Başka söze gerek yok! Kıyamet gününe yemin ederim.

Fazla söze gerek yok! Kendini kınayan, pişmanlık duyan nefse, vicdanın kınayan sesine yemin ederim.

İnsan, çürümüş, toz toprak haline gelmiş kemiklerini tekrar toplayarak eski haline getiremeyeceğimizi mi sanıyor?

Evet, bizim onun parmak izlerini bile, aynen eski haline getirmeye gücümüz kudretimiz yeter.

Fakat insan, diriltilmeyi ve hesaba çekilmeyi yalanlamak, öncelikle günah işleyip tevbeyi ileri bir tarihe tehir etmek istiyor.

'Kıyamet günü ne zaman?' diye soruyor.

Kıyamet gözlerde şimşek çaktığı zamandır.

Kıyamet ay tutulduğu zamandır.

Kıyamet güneşle ay bir araya getirildiği zamandır.

İşte o gün insan: 'Kaçacak yer neresi?' der.

Nereye kaçacaklar? Sığınacak yer yok.

O gün, varılıp durulacak yer Rabbinizin huzurudur.

O gün insan, önceden gönderdiği amelleri, yapmayıp ihmal ettikleri, birer birer ortaya konarak hesaba çekilir.

Üstelik insan, vicdanıyla, organlarıyla nefsine karşı şâhitlik eder.

Mazeretlerini sayıp dökse de, gizlemeye çalışsa da nafiledir.

Onu, Kur’ân’ı çabucak kavramak, okumak, atlamamak için dilini kıpırdatma.

Kur’ân’ın telifi, hâfızana yerleştirilmesi, bütünlük kazandırılarak okunması ve okutulması bize aittir.

Kur’ân’ı bütünlük kazandırarak okuduğumuz zaman, okunuşunu takip et, bütünlüğüne riayet et, Kur’ân ile amel et.

Sonra onu ayrıntılı olarak açıklamak, belletmek de bize aittir.

Dünyaya aldanmayın! Aslına bakarsanız, siz dünya hayatını, günlük geçici kazancı seviyorsunuz.

Âhireti, ebedî yurdu ihmal ediyor, bırakıyorsunuz.

O gün, ışıl ışıl parlayacak yüzler vardır.

Rabbine bakabilecek yüzler vardır.

O gün ekşiyen, kararan yüzler de vardır.

O gün, bel kemiklerini kıran bir felâkete uğratılacaklarını anlayacaklar.

Dünyayı âhirete nasıl tercih ederler? Can, boğaza dayandığı zaman, aranacaklar!

'Kim tedavi edecek?' denilecek.

İşte o zaman, ayrılık vaktinin geldiğini sezer.

Dünyadan ayrılışın sıkıntısı ile ebedî âleme girişin tedirginliği içinde, bacaklar birbirine dolaşırken kefene sarılır.

O gün, yalnız Rabbinin huzuruna sevkiyat vardır.

Ne tasdik etti, ne sadaka verdi. Ne dua ve niyazda bulundu, ne peygamberi salât ü selâm ile andı, ne de namaz kıldı.

Fakat peygamberi, Kur’ân’ı yalanladı, arkasını dönüp güç ve iktidarını kullanarak, halkı peygambere karşı yönlendirdi.

Sonra çalım satarak yandaşlarının yanına gitti.

Cezalandırılacağın günler yaklaştı, iyice yaklaştı.

Bir daha teyit edelim. Cezalandırılacağın günler yaklaştı, iyice yaklaştı.

İnsan kendisinin sahipsiz, sorumsuz, başıboş, kimseye hayrı dokunmaz bir halde bırakılacağını mı sanıyor?

İnsan, döl yatağına dökülen, bir plana dâhil olan meniden bir katre, bir sperm, yumurta değil miydi?

Sonra ana rahmiyle bağ kurarak rahim duvarına yerleşen döllenmiş yumurta haline geldi. Allah onu insan biçiminde yarattı. Yaratılış amacına uygun olarak şekillendirdi.

İki cinsi, erkekleri ve dişileri oluşturan özellikleri (x ve y kromozomlarını) erkek menisinden hazırlayıp planladı.

Peki, bunu yapanın ölülere hayat vermeye gücü, kudreti yetmez mi?