Amme yetesâelûn(yetesâelûne).


1. amme : neyi
2. yetesâelûne : sorarlar

Anin nebeil azîm(azîmi).


1. an(i) en nebei : haberden
2. el azîmi : azîm, büyük

Ellezî hum fîhi muhtelifûn(muhtelifûne).


1. ellezî : o ki, ki o
2. hum : onlar
3. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
4. muhtelifûne : ihtilafa düşenler, ihtilâf içinde olanlar

Kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).


1. kellâ : hayır, asla, öyle değil
2. se- ya'lemûne : yakında bilecekler

Summe kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).


1. summe : sonra
2. kellâ : hayır, asla, öyle değil
3. se- ya'lemûne : yakında bilecekler

E lem nec’alil arda mihâdâ(mihâden).


1. e :
2. lem nec'al(i) : kılmadık
3. el arda : arz, yeryüzü
4. mihâden : döşek

Vel cibâle evtâdâ(evtâden).


1. ve el cibâle : ve dağlar
2. evtâden : sağlam kazıklar

Ve halaknâkum ezvâcâ(ezvacen).


1. ve halaknâ-kum : ve sizi biz yarattık
2. ezvacen : çift olarak, eş olarak

Ve cealnâ nevmekum subâtâ(subâten).


1. ve cealnâ : ve yaptık, kıldık
2. nevme-kum : sizin uykunuz
3. subâten : dinlenme

Ve cealnel leyle libâsâ(libâsen).


1. ve cealnâ : ve yaptık, kıldık
2. el leyle : gece
3. libâsen : elbise

Ve cealnen nehâre meâşâ(meaşen).


1. ve cealnâ : ve yaptık, kıldık
2. en nehâre : gündüz
3. meâşen : maişet, geçimi sağlama zamanı

Ve beneynâ fevkakum seb'an şidâdâ(şidâden).


1. ve beneynâ : ve bina ettik, inşa ettik, yaptık, kurduk
2. fevka-kum : sizin üstünüze
3. seb'an : yedi, yedili
4. şidâden : kuvvetli, sağlam

Ve cealnâ sirâcen vehhâcâ(vehhâcen).


1. ve cealnâ : ve yaptık, kıldık
2. sirâcen : kandil
3. vehhâcen : kıvılcım ve alev saçan, çok parlayan, pırıl pırıl ışık saçan

Ve enzelnâ minel mu’sırâti mâen seccâcâ(seccâcen).


1. ve enzelnâ : ve biz indirdik
2. min el mu'sırâti : (üstüste yığılıp sıkışan) yağmur bulutlarından
3. mâen : su
4. seccâcen : dökülen, şarıl şarıl akan

Li nuhrice bihî habben ve nebâtâ(nebâten).


1. li nuhrice : çıkarmak için, çıkaralım diye
2. bi-hî : onunla
3. habben : tane(ler)
4. ve nebâten : ve bitkiler

Ve cennâtin elfâfâ(elfâfen).


1. ve cennâtin : bahçeler, bostanlar
2. elfâfen : birbirine sarmaş dolaş olmuş, içiçe

İnne yevmel faslı kâne mîkâtâ(mîkâten).


1. inne : muhakkak
2. yevme : o gün
3. el faslı : ayırma, hüküm verme
4. kâne : oldu
5. mîkâten : belirlenmiş, tayin edilmiş bir vakit

Yevme yunfehu fîs sûri fe te’tûne efvâcâ(efvâcen).


1. yevme : o gün
2. yunfehu : üfürülür
3. fî es sûri : sur'a
4. fe te'tûne : o zaman, artık geleceksiniz
5. efvâcen : fevc fevc, bölük bölük

Ve futihatis semâu fe kânet ebvâbâ(ebvâben).


1. ve futihati : ve açıldı
2. es semâu : sema, gök
3. fe kânet : o zaman oldu, idi
4. ebvâben : kapılar

Ve suyyiretil cibâlu fe kânet serâbâ(serâben).


1. ve suyyireti : ve yürütüldü
2. el cibâlu : dağlar
3. fe kânet : o zaman oldu, idi
4. serâben : serap, hayal

İnne cehenneme kânet mirsâdâ(mirsâden).


1. inne : muhakkak
2. cehenneme : cehennem
3. kânet mirsâden : mirsad oldu, görünür oldu, rasad edilen yer, gözleme yeri oldu

Lit tâgîne meâbâ(meâben).


1. li et tâgîne : azgınlar için
2. meâben : meab, sığınılacak yer olarak

Lâbisîne fîhâ ahkâbâ(ahkâben).


1. lâbisîne : kalacak olanlar
2. fî-hâ : orada
3. ahkâben : uzun müddet, asırlar boyunca, asırlarca, bütün zamanlar boyunca

Lâ yezûkûne fîhâ berden ve lâ şerâbâ(şerâben).


1. lâ yezûkûne : tatmazlar
2. fî-hâ : orada
3. berden : soğuk
4. ve lâ : ve olmaz, olmasın
5. şerâben : içecek

İllâ hamîmen ve gassâkâ(gassâkan).


1. illâ : ancak, sadece
2. hamîmen : kaynar halde
3. ve gassâkan : ve irinli ve cerahatli sıvı

Cezâen vifâkâ(vifâkan).


1. cezâen : ceza, karşılık, bedel olarak
2. vifâkan : münasip, uygun

İnnehum kânû lâ yercûne hısâbâ(hısâben).


1. innehum : muhakkak ki onlar
2. kânû : oldular
3. lâ yercûne : ümit etmiyorlar
4. hısâben : hesaba çekilme, hesap verme, hesap

Ve kezzebû bi âyâtinâ kizzâbâ(kizzâben).


1. ve kezzebû : ve yalanladılar
2. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
3. kizzâben : tekzip ederek

Ve kulle şey’in ahsaynâhu kitâbâ(kitâben).


1. ve kulle : ve hepsi, bütün
2. şey'in : bir şey
3. ahsaynâ-hu : onu saydık
4. kitâben : yazılı olan, yazı

Fe zûkû felen nezîdekum illâ azâbâ(azâben).


1. fe : o zaman, böylece
2. zûkû : tadın
3. len nezîde-kum : size artırmayacağız
4. illâ : ancak, sadece
5. azâben : azap

İnne lil muttekîne mefâzâ(mefâzen).


1. inne : muhakkak
2. li el muttekîne : takva sahipleri için
3. mefâzen : bir kurtuluş, kazanç, mutluluk

Hadâika ve a’nâbâ(a’nâben).


1. hadâika : bahçeler
2. ve a'nâben : ve üzüm, bağ

Ve kevâıbe etrâbâ(etrâben).


1. ve kevâıbe : ve genç, göz alıcı, şahane endamlı
2. etrâben : aynı yaşta, yaşıt

Ve ke’sen dihâkâ(dihâkan).


1. ve ke'sen : ve kadehler
2. dihâkan : dolu

Lâ yes’meûne fîhâ lagven ve lâ kizzâbâ(kizzâben).


1. lâ yes'meûne : işitmezler
2. fî-hâ : orada
3. lagven : boş söz
4. ve lâ kizzâben : ve yalan olmaz, yoktur

Cezâen min rabbike atâen hısâbâ(hısâben).


1. cezâen : ceza, karşılık, bedel olarak
2. min rabbi-ke : senin Rabb'inden
3. atâen : lütuf, bağış, ihsan olarak
4. hısâben : hesaba çekilme, hesap verme, hesap

Rabbis semâvâti vel ardı ve mâ beynehumer rahmâni lâ yemlikûne minhu hitâbâ(hitâben).


1. rabbi : Rab
2. es semâvâti : semalar, gökler
3. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
4. ve mâ : ve şey
5. beyne-humâ : onların ikisinin arası
6. er rahmâni : Rahman esması ile tecelli eden
7. lâ yemlikûne : yapamaz, gücü yetmez, malik değil
8. min-hu : ondan
9. hitâben : hitap

Yevme yekûmur rûhu vel melâiketu saffâ(saffen), lâ yetekellemûne illâ men ezine lehur rahmânu ve kâle sevâbâ(sevâben).


1. yevme : o gün
2. yekûmu : kalkarlar
3. er rûhu : ruh (zamanın halifesinin ruhu)
4. ve el melâiketu : ve melekler
5. saffan : saf saf olarak
6. lâ yetekellemûne : konuşamaz
7. illâ : ancak, sadece
8. men : kimse, kişi
9. ezine : izin mi verdi
10. lehu : ona ait, onun
11. er rahmânu : Rahmân
12. ve kâle : ve dedi
13. sevâben : sevap, mükâfat olarak

Zâlikel yevmul hakk(hakku), fe men şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).


1. zâlike : işte bu, bu
2. el yevmu : gün
3. el hakku : hak, gerçek
4. fe men : o zaman kim
5. şâe : diledi
6. ittehaze : edindi
7. ilâ rabbi-hî : Rabbine
8. meâben : meab, sığınılacak yer olarak

İnnâ enzernâkum azâben karîbâ(karîben), yevme yenzurul mer’u mâ kaddemet yedâhu ve yekûlul kâfiru yâ leytenî kuntu turâbâ(turâben).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. enzernâ-kum : biz sizi uyardık
3. azâben : azap
4. karîben : yakın bir zamanda
5. yevme : o gün
6. yenzuru : bakacak
7. el mer'u : kişi
8. : olmadı
9. kaddemet : takdim etti
10. yedâ-hu : onun iki eli
11. ve yekûlu : ve derler
12. el kâfiru : kâfir
13. yâ leyte-nî : keşke ben
14. kuntu : oldum
15. turâben : toprak