(1-3) Insanlardan, kendileri bir seyi olcerek aldiklari zaman tam alan; ama onlara bir seyi olcup tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!

(1-3) Insanlardan, kendileri bir seyi olcerek aldiklari zaman tam alan; ama onlara bir seyi olcup tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!

(1-3) Insanlardan, kendileri bir seyi olcerek aldiklari zaman tam alan; ama onlara bir seyi olcup tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!

(4-5) Bunlar, buyuk bir gunde tekrar dirileceklerini sanmiyorlar mi?

(4-5) Bunlar, buyuk bir gunde tekrar dirileceklerini sanmiyorlar mi?

O gun insanlar alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar.

Sakinin; Allah'in buyrugundan disari cikanlar, muhakkak «Siccin» adli defterde yazilidir.

Siccin'in ne oldugunu sen nerden bilirsin?

O, yazilmis bir kitaptir.

Yalanlayanlarin o gun vay haline!

Onlar, kiyamet gununu yalanlamis olanlardir.

Oysa onu mutecaviz gunahkardan baska kimse yalanlamaz.

Ona ayetlerimiz okundugu zaman «Oncekilerin masallari» der.

Hayir, hayir; onlarin kazandiklari kalblerini paslandirip korletmistir.

Hayir; dogrusu onlar o gun, Rablerinden yoksun kalacaklardir.

Sonra onlar, suphesiz, cehenneme gireceklerdir.

Sonra da: «Yalanlayip durdugunuz iste budur» denecektir.

Ama iyilerin defteri yuksek katlardadir.

O yuksek katlarin ne oldugunu sen bilir misin?

(20-21) O, gozde meleklerin gordugu, yazili bir kitapdir.

(20-21) O, gozde meleklerin gordugu, yazili bir kitapdir.

(22-23) Iyiler, suphesiz, nimet icinde ve tahtlar uzerinde etrafi seyrederler.

(22-23) Iyiler, suphesiz, nimet icinde ve tahtlar uzerinde etrafi seyrederler.

Onlari, yuzlerindeki nimet piriltisindan tanirsin.

(25-26) Sonunda misk kokusu birakan, agzi kapali saf bir icecekten icerler. Iyi seyler icin yarisanlar, bunun icin yarissinlar.

(25-26) Sonunda misk kokusu birakan, agzi kapali saf bir icecekten icerler. Iyi seyler icin yarisanlar, bunun icin yarissinlar.

(27-28) Onun katkisi gozdelerin ictigi yuce kaynaktandir.

(27-28) Onun katkisi gozdelerin ictigi yuce kaynaktandir.

Suclular, suphesiz, inanmis olanlara gulerlerdi.

Yanlarindan gectikleri zaman da birbirlerine goz kirparlardi.

Taraftarlarina vardiklarinda bununla eglenirlerdi.

Inananlari gordukleri zaman: «Dogrusu bunlar sapik olanlardir» derlerdi.

Oysa kendileri, inananlara gozcu olarak gonderilmemislerdi.

Bugun de, inananlar inkarcilara gulerler.

(35-36) Tahtlar uzerinde, inkarcilarin yaptiklari seylerin karsiliginin nasil verildigini seyrederler. *

(35-36) Tahtlar uzerinde, inkarcilarin yaptiklari seylerin karsiliginin nasil verildigini seyrederler. *