Vel murselâti urfâ(urfen).


1. ve : ve
2. el murselâti : gönderilenler
3. urfen : ardarda, marufla (irfanla)

Fel âsıfâti asfâ(asfen).


1. fe : o zaman, böylece
2. el âsıfâti : şiddetle esenler
3. asfen : şiddetli eserek

Vennâşirâti neşren.


1. ve : ve
2. en nâşirâti : yayanlar, neşredenler
3. neşren : yayarak, dağıtarak

Fel fârikâti ferkâ(ferkan).


1. fe : o zaman, böylece
2. el fârikâti : ayıranlara
3. ferkan : ayırarak

Fel mulkıyâti zikrâ(zikren).


1. fe : o zaman, böylece
2. el mulkıyâti : ilka edenler, bırakanlara
3. zikren : zikrederek

Uzren ev nuzrâ(nuzren).


1. uzren : özür, kabul edilebilir sebep
2. ev : veya
3. nuzren : nezir olarak, uyarı olarak

İnnemâ tûadûne levâkı’(levâkıun).


1. İnne : muhakkak ki
2. : olmadı
3. tûadûne : siz vaadolundunuz, size vaadedilen
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. vâkıun : düşen (düşecek)

Fe izen nucûmu tumiset.


1. fe : o zaman, böylece
2. izâ : olduğu zaman
3. en nucûmu : yıldızlar
4. tumiset : ışıkları giderildi, silindi

Ve izes semâu furicet.


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. es semâu : sema, gök
3. furicet : yarıldı

Ve izel cibâlu nusifet.


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. el cibâlu : dağlar
3. nusifet (nesf) : dağıldı (yıkmak, dağıtmak)

Ve izer rusulu ukkıtet.


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. er rusulu : resûller
3. ukkıtet (tekıt) : vakit bildirildi (bir şey için bir vakit tayin etmek)

Li eyyi yevmin uccilet.


1. li : ... e, için
2. eyyi : hangi
3. yevmin : gün
4. uccilet : tecil edildi, ertelendi

Li yevmil fasl(fasli).


1. li : ... e, için
2. yevmi : gün
3. el fasli : fasıl, ayırma hüküm verme

Ve mâ edrâke mâ yevmul fasl(fasli).


1. ve mâ edrâ-ke : ve ne olduğunu sana bildiren
2. : olmadı
3. yevmu : gün
4. el fasli : fasıl, ayırma hüküm verme

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).


1. veylun : yazıklar olsun, vay haline
2. yevmeizin : izin günü
3. li el mukezzibîne : tekzip edenler, yalanlayanlar

E lem nuhlikil evvelîn(evvelîne).


1. e :
2. lem nuhliki : biz helâk etmedik
3. el evvelîne : evvelkiler, öncekiler

Summe nutbiuhumul âhırîn(âhırîne).


1. summe : sonra
2. nutbiu-hum(u) : onlara tâbî kılarız
3. el âhırîne : sonrakiler

Kezâlike nef’alu bil mucrimîn(mucrimîne).


1. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
2. nef'alu : biz yaparız
3. bi el mucrimîne : mücrimlere, suçlulara, günahkârlara

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).


1. veylun : yazıklar olsun, vay haline
2. yevmeizin : izin günü
3. li el mukezzibîne : tekzip edenler, yalanlayanlar

E lem nahlukkum min mâin mehîn(mehînin).


1. e lem nahluk-kum : sizi biz yaratmadık mı
2. min mâin : sudan, suyu
3. mehînin : basit, kıymetsiz

Fe cealnâhu fî karârin mekîn(mekînin).


1. fe : o zaman, böylece
2. cealnâ-hu : onu kıldık
3. : içinde, vardır
4. karârin : karargâh, yerleşme mekânı
5. mekînin : sağlam, kuvvetli

İlâ kaderin ma’lûm(ma’lûmin).


1. ilâ : ... e
2. kaderin : tayin edilen süre
3. ma'lûmin : malûm, bilinen, belli

Fe kadernâ fe ni’mel kâdirûn(kâdirûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. kadernâ : biz takdir ettik
3. ni'me : ne güzel
4. el kâdirûne : takdir edenler

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).


1. veylun : yazıklar olsun, vay haline
2. yevmeizin : izin günü
3. li el mukezzibîne : tekzip edenler, yalanlayanlar

E lem nec’alil arda kifâtâ(kifâten).


1. e lem nec'al(i) : kılmadık mı
2. el arda : arz, yeryüzü
3. kifâten : toplanma yeri

Ahyâen ve emvâtâ(emvâten).


1. ahyâen : hayy olanlara, dirilere, canlılara
2. ve emvâten : ve ölülere

Ve cealnâ fîhâ revâsiye şâmihâtin ve eskaynâkum mâen furâtâ(furâten).


1. ve cealnâ : ve yaptık, kıldık
2. fî-hâ : orada
3. revâsiye : dağlar
4. şâmihâtin : yüksek
5. ve eskaynâ-kum : ve sizi biz suladık (içecek su verdik)
6. mâen : su
7. furâten : tatlı

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).


1. veylun : yazıklar olsun, vay haline
2. yevmeizin : izin günü
3. li el mukezzibîne : tekzip edenler, yalanlayanlar

İntalikû ilâ mâ kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne).


1. intalikû : (ayrılıp) gidin
2. ilâ : ... e
3. : olmadı
4. kuntum : siz iseniz
5. bi-hî : onunla
6. tukezzibûne : yalanlıyorsunuz

İntalikû ilâ zıllin zî selâsi şuâb(şuâbin).


1. intalikû : (ayrılıp) gidin
2. ilâ : ... e
3. zıllin : gölge
4. : sahip
5. selâsi : üç (3)
6. şuabin : şuab, bir tekten ayrılan kısımlar, şube, bölüm, çatallanmış kısımlar

Lâ zalîlin ve lâ yugnî minel leheb(lehebi).


1. lâ zalîlin : gölgeli yapmaz, gölgelendirmez
2. ve lâ yugnî : ve fayda vermez
3. min el lehebi : yakıcı alevden

İnnehâ termî bi şerarin kel kasr(kasri).


1. innehâ : muhakkak o
2. termî : atar
3. bi şerarin : kıvılcımlar
4. ke el kasri : köşk gibi, saray gibi

Ke ennehu cimâletun sufr(sufrun).


1. keenne-hu : sanki o, o ... gibi
2. cimâletun : erkek develer
3. sufrun : sarı

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).


1. veylun : yazıklar olsun, vay haline
2. yevmeizin : izin günü
3. li el mukezzibîne : tekzip edenler, yalanlayanlar

Hâzâ yevmu lâ yentıkûn(yentıkûne).


1. hâzâ : bu
2. yevmu : gün
3. lâ yentıkûne : konuşmazlar, konuşamazlar

Ve lâ yu’zenu lehum fe ya’tezirûn(ya’tezirûne).


1. ve lâ yu'zenu : ve izin verilmez
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. fe : o zaman, böylece
4. ya'tezirûne : özür beyan ederler

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).


1. veylun : yazıklar olsun, vay haline
2. yevmeizin : izin günü
3. li el mukezzibîne : tekzip edenler, yalanlayanlar

Hâzâ yevmul fasl(fasli), cema’nâkum vel evvelîn(evvelîne).


1. hâzâ : bu
2. yevmu : gün
3. el fasli : fasıl, ayırma hüküm verme
4. cema'nâ-kum : sizi birarada topladık
5. ve el evvelîne : ve evvelkileri, öncekileri

Fe in kâne lekum keydun fe kîdûn(kîdûni).


1. fe : o zaman, böylece
2. in : eğer
3. kâne : oldu
4. lekum : sizin için, size
5. keydun : hile, tuzak
6. kîdû-ni : bana tuzak kurun

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).


1. veylun : yazıklar olsun, vay haline
2. yevmeizin : izin günü
3. li el mukezzibîne : tekzip edenler, yalanlayanlar

İnnel muttekîne fî zılâlin ve uyûn(uyûnin).


1. inne : muhakkak
2. el muttekîne : takva sahipleri
3. fî zılâlin : gölgeliklerde
4. ve uyûnin : ve pınarlar

Ve fevâkihe mimmâ yeştehûn(yeştehûne).


1. ve fevâkihe : ve meyveler
2. mimmâ : şeylerden
3. yeştehûne : iştah duyuyorlar, arzu ediyorlar

Kulû veşrebû henîen bimâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).


1. kulû : yeyin
2. ve işrebû : ve için, içiniz
3. henîen : afiyetle
4. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
5. kuntum : siz iseniz
6. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden

İnnâ kezâlike neczîl muhsinîn(muhsinîne).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
3. neczî : cezalandırırız
4. el muhsinîne : muhsinler, ahsen olanlar (fizik vücudunu teslim edenler)

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).


1. veylun : yazıklar olsun, vay haline
2. yevmeizin : izin günü
3. li el mukezzibîne : tekzip edenler, yalanlayanlar

Kulû ve temetteû kalîlen innekum mucrimûn(mucrimûne).


1. kulû : yeyin
2. ve temetteû : ve metalanın, faydalanın, yararlanmak
3. kalîlen : az
4. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
5. mucrimûne : mücrimler, suçlular, günahkârlar

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).


1. veylun : yazıklar olsun, vay haline
2. yevmeizin : izin günü
3. li el mukezzibîne : tekzip edenler, yalanlayanlar

Ve izâ kîle lehumurkeû lâ yerkeûn(yerkeûne).


1. ve izâ kîle : ve denildiği zaman, denildiğinde
2. lehum(u) : onların
3. irkeû : rükû edin
4. lâ yerkeûne : rükû etmezler

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).


1. veylun : yazıklar olsun, vay haline
2. yevmeizin : izin günü
3. li el mukezzibîne : tekzip edenler, yalanlayanlar

Fe bi eyyi hadîsin ba’dehu yu’minûn(yu’minûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. hadîsin : söz
4. ba'de-hu : ondan sonra (bundan sonra)
5. yu'minûne : îmân ederler