Sorgulayan, gerçekleşecek azabını sordu!

Hakikat bilgisini inkâr edenler içindir (azap olan ölüm)! Onu savacak yoktur.

Zül Mearic (pek çok urûc edeni olan) Allâh'tandır!

Melekler ve ruh, miktarı (size) elli bin sene gibi olan bir süreç içinde urûc ederler (hakikatlerindeki Allâh'a ermek için yöneliş süreci) O'na.

O hâlde güzel bir sabır ile sabret.

Muhakkak ki onlar onu (azap günü olan ölümü) uzak görüyorlar!

Biz ise onu yakın görüyoruz!

O gün semâ, erimiş maden gibi olur.

Dağlar renkli yün gibi olur.

Dostların birbirini arayacak hâli kalmaz!

Birbirlerine gösterilirken insanlar. . . Suçlular, o sürecin azabından kendini kurtarmak için oğullarını fidye olarak (ateşe) vermeyi düşünür. . .

Karısını, kardeşini;

Aralarında yaşadığı tüm yakınlarını;

Yeryüzünde yaşamış olanların tümünü (fidye verse) de kendini kurtarsa!

Hayır, asla! Muhakkak ki o Leza'dır (dumansız alev).

Derilerini kavurup soyan!

(O Leza) çağırır (hakikatine davet olunduğunda) arkasını dönüp, yüz çevirip gideni!

Toplayıp da servet yığanı!

Muhakkak ki insanın yaratılışında hırs ve doyumsuzluk mevcuttur!

Ona hoşlanmadığı şeyle karşılaştığında feryat edip bağırandır (tahammülsüz)!

Ona hayır ulaştığında ise pinti, bencildir!

Sadece musallîn (bilfiil salât yaşayanlar) müstesna!

Onlar ki sürekli salâttadırlar (sürekli Allâh'a yönelişlerini muhafaza ederler)!

Onlar ki, onların mallarında bilinen bir hak vardır;

Yardım talep eden ve mahrum için.

Onlar ki, din (ceza - yapılanların sonucunun yaşanacağı) süreçlerini tasdik ederler!

Onlar ki, Rablerinin azabından endişe duyanlardır.

Muhakkak ki Rablerinin azabına karşı güvenceleri yoktur!

Onlar ki, cinsel organlarını aşırılıktan korurlar.

Eşleri veyahut tasarrufları altındakiler müstesna! Çünkü onlar (bundan dolayı) kınanmazlar!

Artık kim bundan ötesini isterse, işte onlar sınırı aşanların ta kendileridirler!

Onlar ki (insanın yüklendiği) emanetlerine ve (Allâh'a) ahdlerine riayet edicilerdir!

Onlar ki, şehâdetlerinde kaîmlerdir ("ŞehidAllâhu ennehu. . . "Âl-u İmran: 18. âyetine atıf. A. H. )!

Onlar ki salâtlarını muhafaza ederler (Allâh'a yöneliş hâllerini sürekli korurlar).

İşte bunlar cennetlerde ikram olunanlardır.

O hakikat bilgisini inkâr edenlere ne oluyor ki sana şaşkın düşkün geliyorlar?

Sağdan ve soldan bölük bölük!

Onlardan her bir kişi, nimet cennetine dâhil olunacağını mı umuyor?

Hayır, asla! Muhakkak ki biz onları bildikleri şeyden (spermden) yarattık!

Doğuların ve batıların Rabbi olarak kasem ederim ki, gerçekten biz her şeye gücü yetenleriz!

Onların yerine onlardan daha hayırlısını getirmeye. . . Biz önüne geçilmeyen gücüz!

Bırak onları, vadolundukları süreçlerine kavuşuncaya kadar (dünyalarına) dalsınlar ve oynasınlar!

O gün kabirleri olan bedenlerden hızla fırlarlar! Sanki onlar dikilmiş putlara hızlıca koşuyorlar.

Gözleri dehşetten önlerine eğik, kendilerini de bir zillet kaplamış oldukları hâlde. . . İşte bu, vadolundukları o süreçtir!