(Resulüm!) Kocası hakkında seninle tartışan (hüküm için direnen) ve Allah'a şikâyette bulunan (kadın)ın sözünü Allah işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

İçinizden “zıhar” yaparak (sen bana anamın sırtı gibisin diyerek) eşlerinden ayrılmağa kalkışan kimseler, bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Anaları, ancak onları doğurmuş olanlardır. Bununla beraber onlar gerçekten çirkin ve asılsız bir söz söylüyorlar. Muhakkak ki Allah çok affedendir, çok bağışlayandır.

Eşlerinden zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Ancak buna imkânı olmayan, (bunun yerine,) birbirlerine yeniden dokunmadan önce arka arkaya iki ay oruç tutacak ve buna gücü yetmeyen altmış yoksulu doyuracak. Bu, Allah'a ve peygamberine inancınızı ispat etmeniz içindir. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır ve inkârcılar için şiddetli bir azap vardır.

Allah'a ve Resulü'ne karşı gelenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldıkları gibi alçaltılacaklardır. Oysa (bu konularda) biz, apaçık ayetler indirdik. (Bu ayetleri) inkâr eden (ve Hakka karşı direnen)ler için alçaltıcı bir azap vardır.

O (kıyamet) gün(ü) Allah onların hepsini diriltecek ve yaptıklarını kendilerine (bütün ayrıntılarıyla) haber verecektir. Kendileri onları unuttukları halde Allah (onların dünyada yaptıklarını) tespit etmiştir. Çünkü Allah her şeye şahittir.

Göklerde olanları da, yerde olanları da Allah'ın bildiğini bilmez misin? Üç kişinin gizli bulunduğu yerde dördüncüsü mutlaka O'dur, beş kişinin gizli bulunduğu yerde altıncıları mutlaka O'dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar, O, mutlaka onlarla beraberdir. Sonra, kıyamet günü, yaptıklarını onlara haber verecektir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.

Gizli konuşmaktan menedildikten sonra yine o menedildikleri şeyi yapmaya kalkışarak günah, düşmanlık ve peygambere karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı gibi selamlıyorlar (Es-selâmü Aleyk yerine, üzerine ölüm olsun manasına gelen Es-Sâmü Aleyk diyorlar). İçlerinden de, “söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diy(erek alay ediy)orlar. Cehennem onlara yeter! Oraya (mutlaka) atılacaklardır. Ne kötü varış yeridir orası!

Ey inananlar! Siz baş başa gizlice konuştuğunuz zaman, günahı, düşmanlığı ve peygambere karşı gelmeyi fısıldamayın! İyilik ve takvayı konuşun. Huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun!

O kötü fısıldamalar iman edenleri üzmek için ancak şeytandan kaynaklanmaktadır. Hâlbuki (münafıkların fısıldamaları), Allah'ın izni olmaksızın mü'minlere asla zarar veremez. O halde inananlar yalnızca Allah'a güvensinler.

Ey inananlar! Size: “Meclislerde yer açın!” denildiği zaman açın ki, Allah da size genişlik versin. Ve size: “(İyi bir iş için) ayağa kalkın!” denilince de ayağa kalkın ki, Allah, sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin! Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Ey inananlar! Peygamber ile gizli (özel) bir şey konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka veriniz. Bu sizin yararınıza olacak ve sizin (iç) temizliğinizi sağlayacaktır. Ama buna gücünüz yetmezse (bilin ki) Allah çok affedicidir, merhameti ve ihsanı boldur.

Baş başa konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü? Bunu yapmadınız ve Allah da sizin tövbelerinizi kabul etti. Şu halde namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah'a ve Resulü'ne itaat edin! Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Allah'ın gazap ettiği bir topluluğu dost edinenlere (mü'minlerin sırlarını Yahudilere nakleden münafıklara) baksana! Bunlar ne sizden, ne de onlardandır. Bunlar bilerek yalan yere yemin ederler.

Allah, onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!

Onlar yeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah'ın dininden alıkoydular. Bunun için onlara alçaltıcı bir azap vardır.

Ne dünyalık servetleri ne de soy sopları onları Allah'(ın azabın)a karşı koruyamayacaktır. Onlar cehennemliktirler. Hem de orada devamlı kalacaklardır.

Allah'ın onların tümünü tekrar dirilteceği gün, (şimdi) senin önünde yemin ettikleri gibi, haklı oldukları zannıyla O'nun önünde de yemin edecekler. İyi bilin ki onların işi gücü yalan söylemektir.

Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanlardır.

Allah'a ve Resulü'ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar var ya, işte onlar (cehennemde) en alçak kimselerle beraberdir.

Çünkü Allah: “Ben ve Peygamberlerim elbette galip geleceğiz” diye hükmetmiştir. Şüphesiz ki Allah güçlüdür, her şeyin mutlak galibidir.

Allah'a ve ahiret gününe inanan hiçbir kavmin; babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Resulü'ne başkaldıran kimselerle dostluk kurduğunu göremezsin. Allah onların kalplerine imanı nakşetmiş ve onları katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak ve orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan memnun olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın tarafında olanlardır. Ve iyi bilin ki, kurtuluşa erenler, Allah'ın tarafında yer alanlardır.