Düşün yücelerden inen (Allah'ın mesajının) gözler önüne serdiğini!

Sizin bu arkadaşınız ne sapmış, ne de aldatılmıştır,

ve ne de kendi arzu ve heveslerine göre konuşmaktadır:

bu (size ilettiği), kendisine indirilen (ilahi) vahiyden başka bir şey değildir;

son derece kudretli birinin ona öğrettiği (bir vahiy):

(o,) fevkalade bir güçle donatılmış (bir melektir) ki o an geldiğinde kendini gerçek şekli ve hüviyeti ile gösterdi,

ufkun en uç noktasında görünerek,

ve sonra yaklaşarak yanına geldi,

aralarında iki yay mesafesi kalıncaya kadar, hatta daha da yakınına.

Böylece (Allah), vahyedilmesini uygun gördüğü her şeyi kuluna vahyetmiş oldu.

(Kulunun) kalbi gördüğünü yalanlamadı.

Peki siz, ne gördüğü konusunda o'nunla tartışmaya mı giriyorsunuz?

Ve onu bir kez daha gördü,

en uzak noktadaki sidre ağacının yanında,

vaad edilen bahçenin yakınında,

meçhul bir parlaklığın çevresini sarıp kuşattığı sidre ağacının başında.

(Dikkat edin,) göz ne kaydı, ne de (başka yöne) çevrildi:

ve o, gerçekten de Rabbinin en muhteşem sembollerinden bir kısmını gördü.

Hiç düşündünüz mü (neden taptığınızı) Lat ve 'Uzza'ya?

Ve (üçlünün) üçüncüsü ve sonuncusu olan Menat(a)?

Neden kendiniz için (yalnız) erkek çocuklar (istersiniz de) O'na kız çocuklar (isnad edersiniz?)

Bakın, bu kesinlikle haksız bir taksimdir!

Bu (sözde ilahi varlık)lar sizin ve atalarınızın uydurduğu boş isimlerden başka şeyler değildir; (ve) Allah onlara hiçbir yetki vermemiştir. Onlar, (o putlara tapanlar,) sadece zannın ve kuruntuların peşine takılıyorlar; halbuki şimdi onlara Rablerinden bir yol gösterici gelmiştir.

İnsan, her dilediğini elde etme hakkına sahip olduğunu mu sanır?

Halbuki hem ötekisi, hem de bu dünya, (yalnız) Allah'a aittir!

Çünkü, göklerde ne kadar çok melek olsa da, onların şefaati (hiç kimseye) en ufak bir fayda sağlamayacaktır; meğer ki Allah dilediği ve razı olduğu kimse için (şefaat) izni vermiş olsun.

Bakın, (ancak) öteki dünyaya (samimiyetle) inanmayanlar, melekleri dişi varlıklar olarak görürler;

ve onların bu konuda hiçbir bilgileri olmadığından yalnızca zannın ardından giderler ama zan, hiçbir zaman gerçeğin yerini tutmaz.

O halde, Bizi anmaktan uzak duran ve bu dünya hayatından başka bir şeye önem vermeyenlere mani ol,

ki bu onlar için bilinmeye değer tek şeydir. Şüphe yok ki Rabbin, kimin O'nun yolundan saptığını ve kimin O'nun rehberliğine uyduğunu hakkıyla bilir.

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'a aittir: O, kötülük yapanlara yaptıklarının karşılığını verecek ve iyilik yapanları da katıksız iyilikle ödüllendirecektir.

Büyük günahlardan ve çirkin fiillerden kaçınanlara gelince, onlar arada bir hataya düşseler de (bilsinler ki) Rabbin bağışlamada cömerttir. O, sizi toz topraktan var ederken de, annelerinizin rahminde saklı bulunduğunuzda da sizinle ilgili her bilgiye sahiptir. O halde kendinizi saf ve temiz görmeyin; (çünkü) O, kimin Kendisine karşı sorumluluk bilinci taşıdığını en iyi bilendir.

Peki, hiç düşündün mü (Bizi hatırlamaktan) uzak duranı (ve bu dünya hayatından başka şeye değer vermeyeni),

ve (kendi ruhunun temizliği için kendisinden) bu kadar az ve bu kadar gönülsüzce vereni?

O, insan kavrayışının ötesindeki şeyin bilgisine sahip (olduğunu) ve böylece (onu açıkça) görebil(diğini mi iddia ed)iyor?

Yoksa henüz kendisine bildirilmedi mi Musa'ya gelen vahiylerde ne vardı,

ve her türlü güvene layık olan İbrahim'e;

ve hiç kimse, kimsenin yükünü taşıyacak değildir;

ve insana uğrunda çaba gösterdiği dışında bir şey verilmeyecektir;

ve zamanı geldiğinde kendisine çabası(nın gerçek anlamı) gösterilecek,

ve sonra ona tam karşılığı verilecektir;

ve (bütün mevcudatın) başı ve sonu Rabbinin katındadır;

(sizi) güldüren ve ağlatan yalnız O'dur;

ölümü getiren ve hayatı bağışlayan yalnız O'dur;

ve O'dur iki cinsi -erkeği ve dişiyi- yaratan,

(sadece) bir sperm damlasından,

ve O'nun kudretindedir ikinci bir hayatı da var etmek;

isteklerden arındıran ve mülk sahibi kılan yalnız O'dur;

ve yalnız O'dur en parlak yıldıza destek veren;

ve O'dur yok eden kadim (kabileler) 'Ad

ve Semud'u, hiçbir iz bırakmayacak şekilde,

ve onlardan önce Nuh kavmini -(çünkü,) hepsi de kötülükte çok iştahlı ve çok azgın olmuşlardı-

(işte Rabbin onları yok etti,) tıpkı yıkılıp altüst olan öteki şehirleri yok olmaya terk ettiği

ve sonra ebediyyen görünmez hale getirdiği (gibi).

O halde Rabbinin hangi nimet ve kudretinden (hala) şüphe duyabilirsin?

Bu, önceki uyarılar gibi bir uyarıdır.

Yakın olan şu (Son Saat) daha da yaklaşıyor,

(Ama) onu Allah'tan başka kimse açığa çıkaramaz...

Siz bu haberleri tuhaf mı buluyorsunuz?

Ağlayacağınıza gülüyorsunuz;

ve eğlenip duruyorsunuz?

(Ama artık) Allah'a secde edin ve (yalnız O'na) kulluk yapın!