Ven necmi izâ hevâ.


1. ve en necmi : yıldıza andolsun
2. izâ : olduğu zaman
3. hevâ : heva oldu (dalâlete düştü)

Mâ dalle sâhıbukum ve mâ gavâ.


1. mâ dalle : sapmadı
2. sâhib-kum : sizin arkadaşınız
3. ve mâ gavâ : ve azmadı

Ve mâ yentıku anil hevâ.


1. ve mâ yentiku : ve konuşmaz
2. an(i) el hevâ : hevadan, heves ile, kendiliğinden

İn huve illâ vahyun yûhâ.


1. in ..... (illâ) : ancak, sadece
2. huve : o
3. (in) ..... illâ : ancak, sadece
4. vahyun : vahiy
5. yûhâ : vahyediliyor

Allemehu şedîdul kuvâ.


1. alleme-hu : ona öğretti
2. şedîdu : şiddetli
3. el kuvâ : kudretli, kuvvetli

Zû mirreh(mirretin), festevâ.


1. : sahip
2. mirretin : kuvvetli, azamet sahibi
3. fe : o zaman, böylece
4. istevâ : istiva etti, karar kıldı, hükmetti

Ve huve bil ufukil a’lâ.


1. ve huve : ve o
2. bi el ufuki : bir ufukta
3. el a'lâ : üstün olan

Summe denâ fe tedellâ.


1. summe : sonra
2. denâ : yaklaştı
3. fe : o zaman, böylece
4. tedellâ : sarktı, indi

Fe kâne kâbe kavseyni ev ednâ.


1. fe kâne : böylece oldu
2. kâbe : uzaklık, mesafe
3. kavseyni : iki yay (bir yaydaki kabza ile uç arası)
4. ev : veya
5. ednâ : daha düşük, daha değersiz

Fe evhâ ilâ abdihî mâ evhâ.


1. fe evhâ : bunun üzerine vahyetti
2. ilâ abdi-hî : onun kuluna
3. : olmadı
4. evhâ : vahyetti

Mâ kezebel fuâdu mâ reâ.


1. mâ kezebe : tekzip etmedi, yalanlamadı, reddetmedi
2. el fuâdu : fuad hassası (kalbindeki idrak hasası)
3. mâ reâ : gördüğü şey

E fe tumâr rûnehu alâ mâ yerâ.


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. tumârûne-hu : onunla tartışıyorsunuz
4. alâ : üzere, üzerinde, ... e
5. mâ yerâ : gördüğü şey

Ve lekad reâhu nezleten uhrâ.


1. ve lekad : ve andolsun
2. reâ-hu : onu gördü
3. nezleten : iniş
4. uhrâ : diğer, başka

İnde sidretil muntehâ.


1. inde : yanında, katında
2. sidreti el muntehâ : Sidretül Münteha

İndehâ cennetul me’vâ.


1. inde-hâ : onun yanında
2. cennetu el me'vâ : Cennet'ul Meva

İz yagşes sidrete mâ yagşâ.


1. iz : olmuştu, olduğu zaman
2. yagşe : örtüyor, bürüyor
3. es sidrete : sidre
4. mâ yagşâ : örten şey, bürüyen şey (ama ne bürüme)

Mâ zâgal basaru ve mâ tegâ.


1. mâ zâga : kaymadı
2. el basaru : bakış
3. ve mâ tagâ : ve haddi aşmadı

Lekad reâ min âyâti rabbihil kubrâ.


1. lekad : andolsun ki
2. reâ : gördü
3. min âyâti : âyetlerden
4. rabbi-hi : onun Rabbi
5. el kubrâ : büyük

E fe reeytumul lâte vel uzzâ.


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. reeytum : siz gördünüz
4. el lâte : lât
5. ve el uzzâ : ve Uzza

Ve menâtes sâlisetel uhrâ.


1. ve menâte : ve Menat
2. es sâlisete : üçüncü
3. el uhrâ : diğeri

E lekumuz zekeru ve lehul unsâ.


1. e lekum : sizin mi
2. ez zekeru : erkek
3. ve lehu : ve onun vardır
4. el unsâ : dişi

Tilke izen kısmetun dîzâ.


1. tilke : bu
2. izen : öyle olunca, aksi halde
3. kismetun : bir paylaşma
4. dîzâ : insafsızca (haksızca)

İn hiye illâ esmâun semmeytumûhâ entum ve âbâukum mâ enzelallâhu bihâ min sultân(sultânin), in yettebiûne illez zanne ve mâ tehvel enfus(enfusu), ve lekad câehum min rabbihimul hudâ.


1. in ..... (illâ) : ancak, sadece
2. hiye : o
3. (in) ..... illâ : ancak, sadece
4. esmâun : isimler
5. semmeytumû-hâ : onu isimlendirdiniz
6. entum : sizi
7. ve âbâu-kum : ve babalarınız, atalarınız
8. mâ enzele : indirdiği şey, indirdiğine
9. allâhu : Allah
10. bi-hâ : onu
11. min sultânin : hüccetten, burhandan, delilden (bir şey), bir delil
12. yettebiûne : tâbî olurlar
13. zanne : zannetti, bildi
14. ve mâ tehve : ve hevalarının arzu ettiği şey
15. el enfusu : nefsler
16. ve lekad : ve andolsun
17. câe-hum : onlara geldi
18. min rabbi-him : Rab'lerinden
19. el hudâ : hidayet

Em lil insâni mâ temennâ.


1. em : yoksa, veya
2. li el insâni : insan için
3. : olmadı
4. temennâ : dilekte bulundu

Fe lillâhil âhiretu vel ûlâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
3. el âhiretu : son
4. ve el ûlâ : ve ilk

Ve kem min melekin fîs semâvâti lâ tugnî şefâatuhum şey’en illâ min ba’di en ye’zenallâhu limen yeşâu ve yerdâ.


1. ve kem : ve kaç, kaç tane, nice
2. min melekin : melekler
3. fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
4. lâ tugnî : gani olmaz, fayda vermez
5. şefâatu-hum : onların şefaati
6. şey'en : bir şey
7. illâ : ancak, sadece
8. min ba'di : sonradan, sonra
9. en ye'zene : izin vermesi
10. allâhu : Allah
11. li men : kimse(ler) için
12. yeşâu : diler
13. ve yerdâ : ve razı olur

İnnellezîne lâ yu’minûne bil âhireti le yusemmûnel melâikete tesmiyetel unsâ.


1. inne : muhakkak
2. ellezîne : ki onlar
3. lâ yu'minûne : âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler)
4. bi el âhireti : ahirete (ruhun ölümden evvel Allah'a ulaşmasına)
5. le yusemmûne : isimlendiriyorlar
6. el melâikete : melekleri
7. tesmiyete : isimlerle
8. el unsâ : dişi

Ve mâ lehum bihî min ilm(ilmin), in yettebiûne illez zann(zanne), ve innez zanne lâ yugnî minel hakkı şey'â(şey’en).


1. ve mâ : ve şey
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. bihî : ona
4. min ilmin : ilimden, bilgiden
5. in yettebiûne : uymaktadırlar (tâbî olmaktadırlar)
6. ille : yalnızca
7. ez zanne : zanna
8. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
9. lâ yugnî : fayda vermez, bir şey kazandırmaz (gani yapmaz)
10. minel hakki : Hakk'tan yana
11. şey'en : bir şey

Fe a'rıd an men tevellâ an zikrinâ ve lem yurid illel hayâted dunyâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. a'rid : vazgeç, yüz çevir
3. an men : o kimseden
4. tevellâ : döndü
5. an zikrinâ : zikrimizden
6. ve lem yurid : ve istemeyen
7. ille : yalnızca
8. el hayâte : hayat
9. ed dunyâ : dünya

Zâlike mebleguhum minel ilm(ilmi), inne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bi menihtedâ.


1. zâlike : işte bu, bu
2. mebleguhum : onların erişebildikleri
3. min el ilmi : (ilimden) bir ilim
4. inne : muhakkak
5. rabbeke : senin Rabbin
6. huve : o
7. a'lemu : daha iyi bilir
8. bi men : kimseyi, kişiyi
9. dalle : saptı
10. an sebîlihî : yolundan
11. ve huve : ve o
12. ihtedâ : hidayete erdirildi

Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı li yecziyellezîne esâû bimâ amilû ve yeczîyellezîne ahsenû bil husnâ.


1. ve lillâhi : ve Allah'ındır
2. : olmadı
3. fîs semâvâti : göklerde
4. ve mâ : ve şey
5. fî el ardı : yeryüzünde
6. li yecziye : ödemek için, mükâfatını vermek için
7. ellezîne : ki onlar
8. esâû : kötülükte bulunan
9. bimâ amilû : yaptıklarından dolayı
10. ve yeczîye : ve mükâfatlandırsın
11. ahsenû : ahsen, en güzel
12. bi el husnâ : en güzeliyle

Ellezîne yectenibûne kebâirel ismi vel fevâhışe illâl lemem(lememe), inne rabbeke vâsiul magfireh(magfireti), huve a'lemu bikum iz enşeekum minel ardı ve iz entum e cinnetun fî butûni ummehâtikum, fe lâ tuzekkû enfusekum, huve a'lemu bi menittekâ.


1. ellezîne : ki onlar
2. yectenibûne : kaçınırlar, sakınırlar
3. nûra allâhi : Allah'ın nurunu
4. bi efvâhi-him : kendi ağızları ile
5. ve ye'ba allâhu : Allah istemez
6. el fevâhişe : kötülükler, günahlar
7. illa : .. dışında, ...'den başka, ancak, hariç
8. el lememe : küçük günahlar
9. inne : muhakkak
10. rabbeke : senin Rabbin
11. vâsiu : geniş olandır
12. magfireti : mağfireti
13. huve : o
14. a'lemu : daha iyi bilir
15. bikum : size, size karşı
16. iz enşeekum : (inşa ettiği) yarattığı zaman
17. min el ardi : topraktan
18. ve iz : ve o zaman, olduğu zaman
19. entum : sizi
20. ecinnetun : bir cenin
21. fî butûni : karınlarında
22. ummehâtikum : annelerinizin
23. fe : o zaman, böylece
24. lâ tuzekkû : temize çıkartmayın
25. enfusekum : nefslerinizi
26. bi men : kimseyi, kişiyi
27. ittekâ : takva sahibi oldu

E fe re’eytellezî tevellâ.


1. efere : gördün mü
2. eytellezî : kimseyi
3. tevellâ : döndü

Ve a’tâ kalîlen ve ekdâ.


1. ve a'tâ : ve verdi
2. kalîlen : az
3. ve ekdâ : ve çoğunu elinde tutarak kıstı, cimrilik etti

E indehu ilmul gaybi fe huve yerâ.


1. e'indehu : onun yanında
2. ilmu : ilmi
3. el gaybi : gayb, bilinmeyen
4. fe : o zaman, böylece
5. huve : o
6. yerâ : görüyor

Em lem yunebbe’ bimâ fî suhufi mûsâ.


1. em : yoksa, veya
2. lem yunebbe : kendisine haber verilmedi mi
3. bimâ : şey ile
4. fî suhufi : sayfalarında
5. mûsâ : Musa

Ve ibrâhîmellezî veffâ.


1. ve ibrâhîme : ve İbrâhîm
2. ellezî veffâ : ahdini yerine getiren

Ellâ teziru vâziretun vizre uhrâ.


1. ellâ : ... olmama, ... olamama
2. lâ teziru : yüklenmez
3. vâziretun : yük taşıyan (günah yüklenen) kimse
4. vizre : ağırlık, yük, günah
5. uhrâ : diğer, başka

Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ.


1. ve en : ve şüphesiz
2. leyse : değil
3. lil insâni : insan için
4. illâ : ancak, sadece
5. mâ seâ : çalışmasından

Ve enne sa’yehu sevfe yurâ.


1. ve enne : ve olduğunu
2. sa'yehu : onun emeği
3. sevfe : yakında, ileride
4. yurâ : görülecektir

Summe yuczâhul cezâel evfâ.


1. summe : sonra
2. yuczâhu : ona karşılık ödenecektir
3. el cezâe : ceza (karşılık)
4. el evfâ : tam tamına, eksiksiz

Ve enne ilâ rabbikel muntehâ.


1. ve enne : ve olduğunu
2. ilâ rabbike : Rabbinedir
3. el muntehâ : dönüş (son varış)

Ve ennehu huve adhake ve ebkâ.


1. ve ennehu : ve muhakkak ki
2. huve : o
3. adhake : güldüren
4. ve ebkâ : ve daha uzun süreli, daha kalıcı olan, bâki olan

Ve ennehu huve emâte ve ahyâ.


1. ve ennehu : ve muhakkak ki
2. huve : o
3. emâte : öldüren
4. ve ahyâ : ve dirilten

Ve ennehu halakaz zevceyniz zekere vel unsâ.


1. ve enne-hu : ve muhakkak ki o
2. halaka : yarattı
3. ez zevceyni : çift
4. ez zekere : erkek
5. ve el unsâ : ve kadın, dişi

Min nutfetin izâ tumnâ.


1. min nutfetin : bir damla sudan, nutfeden
2. izâ : olduğu zaman
3. tumnâ : meni döküldüğü

Ve enne aleyhin neş’etel uhrâ.


1. ve enne : ve olduğunu
2. aleyhi : ona, onun üzerine
3. en neş'ete : neş'et, çıkış, yeniden yaratılış
4. el uhrâ : diğeri

Ve ennehu huve agnâ ve aknâ.


1. ve enne-hu : ve muhakkak ki o
2. huve : o
3. agnâ : fayda, zenginlik
4. ve aknâ : ve varlıklı kılan

Ve ennehu huve rabbuş şı’râ.


1. ve enne-hu : ve muhakkak ki o
2. huve : o
3. rabbu : Rab
4. eş şi'râ : Şira (Yıldızı)

Ve ennehû ehleke âdenil ûlâ.


1. ve enne-hu : ve muhakkak ki o
2. ehleke : helâk etti
3. âden(i) : Âd (halkı)
4. el ûlâ : ilk, önceki

Ve semûde femâ ebkâ.


1. ve semûde : ve Semud (kavmi)
2. fe : o zaman, böylece
3. mâ ebkâ : bâki kılmadı, geriye kimseyi bırakmadı

Ve kavme nûhın min kabl(kablu), innehum kânû hum azleme ve atgâ.


1. ve kavme nûhin : ve Nuh'un kavmi
2. min kablu : önceden, daha önce
3. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
4. kânû : oldular
5. hum : onlar
6. azleme : karanlık çöktü
7. ve atgâ : ve daha azgın

Vel mû’tefikete ehvâ.


1. ve el mu'tefikete : ve altı üstüne getirilen, altüst edilen belde
2. ehvâ : hevesler

Fe gaşşâhâ mâ gaşşâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. gaşşâ-hâ : ona sardı, kapladı
3. : olmadı
4. gaşşâ : sardı, kapladı

Fe bi eyyi âlâi rabbike tetemârâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-ke : senin Rabbin
5. tetemârâ : şüphe ediyorsun

Hâzâ nezîrun minen nuzuril ûlâ.


1. hâzâ : bu
2. nezîrun : bir nezir, uyarıcı
3. min en nuzuri : nezirlerden
4. el ûlâ : ilk, önceki

Ezifetil âzifeh(âzifetu).


1. ezifet(i) : yaklaştı
2. el âzifetu : yaklaşan, yaklaşmakta olan

Leyse lehâ min dûnillâhi kâşifeh(kâşifetun).


1. leyse : değil
2. lehâ : onda, onun
3. min dûni allâhi : Allah'tan başka
4. kâşifetun : kâşif, keşfeden, açan, açacak olan

E fe min hâzel hadîsi ta’cebûn(ta’cebûne).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. min hâzâ el hadîsi : bu sözden
4. ta'cebûne : size acayip geldi

Ve tedhakûne ve lâ tebkûn(tebkûne).


1. ve tedhakûne : ve siz gülüyorsunuz
2. ve lâ tebkûne : ve siz ağlamıyorsunuz

Ve entum sâmidûn(sâmidûne).


1. ve entum : ve siz
2. sâmidûne : gafletle eğlenceye dalanlar

Fescudû lillâhi va’budû. (SECDE ÂYETİ)


1. fe : o zaman, böylece
2. uscudû : secde edin
3. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
4. ve u'budû : ve kul olun