Yâ eyyuhâllezîne âmenû evfû bil ukûd(ukûdi) uhıllet lekum behîmetul en’âmi illâ mâ yutlâ aleykum gayra muhillîs saydi ve entum hurum(hurumun) innallâhe yahkumu mâ yurîd(yurîdu).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. evfû : ifâ edin, yerine getirin
4. bi el ukûdi : akitleri, anlaşmaları
5. uhıllet : helâl kılınmış olan
6. lekum : sizin için, size
7. behîmetu : dört ayaklı hayvanlar
8. el en'âmi : hayvanlar
9. illâ mâ yutlâ : okunacak şeyler hariç
10. aleykum : size, sizi
11. gayra : dışında, başka, olmaksızın
12. muhilli es saydi : helal kılınan av, avlama
13. ve entum : ve siz
14. hurumun : hac veya umre için ihramlı olmak
15. inne allâhe : muhakkak ki Allah
16. yahkumu : hükmedecek, hüküm verecek
17. mâ yurîdu : dilediği şeyi

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tuhıllû şeâirallâhi ve lâş şehral harâme ve lâl hedye ve lâl kalâide ve lâ âmmînel beytel harâme yebtegûne fadlan min rabbihim ve rıdvânâ(rıdvânen) ve izâ haleltum fastâdû ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin en saddûkum anil mescidil harâmi en ta’tedû, ve teâvenû alâl birri vet takva ve lâ teâvenû alâl ismi vel udvâni vettekullâh(vettekullâhe) innallâhe şedîdul ıkâb(ıkâbi).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. lâ tuhıllû : size helâl kılınmadı, helal saymayın, saygısızlık yapmayın
4. şeâire allâhi : Allah'ın şeriatları, şartları, hükümleri
5. ve lâ : ve olmaz, olmasın
6. eş şehre el harâme : haram ay,hürmet edilen,yasak edilen ay
7. el hedye : kurbanlık hayvanlar
8. el kalâide : boyunları bağlı kurbanlık develer
9. âmmîne : eminliğine, güvenliğine, güvenirliğine
10. el beyte el harâme : hürmet edilen ev, yasakların uygulandığı ev (Beyt el Harâm, Kâbe)
11. yebtegûne : arıyorlar
12. fadlan : lütuf, kerem, fazl, Allah'tan gelen nur
13. min rabbi-him : Rab'lerinden
14. ve rıdvânen : ve rıza
15. ve izâ : ve o zaman, olunca
16. haleltum : ihramdan çıktınız
17. fastâdû (fe istâdû) : artık avlanın
18. ve lâ yecrîmenne-kum : ve sakın size curum yaptırmasın, sakın sizi suça sevk etmesin
19. şeneânu : kin
20. kavmin : kavim, toplum
21. en saddû-kum : sizi alıkoymaları
22. an(i) el mescidi el harâmi : Mescidi Haram'dan
23. en ta'tedû : zulmetmenize, haddi aşmanıza, hakka tecavüz etmenize
24. ve teâvenû : ve yardımlaşın
25. alâ el birri : birr üzerine, iyilik üzerine
26. ve et takvâ : ve takva
27. ve lâ teâvenû : ve yardımlaşmayın
28. alâ el ismi : günah üzerine
29. ve el udvâni : ve düşmanlık
30. ve ittekû allâhe : ve Allah'a karşı takva sahibi olun
31. inne allâhe : muhakkak ki Allah
32. şedîdu el ıkâbi : ikâbın (azabın) şiddeti, ikâbı (azabı) şiddetli

Hurrimet aleykumul meytetu ved demu ve lahmul hınzîri ve mâ uhılle li gayrillâhi bihî vel munhanikatu vel mevkûzetu vel mutereddiyetu ven natîhatu ve mâ ekeles sebuu illâ mâ zekkeytum ve mâ zubiha alân nusubi ve en testaksimû bil ezlâm(ezlâmi), zâlikum fisk(fiskun), el yevme yeisellezîne keferû min dînikum fe lâ tahşevhum vahşevni, el yevme ekmeltu lekum dînekum ve etmemtu aleykum ni’metî ve radîtu lekumul islâme dînâ(dînen) fe menidturra fî mahmasatin gayra mutecânifin li ismin fe innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).


1. hurrimet : haram kılındı
2. aleykum(u) : sizin üzerinize, size
3. el meytetu : ölü, kesilmeksizin ölen hayvan
4. ve ed demu : ve kan
5. ve lahmu el hınzîri : ve domuz eti
6. ve mâ uhılle : ve boğazlanan, kesilen
7. li gayri allâhi : Allah'tan başkası için
8. bi hî : onun ile, ona
9. ve el munhanikatu : ve boğmak suretiyle öldürülen veya boğularak ölen hayvan
10. ve el mevkûzetu : ve şiddetli bir darbeden dolayı (kesilmeksizin) ölen hayvan
11. ve el mutereddiyetu : ve yüksek bir yerden düşerek ölmüş hayvan
12. ve en natîhatu : ve boynuz darbesiyle ölmüş hayvan
13. ve mâ : ve şey
14. ekele es sebuu : yırtıcı hayvan tarafından yenen (yırtıcı hayvanın parçalayıp öldürdüğü)
15. illâ mâ zekkeytum : ancak (yetişip) kesmeniz hariç
16. ve mâ zubiha : ve kesilen, boğazlanan şey
17. alâ en nusubi : put üzerine, putlara
18. ve en testaksimû : ve kısmet, şans aramanız
19. bi el ezlâmi : fal okları ile
20. zâlikum : işte bu
21. fiskun : fısk'dır.
22. el yevme : bugün
23. yeise : yeise kapılır
24. ellezîne keferû : inkâr edenler
25. min dîni-kum : sizin dininizden
26. fe lâ tahşev-hum : artık onlardan korkmayın
27. vahşev-ni : ve benden korkun, sakının
28. ekmeltu lekum : size ikmal ettim, tamamladım
29. dîne-kum : sizin dininiz
30. ve etmemtu : ve tamamladım
31. aleykum ni'metî : sizin üzerinize nimetimi
32. ve radîtu lekum(u) : ve sizden razı oldum
33. islâme dînen : din olarak islâm
34. fe men(i) idturra : artık kim darda kalırsa
35. fî mahmasatin : açlık hususunda
36. gayra mutecânifin : meyledici olmadan, meyletmeden
37. li ismin : günaha
38. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allah
39. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden
40. rahîmun : çok merhametli, rahmet gönderen

Yes’elûneke mâzâ uhılle lehum kul uhılle lekumut tayyibâtu ve mâ allemtum minel cevârihi mukellibîne tuallimûnehunne mimmâ allemekumullâhu fe kulû mimmâ emsekne aleykum vezkurûsmallâhi aleyhi vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe serîul hısâb(hısâbi).


1. yes'elûne-ke : sana soruyorlar, sorarlar
2. mâ zâ uhılle lehum : onlara, (kendilerine) nelerin helal kılındığı
3. kul : de, söyle
4. uhılle lekum(u) : sizin için, size helal kılındı
5. et tayyibâtu : temiz olanlar, helal olanlar
6. ve mâ allemtum : ve öğrettiğiniz şey
7. min el cevârihı : av avlamak için yetiştirilen yırtıcı hayvanlardan
8. mukellibîne : "avcı hayvan" (avcı köpek) yetiştirenler
9. tuallimûnehunne : onlara öğrettiniz (yetiştirdiniz)
10. mimmâ (min mâ) alleme-kum(u) : size öğrettiği şeyden
11. allâhu : Allah
12. fe kulû : o halde, artık yiyin
13. mimmâ (min mâ) emsekne : tutuğu şeylerden
14. aleykum : size, sizi
15. ve uzkurû : ve hatırlayın
16. isme Allâhi : Allah'ın (c.c.) ismini
17. aleyhi : ona, onun üzerine
18. ve ittekû allâhe : ve Allah'a karşı takva sahibi olun
19. inne allâhe : muhakkak ki Allah
20. serî'u el hısâbi : hesabı çabuk gören

El yevme uhılle lekumut tayyibât(tayyibâtu) ve taâmullezîne ûtûl kitâbe hıllun lekum ve taâmukum hıllun lehum vel muhsanâtu minel mu’minâti vel muhsanâtu min ellezîne utûl kitâbe min kablikum izâ âteytumûhunne ucûrehunne muhsınîne gayra musâfihîne ve lâ muttehızî ehdân(ehdânin) ve men yekfur bil îmâni fe kad habita ameluhu ve huve fîl âhırati minel hâsirîn(hâsirîne).


1. el yevme : bugün
2. uhılle : helâl kılındı
3. lekum(u) : sizin için, size
4. et tayyibâtu : temiz olanlar, helal olanlar
5. ve taâmu : ve yemek
6. ellezîne : ki onlar
7. utû el kitâbe : kitab verildiler
8. hıllun lekum : sizin için, size helal
9. ve taâmu-kum : ve sizin yemeğiniz
10. hıllun lehum : onlara helâl
11. ve el muhsanâtu : ve evli kadınlar
12. min el mu'minâti : mü'min kadınlardan
13. min ellezîne : o kimselerden, onlardan
14. ûtû el kitâbe : kitap verilenler
15. min kabli-kum : sizden önce
16. izâ âteytumû-hunne : onlara verdiğiniz zaman
17. ucûre-hunne : onların (kadınların) ücretleri, mehirleri
18. muhsınîne : muhsinler, iffetli olanlar
19. gayra musâfihîne : zina yapmamak
20. ve lâ muttehızî : ve edinmeyenler
21. ehdânin : gizli dostlar
22. ve men yekfur : ve kim inkâr eder
23. bi el îmâni : îmân ile
24. fe kad habita : artık boşa gitmiştir
25. amelu-hu : onun ameli
26. ve huve : ve o
27. fî el âhırati : ahirette
28. min el hâsirîne : hüsranda olanlardan

Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ kumtum ilâs salâti fagsilû vucûhekum ve eydiyekum ilâl merâfikı vemsehû bi ruusikum ve erculekum ilâl ka’beyn(ka’beyni) ve in kuntum cunuben fattahherû ve in kuntum mardâ ev alâ seferin ev câe ehadun minkum minel gâitı ev lâmestumun nisâe fe lem tecidû mâen fe teyemmemû saîden tayyiben femsehû bi vucûhikum ve eydîkum minhu, mâ yurîdullâhu li yec’ale aleykum min haracin ve lâkin yurîdu li yutahhirakum ve li yutimme ni’metehu aleykum leallekum teşkurûn(teşkurûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. izâ kumtum : kalktığınız zaman
4. ilâ es salâti : namaza
5. fe igsilû : o zaman , o taktirde yıkayın!
6. vucûhe-kum : yüzlerinizi
7. ve eydiye-kum : ve elleriniz
8. ilâ el merâfikı : dirseklere kadar
9. ve imsehû : ve mesh edin!
10. bi ruûsi-kum : başlarınızı
11. ve ercule-kum : ve ayaklarınızı
12. ilâ el ka'beyni : topuk kemiklerine kadar (iki topuk kemiğine kadar)
13. ve in kuntum : ve eğer siz iseniz
14. cunuben : cünup olarak
15. fe ittahherû : o zaman, o taktirde iyice temizlenin! (gusul abdesti alın!)
16. mardâ : hasta
17. ev alâ seferin : veya seferde, yolculukta
18. ev câe ehadun : veya birisi geldi
19. min-kum : sizden
20. min el gâitı : tuvaletten
21. ev lâmestum : veya yaklaştınız, dokundunuz
22. en nisâe : kadın(lar)
23. fe lem tecidû : artık bulamazsanız
24. mâen : su
25. fe teyemmemû : o taktirde teyemmüm edin
26. saîden : toprak
27. tayyiben : temiz olan
28. fe imsehû : sonra onu mesh edin, sürün
29. bi vucûhi-kum : yüzlerinize
30. ve eydî-kum : ve elleriniz
31. min-hu : ondan
32. mâ yurîdu Allâhu : Allah (c.c.) dilemez
33. li yec'ale aleykum : size yapmak, çıkartmak, kılmak
34. min haracin : bir güçlük
35. ve lâkin : ve lâkin, fakat
36. yurîdu : diler, ister
37. li yutahhire-kum : sizi temizlemeyi
38. ve li yutimme : ve tamamlamayı
39. ni'mete-hu : nimetini
40. aleykum : size, sizi
41. lealle-kum : umulur ki böylece siz
42. teşkurûne : şükredersiniz

Vezkurû ni’metellâhi aleykum ve mîsâkahullezî vâsekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe alîmun bizâtis sudûr(sudûri).


1. ve uzkurû : ve hatırlayın
2. ni'mete allâhi : Allah'ın ni'meti
3. aleykum : size, sizi
4. ve mîsâka-hu : ve onun misaki
5. ellezî : o ki, ki o
6. vâseka-kum bi-hi : onunla sizi bağladı
7. iz kultum : dediğiniz zaman
8. semi'nâ : işittik
9. ve ata'nâ : ve biz itaat ettik
10. ve ittekû allâhe : ve Allah'a karşı takva sahibi olun
11. inne allâhe : muhakkak ki Allah
12. alîmun : en iyi bilen
13. bi zâti es sudûri : sinelerin sahip olduğu, sinelerde olan

Yâ eyyuhâllezîne âmenû kûnû kavvâmîne lillâhi şuhedâe bil kıstı ve lâ yecrimennekum şeneânu kavmin alâ ellâ ta’dilû. I’dilû, huve akrabu lit takva vettekûllâh(vettekûllâhe) innallâhe habîrun bimâ ta’melûn(ta’melûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. kûnû : olun
4. kavvâmîne : Hakkı ayakta tutup gözetenler, muhafaza edenler, üzerine mesuliyet alıp iyi idare edenler
5. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
6. şuhedâe : şahitler
7. bi el kıstı : adalet ile
8. ve lâ yecrimenne-kum : ve sizi sevk etmesin
9. şeneânu : kin
10. kavmin : kavim, toplum
11. alâ ellâ ta'dilû : adaletsiz olmaya
12. ı'dilû : adil davranın!
13. huve akrabu : o en yakın olandır
14. li et takvâ : takvaya, takva sahibi olmanıza
15. ve ittekû allâhe : ve Allah'a karşı takva sahibi olun
16. inne allâhe : muhakkak ki Allah
17. habîrun : (çok iyi) haberdar olan
18. bi mâ : şeye
19. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden

Vaadellâhullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti lehum magfiratun ve ecrun azîm(azîmun).


1. vaade allahu : Allâh (cc). vaad etti
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
4. lehum magfiratun : onlar için bir mağfiret vardır. (günahları sevaba çevrilir)
5. ve ecrun azîmun : ve en büyük ecir, karşılık, mükâfat

Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbul cehîm(cehîmî).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. keferû : inkâr ettiler
3. ve kezzebû : ve yalanladılar
4. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
5. ulâike : işte onlar
6. ashâbu el cehîmi : alevli ateş (cehennem) halkı

Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkurû ni’metallâhi aleykum iz hemme kavmun en yebsutû ileykum eydiyehum fe keffe eydiyehum ankum, vettekûllâh(vettekûllâhe) ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn(mu’minûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. uzkurû : zikredin, hatırlayan, anın
4. ni'mete allâhi : Allah'ın ni'meti
5. aleykum : size, sizi
6. iz hemme : yeltendiği zaman, hamlettiği zaman
7. kavmun : bir kavim, bir topluluk
8. en yebsutû : uzatmaya
9. ileykum : size
10. eydiye-hum : onların elleri, ellerini
11. fe keffe : o zaman men etti, çekti
12. an-kum : sizden
13. ve ittekû allâhe : ve Allah'a karşı takva sahibi olun
14. ve alâ allâhi : ve Allah'a
15. fe : o zaman, böylece
16. li yetevekkeli : tevekkül etsinler!
17. el mu'minûne : mü'minler

Ve lekad ehazallâhu mîsâka benî isrâîl(isrâîle), ve beasnâ minhumusney aşera nakîbâ(nakîben) ve kâlellâhu innî meakum le in ekamtumus salâte ve âteytumuz zekâte ve âmentum bi rusulî ve azzertumûhum ve akradtumullâhe kardan hasenen le ukeffirenne ankum seyyiâtikum ve le udhılennekum cennâtin tecrî min tahtıhâl enhâr(enhâru), fe men kefere ba’de zâlike minkum fe kad dalle sevâes sebîl(sebîli).


1. ve lekad : ve andolsun
2. ehaze allâhu : Allâh (c.c.) aldı
3. mîsâka : misak, yemin, kesin söz
4. benî isrâîle : İsrailoğulları
5. ve beas-nâ : ve gönderdik, görevlendirdik
6. min-hum(u) : onlardan
7. isney aşera : on iki
8. nakîben : vekil, nâzır, bir topluluğu gözeten, koruyan
9. ve kâle allâhu : ve Allâh (c.c.) dedi (buyurdu)
10. innî mea-kum : muhakkak ki ben sizinle beraberim
11. le in ekamtum(u) : eğer siz mutlaka ikame ederseniz
12. es salâte : salat, namaz
13. ve âteytum(u) : ve verirsiniz
14. ez zekâte : zekât
15. ve âmentum : ve îmân ettiniz, âmenû oldunuz, yaşarken Allah’a ulaşmayı dilediniz
16. bi rusulî : Resul'lerime
17. ve azzertumû-hum : ve onlara yardım ettiniz
18. ve akradtumu allâhe : ve Allâh'a (c.c.) borç verdiniz
19. kardan hasenen : güzel borç
20. le ukeffirenne : mutlaka örteceğim
21. an-kum : sizden
22. seyyiâti-kum : sizin günahlarınız
23. ve le udhılenne-kum : ve mutlaka sizi dahil ederim
24. cennâtin : cennetler
25. tecrî min tahtı-hâ : onun altından akar
26. el enhâru : nehirler, ırmaklar
27. fe men kefere : artık kim inkar eder
28. ba'de zâlike : bundan sonra
29. min-kum : sizden
30. fe kad dalle : artık sapmış olur
31. sevâe es sebîli : (Allâh'a ulaştırmak üzere) dizayn edilmiş yol

Fe bimâ nakdihim mîsâkahum leannâhum ve cealnâ kulûbehum kâsiyet(kâsiyeten), yuharrifûnel kelime an mevâdııhî ve nesû hazzan mimmâ zukkirû bihî, ve lâ tezâlu tettaliu alâ hâınetin minhum illâ kalîlen minhum fa’fu anhum vasfah innallâhe yuhıbbul muhsinîn(muhsinîne).


1. fe bimâ nakdi-him : ve de onların bozmalarından dolayı, sebebi ile
2. mîsâka-hum : onların misâkları
3. leannâ-hum : onları lanetledik
4. ve cealnâ : ve yaptık, kıldık
5. kulûbe-hum : onların kalplerini
6. kâsiyeten : kaskatı, karanlık, afetlerle dolu
7. yuharrifûne : tahrif ederler, bozarlar
8. el kelime : kelime
9. an mevâdıı-hi : onun konulduğu yerden
10. ve nesû : ve unuttular
11. hazzan : bir haz, bir nasip
12. min mâ zukkirû bi hi : onunla uyarıldıkları şeyden (nasihat edilen, hatırlatılan)
13. ve lâ tezâlu : ve zail olmaz, sürekli, devamlı olur, devam eder
14. tettaliu : muttali olursun, maruz kalırsın
15. alâ hâınetin : hiyanete
16. min-hum : onlardan
17. illâ kalîlen : çok azı hariç
18. fa'fu an-hum : yine de onları affet
19. vasfah : ve musamaha göster, hoşgör
20. inne allâhe : muhakkak ki Allah
21. yuhıbbu : sever
22. el muhsinîne : muhsinler, ahsen olanlar (fizik vücudunu teslim edenler)

Ve minellezîne kâlû innâ nasârâ ehaznâ mîsâkahum fe nesû hazzan mimmâ zukkirû bihî fe agraynâ beynehumul adâvete vel bagdâe ilâ yevmil kıyâmeh(kıyâmeti) ve sevfe yunebbiuhumullâhu bimâ kânû yasnaûn(yasnaûne).


1. ve min ellezîne : ve o kimselerden, onlardan
2. kâlû : dediler
3. innâ nasârâ : muhakkak ki biz (hıristiyanız) nasârâyiz
4. ehaznâ : almıştık
5. mîsâka-hum : onların misâkları
6. fe nesû : öyle olduğu halde, gene de, unuttular
7. hazzan : bir haz, bir nasip
8. min mâ zukkirû bi-hî : onunla uyarıldıkları seyden (hususlardan)
9. fe : o zaman, böylece
10. agraynâ : saldık
11. beyne-hum(u) : onların aralarına
12. el adâvete : düşmanlık
13. ve el bagdâe : ve kin
14. ilâ yevmi el kıyâmeti : kıyamet gününe kadar
15. ve sevfe : ve yakında
16. yunebbiu-hum(u) : onlara haber verecek
17. allâhu : Allah
18. bimâ kânû : ... oldukları şeyleri
19. yasnaûne : yapıyorlar

Yâ ehlel kitâbi kad câekum resûlunâ yubeyyinu lekum kesîran mimmâ kuntum tuhfûne minel kitâbi ve ya’fû an kesîr(kesîrin) kad câekum minallâhi nûrun ve kitâbun mubîn(mubînun).


1. yâ ehle el kitâbi : ey kitap ehli (yahudiler ve hristiyanlar)
2. kad câe-kum : size gelmişti
3. resûlu-nâ : Resûlümüz
4. yubeyyinu lekum : size açıklıyor
5. kesîran : çok
6. mimmâ (min mâ) : şeyden
7. kuntum tuhfûne : gizlemiş olduğunuz
8. min el kitâbi : kitaptan
9. ve ya'fû : ve vazgeçiyorlar
10. an kesîrin : çoğundan
11. min Allâhi nûrun : Allâh (c.c.)'dan bir nur
12. ve kitâbun mubînun : ve apaçık bir Kitap

Yehdî bihillâhu menittebea rıdvânehu subules selâmi ve yuhricuhum minez zulumâti ilân nûri bi iznihî ve yehdîhim ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).


1. yehdî bihi Allâhu : Allâh onunla (Resûlü ile) hidayet eder (ulaştırır)
2. men(i) ittebea : tâbî olan kişi, kim tâbî olursa
3. rıdvâne-hu : onun rızasına
4. subule : yollar
5. es selâmi : selamet, teslim
6. ve yuhricu-hum : ve onları çıkartır
7. min ez zulumâti : zulmetten, karanlıklardan
8. ilâ en nûri bi izni-hî : kendi izni ile nur'a aydınlığa
9. ve yehdî-him : ve onları hidayet edecek, ulaştıracak
10. ilâ sırâtın mustakîmin : Sıratı Mustakîm'e, Allah'a ulaştıran yola

Lekad keferellezîne kâlû innallâhe huvel mesîhubnu meryem(meryeme) kul fe men yemliku minallâhi şey’en in erâde en yuhlikel mesîhabne meryeme ve ummehu ve men fîl ardı cemîa(cemîan) ve lillâhi mulkus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ. Yahluku mâ yeşâu, vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).


1. lekad : andolsun ki
2. kefere : örttü, inkâr etti
3. ellezîne kâlû : ... diyenler
4. inne allâhe : muhakkak ki Allah
5. huve : o
6. el mesîhu : Mesih (Hz. İsa)
7. ibnu meryeme : Meryem oğlu
8. kul : de, söyle
9. fe men yemliku : o halde, öyleyse kim maliktir, kimin gücü yeter, kim mani olur?
10. min allâhi : Allah'tan
11. şey'en : bir şey
12. in erâde : eğer dilerse, isterse
13. en yuhlike : helak etmeyi
14. el mesîhe : Mesih
15. ibne meryeme : Meryem oğlu
16. ve umme-hu : ve onun annesi
17. ve men fî el ardı : ve yeryüzünde bulunan kimseleri
18. cemîan : hepsi
19. ve li allâhi : ve Allah içindir, Allah'ındır
20. mulku es semâvâti : semâların, göklerin mülkü
21. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
22. ve mâ beyne-humâ : ve bu ikisinin arasındaki şeyler
23. yahluku mâ yeşâu : dilediğini halk eder, yaratır
24. ve allâhu : ve Allah
25. alâ kulli şey'in : herşeye
26. kadîrun : kaadir, gücü yeten

Ve kâletil yahûdu ven nasârâ nahnu ebnâullâhi ve ehıbbâuhu kul fe lime yuazzibukum bi zunûbikul bel entum beşerun mimmen halak(halaka) yagfiru limen yeşâu ve yuazzibu men yeşâu ve lillâhi mulkus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ ve ileyhil masîr(masîru).


1. ve kâlet(i) : ve dedi
2. el yahûdu : yahudiler
3. ve en nasârâ : ve hristiyanlar
4. nahnu : biz
5. ebnâu allâhi : Allâh'ın (c.c.) oğulları
6. ve ehıbbâu-hu : ve O'nun dostları, sevdikleri
7. kul : de, söyle
8. fe lime : o zaman niçin
9. yuazzibu-kum : size azap ediyor
10. bi zunûbi-kum : günahlarınızdan dolayı
11. bel entum : hayır, siz
12. beşerun : bir beşer, insan
13. mimmen (min men) halaka : yarattığı kişilerden, yarattıklarından
14. yagfiru : mağfiret eder, bağışlar, günahları
15. li men yeşâu : dilediği kimseyi
16. ve yuazzibu : ve azap eder
17. men yeşâu : dilediği kişi
18. ve li allâhi : ve Allah içindir, Allah'ındır
19. mulku es semâvâti : semâların, göklerin mülkü
20. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
21. ve mâ beyne-humâ : ve bu ikisinin arasındaki şeyler
22. ve ileyhi : ve ona
23. el masîru : varış yeri

Yâ ehlel kitâbi kad câekum resûlunâ yubeyyinu lekum alâ fetretin min er rusuli en tekûlû mâ câenâ min beşîrin ve lâ nezîrin fe kad câekum beşîrun ve nezîr(nezîru) vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).


1. yâ ehle el kitâbi : ey kitap ehli (yahudiler ve hristiyanlar)
2. kad câe-kum : size gelmişti
3. resûlu-nâ : Resûlümüz
4. yubeyyinu lekum : size açıklıyor
5. alâ fetretin (fetret) : kesintili dönemde (iki vak'a arasında geçen zaman)
6. min er rusuli : bir resul
7. en tekûlû mâ câe-nâ : "bize gelmedi " dersiniz diye (dememeniz için)
8. min beşîrin : müjdeleyici
9. ve lâ nezîrin : ve bir uyarıcı olmadı (gelmedi)
10. fe kad câe-kum : fakat, oysa size gelmişti
11. beşîrun ve nezîrun : bir müjdeleyici ve uyarıcı
12. ve allâhu : ve Allah
13. alâ kulli şey'in : herşeye
14. kadîrun : kaadir, gücü yeten

Ve iz kâle mûsâ li kavmihî yâ kavmizkurû ni’metallâhi aleykum iz ceale fîkum enbiyâe ve cealekum mulûk(mulûken), ve âtâkum mâ lem yu’ti ehaden minel âlemîn(âlemîne).


1. ve iz kâle mûsâ : ve Hz. Musâ demişti
2. li kavmi-hi : kendi kavmine
3. yâ kavmi uzkurû : ey kavmim zikredin, anın, hatırlayın!
4. ni'mete allâhi : Allah'ın ni'meti
5. aleykum : size, sizi
6. iz ceale fî kum : o zaman içinizde kıldı
7. enbiyâe : nebîler, peygamberler
8. ve ceale-kum : ve sizi kıldı, yaptı
9. mulûken : melikler, hükümdarlar
10. ve âtâ-kum : ve size verdi
11. mâ lem yu'ti : vermediği şeyi
12. ehaden : bir kimse, biri, birisi
13. min el âlemîne : âlemlerden

Yâ kavmidhulûl ardal mukaddesetelletî keteballâhu lekum ve lâ terteddû alâ edbârikum fe tenkalibû hâsirîn(hâsirîne).


1. yâ kavmi udhulû : ey kavmim girin
2. el arda : arz, yeryüzü
3. el mukaddesete : mukaddes, kutsal
4. elletî ketebe allâhu : ki onu Allâh (c.c.) yazdı, takdir etti, farz kıldı
5. lekum : sizin için, size
6. ve lâ terteddû : ve dönmeyin
7. alâ edbâri-kum : arkanıza
8. fe : o zaman, böylece
9. tenkalibû : inkilâb edersiniz, bir halden başka bir hale dönüşürsünüz, dönersiniz
10. hâsirîne : hüsrana uğramış olanlar

Kâlû yâ mûsâ inne fîhâ kavmen cebbârîn(cebbârîne), ve innâ len nedhulehâ hattâ yahrucû minhâ, fe in yahrucû minhâ fe innâ dâhılûn(dâhılûne).


1. kâlû yâ mûsâ : ey Mûsâ dediler
2. inne fî-hâ kavmen : şüphesiz orada (onun içersinde) bir topluluk, bir kavim var
3. cebbârîne : zorba
4. ve innâ : ve muhakkak ki biz
5. len nedhule-hâ : asla oraya girmeyiz
6. hattâ yahrucû : onlar çıkıncaya kadar
7. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
8. fe in yahrucû : eğer çıkarlarsa
9. fe : o zaman, böylece
10. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
11. dâhılûne : dahil olanlar, girenler

Kâle raculâni minellezîne yehâfûne en’amallâhu aleyhim edhulû aleyhimul bâb(bâbe), fe izâ dehaltumûhu fe innekum gâlibûne ve alâllâhi fe tevekkelû in kuntum mu’minîn(mu’minîne).


1. kâle raculâni : iki adam dedi
2. min ellezîne : o kimselerden, onlardan
3. yehâfûne : korkarlar
4. en'ame allâhu : Allâh'ın (c.c.) nimet verdiği
5. aleyhima : o ikisine
6. udhulû : girin
7. aleyhim(u) : onların üzerine
8. el bâbe : kapı
9. fe izâ dehaltumû-hu : böylece oradan girdiğiniz zaman
10. fe inne-kum gâlibûne : işte muhakkak ki siz gâliplersiniz
11. ve alâ allâhi : ve Allah'a
12. fe tevekkelû : artık tevekkül edin, güvenin
13. in kuntum : eğer siz iseniz
14. mu'minîne : mü'minler

Kâlû yâ mûsâ innâ len nedhulehâ ebeden mâ dâmû fîhâ fezheb ente ve rabbuke fe kâtilâ innâ hâhunâ kâıdûn(kâıdûne).


1. kâlû yâ mûsâ : ey Mûsâ dediler
2. innâ len nedhule-hâ : muhakkak ki biz, oraya asla girmeyiz
3. ebeden : sonsuza kadar, ebediyyen
4. mâ dâmû fî-hâ : orada oldukça, olduğu sürece
5. fe izheb : artık git
6. ente ve rabbu-ke : sen ve senin Rabb'in
7. fe kâtilâ : ve böylece ikiniz savaşın
8. innâ hâhunâ : biz mutlaka burada
9. kâıdûne : oturup kalanlar

Kâle rabbi innî lâ emliku illâ nefsî ve ahî fefruk beynenâ ve beynel kavmil fâsikîn(fâsikîne).


1. kâle rabbi : Rabbim dedi
2. innî lâ emliku : muhakkak ki ben malik değilim, sahip olamıyorum
3. illâ nefsî ve ahî : kendimden ve kardeşimden başkasına
4. fefruk (fe ufruk) beyne-nâ : artık bizim aramızı ayır
5. ve beyne : ve arasını
6. el kavmi el fâsikîne : fâsık kâvim

Kâle fe innehâ muharrametun aleyhim erbaîne senet(seneten), yetîhûne fîl ardı fe lâ te’se alâl kavmil fâsikîn(fâsikîne).


1. kâle : dedi
2. fe inne-hâ : artık muhakkak ki o (orası)
3. muharremetun : haram kılınmış
4. aleyhim : onlara, onların üzerine
5. erbaîne seneten : kırk sene
6. yetîhûne fî el ardı : yeryüzünde şaşkın dolaşacaklar
7. fe lâ te'se : artık yeise kapılma, üzülme, müteessir olma
8. alâ el kavmi : kavmine karşı
9. el fâsikîne : fâsıklar

Vetlu aleyhim nebeebney âdeme bil hakkı iz karrabâ kurbânen fe tukubbile min ehadihimâ ve lem yutekabbel minel âhar(âhari) kâle le aktulenneke, kâle innemâ yetekabbelullâhu minel muttekîn(muttekîne).


1. ve utlu aleyhim : ve, onlara tilavet et, oku!
2. nebee ibney âdeme : Hz. Adem'in iki oğlunun haberini, kıssasını
3. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
4. iz karrabâ kurbânen : ikisini Allâh'a yaklaştıracak birer kurban sundukları zaman
5. fe tukubbile : o zaman kabul edilir
6. min ehadi himâ : ikisinin birinden
7. ve lem yutekabbel : ve kabul edilmez
8. min el âhari : diğerinden
9. kâle le aktulenne-ke : seni mutlaka öldüreceğim dedi
10. kâle : dedi
11. innemâ : ancak, sadece
12. yetekabbelu allâhu : Allâh (c.c.) kabul eder
13. min el muttekîne : takvâ sahiplerinden

Lein besadte ileyye yedeke li taktulenî mâ ene bi bâsitın yediye ileyke li aktuleke, innî ehâfullâhe rabbel âlemîn(âlemîne).


1. le in besadte : gerçekten eğer sen uzatırsan
2. ileyye : bana, kendime
3. yede-ke : senin elin, elin
4. li taktule-nî : beni öldürmek için
5. mâ ene bi bâsitın : ben uzatacak değilim
6. yediye ileyke : elimi sana
7. li aktule-ke : seni öldürmek için
8. innî ehâfu Allâhe : muhakkak ki ben Allâh (c.c.)'dan korkarım
9. rabbe el âlemîne : âlemlerin Rabb'i

İnnî urîdu en tebûe bi ismî ve ismike fe tekûne min ashâbin nâr(nâri), ve zâlike cezâûz zâlimîn(zâlimîne).


1. innî urîdu : gerçekten ben isterim, dilerim
2. en tebûe bi ismî : günahımı yüklenmeni (kötülüğe uğramanı)
3. ve ismi-ke : ve senin günahın
4. fe tekûne : o taktirde, böylece sen olursun
5. min ashâbi en nâri : ateşin halkından, ateş halkından
6. ve zâlike : ve işte bu, bu
7. cezâû ez zâlimîne : zâlimlerin cezası

Fe tavveat lehu nefsuhu katle ahîhi fe katelehu fe asbaha minel hâsirîn(hâsirîne).


1. fe tavvaat : bunun üzerine tav etti, kandırdı, ikna etti
2. lehu : ona ait, onun
3. nefsu-hu : onun nefsi
4. katle ahî-hi : kardeşini öldürmeye
5. fe katele-hu : böylece onu öldürdü
6. fe asbaha : sonra oldu
7. min el hâsirîne : hüsranda olanlardan

Fe beasallâhu gurâben yebhasu fîl ardı li yuriyehu keyfe yuvârî sev’ete ahîhi kâle yâ veyletâ e aceztu en ekûne misle hâzel gurâbi fe uvâriye sev’ete ahî, fe asbaha minen nâdimîn(nâdimîne).


1. fe bease allâhu : sonra Allâh (c.c.) gönderdi
2. gurâben : bir karga
3. yebhasu fî el ardı : yeri eşeleyen
4. li yuriye-hu : ona göstermek için
5. keyfe yuvârî : nasıl örtecek, gömecek
6. sev'ete ahî-hi : kardeşinin cesedi
7. kâle yâ veyletâ : yazıklar olsun bana dedi
8. e aceztu en ekûne : ... olmaktan, aciz mi oldum
9. misle hâzâ el gurâbi : bu karga gibi
10. fe uvâriye : böylece örtmem, gömmem (benim gömmem)
11. sev'ete ahî : kardeşimin cesedi
12. fe asbaha : sonra oldu
13. min en nâdimîne : pişman olanlardan

Min ecli zâlik(zâlike), ketebnâ alâ benî isrâîle ennehu men katele nefsen bi gayri nefsin ev fesâdin fîl ardı fe ke ennemâ katelen nâse cemîa(cemîan) ve men ahyâhâ fe ke ennemâ ahyen nâse cemîa(cemîan) ve lekad câethum rusulunâ bil beyyinâti summe inne kesîran minhum ba’de zâlike fîl ardı le musrifûn(musrifûne).


1. min ecli zâlike : bundan dolayı
2. ketebnâ : yazdık
3. alâ benî isrâîle : İsrailoğulları'na
4. ennehu men : kim ... olduğu
5. katele nefsen : bir kişiyi öldürdü
6. bi gayri nefsin : bir kişi karşılığı olmaksızın
7. ev fesâdin fi el ardı : veya yeryüzünde fesad
8. fe ke ennemâ : artık ... gibidir
9. katele en nâse : insanları öldürdü
10. cemîan : hepsi
11. ve men ahyâ-hâ : ve kim onu yaşatırsa
12. ahyâ en nâse : insanları yaşattı
13. ve lekad câet-hum : ve andolsun ki onlara geldi
14. rusulu-nâ : resullerimiz
15. bi el beyyinâti : beyyinelerle, açık delillerle
16. summe : sonra
17. inne kesîran : hiç şüphesiz çoğu
18. min-hum : onlardan
19. ba'de zâlike : bundan sonra
20. fî el ardı : yeryüzünde
21. le : mutlaka, elbette, muhakkak
22. musrifûne : müsrifler

İnnemâ cezâûllezîne yuhâribûnallâhe ve resûlehu ve yes’avne fîl ardı fesâden en yukattelû ev yusallebû ev tukattaa eydîhim ve erculuhum min hılâfin ev yunfev minel ard(ardı), zâlike lehum hızyun fîd dunyâ ve lehum fîl âhırati azâbun azîm(azîmun).


1. innemâ : ancak, sadece
2. cezâû : ceza
3. ellezîne yuhâribûne : o harp edenler, savaşanlar
4. allâhe ve resûle-hu : Allâh (cc.) ve O'nun Resulu ile
5. ve yes'avne fî el ardı : ve yeryuzunde çalışırlar
6. fesâden : fesad - bozgun
7. en yukattelû : öldürülmeleri
8. ev yusallebû : veya asılmaları
9. ev tukattaa eydî-him : veya ellerinin kesilmesi
10. ve erculu-hum : ve ayaklarının
11. min hılâfin : çaprazdan
12. ev yunfev : veya sürülmeleri
13. min el ardı : arzdan, yerden
14. zâlike lehum : bu onların
15. hızyun fî ed dunyâ : dünyada bir rezillik
16. ve lehum fî el âhırati : ve onlar için âhirette vardır
17. azâbun azîmun : azîm azap, büyük azap

İllâllezîne tâbû min kabli en takdirû aleyhim, fa’lemû ennallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).


1. illâ ellezîne tâbû : tövbe edenler hariç
2. min kabli en takdirû : ele geçirmenizden önce
3. aleyhim : onlara, onların üzerine
4. fa'lemû (fe ı'lemû) : artık biliniz
5. enne allâhe : muhakkak ki Allah
6. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden
7. rahîmun : çok merhametli, rahmet gönderen

Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe vebtegû ileyhil vesîlete ve câhidû fî sebîlihi leallekum tuflihûn(tuflihûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. ittekû allâhe : Allah'a karşı takva sahibi olun
4. ve ibtegû : ve isteyin
5. ileyhi el vesîlete : O'na ulaştıracak vesileyi
6. ve câhidû fî sebîli hi : ve O'nun yolunda cihad edin
7. lealle-kum : umulur ki böylece siz
8. tuflihûne : felâha, kurtuluşa erersiniz

İnnellezîne keferû lev enne lehum mâ fîl ardı cemîan ve mislehu meahu li yeftedû bihî min azâbi yevmil kıyâmeti mâ tukubbile minhum, ve lehum azâbun elîm(elîmun).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne keferû : inkâr edenler
3. lev enne lehum : eğer onların olsa
4. mâ fî el ardı cemîan : yeryüzünde bulunanların hepsi
5. ve misle-hu mea-hu : ve onunla birlikte bir misli daha
6. li yeftedû bi-hi : onu fidye vermek, feda etmek için
7. min azâbi : azabdan
8. yevmi el kıyâmeti : kıyâmet günü
9. mâ tukubbile : kabul olunmaz
10. min-hum : onlardan
11. ve lehum : ve onlar için (vardır)
12. azâbun elîmun : elîm bir azap

Yurîdûne en yahrucû minen nâri ve mâ hum bi hâricîne minhâ, ve lehum azâbun mukîm(mukîmun).


1. yurîdûne : isterler, istiyorlar
2. en yahrucû : çıkmak
3. min en nâri : ateşten
4. ve mâ hum : ve onlar değiller
5. bi hâricîne min-hâ : oradan çıkacak
6. ve lehum : ve onlar için (vardır)
7. azâbun mukîmun : daimi azap, ikâme edilen bir azap

Ves sâriku ves sârikatu faktaû eydiyehumâ cezâen bimâ kesebâ nekâlen minallâh(minallâhi) vallâhu azîzun hakîm(hakîmun).


1. ve es sâriku : ve hırsız (erkek)
2. ve es sârikatu : ve hırsız (kadın)
3. fe iktaû : o halde, ...olmak üzere kesin
4. eydiye humâ : ikisinin ellerini
5. cezâen : ceza, karşılık, bedel olarak
6. bimâ kesebâ : kazandıklarından, yaptıklarından dolayı
7. nekâlen : nakledilecek olay, ibret
8. min allâhi : Allah'tan
9. ve allâhu : ve Allah
10. azîzun : azîz, üstün
11. hakîmun : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

Fe men tâbe min ba’di zulmihî ve aslaha fe innallâhe yetûbu aleyh(aleyhi) innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).


1. fe men tâbe : artık kim tövbe ederse (kişinin mürşid önünde tövbesi)
2. min ba'di zulmi-hi : yaptığı zulumden, haksızlıktan sonra
3. ve aslaha : ve ıslah oldu, düzeldi
4. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allah
5. yetûbu aleyhi : onun tövbesini kabul eder
6. inne allâhe : muhakkak ki Allah
7. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden
8. rahîmun : çok merhametli, rahmet gönderen

E lem ta’lem ennallâhe lehu mulkus semâvâti vel ardı yuazzibu men yeşâu ve yagfiru limen yeşâu, vallâhu alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).


1. e lem ta'lem : bilmiyor musun
2. enne allâhe : muhakkak ki Allah
3. lehu mulku : mülk, idare, O'nun
4. es semâvâti : semalar, gökler
5. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
6. yuazzibu : azap eder
7. men yeşâu : dilediği kişi
8. ve yagfiru : ve bağışlar, affeder, mağfiret eder
9. li men yeşâu : dilediği kimseyi
10. ve allâhu : ve Allah
11. alâ kulli şey'in : herşeye
12. kadîrun : kaadir, gücü yeten

Yâ eyyuhâr resûlu lâ yahzunkellezîne yusâriûne fîl kufri minellezîne kâlû âmennâ bi efvâhihim ve lem tu’min kulûbuhum, ve minellezîne hâdû semmâûne lil kezibi semmâûne li kavmin âharîne lem ye’tuke yuharrifûnel kelime min ba’di mevâdııhî, yekûlûne in utîtum hâzâ fe huzûhu ve in lem tu’tevhu fahzerû ve men yuridillâhu fitnetehu fe len temlike lehu minallâhi şey’â(şey’en) ulâikellezîne lem yuridillâhu en yutahhira kulûbehum lehum fîd dunyâ hızyun ve lehum fîl âhirati azâbun azîm(azîmun).


1. yâ eyyuhâ er resûlu : ey Resul
2. lâ yahzun-ke : seni üzmesin (mahzun etmesin)
3. ellezîne yusâriûne : yarışan kimseler, yarışanlar
4. fî el kufri : küfür konusunda
5. min ellezîne : o kimselerden, onlardan
6. kâlû âmennâ : iman ettik, âmenû olduk (Allâh'a teslim olmayı diledik) dediler
7. bi efvâhi-him : kendi ağızları ile
8. ve lem tu'min : ve îmân etmedi
9. kulûbu-hum : onların kalpleri
10. ve min ellezîne : ve o kimselerden, onlardan
11. hâdû : yahudiler
12. semmâûne : kulak verenler, çok iyi dinleyenler
13. li el kezibi : yalan için
14. li kavmin âharîne : diğer kavime, başka bir kavime
15. lem ye'tu-ke : sana gelmez
16. yuharrifûne : tahrif ederler, bozarlar
17. el kelime : kelime
18. min ba'di : sonradan, sonra
19. mevâdıı-hi : onun yeri
20. yekûlûne : derler
21. in ûtîtum hâzâ : eğer size bu verilirse
22. fe huzû-hu : o zaman, o taktirde onu alın
23. ve in lem tu'tev-hu : ve eğer o verilmezse
24. fahzerû (fe ıhzerû) : o zaman, o taktirde kaçının, sakının
25. ve men yuridi : ve kimi isterse
26. allâhu : Allah
27. fitnete-hu : onun fitneye düşmesi
28. fe len temlike lehu : artık sen onun için asla birşeye mani olmaya malik (sahip) değilsin, mani olacak (olabilecek) değilsin
29. min allâhi şey'en : Allâh (c.c.)'tan birşey
30. ulâike ellezîne : işte o kimseler, onlar
31. lem yuridi Allâhu : Allâh (c.c.) dilemedi
32. en yutahhire : temizlemeyi
33. kulûbe-hum : onların kalplerini
34. lehum fî ed dunyâ : onlar için dünyada vardır
35. hızyun : rezillik
36. ve lehum fî el âhırati : ve onlar için âhirette vardır
37. azâbun azîmun : azîm azap, büyük azap

Semmâûne lil kezibi ekkâlûne lis suht(suhti) fe in câuke fahkum beynehum ev a’rıd anhum, ve in tu’rıd anhum fe len yedurrûke şey’â(şey’en) ve in hakemte fahkum beynehum bil kıst(kıstı) innallâhe yuhıbbul muksıtîn(muksıtîne).


1. semmâûne : kulak verenler, çok iyi dinleyenler
2. li el kezibi : yalan için
3. ekkâlûne li es suhti : haramı çok yiyenler
4. fe : o zaman, böylece
5. in câu-ke : eğer sana gelirlerse
6. fahkum (fe uhkum) : o taktirde hükmet, hüküm ver
7. beyne-hum : onların araları
8. ev a'rıd an-hum : veya onlardan yüz çevir
9. ve in tu'rıd an-hum : ve eğer onlardan yüz çevirirsen
10. fe len yadurrû-ke : artık onlar sana asla zarar veremezler
11. şey'en : bir şey
12. ve in hakemte : ve eğer hükmedersen
13. beyne-hum bi el kısti : aralarında adalet ile
14. inne allâhe : muhakkak ki Allah
15. yuhıbbu : sever
16. el muksıtîne : muksıtîn olanlar, âdil, adâletli olanlar

Ve keyfe yuhakkimûneke ve indehumut tevrâtu fîhâ hukmullâhi summe yetevellevne min ba’di zâlik(zâlike) ve mâ ulâike bil mu’minîn(mu’minîne).


1. ve keyfe : ve nasıl
2. yuhakkimûne-ke : sana hüküm verdiriyorlar (seni hakem yapıyorlar)
3. ve inde-hum(u) : ve onların yanında var
4. et tevrâtu : Tevrat
5. fî hâ hukmu Allâhi : içinde Allâh'ın (c.c.) hükümleri var
6. summe yetevellevne : sonra dönüyorlar
7. min ba'di zâlike : bundan sonra
8. ve mâ ulâike : ve işte onlar değildir
9. bi el mu'minîne : mü'minler

İnnâ enzelnât tevrâte fîhâ huden ve nûr(nûrun), yahkumu bihân nebiyyûnellezîne eslemû lillezîne hâdû ver rabbâniyyûne vel ahbâru bimâstuhfizû min kitâbillâhi ve kânû aleyhi şuhedâe, fe lâ tahşevûn nâse vahşevni ve lâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlâ(kalîlen) ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humul kâfirûn(kâfirûne).


1. innâ enzelnâ : muhakkak ki biz indirdik
2. et tevrâte : Tevrat
3. fî- hâ huden ve nûrun : içinde hidayet ve nur vardır
4. yahkumu : hükmedecek, hüküm verecek
5. bi-hâ en nebiyyûne : Peygamber'ler (a.s.) onunla
6. ellezîne eslemû : teslim olmuş olanlar
7. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
8. hâdû : yahudiler
9. ve er rabbâniyyûne : ve Rabbaniler, kendilerini Rabblerine adamış olanlar
10. ve el ahbâru : zahidler, yahudi âlimler, hahamlar
11. bi mâ istuhfizû : muhafaza etmeleri istenen şey ile
12. min kitâbi allâhi : Allâh'ın (c.c.) Kitabından
13. ve kânû aleyhi : ve onun üzerine oldular
14. şuhedâe : şahitler
15. fe lâ tahşevû : artık korkmayın
16. en nâse : insanlar
17. vahşevni (ve ıhşev-ni) : ve benden korkun
18. ve lâ teşterû : ve satmayın
19. bi âyâtî : âyetlerimi
20. semenen kalîlen : az bir değer
21. ve men : ve kim
22. lem yahkum : hükmetmez
23. bi mâ enzele allâhu : Allâh'ın (c.c.) indirdiği ile
24. fe ulâike hum(u) : o taktirde, işte onlar, onlar
25. el kâfirûne : kâfir olanlar, kâfirler

Ve ketebnâ aleyhim fîhâ ennen nefse bin nefsi vel ayne bil ayni vel enfe bil enfi vel uzune bil uzuni ves sinne bis sinni vel curûha kısâs(kısâsun) fe men tesaddeka bihî fe huve keffâratun lehu ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).


1. ve ketebnâ aleyhim : ve onların üzerine yazdık, farz kıldık
2. fî hâ : orada
3. enne : olduğunu
4. en nefse bi en nefsi : cana can ile
5. ve el ayne bi el ayni : ve göze göz ile
6. ve el enfe bi el enfi : ve buruna burun ile
7. ve el uzune bi el uzuni : ve kulağa kulak ile
8. ve es sinne bi es sinni : ve dişe diş ile
9. ve el curûha : ve yaralara, yaralanmaya
10. kısâsun : kısas, suçluya işlediği suçun
11. fe men : o zaman kim
12. tesaddaka bi-hi : onu sadaka olarak bağışlar
13. fe huve : artık o
14. keffâratun lehu : kendisi için bir kefâret olur (günahlara kefâret)
15. ve men lem yahkum : ve kim hükmetmezse
16. bi mâ enzele allâhu : Allâh'ın (c.c.) indirdiği ile
17. fe ulâike : o zaman, böylece, bu sebeple işte onlar
18. hum(u) : onlar
19. ez zâlimûne : zâlimler

Ve kaffeynâ alâ âsârihim bi îsâbni meryeme musaddıkan limâ beyne yedeyhi minet tevrâti ve âteynâhul incîle fîhi huden ve nûrun ve musaddıkan limâ beyne yedeyhi minet tevrâti ve huden ve mev’ızeten muttekîn(muttekîne).


1. ve kaffeynâ : ve arkasından gönderdik, ardarda, ara vermeden
2. alâ âsâri-him : onların izleri üzerine, aynı esaslarla
3. bi îsâ ibni meryeme : Hz. Meryem'in oğlu İsa'yı (a.s.)
4. musaddıkan : tasdik edici olarak, doğrulayıcı olarak
5. limâ beyne yedeyhi : elleri arasındakini, ellerindekini, yanlarındakini
6. min et tevrâti : Tevrat'tan
7. ve âteynâ-hu el incîle : ve ona İncil'i verdik
8. fî hi huden ve nûrun : onun içinde bir hidayet ve bir nur vardır
9. ve musaddıkan : ve tasdik edici olarak, doğrulayıcı olarak
10. ve huden : ve hidayet edici, hidayet eden
11. ve mev'ızeten : ve vaaz edici olan, öğüt verici olan
12. li el muttekîne : takva sahipleri için

Velyahkum ehlul incîli bimâ enzelallâhu fîhi ve men lem yahkum bimâ enzelallâhu fe ulâike humul fâsıkûn(fâsıkûne).


1. ve li yahkum : ve hükmetsinler!
2. ehlu el incîli : İncil sahipleri
3. bi mâ enzele : indirdiği şey ile
4. allâhu : Allah
5. fî hi : onun hakkında
6. ve men lem yahkum : ve kim hükmetmezse
7. bi mâ enzele allâhu : Allâh'ın (c.c.) indirdiği ile
8. fe ulâike : o zaman, böylece, bu sebeple işte onlar
9. hum(u) : onlar
10. el fâsıkûne : fâsıklar

Ve enzelnâ ileykel kitâbe bil hakkı musaddıkan limâ beyne yedeyhi minel kitâbi ve muheyminen aleyhi fahkum beynehum bimâ enzelallâhu ve lâ tettebi’ ehvâehum ammâ câeke minel hakk(hakkı) li kullin cealnâ minkum şir’aten ve minhâcâ(minhâcen) ve lev şâallâhu le cealekum ummeten vâhıdeten ve lâkin li yebluvekum fî mâ âtâkum festebikûl hayrât(hayrâti) ilâllâhi merciukum cemîan fe yunebbiukum bimâ kuntum fîhi tahtelifûn(tahtelifûne).


1. ve enzelnâ ileyke : ve sana indirdik
2. el kitâbe bi el hakkı : kitabı hak ile
3. musaddıkan : tasdik edici olarak, doğrulayıcı olarak
4. limâ beyne yedeyhi : elleri arasındakini, ellerindekini, yanlarındakini
5. min el kitâbi : kitaptan
6. ve muheyminen : ve koruyucu olarak
7. aleyhi : ona, onun üzerine
8. fahkum (fe uhkum) beyne-hum : artık onların arasında hükmet
9. bimâ enzele allâhu : Allah'ın indirdiği şeyle
10. ve lâ tettebi' : ve tâbi olma, uyma
11. ehvâe-hum : onların nefslerinin istekleri, hevaları
12. ammâ (an mâ) câe-ke : sana gelenden
13. min el hakkı : haktan
14. li kullin cealnâ : hepiniz için kıldık, yaptık
15. min-kum : sizden
16. şir'aten : şeriat
17. ve minhâcen : ve açık bir yol, belli bir yol
18. ve lev şâe allâhu : ve eğer Allah dileseydi
19. le ceale-kum : elbette sizi kılardı, yapardı
20. ummeten vâhıdeten : tek bir ümmet
21. ve lâkin : ve lâkin, fakat
22. li yebluve-kum : sizi sınamak için
23. fî mâ âtâ-kum : size verdiği şeyler hakkında (ile)
24. fe istebikû el hayrâti : o halde hayırlarda yarışın!
25. ilâ allâhi : Allah'a, Allah'a ait
26. merciu-kum : sizin dönüşünüz
27. cemîan : hepsi
28. fe yunebbiu-kum : o zaman size haber verecek
29. bi-mâ kuntum : sizin olduğunuz şeyler
30. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
31. tahtelifûne : ihtilâfa (ayrılığa) düşersiniz

Ve enıhkum beynehum bimâ enzelallâhu ve lâ tettebi’ ehvâehum vahzerhum en yeftinûke an ba’dı mâ enzelallâhu ileyke fe in tevellev fa’lem ennemâ yurîdullâhu en yusîbehum bi ba’dı zunûbihim ve inne kesîran minen nâsi le fâsıkûn(fâsıkûne).


1. ve en ihkum : ve hükmetmek (hükmet)
2. beyne-hum : onların araları
3. bi mâ enzele allâhu : Allâh'ın (c.c.) indirdiği ile
4. ve lâ tettebi' : ve tâbi olma, uyma
5. ehvâe-hum : onların nefslerinin istekleri, hevaları
6. ve ıhzer-hum : ve onlardan sakın
7. en yeftinû-ke : seni fitneye düşürmeleri
8. an ba'dı : bazısından, bir kısmından
9. mâ enzele allâhu ileyke : Allâh'ın (cc.) sana indirdiği şey
10. fe in tevellev : bundan sonra , eğer, dönerlerse
11. fa'lem (fe ı'lem) : o taktirde bil ki
12. ennemâ : ... olduğu, ... olması
13. yurîdu allâhu : Allah diliyor, istiyor
14. en yusîbe-hum : onlara isabet ettirmek (musibete uğratmak)
15. bi ba'dı : bazısını, bir kısmını
16. zunûbi-him : onların günahları
17. ve inne kesîran : ve muhakkak ki çoğu
18. min en nâsi : insanlardan
19. le fâsıkûne : elbette, gerçekten fâsıklar

E fe hukmel câhiliyyeti yebgûn(yebgûne) ve men ahsenu minallâhi hukmen li kavmin yûkınûn(yûkınûne).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. hukme : hüküm
4. el câhiliyyeti : cahiliyet devri
5. yebgûne : arıyorlar, istiyorlar
6. ve men ahsenu : ve kim en güzel, daha güzel
7. min allâhi : Allah'tan
8. hukmen : hüküm
9. li kavmin yûkınûne : yakîn sahibi olan (kesin inanan) bir kavim (toplum) için

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettehızûl yehûde ven nasârâ evliyâe ba’duhum evliyâu ba’d(ba’din) ve men yetevellehum minkum fe innehu minhum innallâhe lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. lâ tettehızû : edinmeyin
4. el yehûde : yahudiler
5. ve en nasârâ : ve hristiyanlar
6. evliyâe : dostlar
7. ba'du-hum : onların bazısı
8. evliyâu : veliler, dostlar
9. ba'dın (ba'du-hum...ba'dın) : bazısı (birbirinin)
10. ve men : ve kim
11. yetevelle-hum : onlara dönerse
12. min-kum : sizden
13. fe inne-hu : artık o mutlaka
14. min-hum : onlardan
15. inne allâhe : muhakkak ki Allah
16. lâ yehdî : hidayete erdirmez
17. el kavme : kavim, topluluk
18. ez zâlimîne : zalimler

Fe terâllezîne fî kulûbihim maradun yusâriûne fîhim yekûlûne nahşâ en tusîbenâ dâireh(dâiretun) fe asâllâhu en ye’tiye bil fethi ev emrin min indihî fe yusbihû alâ mâ eserrû fî enfusihim nâdimîn(nâdimîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. terâ : görürsün
3. ellezîne : ki onlar
4. fî kulûbi-him : onların kalplerinin içine, kalplerine
5. maradun : maraz, hastalık
6. yusâriûne : koşuyorlar
7. fî-him : onların içinde, onların aralarında
8. yekûlûne : derler
9. nahşâ : biz korkuyoruz
10. en tusîbe-nâ : bize isabet etmesi
11. dâiratun : olayın dönmesi, zaferin hezimete, musibete dönmesi
12. fe asâ allâhu : oysa, umulur ki Allâh (cc.)
13. en ye'tiye bi el fethi : bir fethi, bir zaferi getirmesi
14. ev emrin min indi-hi : veya katından bir emr
15. fe yusbihû : o zaman, böylece olurlar
16. alâ mâ eserrû : gizledikleri şeye
17. fî enfusi-him : nefslerinde, içlerinde
18. nâdimîne : pişman olanlar

Ve yekûlullezîne âmenû e hâulâillezîne aksemû billâhi cehde eymânihim innehum le meakum, habitat a’mâluhum fe asbahû hâsirîn(hâsirîne).


1. ve yekûlu : ve derler
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. e hâulâi ellezîne : bunlar o kimseler mi?, onlar bunlar mı?
4. aksemû bi allâhi : Allâh'a (cc.) yemin ettiler (kasem edenler)
5. cehde eymâni-him : yeminlerinde cehd ettiler var gücüyle yemin ettiler
6. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
7. le mea-kum : elbette, mutlaka sizinle beraber
8. habitat a'mâlu-hum : onların amelleri boşa gitti
9. fe asbahû : böylece oldular
10. hâsirîne : hüsrana uğramış olanlar

Yâ eyyuhâllezîne âmenû men yertedde minkum an dînihî fe sevfe ye’tîllâhu bi kavmin yuhıbbuhum ve yuhıbbûnehû ezilletin alâl mu’minîne eizzetin alâl kâfirîn(kâfirîne), yucâhidûne fî sebîlillâhi ve lâ yehâfûne levmete lâim(lâimin) zâlike fadlullâhi yu’tîhi men yeşâu vallâhu vâsiun alîm(alîmun).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. men yertedde : kim geri dönerse
4. min-kum : sizden
5. an dîni-hi : dîninden
6. fe sevfe ye'tî allâhu : o zaman Allâh (cc.) getirecek
7. bi kavmin : bir kavmi
8. yuhıbbu-hum : onları sever
9. ve yuhıbbûne-hu : ve onu severler
10. ezilletin : daha alçak gönüllü
11. alâ el mu'minîne : mü'minlere karşı
12. eizzetin : daha izzetli, vakarlı, şerefli
13. alâ el kâfirîne : kâfirlere
14. yucâhidûne : cihad ederler
15. fî sebîli allâhi : Allah'ın yolunda
16. ve lâ yehâfûne : ve korkmazlar
17. levmete lâimin : kınayanın kınaması
18. zâlike fadlu allâhi : işte bu Allâh'ın (cc.) fazlı
19. yu'tîhi men yeşâu : onu dilediğine verir
20. ve allâhu : ve Allah
21. vâsîun : ihsanı bol, fazlı ve lütfu geniş
22. alîmun : en iyi bilen

İnnemâ veliyyukumullâhu ve resûluhu vellezîne âmenûllezîne yukîmûnes salâte ve yu’tûnez zekâte ve hum râkıûn(râkıûne).


1. innemâ : ancak, sadece
2. veliyyu-kum(u) : sizin veliniz, dostunuz
3. allâhu ve resûlu-hu : Allâh (cc.) ve O'nun Resulü
4. ve ellezîne âmenû : ve âmenû olan kimseler, Allâh'a ulaşmayı dileyenler
5. ellezîne yukîmûne : o kimseler ikame ederler
6. es salâte : salat, namaz
7. ve yu'tûne : ve verirler
8. ez zekâte : zekât
9. ve hum : ve onlar
10. râkıûne : rüku edenler, Allâh'ın önünde saygıyla baş eğenler

Ve men yetevellallâhe ve resûlehu vellezîne âmenû fe inne hızbellâhi humul gâlibûn(gâlibûne).


1. ve men yetevelle : ve kim dönerse, ve dönen kimseler
2. allâhe ve resûle-hu : Allâh (cc.) ve O'nun Resulu ile
3. ve ellezîne âmenû : ve âmenû olan kimseler, Allâh'a ulaşmayı dileyenler
4. fe : o zaman, böylece
5. inne : muhakkak
6. hızbe allâhi : Allâh'ın (cc.) taraftarı
7. hum(u) el gâlibûne : onlar gâlip olanlardır

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettehızûllezînettehazû dînekum huzuven ve leiben min ellezîne ûtûl kitâbe min kablikum vel kuffâra evliyâe, vettekûllâhe in kuntum mu’minîn(mu’minîne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. lâ tettehızû : edinmeyin
4. ellezîne ettehazû : edinen kimseler
5. dîne-kum : sizin dininiz
6. huzuven ve leiben : eğlence, alay ve oyun
7. min ellezîne : o kimselerden, onlardan
8. ûtû el kitâbe : kitap verilenler
9. min kabli-kum : sizden önce
10. ve el kuffâra : ve kâfirler
11. evliyâe : dostlar
12. ve ittekû allâhe : ve Allah'a karşı takva sahibi olun
13. in kuntum : eğer siz iseniz
14. mu'minîne : mü'minler

Ve izâ nâdeytum ilâs salâtittehazûhâ huzuven ve leibâ(leiben) zâlike bi ennehum kavmun lâ ya’kılûn(ya’kılûne).


1. ve izâ nâdeytum : ve nida ettiğiniz, çağırdığınız zaman
2. ilâ es salâti : namaza
3. ittehazû-hâ huzuven : onu alay konusu edindiler
4. ve leiben : ve oyun
5. zâlike : işte bu, bu
6. bi enne-hum : onların ..... olması sebebi ile
7. kavmun lâ ya'kılûne : aklını kullanmayan, akıl etmeyen bir kavim

Kul yâ ehlel kitâbi hel tenkımûne minnâ illâ en âmennâ billâhi ve mâ unzile ileynâ ve mâ unzile min kablu ve enne ekserekum fâsıkûn(fâsıkûne).


1. kul : de, söyle
2. yâ ehle el kitâbi : ey kitap ehli (yahudiler ve hristiyanlar)
3. hel :
4. tenkımûne : çekemiyorsunuz, beğenmiyorsunuz
5. min-nâ : bizden
6. illâ : ancak, sadece
7. en âmennâ : âmenû olmamız (iman etmemiz)
8. bi allâhi : Allah'a
9. ve mâ unzile ileynâ : ve bize indirilen şeye
10. ve mâ unzile : ve indirilen şey
11. min kablu : önceden, daha önce
12. ve enne : ve olduğunu
13. eksere-kum : sizin çoğunuz
14. fâsıkûne : fâsıklar

Kul hel unebbiukum bi şerrin min zâlike mesûbeten indallâh(indallâhi) men leanehullâhu ve gadıbe aleyhi ve ceale min humul kıradete vel hanâzîre ve abedet tâgût(tâgûte) ulâike şerrun mekânen ve edallu an sevâis sebîl(sebîli).


1. kul : de, söyle
2. hel unebbiu-kum : size haber vereyim mi
3. bi şerrin min zâlike : bundan daha kötüsünü
4. mesûbeten : kesinleşmiş bir ceza
5. inde allâhi : Allah'ın katı
6. men leane-hu allâhu : Allâh'ın (cc.) onu lanetlediği kimse
7. ve gadıbe aleyhi : ve ona gazap, öfke duydu
8. ve ceale min-hum(u) : ve onlardan kıldı, yaptı
9. el kıradete : maymunlar
10. ve el hanâzîre : ve domuzlar
11. ve abede : ve kul oldu (kul yaptı)
12. et tâgûte : tâgut (şeytan ve avânesi)
13. ulâike : işte onlar
14. şerrun mekânen : en şerli, en kötü olan mekan, yer
15. ve edallu : ve en çok sapanlar
16. an : den
17. sevâi es sebîli : sevvâ edilmiş (Allâh'a ulaştırmak üzere dizayn edilmiş) yol

Ve izâ câukum kâlû âmennâ ve kad dehalû bil kufri ve hum kad haracû bihî, vallâhu a’lemu bimâ kânû yektumûn(yektumûne).


1. ve izâ câû-kum : ve size geldikleri zaman
2. kâlû âmennâ : iman ettik, âmenû olduk (Allâh'a teslim olmayı diledik) dediler
3. ve kad dehalû : ve girmişlerdir.
4. bi el kufri : küfrü, inkârı
5. ve hum : ve onlar
6. kad haracû bi-hi : onunla çıkmışlardı
7. ve allâhu a'lemu : ve Allah bildi, biliyordu
8. bimâ kânû : ... oldukları şeyleri
9. yektumûne : ketmederler, gizlerler

Ve terâ kesîran minhum yusâriûne fîl ismi vel udvâni ve eklihimus suht(suhti) lebi’se mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).


1. ve terâ kesîran : ve çoğunu görürsün
2. min-hum : onlardan
3. yusâriûne fî el ismi : günahda yarışırlar
4. ve el udvâni : ve düşmanlık
5. ve ekli-him(u) es suhte : ve onların haram yemeleri
6. lebi'se mâ kânû : oldukları şey ne kötü
7. ya'melûne : yapıyorlar

Lev lâ yenhâhumur rabbaniyyûne vel ahbâru an kavlihimul isme ve eklihimus suht(suhti) lebi’se mâ kânû yasneûn(yasneûne).


1. lev lâ yenhâ-hum(u) : onları nehy etmeli (men etmeli) değiller miydi?
2. er rabbâniyyûne : Rabbanîler, din âlimleri
3. ve el ahbâru : zahidler, yahudi âlimler, hahamlar
4. an kavli-him(u) : sözlerinden
5. el isme : günah
6. ve eklihim(u) es suhte : ve onların haram yemeleri
7. lebi'se mâ kânû : oldukları şey ne kötü
8. yasneûne : yapıyorlar

Ve kâletil yehûdu yedullâhi maglûleh(maglûletun) gullet eydîhim ve luınû bimâ kâlû bel yedâhu mebsûtatâni yunfıku keyfe yeşâû ve le yezîdenne kesîran minhum mâ unzile ileyke min rabbike tugyanen ve kufrâ(kufren) ve elkaynâ beynehumul adâvete vel bagdâe ilâ yevmil kıyâmeh(kıyâmeti) kullemâ evkadû nâran lil harbi etfeehâllâhu ve yes’avne fîl ardı fesâda(fesâden) vallâhu lâ yuhıbbul mufsidîn(mufsidîne).


1. ve kâlet(i) el yehûdu : ve yahudiler dedi
2. yedu allâhi : Allâh'ın (cc.) eli
3. maglûletun : bağlanmış
4. gullet eydî-him : onların elleri bağlandı
5. ve luinû : ve lanetlendiler
6. bi-mâ kâlû : demelerinden dolayı, sözlerinden dolayı
7. bel : hayır, bilâkis
8. yedâ-hu : onun iki eli
9. mebsûtatâni : ikisi de açık, (bol ihsanda bulunur)
10. yunfıku : infak eder, verir
11. keyfe yeşâû : nasıl dilerse, nasıl isterse öyle
12. ve le yezîdenne : ve mutlaka arttırır
13. kesîran min-hum : onlardan bir çoğu
14. mâ unzile ileyke : sana indirilen şey
15. min rabbi-ke : senin Rabb'inden
16. tugyanen ve kufren : azgınlık ve küfrü
17. ve elkaynâ : ve ilka ettik, ulaştırdık
18. beyne-hum(u) : onların aralarına
19. el adâvete : düşmanlık
20. ve el bagdâe : ve kin
21. ilâ yevmi : gününe kadar
22. el kıyâmeti : kıyamet
23. kullemâ : her zaman, her defa
24. evkadû : yaktılar
25. nâran li el harbi : harb için, savaş için ateş
26. etfee-hâ allâhu : Allâh (cc.) onu söndürdü
27. ve yes'avne : ve koşuşurlar, çalışırlar
28. fî el ardı : yeryüzünde
29. fesâden : fesad - bozgun
30. ve allâhu : ve Allah
31. lâ yuhibbu : sevmez
32. el mufsidîne : fesat çıkaranlar, bozguncular

Ve lev enne ehlel kitâbi âmenû vettekav le keffernâ anhum seyyiâtihim ve le edhalnâhum cennâtin naîm(naîmi).


1. ve lev enne : ve şayet, eğer olsa
2. ehle el kitâbi : kitap ehli, kitap sahipleri
3. âmenû : îmân ettiler
4. vettekav (ve ittekav) : ve takvâ sahibi oldular
5. le keffernâ : elbette örttük
6. an-hum seyyiâti-him : onlardan günahlarını
7. ve le edhalnâ-hum : ve elbette onları, dahil ettik koyduk
8. cennâti en naîmi : Naîm cennetleri

Ve lev ennehum ekâmût tevrâte vel incîle ve mâ unzile ileyhim min rabbihim le ekelû min fevkıhim ve min tahti erculihim. Minhum ummetun muktesıdeh(muktesıdetun) ve kesîrun minhum sâe mâ ya’melûn(ya’melûne).


1. ve lev enne-hum : ve eğer onlar ...olsaydı
2. ekâmû : ikame ettiler, hakkıyla yerine getirdiler
3. et tevrâte : Tevrat
4. ve el incîle : ve İncil
5. ve mâ unzile ileyhim : ve onlara indirilen şey
6. min rabbi-him : Rab'lerinden
7. le ekelû : mutlaka yerlerdi
8. min fevkı-him : üstlerinden
9. ve min tahti : ve altından
10. erculi-him : ayakları
11. min-hum : onlardan
12. ummetun : bir ümmet, bir toplum
13. muktesıdetun : muktesid, mutedil, orta, evliyalık mertebesine ulaşmış henüz daimi zikre ulaşmamış olanlar
14. ve kesîrun min-hum : ve onlardan birçoğu
15. sâe : kötü
16. mâ ya'melûne : yaptıkları şey

Yâ eyyuhâr resûlu bellıg mâ unzile ileyke min rabbike ve in lem tef’al fe mâ bellagte risâletehu vallâhu ya’sımuke minen nâs(nâsi) innallâhe lâ yehdîl kavmel kâfirîn(kâfirîne).


1. yâ eyyuhâ er resûlu : ey Resul
2. bellig : tebliğ et!
3. mâ unzile ileyke : sana indirilen şey
4. min rabbi-ke : senin Rabb'inden
5. ve in lem tef'al : ve eğer yapmazsan
6. fe : o zaman, böylece
7. mâ bellagte : sen tebliğ etmezsin, duyurmazsın
8. risâlete-hu : O'nun risâletini (gönderdiğini, elçiliğini)
9. ve allâhu : ve Allah
10. ya'sımu-ke : seni korur
11. min en nâsi : insanlardan
12. inne allâhe : muhakkak ki Allah
13. lâ yehdî : hidayete erdirmez
14. el kavme el kâfirîne : kâfirler topluluğu, kâfirler kavmi

Kul yâ ehlel kitâbi! lestum alâ şey’in hattâ tukîmût Tevrâte vel İncîle ve mâ unzile ileykum min rabbikum ve le yezîdenne kesîren minhum mâ unzile ileyke min rabbike tugyanen ve kufrâ(kufrân), fe lâ te’se alâl kavmil kâfirîn(kâfirîne).


1. kul : de, söyle
2. yâ ehli el kitâbi : ey kitap ehli, kitab sahipleri!
3. lestum alâ şey'in : siz bir şey üzerinde değilsiniz
4. hattâ tukîmû : siz ikâme etmedikçe, gereği gibi uygulamadıkça
5. et tevrâte : Tevrat
6. ve el incîle : ve İncil
7. ve mâ unzile : ve indirilen şey
8. ileykum : size
9. min rabbi-kum : sizin Rabbinizden
10. ve le yezîdenne : ve mutlaka arttırır
11. kesîren min-hum : onlardan bir çoğu
12. mâ unzile ileyke : sana indirilen şey
13. min rabbi-ke : senin Rabb'inden
14. tugyanen ve kufran : azgınlık ve küfür
15. fe lâ te'se : artık yeise kapılma, üzülme, müteessir olma
16. alâ el kavmi : kavmine karşı
17. el kâfirîne : kâfirler

İnnellezîne âmenû vellezîne hâdû ves sâbiûne ven nasâra men âmene billâhi vel yevmil âhiri ve amile sâlihan fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. ve ellezîne hâdû : ve yahudi olanlar, yahudiler
4. ve es sâbiûne : ve sâbiîler
5. ve en nasârâ : ve hristiyanlar
6. men âmene : kimi îmân etti, Allah'a ulaşmayı diledi
7. bi allâhi : Allah'a
8. ve el yevmi el âhıri : ve son güne, sonraki güne, ahirete
9. ve amile sâlihan : ve salih amel, ıslâh edici (nefsi tezkiye edici) amel yaptı
10. fe lâ havfun aleyhim : artık onlara korku yoktur
11. ve lâ hum yahzenûne : ve onlar mahzun olmazlar

Lekad ehaznâ mîsâka benî isrâîle ve erselnâ ileyhim rusulâ(rusulen) kullemâ câehum resûlun bimâ lâ tehvâ enfusuhum ferîkan kezzebû ve ferîkan yaktulûn(yaktulûne).


1. lekad ehaznâ : andolsun ki biz aldık
2. mîsâka benî isrâîle : İsrailoğulları'ndan mîsâk
3. ve erselnâ ileyhim : ve onlara gönderdik
4. rusulen : resûller, elçiler
5. kullemâ câe-hum : onlara her gelişinde
6. resûlun : resûl, elçi
7. bimâ : şey ile
8. lâ tehvâ enfusu-hum : onların nefislerinin hevalarına uymayan
9. ferîkan : bir kısım
10. kezzebû : tekzip ettiler, yalanladılar
11. ve ferîkan : ve bir kısmını
12. yaktulûne : öldürdüler

Ve hasibû ellâ tekûne fitnetun fe amû ve sammû summe tâballâhu aleyhim summe amû ve sammû kesîrun minhum vallâhu basîrun bimâ ya’melûn(ya’melûne).


1. ve hasibû : ve hesab ettiler, sandılar
2. ellâ tekûne fitnetun : bir fitne olmayacağını
3. fe : o zaman, böylece
4. amû ve sammû : kör oldular ve sağır oldular
5. summe tâbe allâhu : sonra Allâh (cc.) tövbelerini kabul etti
6. aleyhim : onlara, onların üzerine
7. summe : sonra
8. kesîrun min-hum : onlardan bir çoğu
9. ve allâhu basîrun : ve Allâh (cc.) en iyi gören
10. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
11. ya'melûne : yapıyorlar

Lekad keferellezîne kâlû innallâhe huvel mesîhubnu meryem(meryeme) ve kâlel mesîhu yâ benî isrâîla’budûllâhe rabbî ve rabbekum innehu men yuşrik billâhi fe kad harramallâhu aleyhil cennete ve me’vâhun nâr(nâru) ve mâ liz zâlimîne min ensâr(ensârin).


1. lekad kefere : andolsun ki inkâr etti, kâfir oldu
2. ellezîne kâlû : ... diyenler
3. inne allâhe : muhakkak ki Allah
4. huve : o
5. el mesîhu : Mesih (Hz. İsa)
6. ibnu meryeme : Meryem oğlu
7. ve kâle el mesîhu : ve Mesih dedi
8. yâ benî isrâîle : ey İsrailoğulları
9. u'budû allâhe : Allâh'a (cc.) kul olun!
10. rabbî ve rabbe-kum : benim Rabb'im ve sizin Rabb'iniz
11. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
12. men yuşrik : kim ortak koşarsa
13. bi allâhi : Allah'a
14. fe : o zaman, böylece
15. kad harrame : haram etmiştir, haram kılmıştır
16. allâhu aleyhi : Allâh (cc.) ona
17. el cennete : cennet
18. ve me'vâ-hu : ve onun barınağı, sığınağı
19. en nâru : ateş
20. ve mâ li ez zâlimîne : ve zalimler için yoktur
21. min ensârin : yardım edenlerden bir yardımcı

Lekad keferellezîne kâlû innallâhe sâlisu selâsetin ve mâ min ilâhin illâ ilâhun vâhid(vâhidun) ve in lem yentehû ammâ yekûlûne le yemessennellezîne keferû minhum azâbun elîm(elîmun).


1. lekad kefere : andolsun ki inkâr etti, kâfir oldu
2. ellezîne kâlû : ... diyenler
3. inne allâhe : muhakkak ki Allah
4. sâlisu selâsetin : üçün üçüncüsü
5. ve mâ min ilâhin : ve bir ilâh yoktur
6. illâ ilâhun vâhidun : tek bir ilâhtan başka
7. ve in lem yentehû : ve eğer son vermezlerse, vazgeçmezlerse
8. ammâ (an mâ) yekûlûne : söylediklerinden, söyledikleri sözlerden
9. le yemessenne : mutlaka dokunacak
10. ellezîne keferû : inkâr edenler
11. min-hum : onlardan
12. azâbun elîmun : elîm bir azap

E fe lâ yetûbûne ilâllâhi ve yestagfirûnehu vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).


1. e fe lâ yetûbûne : hâlâ tövbe etmiyorlar mı?
2. ilâ allâhi : Allah'a, Allah'a ait
3. ve yestagfirûne-hu : ve O'na istiğfar ediyorlar, O'ndan mağfiret diliyorlar
4. ve allâhu : ve Allah
5. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden
6. rahîmun : çok merhametli, rahmet gönderen

Mâl mesîhubnu meryeme illâ resûl(resûlun), kad halet min kablihir rusul(rusulun) ve ummuhu sıddîkah(sıddîkatun) kânâ ye’kulânit taâm(taâmi) unzur keyfe nubeyyinu lehumul âyâti summenzur ennâ yu’fekûn(yu’fekûne).


1. : olmadı
2. el mesîhu : Mesih (Hz. İsa)
3. ibnu meryeme : Meryem oğlu
4. illâ resûlun : resûl'den başka, sadece resûl
5. kad halet : gelip geçmiş
6. min kabli-hi : ondan önce
7. er rusulu : resûller
8. ve ummu-hu : ve onun annesi
9. sıddîkatun : sıddık'tır, çok doğru, iffetli bir hanımdır
10. kânâ ye'kulâni : (ikisi de) yerlerdi
11. et taâme : yemek
12. unzur keyfe : bak nasıl
13. nubeyyinu lehum(u) : onlara açıkça anlatıyoruz, açıklıyoruz
14. el âyâti : âyetler
15. summe : sonra
16. unzur : bak
17. ennâ yu'fekûne : nasıl döndürülüyorlar

Kul e ta’budûne min dûnillâhi mâ lâ yemliku lekum darran ve lâ nef’â(nef’an) vallâhu huves semîul alîm(alîmu).


1. kul : de, söyle
2. e :
3. ta'budûne : kul oluyorsunuz
4. min dûni allâhi : Allah'tan başka
5. mâ lâ yemliku : birşeye malik olmayan
6. lekum : sizin için, size
7. daran : bir zarar
8. ve lâ nef'an : ve bir fayda vermeyen
9. ve allâhu : ve Allah
10. huve : o
11. es semîu : hakkıyla işiten
12. el alîmu : en iyi bilen

Kul yâ ehlel kitâbi, lâ taglû fî dînikum gayral hakkı ve lâ tettebiû ehvâe kavmin kad dallû min kablu ve edallû kesîren ve dallû an sevâis sebîl(sebîli).


1. kul : de, söyle
2. yâ ehle el kitâbi : ey kitap ehli (yahudiler ve hristiyanlar)
3. lâ taglû : haddi aşmayın
4. fî dîni-kum : dininizde
5. gayra el hakkı : haklı olmaksızın, haksız olarak
6. ve lâ tettebiû : ve tâbî olmayın, uymayın
7. ehvâe : hevalar, hevesler, nefsin istekleri
8. kavmin : kavim, toplum
9. kad dallû : dalâlete düşmüşler
10. min kablu : önceden, daha önce
11. ve edallû : ve dalâlete düşürmüşler
12. kesîren : çok
13. ve dallû : ve saptılar
14. an sevâi es sebîli : sevvâ edilmiş, Allâh'a ulaştırmak üzere dizayn edilmiş yoldan

Luinellezîne keferû min benî isrâîle alâ lisâni dâvude ve îsâbni meryem(meryeme) zâlike bimâ asav ve kânû ya’tedûn(ya’tedûne).


1. luine : lânetlendi
2. ellezîne keferû : inkâr edenler
3. min benî isrâîle : İsrailoğulları'ndan
4. alâ lisâni dâvûde : Hz. Dâvud'un lisanı ile, diliyle
5. ve îsâ ibni meryeme : ve Meryem oğlu Hz. İsâ
6. zâlike : işte bu, bu
7. bi-mâ asav : isyan etmeleri sebebiyle
8. ve kânû : ve oldular
9. ya'tedûne : haddi aşıyorlar

Kânû lâ yetenâhevne an munkerin fealûhu lebi’se mâ kânû yef’alûn(yef’alûne).


1. kânû : oldular
2. lâ yetenâhevne : nehyetmezler, mani olmazlar, vazgeçirmezler
3. an munkerin : kötülüklerden
4. fealû-hu : onu yapıyorlar
5. lebi'se mâ : ne kötü şey
6. yef'alûne : yapıyorlar

Terâ kesîran minhum yetevellevnellezîne keferû lebi’se mâ kaddemet lehum enfusuhum en sehıtallâhu aleyhim ve fîl azâbi hum hâlidûn(hâlidûne).


1. terâ : görürsün
2. kesîran(kesîren) min-hum : onlardan bir çoğunu
3. yetevellevne : dönerler, dostluk ederler
4. ellezîne keferû : inkâr edenler
5. lebi'se mâ : ne kötü şey
6. kaddemet lehum : onlar için, kendileri için taktim etti
7. enfusu-hum : kendilerini, canlarını
8. en sehıte allâhu : Allâh'ın (cc.) öfkelenmesi, gazab etmesi, kızması
9. aleyhim : onlara, onların üzerine
10. ve fî el azâbi : ve azap içinde
11. hum : onlar
12. hâlidûne : ebedî, sonsuz, devamlı kalacak olanlar

Ve lev kânû yu’minûne billâhi ven nebiyyi ve mâ unzile ileyhi mâttehazûhum evliyâe ve lâkinne kesîren minhum fâsikûn(fâsikûne).


1. ve lev kânû : ve eğer olsalardı
2. yu'minûne bi allâhi : Allah'a îmân ederler
3. ve en nebiyyi : ve nebî, peygamber
4. ve mâ unzile ileyhi : ve ona indirilene
5. mâ ittehazû-hum : onları edinmezler
6. evliyâe : dostlar
7. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
8. kesîren(kesîran) min-hum : onlardan çoğu
9. fâsikûne : fâsıklar

Le tecidenne eşedden nâsi adâveten lillezîne âmenûl yehûde vellezîne eşrakû, ve le tecidenne akrabehum meveddeten lillezîne âmenûllezîne kâlû innâ nasârâ zâlike bi enne minhum kıssîsîne ve ruhbânen ve ennehum lâ yestekbirûn(yestekbirûne).


1. le tecidenne : mutlaka bulursun, bulacaksın
2. eşedde en nâsi : insanların en şiddetlisi
3. adâveten : düşmanlıkta
4. li ellezîne âmenû : âmenû olanlara, yaşarken Allâh (c.c.)’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenlere
5. el yehûde : yahudiler
6. ve ellezîne eşrakû : ve Allâh'a (c.c.) şirk koşanlar, müşrikler
7. ve le tecidenne : ve mutlaka bulursun, bulacaksın
8. akrabe-hum : onların en yakın olanı
9. meveddeten : sevgi, dostluk bakımından
10. ellezîne kâlû : ... diyenler
11. innâ nasârâ : muhakkak ki biz (hıristiyanız) nasârâyiz
12. zâlike : işte bu, bu
13. bi enne : sebebi ile
14. min-hum kıssîsîne : onlardan keşişler
15. ve ruhbânen : ve ruhbanlar, rahipler
16. ve enne-hum : ve onların ..... olduğunu
17. lâ yestekbirûne : kibirlenmezler, büyüklenmezler

Ve izâ semiû mâ unzile ilâr resûli terâ a’yunehum tefîdu mined dem’ı mimmâ arafû minel hakk(hakkı), yekûlûne rabbenâ âmennâ fektubnâ meaş şâhidîn(şâhidîne).


1. ve izâ semiû : ve işittikleri zaman
2. mâ unzile : indirilen şeyi, indirileni
3. ilâ er resûli : Resûl'e
4. terâ : görürsün
5. a'yune-hum : onların gözleri
6. tefîdu : boşalır, akar
7. min ed dem'ı : göz yaşından
8. mimmâ (min mâ) : şeyden
9. arafû : ârif oldular (irfan sahibi oldular kalp kulağı ve kalp gözü açıldı, hikmetin ve mütezekkir ve hayrın sahibi oldular)
10. min el hakkı : haktan
11. yekûlûne rabbe-nâ : Rabb'imiz derler
12. âmennâ fe uktub-nâ : biz âmenû olduk artık bizi yaz
13. mea eş şâhidîne : şahit olanlarla birlikte, beraber

Ve mâ lenâ lâ nu’minu billâhi ve mâ câenâ minel hakkı ve natmeu en yudhılenâ rabbunâ meal kavmis sâlihîn(sâlihîne).


1. ve mâ lenâ : ve bize ne oluyor, niçin biz...
2. lâ nu'minu bi allâhi : Allah'a amenû olmayalım, yaşarken Allah'a ulaşmayı, teslim olmayı dilemeyelim
3. ve mâ câe-nâ : ve bize gelen şey
4. min el hakkı : haktan
5. ve natmeu : tamah ederiz, arzu ederiz, çok isteriz
6. en yudhıle-nâ : bizi dahil etmesini
7. rabbu-nâ : bizim Rabbimiz
8. mea : beraber
9. el kavmi es sâlihîne : sâlihler topluluğu (kavmî)

Fe esâbehumullâhu bimâ kâlû cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ ve zâlike cezâûl muhsinîn(muhsinîne).


1. fe esâbe-hum(u) : böylece onlara verdi, ihsan etti
2. allâhu : Allah
3. bi-mâ kâlû : demelerinden dolayı, sözlerinden dolayı
4. cennâtin : cennetler
5. tecrî min tahti-hâ : onun altından akar
6. el enhâru : nehirler, ırmaklar
7. hâlidîne fî-hâ : orada, içinde devamlı kalacak olanlar
8. ve zâlike : ve işte bu, bu
9. cezâû : ceza
10. el muhsinîne : muhsinler, ahsen olanlar (fizik vücudunu teslim edenler)

Vellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ulâike ashâbul cahîm(cahîmi).


1. ve ellezîne keferû : ve inkâr edenler, kâfir olanlar
2. ve kezzebû : ve yalanladılar
3. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
4. ulâike : işte onlar
5. ashâbu el cahîmi : cehennemin halkıdır, cehennem ehlidir

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tuharrimû tayyibâti mâ ehallallâhu lekum ve lâ ta’tedû innallâhe lâ yuhibbul mu’tedîn(mu’tedîne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. lâ tuharrimû : haram etmeyin
4. tayyibâti : temiz olanlar, helâl olanlar
5. mâ ehalle allâhu : Allâh'ın (c.c.) helâl kıldığı şey
6. lekum : sizin için, size
7. ve lâ ta'tedû : ve aşırı gitmeyin, haddi aşmayın
8. inne allâhe : muhakkak ki Allah
9. lâ yuhibbu : sevmez
10. el mu'tedîne : aşırı gidenler, haddi aşanlar

Ve kulû mimmâ razakakumullâhu halâlen tayyiben vettekûllâhellezî entum bihî mu’minûn(mu’minûne).


1. ve kulû : ve yeyin
2. mimmâ (min mâ) : şeyden
3. razaka-kum(u) allâhu : Allâh (c.c.) size rızık verdi
4. halâlen tayyiben : temiz, helâl
5. ve itteku allâhe : ve Allâh'a (c.c.) karşı takvâ sahibi olun
6. ellezî : o ki, ki o
7. entum : sizi
8. bi-hi mu'minûne : O'na (kendisine) iman edenler

Lâ yuâhizukumullâhu bil lagvi fî eymânikum ve lâkin yuâhizukum bimâ akkadtumul eymân(eymâne), fe keffâratuhu it’âmu aşerati mesâkîne min evsatı mâ tut’ımûne ehlîkum ev kisvetuhum ev tahrîru rakabeh(rakabetin) fe men lem yecid fe sıyâmu selâseti eyyâm(eyyâmin) zâlike keffâratu eymânikum izâ haleftum vahfezû eymânekum kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihi leallekum teşkurûn(teşkurûne).


1. lâ yuâhizu-kum(u) : sizi ahaze etmez, sorumlu tutmaz
2. allâhu : Allah
3. bi el lagvi : boş, lüzûmsuz sözler
4. fî eymâni-kum : yeminleriniz konusunda, hakkında
5. ve lâkin yuâhizu-kum : ve lâkin, fakat sizi sorumlu tutar
6. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
7. akkadtum(u) : siz akit yaptınız
8. el eymâne : yeminler
9. fe keffâratu-hu : artık onun kefareti
10. it'âmu : yedirme, doyurma
11. aşerati mesâkîne : on yoksul
12. min evsatı : vasat olarak, ortalama
13. mâ tut'ımûne : yedirdiğiniz şeyler, yedirdikleriniz
14. ehlî-kum : sizin ehliniz, ev halkınız
15. ev kisvetu-hum : veya onları giydirme (onların giysileri)
16. ev tahrîru rakabetin : veya, ya da bir köle azâdı
17. fe men : o zaman kim
18. lem yecid : bulamadı
19. fe sıyâmu : o halde, o taktirde oruç tutsun
20. selâseti eyyâmin : üç gün
21. zâlike keffâratu : işte bu kefarettir (yemini bozmaya karşılıktır)
22. eymâni-kum : sizin yeminleriniz
23. izâ haleftum : yemin edip hilâfına (aksine) hareket ettiğiniz, yemininizi bozduğunuz zaman
24. ve ıhfezû : ve muhafaza edin, koruyun
25. eymâne-kum : yeminlerinizi
26. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
27. yubeyyinu allâhu : Allah açıklıyor
28. lekum : sizin için, size
29. âyâti-hi : onun âyetleri, mucizeleri
30. lealle-kum : umulur ki böylece siz
31. teşkurûne : şükredersiniz

Yâ eyyuhâllezîne âmenû innemâl hamru vel meysiru vel ensâbu vel ezlâmu ricsun min ameliş şeytâni fectenibûhu leallekum tuflihûn(tuflihûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. innemâ : ancak, sadece
4. el hamru : şarap
5. ve el meysiru : ve