Andolsun birbiri ardınca gönderilenlere,

Şiddetle esip koştukça koşanlara,

Veya yaydıkça yayanlara.

Böylece ayırdıkça ayıranlara,

Zikri getirenlere,

Ma'zeret ve uyarı için.

Size vaadedilen mutlaka olacaktır.

Yıldızlar söndürüldüğü zaman,

Gök yarıldığı vakit,

Dağlar atıldığı zaman,

Peygamberlerin vakti geldiği zaman,

Hangi güne ertelenmişti?

Hüküm gününe,

Hüküm gününü hangi şey bildirdi sana?

O gün; yalanlayanların vay haline.

Öncekileri Biz helak etmedik mi?

Ardından sonrakileri de onların arkasına takacağız.

İşte Biz; böylr yaparız suçluları.

O gün; yalanlayanların vay haline.

Sizi bayağı bir sudan, Biz yaratmadık mı?

Onu sağlam bir yere yerleştirdik.

Belli bir süreye kadar.

Bunu Biz takdir ettik, ne güzel takdir edenleriz Biz.

Vay haline o gün, yalanlayanların.

Biz; yeryüzünü toplantı mahalli kılmadık mı?

Ölülere de, dirilere de.

Orada yüksek ve sabit dağlar var edip tatlı sular içirmedik mi size?

Vay haline o gün, yalanlayanların.

Varın yalanlayıp durduğunuz şeye gidin.

Üç kollu gölgeye gidin.

Gölge yapmaz ve alevden korumaz.

O; her biri bir saray gibi kıvılcımlar atar.

Ve her biri sanki birer sarı erkek devedir.

Vay haline o gün, yalanlayanların.

Bu; onların konuşamayacakları gündür.

Onlara izin de verilmez ki özür dilesinler.

Vay haline o gün, yalanlayanların.

İşte bu; sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür.

Eğer Bana karşı bir düzeniniz varsa; onu hemen kurun.

Vay haline o gün, yalanlayanların.

Muhakkak ki muttakiler, gölgeliklerde ve pınarlardadırlar.

Ve canlarının istediğinden meyveler.

İşlediklerinize karşılık afiyetle yeyin, için.

Şüphesiz ki Biz; ihsan edenleri böyle mükafatlandırırız.

Vay haline o gün, yalanlayanların.

Yeyin ve biraz eğlenin. Doğrusu sizler suçlularsınız.

Vay haline o gün, yalanlayanların.

Onlara; rüku edin, denildiği zaman, rüku'a varmazlar.

Vay haline o gün, yalanlayanların.

Bundan sonra artık hangi söze inanacaklar?