Kad semiallâhu kavlelletî tucâdiluke fî zevcihâ ve teştekî ilallâhi vallâhu yesmeu tehâvurekumâ, innellâhe semî’un basîr(basîrun).


1. kad : oldu, olmuştu
2. semia : işitti
3. allâhu : Allah
4. kavle elletî : o söz ki
5. tucâdilu-ke : seninle mücâdele eden tartışan
6. : içinde, vardır
7. zevci-hâ : onun eşi, kocası
8. ve teştekî : ve şikâyet eden
9. ilâ allâhi : Allah'a, Allah'a ait
10. ve allâhu : ve Allah
11. yesmeu : işitir
12. tehâvure-kumâ : siz ikinizin karşılıklı konuşması
13. inne allâhe : muhakkak ki Allah
14. semîun : hakkıyla işiten, en iyi işiten
15. basîrun : hakkıyla gören

Ellezîne yuzâhirûne minkum min nisâihim mâ hunne ummehâtihim, in ummehâtuhum illellâî velednehum, ve innehum le yekûlûne munkeren minel kavli ve zûrâ(zûren), ve innellâhe le afuvvun gafûr(gafûrun).


1. ellezîne : ki onlar
2. yuzâhirûne : zihar yapıyorlar, boşuyorlar (sen bana anamın sırtı gibisin diyorlar)
3. min-kum : sizden
4. min nisâi-him : kadınlarından (uzak olma)
5. : olmadı
6. hunne : onlar
7. ummehâti-him : onların anneleri
8. in (illâ) : olsa, ancak, sadece
9. ummehâtu-hum : onların anneleri
10. illâ ellâî : ancak onlar ki
11. veledne-hum : onları doğurdu
12. ve inne-hum : ve muhakkak onlar
13. le yekûlûne : gerçekten, mutlaka ..... söylüyorlar
14. munkeren : inkâr edici, kötü, çirkin
15. min el kavli : sözlerden, sözler
16. ve zûren : ve bâtıl, asılsız, yalan, ağır, günaha sokan
17. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
18. allâhe : Allah
19. le : mutlaka, elbette, muhakkak
20. afuvvun : affeden(dir)
21. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden

Vellezîne yuzâhirûne min nisâihim summe yeûdûne li mâ kâlû fe tahrîru rekabetin min kabli en yetemâssâ, zâlikum tûazûne bih(bihî), vallâhu bi mâ ta’melûne habîr(habîrun).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. yuzâhirûne : zihar yapıyorlar, boşuyorlar (sen bana anamın sırtı gibisin diyorlar)
3. min nisâi-him : kadınlarından (uzak olma)
4. summe : sonra
5. yeûdûne : dönerler
6. li-mâ : şeyi
7. kâlû : dediler
8. fe tahrîru : o taktirde azad etsin, serbest bıraksın
9. rekabetin : köle
10. min kabli : önceden, daha önce
11. en yetemâssâ : temas etmek, temas etmesi
12. zâlikum : işte bu
13. tûazûne : vaazediliyor, öğüt veriliyor
14. bi-hi : onunla
15. ve allâhu : ve Allah
16. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
17. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden
18. habîrun : (çok iyi) haberdar olan

Fe men lem yecid fe siyâmu şehreyni mutetâbiayni min kabli en yetemâssâ, fe men lem yestetı’ fe ıt’amu sittîne miskînâ(miskînen), zâlike li tû’minû billâhi ve resûlih(resûlihî), ve tilke hudûdullâh(hudûdullâhi), ve lil kâfirîne azâbun elîm(elîmun).


1. fe : o zaman, böylece
2. men : kimse, kişi
3. lem yecid : bulamadı
4. fe sıyâmu : o halde, o taktirde oruç tutsun
5. şehreyni : iki ay
6. mutetâbiayni : birbirini takip eden, ardarda, devamlı olarak
7. min kabli : önceden, daha önce
8. en yetemâssâ : temas etmek, temas etmesi
9. lem yestetı' : gücü yetmez
10. it'âmu : yedirme, doyurma
11. sittîne : altmış
12. miskînen : miskin, yoksul (çalışmaktan aciz, yaşlı kimseyi)
13. zâlike : işte bu, bu
14. li : ... e, için
15. tu'minû : inanırsınız
16. bi allâhi : Allah'a
17. ve resûli-hi : ve onun resûlü
18. ve tilke : ve işte o, bu (bunlar)
19. hudûdu : hudut, hadler, sınırlar (yasaklar)
20. allâhi : Allah
21. ve li el kâfirîne : ve kâfirlere
22. azâbun : bir azap
23. elîmun : elîm, acıklı

İnnelleziyne yuhâdûnellâhe ve resûlehu kubitû kemâ kubitellezîne min kablihim ve kad enzelnâ âyâtin beyyinât(beyyinâtin), ve lil kâfirîne azâbun muhîn(muhînun).


1. inne ellezîne : muhakkak ki, hiç şüphesiz onlar
2. yuhâddûne : hududu aşanlar, muhalefet edenler
3. allâhe : Allah
4. ve resûle-hu : ve O'nun Resûlü, elçisi
5. kubitû : alçaltıldı
6. kemâ : gibi
7. kubite : alçaltıldı
8. ellezîne : ki onlar
9. min kabli-him : onlardan önce
10. ve kad : ve olmuştur
11. enzelnâ : biz indirdik
12. âyâtin : âyetler
13. beyyinâtin : beyan edilenler, beyyineler, deliller
14. ve li el kâfirîne : ve kâfirlere
15. azâbun : bir azap
16. muhînun : horlayıcı, alçaltıcı

Yevme yeb’asu humullâhu cemîan fe yunebbiuhum bi mâ amilû, ahsâhullâhu ve nesûh(nesûhu), vallâhu alâ kulli şey’in şehîd(şehîdun).


1. yevme : o gün
2. yeb'asu-hum : onları diriltir
3. allâhu : Allah
4. cemîan : hepsi
5. fe : o zaman, böylece
6. yunebbiu-hum : onlara haber verecek
7. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
8. amilû : yaptılar
9. ahsâ-hu : onu saydı
10. ve nesû-hu : ve onu unuttu
11. ve allâhu : ve Allah
12. alâ kulli şey'in : herşeye
13. şehîdun : şâhid

E lem tere ennellâhe ya’lemu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), mâ yekûnu min necvâ selâsetin illâ huve râbiuhum ve lâ hamsetin illâ huve sâdisuhum ve lâ ednâ min zâlike ve lâ eksere illâ huve me’ahum eyne mâ kânû, summe yunebbiuhum bi mâ amilû yevmel kıyâmeh(kıyâmeti), innellâhe bi kulli şey’in alîm(alîmun).


1. e lem tere : görmüyor musun
2. enne allâhe : muhakkak ki Allah
3. ya'lemu : bilir
4. : olmadı
5. fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
6. ve mâ fî el ardi : ve arzda, yerde var olan
7. mâ yekûnu : olmaz
8. min necvâ : gizli bir konuşmadan (konuşmada)
9. selâsetin : üç (kişi)
10. illâ huve : O'ndan başka
11. (mâ yekûnu ... illâ huve : ondan başkasının olması olamaz, mutlaka o olur)
12. râbiu-hum : onların dördüncüsü
13. ve lâ : ve olmaz, olmasın
14. hamsetin : beş (kişi)
15. sâdisu-hum : onların altıncısı
16. ednâ : daha düşük, daha değersiz
17. min zâlike : bundan
18. eksere : daha çok, çoğu
19. mea-hum : onların yanında
20. eyne mâ : nerede olursa
21. kânû : oldular
22. summe : sonra
23. yunebbiu-hum : onlara haber verecek
24. bimâ : şey ile
25. amilû : yaptılar
26. yevme el kiyâmeti : kıyâmet günü
27. inne allâhe : muhakkak ki Allah
28. bi kulli şeyin : herşeyi
29. alîmun : en iyi bilen

E lem tere ilellezîne nuhû aninnecvâ summe yeûdûne li mâ nuhû anhu ve yetenâcevne bil ismi vel udvâni ve ma’siyetir resûl(resûli), ve izâ câûke hayyevke bi mâ lem yuhayyike bihillâhu, ve yekûlûne fî enfusihim lev lâ yuazzibunâllâhu bi mâ nekûl(nekûlu), hasbuhum cehennem(cehennemu), yaslevnehâ, febi’sel masîr(masîru).


1. e lem tere ilâ : görmüyor musun, görmedin mi, bakmadın mı
2. ellezîne : ki onlar
3. nuhû an : nehyedildiler, men edildiler, yasaklandılar
4. en necvâ : fısıltı, gizli konuşma
5. summe : sonra
6. yeûdûne : dönerler
7. li-mâ : şeyi
8. nuhû : nehy edildiler, men edildiler
9. anhu : ondan
10. ve yetenâcevne bi : ve gizli gizli konuşuyorlar
11. el ismi : günah
12. ve el udvâni : ve düşmanlık
13. ve ma'siyeti : ve isyan
14. resûli : resûl
15. ve izâ câû-ke : ve sana geldiği zaman
16. hayyev-ke : seni selâmladılar
17. bimâ : şey ile
18. lem yuhayyi-ke : seni selâmlamadı
19. bi-hi : onunla
20. allâhu : Allah
21. ve yekûlûne : ve diyorlar
22. fî enfusi-him : nefslerinde, içlerinde
23. lev : eğer, ise
24. : yok, değil
25. yuazzibu-nâ : bize azap eder
26. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
27. nekûlu : diyeceğiz
28. hasbu-hum : onlara kâfi, yeter
29. cehennemu : cehennem
30. yaslevne-hâ : ona (ateşe) yaslanırlar, maruz kalırlar
31. fe : o zaman, böylece
32. bi'se : (ne) kötü
33. el masîru : varış yeri

Yâ eyyuhâllezîne âmenû iza tenâceytum fe lâ tetenâcev bil ismi vel udvâni ve ma’siyetir resûli ve tenâcev bil birri vet takvâ, vettekûllâhellezî ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. izâ tenâceytum : aranızda gizlice konuştuğunuz zaman
4. fe : o zaman, böylece
5. lâ tetenâcev bi : gizli gizli konuşmayın
6. el ismi : günah
7. ve el udvâni : ve düşmanlık
8. ve ma'siyeti : ve isyan
9. er resûli : Resûl
10. ve tenâcev bi : ve gizli konuşun, aranızda müşavere edin, görüşün
11. el birri : birri
12. ve et takvâ : ve takva
13. ve itteku : ve takva sahibi olun
14. allâhe : Allah
15. ellezî : o ki, ki o
16. ileyhi : ona
17. tuhşerûne : haşrolunacaksınız

İnne men necvâ mineş şeytâni li yahzunellezîne âmenû ve leyse bi dârrihim şey’en illâ bi iznillâh(iznillâhî), ve alâllâhi fel yetevekkelil mû’minûn(mû’minûne).


1. innemâ : ancak, sadece
2. en necvâ : fısıltı, gizli konuşma
3. min eş şeytâni : şeytandan
4. li yahzune : mahzun etmek, üzmek için
5. ellezîne : ki onlar
6. âmenû : îmân ettiler
7. ve leyse : ve değildir
8. bi dârri-him : onlara bir darlık (sıkıntı) veren
9. şey'en : bir şey
10. illâ : ancak, sadece
11. bi izni allâhi : Allah'ın izniyle
12. ve alâ allâhi : ve Allah'a
13. fe li yetevekkeli : artık tevekkül etsinler
14. el mu'minûne : mü'minler

Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ kîle lekum tefessehû fîl mecâlisi fefsehû yefsehıllâhu lekum, ve izâ kîlenşuzû fenşuzû yerfeillahullezîne âmenû minkum vellezîne ûtûl ilme derecât(derecâtin), vallâhu bi mâ ta’melûne habîr(habîrun).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. izâ kîle : denildiği zaman
4. lekum : sizin için, size
5. tefessehû : yer açın
6. fî el mecâlisi : meclislerde
7. fe ifsehû : o taktirde yer açın
8. yefsehi : yer açar, genişlik verir
9. allâhu : Allah
10. ve izâ kîle : ve denildiği zaman, denildiğinde
11. ensuzû : kalkıp kenara çekilin, kalkın
12. fe : o zaman, böylece
13. yerfei : yükseltir
14. allahu : Allah
15. minkum : sizden
16. ve ellezîne ûtû : ve verilenler
17. el ilme : ilim
18. derecâtin : dereceler
19. ve allâhu : ve Allah
20. bimâ : şey ile
21. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden
22. habîrun : (çok iyi) haberdar olan

Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ nâceytumur resûle fe kaddimû beyne yedey necvâkum sadakah(sadakaten), zâlike hayrun lekum ve athar(atharu), fe in lem tecidû fe innellâhe gafûrun rahîm(rahîmun).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. izâ : olduğu zaman
4. nâceytum(u) : gizlice söylediniz, konuştunuz
5. er resûle : resûl
6. fe kaddimû : o zaman takdim ediniz, veriniz
7. beyne yedey : iki eli arasında, önünde
8. necvâ-kum : gizli konuşmanız, gizli görüşmeniz
9. sadakaten : sadaka olarak
10. zâlike : işte bu, bu
11. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
12. lekum : sizin için, size
13. ve atheru : ve daha temiz olma
14. fe in : fakat eğer
15. lem tecidû : bulamadınız
16. fe inne : o taktirde muhakkak
17. allâhe : Allah
18. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden
19. rahîmun : çok merhametli, rahmet gönderen

E eşfaktum en tukaddimû beyne yedey necvâkum sadekât(sadekâtin), fe iz lem tef’alû ve tâballâhu aleykum, fe ekîmûs salâte ve âtûz zekâte ve etîûllâhe ve resûleh(resûlehu), vallâhu habîrun bi mâ ta’melûn(ta’melûne).


1. e :
2. eşfaktum : çekindiniz, korktunuz
3. en tukaddimû : takdim etmek, vermek
4. beyne yedey : iki eli arasında, önünde
5. necvâ-kum : gizli konuşmanız, gizli görüşmeniz
6. sadakâtin : sadaka
7. fe : o zaman, böylece
8. iz lem tef'alû : yapmadığınız zaman, yapamadığınız zaman
9. ve tâbe : ve tövbelerinizi kabul etti
10. allâhu : Allah
11. aleykum : size, sizi
12. ekîmû : ikame edin, yerine getirin, devam edin
13. es salâte : salat, namaz
14. ve âtû : ve verin
15. ez zekâte : zekât
16. etîû : itaat edin
17. allâhe : Allah
18. ve resûle-hu : ve O'nun Resûlü, elçisi
19. ve allâhu : ve Allah
20. habîrun : (çok iyi) haberdar olan
21. bimâ : şey ile
22. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden

E lem tere ilellezîne tevellev kavmen gadıballâhu aleyhim, mâ hum minkum ve lâ minhum ve yahlifûne alel kezibi ve hum ya’lemûn(ya’lemûne).


1. e :
2. lem tere ilâ : görmedin, bakmadın
3. ellezîne : ki onlar
4. tevellev : yüz çevirdiler
5. kavmen : kavim, topluluk
6. gadibe : gazaplandı, öfkelendi
7. allâhu : Allah
8. aleyhim : onlara, onların üzerine
9. : olmadı
10. hum : onlar
11. min-kum : sizden
12. ve lâ : ve olmaz, olmasın
13. min-hum : onlardan
14. ve yahlifûne : ve yemin ederler
15. alâ : üzere, üzerinde, ... e
16. el kezibi : yalan
17. ve hum : ve onlar
18. ya'lemûne : bilirler

E addallâhu lehum azâben şedîdâ(şedîden), innehum sâe mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).


1. eadde : hazırladı
2. allâhu : Allah
3. lehum : onlarındır, onlar için vardır
4. azâben şedîden : şiddetli azap
5. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
6. sâe : kötü
7. : olmadı
8. kânû : oldular
9. ya'melûne : yapıyorlar

İttehazû eymânehum cunneten fe saddû an sebîlillâhi fe lehum azâbun muhîn(muhînun).


1. ittehazû : edindiler
2. eymâne-hum : yeminlerini
3. cunneten : siper olarak, siper
4. fe : o zaman, böylece
5. saddû an : men ettiler
6. sebîli allâhi : Allah'ın yolu
7. lehum : onlarındır, onlar için vardır
8. azâbun muhînun : alçaltıcı, rüsva edici azap

Len tugniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum min allâhi şey’â(şey’en), ulâike ashâbun nâr(nâri), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).


1. len tugniye an : asla fayda vermez
2. hum : onlar
3. emvâlu-hum : onların malları
4. ve lâ : ve olmaz, olmasın
5. evlâdu-hum : ve onların evlâtları
6. min allâhi : Allah'tan
7. şey'en : bir şey
8. ulâike : işte onlar
9. ashâbu en nâr : ateş halkı, ateş ehli
10. fî-hâ : orada
11. hâlidûne : ebedî, sonsuz, devamlı kalacak olanlar

Yevme yeb’asuhumullâhu cemîan fe yahlifûne lehu kemâ yahlifûne lekum ve yahsebûne ennehum alâ şey’in, e lâ innehum humul kâzibûn(kâzibûne).


1. yevme : o gün
2. yeb'asu-hum(u) : onları diriltecek
3. allâhu : Allah
4. cemîan : hepsi
5. fe : o zaman, böylece
6. yahlifûne : yemin ederler
7. lehu : ona ait, onun
8. kemâ : gibi
9. lekum : sizin için, size
10. ve yahsebûne : ve zannederler, zannediyorlar
11. enne-hum : onların ..... olduğunu
12. alâ şey'in : bir şeye
13. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
14. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
15. hum(u) : onlar
16. el kâzibûne : yalan söyleyenler, yalancılar

İstahveze aleyhimuş şeytânu fe ensâhum zikrallâh(zikrallâhi), ulâike hizbuş şeytân(şeytâni), elâ inne hizbeşşeytâni humul hâsirûn(hâsirûne).


1. istahveze : istilâ etti, kuşattı
2. aleyhim(u) : onların üzerine
3. eş şeytânu : şeytan
4. fe : o zaman, böylece
5. ensâ-hum : unutturmuştur onlara
6. zikre allâhi : Allah'ın zikrini
7. ulâike : işte onlar
8. hizbu : hizip, grup, fırka, taraftar
9. eş şeytâni : şeytan
10. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
11. inne : muhakkak
12. hizbe : hizip, grup, fırka, taraftar
13. hum(u) : onlar
14. el hâsirûne : kendilerine yazık edenler, hüsranda olanlar (kazandıkları pozitif dereceler,

İnnellezîne yuhâddûnallâhe ve resûlehû ulâike fîl ezellîn(ezellîne).


1. inne ellezîne : muhakkak ki, hiç şüphesiz onlar
2. yuhâddûne : hududu aşanlar, muhalefet edenler
3. allâhe : Allah
4. ve resûle-hû : ve onun resûlüne
5. ulâike : işte onlar
6. : içinde, vardır
7. el ezellîne : zillet

Keteballâhu le aglibenne ene ve rusulî, innallâhe kaviyyun azîz(azîzun).


1. ketebe : yazdı
2. allâhu : Allah
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. aglibenne : ben gâlip geleceğim
5. ene : ben
6. ve rusulî : ve resûllerim
7. inne : muhakkak
8. allâhe : Allah
9. kaviyyun : güçlü, kuvvetli
10. azîzun : azîz, üstün

Lâ tecidu kavmen yu’minûne billâhi vel yevmil âhiri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîratehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minhu, ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anhu, ulâike hizbullâh(hizbullâhi), e lâ inne hizballâhi humul muflihûn(muflihûne).


1. lâ tecidu : bulamayacaksın
2. kavmen : kavim, topluluk
3. yu'minûne : îmân ederler
4. bi allâhi : Allah'a
5. ve el yevmi el âhiri : ve son gün, ve sonraki gün, ruhun Allah'a ulaşma günü
6. yuvâddûne : muhabbet duyar, dostluk kurar
7. men : kimse, kişi
8. hâdde : haddi aştı, karşı geldi
9. allâhe : Allah
10. ve resûle-hu : ve O'nun Resûlü, elçisi
11. ve lev : ve şâyet, eğer
12. kânû : oldular
13. âbâe-hum : onların babaları, ataları
14. ev : veya
15. ebnâe-hum : kendi oğulları
16. ihvâne-hum : onların kardeşleri
17. aşîrete-hum : onların aşiretten
18. ulâike : işte onlar
19. ketebe : yazdı
20. fî kulûbi-him(u) : onların kalplerinin içine
21. el îmâne : îmân
22. ve eyyede-hum : ve onları destekledi
23. bi rûhin : ruh ile
24. min-hu : ondan
25. ve yudhilu-hum : ve dahil eder, dahil edecek
26. cennâtin : cennetler
27. tecrî : akar
28. min tahti-hâ : onun altından
29. el enhâru : nehirler, ırmaklar
30. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar
31. fî-hâ : orada
32. radiye : razı oldu
33. allâhu : Allah
34. an-hum : onlardan
35. ve radû : ve razı oldular
36. an-hu : ondan
37. hizbu allâhi : Allah'ın taraftarları
38. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
39. inne : muhakkak
40. hizbe allâhi : Allah'ın taraftarları
41. hum(u) el muflihûne : onlar felâha erenler, kurtuluşa erenler