İyilik için gönderilen melekler hakkı için,

Şiddetli rüzgâr gibi uçan melekler hakkı için,

Yer yüzüne şeriatleri yayan melekler hakkı için,

Hak ile bâtılı ayıran melekler hakkı için,

(5-6) Hak sahiblerine özür, yahud haksızlara azab olarak vahyi peygamberlere getiren melekler hakkı için;

(5-6) Hak sahiblerine özür, yahud haksızlara azab olarak vahyi peygamberlere getiren melekler hakkı için;

Muhakkak vaad olunduğunuz, (kıyamet) vuku bulacaktır. (Bunda hiç şübhe yoktur.)

Yıldızlar yok edildiği zaman,

Gök yarıldığı zaman,

Dağlar (yerlerinden) sökülüp savrulduğu zaman,

(Kıyamette ümmetlerine şahidlik etmek için) peygamberler belirli bir vakitte bir araya getirildikleri zaman,

(Şöyle denilir): Bunlar, hangi (dehşetli) güne ertelendiler!...

(İnsanların birbirinden ayırd edileceği) fâsıl gününe...

Bildin mi, nedir fâsıl günü?

Bunu yalan sayanların o gün vay haline!...

Biz, (peygamberlerini inkâr eden kavimlerden) evvelkileri, helâk etmedik mi?

Sonra (inkârcı Kureyş gibi) arkadan gelenleri, onlara ekliyeceğiz.

Biz, günahkârlara böyle yaparız.

(Allah’ın ayetlerini) yalanlayanların o gün vay haline!...

(Ey inkârcılar topluluğu!) Biz, sizi hakîr bir sudan (meniden) yaratmadık mı?

Sonra o suyu, sağlam bir yerde (rahimde) sakladık,

(Doğum için olan) belirli bir vakte kadar...

İşte biz, bunu takdir ettik. O halde biz ne güzel kâdiriz!...

(Öyle ise öldükten sonra dirilmeyi) yalan sayanların o gün vay haline!...

Arzı bir toplanma yeri yapmadık mı,

Hem dirilere, hem ölülere?

Orada yerli yerinde sabit yüce dağlar yerleştirip de size tatlı bir su içirmedik mi?

(Bütün bu nimetleri) inkâr edenlerin o gün vay haline!...

(Kıyameti inkâr edenlere o gün şöyle denir): Haydi (dünyada) yalan saydığınız azaba gidin.

(Ey inkârcılar topluluğu!) Haydi cehennemin üç çatallı duman gölgesine gidin.

Ne gölgelendirir, ne alevden korur, (sırf size bir azab...)

Zira o ateş, öyle kıvılcımlar atar ki, her biri saray gibi...

(Renk ve çokluk bakımından) sanki o kıvılcımlar, sarı deve sürüleri...

(Bu hali) yalan sayanların, o gün vay haline!...

Bugün, dilleri tutulacak gündür, (inkârcıların)...

Kendilerine izin verilmez ki, özür dilesinler.

(Bugünü) inkâr edenlerin, o gün vay haline!...

Bu, (haklı ile haksızın ayırd edileceği) fâsıl günü, sizi ve evvelki ümmetleri topladık.

Eğer (azabı kaldıracak) bir hileniz varsa, haydi bana hile yapın bakalım!

(Öldükten sonra dirilmeyi) inkâr edenlerin o gün vay haline!...

Doğrusu takva sahibleri, gölgelerle kaynaklarda;

Ve canlarının istediği meyveler içindedirler.

(Bu cennetliklere şöyle denilir): İşlediğiniz amellere karşılık, âfiyetle yeyin, için...

İşte biz, güzel amel işliyenleri böyle mükâfatlandırırız.

(Cenneti) inkâr edenlerin, o gün vay haline!...

(Ey inkârcılar topluluğu!) yeyin, zevk edin dünyada biraz; çünkü günahkâr müşriklersiniz, (ahirette ateşe gireceksiniz).

(Allah’ı ve peygamberlerini) inkâr edenlerin o gün vay haline!

Onlar: “- İtaat edin, namaz kılın.” denildiği zaman, itaat etmezler.

(Allah’ın hükümlerini) inkâr edenlerin o gün vay haline!...

Artık (bu ahmaklar) Kur’an’dan sonra hangi söze inanacaklar?