Kad eflehal mu’minun(mu’minune).


1. kad : oldu, olmuştu
2. efleha : felâha, zafere ulaştı
3. el mu'minûne : mü'minler

Ellezîne hum fî salâtihim hâşiûn(hâşiûne).


1. ellezîne : ki onlar
2. hum : onlar
3. fî salâti-him : onların namazlarında
4. hâşiûne : huşû duyanlar

Vellezîne hum anil lagvi mu’ridûn(mu’ridûne).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. hum : onlar
3. anil lagvi (an el lagvi) : boş şeylerden, boş sözlerden
4. mu'ridûne : yüz çevirenler

Vellezîne hum liz zekâti fâilûn(fâilûne).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. hum : onlar
3. li ez zekâti : zekâtı
4. fâilûne : yapanlar, yerine getirenler

Vellezîne hum li furûcihim hâfizûn(hâfizûne).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. hum : onlar
3. li furûci-him : onların (kendi) iffetleri (ırzları)
4. hâfizûne : koruyanlar, muhafaza edenler

İllâ alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum fe innehum gayru melûmîn(melûmîne).


1. illâ : ancak, sadece
2. alâ ezvâci-him : onların (kendi) zevcelerine
3. ev : veya
4. mâ meleket : sahip olduğu şey
5. eymânu-hum : onların elleri
6. fe inne-hum : oysa onlar, muhakkak
7. gayru : başka, dışında, olmaksızın
8. melûmîne : levmedilmiş, kınanmış

Fe menibtegâ verâe zâlike fe ulâike humul âdûn(âdûne).


1. fe menibtegâ (men ibtegâ) : artık kim isterse
2. verâe zâlike : bunun arkasında, bunun ötesinde
3. fe ulâike : o zaman, böylece, bu sebeple işte onlar
4. hum : onlar
5. el âdûne : haddi aşanlar

Vellezîne hum li emânâtihim ve ahdihim râûn(râûne).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. hum : onlar
3. li emânâti-him : emanetlerine
4. ve ahdi-him : ve ahdlerine
5. râûne : riayet edenler, koruyanlar, uyanlar, sadık olanlar

Vellezîne hum alâ salavâtihim yuhâfızûn(yuhâfızûne).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. hum : onlar
3. alâ : üzere, üzerinde, ... e
4. salavâti-him : onların namazları
5. yuhâfızûne : muhafaza ederler, devam ettirirler

Ulâike humul vârisûn(vârisûne).


1. ulâike : işte onlar
2. hum : onlar
3. el vârisûne : varisler

Ellezîne yerisûnel firdevs(firdevse), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).


1. ellezîne : ki onlar
2. yerisûne : varis olacaklar
3. el firdevse : firdevs (cenneti)
4. hum : onlar
5. fîhâ : onun içinde, ona
6. hâlidûne : ebedî, sonsuz, devamlı kalacak olanlar

Ve lekad halaknal insâne min sulâletin min tîn(tînin).


1. ve lekad : ve andolsun
2. halaknâ : biz yarattık
3. el insâne : insana
4. min sulâletin : özünden
5. min tînin : (özel bir) topraktan, nemli topraktan

Summe cealnâhu nutfeten fî karârin mekîn(mekînin).


1. summe : sonra
2. cealnâ-hu : onu kıldık
3. nutfeten : nutfe, damla
4. fî karârin : karar kılmış halde (bir yere yerleşmiş olarak)
5. mekînin : sağlam, kuvvetli

Summe halaknen nutfete alakaten fe halaknel alakate mudgaten fe halaknel mudgate ızâmen fe kesevnel izâme lahmen summe enşe'nâhu halkan âhar(âhara), fe tebârekallâhu ahsenul hâlikîn(hâlikîne).


1. summe : sonra
2. halaknâ : biz yarattık
3. en nutfete : bir nutfe, bir damla
4. alakaten : alaka (rahim duvarına bir noktadan bağlı olan), embriyo
5. fe halaknâ : sonra yarattık
6. el alakate : alaka (rahim duvarına bir noktadan bağlı olan), embriyo
7. mudgaten : (bir çiğnem et görünümünde) mudga, cenin
8. el mudgate : (bir çiğnem et görünümünde) mudga, cenin
9. izâmen : kemik
10. fe kesevnâ : sonra giydirdik (üzerini kapladık)
11. el izâme : kemik
12. lahmen : et
13. enşe'nâ-hu : biz onu inşa ettik, şekillendirdik
14. halkan : yaratılış
15. âhara : başka, diğer
16. fe : o zaman, böylece
17. tebârekallâhu : Allah tebarektir, mübarektir (tebâreke allâhu)
18. ahsenu : ahsen, en güzel
19. el hâlikîne : halkedenler, yaratanlar, yaratıcılar

Summe innekum ba'de zâlike le meyyitûn(meyyitûne).


1. summe : sonra
2. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
3. ba'de zâlike : bundan sonra
4. le meyyitûn : mutlaka ölecek olanlarsınız

Summe innekum yevmel kıyâmeti tub’asûn(tub’asûne).


1. summe : sonra
2. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
3. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
4. tub'asûne : beas olunacaksınız, yeniden diriltileceksiniz

Ve lekad halaknâ fevkakum seb'a tarâika ve mâ kunnâ anil halkı gâfilîn(gâfilîne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. halaknâ : biz yarattık
3. fevka-kum : sizin üstünüze
4. seb'a : yedi
5. tarâika : tarîkler, yollar
6. ve mâ kunnâ : ve biz değiliz, biz olmadık
7. anil halkı (an el halkı) : yaratmaktan
8. gâfilîne : gâfil, habersiz

Ve enzelnâ mines semâi mâen bi kaderin fe eskennâhu fîl ardı ve innâ alâ zehâbin bihî le kâdirûn(kâdirûne).


1. ve enzel-nâ : ve biz indirdik
2. min es semâi : semadan, gökyüzünden
3. mâen : su
4. bi kaderin : bir kader ile, takdir edilmiş miktarda
5. fe : o zaman, böylece
6. eskennâ-hu : onu iskân ettik, yerleştirdik, durdurduk
7. fî el ardı : yeryüzünde
8. ve in-nâ : ve muhakkak biz, hiç şüphesiz biz
9. alâ : üzere, üzerinde, ... e
10. zehâbin : giderme
11. bi-hi : onunla
12. le : mutlaka, elbette, muhakkak
13. kâdirûne : kadir olan kimseler

Fe enşe’nâ lekum bihî cennâtin min nahîlin ve a’nâb(a’nâbin), lekum fîhâ fevâkihu kesîretun ve minhâ te’kulûn(te’kulûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. enşe'nâ : biz inşa ettik, yarattık
3. lekum : sizin için, size
4. bi-hi : onunla
5. cennâtin : cennetler
6. min nahîlin : hurmalıktan
7. ve a'nâbin : ve üzümler, bağlar
8. fî-hâ : orada
9. fevâki-hu : onun meyveleri
10. kesîretun : (pek) çoktur, çok (vardır)
11. ve min-hâ : ve oradan
12. te'kulûne : yersiniz

Ve şecereten tahrucu min tûri seynâe tenbutu bid duhni ve sıbgın lil âkilîn(âkilîne).


1. ve şecereten : ve ağaç
2. tahrucu : çıkıyor
3. min tûri seynâe : Turi Sina'dan
4. tenbutu : biter, yetişir
5. bi ed duhni : yağı
6. ve sıbgın : ve bir katık
7. li el âkilîne : yiyenler için

Ve inne lekum fil en’âmi le ibreh(ibreten), nuskîkum mimmâ fî butûnihâ ve lekum fîhâ menâfiu kesîretun ve minhâ te’kulûn(te’kulûne).


1. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
2. lekum : sizin için, size
3. fî el en'âmi : hayvanlarda
4. le ibreten : elbette, mutlaka ibret
5. nuskî-kum : sizi sularız, size içiririz
6. mimmâ (min mâ) : şeyden
7. : içinde, vardır
8. butûni-hâ : onun karnı (karınları)
9. ve lekum : ve sizin için
10. fî-hâ : orada
11. menâfiu : menfaatler, yararlar, faydalar
12. kesîretun : (pek) çoktur, çok (vardır)
13. ve min-hâ : ve oradan
14. te'kulûne : yersiniz

Ve aleyhâ ve alel fulki tuhmelûn(tuhmelûne).


1. ve aleyhâ : ve (sorumluluğu) onun üzerinde
2. ve alâ el fulki : ve gemilerin üzerinde
3. tuhmelûne : taşınırsınız

Ve lekad erselnâ nûhan ilâ kavmihî fe kâle yâ kavmi’ budullâhe mâ lekum min ilâhin gayruh(gayruhu), e fe lâ tettekûn(tettekûne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. ersel-nâ : biz gönderdik
3. nûhan : Nuh (as)
4. ilâ kavmi-hi : kavmine
5. fe : o zaman, böylece
6. kâle : dedi
7. yâ kavmi : ey kavmim
8. u'budullâhe (u'budu allâhe) : Allah'a kul olun
9. mâ lekum : sizin için yoktur
10. min : den
11. ilâhin : ilâh
12. gayru-hu : ondan başka
13. e fe lâ tettekûne : hâlâ, takva sahibi olmayacak mısınız

Fe kâlel meleullezîne keferû min kavmihî mâ hâzâ illâ beşerun mıslukum yurîdu en yetefaddale aleykum, ve lev şâallâhu le enzele melâikeh(melâiketen), mâ semi’nâ bi hâzâ fî âbâinel evvelîn(evvelîne).


1. fe kâle : o zaman dedi
2. el meleu : ileri gelenler
3. ellezîne keferû : inkâr edenler
4. min kavmi-hi : onun kavminden, kendi kavminden
5. : olmadı
6. hâzâ : bu
7. illâ : ancak, sadece
8. beşerun : bir beşer, insan
9. mıslu-kum : sizin gibi
10. yurîdu : diler, ister
11. en yetefaddale : üstün olmak, hükmetmek
12. aleykum : size, sizi
13. ve lev : ve şâyet, eğer
14. şâallâhu (şâe allâhu) : Allah diledi
15. le enzele : mutlaka indirirdi
16. melâiketen : melekler
17. mâ semi'nâ : işitmedik
18. bi hâzâ fî : bunun hakkında
19. âbâine el evvelîne : evvelki babalarımız, atalarımız

İn huve illâ raculun bihî cinnetun fe terabbasû bihî hattâ hîn(hînin).


1. in huve : o ise
2. illâ : ancak, sadece
3. raculun : bir erkek
4. bi-hi : onunla
5. cinnetun : cinnet getirmiş
6. fe : o zaman, böylece
7. terabbasû : bekleyin, gözetim altında tutun
8. hattâ : olana kadar, olmadıkça
9. hînin : belli bir zaman

Kâle rabbinsurnî bimâ kezzebûn(kezzebûni).


1. kâle : dedi
2. erselnâ : biz gönderdik
3. unsur-nî : bana yardım et
4. bimâ : şey ile
5. kezzebû-ni : beni yalanladılar

Fe evhaynâ ileyhi enısnaıl fulke bi a’yuninâ ve vahyinâ fe izâ câe emrunâ ve fâret tennûru fesluk fîhâ min kullin zevceynisneyni ve ehleke illâ men sebeka aleyhil kavlu minhum, ve lâ tuhâtıbnî fîllezîne zalemû, innehum mugrakûn(mugrakûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. evhay-nâ : biz vahyettik
3. ileyhi : ona
4. en ısnai : yapmasını
5. el fulke :
6. bi a'yuni-nâ : bizim gözetimimiz ile, gözetimimizle gözlerimizin önünde
7. ve vahyi-nâ : ve vahyimizle
8. izâ câe : geldiği zaman
9. emru-nâ : emrimiz
10. ve fâre : ve fevaran etti, kaynadı
11. et tennûru : tennur, kazan
12. fesluk (fe usluk) : hemen koy
13. fî-hâ : orada
14. min kullin : hepsinden, herşeyden, her cinsten
15. zevceynisneyni : iki unsurdan oluşan (bir dişi ve bir erkek) bir çift
16. ve ehleke : ve senin maiyetin, senin ailen
17. illâ : ancak, sadece
18. men : kimse, kişi
19. sebeka : önceden geçti, oldu
20. aleyhi : ona, onun üzerine
21. el kavlu : söz
22. min-hum : onlardan
23. ve lâ tuhâtıb-nî : ve bana hitap etme, hitapta bulunma
24. : içinde, vardır
25. ellezîne zalemû : zulmedenler
26. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
27. mugrakûne : boğulacak olanlar

Fe izesteveyte ente ve men meake alel fulki fe kulil hamdu lillâhillezî neccânâ minel kavmiz zâlimîn(zâlimîne).


1. fe izesteveyte : bindiğin zaman
2. ente : sen
3. ve men : ve kim
4. mea-ke : seninle beraber
5. alâ el fulki : gemiye
6. fe kul : o zaman de, söyle
7. el hamdu : hamd, övgü, sena, manevî ni'metlere şükür
8. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
9. ellezî : o ki, ki o
10. neccâ-nâ : (o) bizi kurtardı
11. min : den
12. el kavmi ez zâlimîne : zalimler kavmi, zalim kavim

Ve kul rabbi enzilnî munzelen mubâreken ve ente hayrul munzilîn(munzilîne).


1. ve kul : ve de, söyle
2. rabbi : Rab
3. enzil-nî : beni indir
4. munzelen : indirişle, inişle
5. mubâreken : mübarek
6. ve ente : ve sen
7. hayru el munzilîne : indirenlerin en hayırlısı

İnne fî zâlike le âyâtin ve in kunnâ le mubtelîn(mubtelîne).


1. inne : muhakkak
2. fî zâlike : bunda
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. âyâtin : âyetler
5. ve in kunnâ : ve biz olurduk (eğer, ... ise biz ... olduk)
6. mubtelîne : imtihan edenler

Summe enşe’nâ min ba’dihim karnen âharîn(âharîne).


1. summe : sonra
2. enşe'nâ : biz inşa ettik, yarattık
3. min ba'di-him : onlardan sonra
4. karnen : bir nesil
5. âharîne : başkaları

Fe erselnâ fîhim resûlen minhum eni’budûllâhe mâ lekum min ilâhin gayruh(gayruhu), e fe lâ tettekûn(tettekûne).


1. fe ersel-nâ : bunun üzerine biz gönderdik
2. fî-him : onların içinde, onların aralarında
3. resûlen : bir resûl, elçi, mürşid
4. min-hum : onlardan
5. eni'budû allâhe (en u'budû) : Allah'a kul olsunlar diye
6. : olmadı
7. lekum : sizin için, size
8. min ilâhin : bir ilâh
9. gayru-hu : ondan başka
10. e fe lâ tettekûne : hâlâ, takva sahibi olmayacak mısınız

Ve kâlel meleu min kavmihillezîne keferû ve kezzebû bi likâil âhıreti ve etrafnâhum fîl hayâtid dunyâ mâ hâzâ illâ beşerun mislukum ye’kulu mimmâ te’kulûne minhu yeşrebu mimmâ teşrabûn(teşrabûne).


1. ve kâle : ve dedi
2. el meleu : ileri gelenler
3. min kavmi-hi : onun kavminden, kendi kavminden
4. ellezîne keferû : inkâr edenler
5. ve kezzebû : ve yalanladılar
6. bi likâi el âhıreti : ahirete (Allah'a) mülâki olmayı
7. ve etrafnâ-hum : ve biz onlara refah verdik
8. fî el hayâti ed dunyâ : dünya hayatında
9. mâ hâzâ : bu değildir
10. illâ : ancak, sadece
11. beşerun : bir beşer, insan
12. mislu-kum : sizin gibi
13. ye'kulu : (yemek) yer
14. mimmâ (min mâ) : şeyden
15. te'kulûne : yersiniz
16. min-hu : ondan
17. ve yeşrebu : ve içer
18. teşrabûne : siz içiyorsunuz

Ve lein eta’tum beşeren mislekum innekum izen le hâsirûn(hâsirûne).


1. ve le in : ve eğer gerçekten olursa
2. eta'tum : siz itaat edersiniz
3. beşeren : bir beşer
4. misle-kum : sizin gibi
5. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
6. izen : öyle olunca, aksi halde
7. le : mutlaka, elbette, muhakkak
8. hâsirûne : hüsrana düşenler

E yaıdukum ennekum izâ mittum ve kuntum turâben ve izâmen ennekum muhracûn(muhracûne).


1. e yaıdu-kum : size vaad mi ediyor
2. enne-kum : sizin ..... olduğunuz
3. izâ : olduğu zaman
4. mittum : siz öldünüz
5. ve kuntum : ve siz idiniz, oldunuz
6. turâben : toprak
7. ve ızâmen : ve kemik
8. muhracûne : çıkarılacaksınız

Heyhâte heyhâte limâ tûadûn(tûadûne).


1. heyhâte : heyhat, yazık
2. limâ : şeyi
3. tûadûne : siz vaadolundunuz, size vaadedilen

İn hiye illâ hayâtuned dunyâ nemûtu ve nahyâ ve mâ nahnu bi meb’ûsîn(meb’ûsîne).


1. in hiye : o ancak, sadece
2. illâ : ancak, sadece
3. hayâtuned dunyâ : dünya hayatımız
4. nemûtu : ölürüz
5. ve nahyâ : ve yaşarız
6. ve mâ nahnu : ve biz değiliz
7. bi meb'ûsîne : beas edilecek (diriltilecek) olanlar

İn huve illâ raculunifterâ alâllâhi keziben ve mâ nahnu lehu bi mu’minîn(mu’minîne).


1. in huve : o ise
2. illâ : ancak, sadece
3. raculunifterâ (raculun ifterâ) : iftira eden bir adam
4. alâ allâhi : Allah'ın üzerine
5. keziben : yalan olarak, yalanla
6. ve mâ nahnu : ve biz değiliz
7. lehu : ona ait, onun
8. bi mu'minîne : mü'minler, mü'min olanlar

Kâle rabbinsurnî bimâ kezzebûn(kezzebûni).


1. kâle : dedi
2. rabbi : Rab
3. unsur-nî : bana yardım et
4. bimâ : şey ile
5. kezzebû-ni : beni yalanladılar

Kâle ammâ kalîlin le yusbihunne nâdimîn(nâdimîne).


1. kâle : dedi
2. ammâ (an mâ) kalîlin : az (kısa zamanda)
3. le yusbihunne : mutlaka olacaklar
4. nâdimîne : pişman olanlar

Fe ehazethumus sayhatu bil hakkı fe cealnâhum gusâen, fe bu’den lil kavmiz zâlimîn(zâlimîne).


1. fe ehazet-hum : bunun üzerine, böylece onları aldı (helâk etti), yakaladı
2. es sayhatu : bir çığlık, bir sayha, çok kuvvetli korkunç ses
3. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
4. fe cealnâ-hum : o zaman onları kıldık
5. gusâen : zerreler halinde
6. fe bu'den : artık uzak olsun
7. li el kavmi ez zâlimîne : zalim kavme

Summe enşe’nâ min ba’dihim kurûnen âharîn(âharîne).


1. summe : sonra
2. enşe'nâ : biz inşa ettik, yarattık
3. min ba'di-him : onlardan sonra
4. kurûnen : nesiller
5. âharîne : başkaları

Mâ tesbiku min ummetin ecelehâ ve mâ yeste’hırûn(yeste’hırûne).


1. mâ tesbiku : öne geçmez, erkene alamaz
2. min ummetin : bir ümmet(ten)
3. ecele-hâ : onun eceli, onun için tayin edilen zaman dilimi
4. ve mâ yeste'hırûne : ve ertelemez, erteleyemez, tehir edemez

Summe erselnâ rusulenâ tetrâ, kullemâ câe ummeten resûluhâ kezzebûhu fe etbâ’nâ ba’dahum ba’dan ve cealnâhum ehâdîs(ehâdîse), fe bu’den li kavmin lâ yu’minûn(yu’minûne).


1. summe : sonra
2. ersel-nâ : biz gönderdik
3. rusule-nâ : resûllerimiz
4. tetrâ : birbirinin arkasından, ardından, ardarda
5. kullemâ : her zaman, her defa
6. câe : geldi
7. ummeten : bir ümmet, bir topluluk
8. resûlu-hâ : onun (kendi) resûlü
9. kezzebû-hu : onu yalanladılar
10. fe : o zaman, böylece
11. etbâ'nâ : biz tâbî kıldık, takip ettirdik
12. ba'dahum ba'dan : onların bir kısmını bir kısmına, birbirine
13. ve cealnâ-hum : ve onları kıldık (yaptık)
14. ehâdîse : efsane, nakledilen olaylar
15. bu'den : uzak olsunlar
16. li kavmin : bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa
17. lâ yu'minûne : âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler)

Summe erselnâ mûsâ ve ehâhu hârûne bi âyâtinâ ve sultânin mubîn(mubînin).


1. summe : sonra
2. erselnâ : biz gönderdik
3. mûsâ : Musa
4. ve ehâ-hu : ve kardeşini
5. hârûne : Harun
6. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
7. ve sultânin : ve bir sultan
8. mubînin : apaçık

İlâ fir’avne ve meleihî festekberû ve kânû kavmen âlîn(âlîne).


1. ilâ fir'avne : firavuna
2. ve melei-hî : ve onun ileri gelenleri, halk
3. festekberû (fe istekberû) : fakat kibirlendiler
4. ve kânû : ve oldular
5. kavmen : kavim, topluluk
6. âlîne : âlîn olanlar, üstün gelmeye çalışanlar

Fe kâlû e nu’minu li beşereyni mislinâ ve kavmuhumâ lenâ âbidûn(âbidûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. kâlû : dediler
3. e nu'minu : biz îmân mı edelim, âmenû mu olalım
4. li beşereyni : iki beşere
5. misli-nâ : bizim gibi
6. ve kavmu-humâ : ve ikisinin kavmi
7. lenâ : bizim
8. âbidûne : kul olanlar

Fe kezzebûhumâ fe kânû minel muhlekîn(muhlekîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. kezzebû-humâ : ikisini yalanladılar
3. kânû : oldular
4. min-el muhlekîne : helâk edilenlerden

Ve lekad âteynâ mûsel kitâbe leallehum yehtedûn(yehtedûne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. âteynâ : biz verdik
3. mûsâ : Musa
4. el kitâbe : kitap
5. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
6. yehtedûne : yol bulurlar, hidayete ererler

Ve cealnebne meryeme ve ummehû âyeten ve âveynâhumâ ilâ rabvetin zâti karârin ve maîn(maînin).


1. ve cealnebne (cealnâ ibne) : ve oğlunu kıldık
2. meryeme : meryem
3. ve umme-hu : ve onun annesi
4. âyeten : âyet, delil, kanıt
5. ve âveynâ-humâ : ve ikisini barındırdık, yerleştirdik
6. ilâ rabvetin : yüksek bir tepeye
7. zâti : sahip oldu
8. karârin : karargâh, yerleşme mekânı
9. ve maînin : ve akan su

Yâ eyyuher rusulu kulû minet tayyibâti va’melû sâlihâ(sâlihan), innî bimâ ta’melûne alîm(alîmun).


1. yâ eyyuhâ er rusulu : ey resûller
2. kulû : yeyin
3. min et tayyibâti : temiz, helâl olanlardan
4. va'melû (ve a'melû) : amel yapınız
5. sâlihan : Salih
6. in-nî : muhakkak ki ben
7. bimâ : şey ile
8. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden
9. alîmun : en iyi bilen

Ve inne hâzihî ummetukum ummeten vâhıdeten ve ene rabbukum fettekûn(fettekûni).


1. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
2. hâzihî : bu
3. ummetu-kum : sizin ümmetiniz, dîniniz
4. ummeten : bir ümmet, bir topluluk
5. vâhıdeten : bir, tek, bir tek
6. ve ene : ve ben
7. rabbu-kum : Rabbiniz
8. fettekûni (fe ittekû-ni) : artık bana karşı takva sahibi olun

Fe tekattaû emrehum beynehum zuburâ(zuburan), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. tekattaû : parçaladılar, ayırıp böldüler
3. emre-hum : onların işleri
4. beyne-hum : onların araları
5. zuburan : parçalar halinde, kısımlar halinde
6. kullu : bütün hepsi
7. hızbin : grup
8. bimâ : şey ile
9. ledey-him : onların yanında
10. ferihûne : ferahlarlar, sevinirler

Fe zerhum fî gamratihim hattâ hîn(hînin).


1. fe : o zaman, böylece
2. zer-hum : onları bırak
3. : içinde, vardır
4. gamrati-him : onların sapıklık, dalâlet, gafletleri
5. hattâ : olana kadar, olmadıkça
6. hînin : belli bir zaman

E yahsebûne ennemâ numidduhum bihî min mâlin ve benîn(benîne).


1. e yahsebûne : onlar mı sanıyorlar
2. ennemâ : ... olduğu, ... olması
3. numiddu-hum : onları destekleriz, onlara yardım ederiz
4. bi-hi : onunla
5. min mâlin : maldan
6. ve benîne : ve oğullar (erkek çocuklar)

Nusâriu lehum fîl hayrât(hayrâti) bel lâ yeş’urûn(yeş’urûne).


1. nusâriu : çabuk yapıyoruz
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. fî el hayrâti : hayırlarda, hayırlara
4. bel : hayır, bilâkis
5. lâ yeş'urûne : (şuurunda) bilincinde olmazlar,

İnnellezîne hum min haşyeti rabbihim muşfikûn(muşfikûne).


1. innellezîne (inne ellezîne) : muhakkak ki onlar
2. hum : onlar
3. min haşyeti : haşyetlnden
4. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
5. muşfikûne : korkanlar

Vellezîne hum bi âyâti rabbihim yu’minûn(yu’minûne).


1. vellezîne (ve ellezîne) : ve o kimseler, onlar
2. hum : onlar
3. bi âyâti : âyetleri
4. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
5. yu'minûne : îmân ederler

Vellezîne hum bi rabbihim lâ yuşrikûn(yuşrikûne).


1. vellezîne (ve ellezîne) : ve o kimseler, onlar
2. hum : onlar
3. bi rabbi-him : Rab'lerine
4. lâ yuşrikûne : ortak koşmazlar şirk koşmazlar

Vellezîne yu’tûne mâ âtev ve kulûbuhum veciletun ennehum ilâ rabbihim râciûn(râciûne).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. yu'tûne : verirler
3. mâ âtev : verecekleri şey
4. ve kulûbu-hum : ve onların kalpleri
5. veciletun : titreyerek
6. enne-hum : onların ..... olduğunu
7. ilâ rabbi-him : Rab'lerine
8. râciûne : dönecek olanlar

Ulâike yusâriûne fîl hayrâti ve hum lehâ sâbikûn(sâbikûne).


1. ulâike : işte onlar
2. yusâriûne : koşuyorlar
3. fî el hayrâti : hayırlarda, hayırlara
4. ve hum : ve onlar
5. lehâ : onda, onun
6. sâbikûne : öne geçenlerdir

Ve lâ nukellifu nefsen illâ vus’ahâ ve ledeynâ kitâbun yantıku bil hakkı ve hum lâ yuzlemûn(yuzlemûne).


1. ve lâ nukellifu : ve mükellef tutmayız
2. nefsen : bir nefs, bir kişi
3. illâ : ancak, sadece
4. vus'a-hâ : onun gücü, kapasitesi
5. ve ledeynâ : ve katımızda, yanımızda, nezdimizde
6. kitâbun : bir kitap
7. yantıku : söyleyen, konuşan
8. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
9. ve hum : ve onlar
10. lâ yuzlemûne : zulmedilmezler, haksızlığa uğramazlar

Bel kulûbuhum fî gamratin min hâzâ ve lehum a’mâlun min dûni zâlike hum lehâ âmilûn(âmilûne).


1. bel : hayır, bilâkis
2. kulûbu-hum : onların kalpleri
3. fî gamratin : gaflette, dalâlette
4. min hâzâ : bundan
5. ve lehum : ve onlar için (vardır)
6. a'mâlun : ameller
7. min dûni zâlike : bundan başka
8. hum : onlar
9.   :

Hattâ izâ ehaznâ mutrafîhim bil âzâbi izâ hum yec’erûn(yec’erûne).


1. hattâ izâ : hatta olunca, olduğu zaman
2. ehaznâ : almıştık
3. mutrafî-him : onların refahta olanları
4. bi el âzâbi : azap ile
5. izâ : olduğu zaman
6. hum : onlar
7. yec'erûne : yalvarıp bağırarak yardım isterler

Lâ tec’erûl yevme innekum minnâ lâ tunsarûn(tunsarûne).


1. lâ tec'erû : yalvarıp bağırarak yardım istemeyin
2. el yevme : bugün
3. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
4. min-nâ : bizden
5. lâ tunsarûne : yardım olunmazsınız

Kad kânet âyâtî tutlâ aleykum fe kuntum alâ a’kâbikum tenkisûn(tenkisûne).


1. kad : oldu, olmuştu
2. kânet : oldu, olmuştur
3. âyâtî : âyetlerim
4. tutlâ : okunuyor
5. aleykum : size, sizi
6. fe : o zaman, böylece
7. kuntum : siz iseniz
8. alâ a'kâbi-kum : topuklarınızın üzerinde
9. tenkisûne : dönüp kaçıyorsunuz

Mustekbirîne bihî sâmiran tehcurûn(tehcurûne).


1. mustekbirîne : kibirlenenler
2. bi-hi : onunla
3. sâmiran : gece toplanıp görüşenler
4. tehcurûne : ayrılıyordunuz, saçma sapan konuşuyordunuz

E fe lem yeddebberûl kavle em câehum mâ lem ye’ti âbâehumul evvelîn(evvelîne).


1. e fe lem yeddebberû : hâlâ düşünmüyorlar mı, düşünmediler mi
2. el kavle : söz
3. em : yoksa, veya
4. câe-hum : onlara geldi
5. : olmadı
6. lem ye'ti : gelmeyen
7. âbâe-hum : onların babaları, ataları
8. el evvelîne : evvelkiler, öncekiler

Em lem ya’rifû resûlehum fe hum lehu munkirûn(munkirûne).


1. em : yoksa, veya
2. lem ya'rifû : tanımıyorlar, tanımadılar
3. resûle-hum : onların resûlü
4. fe : o zaman, böylece
5. hum : onlar
6. lehu : ona ait, onun
7. munkirûne : tanımayanlar (tanıyamayanlar)

Em yekûlûne bihî cinneh(cinnetun), bel câehum bil hakkı ve ekseruhum lil hakkı kârihûn(kârihûne).


1. em : yoksa, veya
2. yekûlûne : derler
3. bi-hi : onunla
4. cinnetun : cinnet getirmiş
5. bel : hayır, bilâkis
6. câe-hum : onlara geldi
7. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
8. ve ekseru-hum : ve onların çoğu
9. li el hakkı : hak için
10. kârihûne : kerih gören, istemeyen kimseler

Ve levittebeal hakku ehvâehum le fesedetis semâvâtu vel ardu ve men fî hinn(hinne), bel eteynâhum bi zikrihim fe hum an zikrihim mu’ridûn(mu’ridûne).


1. ve lev ittebea : ve uysaydı, tâbî olsaydı
2. el hakku : hak, gerçek
3. ehvâe-hum : onların nefslerinin istekleri, hevaları
4. le fesedeti : mutlaka fesada uğrardı
5. es semâvâtu : semâlar, gökler
6. vel ardu : ve arz, yeryüzü
7. ve men fî hinne : ve onların içinde olanlar
8. bel : hayır, bilâkis
9. eteynâ-hum : onlara getirdik
10. bi zikri-him : onların zikirleri
11. fe : o zaman, böylece
12. hum : onlar
13. an zikri-him : zikirlerinden
14. mu'ridûne : yüz çevirenler

Em tes’eluhum harcen fe haracu rabbike hayrun ve huve hayrur râzikîn(râzikîne).


1. em : yoksa, veya
2. tes'elu-hum : onlardan istiyorsun
3. harcen : harç, ücret
4. fe : o zaman, böylece
5. haracu : mükâfatı
6. rabbi-ke : senin Rabbin
7. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
8. ve huve : ve o
9. hayru : en hayırlı
10. er râzikîne : rızık verenler

Ve inneke le ted’ûhum ilâ sırâtın mustakîm(mustakîmin).


1. ve inne-ke : ve muhakkak ki sen
2. le ted'û-hum : mutlaka onları davet ediyorsun
3. ilâ sırâtın mustakîmin : Sıratı Mustakîm'e, Allah'a ulaştıran yola

Ve innellezîne lâ yu’minûne bil âhıreti anis sırâtı le nâkibûn(nâkibûne).


1. ve inne ellezîne : ve muhakkak ki onlar
2. lâ yu'minûne : âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler)
3. bi el âhıreti : ahirete (hayattayken Allah'a ulaşma gününe)
4. ani es sırâtı : yoldan
5. le nâkibûne : mutlaka sapanlar (dalâlette olanlar)

Ve lev rahımnâhum ve keşefnâ mâ bihim min durrin le leccû fî tugyânihim ya’mehûn(ya’mehûne).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. rahımnâ : rahmet (merhamet) ettik
3. hum : onlar
4. ve keşefnâ : ve biz giderdik
5. : olmadı
6. bi-him : onlarla
7. min durrin : zarardan
8. le : mutlaka, elbette, muhakkak
9. leccû : ısrar ettiler, devam ettiler
10. : içinde, vardır
11. tugyâni-him : onların azgınlıkları
12. ya'mehûne : bocalarlar, şaşkın kalırlar

Ve lekad ehaznâhum bil azâbi fe mestekânû li rabbihim ve mâ yetedarreûn(yetedarreûne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. ehaznâ-hum : onları yakaladık (aldık)
3. bi el azâbi : azabı
4. fe : o zaman, böylece
5. mestekânû (mâ istekânû) : boyun eğmediler
6. li rabbi-him : Rab'lerine (karşı), Rab'lerinden
7. ve mâ yetedarreûne : ve yalvarıp dua etmiyorlar

Hattâ izâ fetahnâ aleyhim bâben zâ azâbin şedîdin izâ hum fîhi mublisûn(mublisûne).


1. hattâ : olana kadar, olmadıkça
2. izâ fetahnâ : açtığımız zaman
3. aleyhim : onlara, onların üzerine
4. bâben : bir kapı
5. zâ azâbin : azap sahibi
6. şedîdin : şiddetli, kuvvetli, güçlü
7. izâ : olduğu zaman
8. hum : onlar
9. fîhi : orada
10. mublisûne : ümitlerini kesen kimseler oldular, ümitlerini kestiler

Ve huvellezî enşee lekumus sem’a vel ebsâra vel ef’ideh(ef’idete), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).


1. ve huve : ve o
2. ellezî : o ki, ki o
3. enşee : yarattı (inşa etti)
4. lekum : sizin için, size
5. ve lev : ve şâyet, eğer
6. ve el ebsâra : ve görme hassası
7. ve el ef'idete : ve gönül, kalp, fuad, anlama, idrak etme hassası
8. kalîlen mâ : ne kadar az, pek az
9. teşkurûne : şükredersiniz

Ve huvellezî zereekum fîl ardı ve ileyhi tuhşerûn(tuhşerûne).


1. ve huve : ve o
2. ellezî : o ki, ki o
3. zeree-kum : sizi yaratıp çoğalttı, yaydı
4. fî el ardı : yeryüzünde
5. ve ileyhi : ve ona
6. tuhşerûne : haşrolunacaksınız

Ve huvellezî yuhyî ve yumîtu ve lehuhtilâful leyli ven nehâr(nehâri), e fe lâ ta’kılûn(ta’kılûne).


1. ve huve : ve o
2. ellezî : o ki, ki o
3. yuhyî : diriltir
4. ve yumîtu : ve öldürür
5. ve lehuhtilâfu (lehu ihtilâfu) : ve ihtilâf, karşılıklı dönüşüm ona ait
6. el leyli : gece
7. ve en nehâri : ve gündüz
8. e :
9. fe : o zaman, böylece
10. lâ ta'kılûne : akıl etmiyorsunuz

Bel kâlû misle mâ kâlel evvelûn(evvelûne).


1. bel : hayır, bilâkis
2. kâlû : dediler
3. misle : benzer, gibi
4. mâ kâle : dedikleri şeyler, söyledikleri
5. el evvelûne : öncekiler, evvelkiler

Kâlû e izâ mitnâ ve kunnâ turâben ve izâmen e innâ le meb’ûsûn(meb’ûsûne).


1. kâlû : dediler
2. e izâ mitnâ : öldüğümüz zaman mı
3. ve kunnâ : ve biz olduk
4. turâben : toprak
5. ve izâmen : ve kemik
6. e :
7. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
8. le meb'ûsûne : mutlaka beas edilenler (yeniden diriltilenler)

Lekad vuıdnâ nahnu ve âbâunâ hâzâ min kablu in hâzâ illâ esâtîrul evvelîn(evvelîne).


1. lekad : andolsun ki
2. vuıdnâ : biz vaadedildik, bize vaadedildi
3. nahnu : biz
4. ve âbâu-nâ : ve babalarımız
5. hâzâ : bu
6. min kablu : önceden, daha önce
7. in hâzâ illâ : bu ancak
8. esâtîru : satırlar, eskilerin yazdığı şeyler, masallar
9. el evvelîne : evvelkiler, öncekiler

Kul li menil ardu ve men fîhâ in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).


1. kul : de, söyle
2. li men : kimse(ler) için
3. el ardu : arz, yeryüzü, toprak
4. ve men : ve kim
5. fî-hâ : orada
6. in kuntum : eğer siz iseniz
7. ta'lemûne : biliyorsunuz

Seyekûlûne lillâh(lillâhi), kul e fe lâ tezekkerûn(tezekkerûne).


1. se-yekûlûne : diyecekler
2. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
3. kul : de, söyle
4. e :
5. fe lâ tezekkerûne : hâlâ tezekkür etmezsiniz

Kul men rabbus semâvâtis seb’ı ve rabbul arşil azîm(azîmi).


1. kul : de, söyle
2. men : kimse, kişi
3. rabbu : Rab
4. es semâvâti : semalar, gökler
5. es seb'ı : yedi (7)
6. ve rabbu : ve Rabbi
7. el arşi : arş
8. el azîmi : azîm, büyük

Seyekûlûne lillâh(lillâhi), kul e fe lâ tettekûn(tettekûne).


1. se-yekûlûne : diyecekler
2. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
3. kul : de, söyle
4. e :
5. fe lâ tettekûne : hâlâ takva sahibi olmayacaksınız

Kul men bi yedihî melekûtu kulli şey’in ve huve yucîru ve lâ yucâru aleyhi in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).


1. kul : de, söyle
2. men : kimse, kişi
3. bi yedi-hi : kendi eliyle
4. melekûtu : mülk, yönetim, idare
5. kulli şey'in : herşey
6. ve huve : ve o
7. yucîru : korur, himaye eder
8. ve lâ yucâru : ve korunmaz, korunmaya ihtiyacı olmaz
9. aleyhi : ona, onun üzerine
10. in kuntum : eğer siz iseniz
11. ta'lemûne : biliyorsunuz

Seyekûlûne lillâh(lillâhi), kul fe ennâ tusharûn(tusharûne).


1. se-yekûlûne : diyecekler
2. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
3. kul : de, söyle
4. fe : o zaman, böylece
5. ennâ : nasıl
6. tusharûne : aldatılıyorsunuz, büyüleniyorsunuz

Bel eteynâhum bil hakkı ve innehum le kâzibûn(kâzibûne).


1. bel : hayır, bilâkis
2. eteynâ-hum : onlara getirdik
3. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
4. ve inne-hum : ve muhakkak onlar
5. le : mutlaka, elbette, muhakkak
6. kâzibûne : tekzip edenler, yalanlayanlar

Mettehazallâhu min veledin ve mâ kâne meahu min ilâhin izen le zehebe kullu ilâhin bimâ halaka ve le alâ ba’duhum alâ ba’d(ba’dın), subhânallâhi ammâ yasıfûn(yasıfûne).


1. mettehazallâhu : Allah edinmemiştir
2. min veledin : veled, bir erkek çocuk
3. ve mâ kâne : ve olmadı
4. mea-hu : onun yanında
5. min ilâhin : bir ilâh
6. izen : öyle olunca, aksi halde
7. le : mutlaka, elbette, muhakkak
8. zehebe : giderdi
9. kullu ilâhin : bütün ilâhlar
10. bimâ halaka : yarattığı şey
11. ve le : ve elbette, mutlaka
12. alâ : üzere, üzerinde, ... e
13. ba'du-hum alâ ba'dın : onların bir kısmı bir kısmına
14. subhâne allâhi : Allah Sübhan'dır, münezzehtir
15. ammâ (an mâ) : onlardan (o şeylerden)
16. yasıfûne : vasıflandırırlar

Âlimil gaybi veş şehâdeti fe teâlâ ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).


1. âlimi : bilen
2. el gaybi : gayb, bilinmeyen
3. ve eş şehâdeti : ve müşahede edilen, görünen
4. fe teâlâ : işte o çok yüce
5. ammâ (an mâ) : onlardan (o şeylerden)
6. yuşrikûne : ortak, şirk koşuyorlar

Kul rabbi immâ turiyennî mâ yûadûn(yûadûne).


1. kul : de, söyle
2. rabbi : Rab
3. immâ : olunca
4. turiyen-nî : bana göstereceksin
5. : olmadı
6. yûadûne : vaadolunuyor

Rabbi fe lâ tec’alnî fil kavmiz zâlimîn(zâlimîne).


1. rabbi : Rab
2. fe : o zaman, böylece
3. lâ tec'al-nî : beni kılma
4. fi : içinde
5. el kavmi ez zâlimîne : zalimler kavmi, zalim kavim

Ve innâ alâ en nuriyeke mâ neıduhum le kâdirûn(kâdirûne).


1. ve innâ : ve muhakkak ki biz
2. alâ : üzere, üzerinde, ... e
3. en nuriye-ke : sana bizim göstermemiz
4. : olmadı
5. neidu-hum : onlara vaadediyoruz
6. le : mutlaka, elbette, muhakkak
7. kâdirûne : kadir olan kimseler

İdfa’ billetî hiye ahsenus seyyieh(seyyiete), nahnu a’lemu bi mâ yasıfûn(yasıfûne).


1. idfa' : uzaklaştır, yok et
2. billetî (bi elletî) : onunla ki o
3. hiye : o
4. ahsen : en güzel
5. es seyyiete : seyyiat, kötülük
6. nahnu : biz
7. a'lemu : daha iyi bilir
8. bi mâ : şeye
9. yasıfûne : vasıflandırırlar

Ve kul rabbi eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîn(şeyâtîni).


1. ve kul : ve de, söyle
2. rabbi : Rab
3. eûzu : ben sığınırım
4. bi-ke : sana
5. min hemezâti : kışkırtmalarından (vesveselerinden)
6. eş şeyâtîni : şeytanlar

Ve eûzu bike rabbi en yahdurûn(yahdurûni).


1. ve eûzu : ve ben sığınırım
2. bi-ke : sana
3. rabbi : Rab
4. en yahdurû-ni : benim yanımda hazır bulunmaları

Hattâ izâ câe ehadehumul mevtu kâle rabbirciûn(rabbirciûni).


1. hattâ izâ : hatta olunca, olduğu zaman
2. câe : geldi
3. ehade-hum : onlardan biri
4. el mevtu : ölüm
5. kâle : dedi
6. rabbirciûni (rabbi irciû-ni) : Rabbim beni geri döndür

Leallî a’melu sâlihan fîmâ terektu kellâ, innehâ kelimetun huve kâiluhâ, ve min verâihim berzahun ilâ yevmi yub’asûn(yub’asûne).


1. leal-lî : umarım ben
2. a'melu sâlihan : salih amel (nefsi tezkiye edici amel) yaparım
3. fîmâ : hakkında
4. terektu : terkettim
5. kellâ : hayır, asla, öyle değil
6. innehâ : muhakkak o
7. kelimetun : bir söz, bir kelime
8. huve : o
9. kâiluhâ : onun söylediği (söz)
10. ve min verâi-him : ve onların arkalarından
11. berzahun : bir berzah vardır
12. ilâ yevmi : gününe kadar
13. yub'asûne : diriltilirler

Fe izâ nufiha fis sûri fe lâ ensâbe beynehum yevme izin ve lâ yetesâelûn(yetesâelûne).


1. fe izâ : sonra, daha sonra ...olduğu zaman
2. nufiha : üfürüldü
3. fî es sûri : sur'a
4. fe : o zaman, böylece
5. lâ ensâbe : neseb, soy bağı yoktur
6. beyne-hum : onların araları
7. yevme izin : izin günü
8. ve lâ yetesâelûne : ve birbirlerini sormazlar, sorulmazlar

Fe men sekulet mevâzînuhu fe ulâike humul muflihûn(muflihûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. men : kimse, kişi
3. sekulet : ağır geldi
4. mevâzînu-hu : onun tartısı
5. ulâike : işte onlar
6. hum : onlar
7. el muflihûne : felâha erenler, kurtuluşa erenler

Ve men haffet mevâzînuhu fe ulâikellezîne hasirû enfusehum fî cehenneme hâlidûn(hâlidûne).


1. ve men : ve kim
2. haffet : hafif geldi
3. mevâzînu-hu : onun tartısı
4. fe : o zaman, böylece
5. ulâike : işte onlar
6. ellezîne : ki onlar
7. hasirû : hüsrana düşürdüler
8. enfuse-hum : kendileri
9. fî cehenneme : cehennemde
10. hâlidûne : ebedî, sonsuz, devamlı kalacak olanlar

Telfehu vucûhehumun nâru ve hum fîhâ kâlihûn(kâlihûne).


1. telfehu : (ateş yüzünü) yalar, çarpar
2. vucûhe-hum : onların yüzlerine
3. en nâru : ateş
4. ve hum : ve onlar
5. fî-hâ : orada
6. kâlihûne : (ızdıraptan) yüzleri ekşimiş asık olanlardır

E lem tekun âyâtî tutlâ aleykum fe kuntum bihâ tukezzibûn(tukezzibûne).


1. e :
2. lem tekun : olmadı, değil
3. âyâtî : âyetlerim
4. tutlâ : okunuyor
5. aleykum : size, sizi
6. fe : o zaman, böylece
7. kuntum : siz iseniz
8. bihâ : onunla, onu
9. tukezzibûne : yalanlıyorsunuz

Kâlû rabbenâ galebet aleynâ şıkvetunâ ve kunnâ kavmen dâllîn(dâllîne).


1. kâlû : dediler
2. rabbe-nâ : Rabbimiz
3. galebet : gâlip oldu, üstün geldi
4. aleynâ : bize
5. şıkvetu-nâ : şâkîliğimiz, azgınlığımız
6. ve kunnâ : ve biz olduk
7. kavmen : kavim, topluluk
8. dâllîne : dalâlette olanlar

Rabbenâ ahricnâ minhâ fe in udnâ fe innâ zâlimûn(zâlimûne).


1. rabbe-nâ : Rabbimiz
2. ahric-nâ : bizi çıkar
3. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
4. fe : o zaman, böylece
5. in : eğer
6. udnâ : biz döndük
7. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
8. zâlimûne : zalimler, haksızlık edenler

Kâlahseû fîhâ ve lâ tukellimûn(tukellimûni).


1. kâlahseû (kâle ıhseû) : (orada) kalın dedi
2. fî-hâ : orada
3. ve lâ tukellimû-ni : ve benimle konuşmayın, bana söylemeyin

İnnehu kâne ferîkun min ibâdî yekûlûne rabbenâ âmennâ fagfir lenâ verhamnâ ve ente hayrur râhımîn(râhımîne).


1. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
2. kâne : oldu
3. ferîkun : bir fırka, bir grup
4. min ibâdî : kullarımdan
5. yekûlûne : derler
6. rabbe-nâ : Rabbimiz
7. âmennâ : biz îmân ettik
8. fagfir (fe ığfir) :
9.   :
10. verhamnâ (ve ırham-na) : ve bize rahmet et,
11. ve ente : ve sen
12. hayru : en hayırlı
13. er râhımîne : rahîm olanlar

Fettehaztumûhum sıhriyyen hattâ ensevkum zikrî ve kuntum minhum tadhakûn(tadhakûne).


1. fettehaztumû-hum : böylece onları edindiniz
2. sıhriyyen : alay konusu
3. hattâ : olana kadar, olmadıkça
4. ensev-kum : size unutturdu
5. zikrî : benim zikrimi
6. ve kuntum : ve siz idiniz, oldunuz
7. min-hum : onlardan
8. tadhakûne (dahıke) : gülüyorsunuz (güldü)

İnnî cezeytuhumul yevme bimâ saberû ennehum humul fâizûn(fâizûne).


1. in-nî : muhakkak ki ben
2. cezeytu-hum : onların mükâfatları, karşılığı
3. el yevme : bugün
4. bimâ : şey ile
5. saberû : sabredenler
6. enne-hum : onların ..... olduğunu
7. hum : onlar
8. el fâizûne : kurtuluşa erenler

Kâle kem lebistum fil ardı adede sinîn(sinîne).


1. kâle : dedi
2. kem : kaç tane, nice
3. lebistum : kaldınız, orada bulundunuz
4. fî el ardı : yeryüzünde
5. adede : adet, sayı
6. sinîne : seneler

Kâlû lebisnâ yevmen ev ba’da yevmin fes’elil âddîn(âddîne).


1. kâlû : dediler
2. lebisnâ : biz kaldık
3. yevmen : gün
4. ev : veya
5. ba'da yevmin : günün bir kısmı
6. fes'eli (fe is'el) : öyleyse, o zaman sor
7. el âddîne : sayan kimseler, sayanlar

Kâle in lebistum illâ kalîlen lev ennekum kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).


1. kâle : dedi
2. in : eğer
3.   :
4. illâ : ancak, sadece
5. kalîlen : az
6. lev : eğer, ise
7. enne-kum : sizin ..... olduğunuz
8. kuntum : siz iseniz
9. ta'lemûne : biliyorsunuz

E fe hasibtum ennemâ halaknâkum abesen ve ennekum ileynâ lâ turceûn(turceûne).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. hasibtum : siz hesap ettiniz, zannettiniz
4. ennemâ : ... olduğu, ... olması
5. halaknâ-kum : sizi yarattık
6. abesen : abes olarak, boş yere
7. ve enne-kum : ve muhakkak siz
8. ileynâ : bize
9. lâ turceûne : döndürülmeyecek

Fe teâlallâhul melikul hakk(hakku), lâ ilâhe illâ hû(huve), rabbul arşil kerîm(kerîmi).


1. fe : o zaman, böylece
2. teâlallâhu (teâle allâhu) : Allah çok yücedir
3. el meliku : hükümdar, melik
4. el hakku : hak, gerçek
5. lâ ilâhe : ilâh yoktur
6. illâ : ancak, sadece
7. huve : o
8. rabbu : Rab
9. el arşi : arş
10. el kerîmi : kerim

Ve men yed’u maallâhi ilâhen âhare lâ burhâne lehu bihî fe innemâ hısâbuhu inde rabbih(rabbihi), innehu lâ yuflihul kâfirûn(kâfirûne).


1. ve men : ve kim
2. yed'u : dua eder
3. maallâhi (mae allâhi) : Allah ile beraber
4. ilâhen : bir ilâh
5. âhare : başka, diğer(leri)
6. : yok, değil
7. burhâne : delilik
8. lehu : ona ait, onun
9. bihî : ona
10. fe : o zaman, böylece
11. innemâ : ancak, sadece
12. hısâbu-hu : onun hesabı
13. inde : yanında, katında
14. rabbi-hi : onun Rabbi
15. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
16. lâ yuflihu : felâha ulaştırmaz (kurtuluşa eremezler)
17. ve lâkin : ve lâkin, fakat

Ve kul rabbigfir verham ve ente hayrur râhımîn(râhımîne).


1. ve kul : ve de, söyle
2. rabbigfir (rabbi ıgfir) : Rabbim mağfiret et
3. verham : ve rahmet et (rahîm esmanla tecelli et)
4. ve ente : ve sen
5. hayru : en hayırlı
6. er râhımîne : rahîm olanlar