Yoo, andolsun kıyamet gününe.

Yoo andolsun, özünü eleştiren, kendini kınayan nefse.

İnsan, kemiklerini biraraya toplayamayız mı sanıyor?

Hayır, onun parmak uçlarını bile yeniden yapılandırmaya gücümüz yeter.

Aslında insan günahkârlığı önüne, geleceğine yaymak istiyor.

Bu yüzden «Kıyamet günü ne zaman?» diye soruyor.

Gözler korkudan fıldır fıldır döndükleri zaman,

Ay karardığı zaman,

Güneş ile ay biraraya getirildiği zaman,

İnsan o gün «Nereye kaçmalı?» der.

Hayır hayır! Sığınılacak bir yer yok.

O gün tek varılacak yer Rabbinin huzurudur.

O gün insanın gerek yapıp önünden gönderdiği, gerekse arkasında izleri kalan tüm işleri kendisine bildirilir.

Aslında insan kendi kendinin denetleyicisidir.

Birtakım mazeretler ileri sürse de.

Ey Muhammed, Cebrail sana Kur'an'ı okurken, acele edip onun söylediklerini tekrarlama.

Bu Kur'an'ı senin hafızanda toplamak ve sana okumak bize düşen bir iştir.

Sana onu okuduğumuzda, onun okunuşunu izle.

Sonra onu sana açıklamak da bize düşen bir iştir.

Hayır hayır! Ey insanlar, sizler şu kısa süreli dünyayı seviyorsunuz.

Ahireti gözardı ediyorsunuz.

O gün birtakım yüzler ışıl ışıl parlar.

Onlar Rabblerine bakar.

O gün birtakım suratlar da asıktır.

Bel kırıcı bir belaya uğrayacakları kaygısını taşırlar.

Hayır hayır, can köprücük kemiğine dayandığı zaman.

Bu hastayı iyileştirecek biri yok mu? diye sorarlar.

Adam, ayrılma zamanının geldiğini anlar.

Çırpınırken ayakları birbirine dolaşır.

O gün Rabbine doğru yolculuk vardır.

Adam ne inandı, ne namaz kıldı.

Tersine inkâr etti ve sırt çevirdi.

Sonra çalım satarak ailesinin yanına döndü.

Vay başına geleceklere!

Yine vay başına geleceklere!

İnsanoğlu, başıboş bırakılacağını mı sanıyor?

O fışkıran meniden oluşmuş bir sperma değil miydi?

Sonra embriyoya dönüştü, sonra Allah onu yaratıp biçimlendirdi.

Sonra ondan erkek ve dişi çiftler türetti.

Bunları yapan Allah, ölüleri diriltemez mi?