Neyi soruşturuyorlar?

Büyük haberi mi?

Ki onlar, bunun üzerinde ihtilafa düşmektedirler.

Hayır; ilerde, bileceklerdir.

Yine hayır; ilerde, bileceklerdir.

Yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?

Dağları da birer kazık?

Ve sizi çift çift yarattık.

Uykunuzu dinlenme kıldık.

Geceyi bir örtü kıldık.

Gündüzü de maişet vakti kıldık.

Üstünüzde yedi sağlamı bina ettik.

Pırıl pırıl parlayan bir kandil astık.

Sıkıştırılmlşlardan da şarıl şarıl bir su indirdik.

Ki onunla taneler ve bitkiler çıkaralım.

Ve sarmaş dolaş bahçeler yetirelim.

Doğrusu, hüküm günü; ta'yin edilmiş bir vakittir.

Sur'a üfürüldüğü gün, hepiniz bölük bölük gelirsiniz.

Gök açılmış, kapı kapı olmuştur.

Dağlar yürütülmüş, serab olmuştur.

Şüphesiz ki cehennem; bir gözetleme yeridir.

Azgınlar için varılacak bir yer.

Sonsuz devirler boyunca orada kalacaklardır.

Orada serinlik ve içecekler tadamayacaklardır.

Sade kaynar bir su ve bir de irinden başka.

İşlediklerine uygun bir ceza olarak.

Çünkü onlar hiç bir hesab beklemezlerdi.

Ve ayetlerimizi yalan sayıp dururlardı.

Oysa Biz, her şeyi yazıp saymıştık.

Öyleyse tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız.

Şüphesiz ki muttakiler için kurtuluş vardır.

Bahçeler ve bağlar.

Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.

Ve dolu kaseler.

Orada yalan ve boş söz işitmezler.

Rabbından bir mükafat ve bağış olarak.

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbı Rahman'dan. O'na hitabda bulunmaya kimse muktadir olamaz.

O gün; ruh ve melekler, saf halinde duracaklardır. Rahman'ın izin verdiklerinden başkaları konuşamazlar. O da doğruyu söyler.

İşte bu; hak gündür. Dileyen Rabbına doğru bir yol edinir.

Biz, sizi yakın bir azabla uyardık. O gün; kişi elleriyle sunduğuna bakacak. Ve kafir: Keşki ben, toprak olsaydım, diyecektir.