İzâ câekel munâfikûne kâlû neşhedu inneke le resûlullâh(resûlullâhi), vallâhu ya’lemu inneke le resûluh(resûluhu), vallâhu yeşhedu innel munâfikîne le kâzibûn(kâzibûne).


1. izâ : olduğu zaman
2. câe-ke : sana geldi
3. el munâfikûne : münafıklar
4. kâlû : dediler
5. neşhedu : biz şahadet ederiz
6. inne-ke : muhakkak ki sen
7. le resûlu allâhi : elbette Allah'ın elçisi, resûlü
8. ve allâhu : ve Allah
9. ya'lemu : bilir
10. le resûlu-hu : elbette onun elçisi, kendisinin resûlü
11. yeşhedu : şahitlik eder
12. inne : muhakkak
13. el munâfikîne : münafıklar
14. le kâzibûne : elbette, gerçekten yalancılar

İttehazû eymânehum cunneten fe saddû an sebîlillâh(sebîlillâhi), innehum sâe mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).


1. ittehazû : edindiler
2. eymâne-hum : yeminlerini
3. cunneten : siper olarak, siper
4. fe saddû : böylece mani oldular, alıkoydular, men ettiler
5. an sebîli allâhi : Allah'ın yolundan
6. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
7. sâe : kötü
8. : olmadı
9. kânû : oldular
10. ya'melûne : yapıyorlar

Zâlike bi ennehum âmenû summe keferû fe tubia alâ kulûbihim fe hum lâ yefkahûn(yefkahûne).


1. zâlike : işte bu, bu
2. bi enne-hum : onların ..... olması sebebi ile
3. âmenû : îmân ettiler
4. summe : sonra
5. keferû : inkâr ettiler
6. fe tubia : bu sebeple tabedildi, mühürlendi
7. alâ : üzere, üzerinde, ... e
8. kulûbi-him : onların kalpleri
9. fe : o zaman, böylece
10. hum : onlar
11. lâ yefkahûne : fıkıh edemezler, idrak etmezler

Ve izâ reeytehum tu’cibuke ecsâmuhum, ve in yekûlû tesma’, li kavlihim, ke ennehum huşubun musennedeh(musennedetun), yahsebûne kulle sayhatin aleyhim, humul aduvvu fahzerhum, kâtelehumullâhu ennâ yû’fekûn(yû’fekûne).


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. raeyte-hum : onları gördün
3. tu'cibu-ke : seni hayran bırakır, senin hoşuna gider, beğenirsin
4. ecsâmu-hum : onların cisimleri, bedenleri, vücut yapıları
5. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
6. yekûlû : derler
7. tesma' : dinlersin
8. li kavli-him : onların sözlerini
9. keenne-hum : sanki onlar gibi
10. huşubun : kütükler
11. musennedetun : bir tarafa dayalı, yaslanmış
12. yahsebûne : zannediyorlar
13. kulle : bütünüyle,hepsi, tamamen
14. sayhatin : sayha, yüksek ses, gürültü
15. aleyhim : onlara, onların üzerine
16. hum(u) : onlar
17. el aduvvu : düşman
18. fe ahzer-hum : artık onlardan sakının
19. kâtele-hum(u) : onları öldürsün, helâk etsin, kahretsin
20. allâhu : Allah
21. ennâ : nasıl
22. yû'fekûne : çevriliyorlar, döndürülüyorlar

Ve izâ kîle lehum teâlev yestagfir lekum resûlullâhi levvev ruûsehum ve reeytehum yesuddûne ve hum mustekbirûn(mustekbirûne).


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. kîle : denildi
3. lehum : onlarındır, onlar için vardır
4. teâlev : gelin
5. yestagfir : mağfiret dilesin
6. lekum : sizin için, size
7. resûlu allâhi : Allah'ın resûlü
8. levvev : alay ederek iki yana salladılar
9. ruûse-hum : onların başları, başlarını
10. ve raeyte-hum : ve sen onları gördün
11. yasuddûne : yüz çevirip ayrılırlar
12. ve hum : ve onlar
13. mustekbirûne : büyüklenenler, kibirlenen kimseler

Sevâun aleyhim estagferte le hum em lem testagfir lehum, len yagfirallâhu lehum, innallâhe lâ yehdîl kavmel fâsikîn(fâsikîne).


1. sevâun : eşittir, birdir
2. aleyhim : onlara, onların üzerine
3. estagferte : sen mağfiret diledin
4. lehum : onlarındır, onlar için vardır
5. em : yoksa, veya
6. lem testagfir : sen dilemedin
7. len : asla
8. yagfire allâhu : Allah mağfiret eder, bağışlar
9. inne allâhe : muhakkak ki Allah
10. lâ yehdî : hidayete erdirmez
11. el kavme : kavim, topluluk
12. el fâsikîne : fâsıklar

Humullezîne yekûlûne lâ tunfikû alâ men inde resûlillâhi hattâ yenfaddû, ve lillâhi hazâinus semâvâti vel ardı ve lâkinnel munâfikîne lâ yefkahûn(yefkahûne).


1. hum(u) ellezîne : onlar ki
2. yekûlûne : derler
3. lâ tunfikû : infâk etmeyin, vermeyin
4. alâ men : kimse(ler)e, kişilere
5. inde : yanında, katında
6. resûli allâhi : Allah'ın Resûlü
7. hattâ : olana kadar, olmadıkça
8. yenfaddû : dağılıp gitsinler
9. ve li allâhi : ve Allah içindir, Allah'ındır
10. hazâinu : hazineler
11. es semâvâti : semalar, gökler
12. ve el ardi : ve arz, yeryüzü, yer
13. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
14. el munâfikîne : münafıklar
15. lâ yefkahûne : fıkıh edemezler, idrak etmezler

Yekûlûne le in reca’nâ ilel medîneti le yuhricennel eazzu min hel ezell(ezelle), ve lillâhil izzetu ve li resûlihî ve lil mû’minîne ve lâkinnel munâfikîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne).


1. yekûlûne : derler
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. in reca'nâ : eğer biz dönersek
4. ilâ el medîneti : medineye, şehre
5. yuhricenne : mutlaka çıkarır
6. el eazzu : daha azîz, daha güçlü olan
7. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
8. el ezelle : daha zelil, daha güçsüz olan
9. ve li allâhi : ve Allah içindir, Allah'ındır
10. el izzetu : izzet, üstünlük
11. ve li resûli-hî : ve onun resûlünün
12. ve li el mu'minîne : ve mü'minleri
13. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
14. el munâfikîne : münafıklar
15. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tulhikum emvâlukum ve lâ evlâdukum an zikrillâh(zikrillâhi), ve men yef'al zâlike fe ulâike humul hâsirûn(hâsirûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. lâ tulhi-kum : sizi oyalamasın, alıkoymasın
5. emvâlu-kum : mallarınız
6. ve lâ evlâdu-kum : ve sizin evlâtlarınız
7. an zikri allâhi : Allâh'ın (cc.) zikrinden
8. ve men : ve kim
9. yef'al : yapar
10. zâlike : işte bu, bu
11. fe : o zaman, böylece
12. ulâike : işte onlar
13. hum(u) el hâsirûne : hüsranda olanlar

Ve enfikû mimmâ rezaknâkum min kabli en ye’tiye ehadekumul mevtu fe yekûle rabbi lev lâ ahhartenî ilâ ecelin karîbin fe assaddeka ve ekun mines sâlihîn(sâlihîne).


1. ve enfikû : ve infâk edin, verin
2. mimmâ (min-mâ) : şeylerden
3. rezaknâ-kum : size rızık verdik, rızıklandırdık
4. min kabli : önceden, daha önce
5. en ye'tiye : gelmesi
6. ehade-kum(u) : sizden biriniz
7. el mevtu : ölüm
8. fe : o zaman, böylece
9. yekûle : söyleyecek, diyecek
10. rabbi : Rab
11. lev lâ : eğer olmasaydı
12. ahharte-nî : beni tehir ettin, erteledin
13. ilâ ecelin : bir süreye kadar
14. karîbin : yakın
15. assaddeka : sadaka veririm
16. ve ekun : ve olurum
17. min es sâlihîne : salihlerden, salâha ulaşmışlardan

Ve len yûahhırallâhu nefsen izâ câe eceluhâ, vallâhu habîrun bi mâ ta’melûn(ta’melûne).


1. ve len : ve asla
2. yuahhira allâhu : Allah ertelemez
3. nefsen : bir nefs, bir kişi
4. izâ câe : geldiği zaman
5. ecelu-hâ : onun eceli
6. ve allâhu : ve Allah
7. habîrun : (çok iyi) haberdar olan
8. bi mâ : şeye
9. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden