ALLAH’ın emri gelmiş bulunuyor, öyleyse acele etme. Onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir.

Kullarından dilediğine, melekleri vahiyle indirerek, emrini iletir: “İnsanları uyarın: Benden başka tanrı yoktur ve beni dinleyin.”

Gökleri ve yeri belli bir amaç için yaratmıştır. Ortak koştuklarından çok yücedir.

İnsanı küçük bir damladan yarattı, fakat buna rağmen o, apaçık bir düşman kesildi.

Ve, çiftlik hayvanlarını da sizin için yarattı, onlarda ısıtma ve diğer yararlar vardır ve onlardan yersiniz.

Ayrıca boş zamanlarınızda ve seyahatlerinizde siz onları toplarken ve salıverirken sizin için onlarda bir konfor ve zevk vardır.

Ve sizin yüklerinizi de, kendi kendinize ancak zorlukla varacağınız bölgelere taşırlar. Efendiniz elbette Şefkatlidir, Rahimdir.

Binmeniz ve eğlenmeniz için atları, katırları ve eşekleri yarattı ve daha bilmediğiniz birçok şeyi de yaratır.

Yolları göstermek ALLAH’a aittir; bazısı eğridir. Dileseydi hepinizi doğruya iletirdi.

O ki gökten bir su indirdi, ondan içersiniz ve yine beslendiğiniz bitkiler ve ağaçları onunla sularsınız.

Onunla sizin için ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler ve her çeşit meyveler bitirmektedir. Düşünen bir toplum için bunda elbette bir ayet vardır.

Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı hizmetinize sundu. Yıldızlar da O’nun emri altındadır. Aklını kullanan bir toplum için elbette bunda işaretler vardır.

Ve sizin için yeryüzünde yarattığı rengarenk nesneleri de… Düşünen bir toplum için elbette bunda bir ders vardır.

O ki denizi emrinize sunmuştur; ondan taze et yersiniz, ondan giyim ve takı için süsler çıkarırsınız. Gemilerin denizi yara yara akıp gittiğini görürsünüz. Böylece O’nun lütfunu ararsınız ve belki ona şükredersiniz.

Ve sarsılmamanız için yeryüzüne denge sağlayıcılar yerleştirdi, yolu bulmanız için de nehirler, yollar,

Ve göze çarpan işaretler… Yıldızlarla da yol bulurlar.

Yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Düşünmez misiniz?

ALLAH’ın nimetini saysanız bitiremezsiniz. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

ALLAH gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da bilir.

Allah’ın yakınından/aşağısından çağırdıkları kişiler hiçbir şey yaratamazlar, aksine kendileri yaratılmışlardır.

Ölüdürler, diri değildirler. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler.

Tanrınız bir tek tanrıdır. Ahirete onaylamayanların kalpleri inkârcıdır ve onlar büyüklük taslarlar.

Kuşkusuz ALLAH onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları sevmez.

Kendilerine, “Efendiniz ne indirdi?“ denildiğinde, “Geçmişlerin efsanelerini…“ diye yanıtlarlar.

Diriliş gününde kendi günahlarının tamamını, ayrıca saptırdıkları kimselerin günah yüklerinden de bir payı bilgisizce yüklenirler. Yükleri ne de kötüdür.

Kendilerinden öncekiler de tuzak kurmuşlardı; ancak ALLAH, binalarını temelinden yıkmış, üzerlerindeki tavan başlarına çökmüştü; azap onlara ummadıkları yerden gelmişti.

Sonra, diriliş gününde onları rezil eder ve “Uğrunda tartışıp mücadele verdiğiniz ‘ortaklarım’ nerede“ der. Kendilerine bilgi verilenler de şöyle derler: “Bugün rezillik ve kötülük kafirleredir.”

Onlar ki, nefislerine zulmedip dururlarken melekler canlarını alır. Sonunda teslim olup “Biz herhangi bir kötülük yapmıyorduk“ derler. Hayır, ALLAH sizin yaptıklarınızı iyi bilir.

İçinde sürekli kalacağınız cehennemin kapısından girin. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür.

Erdemlilere, “Efendiniz ne indirdi?“ denir. “İyilik“ diye karşılık verirler. Bu dünyada güzel davrananlar için güzellik vardır. Ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Erdemlilerin yurdu ne de iyidir.

İçlerinden ırmaklar akan Adn bahçelerine girerler. Orada her diledikleri şeyi bulurlar. ALLAH erdemlileri işte böyle ödüllendirir.

İyi durumdayken melekler canlarını almaya geldiklerinde, “Selam size olsun. Yaptıklarınızın karşılığı olarak bahçeye giriniz“ derler.

Kendilerine meleklerin gelmesini yahut Efendinin emrinin gelmesini mi bekliyorlar? Kendilerinden öncekiler de aynı şekilde davranmışlardı. Onlara ALLAH zulmetmedi, onlar kendi kendilerine zulmettiler.

Yapmış olduklarının kötü sonuçları onlara dokundu ve alaya almış oldukları şeyler onları kuşattı.

Ortak koşanlar, “ALLAH dilemeseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka bir şeye hizmet etmez ve O’nun haram ettiğinden başkasını da haram kılmazdık.“ Kendilerinden öncekiler de böyle davranmıştı. Elçinin açıkça bildirmekten başka bir görevi mi var?

Her bir toplum içinde, “ALLAH’a hizmet edin ve azgınlıktan/küstahlıktan sakının“ diyen bir elçi gönderdik. Onlardan kimine ALLAH yol gösterdi, kimi de sapıklıkta kalmaya mahkûm oldu. Yeryüzünü dolaşın ve yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna dikkat edin.

Doğruyu bulmaları için ne kadar uğraşsan da, ALLAH saptırdığını doğruya ulaştırmaz. Onların bir yardımcısı da olmaz.

“ALLAH ölmüş olanı diriltmez diye tüm güçleriyle ALLAH’a yemin ederler. Hayır, O’nun verdiği gerçek bir sözdür o. Ancak insanların çoğu bunu bilmiyor.

Anlaşmazlığa düştükleri konuları onlara açıklasın ve kafirler de kendilerinin yalancı olduğunu öğrensin.

Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman ona sadece “Ol“ deriz ve o da olur.

Zulme uğradıktan sonra ALLAH uğrunda göç edenleri, dünyada güzelce yerleştireceğiz. Ahiret ödülleri ise daha büyüktür; bir bilseler…

Onlar, sabrederek Rab’lerine güvenenlerdir.

Senden önce, adamlardan/iki ayak üzerinde yürüyenlerden başkasını elçi olarak göndermedik; onlara vahyettik. Bilmiyorsanız uzmanlara sorun.

Belgeler ve kitaplarla… Sana bu mesajı indirdik ki, kendilerine indirileni halka açıklayasın (bildiresin) ve onlar da düşünsünler.

Kötülük planlayanlar ALLAH’ın kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden, yahut ummadıkları bir yerden kendilerine azabın gelmeyeceğinden emin mi oldular?

Yahut dönüp dururlarken kendilerini yakalamayacağından...? Onlar kurtulamazlar.

Yahut onları korku ve endişe içinde iken yakalamayacağından? Efendiniz elbette Şefkatlidir, Rahimdir.

ALLAH’ın yarattığı şeylere bakmıyorlar mı ki, gölgeleri ALLAH’a secde ederek sağdan ve soldan sürünerek gidip gelir.

Göklerde ve yerde bulunan tüm yaratıklar ve melekler ALLAH’a secde ederler ve büyüklük taslamazlar.

Kendilerinden çok yüce olan Rab’lerini sayarlar ve kendilerine emredileni uygularlar.

ALLAH, “İki tanrı edinmeyin, O’ndan başka tanrı yoktur. Sadece benden çekinin“ demiştir.

Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. Din de sürekli sadece O’nundur. ALLAH’tan aşağısını mı sayıyorsunuz?

Size ulaşan her nimet ALLAH’tandır. Nitekim, bir sıkıntıya uğradığınızda sadece O’na yalvarırsınız.

Ne var ki, sizden o sıkıntıyı kaldırdığı zaman, sizden bir grup hemen Rab’lerine ortak koşmaya başlar,

Kendilerine verilene nankörlük ederek… Keyfinize bakın; yakında mutlaka bileceksiniz!

Kendilerine verdiğimiz rızıklardan bilinçsizlere bir pay ayırırlar. ALLAH’a andolsun ki siz bu uydurduğunuz şeylerden sorulacaksınız.

Yüce ALLAH’a kızları ayırıyorlar; kendilerine de hoşlandıklarını…

Onlardan birine dişi müjdelendiği zaman, büyük bir öfkeyle yüzü kapkara kesilir.

Kendisine müjdelenen ‘kötülükten’ utanarak halkından kendini gizlemeye çalışır. Şimdi onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün! Ne kötü yargıda bulunuyorlar.

Ahireti onaylamayanlar kötü örneği oluştururlar; halbuki en yüce örnekler ALLAH’ındır. O Üstündür, Bilgedir.

ALLAH zulümlerinden dolayı insanları cezalandırsaydı orada bir yaratık bırakmazdı; ne var ki onları belli bir süreye kadar erteler. Sürelerinin sonu geldiği zaman da ne bir an öne alınırlar, ne de ertelenirler.

Hoşlanmadıkları şeyleri ALLAH’a malediyorlar ve kendilerinin iyiyi hakettikleri yalanını dillerinde geveliyorlar. Elbette, ateşe terkedilecekler.

ALLAH’a andolsun ki senden önceki toplumlara da elçiler gönderdiğimizde sapkın işlerini onlara güzel gösterdi. Nitekim onların dostu (veli) bugün odur. Onlar acı bir azaba mahkûm olmuşlardır.

Sana bu kitabı indirdik ki, anlaşmazlığa düştükleri konuları kendilerine bildiresin. Bu kitap, gerçeği onaylayan bir topluluk için bir yol göstericidir, bir rahmettir.

ALLAH gökten bir su indirir ve onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltir. Dinleyen bir toplum için bunda bir işaret vardır.

Sizin için çiftlik hayvanlarında da dersler vardır. İçmeniz için karınlarından, yani sindirilmiş yiyecek ile kan arasından çıkan bir maddeyi size sunuyoruz: İçimi lezzetli saf süt.

Ve hurma ağaçlarının meyvelerinden, üzümlerden hem sarhoş edici içkiler ve hem de güzel bir rızık elde edersiniz. Akleden bir toplum için bunda bir işaret vardır.

Ve Efendin dişi arıya vahyetti: “Dağlardan, ağaçlardan ve kovanlardan evler edin“

“Sonra, her çeşit meyveden ye ve Efendinin planını aynen izle.” Karınlarından, insanlar için şifa içeren çeşitli renklerden bir içecek çıkar. Düşünen insanlar için bunda bir işaret vardır.

Ve sizi ALLAH yarattı, sonra da yaşamınıza son verir. Sizden bazıları hayatın en kötü zamanına kadar yaşatılır ki bilgiden sonra hiçbir şeyi bilmesin. ALLAH Bilendir, Her şeye Gücü Yetendir.

ALLAH rızık açısından sizi birbirinize üstün kılmıştır. Nitekim, üstün kılınanlar, emirleri altındakilerle varlıklarını eşit paylaşmazlar. ALLAH’ın nimetini mi reddediyorlar?

Ve ALLAH kendi cinsinizden sizin için eşler yarattı, eşlerinizden de sizin için çocuklar ve torunlar yarattı ve size güzel rızıklar verdi. Böyleyken onlar batılı gerçek diye onaylayıp ALLAH’ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?

ALLAH’ın aşağısında, kendilerine göklerden ve yerden rızık sağlamayan aciz kişilere hizmet ediyorlar.

Öyleyse, ALLAH’a örnekler vermeyiniz; siz bilmezken ALLAH bilir.

ALLAH, hiçbir şeye gücü yetmeyen, sahiplenilmiş bir köle ile kendi tarafımızdan güzelce rızıklandırdığımız, o rızıktan gizli ve açık yardım için harcayan kişiyi örnek olarak verir. Bu ikisi hiçbir olur mu? Övgü ALLAH’adır, ancak çokları bilmezler.

ALLAH şu iki adamı da örnek verir: Birisi bir şey yapacak yeteneğe sahip olmayıp tümüyle efendisine/sahibine bağımlıdır, onu ne işe koşsa bir şey beceremez. İşte böyle bir kişi ile doğru yol üzerinde bulunup eşitliği uygulayan kişi hiçbir olur mu?

Göklerin ve yerin gizemleri ALLAH’a aittir. O an bir göz kırpması kadar veya daha kısadır. ALLAH her şeye Gücü Yetendir.

ALLAH sizi annelerinizin karnından çıkardığı zaman bir şey bilmiyordunuz. Size işitme, görme duyuları ve beyinler verdi ki şükredesiniz.

Göğün atmosferine uygun yaratılmış kuşları görmüyorlar mı? Onları ALLAH’tan başkası tutmaz. Bunda gerçeği onaylayan bir toplum için elbette ayetler vardır.

Ve ALLAH evlerinizi sizin için barınaklar yaptı. Çiftlik hayvanlarının derilerinden, yolculuk günü ve ikamet günü kullanacağınız portatif evler sağladı. Yünlerinden, kürklerinden ve kıllarından da bir süreye kadar giyip döşeyeceğiniz eşyalar çıkardı.

Ve ALLAH yarattığı şeylerden sizin için gölgeler oluşturdu. Sizin için dağları sığınak yaptı. Sizi sıcaktan koruyacak elbiseler ve sizi savaşlarınızda koruyacak elbiseler hazırladı. Teslim olasınız diye nimetlerini size böyle tamamlıyor.

Yüz çevirirlerse, sana düşen, yalnızca açık bir biçimde iletmektir.

ALLAH’ın nimetlerini çok iyi tanıdıkları halde onları inkâr ederler. Onların çoğu kafirlerdir.

Her topluluktan bir tanık gönderdiğimiz gün, inkâr edenlere ne izin verilir ne de özürleri kabul edilir.

Zulmedenler azabı gördükleri zaman artık onlar için hafifletilmez, ertelenmez.

Ortak koşanlar, ortak koştukları kimseleri gördükleri zaman, “Efendimiz, senden başka çağırdığımız ortaklarımız işte bunlardır“ derler. (Onlar da), “Siz yalancılarsınız,“ diye karşılık verirler.

O gün tamamıyla ALLAH’a teslim olmuşlardır ve uydurdukları şeyler de kendilerini terketmiştir.

İnkar edip ALLAH’ın yolundan sapanlara gelince, onlara yaptıkları bozgunculuktan ötürü azap üstüne azap arttırırız.

Her topluluk içinden, kendilerine karşı bir tanık gönderdiğimiz, şunlara karşı da seni tanık olarak getirdiğimiz gün… Biz sana bu kitabı, her şeyi açıklayan, bir yol gösterici, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olarak indirdik.

ALLAH eşitliği, iyilik yapmayı ve yakına yardım etmeyi emreder. Kötülükten, fenalıktan ve azgınlıktan ise sizi meneder. Öğüt almanız için sizi böyle aydınlatır.

Anlaşma yaptığınızda ALLAH’ın ahdini yerine getirin. Pekiştirdiğiniz yeminleri bozmayın. ALLAH’ı kendinize kefil kılmıştınız. ALLAH yaptıklarınızı bilir.

İpliğini sağlamca eğirdikten sonra çözen kadın gibi olmayın. Bir topluluğun diğer bir topluluktan güçlü olmasından yararlanarak yeminlerinizi aranızda kötüye kullanmayın. ALLAH sizi böylece dener. Anlaşmazlığa düştüğünüz konuları diriliş günü size açıklayacak.

ALLAH dileseydi sizi bir tek toplum kılardı. Ancak, dilediğini saptırır, dilediğine de yol gösterir. Elbette yaptıklarınızdan sorulacaksınız.

Yeminlerinizi aranızda kötüye kullanmayın ki sağlam basmış ayağınız kaymasın. ALLAH’ın yolundan saptığınız için perişanlığı tadar ve acı bir azabı hakedersiniz.

ALLAH’a verdiğiniz sözü ucuza satmayın. Sizin için ALLAH’ın yanındakiler daha iyidir; bir bilseniz.

Sizin yanınızda bulunanlar biter; ancak ALLAH’ın yanındakiler ise süreklidir. Güçlüklere karşı direnenlerin ödüllerini, yaptıkları iyiliklere uygun olarak elbette vereceğiz.

Erkek olsun, kadın olsun, her kim gerçeği onaylamış olarak iyi bir iş yaparsa ona bu dünyada güzel bir hayat bağışlarız ve yaptıkları iyi işlere karşılık ödüllerini de tam veririz.

Kuran okuduğunda kovulmuş sapkından ALLAH’a sığın.

Gerçeği onaylayıp Rab’lerine güvenenlere onun bir gücü yoktur.

Onun gücü, kendisini dost edinenlere ve onu Rab’lerine ortak koşanlaradır.

Biz bir delilin yerine bir başka delili getirdiğimiz zaman ki ALLAH neyi indirdiğini iyi bilir, “Sen, ancak bir iftiracısın!“ derler. Gerçekten çokları bilmiyor.

De ki: “Gerçeği onaylayanları sağlamlaştırsın, Müslümanlara bir yol gösterici ve müjde olsun diye Kutsal Ruh onu Efendinden gerçekle indirdi.

“Ona bir insan öğretiyor“ biçimindeki sözlerini elbette biliyoruz. Amaçladıkları kişinin dili yabancıdır, bu ise apaçık Arapça bir dildir.

ALLAH’ın ayetlerini onaylamayanları ALLAH doğru yola iletmez; onlar için acı bir azap vardır.

Yalan uydurup iftira edenler ALLAH’ın ayetlerini onaylamayanlardır. Onlar gerçek yalancılardır. Gerçeği Onaylamak ve İnkar Niyete Bağlıdır

Kalbi gerçeği onaylayıp ikna olduğu halde zorlanan dışında, onaydan sonra inkâra göğsünü açıp ALLAH’ı inkâr edenler, ALLAH’tan bir gazabı haketmişlerdir ve onlar için büyük bir azap vardır.

Çünkü onlar dünya hayatını ahirete tercih ettiler. İnkarcı topluluğu ALLAH doğru yola iletmez.

İşte onlar, ALLAH’ın kalplerini, işitme ve görüşlerini mühürlediği kişilerdir. Onlar gafillerdir.

Hiç kuşku yok ki onlar ahirette kaybedeceklerdir.

Sonra Efendin, baskıya uğradıktan sonra göç eden, cihad eden ve direnenler için, evet senin Efendin, kuşkusuz onlar için Bağışlayandır, Rahimdir.

O gün herkes gelir kendini kurtarmaya çalışır ve herkese yaptığının karşılığı tam ödenir ve onlara asla zulmedilmez.

ALLAH güven içinde başarılı bir topluluğu örnek olarak verir: O topluluğun rızkı kendilerine her taraftan bol miktarda ulaşırdı. Ancak daha sonra, ALLAH’ın nimetlerine karşı nankör davranınca ALLAH onlara açlık ve korku belasını tattırdı.

Onlara kendilerinden bir elçi geldi, onu yalanladılar. Sonunda, zulmederlerken onları azap yakaladı.

ALLAH’ın size verdiği helal ve güzel rızıklardan yiyin ve ALLAH’ın nimetlerine şükredin; sadece O’na hizmet ediyorsanız.

Size yalnızca leş, kan, domuz eti ve ALLAH’tan başkası için adananları haram kılmıştır. Kim zorda kalırsa, istekli olmamak ve sınırı aşmamak koşuluyla ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü “Bu helaldir, bu haramdır“ demeyin. Böylece ALLAH’a yalan yakıştırmış olursunuz. ALLAH’a yalan yakıştıranlar başarıya ulaşamazlar.

Kısa süren bu zevkten sonra onlar için acı bir azap vardır.

Yahudilere, daha önce sana anlattığımız şeyleri haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik; fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Bunlara rağmen Efendin, bilgisizlik yüzünden kötülük işledikten sonra ardından tövbe edip düzelenlere, evet senin Efendin ondan sonra Bağışlayandır, Rahimdir.

İbrahim, ALLAH’a boyun eğen, tek tanrıcı bir öncü idi. Hiçbir vakit ortak koşmadı.

O’nun nimetlerine şükredici idi. Onu seçti ve onu doğru yola iletti.

Ve ona bu dünyada mutluluk verdik, ahirette ise erdemlilerle birlikte olacaktır.

Nitekim, İbrahim’in dinini tek tanrılı olarak izlemen için sana vahyettik; o asla putperestlerden olmadı.

Cumartesi tatili, sadece onda ayrılığa düşenlere farz kılınmıştı. Efendin, ayrılığa düştükleri konuda diriliş günü aralarında hüküm verecektir.

Efendinin yoluna bilgelikle ve güzel bir aydınlatma ile çağır. Onlarla en güzel biçimde tartış. Efendin, yolundan sapanları ve doğru yolda olanları en iyi bilendir.

Karşılık verecekseniz, size verilen karşılığın bir benzeriyle karşılık verin. Sabrederseniz, elbette bu sabredenler için daha hayırlıdır.

Sabret, sabrın ancak ALLAH’ın yardımıyladır. Onlar için üzülme ve onların tuzaklarından da endişelenme.

ALLAH erdemli davrananlar ve iyilikte bulunanlar ile beraberdir.