Nûn vel kalemi ve mâ yesturûn(yesturûne).


1. nûn : mukattaa harflerindendir, ilâhi şifredir
2. ve : ve
3. el kalemi : ve kaleme
4. ve mâ : ve şey
5. yesturûne : satır satır yazıyorlar, satırlar halinde yazıyorlar

Mâ ente bi ni’meti rabbike bi mecnûn(mecnûnin).


1. : olmadı
2. ente : sen
3. bi ni'meti : ni'metiyle, ni'meti sayesinde
4. rabbi-ke : senin Rabbin
5. bi mecnûnin : mecnun

Ve inne leke le ecren gayre memnûn(memnûnin).


1. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
2. leke : seni
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. ecren : ecir, karşılık, mükâfat
5. gayre : başka
6. memnûnin : kesilen, devam etmeyen

Ve inneke le alâ hulukın azîm(azîmin).


1. ve inne-ke : ve muhakkak ki sen
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. alâ : üzere, üzerinde, ... e
4. hulukın : yaratılış (ahlâk)
5. azîmin : azîm, büyük

Fe se tubsıru ve yubsırûn(yubsırûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. se- tubsıru : göreceksin
3. ve yubsırûne : ve onlar görecekler

Bi eyyikumul meftûn(meftûnu).


1. bi eyyikum(u) : sizin hanginiz
2. el meftûnu : meftun, fitneye uğramış, şaşkın

İnne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne).


1. inne : muhakkak
2. rabbe-ke : senin Rabbin
3. huve : o
4. a'lemu : daha iyi bilir
5. bi men : kimseyi, kişiyi
6. dalle : saptı
7. an sebîli-hî : onun yolundan
8. ve huve : ve o
9. bi el muhtedîne : hidayete erenleri

Fe lâ tutııl mukezzibîn(mukezzibîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. lâ tutıı : itaat etme
3. el mukezzibîne : yalancılar

Veddû lev tudhinu fe yudhinûn(yudhinûne).


1. veddû : istediler, temenni ettiler
2. ellezîne : ki onlar
3. fe : o zaman, böylece
4. yudhinûne : onlar müsamaha gösterecekler

Ve lâ tutı’ kulle hallâfin mehîn(mehînin).


1. ve lâ tutı' : ve itaat etme
2. kulle : bütünüyle,hepsi, tamamen
3. hallâfin : çok yemin edenler
4. mehînin : basit, kıymetsiz

Hemmâzin meşşâin bi nemîm(nemîmin).


1. hemmâzin : çok ayıplayan, çok çekiştiren, devamlı kusur arayan
2. meşşâin : dedikodu yapan, gammazlık kastiyle lâf taşıyan
3. bi nemîmin : ve onlar, ve o kimseler

Mennâın lil hayri mu’tedin esîm(esîmin).


1. mennâın : engel olan
2. li el hayri : hayra
3. mu'tedin : hakka tecavüz eden, haddi aşan
4. esîmin : günahkâr

Utullin ba’de zâlike zenîm(zenîmin).


1. utullin : zorba, kabadayı, kötülük yapan
2. ba'de zâlike : bundan sonra
3. zenîmin : soysuz, faiz yiyen, günahkâr

En kâne zâ mâlin ve benîn(benîne).


1. en kâne : olması
2. : sahip
3. mâlin : mal
4. ve benîne : ve oğullar (erkek çocuklar)

İzâ tutlâ aleyhi âyâtunâ kâle esâtîrul evvelîn(evvelîne).


1. izâ : olduğu zaman
2. tutlâ : okunuyor
3. aleyhi : ona, onun üzerine
4. âyâtu-nâ : âyetlerimiz
5. kâle : dedi
6. esâtîru : satırlar, eskilerin yazdığı şeyler, masallar
7. el evvelîne : evvelkiler, öncekiler

Se nesimuhu alel hurtûm(hurtûmi).


1. se-nesimu-hu : ona yakında damga basacağız (yakında onu damgalayacağız)
2. alâ el hurtûmi : hortumu, burnu üzerine

İnnâ belevnâhum ke mâ belevnâ ashâbel cenneh(cenneti), iz aksemûle yasri munnehâ musbihîn(musbihîne).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. belevnâ-hum : onları belâya uğrattık
3. kemâ : gibi
4. belevnâ : belâya uğrattık
5. ashâbe : sahib, halk
6. el cenneti : cennet
7. iz : olmuştu, olduğu zaman
8. aksemû : kasem ettiler, yeminleştiler
9. le : mutlaka, elbette, muhakkak
10. yasrimu-enne-hâ : onu mutlaka devşirecekler, mahsulü toplayacaklar
11. musbihîne : sabahlayanlar

Ve lâ yestesnûn(yestesnûne).


1. ve : ve
2. lâ yestesnûne : istisna yapmıyorlar

Fe tâfe aleyhâ tâifun min rabbike ve hum nâimûn(nâimûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. tâfe : dolaştı
3. aleyhâ : onun üzerinde
4. tâifun : gözü bürüyen bir vesvese, musîbet
5. min rabbi-ke : senin Rabb'inden
6. ve hum nâimûne : ve onlar uyuyorlar

Fe asbahat kes sarîm(sarîmi).


1. fe : o zaman, böylece
2. asbahat : oldu
3. ke : gibi
4. es sarîmi : simsiyah, kara toprak

Fe tenâdev musbihîn(musbihîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. tenâdev : birbirlerine nida ettiler, seslendiler
3. musbihîne : sabahlayanlar

Enıgdû alâ harsikum in kuntum sârımîn(sârımîne).


1. en ıgdû : erkenden gitmek, gitmek
2. alâ : üzere, üzerinde, ... e
3. harsi-kum : tarlanız
4. in : eğer
5. kuntum : siz iseniz
6. sârımîne : devşiriciler, devşirecek olanlar

Fentalekû ve hum yetehâfetûn(yetehâfetûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. intalekû : ayrıldılar
3. ve : ve
4. hum : onlar
5. yetehâfetûne : gizlice konuşacaklar

En lâ yedhulennehel yevme aleykum miskîn(miskînun).


1. en : olmak
2. lâ yedhule-enne-hâ : sakın oraya girmesin
3. el yevme : bugün
4. aleykum : size, sizi
5. miskînun : miskin, yoksul, fakir

Ve gadev alâ hardin kâdirîn(kâdirîne).


1. ve : ve
2. gadev : sabah erkenden gittiler
3. alâ : üzere, üzerinde, ... e
4. hardin : men etmek, mahrum etmek kasti
5. kâdirîne : kaadir olanlar, gücü yetenler

Fe lemmâ reevhâ kâlû innâ le dâllûn(dâllûne).


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. reev-hâ : onu gördüler
3. kâlû : dediler
4. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
5. le : mutlaka, elbette, muhakkak
6. ed dâllûne : dalâlette olanlar

Bel nahnu mahrûmûn(mahrûmûne).


1. bel : hayır, bilâkis
2. nahnu : biz
3. mahrûmûne : mahrum bırakılanlar

Kâle evsatuhum e lem ekul lekum levlâ tusebbihûn(tusebbihûne).


1. kâle : dedi
2. evsatu-hum : onların en makul düşüneni (aklı başında olanı)
3. e lem ekul : ben söylemedim mi, ben demedim mi
4. lekum : sizin için, size
5. lev : eğer, ise
6. lâ tusebbihûne : tespih etmiyorsunuz

Kâlû subhâne rabbinâ innâ kunnâ zâlimîn(zâlimîne).


1. kâlû : dediler
2. subhâne : o sübhandır, bütün noksanlıklardan münezzehtir
3. rabbi-nâ : Rabbimiz
4. in-nâ : muhakkak ki biz
5. kun-nâ : biz olduk
6. zâlimîne : zalimler

Fe akbele ba’duhum alâ ba’dın yetelâvemûn(yetelâvemûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. akbele : karşılıklı
3. ba'du-hum : onların bazısı
4. alâ ba'dın : bazısına, bir kısmına
5. (ba'du-hum alâ ba'din) : birbirlerine
6. yetelâvemûne : karşılıklı levmediyorlar, kınıyorlar

Kâlû yâ veylenâ innâ kunnâ tâgîn(tâgîne).


1. kâlû : dediler
2. yâ veyle-nâ : bize yazıklar olsun
3. in-nâ : muhakkak ki biz
4. kun-nâ : biz olduk
5. tâgîne : azgın

Asâ rabbunâ en yubdilenâ hayren minhâ innâ ilâ rabbinâ râgıbûn(râgıbûne).


1. asâ : umulur ki
2. rabbu-nâ : bizim Rabbimiz
3. en yubdile-nâ : bize onun yerine bedel olarak vermesi
4. hayren : bir hayır
5. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
6. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
7. ilâ rabbi-nâ : Rabbimize
8. râgıbûne : rağbet edenler

Kezâlikel azâb(azâbu), ve le azâbul âhıreti ekber(ekberu), lev kânû ya’lemûn(ya’lemûne).


1. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
2. el azâbu : azap
3. ve le : ve elbette, mutlaka
4. azâbu : azap
5. el âhıreti : diğeri, sonraki
6. ekberu : en büyük, daha büyük
7. lev : eğer, ise
8. kânû : oldular
9. ya'lemûne : bilirler

İnne lil muttekîne ınde rabbihim cennâtin naîm(naîmi).


1. inne : muhakkak
2. li el muttekîne : takva sahipleri için
3. inde : yanında, katında
4. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
5. cennâti : cennetler
6. en naîmi : naim (ni'metlendirilmiş)

E fe necalul muslimîne kel mucrimîn(mucrimîne).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. nec'alu : biz kılalım, biz yapalım
4. el muslimîne : müslümanlar, teslim olanlar
5. ke : gibi
6. el mucrimîne : mücrimler, suçlular

Mâ lekum, keyfe tahkumûn(tahkumûne).


1. : olmadı
2. lekum : sizin için, size
3. keyfe : nasıl
4. tahkumûne : hüküm veriyorsunuz

Em lekum kitâbun fîhi tedrusûn(tedrusûne).


1. em : yoksa, veya
2. lekum : sizin için, size
3. kitâbun : bir kitap
4. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
5. tedrusûne : tedris ediyorsunuz, öğreniyorsunuz

İnne lekum fîhi lemâ tehayyerûn(tehayyerûne).


1. inne : muhakkak
2. lekum : sizin için, size
3. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. : olmadı
6. tehayyerûne : siz tahayyer ediyorsunuz, beğenip seçiyorsunuz

Em lekum eymânun aleynâ bâligatun ilâ yevmil kıyâmeti inne lekum lemâ tahkumûn(tahkumûne).


1. em : yoksa, veya
2. lekum : sizin için, size
3. eymânun : yeminler
4. aleynâ : bize
5. bâligatun : olgunlaşmış
6. ilâ yevmi el kıyâmeti : kıyamet gününe kadar
7. inne : muhakkak
8. le : mutlaka, elbette, muhakkak
9. : olmadı
10. tahkumûne : hüküm veriyorsunuz

Sel hum eyyuhum bi zâlike zeîm(zeîmun).


1. sel : sor
2. hum : onlar
3. eyyu-hum : onların hangisi
4. bi zâlike : bunda
5. zeîmun : garanti verir, savunur, savunucusudur

Em lehum şurekâu, fel ye’tû bi şurekâihim in kânû sâdikîn(sâdikîne).


1. em : yoksa, veya
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. şurekâu : şerikler, ortaklar, birbirine bağlı olanlar
4. fe : o zaman, böylece
5. el ye'tû bi : getirsinler
6. şurekâi-him : onların ortakları, şirk koştukları
7. in : eğer
8. kânû : oldular
9. sâdikîne : sadıklar, doğru söyleyenler

Yevme yukşefu an sâkın ve yud’avne iles sucûdi fe lâ yestetîûn(yestetîûne).


1. yevme : o gün
2. yukşefu : açılır, açığa çıkar (sırlar) giderilir
3. an sâkın : perde, sırlar, gerçekler
4. ve yud'avne : ve davet edilirler
5. ilâ es sucûdi : secde etmeye
6. fe : o zaman, böylece
7. lâ yestetîûne : güç yetiremezler, muktedir değiller

Hâşiaten ebsâruhum terhekuhum zilleh(zilletun), ve kad kânû yud’avne iles sucûdi ve hum sâlimûn(sâlimûne).


1. hâşiaten : korkudan ürpermiş halde
2. ebsâru-hum : onların bakışları
3. terheku-hum : onları kaplar, bürür
4. zilletun : bir zillet, hakirlik, küçük düşme
5. ve kad : ve olmuştur
6. kânû : oldular
7. yud'avne : davet edilirler, çağrılırlar
8. ilâ es sucûdi : secde etmeye
9. ve hum : ve onlar
10. sâlimûne : salim, sağlam, selâmette

Fe zernî ve men yukezzibu bi hâzel hadîs(hadîsi), se nestedricuhum min haysu lâ ya’lemûn(ya’lemûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. zer-nî : bana bırak, ilgilenme
3. ve men : ve kim
4. yukezzibu : yalanlandı, yalanladı
5. bi hâzâ : bununla
6. el hadîsi : söz
7. se-nestedricu-hum : tedricen (derece derece), yavaş yavaş (azaba) yaklaştıracağız
8. min haysu : yerden
9. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler

Ve umlî lehum, inne keydî metîn(metînun).


1. ve umlî : ve uzatırım, mühlet veririm
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. inne : muhakkak
4. keydî : benim tuzağım (hilem)
5. metînun : çok çetin, çok kuvvetli, zordur

Em tes’eluhum ecren fe hum min magremin muskalûn(muskalûne).


1. em : yoksa, veya
2. tes'elu-hum : onlardan istiyorsun
3. ecren : ecir, karşılık, mükâfat
4. fe : o zaman, böylece
5. hum : onlar
6. min magremin : borçtan
7. muskalûne : ağır yük altında olanlar

Em inde humul gaybu fehum yektubûn(yektubûne).


1. em : yoksa, veya
2. inde : yanında, katında
3. hum(u) : onlar
4. el gaybu : gayb
5. fe : o zaman, böylece
6. hum : onlar
7. yektubûne : yazarlar

Fasbir li hukmi rabbike ve lâ tekun ke sâhıbil hût(hûti), iz nâdâ ve huve mekzûm(mekzûmun).


1. fe isbir : artık sabret
2. li : ... e, için
3. hukmi : hüküm, hükmü
4. rabbi-ke : senin Rabbin
5. ve lâ tekun : ve sen olma
6. ke : gibi
7. sâhıbi : sahibi
8. el hûti : balık
9. iz : olmuştu, olduğu zaman
10. nâdâ : seslendi, çağırdı, nida etti
11. ve huve : ve o
12. mekzûmun : öfkeli olan, çok gamlı, çok hüzünlü olan

Levlâ en tedârekehu ni’metun min rabbihî le nubize bil arâi ve huve mezmûm(mezmûmun).


1. lev lâ : eğer olmasaydı
2. en tedâreke-hu : ona erişmesi, yetişmesi
3. ni'metun : ni'met
4. min rabbi-hî : Rabbinden
5. le nubize : mutlaka atılır
6. bi el arâi : boş alan
7. ve huve : ve o
8. mezmûmun : zemmedilmiş olan, kınanmış olan

Fectebâhu rabbuhu fe cealehu mines sâlihîn(sâlihîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. ectebâ-hu : onu seçti
3. rabbu-hu : onun Rabbi
4. ceale-hu : onu kıldı, yaptı
5. min es sâlihîne : salihlerden, salâha ulaşmışlardan

Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semîûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn(mecnûnun).


1. ve in yekâdu : ve neredeyse, az kalsın olur
2. ellezîne : ki onlar
3. keferû : inkâr ettiler
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. yuzlikûne-ke : seni kaydıracaklar, devirecekler
6. bi : ile, ... e
7. ebsâri-him : onların görme hassası
8. lemmâ : olduğu zaman
9. semiû : işittiler
10. ez zikre : zikir
11. ve yekûlûne : ve diyorlar
12. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
13. mecnûnun : mecnun, deli

Ve mâ huve illâ zikrun lil âlemîn(âlemîne).


1. ve mâ : ve şey
2. huve : o
3. illâ : ancak, sadece
4. zikrun : bir zikir
5. li : ... e, için
6. el âlemîne : âlemler