindeler

Artık üstlerindeki Semâya bir baksalar a, biz onu nasıl bina etmişiz ve ziynetlemişiz hiçbir gediği yok.

Arza da: bir imtidad vermişiz ve ağır baskılar oturtmuşuz ve her çeşidden çiftler bitirmişiz ki temaşasına doyulmaz

Gözler gönüller açar, yaradanın kudretini ıhtar eder, dersler verir birer nişane-i basîret ve nümune-i ıbret olmak üzere, hakka yüz tutan her kul için

Bir de Semadan mübarek bir su indirip de onunla bağlar bağçeler bitirmekteyiz ve biçilecek taneler

Ve Semaya ser çeken hurma ağaçları ki sıvama dizilmiş bir tal'ı vardır

Kullara rızk için ve onunla ölü bir beldeye hayat vermekteyiz, işte o huruc da böyledir.

Tekzib etti onlardan evvel Nuhun kavmı ve Ashabı Ress ve Semûd

Ve Âd ve Firavn ve ıhvanı Lût ve ashabı

Eyke ve tübbe'in kavmı, her biri gönderilen Peygamberleri tekzib etti de hakk oldu veîd

Ya artık birinci yaradış ile yoruluverdik mi? Doğrusu onlar, yeni bir yaradılıştan iltibastalar

Hem şanıma kasem ederim ki hakıkat insanı biz yarattık ve biliriz; nefsi onu ne ile vesveselendirir ve biz ona «habl-i verîd»den daha yakınızdır.

İki zabıt memuru zabıt tutarlarken, biri sağdan oturmuş biri soldan.

Her ne söz atarsa mutlak yanında hâzır bir gözcü vardır

Ve ölüm sekeratı hakk ile geldikte işte diye: o senin kaçıp durduğun

Ve Sur üfürüldükte: ki işte o veîd günüdür

Ve her nefis gelmiştir, beraberinde bir sevk me'muru ve bir şâhid vardır

Celâlim hakkı için (denir) sen bundan bir gaflette idin. Şimdi senden perdeni açtık, artık bu gün gözün keskindir,

Ve karîni demiştir: İşte bu yanımdaki hâzır.

(Buyurulur:) Atın atın Cehenneme her nankör anud,

hayra engel, haşarı işkilci kâfiri

Ki Allahın yanında başka ilâh tutmuştur, haydin ikiniz bir atın onu o şiddetli azâb içine

Arkadaşı der: Ya rabbenâ onu ben azdırmadım velâkin kendisi uzak bir dalâl içinde idi.

Buyurur ki: Huzurumda çekişmeyin, ben size önceden veîd göndermiş iken

Benim ındimde söz değiştirilmez ve ben kullara zulümkâr değilim

O gün ki Cehenneme doldun mu? diyeceğiz. O, daha ziyade var mı? diyecek.

Cennet de müttekılere uzak olmıyarak yaklaştırılmış bulunacak

İşte bu, diye: o sizin va'd olunduğunuz. Her bir tevbekâr, vazifesine riayetkâr olan.

Gaybde rahmana haşyet duyan ve inâbeli bir kalb ile gelen kimselere

Girin ona bir selâm ile, bu işte o hulûd günü

Orada onlara ne dilerlerse var, bizim nezdimizde ise ziyade var

Hem önlerinde nice karn helâk ettik, onlar tutumca onlardan daha çetin idiler, beldelerde delik aradılar. Var mı bir kaçamak?

Şübhesiz ki bu söylenende kalbi olan yâhud şuhud halinde kulak tutan kimse için uyandıracak bir ıhtar vardır

Şanım hakkı için biz o Gökleri ve Yeri ve aralarındakileri altı günde halk ettik, bize bir yorgunluk da dokunmadı.

O halde onların lâflarına karşı sabret de rabbına hamd ile tesbih eyle güneş doğmadan evvel ve batmadan evvel

Geceden de tesbih et ona hem de secde arkalarında

Ve dinle o münadînin bağıracağı günü yakın bir yerden

Hakka çağıran o sayhayı işidecekleri gün, işte o, huruc günüdür

Şübhesiz ki biz biziz, hem diriltiriz, hem öldürürüz ve dönüş bizedir.

O gün ki Arz onlardan ayrılır sür'atle koşarlar, o, bir haşirdir ki ancak bize kolaydır

Biz pek a'lâ biliyoruz ki ne diyorlar, maamafih sen onlara karşı bir cebbar değilsin, şimdi sen benim veîdlerimden korkacaklara bu Kur'an ile öğüd ver