Ölçüde hile yapanların vay haline!

İnsanlardan/halktan aldıklarında tam alan..

Onlara tartıp ölçtüklerinde eksik verenler..

Onlar, yeniden dirileceklerini düşünmüyor/sanmıyorlar mı?

Büyük bir günde.

O gün insanlar, alemlerin Rabbi için ayağa kalkar.

-Hayır! Şüphesiz günahkarların kitabı siccindedir.

Siccinin ne olduğunu nereden bileceksin?

İşaretlenmiş bir kitaptır.

Yalanlayanların o gün vay haline!

Din gününü yalanlayanların..

Onu, her haddi aşan günahkardan başkası yalanlamaz.

Ona ayetlerimiz okunduğu zaman ‘evvelkilerin masalları’ der.

-Hayır! aksine, kazandıkları onların kalplerini paslandırmıştır.

-Hayır! Gerçek şu ki, onlar o gün Rab’lerinden mahrum olanlardır.

Sonra da onlar cehenneme atılacaklardır.

Sonra da onlara denilecek ki: -Bu yalanlamış olduğunuz şeydir.

-Hayır, (gerçek şu ki), iyilerin kitabı, illiyyun'dadır.

İlliyyun’un ne olduğunu nereden bileceksin?

İşaretlenmiş bir kitaptır.

Mukarrebun/yakınlaştırılmış olanların şahitlik ettiği..

İyiler, elbette nimetler içindedir.

Tahtlar üzerinde, bakıyorlar.

Onları, yüzlerindeki nimet parıltısından tanırsın.

Onlar, mühürlenmiş, katıksız bir içecekten içerler.

Onun mührü misktir. Yarışanlar, işte bunun için yarışsınlar!

Ona tesnim’den katılır.

O, öncülerin/yaklaştırılanların içeceği bir kaynaktır.

Suç/günah işlemiş olanlar, iman edenlere gülüyorlardı.

Onların yanlarından geçtiklerinde birbirlerine kaş göz ediyorlardı.

Ailelerinin yanına döndüklerinde alay ederek dönerlerdi.

Onları gördükleri zaman: -İşte bunlar, doğru yoldan sapmış derlerdi.

Oysa onlara bekçi olarak da gönderilmemişlerdi.

Bugün de iman edenler, kafir olanlara gülerler.

Tahtlarına yaslanıp bakarlar.

-Kafirler, yaptıklarının cezasını gördüler mi? diye.