Ven nâziâti garkâ(garkan).


1. ve : ve
2. en nâziâti : kuvvetle, söke söke çekip alanlar
3. garkan : dalarak

Ven nâşitâti neştâ(neştan).


1. ve : ve
2. en nâşitâti : incitmeden çekip çıkaranlara
3. neştan : yumuşaklıkla, incitmeden

Ves sâbihâti sebhâ(sebhan).


1. ve : ve
2. es sâbihâti : yüzenler
3. sebhan : (geçim) meşguliyeti, önemli işler

Fes sâbikâti sebkâ(sebkan).


1. fe : o zaman, böylece
2. es sâbikâti : yarışıp öne geçenler
3. sebkan : yarışarak

Fel mudebbirâti emrâ(emren).


1. fe : o zaman, böylece
2. el mudebbirâti : tedbir edenler, idare edenler, emri yerine getirenler
3. emren : emir, iş

Yevme tercufur râcifeh(râcifetu).


1. yevme : o gün
2. tercufu : şiddetle sallanır
3. er râcifetu : sarsan, yeryüzünü yerinden oynatan darbe, sur'a 1. üfleniş

Tetbeuher râdifeh(râdifetu).


1. tetbeu-hâ : ona tâbî olacak, onu takip edecek
2. er râdifetu : arkadan gelen olaylar, olaylar zinciri, (infitar, inşikak olayları, boyutların ve mekânların böylece yeniden değişim olayları)

Kulûbun yevmeizin vâcifeh(vâcifetun).


1. kulûbun : kalpler
2. yevmeizin : izin günü
3. vâcifetun : (dehşet içinde) şiddetle çarpacak olan

Ebsâruhâ hâşiah(hâşiatun).


1. ebsâru-hâ : onun (onların) bakışları
2. hâşiatun : korkarak, korkudan zillet içinde, boynu bükük

Yekûlûne e innâ le merdûdûne fîl hâfireh(hâfireti).


1. yekûlûne : derler
2. e :
3. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. merdûdûne : dönenler, döndürülen kimseler
6. fî el hâfireti : eski hal, ilk hal (izi üzerinde geri dönme)

E izâ kunnâ izâmen nahıreh(nahıreten).


1. e :
2. izâ kunnâ : biz olduğumuz zaman
3. izâmen : kemik
4. nahıreten : çürüyüp dağılmış

Kâlû tilke izen kerretun hâsireh(hâsiretun).


1. kâlû : dediler
2. tilke : bu
3. izen : öyle olunca, aksi halde
4. kerretun : ikinci defa, tekrar, dönüş
5. hâsiretun : hüsrandır, ziyandır, zarardır

Fe innemâ hiye zecretun vâhıdeh(vâhıdetun).


1. fe : o zaman, böylece
2. innemâ : ancak, sadece
3. hiye : o
4. zecretun : haykırış, çığlık
5. vâhıdetun : bir tek

Fe izâ hum bis sâhireh(sâhireti).


1. fe : o zaman, böylece
2. izâ : olduğu zaman
3. hum : onlar
4. bi es sâhireti : sahirdirler, dirilişin ilk görme anındalar, yerin (toprağın) üstündedirler

Hel etâke hadîsu mûsâ.


1. hel :
2. etâ-ke : sana geldi
3. hadîsu : söz, haber
4. mûsâ : Musa

İz nâdâhu rabbuhu bil vâdil mukaddesi tuvâ(tuven).


1. iz : olmuştu, olduğu zaman
2. nâdâ-hu : ona nida etti, seslendi
3. rabbu-hu : onun Rabbi
4. bi el vâdi : vadide
5. el mukaddesi : mukaddes, kutsal
6. tuven : Tuva

İzheb ilâ fir’avne innehu tagâ.


1. izheb : git
2. ilâ fir'avne : firavuna
3. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
4. tagâ : azdı, haddi aştı

Fe kul hel leke ilâ en tezekkâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. kul : de, söyle
3. hel :
4. leke ilâ : sen, sana, senin için
5. en tezekkâ : tezkiye olmak, nefsini temizlemek

Ve ehdiyeke ilâ rabbike fe tahşâ.


1. ve ehdiye-ke : ve seni hidayete erdireyim, ulaştırayım
2. ilâ rabbi-ke : efendine
3. fe : o zaman, böylece
4. tahşâ : huşû sahibi ol, huşû duy

Fe erâhul âyetel kubrâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. erâ-hu : ona gösterdi
3. el âyete : âyet, mucize, delil
4. el kubrâ : büyük

Fe kezzebe ve asâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. kezzebe : yalanladı
3. ve asâ : ve umulur ki, olur ki

Summe edbere yes’â.


1. summe : sonra
2. edbere : arkasını döndü
3. yes'â : koşarak

Fehaşere fe nâdâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. haşere : topladı
3. nâdâ : seslendi, çağırdı, nida etti

Fe kâle ene rabbukumul a’lâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. kâle : dedi
3. ene : ben
4. rabbu-kum(u) : sizin Rabbiniz
5. el a'lâ : üstün olan

Fe ehazehullâhu nekâlel âhıreti vel ûlâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. ehaze-hu allâhu : Allah onu ahzetti, yakalayıp helâk etti
3. nekâle : korkunç ceza, azap
4. el âhırati : ahiret
5. ve el ûlâ : ve ilk

İnne fî zâlike le ıbreten li men yahşâ.


1. inne : muhakkak
2. fî zâlike : bunda
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. ıbreten : bir ibret, ders
5. li : ... e, için
6. men : kimse, kişi
7. yahşâ : huşû duyar

E entum eşeddu halkan emis semâ’(semâu), benâhâ.


1. e :
2. entum : sizi
3. eşeddu : daha şiddetli
4. halkan : yaratılış
5. em(i) : yoksa, veya
6. es semâu : sema, gök
7. benâ-hâ : onu bina etti, onu muhkem ve ölçülü bir şekilde yarattı

Refea semkehâ fe sevvâhâ.


1. refea : yükseltti
2. semke-hâ : onun boyu, tavanı, yüksekliği
3. fe sevvâ-hâ : sonra da onu sevva etti, dizayn edip düzenledi

Ve agtaşe leylehâ ve ahrece duhâhâ.


1. ve agtaşe : ve kararttı, karanlıklaştırdı
2. leyle-hâ : onun gecesi
3. ve ahrece : ve çıkardı
4. duhâ-hâ : onun duhasını, kuşluk vaktini, aydınlığını (gündüzü)

Vel arda ba’de zâlike dehâhâ.


1. ve el arda : ve arz, yeryüzü
2. ba'de : sonra
3. zâlike : işte bu, bu
4. dehâ-hâ : onu yayıp döşedi

Ahrece minhâ mâehâ ve mer’âhâ.


1. ahrece : çıkardı
2. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
3. mâe-hâ : onun suyu
4. ve mer'â-hâ : ve onun merasını, yeşilliğini, otlağını

Vel cibâle ersâhâ.


1. ve el cibâle : ve dağlar
2. ersâ-hâ : ona yerleştirdi

Metâan lekum ve li en âmikum.


1. metâan : meta, mal, fayda
2. lekum : sizin için, size
3. ve : ve
4. li : ... e, için
5. en'âmi-kum : sizin hayvanlarınız

Fe izâ câetit tammetul kubrâ.


1. fe izâ : sonra, daha sonra ...olduğu zaman
2. câet (i) : geldi
3. et tâmmetu : dayanılmaz musîbet
4. el kubrâ : büyük

Yevme yetezekkerul insânu mâ seâ.


1. yevme : o gün
2. yetezekkeru : tezekkür eder
3. el insânu : insan
4. : olmadı
5. seâ : çalıştı

Ve burrizetil cahîmu li men yerâ.


1. ve burrizeti : ve bariz olarak gösterildi
2. el cahîmu : cehennem
3. li : ... e, için
4. men : kimse, kişi
5. yerâ : görüyor

Fe emmâ men tagâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. emmâ : ama, ...ise
3. men : kimse, kişi
4. tagâ : azdı, haddi aştı

Ve âserel hayâted dunyâ.


1. ve âsere : ve seçti
2. el hayâte : hayat
3. ed dunyâ : dünya

Fe innel cahîme hiyel me’vâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. inne : muhakkak
3. el cahîme : alevli ateş (cehennem)
4. hiye : o
5. el me'vâ : meva, barınma

Ve emmâ men hâfe makâme rabbihî ve nehennefse anil hevâ.


1. ve emmâ : ve fakat, ama
2. men : kimse, kişi
3. hâfe : korktu
4. makâme : makam
5. rabbi-hî : onun Rabbi
6. ve nehâ : ve nehyetti, mani oldu, yasakladı
7. en nefse : nefs, kimse, kişi
8. an(i) el hevâ : hevadan, heves ile, kendiliğinden

Fe innel cennete hiyel me’vâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. inne : muhakkak
3. el cennete : cennet
4. hiye : o
5. el me'vâ : meva, barınma

Yes’elûneke anis sâati eyyâne mursâhâ.


1. yes'elûne-ke : sana soruyorlar, sorarlar
2. an(i) es sâati : (kıyâmet) saatinden
3. eyyâne : ne zaman
4. mursâ-hâ : karar kılınması, onun vuku bulması, meydana gelmesi, olması

Fîme ente min zikrâhâ.


1. fî me : ne var, nereden, nasıl
2. ente : sen
3. min zikrâ-hâ : onun zikrinden

İlâ rabbike muntehâhâ.


1. ilâ rabbi-ke : efendine
2. muntehâ-hâ : onun sonu, nihayeti

İnnemâ ente munziru men yahşâhâ.


1. innemâ : ancak, sadece
2. ente : sen
3. munziru : uyarıcı
4. men : kimse, kişi
5. yahşâ-hâ : ona huşû duyan, ondan korkan

Ke ennehum yevme yerevnehâ lem yelbesû illâ aşiyyeten ev duhâhâ.


1. keenne-hum : sanki onlar gibi
2. yevme : o gün
3. yerevne-hâ : onu görürler
4. lem yelbesû : kalmamışlar, ikamet etmemişler
5. illâ : ancak, sadece
6. aşiyyeten : akşam
7. ev : veya
8. duhâ-hâ : onun duhasını, kuşluk vaktini, aydınlığını (gündüzü)