Veylun lil mutaffifîn(mutaffifîne).


1. veylun : yazıklar olsun, vay haline
2. li el mutaffifîne : eksik ölçenlere, eksik tartanlara

Ellezîne izektâlû alen nâsi yestevfûn(yestevfûne).


1. ellezîne : ki onlar
2. izâ : olduğu zaman
3. ektâlû : ölçekle ölçerek satın aldılar
4. alâ en nâsi : insanlara
5. yestevfûne : vefalı davranırlar, dürüst, doğru olurlar

Ve izâ kâlûhum ev vezenûhum yuhsirûn(yuhsirûne).


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. kâlû-hum : onlara ölçerek sattılar
3. ev : veya
4. vezenû-hum : onlara tarttılar
5. yuhsirûne : zarar ettirirler, eksiltirler

Elâ yezunnu ulâike ennehum meb'ûsûn(meb'ûsûne).


1. e :
2. lâ yezunnu : zannetmiyorlar, ihtimal vermiyorlar, bilmiyorlar
3. ulâike : işte onlar
4. enne-hum : onların ..... olduğunu
5. meb'ûsûne : diriltileceksiniz

Li yevmin azîm(azîmin).


1. li : ... e, için
2. yevmin : gün
3. azîmin : azîm, büyük

Yevme yekûmun nâsu li rabbil âlemîn(âlemîne).


1. yevme : o gün
2. yekûmu : kalkarlar
3. en nâsu : insanlar
4. li : ... e, için
5. rabbi : Rab
6. el âlemîne : âlemler

Kellâ inne kitâbel fuccâri le fî siccîn(siccînin).


1. kellâ : hayır, asla, öyle değil
2. inne : muhakkak
3. kitâbe : yazılmış olan, farz kılınan hüküm
4. el fuccâri : facirler, cehennemlikler
5. le : mutlaka, elbette, muhakkak
6. : içinde, vardır
7. siccînin : siccîn (zemin kattan 7 kat aşağıda olan zülmanî kader hücreleri)

Ve mâ edrâke mâ siccîn(siccînun).


1. ve mâ : ve şey
2. edrâ-ke : sana bildirdi
3. : olmadı
4. siccînun : siccîn

Kitâbun merkûm(merkûmun).


1. kitâbun : bir kitap
2. merkûmun : üst üste yığılmış

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn(mukezzibîne).


1. veylun : yazıklar olsun, vay haline
2. yevme izin : izin günü
3. li el mukezzibîne : tekzip edenler, yalanlayanlar

Ellezîne yukezzibûne bi yevmiddîn(yevmiddîni).


1. ellezîne : ki onlar
2. yukezzibûne : yalanlıyorlar
3. bi yevmi : gününü
4. ed dîni : dîn

Ve mâ yukezzıbu bihî illâ kullu mu’tedin esîm(esîmin).


1. ve mâ yukezzibu : ve yalanlamaz
2. bi-hî : onunla
3. illâ : ancak, sadece
4. kullu : bütün hepsi
5. mu'tedin : hakka tecavüz eden, haddi aşan
6. esîmin : günahkâr

İzâ tutlâ aleyhi âyâtunâ kâle esâtîrul evvelîn(evvelîne).


1. izâ : olduğu zaman
2. tutlâ : okunuyor
3. aleyhi : ona, onun üzerine
4. âyâtu-nâ : âyetlerimiz
5. kâle : dedi
6. esâtîru : satırlar, eskilerin yazdığı şeyler, masallar
7. el evvelîne : evvelkiler, öncekiler

Kellâ bel râne alâ kulûbihim mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).


1. kellâ : hayır, asla, öyle değil
2. bel : hayır, bilâkis
3. râne : kapladı, örttü.
4. alâ : üzere, üzerinde, ... e
5. kulûbi-him : onların kalpleri
6. : olmadı
7. kânû : oldular
8. yeksibûne : iktisap ediyorlar, kazanıyorlar

Kellâ innehum an rabbihim yevmeizin le mahcûbûn(mahcûbûne).


1. kellâ : hayır, asla, öyle değil
2. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
3. an rabbi-him : Rab'lerinden
4. yevme izin : izin günü
5. le : mutlaka, elbette, muhakkak
6. mahcûbûne : hicaplanmış, perdelenmiş olanlardır

Summe innehum le sâlul cahîm(cahîmi).


1. summe : sonra
2. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. sâlû : yaslananlar, girenler
5. el cahîmi : cahîm, cehennem

Summe yukâlu hâzellezî kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne).


1. summe : sonra
2. yukâlu : deniliyor
3. hâzâ ellezî : o
4. kuntum : siz iseniz
5. bi- hî : onu, kendisini
6. tukezzibûne : yalanlıyorsunuz

Kellâ inne kitâbel ebrâri lefî illiyyîn(illiyyîne).


1. kellâ : hayır, asla, öyle değil
2. inne : muhakkak
3. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
4. el ebrârı : ebrar olanların (Allah'a vasıl olanlar, hidayete erenler)
5. le : mutlaka, elbette, muhakkak
6. : içinde, vardır
7. ılliyyîne : illiyyin

Ve mâ edrâke mâ ılliyyûn(ılliyyûne).


1. ve mâ : ve şey
2. edrâ-ke : sana bildirdi
3. : olmadı
4. ılliyyûne : illiyyin

Kitâbun merkûm(merkûmun).


1. kitâbun : bir kitap
2. merkûmun : üst üste yığılmış

Yeşheduhul mukarrebûn(mukarrebûne).


1. yeşhedu-hu : ona şahit olurlar
2. el mukarrebûne : mukarrip olanlar, Allah katında yüksek dereceye nail olmuş, Allah'a yaklaştırılmış kimseler

İnnel ebrâre le fî naîm(naîmi).


1. inne : muhakkak
2. el ebrâre : ebrar olanlar
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. : içinde, vardır
5. naîmin : naîm, ni'metlerle donatılmış

Alel erâiki yenzurûn(yenzurûne).


1. alâ : üzere, üzerinde, ... e
2. el erâiki : tahtlar
3. yanzurûne : bakıyorlar, bekliyorlar

Ta’rifu fî vucûhihim nadraten naîm(naîmi).


1. ta'rifu : tanırsın
2. fî vucûhi-him : onların yüzlerinde (yüzlerinde var olan, yüzlerindeki)
3. nadrate : ışıl ışıl, pırıl pırıl, pırıltı
4. en naîmi : naim (ni'metlendirilmiş)

Yuskavne min rahîkın mahtûm(mahtûmin).


1. yuskavne : sulanır, içirilir, sunulur
2. min rahîkın : rahykten, cennetteki halis içecekten, halis şaraptan
3. mahtûmin : hatemli, mühürlü, mühürlenmiş

Hitâmuhu misk(miskun). ve fî zâlike fel yetenâfesil mutenâfisûn(mutenâfisûne).


1. hitâmu-hu : onun sonu
2. miskun : misk
3. ve fî zâlike : ve bunda
4. fe : o zaman, böylece
5. li yetenâfesi : yarışsınlar
6. el mutenâfisûne : yarışanlar

Ve mizâcuhu min tesnîm(tesnîmin).


1. ve : ve
2. mizâcu-hu : onun karışımı, muhtevası
3. min : den
4. tesnîmin : tesnim, cennette bir pınar

Aynen yeşrebu bihel mukarrabûn(mukarrabûne).


1. aynen : göz, pınar, kaynak
2. yeşrebu : içer
3. bi-hâ : onu
4. el mukarrabûne : karip olanlar, yakın olanlar

İnnellezîne ecremû kânû minellezîne âmenû yadhakûn(yadhakûne).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne : ki onlar
3. ecremû : cürüm işlediler, günah işlediler
4. kânû : oldular
5. min : den
6. âmenû : îmân ettiler
7. yadhakûne : gülüyorlar, alay ediyorlar

Ve iza merrû bihim yetegâmezûne.


1. ve : ve
2. izâ : olduğu zaman
3. merrû : geçip gittiler
4. bi-him : onlarla
5. yetegâmezûne : birbirlerine kaş göz işareti yaparlar

Ve izenkalebû ilâ ehlihimunkalebû fekihîn(fekihîne).


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. inkalebû : döndüler
3. ilâ : ... e
4. ehli-him(u) : kendi aileleri, aileleri
5. fekihîne : neşeyle

Ve izâ reevhum kâlû inne hâulâi ledâllûn(ledâllûne).


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. reev-hum : onları gördüler
3. kâlû : dediler
4. inne : muhakkak
5. hâulâi : bunlar
6. le : mutlaka, elbette, muhakkak
7. dâllûne : dalâlette olanlar

Ve mâ ursilû aleyhim hâfızîn(hâfızîne).


1. ve mâ ursilû : ve gönderilmediler
2. aleyhim : onlara, onların üzerine
3. hâfızîne : koruyanlar, muhafaza edenler

Felyevmellezîne âmenû minel kuffârı yadhakûn(yadhakûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. el yevme : bugün
3. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
4. min : den
5. el kuffâri : kâfir olanlar
6. yadhakûne : gülüyorlar, alay ediyorlar

Alel erâiki yanzurûn(yanzurûne).


1. alâ : üzere, üzerinde, ... e
2. el erâiki : tahtlar
3. yanzurûne : bakıyorlar, bekliyorlar

Hel suvvibel kuffâru mâ kânû yef’alûn(yef’alûne).


1. hel :
2. suvvibe : karşılığı verildi, cezalandırıldı, cezalarını buldular
3. el kuffâru : kâfirler
4. : olmadı
5. kânû : oldular
6. yef'alûne : yapıyorlar