El kâriah(kâriatu).


1. el kâriatu : kâria, korkunç ve dehşet verici çarpan bir felâket

Mel kâriah(kâriatu).


1. : olmadı
2. el kâriatu : kâria, korkunç ve dehşet verici çarpan bir felâket

Ve mâ edrâke mel kâriah(kâriatu).


1. ve mâ : ve şey
2. edrâ-ke : sana bildirdi
3. : olmadı
4. el kâriatu : kâria, korkunç ve dehşet verici çarpan bir felâket

Yevme yekûnun nâsu kel ferâşil mebsûs(mebsûsi).


1. yevme : o gün
2. yekûnu : olur
3. en nâsu : insanlar
4. ke el ferâşi : kelebekler, pervaneler gibi
5. el mebsûsi : dağılmış

Ve tekûnul cibâlu kel ıhnil menfûş(menfuşi).


1. ve tekûnu : ve olacak
2. el cibâlu : dağlar
3. ke el ıhni : renkli yünler gibi
4. el menfuşi : etrafa saçılmış

Fe emmâ men sekulet mevâzînuh(mevâzînuhu).


1. fe : o zaman, böylece
2. emmâ : ama, ...ise
3. men : kimse, kişi
4. sekulet : ağır geldi
5. mevâzînu-hu : onun tartısı

Fe huve fî îşetin râdiyeh(râdiyetin).


1. fe : o zaman, böylece
2. huve : o
3. : içinde, vardır
4. îşetin : yaşayış, yaşayış tarzı
5. râdiyetin : razı olarak, razı olduğu

Ve emmâ men haffet mevâzînuh(mevâzînuhu).


1. ve emmâ : ve fakat, ama
2. men : kimse, kişi
3. haffet : hafif geldi
4. mevâzînu-hu : onun tartısı

Fe ummuhu hâviyeh(hâviyetun).


1. fe : o zaman, böylece
2. ummu-hu : onun annesi
3. hâviyetun : yıkık, çökmüş, harabe halinde

Ve mâ edrâke mâhiyeh(mâhiyeh).


1. ve mâ edrâ-ke : ve ne olduğunu sana bildiren
2. mâ hiyeh : onun ne olduğu

Nârun hâmiyeh(hâmiyetun).


1. nârun : ateş
2. hâmiyetun : kızgın, yakıcı