Yâ eyyuhân nâsuttekû rabbekumullezî halakakum min nefsin vâhidetin ve halaka minhâ zevcehâ ve besse minhumâ ricâlen kesîran ve nisââ(nisâen), vettekûllâhellezî tesâelûne bihî vel erhâm(erhâme). İnnallâhe kâne aleykum rakîbâ(rakîben).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. en nâsu : insanlar
3. ittekû : takva sahibi olun
4. rabbe-kum(u) : Rabbinize karşı
5. ellezî : o ki, ki o
6. halaka-kum : sizi yarattı
7. min : den
8. nefsin : nefs, kişi
9. vâhidetin : bir tek
10. ve halaka : yarattı
11. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
12. zevce-hâ : onun eşini, hanımını (Havva anamızı)
13. ve besse : ve yaydı
14. min-humâ : onlardan (o ikisinden)
15. ricâlen : yürürken
16. kesîran : çok
17. ve nisâen : kadınlar
18. ve ittekû : ve sakının, çekinin
19. allâhe : Allah
20. tesâelûne : istersiniz, dilekte bulunursunuz
21. bihi : için, sizin
22. ve el erhâme : rahimler, akrabalıklar, yakınlar
23. inne : muhakkak
24. kâne : oldu
25. aleykum : size, sizi
26. rakîben : murakabe eden, kontrol eden

Ve âtûl yetâmâ emvâlehum ve lâ tetebeddelûl habîse bit tayyîb(tayyîbi), ve lâ te’kulû emvâlehum ilâ emvâlikum. İnnehu kâne hûben kebîrâ(kebîran).


1. ve âtû : ve verin
2. el yetâmâ : yetimlere
3. emvâle-hum : kendi mallarını
4. ve lâ tetebeddelû : ve değiştirmeyin
5. el habîse : kötü, fena, kalitesiz
6. bi et tayyîbi : temiz ile, iyisi ile, helal ile
7. ve lâ te'kulû : ve yemeyin
8. ilâ emvâli-kum : kendi mallarınıza, sizin mallarınıza
9. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
10. kâne : oldu
11. hûben : günah
12. kebîran : büyük

Ve in hıftum ellâ tuksitû fîl yetâmâ fenkihû mâ tâbe lekum minen nisâi mesnâ ve sulâse ve rubâa, fe in hıftum ellâ ta’dilû fe vâhideten ev mâ meleket eymânukum. Zâlike ednâ ellâ teûlû.


1. ve in hıftum : ve eğer korkarsanız
2. ellâ : ... olmama, ... olamama
3. tuksitû : adaletle davranmanız
4. : içinde, vardır
5. el yetâmâ : yetimlere
6. fe inkihû : o zaman, o taktirde nikâh edin
7. mâ tâbe : helâl olanı, hoşunuza gideni
8. lekum : sizin için, size
9. min : den
10. en nisâi : kadın(lar)
11. mesnâ : ikişer
12. ve sulâse : üçer
13. ve rubâa : dörder
14. fe : o zaman, böylece
15. in hıftum : eğer korkarsanız
16. ta'dilû : adaletle davranırsınız
17. vâhideten : bir adet, bir (kişi)
18. ev : veya
19. mâ meleket : sahip olduğu şey
20. eymânu-kum : (sizin) elinizin altındaki
21. zâlike : işte bu, bu
22. ednâ : daha düşük, daha değersiz
23. teûlû : zulmetmeniz, haksızlık etmeniz, adaletten ayrılmanız

Ve âtûn nisâe sadukâtihinne nıhleh(nıhleten). Fe in tıbne lekum an şey’in minhu nefsen fe kulûhu henîen merîâ(merîan).


1. ve âtû : ve verin
2. en nisâe : kadın(lar)
3. sadukâti-hinne : onların mehirlerini
4. nıhleten : gönülden koparak, seve seve vermek
5. fe in tıbne : fakat, eğer razı olarak, hoşnut olarak
6. lekum : sizin için, size
7. an şey'in : bir şeyi
8. min-hu : ondan
9. nefsen : bir nefs, bir kişi
10. kulû-hu : onu yeyin
11. henîen : afiyetle
12. merîan : boğazdan kolayca geçen, afiyetle, rahatça

Ve lâ tu’tûs sufehâe emvâlekumulletî cealallâhu lekum kıyâmen verzukûhum fîhâ veksûhum ve kûlû lehum kavlen ma’rûfâ(ma’rûfen).


1. ve lâ tu'tû : ve vermeyin
2. es sufehâe : sefihler, aklı ermeyenler, mallarının değerini bilmeyenler
3. emvâle-kum(u) : sizin mallarınızı
4. elletî : ki o
5. ceale : kıldı, yaptı
6. allâhu : Allah
7. lekum : sizin için, size
8. kıyâmen : ayakta iken
9. ve urzukû-hum : onları rızıklandırın
10. fî-hâ : orada
11. ve eksû-hum : ve onları giydirin
12. ve kûlû : ve söyleyin, deyin
13. lehum : onlarındır, onlar için vardır
14. kavlen : söz
15. ma'rûfen : marufla, örf ve adete uygun olarak

Vebtelûl yetâmâ hattâ izâ belagûn nikâh(nikâha), fe in ânestum minhum ruşden fedfeû ileyhim emvâlehum, ve lâ te’kulûhâ isrâfen ve bidâren en yekberû. Ve men kâne ganiyyen felyesta’fif, ve men kâne fakîran felye’kul bil ma’rûf(ma’rûfi). Fe izâ defa’tum ileyhim emvâlehum fe eşhidû aleyhim. Ve kefâ billâhi hasîbâ(hasîben).


1. ve ibtelû : ve deneyin, imtihan edin
2. el yetâmâ : yetimlere
3. hattâ : olana kadar, olmadıkça
4. izâ belagû : erince, erişince
5. en nikâha : nikâh
6. fe in ânestum : bundan sonra eğer hissederseniz (anlarsanız)
7. min-hum : onlardan
8. ruşden : rüşt, yeterlilik, olgunluk
9. fe idfeû : o zaman, o taktirde verin
10. emvâle-hum : kendi mallarını
11. ve lâ te'kulû-hâ : ve onu yemeyin
12. isrâfen : israf ederek
13. ve bidâren : acele ederek, acele davranarak, acele ile
14. en yekberû : büyüyor olmaları, büyümeleri, büyürler diye
15. ve men kâne : ve kim ... oldu, ...ise
16. ganiyyen : zengin
17. felyesta'fif (fe li yesta'fif) : o taktirde iffetli olsun, sakınsın, çekinsin
18. fakîran : fakir
19. felye'kul (fe li ye'kul) : o taktirde yesin
20. bi el ma'rûfi : iyilikle, bilinen şekilde, örfe tâbî olarak
21. fe izâ defa'tum : sonra, nihayet geri verdiğiniz (vereceğiniz) zaman
22. ileyhim emvâle-hum : onlara mallarını
23. fe eşhidû : o zaman şahit tutun
24. aleyhim : onlara, onların üzerine
25. ve kefâ bi : ve kâfidir
26. allâhi : Allah
27. hasîben : hesap görücü, hesap gören olarak

Lir ricâli nasîbun mimmâ terakel vâlidâni vel akrabûne, ve lin nisâi nasîbun mimmâ terakel vâlidâni vel akrabûne mimmâ kalle minhu ev kesur(kesura). Nasîben mefrûdâ(mefrûdan).


1. li er ricâli : erkekler için vardır, erkeklere
2. nasîbun : nasip
3. mimmâ (min mâ) : şeyden
4. terake : terketti, bıraktı
5. el vâlidâni : ebeveyn, ana baba
6. ve el akrabûne : ve akrabalar
7. ve li en nisâi : ve kadınlar için vardır
8. kalle : az
9. min-hu : ondan
10. ev : veya
11. kesura : çok
12. nasîben : nasip, pay
13. mefrûdan : farz kılınmış olan

Ve izâ hadaral kısmete ulûl kurbâ vel yetâmâ vel mesâkînu ferzukûhum minhu ve kûlû lehum kavlen ma’rûfâ(ma’rûfen).


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. hadara : hazır oldu, orada bulundu
3. el kısmete : paylaştırma, taksim
4. ulû : sahibi
5. el kurbâ : yakınlar, akrabalar, hısımlar
6. ve el yetâmâ : ve yetimler
7. ve el mesâkînu : ve miskinler, çalışamayacak durumdaki yaşlılar, yoksullar
8. fe urzukû-hum : o taktirde onları rızıklandırın
9. min-hu : ondan
10. ve kûlû : ve söyleyin, deyin
11. lehum : onlarındır, onlar için vardır
12. kavlen : söz
13. ma'rûfen : marufla, örf ve adete uygun olarak

Velyahşellezîne lev terakû min halfihim zurriyeten dıâfen hâfû aleyhim, felyettekûllâhe velyekûlû kavlen sedîdâ(sedîdan).


1. velyahşa (ve li yahşa) : ve sakınsınlar, korksunlar, çekinsinler
2. ellezîne : ki onlar
3. lev terakû : eğer bırakmış olsalardı
4. min halfi-him : onların arkalarından
5. zurriyyeten : zurriyyet olarak, nesil olarak
6. dıâfen : zayıf, kuvvetsiz
7. hâfû : korktular
8. aleyhim : onlara, onların üzerine
9. felyettekû (fe li yettekû ) : artık Allah'a karşı takva sahibi olsunlar
10. allâhe : Allah
11. velyekûlû (ve li yekûlû ) : ve söylesinler
12. kavlen : söz
13. sedîdan : doğru, dürüst, adaletli

İnnellezîne ye’kulûne emvâlel yetâmâ zulmen innemâ ye’kulûne fî butûnihim nârâ(nâran). Ve se yaslevne seîrâ(seîran).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne : ki onlar
3. ye'kulûne : yiyorlar
4. emvâle : mallar
5. el yetâmâ : yetimlere
6. zulmen : zulüm, zulüm olması, haksızlık
7. innemâ : ancak, sadece
8. : içinde, vardır
9. butûni-him : (onların) karınları
10. nâran : ateş
11. ve se yaslevne : ve yakında yaslanacaklar, atılacaklar
12. seîran : alevli ateş

Yûsîkumullâhu fî evlâdikum liz zekeri mislu hazzıl unseyeyn(unseyeyni), fe in kunne nisâen fevkasneteyni fe lehunne sulusâ mâ terak(terake), ve in kânet vâhideten fe lehân nısf(nısfu). Ve li ebeveyhi li kulli vâhidin min humâs sudusu mimmâ terake in kâne lehu veled(veledun), fe in lem yekun lehu veledun ve varisehû ebevâhu fe li ummihis sulus(sulusu), fe in kâne lehû ıhvetun fe li ummihis sudusu, min ba’di vasiyyetin yûsî bihâ ev deyn(deynin). Âbâukum ve ebnâukum, lâ tedrûne eyyuhum akrabu lekum nef’â(nef’en), farîdaten minallâh(minallâhi). İnnallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).


1. yûsîkum(u) : size vasiyet eder, farz kılar
2. allâhu : Allah
3. fî evlâdi-kum : (sizin evlâdınız) evlâtlarınız hakkında
4. li ez zekeri : erkek için
5. mislu : gibi, aynı
6. hazzı : pay
7. el unseyeyni : iki kız
8. fe in : fakat eğer
9. kunne : onlar (kadınlar) ... oldu
10. nisâen : kadın
11. fevka : üstün
12. isneteyni : iki
13. fe lehunne : o zaman onlarındır (kadınlarındır)
14. sulusâ : üçte iki
15. mâ terake : bırakılan şey, mal, miras
16. ve in kânet : ve eğer olursa, olsa bile
17. vâhideten : bir adet, bir (kişi)
18. fe lehâ : o zaman onundur (kadınındır)
19. en nısfu : yarım, yarısı
20. ve li : ve .... için
21. ebevey-hi : onun ebeveyni, anne ve babası
22. li kulli vâhidin : her biri için
23. min humâ : (onların) ikisinden
24. es sudusu : altıda bir
25. mimmâ (min mâ) : şeyden
26. terake : terketti, bıraktı
27. in kâne : eğer, olursa
28. lehu : ona ait, onun
29. veledun : çocuk, oğul
30. lem yekun : olmayan
31. ve varise-hû : ve onun vârisi
32. ebevâ-hu : onun ebeveyni, ana babası
33. fe li ummi-hi : o taktirde o zaman onun annesi içindir, annesinindir
34. es sulusu : üçte biri
35. fe : o zaman, böylece
36. ıhvetun : kardeşler
37. min ba'di : sonradan, sonra
38. vasiyyetin : vasiyet
39. yûsi : vasiyet yerine getirilir
40. bi-hâ : onu
41. ev : veya
42. deynin : borç
43. âbâu-kum : babalarınız
44. ve ebnâu-kum : ve oğullarınız
45. lâ tedrûne : idrak edemezsiniz, bilmezsiniz, bilemezsiniz
46. eyyu-hum : onların hangisi
47. akrabu : daha yakın
48. lekum : sizin için, size
49. nef'en : faydalı
50. ferîdaten : farz olarak, farz
51. minallâhi (min allâhi) : Allah'tan, Allah tarafından
52. innallâhe (inne allâhe) : muhakkak ki Allah
53. kâne : oldu
54. alîmen : alim, en iyi bilen
55. hakîmen : hakim, hüküm ve hikmet sahibi

Ve lekum nısfu mâ terake ezvâcukum in lem yekun lehunne veled(veledun), fe in kâne lehunne veledun fe lekumur rubuu mimmâ terakne min ba’di vasıyyetin yûsîne bihâ ev deyn(deynin). Ve lehunner rubuu mimmâ teraktum in lem yekun lekum veled(veledun), fe in kâne lekum veledun fe lehunnes sumunu mimmâ teraktum min ba’di vasıyyetin tûsûne bihâ ev deyn(deynin). Ve in kâne raculun yûrasu kelâleten ev imraetun ve lehû ahun ev uhtun fe li kulli vâhidin min humâs sudus(sudusu), fe in kânû eksera min zâlike fe hum şurakâu fîs sulusi min ba’di vasiyyetin yûsâ bihâ ev deynin gayra mudârr(mudârrin), vasıyyeten minallâh(minallâhi). Vallâhu alîmun halîm(halîmun).


1. ve lekum : ve sizin için
2. nısfu : yarısı
3. mâ terake : bırakılan şey, mal, miras
4. ezvâcu-kum : sizin eşleriniz
5. in : eğer
6. lem yekun : olmayan
7. lehunne : onlar için
8. veledun : çocuk, oğul
9. fe : o zaman, böylece
10. in kâne : eğer, olursa
11. fe lekum : o zaman sizin için vardır
12. er rubuu : dörtte bir
13. mimmâ (min mâ ) : şeyden, şeylerden
14. terakne : bıraktı
15. min ba'di : sonradan, sonra
16. vasıyyetin : vasiyet
17. yûsîne : vasiyet yerine getirilir
18. bi-hâ : onu
19. ev : veya
20. deynin : borç
21. ve lehunne : ve onların (kadınların) vardır
22. teraktum : siz bıraktınız
23. lekum : sizin için, size
24. fe lehunne : o zaman onlarındır (kadınlarındır)
25. es sumunu : sekizde bir
26. tûsûne : vasiyet edersiniz
27. ve in kâne : ve eğer, ... oldu ise, ... ise (varsa)
28. raculun : bir erkek
29. yûrasu : miras bırakılır
30. kelâleten : kişinin evlâdı veya anne ve babası olmaması (kardeşi, dayısı veya amcası gibi ikinci derece yakınların olması)
31. imraetun : kadın?, hanımı
32. ve lehu : ve onun vardır
33. ahun : erkek kardeş
34. uhtun : kız kardeş
35. li kulli vâhidin : her biri için
36. min humâ : (onların) ikisinden
37. es sudusu : altıda bir
38. in kânû : eğer, ... oldu ise, ... ise (varsa)
39. eksera : daha çok
40. min zâlike : bundan
41. fe hum : artık onlar
42. şurakâu : ortaklar
43. fî es sulusi : üçte birinde, üçte birine
44. vasiyyetin : vasiyet
45. yûsâ : vasiyet yerine getirilir
46. gayra : dışında, başka, olmaksızın
47. mudârrin : zarar verici, darlığa düşürücü
48. vasıyyeten : vasiyet olarak
49. min allâhi : Allah'tan
50. ve allâhu : ve Allah
51. alîmun : en iyi bilen
52. halîmun : halîm olan, yumuşak muamele eden

Tilke hudûdullâh(hudûdullâhi). Ve men yutııllâhe ve resûlehu yudhılhu cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ. Ve zâlikel fevzul azîm(azîmu).


1. tilke : bu
2. hudûdu : hudut, hadler, sınırlar (yasaklar)
3. allâhi : Allah
4. ve men : ve kim
5. yutıı : itaat eder
6. allâhe : Allah
7. ve resûle-hu : ve O'nun Resûlü, elçisi
8. yudhıl-hu : onu dahil eder, koyar
9. cennâtin : cennetler
10. tecrî : akar
11. min tahti-hâ : onun altından
12. el enhâru : nehirler, ırmaklar
13. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar
14. fî-hâ : orada
15. ve zâlike : ve işte bu, bu
16. el fevzu : fevz, kurtuluş
17. el azîmu : azîm, büyük

Ve men ya’sıllâhe ve resûlehu ve yeteadde hudûdehu yudhılhu nâran hâliden fîhâ.Ve lehu azâbun muhîn(muhînun).


1. ve men : ve kim
2. ya'sı : isyan eder, karşı gelir
3. allâhe : Allah
4. ve resûle-hu : ve O'nun Resûlü, elçisi
5. ve yeteadde : ve aşar
6. hudûde-hu : onun hududu, sınırları
7. yudhıl-hu : onu dahil eder, koyar
8. nâran : ateş
9. hâliden : ebedi kalacak olanlar
10. fî-hâ : orada
11. ve lehu : ve onun vardır
12. azâbun : bir azap
13. muhînun : horlayıcı, alçaltıcı

Vellâtî ye’tînel fâhişete min nisâikum festeşhidû aleyhinne erbaaten minkum, fe in şehidû fe emsikûhunne fîl buyûti hattâ yeteveffâhunnel mevtu ev yec’alallâhu lehunne sebîlâ(sebîlen).


1. vellâtî (ve ellâtî ) : ve onlar (kadınlar)
2. ye'tîne : gelirler, yaparlar
3. el fâhişete : fuhuş, zina
4. min nisâi-kum : sizin kadınlarınızdan
5. fe isteşhidû : o zaman şahitler isteyin
6. aleyhinne : onların üzerinde
7. erbaaten : dört
8. min-kum : sizden
9. fe : o zaman, böylece
10. in şehidû : eğer şahitlik ederlerse
11. fe emsikû-hunne : artık onları tutun, alıkoyun
12. fî el buyûti : evlerin içinde, evlerde
13. hattâ : olana kadar, olmadıkça
14. yeteveffâ-hunne : onları (kadınları) vefat ettirir
15. el mevtu : ölüm
16. ev : veya
17. yec'al : kılar, yapar
18. allâhu : Allah
19. lehunne : onlar için
20. sebîlen : yol, yol bulma

Vellezâni ye’tiyânihâ minkum fe âzûhumâ, fe in tâbâ ve aslehâ fe a’rıdû anhumâ. İnnallâhe kâne tevvâben rahîmâ(rahîmen).


1. vellezâni (ve ellezâni) : ve o ikisi
2. ye'tiyâni-hâ : onu yaparlar (fuhuş, zina yaparlar)
3. min-kum : sizden
4. fe âzû-humâ : o taktirde artık ikisine eza edin
5. fe : o zaman, böylece
6. in tâbâ : eğer tövbe ederler ise
7. ve aslehâ : ve ıslâh oldular
8. fe a'rıdû : o zaman vazgeçin
9. an-humâ : ikisinden
10. inne : muhakkak
11. allâhe : Allah
12. kâne : oldu
13. tevvâben : tövbeleri kabul eden
14. rahîmen : Rahîm olan

İnnemât tevbetu alâllâhi lillezîne ya’melûnes sûe bi cehâletin summe yetûbûne min karîbin fe ulâike yetûbullâhu aleyhim. Ve kânallâhu alîmen hakîmâ(hakîmen).


1. innemâ : ancak, sadece
2. et tevbetu : tövbe
3. alâ allâhi : Allah'ın üzerine
4. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
5. ya'melûne : yapıyorlar
6. es sûe : kötülük
7. bi cehâletin : cahillik ile
8. summe : sonra
9. yetûbûne : tövbe ederler
10. min karîbin : yakın zaman, hemen
11. fe ulâike : o zaman, böylece, bu sebeple işte onlar
12. yetûbu : tövbelerini kabul eder
13. allâhu : Allah
14. aleyhim : onlara, onların üzerine
15. ve kâne : ve oldu
16. alîmen : alim, en iyi bilen
17. hakîmen : hakim, hüküm ve hikmet sahibi

Ve leysetit tevbetu lillezîne ya’melûnes seyyiât(seyyiâti), hattâ izâ hadara ehadehumul mevtu kâle innî tubtul âne ve lâllezîne yemûtûne ve hum kuffâr(kuffârun). Ulâike a’tednâ lehum azâben elîmâ(elîmen).


1. ve leyset(i) : ve değil
2. et tevbetu : tövbe
3. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
4. ya'melûne : yapıyorlar
5. es seyyiâti : kötülük
6. hattâ : olana kadar, olmadıkça
7. izâ : olduğu zaman
8. hadara : hazır oldu, orada bulundu
9. ehade- hum : onların birine, kendilerine
10. el mevtu : ölüm
11. kâle : dedi
12. innî : muhakkak ki ben
13. tubtu : tövbe ettim
14. el'âne : şimdi
15. ve lâ ellezîne : ve onlara olmaz, onlar için değildir
16. yemûtûne : ölürler
17. ve hum : ve onlar
18. kuffârun : kâfirler
19. ulâike : işte onlar
20. a'tednâ : biz hazırladık
21. lehum : onlarındır, onlar için vardır
22. azâben : azap
23. elîmen : elîm, acı

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ yahıllu lekum en terisûn nisâe kerhâ(kerhen). Ve lâ ta’dulûhunne li tezhebû bi ba’dı mâ âteytumûhunne illâ en ye’tîne bi fâhışetin mubeyyineh(mubeyyinetin), ve âşirûhunne bil ma’rûf(ma’rûfi), fe in kerihtumûhunne fe asâ en tekrahû şey’en ve yec’alallâhu fîhi hayran kesîrâ(kesîran).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. lâ yahıllu : helâl olmaz, helâl değldir
5. lekum : sizin için, size
6. en terisû : sizin varis olmanız
7. en nisâe : kadın(lar)
8. kerhen : zorla
9. ve lâ ta'dulû-hunne : ve onlara baskı yapmayın, sıkıştırmayın
10. li tezhebû : gidermek, almak
11. bi ba'dı : bazısını, bir kısmını
12. : olmadı
13. âteytumû-hunne : onlara verdiniz
14. illâ : ancak, sadece
15. en ye'tîne : gelmeleri, yapmaları
16. bi fâhışetin : fuhuş ile, kötülük ile
17. mubeyyinetin : açıkça
18. ve âşirû-hunne : ve onlarla geçinin
19. bi el ma'rûfi : iyilikle, bilinen şekilde, örfe tâbî olarak
20. fe : o zaman, böylece
21. in kerihtumû-hunne : eğer onlardan (kadınlardan) hoşlanmadınızsa
22. fe asâ : o taktirde umulur ki
23. en tekrahû : sizin kerih görmeniz, hoşlanmamanız
24. şey'en : bir şey
25. yec'al : kılar, yapar
26. allâhu : Allah
27. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
28. hayran : bir hayır
29. kesîran : çok

Ve in eradtumustibdâle zevcin mekâne zevcin, ve âteytum ihdâhunne kıntâren fe lâ te’huzû minhu şey’â(şey’en). E te’huzûnehu buhtânen ve ismen mubînâ(mubînen).


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. eradtum : siz istediniz
3. istibdâle : bedel yapmak, değiştirmek
4. zevcin : eş, zevce
5. mekâne : yerine
6. ve âtey-tum : ve siz verdiniz
7. ihdâ-hunne : onlardan biri
8. kıntâran : yüklerle, kantar kantar, çok fazla
9. fe : o zaman, böylece
10. lâ te'huzû : almayın
11. min-hu : ondan
12. şey'en : bir şey
13. e te'huzûne-hu : onu alacak mısınız?
14. buhtânen : iftira ederek
15. ve ismen : ve günah işleyerek
16. mubînen : açıkça, apaçık

Ve keyfe te’huzûnehu ve kad efdâ ba’dukum ilâ ba’dın ve ehazne minkum mîsâkan galîzâ(galîzan).


1. ve keyfe : ve nasıl
2. te'huzûne-hu : onu alırsınız
3. ve kad : ve olmuştur
4. efdâ : birleşip kaynaşdı
5. ba'du-kum ilâ ba'dın : birbirinize, birbirinizle
6. ve ehazne : ve onlar aldılar
7. min-kum : sizden
8. mîsâkan : misak
9. galîzan : çok kuvvetli, kesin

Ve lâ tenkihû mâ nekaha âbâukum minen nisâi, illâ mâ kad selef(selefe). İnnehu kâne fâhışeten ve maktâ(maktan). Ve sâe sebîlâ(sebîlen).


1. ve lâ tenkihû : ve (kendinize) nikâhlamayın
2. : olmadı
3. nekaha : nikâhladı
4. âbâu-kum : babalarınız
5. min en nisâi : kadınlardan, kadınlara
6. illâ : ancak, sadece
7. kad : oldu, olmuştu
8. selefe : geçti
9. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
10. kâne : oldu
11. fâhışeten : fuhuş, kötü, çirkin
12. ve maktan : iğrenç, kızdırıcı husus
13. ve sâe : ve kötü, fena
14. sebîlen : yol, yol bulma

Hurrimet aleykum ummehâtukum ve benâtukum ve ehavâtukum ve ammâtukum ve halâtukum ve benâtul ahi ve benâtul uhti ve ummehâtukumullâtî erdâ’nekum ve ehavâtukum miner radâati ve ummehâtu nisâikum ve rabâibukumullâtî fî hucûrikum min nisâikumullâtî dehaltum bihinn(bihinne), fe in lem tekûnû dehaltum bihinne fe lâ cunâha aleykum, ve halâilu ebnâikumullezîne min aslâbikum, ve en tecmeû beynel uhteyni illâ mâ kad selef(selefe). İnnallâhe kâne gafûran rahîmâ(rahîmen).


1. hurrimet : haram kılındı
2. aleykum : size, sizi
3. ummehâtu-kum : anneleriniz
4. ve benâtu-kum : ve kızlarınız
5. ve ehavâtu-kum : ve kız kardeşleriniz
6. ve ammâtu-kum : ve halalarınız
7. ve halâtu-kum : ve teyzeleriniz
8. ve benâtu : ve kızları
9. el ahi : erkek kardeş
10. el uhti : kız kardeş
11. ve ummehâtu-kum : ve anneleriniz
12. ellâtî : ki onlar
13. erdâ'ne-kum : sizi emzirdi
14. min er radâati : süt kız kardeşlerinden
15. ve ummehâtu : ve anneleri
16. nisâi-kum : kadınlarınız
17. ve rabâibu-kum : ve üvey kızlarınız
18. ellâti fî hucûri-kum : sizin hücrelerinizde, odalarınızda, himayenizde olanlar
19. min nisâi-kum : sizin kadınlarınızdan
20. ellâti dehaltum : gerdeğe girdiğiniz (birleştiğiniz kadınlar)
21. bi- hinne : onlarla
22. fe in : fakat eğer
23. lem tekûnû dehaltum : gerdeğe girmediniz (birleşmediniz)
24. fe : o zaman, böylece
25. lâ cunâha : günah yoktur
26. ve halâilu : ve hanımları, eşleri
27. ebnâi-kum : oğullarınız
28. ellezîne : ki onlar
29. min aslâbi-kum : sizin sulbunuzdan, soyunuzdan, neslinizden
30. ve en tecmeû : ve toplamanız
31. beyne : arasında
32. el uhteyni : iki kız kardeş
33. illâ : ancak, sadece
34. : olmadı
35. kad : oldu, olmuştu
36. selefe : geçti
37. inne : muhakkak
38. allâhe : Allah
39. kâne : oldu
40. gafûran : gafur, bağışlayan, mağfiret eden
41. rahîmen : Rahîm olan

Vel muhsanâtu minen nisâi illâ mâ meleket eymânukum, kitâballâhi aleykum, ve uhille lekum mâ varâe zâlikum en tebtegû bi emvâlikum muhsinîne gayra musâfihîn(musâfihîne). Fe mâstemta’tum bihî minhunne fe âtûhunne ucûrehunne farîdah(farîdaten). Ve lâ cunâha aleykum fîmâ terâdaytum bihî min ba’dil farîdah(farîdati). İnnallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).


1. ve el muhsanâtu : ve evli kadınlar
2. min en nisâi : kadınlardan, kadınlara
3. illâ : ancak, sadece
4. mâ meleket : sahip olduğu şey
5. eymânu-kum : (sizin) elinizin altındaki
6. kitâbe : yazılmış olan, farz kılınan hüküm
7. allâhi : Allah
8. aleykum : size, sizi
9. ve uhille : ve helâl kılındı
10. lekum : sizin için, size
11. mâ verâe zâlikum : bunların arkasında, dışında olanlar
12. en tebtegû : aramanız, talep etmeniz, istemeniz
13. bi emvâli-kum : mallarınız ile
14. muhsinîne : muhsin olanlar, namusunu koruyanlar, iffetli olanlar
15. gayra musâfihîne : zina yapmamak
16. fe mâstemta'tum : artık faydalanmak istediniz şey
17. bi-hi : onunla
18. min-hunne : onlardan
19. fe âtû-hunne : o taktirde onlara (kadınlara) verin
20. ucûre-hunne : onların (kadınların) ücretleri, mehirleri
21. farîdaten : takdir edilen (farz kılınan) miktar, mehir
22. ve lâ cunâha : ve günah yoktur
23. fî-mâ : o şey hakkında
24. terâdaytum : razı oldunuz (anlaştınız)
25. bi-hî : onunla
26. min ba'di : sonradan, sonra
27. el farîdati : farz olan, mehir
28. inne : muhakkak
29. allâhe : Allah
30. kâne : oldu
31. alîmen : alim, en iyi bilen
32. hakîmen : hakim, hüküm ve hikmet sahibi

Ve men lem yestetı’ minkum tavlen en yenkıhal muhsanâtil mu’minâti fe min mâ meleket eymânukum min feteyâtikumul mu’minât(mu’minâti). Vallâhu a’lemu bi îmânikum. Ba’dukum min ba’d(ba’dın), fenkihûhunne bi izni ehlihinne ve âtûhunne ucûrehunne bil ma’rûfi muhsanâtin gayra musâfihâtin ve lâ muttehızâti ahdân(ahdânin), fe izâ uhsinne fe in eteyne bi fâhışetin fe aleyhinne nısfu mâ alâl muhsanâti minel azâb(azâbi). Zâlike li men haşiyel anete minkum. Ve en tasbirû hayrun lekum. Vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).


1. ve men : ve kim
2. lem yestetı' : gücü yetmez
3. min-kum : sizden
4. tavlen : güç, bolluk, zenginlik
5. en yenkıha : nikâh yapmak
6. el muhsanâti : iffetli, namuslu, hür kadınlar
7. el mu'minâti : mü'min kadınlar
8. fe : o zaman, böylece
9. min mâ meleket : sahip olunanlardan
10. eymânu-kum : (sizin) elinizin altındaki
11. min feteyâti-kum : sizin genç cariyelerinizden
12. ve allâhu : ve Allah
13. a'lemu : daha iyi bilir
14. bi îmâni-kum : sizin imânınızı
15. ba'du-kum : sizin bazınız
16. min ba'dın : bazısından, bir kısmından (birbirinizden)
17. fenkihûhunne (fe inkihû-hunne) : öyle ise onları nikâhlayın
18. bi izni : izniyle
19. ehli-hinne : onların sahipleri, aileleri
20. ve âtû-hunne : ve onlara verin
21. ucûre-hunne : onların (kadınların) ücretleri, mehirleri
22. bi el ma'rûfi : iyilikle, bilinen şekilde, örfe tâbî olarak
23. muhsanâtin : iffetliler, namuslu kadınlar
24. gayra : dışında, başka, olmaksızın
25. musâfihâtin : zina etmek
26. ve lâ muttehızâti : ittehaz etmeyenler, edinmeyenler
27. ahdânin : gizli dostlar, metresler
28. izâ uhsinne : evlendirildiği zaman
29. in eteyne : eğer gelirlerse (yaparlarsa)
30. bi fâhışetin : fuhuş ile, kötülük ile
31. fe aleyhinne : o taktirde onlara
32. nısfu : yarısı
33. mâ alâ : ...'a olan şey
34. min el azâbi : azaptan
35. zâlike : işte bu, bu
36. li men haşiye : korkan kimse için
37. el anete : sıkıntı, fücur, günah
38. ve : ve
39. en tasbirû : sabretmeniz
40. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
41. lekum : sizin için, size
42. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden
43. rahîmun : çok merhametli, rahmet gönderen

Yurîdullâhu li yubeyyine lekum ve yehdîyekum sunenellezîne min kablikum ve yetûbe aleykum. Vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).


1. yurîdu : diler, ister
2. allâhu : Allah
3. li yubeyyine : açıklamak için, açıklamayı
4. lekum : sizin için, size
5. ve yehdîye-kum : ve sizi hidayet etmek, ulaştırmak
6. sunene : sünnetler, Allah'ın kanunları
7. ellezîne : ki onlar
8. min kabli-kum : sizden önce
9. ve yetûbe aleykum : ve sizin tövbenizi kabul eder
10. ve allâhu : ve Allah
11. alîmun : en iyi bilen
12. hakîmun : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

Vallâhu yurîdu en yetûbe aleykum ve yurîdullezîne yettebiûneş şehevâti en temîlû meylen azîmâ(azîmen).


1. ve allâhu : ve Allah
2. yurîdu : diler, ister
3. en yetûbe aleykum : sizin tövbenizi kabul etmek
4. ve yurîdu : ve diler, ister
5. ellezîne : ki onlar
6. yettebiûne : tâbî olurlar
7. eş şehevâti : şehvetler, nefsin aşırı düşkünlükleri
8. en temîlû : meyletmeniz, yönelmeniz
9. meylen : meyil, yönelme
10. azîmen : büyük

Yurîdullâhu en yuhaffife ankum, ve hulikal insânu daîfâ(daîfen).


1. yurîdu : diler, ister
2. allâhu : Allah
3. en yuhaffife : hafifletmek
4. an-kum : sizden
5. ve hulika : ve yaratıldı
6. el insânu : insan
7. daîfen : küçük, güçsüz

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ te’kulû emvâlekum beynekum bil bâtılı, illâ en tekûne ticâraten an terâdın minkum, ve lâ taktulû enfusekum. İnnallâhe kâne bikum rahîmâ(rahîmen).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. lâ te'kulû : yemeyin
5. emvâle-kum : mallarınız
6. beyne-kum : sizin aranızda
7. bi el bâtılı : bâtıl ile 4 - ve tektumû
8. illâ : ancak, sadece
9. en tekûne : olmasını
10. ticâraten : ticaret, alış veriş
11. an terâdın : rızanız, razı olmanız
12. min-kum : sizden
13. ve lâ taktulû : ve öldürmeyin
14. enfuse-kum : kendi nefsleriniz, kendiniz
15. inne : muhakkak
16. allâhe : Allah
17. kâne : oldu
18. bi-kum : size, sizin için
19. rahîmen : Rahîm olan

Ve men yef’al zâlike udvânen ve zulmen fe sevfe nuslîhi nârâ(nâran). Ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîran).


1. ve men : ve kim
2. yef'al : yapar
3. zâlike : işte bu, bu
4. udvânen : düşmanlık
5. ve zulmen : ve zulüm, haksızlık
6. fe sevfe : o taktirde yakında
7. nuslî-hi : biz onu yaslayacağız
8. nâran : ateş
9. ve kâne : ve oldu
10. alâ allâhi : Allah'ın üzerine
11. yesîran : kolay

İn tectenibû kebâira mâ tunhevne anhu nukeffir ankum seyyiâtikum ve nudhılkum mudhalen kerîmâ(kerîmen).


1. in tectenibû : eğer çekinirseniz, kaçınırsanız
2. kebâira : büyükler
3. mâ tunhevne : yasaklandığınız şeyler
4. an-hu : ondan
5. nukeffir : örteriz
6. an-kum : sizden
7. seyyiâti-kum : sizin günahlarınız
8. ve nudhıl-kum : ve sizi dahil ederiz, koyarız
9. mudhalen : dahil edilen yer, girilen yer, makam, giriş
10. kerîmen : güzel, güzel olan, ikram olunan, şerefli

Ve lâ tetemennev mâ faddalallâhû bihî ba’dakum alâ ba’d(ba’dın). Lir ricâli nasîbun mimmâktesebû ve lin nisâi nasîbun mimmâktesebn(mimmektesebne. Ves’elûllâhe min fadlihî. İnnallâhe kâne bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).


1. ve lâ tetemennev : ve temenni etmeyin
2. mâ faddala : üstün kıldığı şeyleri
3. allâhû : Allah
4. bi-hi : onunla
5. ba'da-kum : bazınızı, bir kısmınızı
6. alâ ba'dın : bazısına, bir kısmına
7. li er ricâli : erkekler için vardır, erkeklere
8. nasîbun : nasip
9. mim-mâ iktesebû : kazandıkları şeylerden
10. ve li en nisâi : ve kadınlar için vardır
11. mimmâ iktesebne : (kadınların) kazandıkları şeylerden
12. ve is'elû : ve isteyin
13. allâhe : Allah
14. min fadli-hî : onun fazlından
15. inne : muhakkak
16. kâne : oldu
17. bi kulli : her biri, hepsi
18. şey'in : bir şey
19. alîmen : alim, en iyi bilen

Ve li kullin cealnâ mevâliye mimmâ terakel vâlidâni vel akrabûn(akrabûne). Vellezîne akadet eymânukum fe âtûhum nasîbehum. İnnallâhe kâne alâ kulli şey’in şehîdâ(şehîden).


1. ve li kullin : ve hepsi için, hepsini, herkesi
2. cealnâ : kıldık, yaptık
3. mevâliye : yakınları, akrabadan olan mirasçılar
4. mimmâ (min-mâ ) : şeyden
5. terake : terketti, bıraktı
6. el vâlidâni : ebeveyn, ana baba
7. ve el akrabûne : ve akrabalar
8. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
9. akadet : akit yaptı, yeminleşti, bağladı
10. eymânu-kum : (sizin) elinizin altındaki
11. fe âtû-hum : artık onlara verin
12. nasîbe-hum : onların nasipleri, payları
13. inne : muhakkak
14. allâhe : Allah
15. kâne : oldu
16. alâ kulli şey'in : herşeye
17. şehîden : şahit

Er ricâlu kavvâmûne alân nisâi bi mâ faddalallâhu ba’dahum alâ ba’dın ve bi mâ enfekû min emvâlihim. Fes sâlihâtu kânitâtun hâfizâtun lil gaybi bi mâ hafizallâh(hafizallâhu). Vellâtî tehâfûne nuşûzehunne fe ızûhunne vahcurûhunn (vahcurûhunne) fîl medâcıı vadrıbûhunne, fe in ata’nekum fe lâ tebgû aleyhinne sebîlâ(sebîlen). İnnallâhe kâne aliyyen kebîrâ(kebîran).


1. er ricâlu : erkekler
2. kavvâmûne : kâim olanlar, idareciler, koruyup gözetenler
3. alâ en nisâi : kadınlar üzerinde
4. bi mâ : şeye
5. faddala : üstün kıldı
6. allâhu : Allah
7. ba'da-hum : onların bir kısmı
8. alâ ba'dın : bazısına, bir kısmına
9. ve bi mâ : ve sebebiyle, dolayısıyla
10. enfekû : verdiler, harcadılar
11. min emvâli-him : mallarından, kendi mallarından
12. fe es sâlihâtu : bu sebeble, bu bakımdan salih kadınlar, nefsini tezkiye eden kadınlar
13. kânitâtun : kanitindir, saygılı ve itaatkârdır
14. hâfizâtun : muhafaza edendir, koruyucudur
15. li el gaybi : gaybda, olmadığı zaman, yokken
16. hafiza : korudu
17. ve ellâtî : ve onlar (kadınlar)
18. tehâfûne : korkarsınız
19. nuşûze-hunne : onların itaatsizliklerinden, baş kaldırmalarından
20. fe ızû-hunne : ... ise onlara öğüt verin, nasihat edin
21. ve uhcurû-hunne : ve onlardan ayrılın, yaklaşmayın, yalnız bırakın
22. fî el medâciı : yataklarında
23. vadrıbû-hunne : ve onlara vurun
24. fe : o zaman, böylece
25. in ata'ne-kum : eğer size itaat ederlerse
26. lâ tebgû : aramayın
27. aleyhinne : onların üzerinde
28. sebîlen : yol, yol bulma
29. inne allâhe : muhakkak ki Allah
30. kâne : oldu
31. aliyyen : âli, yüce
32. kebîran : büyük

Ve in hıftum şıkâka beynihimâ feb’asû hakemen min ehlihî ve hakemen min ehlihâ, in yurîdâ ıslâhan yuveffikıllâhu beynehumâ. İnnallâhe kâne alîmen habîrâ(habîren).


1. ve in hıftum : ve eğer korkarsanız
2. şıkâka : ayrılık, arasının açılması
3. beyni-himâ : onların ikisinin arası
4. fe ib'asû : o taktirde görevlendirin, gönderin
5. hakemen : bir hakem
6. min ehli-hî : onun (erkeğin) ailesinden
7. ve hakemen : ve bir hakem
8. min ehli-hâ : onun (kadının) ailesinden
9. in yurîdâ : eğer ikisi isterse
10. ıslâhan : ıslâh etmek, düzeltmek
11. yuveffikı : muvaffak eder, başarılı kılar
12. allâhu : Allah
13. beyne-humâ : onların ikisinin arası
14. inne : muhakkak
15. allâhe : Allah
16. kâne : oldu
17. alîmen : alim, en iyi bilen
18. habîran : haberdar olan

Va’budûllâhe ve lâ tuşrikû bihî şeyen ve bil vâlideyni ihsânen ve bizil kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîni vel câri zil kurbâ vel câril cunubi ves sâhıbi bil cenbi vebnis sebîli, ve mâ meleket eymânukum. İnnallâhe lâ yuhıbbu men kâne muhtâlen fehûrâ(fehûran).


1. va'budû (ve u'budû) : ve kul olun
2. allâhe : Allah
3. ve lâ tuşrikû : ve ortak koşmayın
4. bi-hi : onunla
5. şey'en : bir şey
6. ve bi el vâlideyni : ve ana-babaya
7. ihsânen : ihsanda bulunmak, iyi davranmak
8. ve : ve
9. bi zî el kurbâ : yakınlık sahibi olana, akrabaya
10. ve el yetâmâ : ve yetimler
11. ve el mesâkîni : ve miskinler, çalışamaz durumdaki ihtiyarlar
12. ve el câri : ve komşu
13. : sahip
14. el kurbâ : yakınlar, akrabalar, hısımlar
15. el cunubi : uzak
16. ve es sâhıbi : ve arkadaş, eş
17. bi el cenbi : yanınızdakine, yakınınızdakine
18. ve ibni : ve oğul
19. es sebîli : yol
20. mâ meleket : sahip olduğu şey
21. eymânu-kum : (sizin) elinizin altındaki
22. inne : muhakkak
23. lâ yuhıbbu : sevmez
24. men : kimse, kişi
25. kâne : oldu
26. muhtâlen : böbürlenen, kibirli
27. fehûran : övünen (kendinle iftihar eden)

Ellezîne yebhalûne ve ye’murûnen nâse bil buhli ve yektumûne mâ âtâhumullâhu min fadlıhî. Ve a’tednâ lil kâfirîne azâben muhînâ(muhînen).


1. ellezîne : ki onlar
2. yebhalûne : cimrilik ederler
3. ve ye'murûne : ve emreder
4. en nâse : insanlar
5. bi el buhli : cimrilik ile, cimriliği
6. ve yektumûne : ve ketmederler, gizlerler
7. : olmadı
8. âtâ-hum(u) : onlara verdi, kendilerine verdi
9. allâhu : Allah
10. min fadlı-hî : kendi fazlından
11. ve a'tednâ : ve biz hazırladık
12. li el kâfirîne : kâfirler için, kâfirlere
13. azâben : azap
14. muhînen : alçaltıcı, rüsvay edici

Vellezîne yunfıkûne emvâlehum riâen nâsi ve lâ yu’minûne billâhi ve lâ bil yevmil âhir(âhiri). Ve men yekuniş şeytânu lehu karînen fe sâe karînâ(karînen).


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. yunfıkûne : infak ederler, verirler, harcarlar
3. emvâle-hum : kendi mallarını
4. riâe : riya, gösteriş
5. en nâsi : insanlar
6. ve lâ yu'minûne : ve îmân etmezler
7. bi : ile, ... e
8. allâhi : Allah
9. ve lâ : ve olmaz, olmasın
10. bi el yevmi el âhiri : son güne, ahir güne
11. ve men : ve kim
12. yekun : olur
13. eş şeytânu : şeytan
14. lehu : ona ait, onun
15. karînen : yakın arkadaş, arkadaşlık
16. fe : o zaman, böylece
17. sâe : kötü

Ve mâzâ aleyhim lev âmenû billâhi vel yevmil âhıri ve enfekû mimmâ razakahumullâh(razakahumullâhu). Ve kânallâhu bihim alîmâ(alîmen).


1. ve mâzâ : ve ne olur, niçin
2. aleyhim : onlara, onların üzerine
3. lev : eğer, ise
4. âmenû : îmân ettiler
5. bi allâhi : Allah'a
6. ve yevmi : ve gün
7. el âhıri : ahir, sonraki
8. ve enfekû : ve infak ettiler (Allah için) harcadılar
9. razaka-hum(u) : onları rızıklandırdı
10. allâhu : Allah
11. ve kâne : ve oldu
12. bi-him : onlarla
13. alîmen : alim, en iyi bilen

İnnallâhe lâ yazlimu miskâle zerreh(zerretin), ve in teku haseneten yudâıfhâ ve yu’ti min ledunhu ecran azîmâ(azîmen).


1. inne : muhakkak
2. allâhe : Allah
3. lâ yazlimu : zulmetmez, haksızlık yapmaz
4. miskâle : ölçü, ağırlık, miktar, kadar
5. zerretin : bir zerre, en küçük miktar
6. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
7. teku : olur
8. haseneten : hasene, hayır, iyilik, güzellik
9. yudâıf-hâ : onu kat kat arttırır
10. ve yu'ti : ve verir
11. min ledun-hu : kendi katından
12. ecran : ecir, karşılık, mükâfat
13. azîmen : büyük

Fe keyfe izâ ci’nâ min kulli ummetin bi şehîdin ve ci’nâ bike alâ hâulâi şehîdâ(şehîden).


1. fe keyfe : artık, o zaman nasıl olur, nasıl olacak
2. izâ : olduğu zaman
3. ci'nâ...(bi) : getirdik
4. min kulli : hepsinden
5. ummetin : ümmet
6. bi şehîdin : şahit
7. ve ci'nâ ...(bi) : ve getirdik
8. ke : gibi
9. alâ hâulâi : onların üzerine
10. şehîden : şahit

Yevme izin yeveddullezîne keferû ve asavur resûle lev tusevvâ bihimul ard(ardu). Ve lâ yektumûnallâhe hadîsâ(hadîsen).


1. yevme izin : izin günü
2. yeveddu : ister, temenni eder
3. ellezîne : ki onlar
4. keferû : inkâr ettiler
5. ve asavû : ve asi oldular
6. er resûle : resûl
7. lev : eğer, ise
8. tusevvâ : sevva olma, yerle bir olma
9. bi-him : onlarla
10. el ardu : arz, yeryüzü, toprak
11. ve lâ yektumûne : ve gizleyemezler
12. allâhe : Allah
13. hadîsen : söz

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ takrabûs salâte ve entum sukârâ hattâ ta’lemû mâ tekûlûne ve lâ cunuben illâ âbirî sebîlin hattâ tagtesilû. Ve in kuntum mardâ ev alâ seferin ev câe ehadun minkum minel gâiti ev lâmestumun nisâe fe lem tecidû mâen fe teyemmemû saîden tayyiben femsehû bi vucûhikum ve eydîkum. İnnallâhe kâne afuvven gafûrâ(gafûran).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. lâ takrabû : yaklaşmayın
5. es salâte : salat, namaz
6. ve entum : ve siz
7. sukârâ : sarhoşlar
8. hattâ : olana kadar, olmadıkça
9. ta'lemû : siz biliyorsunuz
10. : olmadı
11. tekûlûne : söylüyorsunuz
12. ve lâ : ve olmaz, olmasın
13. cunuben : cünup olarak
14. illâ : ancak, sadece
15. âbirî : gelip geçenler, yolcular
16. sebîlin : yol
17. tagtesilû : yıkanın, gusül abdesti alın
18. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
19. kuntum : siz iseniz
20. ev : veya
21. mardâ : hasta
22. alâ : üzere, üzerinde, ... e
23. seferin : yolculuk
24. câe : geldi
25. ehadun : bir kimse, bir başkası
26. min-kum : sizden
27. min el gâiti : tuvaletten
28. lâmestum : yaklaşıp dokundunuz (cinsi temasta bulundunuz)
29. en nisâe : kadın(lar)
30. fe : o zaman, böylece
31. lem tecidû : bulamadınız
32. mâen : su
33. fe teyemmemû : o taktirde teyemmüm edin
34. saîden : toprak
35. tayyiben : temiz olan
36. fe imsehû : sonra onu mesh edin, sürün
37. bi vucûhi-kum : yüzlerinize
38. ve eydî-kum : ve elleriniz
39. inne : muhakkak
40. allâhe : Allah
41. kâne : oldu
42. afuvven : affeden
43. gafûran : gafur, bağışlayan, mağfiret eden

E lem tera ilâllezîne ûtû nasîben minel kitâbi yeşterûned dalâlete ve yurîdûne en tedıllus sebîl(sebîle).


1. e :
2. lem tere : görmedin
3. ilâ ellezîne : o kimseleri, onları
4. ûtû : verildiler
5. nasîben : nasip, pay
6. min el kitâbi : kitaptan
7. yeşterûne : satarlar
8. ed dalâlete : dalâlet
9. ve yurîdûne : ve istiyorlar
10. en tedıllu : dalâlette kalmanızı, sapmanızı
11. es sebîle : yol

Vallâhu a’lemu bi a’dâikum. Ve kefâ billâhi veliyyen, ve kefâ billâhi nasîrâ(nasîran).


1. ve allâhu : ve Allah
2. a'lemu : daha iyi bilir
3. bi a'dâi-kum : sizin düşmanlarınızı
4. ve kefâ bi : ve kâfidir
5. allâhi : Allah
6. veliyyen : veli olarak, dost olarak
7. nasîran : yardımcı olarak

Minellezîne hâdû yuharrifûnel kelime an mevâdııhî ve yekûlûne semi’nâ ve asaynâ vesma’ gayra musmeın ve râınâ leyyen bi elsinetihim ve ta’nan fîd dîn(dîni). Ve lev ennehum kâlû semi’nâ ve ata’nâ vesma’ venzurnâ le kâne hayran lehum ve akvem(akveme), ve lâkin leanehumullâhu bi kufrihim fe lâ yu’minûne illâ kalîlâ(kalîlen).


1. min ellezîne : o kimselerden, onlardan
2. hâdû : yahudiler
3. yuharrifûne : tahrif ederler, bozarlar
4. el kelime : kelime
5. an mevâdıı-hi : onun konulduğu yerden
6. ve yekûlûne : ve diyorlar
7. semi'nâ : işittik
8. ve asaynâ : ve isyan ettik
9. ve isma' : ve işit
10. gayra : dışında, başka, olmaksızın
11. musmeın : işiten
12. ve râınâ : ve bize bak. (Bu kelime Arab dilinde bu anlamda olmakla beraber, yahudi dilinde "ahmak" anlamına gelmekte ve hakaret etmek için kullanılmaktadır. İkisi arasında harf farkı olmasına rağmen ses benzerliği bulunmaktadır.)
13. leyyen : eğip bükerek
14. bi elsineti-him : kendi dillerini, dillerini
15. ve ta'nan : ve yererek
16. fî ed dîni : dînde
17. ve lev : ve şâyet, eğer
18. enne-hum : onların ..... olduğunu
19. kâlû : dediler
20. ve ata'nâ : ve biz itaat ettik
21. ve unzurnâ : ve bize nazar et, bak
22. le kâne : elbette olurdu
23. hayran : bir hayır
24. lehum : onlarındır, onlar için vardır
25. ve akveme : ve kavî, daha kuvvetli, daha sağlam, daha iyi, daha doğru
26. ve lâkin : ve lâkin, fakat
27. leane-hum(u) : onları lânetledi
28. allâhu : Allah
29. bi kufri-him : onların küfürleri, inkârları sebebi ile
30. fe : o zaman, böylece
31. lâ yu'minûne : âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler)
32. illâ : ancak, sadece
33. kalîlen : az

Yâ eyyuhâllezîne ûtûl kitâbe âminû bi mâ nezzelnâ musaddikan li mâ meakum min kabli en natmise vucûhen fe neruddehâ alâ edbârihâ ev nel’anehum kemâ leannâ ashâbes sebt(sebti). Ve kâne emrullâhi mef’ûlâ(mef’ûlen).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne : ki onlar
3. ûtû : verildiler
4. el kitâbe : kitap
5. âminû : îmân ediniz, âmenû olunuz
6. bi- mâ : sebebiyle, dolayısıyla
7. nezzelnâ : biz indirdik
8. musaddikan : tasdik eden, doğrulayan
9. li mâ : o şeyi
10. mea-kum : sizinle beraber
11. min kabli : önceden, daha önce
12. en natmise : dümdüz etmemiz, silmemiz
13. vucûhen : yüzler
14. fe nerudde-hâ : böylece onu çeviririz
15. alâ : üzere, üzerinde, ... e
16. edbâri-hâ : onun arkası, arkasına
17. ev : veya
18. nel'ane-hum : onlara lânet ederiz
19. kemâ : gibi
20. leannâ : lânet ettik
21. ashâbe : sahib, halk
22. es sebti : cumartesi günü
23. ve kâne : ve oldu
24. emru : emir, iş
25. allâhi : Allah
26. mef'ûlen : yapılmış, yerine gelmiştir

İnnallâhe lâ yagfiru en yuşrake bihî ve yagfiru mâ dûne zâlike li men yeşâu ve men yuşrik billâhi fe kadifterâ ismen azîmâ(azîmen).


1. inne : muhakkak
2. allâhe : Allah
3. lâ yagfiru : bağışlamaz, affetmez, mağfiret etmez
4. en yuşrake : ortak koşulması
5. bi-hî : onunla
6. ve yagfiru : ve bağışlar, affeder, mağfiret eder
7. : olmadı
8. dûne : başka, dışında
9. zâlike : işte bu, bu
10. li men : kimse(ler) için
11. yeşâu : diler
12. ve men : ve kim
13. yuşrik : ortak koşar
14. bi allâhi : Allah'a
15. fe kad : o zaman, böylece olmuştu
16. ifterâ : iftira etti
17. ismen : günah işleyerek, günaha girerek
18. azîmen : büyük

E lem tera ilâllezîne yuzekkûne enfusehum. Belillâhu yuzekkî men yeşâu ve lâ yuzlemûne fetîlâ(fetîlen).


1. e lem tera : görmedin mi
2. ilâ ellezine : onları
3. yuzekkûne : tezkiye ederler, temize çıkarırlar
4. enfuse-hum : kendileri
5. bel : hayır, bilâkis
6. allâhu : Allah
7. yuzekkî : tezkiye eder
8. men : kimse, kişi
9. yeşâu : diler
10. ve lâ yuzlemûne : ve zulmedilmez, zulüm olunmazlar
11. fetîlen : hurma çekirdeğinin ince lifi, kıl kadar, zerre kadar

Unzur keyfe yefterûne alâllâhil kezib(kezibe). Ve kefâ bihî ismen mubînâ(mubînen).


1. unzur : bak
2. keyfe : nasıl
3. yefterûne : iftira ediyorlar
4. alâ allâhi : Allah'ın üzerine
5. el kezibe : yalan söyledi
6. ve kefâ : ve kafidir
7. ismen : günah işleyerek, günaha girerek
8. mubînen : açıkça, apaçık

E lem tera ilâllezîne ûtû nasîben minel kitâbi yu’minûne bil cibti vet tâgûti ve yekûlûne lillezîne keferû hâulâi ehdâ minellezîne âmenû sebîlâ(sebîlen).


1. e lem tera : görmedin mi
2. ilâ ellezine : onları
3. ûtû : verildiler
4. nasîben : nasip, pay
5. min el kitâbi : kitaptan
6. yu'minûne : îmân ederler
7. bi el cibti : Allah'tan başka ibadet edilen şeylere (kahinlere, mabudlara, putlara, ...vs. bâtıl olan her şeye)
8. ve et tâgûti : ve tagut, insan ve cin şeytanlar
9. ve yekûlûne : ve diyorlar
10. li ellezine : onlara, ... olan kimselere
11. keferû : inkâr ettiler
12. hâulâi : bunlar
13. ehdâ : daha yakın
14. min ellezine : onlardan
15. âmenû : îmân ettiler
16. sebîlen : yol, yol bulma

Ulâikellezîne leanehumullâh(leanehumullâhu). Ve men yel’anillâhu fe len tecide lehu nasîrâ(nasîran).


1. ulâike : işte onlar
2. ellezîne : ki onlar
3. leane-hum(u) : onları lânetledi
4. allâhu : Allah
5. ve men : ve kim
6. yel'ani : lânet eder
7. fe : o zaman, böylece
8. len : asla
9. tecide : bulursun
10. nasîran : yardımcı olarak

Em lehum nasîbun minel mulki fe izen lâ yu’tûnen nâse nakîrâ(nakîran).


1. em : yoksa, veya
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. nasîbun : nasip
4. min el mulki : mülk, saltanat, hükümdarlık
5. fe izen : öyle olsa
6. lâ yu'tûne : vermezler
7. en nâse : insanlar
8. nakîran : çekirdek, hurma çekirdeği (hurma çekirdeği üzerindeki yarık), hurma çekirdeğinin lifi, kıl kadar, zerre kadar

Em yahsudûnen nâse alâ mâ âtâhumullâhu min fadlıhî, fe kad âteynâ âle ibrâhîmel kitâbe vel hikmete ve âteynâhum mulken azîmâ(azîmen).


1. em : yoksa, veya
2. yahsudûne : haset ediyorlar, çekemiyorlar
3. en nâse : insanlar
4. alâ : üzere, üzerinde, ... e
5. : olmadı
6. âtâ-hum(u) : onlara verdi, kendilerine verdi
7. allâhu : Allah
8. min fadlı-hî : kendi fazlından
9. fe kad : o zaman, böylece olmuştu
10. âteynâ : biz verdik
11. âle : aile, soy
12. ibrâhîme : İbrâhîm
13. el kitâbe : kitap
14. ve el hikmete : ve hikmeti
15. ve âteynâ-hum : ve biz onlara verdik
16. mulken : mülk, iktidar, saltanat
17. azîmen : büyük

Fe minhum men âmene bihî ve minhum men sadde anhu. Ve kefâ bi cehenneme saîrâ(saîran).


1. fe : o zaman, böylece
2. min-hum : onlardan
3. men : kimse, kişi
4. âmene : îmân etti, âmenû oldu
5. bi-hî : onunla
6. ve : ve
7. sadde : yüz çevirdi
8. an-hu : ondan
9. kefâ : kâfi, yeterli
10. bi cehenneme : cehennem
11. saîran : alevli ateş

İnnellezîne keferû bi âyâtinâ sevfe nuslîhim nâra(nâran). Kullemâ nadicet culûduhum beddelnâhum culûden gayrahâ li yezûkûl azâb(azâbe). İnnallâhe kâne azîzen hakîmâ(hakîmen).


1. inne : muhakkak
2. ellezîne : ki onlar
3. keferû : inkâr ettiler
4. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
5. sevfe : yakında, ileride
6. nuslî-him : onları yaslayacağız, atacağız
7. nâran : ateş
8. kullemâ : her zaman, her defa
9. nadicet : yandı, kavruldu
10. culûdu-hum : onların derileri
11. beddelnâ-hum : onları değiştirdik
12. culûden : deriler
13. gayre-hâ : ondan başkası, başka
14. li yezûkû : tatmaları için
15. el azâbe : azap
16. allâhe : Allah
17. kâne : oldu
18. azîzen : aziz, üstün
19. hakîmen : hakim, hüküm ve hikmet sahibi

Vellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti se nudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden). Lehum fîhâ ezvâcun mutahharatun, ve nudhıluhum zıllen zalîlâ(zalîlen).


1. ve : ve
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. amilû es sâlihâti : nefsi ıslah edici, tezkiye edici amel yaptılar
5. se nudhılu-hum : yakında onları dahil edeceğiz, koyacağız
6. cennâtin : cennetler
7. tecrî : akar
8. min tahti-hâ : onun altından
9. el enhâru : nehirler, ırmaklar
10. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar
11. fî-hâ : orada
12. ebeden : sonsuza kadar, ebediyyen
13. lehum : onlarındır, onlar için vardır
14. ezvâcun : zevceler, eşler
15. mutahharatun : temiz olan, temiz
16. ve nudhılu- hum : ve onları dahil edeceğiz, koyacağız
17. zıllen : gölge
18. zalîlen : devamlı ve güzel gölgeli

İnnallâhe ye’murukum en tueddûl emânâti ilâ ehlihâ ve izâ hakemtum beynen nâsi en tahkumû bil adl(adli). İnnallâhe niımmâ yeızukum bihî. İnnallâhe kâne semîan basîrâ(basîran).


1. inne : muhakkak
2. allâhe : Allah
3. ye'muru-kum : size emrediyor
4. en tueddû : iade etmeniz, teslim etmeniz
5. el emânâti : emanetler
6. ilâ : ... e
7. ehli-hâ : onun ehli, sahibi
8. ve izâ : ve o zaman, olunca
9. hakemtum : siz hakemlik yaptınız, hüküm verdiniz
10. beyne : arasında
11. en nâsi : insanlar
12. en tahkumû : hükmetmeniz
13. bi el adli : adalet ile
14. niımmâ : ne güzel
15. yeızu-kum : size vazeder, öğüt verir, nasihat eder
16. bi-hî : onunla
17. kâne : oldu
18. semîan : en iyi işiten
19. basîran : en iyi gören

Yâ eyyuhâllezîne âmenû atîûllâhe ve atîûr resûle ve ulil emri minkum, fe in tenâza’tum fî şey’in fe ruddûhu ilâllâhi ver resûli in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhir(âhiri). Zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ(te’vîlen).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. atîû : itaat edin
5. allâhe : Allah
6. er resûle : resûl
7. ve ulî el emri : ve idareciler, komutanlar
8. min-kum : sizden
9. fe in : fakat eğer
10. tenâza'tum : nizaya, anlaşmazlığa, ihtilâfa düştünüz
11. : içinde, vardır
12. şey'in : bir şey
13. fe : o zaman, böylece
14. ruddû-hu : onu arz edin, götürün
15. ilâ allâhi : Allah'a, Allah'a ait
16. ve er resûli : ve resûle, elçi
17. in kuntum : eğer siz iseniz
18. tu'minûne : îmân ediyorsunuz
19. bi allâhi : Allah'a
20. ve el yevmi el âhiri : ve son gün, ve sonraki gün, ruhun Allah'a ulaşma günü
21. zâlike : işte bu, bu
22. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
23. ve ahsenu : ve daha güzel, en güzel
24. te'vîlen : te'vil, yorum bakımından

E lem tera ilâllezîne yez’umûne ennehum âmenû bimâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablike yurîdûne en yetehâkemû ilât tâgûti ve kad umirû en yekfurû bihî. Ve yurîduş şeytânu en yudıllehum dalâlen baîdâ(baîden).


1. e :
2. lem tera : sen görmedin
3. ilâ ellezîne : o kimseleri, onları
4. yez'umûne : zanda bulunuyorlar, zannediyorlar
5. enne-hum : onların ..... olduğunu
6. âmenû : îmân ettiler
7. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
8. unzile : indirildi
9. ileyke : sana
10. ve mâ : ve şey
11. min kabli-ke : senden önce
12. yurîdûne : isterler, istiyorlar
13. en yetehâkemû : muhakeme olmak
14. ilâ et tâgûti : şeytan ve onun avanesi
15. ve kad : ve olmuştur
16. umirû : emrolundular
17. en yekfurû : inkâr etmeleri
18. bi-hi : onunla
19. ve yurîdu : ve diler, ister
20. eş şeytânu : şeytan
21. en yudılle-hum : onları dalâlete düşürmek, saptırmak
22. dalâlen : dalâlet
23. baîden : uzak

Ve izâ kîle lehum teâlev ilâ mâ enzelallâhu ve ilâr resûli raeytel munâfıkîne yesuddûne anke sudûdâ(sudûden).


1. ve izâ : ve o zaman, olunca
2. kîle : denildi
3. lehum : onlarındır, onlar için vardır
4. teâlev : gelin
5. ilâ : ... e
6. : olmadı
7. enzele : indirdi
8. allâhu : Allah
9. ve ilâ : ve ...'a
10. er resûli : Resûl
11. raeyte : sen gördün
12. el munâfıkîne : münafıklar, iki yüzlüler
13. yasuddûne : yüz çevirip ayrılırlar
14. an-ke : senden
15. sudûden : yüz çevirerek

Ve keyfe izâ esâbethum musîbetun bimâ kaddemet eydîhim summe câûke yahlıfûne billâhi in eradnâ illâ ihsânen ve tevfîkâ(tevfîkan).


1. fe : o zaman, böylece
2. keyfe : nasıl
3. izâ : olduğu zaman
4. esâbet-hum : onlara isabet etti
5. musîbetun : bir musîbet
6. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
7. kaddemet : takdim etti
8. eydî-him : onların elleri, kendi elleri
9. summe : sonra
10. câû-ke : sana geldiler
11. yahlıfûne : yemin ederler
12. bi allâhi : Allah'a
13. in .....(illâ) : sadece
14. eradnâ : biz istedik
15. (in)....illâ : sadece
16. ihsânen : ihsanda bulunmak, iyi davranmak
17. ve tevfîkan : ve birlik, arayı bulma, birleştirme

Ulâikellezîne ya’lemullâhu mâ fî kulûbihim fe a’rıd anhum vaızhum ve kul lehum fî enfusihim kavlen belîgâ(belîgan).


1. ulâike : işte onlar
2. ellezîne : ki onlar
3. ya'lemu : bilir
4. allâhu : Allah
5. : olmadı
6. fî kulûbi-him : onların kalplerinin içine, kalplerine
7. fe : o zaman, böylece
8. a'rıd : yüz çevir
9. an-hum : onlardan
10. vaız-hum : onlara vaaz et, öğüt ver, nasihat et
11. ve kul : ve de, söyle
12. lehum : onlarındır, onlar için vardır
13. fî enfusi-him : nefslerinde, içlerinde
14. kavlen : söz
15. belîgan : beliğ, açık, tesirli, güzel

Ve mâ erselnâ min resûlin illâ li yutâa bi iznillâh(iznillâhi). Ve lev ennehum iz zalemû enfusehum câûke festagferûllâhe vestagfera lehumur resûlu le vecedûllâhe tevvâben rahîmâ(rahîmen).


1. ve : ve
2. mâ erselnâ : göndermedik
3. min resûlin : bir resûl, bir elçi
4. illâ : ancak, sadece
5. li : ... e, için
6. yutâa : itaat edilsin
7. bi izni : izniyle
8. allâhi : Allah
9. ve lev : ve şâyet, eğer
10. enne-hum : onların ..... olduğunu
11. iz : olmuştu, olduğu zaman
12. zalemû : zulmettiler
13. enfuse-hum : kendileri
14. câû-ke : sana geldiler
15. fe : o zaman, böylece
16. istagferû : istiğfar ettiler, tövbe ettiler, mağfiret dilediler
17. allâhe : Allah
18. Vestagfera (ve istagfera) : ve istiğfar etti, tövbe etti, mağfiret diledi
19. lehum : onlarındır, onlar için vardır
20. er resûlu : resûl
21. le vecedû : mutlaka buldular
22. tevvâben : tövbeleri kabul eden
23. rahîmen : Rahîm olan

Fe lâ ve rabbike lâ yu’minûne hattâ yuhakkimûke fîmâ şecera beynehum, summe lâ yecidû fî enfusihim haracen mimmâ kadayte ve yusellimû teslîmâ(teslîmen).


1. fe lâ : artık hayır
2. ve rabbi-ke : Rabbine andolsun
3. lâ yu'minûne : âmenû olmazlar (Allah'a ulaşmayı dilemezler)
4. hattâ : olana kadar, olmadıkça
5. yuhakkimû-ke : seni hakem tayin ederler
6. fî-mâ : o şey hakkında
7. şecera : çekiştiler
8. beyne-hum : onların araları
9. summe : sonra
10. lâ yecidû : bulmazlar
11. fî enfusi-him : nefslerinde, içlerinde
12. haracen : darlık, sıkıntı
13. mimmâ (min mâ) : şeyden
14. kadayte : sen hüküm verdin
15. ve yusellimû : ve teslim olurlar
16. teslîmen : tam bir teslimiyetle

Ve lev ennâ ketebnâ aleyhim enıktulû enfusekum evihrucû min diyârikum mâ fealûhu illâ kalîlun minhum. Ve lev ennehum fealû mâ yûazûne bihî le kâne hayran lehum ve eşedde tesbîtâ(tesbîten).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. ennâ : nasıl
3. ketebnâ : yazdık
4. aleyhim : onlara, onların üzerine
5. en : olmak
6. uktulû : öldürün
7. enfuse-kum : kendi nefsleriniz, kendiniz
8. ev : veya
9. uhrucû : çıkın
10. min : den
11. diyâri-kum : sizin (kendi) yurtlarınız, yurtlarınız
12. mâ fealû-hu : onu yapmadılar
13. illâ : ancak, sadece
14. kalîlun : az
15. min-hum : onlardan
16. enne-hum : onların ..... olduğunu
17. fealû : yaptılar
18. : olmadı
19. yûazûne : vaaz edilir, öğüt verilir
20. bi-hî : onunla
21. le : mutlaka, elbette, muhakkak
22. kâne : oldu
23. hayran : bir hayır
24. lehum : onlarındır, onlar için vardır
25. ve eşedde : ve daha şiddetli, daha kuvvetli, daha sağlam
26. tesbîten : tesbit, sebat bakımından

Ve izen le âteynâhum min ledunnâ ecran azîmâ(azîmen).


1. ve izen : ve o zaman, ...olunca, ...olsaydı
2. le âteynâ-hum : elbette, mutlaka onlara verdik
3. min ledun-nâ : katımızdan
4. ecran : ecir, karşılık, mükâfat
5. azîmen : büyük

Ve le hedeynâhum sırâtan mustekîmâ(mustekîmen).


1. ve le : ve elbette, mutlaka
2. hedeynâ-hum : onları hidayet erdirdik, ....'a hidayet ettik, ilettik
3. sırâtan mustekîmen : Sıratı Mustakîm, Allah'a ulaştıran yola

Ve men yutiıllâhe ver resûle fe ulâike meallezîne en’amellâhu aleyhim minen nebiyyîne ves sıddîkîne veş şuhedâi ves sâlihîn(sâlihîne), ve hasune ulâike rafîkâ(rafîkan).


1. ve men : ve kim
2. yutiı : itaat eder
3. allâhe : Allah
4. ve er resûle : ve resûle, elçiye
5. fe : o zaman, böylece
6. ulâike : işte onlar
7. mea : beraber
8. ellezîne : ki onlar
9. en'ame : ni'met verdi
10. allâhu : Allah
11. aleyhim : onlara, onların üzerine
12. min en nebiyyîne : nebilerden, peygamberlerden
13. ve es sıddîkîne : ve sıddîklar
14. ve eş şuhedâi : ve şehitler
15. ve es sâlihîne : ve salihler
16. ve hasune : ne güzel
17. rafîkan : arkadaş olarak, arkadaş

Zâlikel fadlu minallâh(minallâhi). Ve kefâ billâhi alîmâ(alîmen).


1. zâlike : işte bu, bu
2. el fadlu : fazl, büyük ihsan
3. min allâhi : Allah'tan
4. ve kefâ bi : ve kâfidir
5. allâhi : Allah
6. alîmen : alim, en iyi bilen

Yâ eyyuhâllezîne âmenû huzû hızrakum fenfirû subâtin evinfirû cemîâ(cemîan).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. huzû : alın, sarılın, kendinize maledin
5. hızra-kum : silahlarınız (muhimmatınız, techizatınız)
6. fe : o zaman, böylece
7. infirû : savaşa çıkın
8. subâtin : bölük bölük, bölükler halinde
9. ev : veya
10. cemîan : hepsi

Ve inne minkum le men le yubattienn(yubattienne), fe in esâbetkum musîbetun kâle kad en’amallâhu aleyye iz lem ekun meahum şehîdâ(şehîden).


1. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
2. min-kum : sizden
3. le men : elbette, mutlaka o kimseler
4. le yubattienne : mutlaka yavaş davranır
5. fe in : fakat eğer
6. esâbet-kum : size isabet etti
7. musîbetun : bir musîbet
8. kâle : dedi
9. kad : oldu, olmuştu
10. en'ame : ni'met verdi
11. allâhu : Allah
12. aleyye : bana
13. iz : olmuştu, olduğu zaman
14. lem ekun : ben olmadım
15. mea-hum : onların yanında
16. şehîden : şahit

Ve le in esâbekum fadlun minallâhi le yekûlenne ke en lem tekun beynekum ve beynehu meveddetun yâ leytenî kuntu meahum fe efûze fevzen azîmâ(azîmen).


1. ve le in : ve eğer gerçekten olursa
2. esâbe-kum : size isabet etti
3. fadlun : bir fazl
4. min allâhi : Allah'tan
5. le yekûlenne : mutlaka der
6. ke : gibi
7. en lem tekun : olmadı, olmamış
8. beyne-kum : sizin aranızda
9. ve beyne-hu : ve onun arasında
10. meveddetun : dostluk, yakınlık, tanışma, görüşme
11. yâ leyte-nî : keşke ben
12. kuntu : oldum
13. mea-hum : onların yanında
14. fe : o zaman, böylece
15. efûze : fevz (kurtuluş ve ganimet) kazanırım
16. fevzen : fevz, kurtuluş
17. azîmen : büyük

Felyukâtil fî sebîlillâhillezîne yeşrûnel hayâted dunyâ bil âhirah(âhirati). Ve men yukâtil fî sebîlillâhi fe yuktel ev yaglib fe sevfe nu’tîhi ecran azîmâ(azîmen).


1. fe : o zaman, böylece
2. li yukâtil : savaşsınlar
3. fî sebîli : yolda
4. allâhi : Allah
5. ellezîne : ki onlar
6. yeşrûne : satarlar
7. el hayâte : hayat
8. ed dunyâ : dünya
9. bi el âhirati : ahreti
10. ve men : ve kim
11. yukâtil : savaşır
12. yuktel : öldürülür
13. ev : veya
14. yaglib : galip gelir
15. sevfe : yakında, ileride
16. nu'tî-hi : ona vereceðiz
17. ecren : ecir, karşılık, mükâfat
18. azîmen : büyük

Ve mâ lekum lâ tukâtilûne fî sebîlillâhi vel mustad’afîne miner ricâli ven nisâi vel vildânillezîne yekûlûne rabbenâ ahricnâ min hâzihil karyetiz zâlimi ehluhâ, vec’al lenâ min ledunke veliyyâ(veliyyen), vec’al lenâ min ledunke nasîrâ(nasîran).


1. ve mâ : ve şey
2. lekum : sizin için, size
3. lâ tukâtilûne : savaşmıyorsunuz
4. fî sebîli allâhi : Allah'ın yolunda
5. ve el mustad'afîne : ve güçsüz, zayıf olanlar
6. min er ricâli : erkeklerden
7. ve en nisâi : ve kadınlar
8. ve el vildâni : ve evlatlar, çocuklar
9. ellezîne : ki onlar
10. yekûlûne : derler
11. rabbe-nâ : Rabbimiz
12. ahric-nâ : bizi çıkar
13. min hâzihi : bundan
14. el karyeti : karye, kasaba
15. ez zâlimi : zalim
16. ehlu-hâ : onun ahalisi, halkı
17. ve ic'al : ve kıl, gönder
18. lenâ : bizim
19. min ledun-ke : senin katından