Doğrusu biz Nuh'u, “Kendilerine can yakıcı bir azap gelmezden önce milletini uyarsın” diye kavmine (peygamber olarak) gönderdik.

Nuh, şöyle dedi: “Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.”

(3-4) “Yalnız Allah'a kulluk edin, O'na karşı gelmekten sakının ve bana uyun ki, günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir vakte, yani ölüm anına kadar azap çektirmeksizin hayatta bıraksın. Çünkü Allah'ın takdir ettiği ecel (ölüm) gelince, asla ertelenmez. Keşke bunu bilseniz (de imam etseniz)!

(3-4) “Yalnız Allah'a kulluk edin, O'na karşı gelmekten sakının ve bana uyun ki, günahlarınızı affetsin ve sizi belirli bir vakte, yani ölüm anına kadar azap çektirmeksizin hayatta bıraksın. Çünkü Allah'ın takdir ettiği ecel (ölüm) gelince, asla ertelenmez. Keşke bunu bilseniz (de imam etseniz)!

(5-6) Nuh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim. Fakat benim davetim ancak onların (imandan) kaçışını artırdı.”

(5-6) Nuh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim. Fakat benim davetim ancak onların (imandan) kaçışını artırdı.”

“Doğrusu ben senin onları bağışlaman için kendilerini her çağrışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, (beni görmemek için) elbiselerine büründüler, (hakka karşı) direndiler, büyük bir kibir gösterdiler.”

“Sonra onları daha açık bir şekilde davet ettim.”

“Daha sonra (davamı) onlara hem açıktan açığa tebliğ ettim, hem de gizliden gizliye kendileriyle konuştum.”

Dedim ki: “Rabbinizden günahlarınızın bağışlanmasını dileyin. Çünkü O, çok bağışlayandır.”

(11-12) “(Öyle yapın ki,) Üzerinize gökten sağanak (bol miktarda yağmur) yağdırsın. Sizi mallar ve oğullarla güçlendirsin. Size (ürün yüklü) bağlar, bahçeler, ırmaklar versin.”

(11-12) “(Öyle yapın ki,) Üzerinize gökten sağanak (bol miktarda yağmur) yağdırsın. Sizi mallar ve oğullarla güçlendirsin. Size (ürün yüklü) bağlar, bahçeler, ırmaklar versin.”

(13-14) “Size ne oluyor da, Allah'ın büyüklüğünü takdir etmiyorsunuz? Hâlbuki O, sizi türlü türlü evrelerden geçirerek yaratmıştır.”

(13-14) “Size ne oluyor da, Allah'ın büyüklüğünü takdir etmiyorsunuz? Hâlbuki O, sizi türlü türlü evrelerden geçirerek yaratmıştır.”

“Görmediniz mi, Allah yedi göğü ahenkli bir bütün olarak nasıl yarattı?”

“Aralarında aya aydınlık verdi ve güneşin ışık saçmasını sağladı.”

“Allah, bitkilerde olduğu gibi sizi de (babanız Âdem'i) yerden bitirdi (yarattı.)”

“Sonra sizi (ölünce) yine oraya geri döndürecek ve sizi (kabirlerden) bir çıkarışla diriltip çıkaracaktır.”

(19-20) “Allah yeryüzünü üzerinde geniş yollardan yürüyüp geçebilesiniz (diye) sizin için bir döşek (yerleşim yeri) yaptı.”

(19-20) “Allah yeryüzünü üzerinde geniş yollardan yürüyüp geçebilesiniz (diye) sizin için bir döşek (yerleşim yeri) yaptı.”

Nuh (Allah'a yönelerek) dedi ki: “Rabbim, gerçekten onlar bana karşı geldiler. Malı ve çocuğu kendi hüsranını artıran (varlıklı ve şımarık) kimselere uydular.”

“Ve büyük hileli tuzaklar, düzenler kurdular.”

Bir de şöyle dediler: “Sakın ilâhlarınızı (tapındığınız putları) bırakmayın! Hele (en büyükleri olan) Vedd'i, Suva'ı, Yeğûs'u, Ye'ûk'u, Nesr'i, asla bırakmayın!”

“Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Madem öyle yaptılar, sen de bu zalimlerin şaşkınlığını artır.”

Bunlar, hataları (inkâr ve isyanları) yüzünden (tufan ile) suda boğuldular, sonra ateşe sokuldular (cehenneme girdiler). O zaman da Allah'ın dışında hiçbir yardımcı bulamadılar.

Nuh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! İnkârcılardan hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!”

“Çünkü sen onları bırakırsan, sana kulluk edenleri hep saptırmaya çalışırlar ve yalnızca fesada ve inkâra sebep olurlar.

“Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla! Zalimlerin de ancak helâkini arttır.”