Neyi soruşturup duruyorlar?

Büyük haberi mi?

Onlar ki, hakkında ihtilaf ediyorlar.

Hayır, yakında öğrenecekler.

Sonra, Hayır, yakında öğrenecekler.

Yeri bir beşik kılmadık mı?

Dağları da birer kazık.

Sizi de çift çift yarattık.

Uykunuzu dinlenme kıldık.

Geceyi örtü kıldık.

Gündüzü de geçimlik kıldık.

Üstünüze de sapasağlam yedi kat bina ettik.

Işık saçan bir de lamba yarattık.

Yoğun bulutlardan şarıl şarıl su indirdik.

Onunla taneler ve bitkiler çıkaralım diye.

Ve birbirine girmiş sarmaş dolaş bahçeler...

Ayırım/fasl günü belirlenmiş bir vakittir.

Sur’a üflendiği gün bölük bölük geleceksiniz.

(O gün) gök açılıp, kapı kapı olmuştur.

Dağlar yürütülüp, serap olmuştur.

Cehennem de gözlemektedir.

Azgınların varacağı yerdir..

Orada çağlar boyu kalacaklardır.

Orada ne serinlik ne de içecek..

Kaynar su ve irinden başka...

Uygun bir ceza!

Çünkü onlar, hesabı ummuyorlardı.

Ayetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.

Her şeyi sayıp bir kitap/yazıt olarak kaydetmiştik.

-İşte, tadına bakın, size azaptan başka bir şey artırmayacağız.

Muttakiler için kurtuluş ..

Bahçeler ve bağlar..

Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar..

Dolu dolu kadehler..

Orada boş ve yalan söz işitmezler.

Rabbinden bir karşılık, yeterli bir bağış olarak..

Göklerin, yerin ve arasındakilerin merhametli Rabbinden.. Onun huzurunda konuşamazlar.

Ruh ve meleklerin saf halinde durdukları gün, ancak Rahman’ın kendisine izin verdiği konuşabilir. O da doğruyu söyler.

İşte o, hak günüdür. Dileyen Rabbi'ne doğru yol tutar.

Biz, sizi yakın bir azap ile uyardık. Kişi o gün, elleri ile ne sunduğuna bakar. Kafir olan da: -Keşke toprak olsaydım! der.