Ardarda gönderilen rüzgârlara, (rüzgârlar misâli Allah yolunda peşpeşe akıp giden akıncılara, ardarda inen Allah sözlerine),

(Allah'ın dinini) yaydıkça yayanlara,

(Hakkı bâtıldan, doğruyu eğriden) ayırdettikçe edenlere,

(4-5-6-7) Kötülüğü temizlemek, yanlış yoldakileri uyarmak üzere vahiy (veya öğüt) getirip (Peygamberin kalbine) sunanlara and olsun ki, size va'dolunan elbette meydana gelecektir.

(4-5-6-7) Kötülüğü temizlemek, yanlış yoldakileri uyarmak üzere vahiy (veya öğüt) getirip (Peygamberin kalbine) sunanlara and olsun ki, size va'dolunan elbette meydana gelecektir.

(4-5-6-7) Kötülüğü temizlemek, yanlış yoldakileri uyarmak üzere vahiy (veya öğüt) getirip (Peygamberin kalbine) sunanlara and olsun ki, size va'dolunan elbette meydana gelecektir.

(4-5-6-7) Kötülüğü temizlemek, yanlış yoldakileri uyarmak üzere vahiy (veya öğüt) getirip (Peygamberin kalbine) sunanlara and olsun ki, size va'dolunan elbette meydana gelecektir.

Yıldızların ışığı giderilip silindiği zaman,

Gök açılıp varıldığı zaman,

Dağlar yerinden kopup savrulduğu zaman,

Peygamberler (belli bir günün) belirlenmiş vaktinde (şâhidlik için) biraraya getirildiği zaman..

Bunlar hangi gün için geciktirildiler?

(13-14) (Doğru ile eğrinin, hakk ile bâtılın) birbirinden ayrılıp hükme bağlanacağı gün için (geciktirildiler). O ayrım günü nedir bilir misin ?

(13-14) (Doğru ile eğrinin, hakk ile bâtılın) birbirinden ayrılıp hükme bağlanacağı gün için (geciktirildiler). O ayrım günü nedir bilir misin ?

O gün (Hakk'ı) yalanlayanların o gün vay hâline !

Önce gelip geçenleri yok etmedik mi ?

Sonra arkalarından gelenleri onların peşine takıp katacağız.

İşte suçlu günahkârlara böyle yaparız.

(Hakk'ı) yalanlıyanların o gün vay hâline!.

Sizi bayağı bir sudan yaratmadık mı ?

(21-22) Sonra onu belirlenmiş bir vakte kadar sağlam bir karargâhta bulundurmadık mı ?

(21-22) Sonra onu belirlenmiş bir vakte kadar sağlam bir karargâhta bulundurmadık mı ?

Biz, onu kudretimizle belli ölçüde tuttuk. Kudret yettirenler olarak biz ne güzel kudretlileriz!.

(Hakk'ı) yalanlıyanların o gün vay hâline !.

(25-26) Yeryüzünü dirilere de, ölülere de bir toplanma yeri (hazırlık devresi) yapmadık mı? .

(25-26) Yeryüzünü dirilere de, ölülere de bir toplanma yeri (hazırlık devresi) yapmadık mı? .

Orada sabit yüce dağlar meydana getirdik ve size tatlı içimi kolay bir su içirmedik mi ?

(Hakk'ı) yalanlıyanların o gün vay hâline!.

Yalanlayıp durduğunuz şey'e (azaba) doğru yollanın.

(Cehennem'in kara dumanının oluşturduğu) üç kollu gölgeye gidin.

O, ne gölgelendiricidlr, ne de yükselen alevden korur..

Şüphesiz ki, o, saray gibi (büyüklük ve yükseklikte) kıvılcım atar.

Sanki o kıvılcımın herbiri sarı renkte birer devedir.

(Hakk'ı) yalanlıyanların o gün vay hâline!.

Bu, onların nutkunun tutulacağı gündür.

Kendilerine izin verilmez ki özür beyân etsinler.

(Hakk'ı) yalanlıyanların o gün vay hâline!.

Bu, sizleri ve öncekileri toplayıp biraraya getirdiğimiz (Hakkı bâtıldan, doğruyu eğriden, gerçeği yalandan) ayırd eden hüküm günüdür.

O halde eğer bir hile ve düzeniniz varsa, o hileyi hemen bana karşı uygulayın !.

(Hakk'ı) yalanlıyanların o gün vay hâline !

Şüphesiz ki muttakîler (Allah'tan saygı ile korkup hile, yalan ve düzenbazlıktan sakınanlar) gölgelikte pınarlar başında, canlarının çektiği meyveler arasındadırlar.

Yapageldiğiniz (güzel, yararlı) amellere karşılık afiyetle, gönül huzuruyla yeyiniz, içiniz.

(43-44) Hakikat biz, iyiliği, yararlı işlerde bulunmayı huy edinenleri böyle mükâfatlandırırız..

(43-44) Hakikat biz, iyiliği, yararlı işlerde bulunmayı huy edinenleri böyle mükâfatlandırırız..

(Hakk'ı) yalanlıyanların o gün vay hâline !.

(Ey Peygamberi ve Kitab'ı inkâr edip yalanlayanlar!) Yeyiniz, az bir süre yararlanıp geçininiz. Çünkü gorçekten sizler suçlu günahkârlarsınız..

(Hakk'ı) yalanlıyanların o gün vay hâline!.

Onlara «rükû' edin» denildiği zaman rükû' etmezler.

(Hakk'ı) yalanlıyanların o gün vay hâline !.

Bundan (Kur'ân'dan) sonra artık hangi söze inanırlar?