Kâf vel kur’ânil mecîd(mecîdi).


1. kâf : Kaf, mukattaa harfi (şifre özelliği olan harf)
2. ve : ve
3. el kur'ân : Kur'ân
4. el mecîdi : şerefli, üstün

Bel acibû en câehum munzirun minhum fe kâlel kâfirûne hâzâ şey’un acîbun.


1. bel : hayır, bilâkis
2. acibû : şaşırdılar
3. en câe-hum : onlara gelmesi
4. munzirun : uyarıcı, uyaran
5. min-hum : onlardan
6. fe : o zaman, böylece
7. kâle : dedi
8. el kâfirûne : kâfir olanlar, kâfirler
9. hâzâ : bu
10. şey'un : bir şey
11. acîbun : şaşırtıcı, acayip

E izâ mitnâ ve kunnâ turâbâ(turâben), zâlike rec’un baîdun.


1. e izâ : olduğu zaman mı
2. mitnâ : biz öldük
3. ve kunnâ : ve biz olduk
4. turâben : toprak
5. zâlike : işte bu, bu
6. rec'un : dönüş
7. baîdun : uzak

Kad alimnâ mâ tenkusul ardu minhum, ve indenâ kitâbun hafîzun.


1. kad : oldu, olmuştu
2. alimnâ : bildik
3. mâ tenkusu : ne eksilttiğini (cesetleri çürütüp eksilttiğini)
4. el ardu : arz, yeryüzü, toprak
5. min-hum : onlardan
6. ve inde-nâ : ve katımızda
7. kitâbun : bir kitap
8. hafîzun : hafizdir, en iyi koruyandır, muhafaza edendir

Bel kezzebû bil hakkı lemmâ câehum fe hum fî emrin merîcin.


1. bel : hayır, bilâkis
2. kezzebû : tekzip ettiler, yalanladılar
3. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
4. lemmâ : olduğu zaman
5. câe-hum : onlara geldi
6. fe : o zaman, böylece
7. hum : onlar
8. fî emrin : iş içinde
9. merîcin : karışık

E fe lem yanzurû iles semâi fevkahum keyfe beneynâhâ ve zeyyennâhâ ve mâ lehâ min furûcin.


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. lem yanzurû : bakmıyorlar
4. ilâ es semâi : semaya
5. fevka-hum : onların üstünde (onlardan üstün)
6. keyfe : nasıl
7. beneynâ-hâ : onu bina ettik
8. ve zeyyennâ-hâ : ve onu süsledik
9. ve mâ lehâ : ve onun yoktur
10. min furûcin : bir çatlak

Vel arda medednâhâ ve elkaynâ fîhâ revâsiye ve enbetnâ fîhâ min kulli zevcin behîcin.


1. ve el arda : ve arz, yeryüzü
2. medednâ-hâ : biz onu uzattık (yaydık)
3. ve elkaynâ : ve ilka ettik, ulaştırdık
4. fî-hâ : orada
5. revâsiye : dağlar
6. ve enbetnâ : ve biz nebat (bitkiler) yetiştirdik
7. min kulli : hepsinden
8. zevcin : eş, zevce
9. behîcin : güzel

Tebsıraten ve zikrâ li kulli abdin munîbin.


1. tebsıraten : basiret, hikmetle bakan kalp gözü
2. ve zikrâ : ve zikir
3. li kulli abdin : bütün kullar için
4. munîbin : yönelen

Ve nezzelnâ mines semâi mâen mubâreken fe enbetnâ bihî cennâtin ve habbel hasîdi.


1. ve nezzelnâ : ve biz indirdik
2. min es semâi : semadan, gökyüzünden
3. mâen : su
4. mubâreken : mübarek
5. fe enbetnâ : böylece bitirdik, yetiştirdik
6. bi-hî : onunla
7. cennâtin : cennetler
8. ve habbe : ve tane, hububat
9. el hasîdi : hasat edilen, biçilen nebat

Ven nahle bâsikâtin lehâ tal’un nadîdun.


1. ve en nahle : ve hurma
2. bâsikâtin : yüksek, uzun
3. lehâ : onda, onun
4. tal'un : tomurcuk
5. nadîdun : üst üste yığılmış, dizilmiş, kümelenmiş

Rızkan lil ibâdi ve ahyeynâ bihî beldeten meytâ(meyten), kezâlikel hurûcu.


1. rızkan : rızık
2. li el ibâdi : kullar için
3. ve ahyeynâ : ve dirilttik
4. bi-hî : onunla
5. beldeten : belde
6. meyten : ölü
7. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
8. el hurûcu : çıkış

Kezzebet kablehum kavmu nûhın ve ashâbur ressi ve semûdu.


1. kezzebet : yalanladı
2. kable-hum : onlardan önce
3. kavmu nûhın : Nuh kavmi
4. ve ashâbu : ve halkı
5. er ressi : Ress
6. ve semûdu : ve Semud

Ve âdun ve fir’avnu ve ihvânu lûtın.


1. ve âdun : ve Adn (kavmi)
2. ve fir'avnu : ve firavun
3. ve ihvânu : ve kardeşler
4. lûtın : Lut

Ve ashâbul eyketi ve kavmu tubbain, kullun kezzeber rusule fe hakka vaîdi.


1. ve ashâbu el eyketi : ve Eyke halkı
2. ve kavmu : ve kavmi
3. tubbain : Tubba (kavmi)
4. kullun : hepsi
5. kezzebe : yalanladı
6. er rusule : resûller
7. fe : o zaman, böylece
8. hakka : hak, gerçek, bihakkın, tam gerektiği gibi
9. vaîdi : tehdidimden, vaadimden

E fe ayînâ bil halkıl evvel(evveli), bel hum fî lebsin min halkın cedîd(cedîdin).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. ayînâ : biz aciz olduk
4. bi el halkı : yaratılışta
5. el evveli : ilk
6. bel : hayır, bilâkis
7. hum : onlar
8. fî lebsin : kuşku içinde
9. min halkın : yaratılıştan
10. cedîdin : yeni, yeniden

Ve lekad halaknel insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh(nefsuhu), ve nahnu akrebu ileyhi min hablil verîdi.


1. ve lekad : ve andolsun
2. halaknâ : biz yarattık
3. el insâne : insana
4. ve na'lemu : ve biz biliriz
5. : olmadı
6. tuvesvisu : vesveseler verir
7. bi-hi : onunla
8. nefsu-hu : onun nefsi
9. ve nahnu : ve biz
10. akrebu : daha yakın, daha çabuk, daha hızlı
11. ileyhi : ona
12. min habli : damardan
13. el verîdi : can damarı, şahdamarı

İz yetelakkâl mutelakkîyâni anil yemîni ve aniş şimâli kaîdun.


1. iz : olmuştu, olduğu zaman
2. yetelakkâ : ikisi telâkki eder, kaydeder, tespit eder
3. el mutelakkîyâni : iki telâkki edici, iki yazıcı, iki tespit edici
4. an el yemîni : sağdan
5. ve an eş şimâli : ve solundan
6. kaîdun : oturan

Mâ yelfızu min kavlin illâ ledeyhi rakîbun atîdun.


1. mâ yelfızu : söylenmez
2. min kavlin : bir söz
3. illâ : ancak, sadece
4. ledeyhi : onun yanında
5. rakîbun : bekleyen, gözleyen
6. atîdun : hazır bulunan

Ve câet sekretul mevti bil hakk(hakkı), zâlike mâ kunte minhu tehîdu.


1. ve câet : ve geldi
2. sekretu : sarhoşluk
3. el mevti : ölüm
4. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
5. zâlike : işte bu, bu
6. mâ kunte : sen değildin
7. min-hu : ondan
8. tehîdu : kaçıyorsun

Ve nufiha fîs sûr(sûri), zâlike yevmul vaîdi.


1. ve nufiha : ve üfürüldü
2. fî es sûri : sur'a
3. zâlike : işte bu, bu
4. yevmu : gün
5. el vaîdi : tehdit, ikaz

Ve câet kullu nefsin meahâ sâikun ve şehîdun.


1. ve câet : ve geldi
2. kullu nefsin : her nefs, herkes
3. mea-hâ : onunla beraber
4. sâikun : sevkeden
5. ve şehîdun : ve şahit

Lekad kunte fî gafletin min hâzâ fe keşefnâ anke gıtâeke fe besarukel yevme hadîdun.


1. lekad : andolsun ki
2. kunte : sen oldun
3. fî gafletin : gaflet içinde
4. min hâzâ : bundan
5. fe : o zaman, böylece
6. keşef-nâ : giderdik, kaldırdık
7. an-ke : senden
8. gıtâe-ke : senin perden
9. fe besaru-ke : artık senin görüşün
10. el yevme : bugün
11. hadîdun : keskindir

Ve kâle karînuhu hâzâ mâ ledeyye atîd(atîdun).


1. ve kâle : ve dedi
2. karînu-hu : onun yakını, yakınında olan
3. hâzâ : bu
4. mâ ledeyye : yanımda olan şey
5. atîdun : hazır bulunan

Elkıyâ fî cehenneme kulle keffârin anîdin.


1. elkıyâ : atın
2. fî cehenneme : cehennemde
3. kulle : bütünüyle,hepsi, tamamen
4. keffârin : kâfirler
5. anîdin : inatçı, bile bile haktan yüz çeviren, muhalefet eden, azgın

Mennâın lil hayri mu’tedin murîbin.


1. mennâın : engel olan
2. li el hayri : hayra
3. mu'tedin : hakka tecavüz eden, haddi aşan
4. murîbin : şüphe veren, şüphe edilen

Ellezî ceale meallâhi ilâhen âhara fe elkıyâhu fîl azâbiş şedîdi.


1. ellezî : o ki, ki o
2. ceale : kıldı, yaptı
3. mea allâhi : Allah ile beraber
4. ilâhen : bir ilâh
5. âhara : başka, diğer
6. fe : o zaman, böylece
7. elkıyâ-hu : onu atın
8. fî el azâbi : azabın içinde, azapta
9. eş şedîdi : şiddetli

Kâle karînuhu rabbenâ mâ etgaytuhu ve lâkin kâne fî dalâlin baîdin.


1. kâle : dedi
2. karînu-hu : onun yakını, yakınında olan
3. rabbe-nâ : Rabbimiz
4. mâ etgaytu-hu : onu ben azdırmadım
5. ve lâkin : ve lâkin, fakat
6. kâne : oldu
7. fî dalâlin : dalâlette
8. baîdin : uzak

Kâle lâ tahtesımû ledeyye ve kad kaddemtu ileykum bil vaîdi.


1. kâle : dedi
2. lâ tahtesımû : çekişmeyin, kavga etmeyin
3. ledeyye : benim yanımda, benim katımda, huzurumda
4. ve kad kaddemtu : ve önceden takdim etmiştim, bildirmiştim
5. ileykum : size
6. bi el vaîdi : vaadimi

Mâ yubeddelul kavlu ledeyye ve mâ ene bi zallâmin lil abîd(abîdi).


1. mâ yubeddelu : değiştirilmez
2. el kavlu : söz
3. ledeyye : benim yanımda, benim katımda, huzurumda
4. ve mâ ene : ve ben olmam
5. bi zallâmin : zalim, zulmedici
6. li el abîdi : kullar için, kullara

Yevme nekûlu li cehenneme helimtele’ti ve tekûlu hel min mezîdin.


1. yevme : o gün
2. nekûlu : diyeceğiz
3. li cehenneme : cehennemi
4. hel imtele'ti : doldun mu
5. ve tekûlu : ve der
6. hel :
7. min mezîdin : daha fazlası

Ve uzlifetil cennetu lil muttekîne gayra baîdin.


1. ve uzlifet : ve yaklaştırıldı
2. el cennetu : cennet
3. li el muttekîne : takva sahipleri için
4. gayre : başka
5. baîdin : uzak

Hâzâ mâ tûadûne li kulli evvâbin hafîz(hafîzin).


1. hâzâ : bu
2. mâ tûadûne : size vaadolunan şey
3. li kulli : hepsi için, herbiri için vardır
4. evvâbin : ruhu Allah'a ulaşarak sığınmış
5. hafîzin : hafîz olanlar (üzerine devrin imamının ruhu ulaşmış olanlar)

Men haşiyer rahmâne bil gaybi ve câe bi kalbin munîbin.


1. men : kimse, kişi
2. haşiye : huşû duydu
3. er rahmâne : rahmân
4. bi el gaybi : gayb ile, gıyabında, gaybda
5. ve câe : ve geldi
6. bi kalbin : kalp ile
7. munîbin : yönelen

Udhulûhâ bi selâm(selâmin), zâlike yevmul hulûd(hulûdi).


1. udhulû-hâ : oraya girin
2. bi selâmin : selâmetle
3. zâlike : işte bu, bu
4. yevmu : gün
5. el hulûdi : ebedîlik

Lehum mâ yeşâûne fîhâ ve ledeynâ mezîdun.


1. lehum : onlarındır, onlar için vardır
2. mâ yeşâûne : onların diledikleri şeyler
3. fî-hâ : orada
4. ve ledeynâ : ve katımızda, yanımızda, nezdimizde
5. mezîdun : daha fazlası

Ve kem ehleknâ kablehum min karnin hum eşeddu minhum batşen fe nakkabû fîl bilâd(bilâdi), hel min mahîsin.


1. ve kem : ve kaç, kaç tane, nice
2. ehlek-nâ : helâk ettik
3. kable-hum : onlardan önce
4. min karnin : nesillerden
5. hum : onlar
6. eşeddu : daha şiddetli
7. min-hum : onlardan
8. batşen : şiddetle yakalayarak, intikam alarak
9. fe : o zaman, böylece
10. nakkabû : yer araştırdılar, yer aradılar
11. fî el bilâdi : beldeler arasında
12. hel :
13. min mahîsin : kaçacak, kurtulacak bir yer

İnne fî zâlike le zikrâ li men kâne lehu kalbun ev elkâs sem’a ve huve şehîdun.


1. inne : muhakkak
2. fî zâlike : bunda
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. zikrâ : zikir, hatırlatma
5. li men : kimse(ler) için
6. kâne : oldu
7. lehu : ona ait, onun
8. kalbun : kalp
9. ev : veya
10. elkâ : ilka etti, ulaştırdı
11. es sem'a : işitme (duyusu)
12. ve huve : ve o
13. şehîdun : şâhid

Ve lekad halaknes semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ fî sitteti eyyâmin ve mâ messenâ min lugûb(lugûbin).


1. ve lekad : ve andolsun
2. halaknâ : biz yarattık
3. es semâvâti : semalar, gökler
4. ve el arda : ve arz, yeryüzü
5. ve mâ : ve şey
6. beyne-humâ : onların ikisinin arası
7. : içinde, vardır
8. sitteti : altı (6)
9. eyyâmin : günler
10. ve mâ messe-nâ : ve bize dokunmadı
11. min lugûbin : bir yorgunluk

Fasbir alâ mâ yekûlûne ve sebbih bi hamdi rabbike kable tulûış şemsi ve kablel gurûb(gurûbi).


1. fasbir (fe ısbir) : artık sabret
2. alâ : üzere, üzerinde, ... e
3. mâ yekûlûne : onların söyledikleri şey(ler)
4. ve sebbih : ve tesbih et
5. bi hamdi : hamd ile
6. rabbi-ke : senin Rabbin
7. kable : önce
8. tulûı : tulu etme, (güneşin) doğuşu
9. eş şemsi : güneş
10. ve kable : ve önce
11. el gurûbi : gurub, (güneşin) batışı

Ve minel leyli fe sebbihhu ve edbâres sucûdi.


1. ve min el leyli : ve geceden, gecenin bir kısmında
2. fe sebbih-hu : artık onu tesbih et
3. ve edbâre : ve arkasından
4. es sucûdi : secde edenler

Vestemi’ yevme yunâdil munâdi min mekânin karîb(karîbin).


1. vestemi' (ve istemi') : ve kulak ver
2. yevme : o gün
3. yunâdi : nida etti, seslendi
4. el munâdi : münadi, seslenen, çağıran
5. min mekânin : bir mekândan, bir yerden
6. karîbin : yakın

Yevme yesmeûnes sayhate bil hakk(hakkı), zâlike yevmul hurûci.


1. yevme : o gün
2. yesmeûne : işitirler
3. es sayhate : sayha, büyük ses dalgası, çığlık
4. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
5. zâlike : işte bu, bu
6. yevm el hurûci : çıkış günü

İnnâ nahnu nuhyî ve numîtu ve ileynel masîru.


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. nahnu : biz
3. nuhyî : hayat veririz, yaşatırız
4. ve numîtu : ve öldürürüz
5. ve ileynâ : ve bize
6. el masîru : varış yeri

Yevme teşakkakul ardu anhum sirââ(sirâan), zâlike haşrun aleynâ yesîrun.


1. yevme : o gün
2. teşakkaku : parçalanır, yarılır
3. el ardu : arz, yeryüzü, toprak
4. an-hum : onlardan
5. sirâan : hızla (süratle) ayrılır
6. zâlike : işte bu, bu
7. haşrun : haşır, toplama
8. aleynâ : bize
9. yesîrun : azdır (kolaydır)

Nahnu a’lemu bi mâ yekûlûne ve mâ ente aleyhim bi cebbârin fe zekkir bil kur’âni men yehâfu vaîdi.


1. nahnu : biz
2. a'lemu : daha iyi bilir
3. bi mâ yekûlûne : ne(ler) söylediklerini
4. ve mâ ente : ve sen değilsin
5. aleyhim : onlara, onların üzerine
6. bi cebbârin : cebbar (zorlayıcı), bir zorba
7. fe : o zaman, böylece
8. zekkir : zikret, hatırlat, uyar
9. bi el kur'âni : Kur'ân'a, Kur'ân için
10. men yehâfu : korkanlara
11. vaîdi : tehdidimden, vaadimden