Andolsun şiddetle söküp alanlara..

Kolayca çekip çıkaranlara..

Yüzdükçe yüzenlere..

Yarıştıkça yarışanlara..

Ve işleri düzene sokanlara..

O gün sarsılacak olan sarsılır.

Bir diğeri onu izler.

O gün çarpan kalpler vardır.

Gözleri korku ile yere eğilmiştir.

-Çukurdan geri mi çıkacağız? derler.

-Çürüyüp ufalanmış kemikler haline geldiğimiz zaman..

-Öyleyse bu dönüş hüsrandır, derler.

O, ancak tek bir çığlıktır.

İşte o zaman onlar, hemen uyanacaktır.

Musa’nın haberi sana geldi mi?

Hani, Rabbi ona, mukaddes Tuva’da seslenmişti:

-Firavun’a git, çünkü o azdı.

Ve de ki: -Arınmaya istekli misin?

Sana, Rabbine giden yolu göstereyim de O’ndan saygı ile korkasın.

Ona en büyük mucizeyi/ayeti gösterdi.

Fakat o yalanladı ve isyan etti.

Sonra arkasını dönüp, koşmaya başladı.

Toplantı yapıp, şöyle seslendi:

-Sizin en yüce Rabbi’niz/kralınız benim, dedi.

Allah da onu dünya ve ahiret azabıyla yakaladı.

İşte bunda saygı ile korkan kimse için bir ibret vardır.

Sizi mi (yeniden) yaratmak daha güçtür; yoksa göğü mü? Onu bina etti.

Yükseklere kaldırdı ve düzenledi.

Gecesini karanlık yaptı, gündüzünü aydınlığa çıkardı.

Ve yeri, bundan sonra yaydı.

Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.

Dağları da yerleştirdi.

Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için..

En büyük baskın geldiği zaman,

O gün insan neye çalıştığını hatırlar.

Gören kimselere cehennem gösterilir.

Kim azdıysa,

Dünya hayatını tercih ettiyse.

Cehennem onun varacağı yerdir.

Ama, kim de Rabbinin makamından korkup, kendisini heveslerine uymaktan alıkoymuşsa..

Cennet de onun varacağı yerdir.

Sana kıyametin ne zaman gerçekleşeceğini soruyorlar.

Senin neyine ondan haber vermek.

Rabbine aittir, onun sonucu..

Sen ancak ondan korkan kimseye bir uyarıcısın.

Onu gördükleri gün, onlar sanki, sadece bir akşam veya bir kuşluk vakti süresince (dünyada) kalmış olurlar.