Ellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi edalle a’mâlehum.


1. ellezîne : ki onlar
2. keferû : inkâr ettiler
3. ve saddû : ve men ettiler, engellediler
4. an sebîlillâhi (sebîli allâhi) : Allah'ın yolundan
5. edalle : dalâlette bıraktı, saptırdı
6. a'mâle-hum : onların amelleri

Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve âmenû bi mâ nuzzile alâ muhammedin ve huvel hakku min rabbihim keffere anhum seyyiâtihim ve asleha bâlehum.


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. âmenû : îmân ettiler
3. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
4. ve âmenû : ve âmenû olun! yaşarken Allâh'a teslim olmayı, ulaşmayı dileyin
5. bi mâ nuzzile : indirdiğimiz şeye
6. alâ : üzere, üzerinde, ... e
7. muhammedin : Muhammed
8. ve huve : ve o
9. el hakku : hak, gerçek
10. min rabbi-him : Rab'lerinden
11. keffere : örttü, sildi
12. an-hum : onlardan
13. seyyiâti-him : onların günahlarını
14. ve asleha : ve ıslâh oldu (nefs tezkiyesi yaptı)
15. bâle-hum : onların halleri

Zâlike bi ennellezîne keferûttebeûl bâtıle ve ennellezîne âmenûttebeûl hakka min rabbihim, kezâlike yadribullâhu lin nâsi emsâlehum.


1. zâlike : işte bu, bu
2. bi ennellezîne (enne ellezîne) : onların olmaları sebebiyle
3. keferû : inkâr ettiler
4. ittebeû : tâbî oldular
5. el bâtile : bâtıl
6. ve ennellezîne (enne ellezîne) : ve muhakkak o kimseler ki
7. âmenû : îmân ettiler
8. el hakka : hakk, gerçek
9. min rabbi-him : Rab'lerinden
10. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
11. yadribullâhu : Allah misâl verir, örnek gösterir
12. li en nâsi : insanlar için, insanlara
13. emsâle-hum : onların misâlleri, kendi durumları

Fe izâ lekîtumullezîne keferû fe darber rikâb(rikâbi), hattâ izâ eshantumûhum fe şuddûl vesâk(vesâka), fe immâ mennen ba’du ve immâ fidâen hattâ tedaal harbu evzârehâ, zalik(zalike), ve lev yeşâullâhu lentasara minhum ve lâkin li yebluve ba’dakum bi ba’d(ba’din), vellezîne kutilû fî sebîlillâhi fe len yudille a’mâlehum.


1. fe izâ : sonra, daha sonra ...olduğu zaman
2. lekîtum (u) : karşılaştınız
3. ellezîne keferû : inkâr edenler
4. fe darbe : o zaman, derhal, hemen vurun
5. er rikâbi : boyunlar
6. hattâ izâ : hatta olunca, olduğu zaman
7. eshantumû-hum : onları güçsüz, zayıf bıraktınız
8. fe şuddû : o zaman kuvvetli tutun, bağlayın
9. el vesâka : bağlar
10. fe : o zaman, böylece
11. immâ : olunca
12. mennen : minnet etirerek
13. ba'du : sonra
14. ve immâ : ve amma
15. fidâen : fidye alarak (bedel karşılığı)
16. hattâ tedaa : bırakana kadar
17. el harbu : harp, savaş
18. evzâre-hâ : onun ağırlıkları (silâhlar, levazımatlar)
19. zalike : işte bu
20. ve lev : ve şâyet, eğer
21. yeşâullâhu (yeşâu allâhu) : Allah diler
22. lentasara (le intasara) : elbette intikam alırdı
23. min-hum : onlardan
24. ve lâkin : ve lâkin, fakat
25. li yebluve : imtihan etmek için
26. ba'da-kum : bazınızı, bir kısmınızı
27. bi ba'din : bir kısmı ile, diğerleri ile
28. vellezîne (ve ellezîne) : ve o kimseler, onlar
29. kutilû : öldürüldüler
30. fî sebîli allâhi : Allah'ın yolunda
31. fe len yudille : o taktirde, o zaman boşa çıkarılmaz
32. a'mâle-hum : onların amelleri

Seyehdîhim ve yuslihu bâlehum.


1. se-yehdî-him : onları hidayete erdirecek
2. ve yuslihu : ve ıslâh edecek
3. bâle-hum : onların halleri

Ve yudhıluhumul cennete arrefehâ lehum.


1. ve yudhılu-hum : ve onları dahil edecek
2. el cennete : cennet
3. arrefe-hâ : onu tarif etti, tanıttı, bildirdi
4. lehum : onlarındır, onlar için vardır

Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tensurûllâhe yensurkum ve yusebbit akdâmekum.


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. in : eğer
5. tensurûllâhe : Allah'a yardım edersiniz
6. yensur-kum : size yardım eder
7. ve yusebbit : ve sabit kılar, sağlamlaştırır
8. akdâme-kum : sizin ayaklarınızı

Vellezîne keferû fe tağsen lehumve edalle a’mâlehum.


1. vellezîne : ve onlar
2. keferû : inkâr ettiler
3. fe : o zaman, böylece
4. tagsen : helâk olmak, helâka maruz kalmak
5. lehum : onlarındır, onlar için vardır
6. ve edalle : ve dalâlette bıraktı
7. a'mâle-hum : onların amelleri

Zâlike bi ennehum kerihû mâ enzelallâhu fe ahbeta a’mâlehum.


1. zâlike : işte bu, bu
2. bi enne-hum : onların ..... olması sebebi ile
3. kerihû : çirkin, kötü gördüler
4. : olmadı
5. enzelallâhu : Allah'ın indirdiği
6. fe ahbeta : o zaman boşa çıkardı
7. a'mâle-hum : onların amelleri

E fe lem yesîrû fîl ardı fe yenzurû keyfe kâne âkıbetullezîne min kablihim, demmerallâhu aleyhim ve lil kâfirîne emsâluhâ.


1. e fe lem yesîrû : dolaşmıyorlar mı, dolaşmazlar mı (dolaşmadılar mı)
2. fîl ardı : yeryüzünde
3. fe yenzurû : ardından görerek
4. keyfe : nasıl
5. kâne : oldu
6. âkibetu ellezîne : sonları o kimselerin
7. min kabli-him : onlardan önce
8. demmerallâhu : Allah'ın dumura uğrattığı, helâk ettiği
9. aleyhim : onlara, onların üzerine
10. ve lil kâfirîne : ve kâfirler içindir
11. emsâlu-hâ : onun benzeri

Zâlike bi ennallâhe mevlellezîne âmenû ve ennel kâfirîne lâ mevlâ lehum.


1. zâlike : işte bu, bu
2. bi ennallâhe : muhakkak ki Allah
3. mevlellezîne : velîsidir o kimselerin
4. âmenû : îmân ettiler
5. ve enne : ve olduğunu
6. el kâfirîne : kâfirler
7. lâ mevlâ : dost yoktur
8. lehum : onlarındır, onlar için vardır

İnnallâhe yudhılullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti cennâtin tecrî min tahtihel enhâr(enhâru), vellezîne keferû yetemetteûne ve ye’kulûne kemâ te’kulul en’âmu ven nâru mesven lehum.


1. inne allâhe : muhakkak ki Allah
2. yudhilu : dahil eder, koyar
3. ellezîne : ki onlar
4. âmenû : îmân ettiler
5. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
6. cennâtin : cennetler
7. tecrî : akar
8. min tahti-ha : onun altından
9. el enhâru : nehirler, ırmaklar
10. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
11. keferû : inkâr ettiler
12. yetemetteûne : metalanırlar, faydalanırlar
13. ve ye'kulûne : ve yerler
14. kemâ te'kulu : gibi yer
15. el en'âmu : büyükbaş hayvanlar
16. ve en nâru : ve ateş
17. mesven : barınacak yer
18. lehum : onlarındır, onlar için vardır

Ve keeyyin min karyetin hiye eşeddu kuvveten min karyetikelletî ahrecetke, ehleknâhum fe lâ nâsıra lehum.


1. ve keeyyin : ve niceleri
2. min karyetin : bir yeri, bir ülkeyi
3. hiye : o
4. eşeddu : daha şiddetli
5. kuvveten : kuvvet olarak
6. min karyeti-ke : senin beldenden
7. elletî : ki o
8. ahrecet-ke : seni çıkardı
9. ehleknâ-hum : onları helâk ettik
10. fe : o zaman, böylece
11. lâ nâsıre : yardımcı yoktur
12. lehum : onlarındır, onlar için vardır

E fe men kâne alâ beyyinetin min rabbihî ke men zuyyine lehu sûu amelihî vettebeû ehvâehum.


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. men : kimse, kişi
4. kâne : oldu
5. alâ : üzere, üzerinde, ... e
6. beyyinetin : delil, apaçık bir belge, bir beyyine, bir mucize
7. min rabbi-hî : Rabbinden
8. ke : gibi
9. zuyyine : süslendi, müzeyyen kılındı
10. lehu : ona ait, onun
11. sûu : kötülük, kötü
12. ameli-hî : onun ameli
13. vettebeû : ve tâbî oldular
14. ehvâe-hum : onların nefslerinin istekleri, hevaları

Meselul cennetilletî vuidel muttakûn(muttakûne), fîhâ enhârun min mâin gayri âsin(âsinin), ve enhârun min lebenin lem yetegayyer ta’muhu, ve enhârun min hamrin lezzetin liş şâribîn(şâribîne), ve enhârun min aselin musaffâ(musaffen), ve lehum fîhâ min kullis semerâti ve magfiratun min rabbihim, ke men huve hâlidun fîn nâri ve sukû mâen hamîmen fe kattaa em’âehum.


1. meselu : durum, hal
2. el cenneti : cennet
3. elletî : ki o
4. vuide : vaadedilen
5. el muttekûne : takva sahipleri
6. fî hâ : orada
7. enhârun : nehirler
8. min mâin : sudan, suyu
9. gayri : başka, hariç, değil
10. âsinin : (suyun kokusu) değişmiş, bozulmuş
11. ve enhârun : ve nehirler
12. min lebenin : sütten
13. lem yetegayyer : kokuşmayan, bozulmayan
14. ta'mu-hu : onun tadı
15. min hamrin : şaraptan
16. lezzetin : lezzetli
17. li eş şâribîne : içenler için, tadanlar için
18. min aselin : baldan
19. musaffen : saflaştırılmış, saf, süzülmüş
20. ve lehum : ve onlar için (vardır)
21. fî-hâ : orada
22. min kulli : hepsinden
23. es semerâti : ürünler, meyveler
24. ve magfiretun : ve mağfret, bağışlayıp iyi davranma
25. min rabbi-him : Rab'lerinden
26. ke : gibi
27. men : kimse, kişi
28. huve : o
29. hâlidun : ebedî olan, devamlı kalacak olan
30. fî en nâri : ateşin içinde, ateşte
31. ve sukû : ve sulandılar, içirildiler
32. mâen : su
33. hamîmen : kaynar halde
34. fe : o zaman, böylece
35. kattaa : parçalandı
36. em'âe-hum : onların bağırsakları

Ve minhum men yestemiu ileyke, hattâ izâ harecû min indike kâlû lillezîne ûtûl ilme mâzâ kâle ânifâ(ânifen), ulâikellezîne tabaallâhu alâ kulûbihim vettebeû ehvâehum.


1. ve min-hum : ve onlardan (onların bir kısmı)
2. men : kimse, kişi
3. yestemiu : dinler, işitir
4. ileyke : sana
5. hattâ : olana kadar, olmadıkça
6. izâ harecû : çıktıkları zaman
7. min indi-ke : senin katından, senin tarafından, senden
8. kâlû : dediler
9. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
10. ûtû : verildiler
11. el ilme : ilim
12. mâzâ : ne
13. kâle : dedi
14. ânifen : az önce
15. ulâike : işte onlar
16. ellezîne : ki onlar
17. tabaa allâhu : Allah mühürledi
18. alâ kulûbi-him : onların kalplerinin üzerine
19. vettebeû (ve ittebeû) : ve tâbî oldular
20. ehvâe-hum : onların nefslerinin istekleri, hevaları

Vellezînehtedev zâdehum huden ve âtâhum takvâhum.


1. vellezîne ihtedev : ve hidayete ulaşmış kimseler
2. zâde-hum : onların artırmıştır
3. huden : hidayet, hidayete erdiren
4. ve âtâ-hum : ve onlara verdi
5. takvâ-hum : onların takvalarını

Fe hel yenzurûne illes sâate en te’tiyehum bagteh(bagteten), fe kad câe eşrâtuhâ, fe ennâ lehum izâ câethum zikrâhum.


1. fe : o zaman, böylece
2. hel :
3. yenzurûne : bakıyorlar, gözlüyorlar, bekliyorlar
4. illâ : ancak, sadece
5. es sâate : o saat, kıyâmet saati
6. en te'tiye-hum : onlara gelmesi
7. bagteten : aniden, ansızın
8. kad : oldu, olmuştu
9. câe : geldi
10. eşrâtu-hâ : onun işaretleri, alâmetleri
11. ennâ : nasıl
12. lehum : onlarındır, onlar için vardır
13. izâ : olduğu zaman
14. bi mâ : şeye
15. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden

Fa’lem ennehu lâ ilâhe illâllâhu vestagfir li zenbike ve lil mu’minîne vel mu’minât(mû’minâti), vallâ hu ya’lemu mutekallebekum ve mesvâkum.


1. fa'lem (fe i'lem) : o zaman, bu durumda bil
2. enne-hu : onun olduğu
3. lâ ilâhe : ilâh yoktur
4. illâ allâhu : Allah'tan başka
5. vestagfir (ve istagfir) : ve mağfiret dile
6. li zenbi-ke : kendi günahların için
7. ve li el mû'minîne : ve mü'min erkekler için
8. ve el mû'minâti : ve mü'min kadınlar
9. ve allâhu : ve Allah
10. ya'lemu : bilir
11. mutekallebe-kum : sizin (bir beldeden diğerine) yer değiştirme, gezip dolaşma yerlerinizi, dönüşünüzü
12. ve mesvâ-kum : ve sizin yerleşme (ikâmet) yeriniz, sizin yurdunuz

Ve yekûlullezîne âmenû lev lâ nuzzilet sûreh(sûretun), fe izâ unzilet sûretun muhkemetun ve zukire fî hel kıtâlu re’eytellezîne fî kulûbihim maradun yanzurûne ileyke nazaral magşiyyi aleyhi minel mevt(mevti), fe evlâ lehum.


1. ve yekûlu : ve derler
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. lev lâ : eğer olmasaydı
5. nuzzilet : indirildi
6. sûretun : bir sure
7. fe : o zaman, böylece
8. izâ unzilet : indirildiği zaman
9. muhkemetun : muhkem, hükmü açık olan, tevîle ihtiyaç olmayan
10. ve zukire : ve zikredildi
11. fî hâ : orada
12. el kıtâlu : savaş
13. raeyte : sen gördün
14. fî kulûbi-him : onların kalplerinin içine, kalplerine
15. maradun : maraz, hastalık
16. yanzurûne : bakıyorlar, bekliyorlar
17. ileyke : sana
18. nazara : baktı, bakar
19. el magsiyyi aleyhi : üzerine baygınlık çökmüş
20. min el mevti : ölümden
21. evlâ : daha yakın
22. lehum : onlarındır, onlar için vardır

Tâatun ve kavlun ma’rûf(ma’rûfun), fe izâ azemel emr(emru), fe lev sadekûllâhe le kâne hayran lehum.


1. tâatun : itaat, bağlılık, kabul etme
2. ve kavlun : ve söz
3. ma'rûfun : güzel, iyi, örfe uygun
4. fe izâ : sonra, daha sonra ...olduğu zaman
5. azeme : azmedildi, kesinleşti
6. el emru : emir, iş
7. fe : o zaman, böylece
8. lev : eğer, ise
9. sadekûllâhe : Allah'a sadakat gösterdi, sadık oldu
10. le : mutlaka, elbette, muhakkak
11. kâne : oldu
12. hayran : bir hayır
13. lehum : onlarındır, onlar için vardır

Fe hel aseytum in tevelleytum en tufsidû fîl ardı ve tukattıû erhâmekum.


1. fe : o zaman, böylece
2. hel :
3. aseytum : sizden umulur, beklenir
4. in : eğer
5. tevelleytum : siz döndünüz
6. en tufsidû : fesat çıkarmanız
7. fî el ardı : yeryüzünde
8. ve tukattıû : ve kesersiniz, öldürürsünüz
9. erhâme-kum : akrabalarınız, birbiriniz

Ulâikellezîne leanehumullâhu fe esammehum ve a’mâ ebsârehum.


1. ulâike : işte onlar
2. ellezîne : ki onlar
3. leane-hum allâhu : Allah onları lânetledi
4. fe : o zaman, böylece
5. esamme-hum : onların işitme hassalarını sağır yaptı
6. ve a'mâ : ve kör yaptı
7. ebsâre-hum : onların gözleri

E fe lâ yetedebberûnel kur’âne em alâ kulûbin akfâluhâ.


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. lâ yetedebberûne : tedebbür etmezler, tetkik edip düşünmezler, incelemezler
4. el kur'âne : Kur'ân
5. em : yoksa, veya
6. alâ : üzere, üzerinde, ... e
7. kulûbin : kalpler
8. akfâlu-hâ : onun kilitleri (kalbin kendine mahsus kilidi)

İnnellezînerteddû alâ edbârihim min ba’di mâ tebeyyene lehumul hudeş şeytânu sevvele lehum ve emlâ lehum.


1. inne : muhakkak
2. ellezîne : ki onlar
3. erteddû : (eski hallerine) döndüler
4. alâ edbâri-him : arkalarına
5. min ba'di : sonradan, sonra
6. mâ tebeyyene : belli olan, açığa çıkan şey, durum
7. lehum : onlarındır, onlar için vardır
8. el hudâ : hidayet
9. eş şeytânu : şeytan
10. sevvele : sürükledi, ulaştırdı
11. ve emlâ : ve uzun (kötü) emellere yöneltti

Zâlike bi ennehum kâlû lillezîne kerihû mâ nezzelallâhu senutîukum fî ba’dil emr(emri), vallâhu ya’lemu isrârehum.


1. zâlike : işte bu, bu
2. bi enne-hum : onların ..... olması sebebi ile
3. kâlû : dediler
4. lillezîne : onlara
5. kerihû : çirkin, kötü gördüler
6. : olmadı
7. nezzele allâhu : Allah'ın indirdiği
8. se-nutîu-kum : biz size itaat edeceğiz
9. : içinde, vardır
10. ba'di el emri : bazı işler
11. vallâhu : ve Allah
12. ya'lemu : bilir
13. isrâre-hum : onların sırları, gizledikleri

Fe keyfe izâ teveffethumul melâiketu yadribûne vucûhehum ve edbârehum.


1. fe : o zaman, böylece
2. keyfe : nasıl
3. izâ : olduğu zaman
4. teveffet-hum : onları vefat ettirdiler, öldürdüler
5. el melâiketu : melekler
6. yadribûne : vururlar
7. vucûhe-hum : onların yüzlerine
8. ve edbâre-hum : ve onların arkaları, sırtları

Zâlike bi ennehumuttebeû mâ eshatallâhe ve kerihû rıdvânehu fe ahbeta a’mâlehum.


1. zâlike : işte bu, bu
2. bi ennehum : hiç şüphesiz onların
3. ettebeû : tâbî oldular, uydular
4. : olmadı
5. eshatallâhe : Allah'ı kızdırdı, öfkelendirdi
6. ve kerihû : ve kerih gördüler, istemediler
7. rıdvâne-hu : onun rızasına
8. fe ahbeta : o zaman boşa çıkardı
9. a'mâle-hum : onların amelleri

Em hasibellezîne fî kulûbihim maradun en len yuhricallâhu adgânehum.


1. em : yoksa, veya
2. hasibe : sandı
3. ellezîne : ki onlar
4. fî kulûbi-him : onların kalplerinin içine, kalplerine
5. maradun : maraz, hastalık
6. en len yuhrice allâhu : Allah asla çıkarmaz
7. adgâne-hum : onların gizli kinleri

Ve lev neşâu le ereynâkehum fe le areftehum bi sîmâhum ve le ta’rifennehum fî lahnil kavl(kavli), vallahu ya’lemu a’mâlekum.


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. neşâu : dileriz
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. ereynâ-ke-hum : onları sana gösterdik
5. fe : o zaman, böylece
6. arefte-hum : onları tanıdın
7. bi sîmâ-hum : onların yüzleri ile, yüzlerinden
8. ve le ta'rifenne-hum : ve onları mutlaka tanırsın
9. fî lahni el kavli : sözlerdeki gizli mânâ, ima
10. vallâhu : ve Allah
11. ya'lemu : bilir
12. a'mâle-kum : sizin amelleriniz

Ve le nebluvennekum hattâ na’lemel mucâhidîne minkum ves sâbirîne ve nebluve ahbârekum.


1. ve le nebluvenne-kum : ve sizi mutlaka imtihan edeceğiz
2. hattâ na'leme : biz bilinceye kadar, bize belli oluncaya kadar
3. el mucâhidîne : mücahitler, Allah için savaşanlar
4. min-kum : sizden
5. ve es sâbirîne : ve sabredenler
6. ve nebluve : ve imtihan edeceğiz
7. ahbâre-kum : sizin haberleriniz

İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi ve şâkkûr resûle min ba’di mâ tebeyyene lehumul hudâ len yedurrûllâhe şey’â(şey’en), ve seyuhbitu a’mâlehum.


1. inne ellezîne : muhakkak ki, hiç şüphesiz onlar
2. keferû : inkâr ettiler
3. ve saddû : ve men ettiler, engellediler
4. an sebîli allâhi : Allah'ın yolundan
5. ve şâkkû : ve ayrılık yaptılar, muhalefet ettiler
6. er resûle : resûl
7. min ba'di : sonradan, sonra
8. mâ tebeyyene : belli olan, açığa çıkan şey, durum
9. lehum : onlarındır, onlar için vardır
10. el hudâ : hidayet
11. len yedurrû allâhe : Allah'a zarar veremezler
12. sey'en : bir şey
13. ve se-yuhbitu : ve heba edecek, boşa çıkaracak
14. a'mâle-hum : onların amelleri

Yâ eyyuhâllezîne âmenû etîûllâhe ve etîûr resûle ve lâ tubtılû a’mâlekum.


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. etîû allâhe : Allah'a itaat edin
5. ve etîû er resûle : ve resûle itaat edin
6. ve lâ tubtilû : ve bâtıl etmeyin, iptal etmeyin
7. a'mâle-kum : sizin amelleriniz

İnnellezîne keferû ve saddû an sebîlillâhi summe mâtû ve hum kuffârun fe len yagfirallâhu lehum.


1. inne ellezîne : muhakkak ki, hiç şüphesiz onlar
2. keferû : inkâr ettiler
3. ve saddû : ve men ettiler, engellediler
4. an sebîli allâhi : Allah'ın yolundan
5. summe : sonra
6. mâtû : öldüler
7. ve hum : ve onlar
8. kuffârun : kâfirler
9. fe : o zaman, böylece
10. len yagfire allâhu : Allah asla mağfiret etmez
11. lehum : onlarındır, onlar için vardır

Fe lâ tehinû ve ted’û iles selmi ve entumul a’levne vallâhu meakum ve len yetirekum a’mâlekum.


1. fe : o zaman, böylece
2. lâ tehinû : gevşeklik göstermeyin
3. ve ted'û (lâ ... ted'û) : ve çağırın (çağırmayın)
4. ilâ es selmi : barışa
5. ve entum : ve siz
6. el a'levne : üstün olanlar
7. vallâhu : ve Allah
8. mea-kum : sizinle beraber
9. ve len yetire-kum : ve asla eksiltmez
10. a'mâle-kum : sizin amelleriniz

İnnemel hayâtud dunyâ laibun ve lehv(lehvun), ve in tu’minû ve tettekû yu’tikum ucûrekum ve lâ yes’elkum emvâlekum.


1. innemâ : ancak, sadece
2. el hayâtu : hayat
3. ed dunyâ : dünya
4. laibun : oyun
5. ve lehvun : ve bir oyalanma, bir eğlence
6. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
7. tu'minû : inanırsınız
8. ve tettekû : ve takva sahibi olun
9. yu'ti-kum : size verilir
10. ucûre-kum : sizin ecirleriniz, yaptıklarınızın karşılığı (ücret, mükâfat)
11. ve lâ yes'el-kum : ve sizden istemez
12. emvâle-kum : mallarınız

İn yes’elkumûhâ fe yuhfikum tebhalû ve yuhric adgânekum.


1. in : eğer
2. yes'elkumû-hâ : sizden onu ister
3. fe yuhfi-kum : böylece size ısrar eder
4. tebhalû : cimrilik edersiniz
5. ve yuhric : ve çıkarır
6. adgâne-kum : sizin hasetiniz

Hâ entum hâulâi tud’avne li tunfikû fî sebîlillâh(sebîlillâhi), fe minkum men yebhal(yebhalu), ve men yebhal fe innemâ yebhalu an nefsih(nefsihî), vallâhul ganiyyu ve entumul fukarâu, ve in tetevellev yestebdil kavmen gayrekum summe lâ yekûnû emsâlekum.


1. hâ entum : işte siz
2. hâulâi : bunlar
3. tud'avne : davet ediliyorsunuz
4. li tunfikû : infâk etmeniz için, infâk etmeye
5. fî sebîlillâhi : Allah'ın yolunda
6. fe : o zaman, böylece
7. min-kum men : sizden bir kısmınız
8. yebhalu : cimrilik eder
9. ve men : ve kim
10. yebhal : cimrilik eder
11. innemâ : ancak, sadece
12. an nefsi-hî : onun nefsinden
13. vallâhu : ve Allah
14. el ganiyyu : gani, zengin, ihtiyacı olmayan
15. ve entum : ve siz
16. el fukarâu : fakirler
17. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
18. tetevellev : siz yüz çevirirsiniz, dönersiniz
19. yestebdi : değiştirir
20. el kavmen : bir kavim
21. gayre-kum : sizden başka
22. summe : sonra
23. lâ yekûnû : olmazlar
24. emsâle-kum : sizin gibi