Ey örtüye bürünerek saklanan Muhammed!

Kalk da uyar.

Rabbinin büyüklüğünü dile getir.

Elbiselerini temizle.

Çirkin davranışlardan uzak dur.

Yaptığın iyiliği çok görüp başa kakma.

Rabbin için sabret.

O Sur'a üflendiği zaman,

O gün çetin bir gündür.

Kafirler için hiç de kolay değildir.

Şu adamın işini bana bırak ki, kendisini yarattığımda yapayalnızdı.

Ona bol bol mal verdim.

Gözü önünden ayrılmayan evlatlar verdim.

Her işini yoluna koydum.

Böyleyken halâ daha çoğunu vermemi bekliyor.

Hayır, hayır! O ayetlerimize inatla karşı çıkıyor.

Onu sarp bir yokuşa saracağım.

O düşündü ve değerlendirme yaptı.

Kahrolası, nasıl bir değerlendirme yaptı?

Bir daha kahrolası, nasıl bir değerlendirme yaptı?

Sonra baktı,

Sonra suratını astı ve kaşlarını çattı.

Sonra yüz çevirdi, büyüklük tasladı.

Ve dedi ki; «Bu Kur'an eskilerden aktarılan bir büyüdür.

O kesinlikle insan sözüdür.»

Onu Sekar'a atacağım.

Sekar nedir, biliyor musun?

Geride hiçbir şey bırakmaz, ondan hiçbir şey kurtulmaz.

Bütün insanların dikkatlerini üzerinde yoğunlaştırır.

On dokuz tane görevlisi vardır.

Biz cehennem görevlilerini meleklerden seçtik, sayılarını da kafirler için sınav konusu yaptık ki kitap verilenler bunun hak olduğunu anlasınlar, mü'minlerin de imanı pekişsin. Mü'minler şüphe etmesin. Kalplerinde hastalık olanlar ve kafirler: "Allah bununla ne demek istedi" desinler. İşte böyle. Allah dilediğini saptırır, dilediğini de hidayete eriştirir. Rabbinin ordularının sayısını ancak kendisi bilir. Bu insan için bir öğüttür.

Hayır, hayır! Andolsun aya,

Gerileyen gece karanlığına,

Söken şafağa.

Sakar (cehennem) büyük gerçeklerden biridir.

İnsanlar için uyarıcıdır.

Aranızdaki ilerlemek isteyenler için de, geriye gitmeyi tercih edenler için de.

Herkes tutumunun ve davranışlarının tutsağıdır.

Yalnız defterleri sağ yanlarından verilenler hariç.

Onlar cennetlerde ağırlanırlar. Sorarlar.

Günahkârlara:

Sakar'a (cehenneme) girmenizin sebebi nedir? diye.

Cehennemlikler derler ki; «Biz namaz kılanlardan değildik.

Yoksulların karnını doyurmazdık.

Bizim gibi olanlarla birlikte asılsız ve bozguncu konuşmalara dalardık.

Hesap verme gününü inkar ederdik.

Sonunda bir de ölüm gelip çattı.»

Artık onlara şefaat edebilecek olanların aracılığı yarar sağlamaz.

O halde onlar niye hatırlatmalara, öğütlere yüz çeviriyorlar?

Yaban eşekleri gibidirler.

Arslandan korkup kaçan.

Aslında bunların her biri, kendisine okunmaya hazır kutsal sayfalar inmesini istiyor.

Hayır, hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.

Hayır, hayır! Bu Kur'an bir öğüt, bir hatırlatmadır.

İsteyen ondan ders alır.

Fakat Allah dilemedikçe onlar bundan ders alamazlar. O kendisinden korku duyulmaya ve affetmeye lâyıktır.