Er rahmân(rahmânu).


1. er rahmânu : Rahmân

Allemel kur’ân(kur’âne).


1. alleme : öğretti
2. el kur'âne : Kur'ân

Halakal insân(insâne).


1. halaka : yarattı
2. el insâne : insana

Allemehul beyân(beyâne).


1. alleme-hu : ona öğretti
2. el beyâne : beyan etme, açıklama, ifade edebilme

Eş şemsu vel kameru bi husbân(husbânin).


1. eş şemsu : güneş
2. ve el kameru : ve ay
3. bi : ile, ... e
4. husbânin : hesaplar

Ven necmu veş şeceru yescudân(yescudâni).


1. ve en necmu : ve yıldız(lar)
2. ve eş şeceru : ve ağaçlar
3. yescudâni : ikisi secde eder

Ves semâe refeahâ ve vedaal mîzân(mîzâne).


1. ve es semâe : ve sema, gökyüzü
2. refea-hâ : onu yükseltti
3. ve vadaa : koydu, ortaya koydu, vazetti, dizayn etti
4. el mîzâne : mizan, ölçü

Ellâ tatgav fîl mîzân(mîzâni).


1. ellâ : ... olmama, ... olamama
2. tatgav : haddi aşmayınız
3. : içinde, vardır
4. el mîzâni : mizan

Ve ekîmul vezne bil kıstı ve lâ tuhsırûl mîzân(mîzâne).


1. ve ekîmû : ve ikame edin, gereği üzere yerine getirin
2. el vezne : tartı
3. bi : ile, ... e
4. el kıstı : adalet
5. ve lâ tuhsirû : ve eksiltmeyin
6. el mîzâne : mizan, ölçü

Vel arda vedaahâ lil enâm(enâmi).


1. ve el arda : ve arz, yeryüzü
2. vadaa-hâ : koydu, ortaya koydu, vazetti, dizayn etti
3. li el enâmi : hayvanlar için

Fîhâ fâkihetun vennahlu zâtul ekmâm(ekmâmi).


1. fî-hâ : orada
2. fâkihetun : yemiş, meyve
3. ve en nahlu : ve hurma (ağaçları)
4. zâtu : sahip
5. el ekmâmi : tomurcuk

Vel habbu zul asfi ver reyhân(reyhânu).


1. ve el habbu : ve taneler
2. : sahip
3. el asfi : yaprak
4. ve er reyhânu : ve güzel kokulu bitkiler

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Halakal insâne min salsâlin kel fehhâr(fehhâri).


1. halaka : yarattı
2. el insâne : insana
3. min : den
4. salsâlin : toprak (inorganik maddeler) ve su karışımından meydana gelmiş, zamanla sıcakta suyu uçup kurumuş ve içinde havanın dolaşabileceği, sese dönüşebileceği boşluk olan cisim (Al-i İmran-59, Rahmân-14)
5. ke : gibi
6. el fahhâri : nemli topraktan yapılıp, pişirilen (ısıtılarak kurutulan) ve çın çın ses veren testi benzeri kap

Ve halakal cânne min mâricin min nâr(nârin).


1. ve halaka : yarattı
2. el cânne : cinler
3. min mâricin : parlak, dumanı olmayan alevden
4. min nârin : ateşten

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Rabbul meşrikayni ve rabbul magribeyn(magribeyni).


1. rabbu : Rab
2. el meşrikayni : iki doğu
3. ve rabbu : ve Rabbi
4. el magribeyni : iki batı

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Merecel bahreyni yeltekıyân(yeltekıyâni).


1. merece : akıttı
2. el bahreyni : iki deniz
3. yeltekıyâni : ikisi karşılaşacak, birbirine kavuşacak

Beynehumâ berzehun lâ yebgıyân(yebgıyâni).


1. beyne-humâ : onların ikisinin arası
2. berzehun : berzah, engel
3. lâ yebgiyâni : ikisi birbirlerinin sınırını geçemez

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Yahrucu min humel lûluu vel mercân(mercânu).


1. yahrucu : çıkar
2. min-humâ : onlardan (o ikisinden)
3. el lu'luu : inci
4. ve el mercânu : ve mercan

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Ve lehul cevâril munşeâtu fîl bahri kel alâm(alâmi).


1. ve lehu : ve onun vardır
2. el cevâri : gemiler
3. el munşeâtu : (yüksek) inşa edilmiş, büyük
4. fî el bahri : denizde
5. ke el a'lâmi : koca dağlar gibi

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Kullu men aleyhâ fân(fânin).


1. kullu men : bütün kişiler, bütün bilinçli varlıklar, bütün insanlar ve bütün cinler, herkes
2. aleyhâ fânin : fanilik üzeredir, yok olucudur

Ve yebkâ vechu rabbike zûl celâli vel ikrâm(ikrâmi).


1. ve yebkâ : ve bâki kalacaktır, bâkidir
2. vechu : yüz
3. rabbi-ke : senin Rabbin
4. : sahip
5. el celâli : celâl
6. ve el ikrâmi : ve ikram

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Yes’ eluhu men fis semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.


1. yes'elu-hu : ondan ister
2. men : kimse, kişi
3. fî es semâvâti : semâlarda, göklerde
4. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
5. kulle : bütünüyle,hepsi, tamamen
6. yevmin : gün
7. huve : o
8. fî şe'nin : bir halde, iş üzerinde, bir durumda

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Se nefrugu lekum eyyuhes sekalân(sekalâni).


1. se nefrugu : yakında ilgileneceğiz
2. lekum : sizin için, size
3. eyyuhâ : ey
4. es sekalâni : ağırlık sahibi olan iki toplum kendi âlemlerinde fizik ağırlığı ve bilinçli varlıklar olmaları sebebiyle, ağır sorumluluğu olan insanlar ve cinler

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Yâ ma'şerel cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzû min aktâris semâvâti vel ardı fenfuz(fenfuzû), lâ tenfuzûne illâ bi sultân(sultânin).


1. : ey
2. ma'şere : topluluk
3. el cinni : cinler
4. ve el insi : ve insan
5. in isteta'tum : eğer gücünüz yetiyorsa
6. en tenfuzû : nüfuz etmek, nüfuz ederek geçmek, çıkmak
7. min aktâri : çapından, çaplarından
8. es semâvâti : semalar, gökler
9. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
10. fe unfuzû : o halde, haydi
11. lâ tenfuzûne : nüfuz edemezsiniz, geçip çıkamazsınız
12. illâ : ancak, sadece
13. bi sultânin : bir delil, bir sultan, bir mucize

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Yurselu aleykumâ şuvâzun min nârin ve nuhâsun fe lâ tentesırân(tentesırâni).


1. yurselu : gönderilir
2. aleykumâ : siz ikinizin (iki toplumun) üzerine
3. şuvâzun : alev
4. min nârin : ateşten
5. ve nuhâsun : ve duman
6. fe : o zaman, böylece
7. lâ tentesirâni : ikiniz (iki toplum) yardımlaşamazsınız (kurtulamazsınız)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Fe îzen şakkatis semâu fe kânet verdeten keddihân(keddihâni).


1. fe izâ : sonra, daha sonra ...olduğu zaman
2. inşakkati : yarıldı
3. es semâu : sema, gök
4. fe kânet : o zaman oldu, idi
5. verdeten : kırmızı gül
6. ke ed dihâni : erimiş yağ gibi

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Fe yevme îzin lâ yus’elu an zenbihî insun ve lâ cânn(cânnun).


1. fe : o zaman, böylece
2. yevme : o gün
3. izin : izin
4. lâ yus'elu : mesul değildir, sorumlu olmaz
5. an zenbi-hî : günahından
6. insun : insanlar
7. ve lâ : ve olmaz, olmasın
8. cânnun : yılan

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Yu’reful mucrımûne bi sîmâhum fe yu’hazu bin nevâsî vel akdâm(akdâmi).


1. yu'refu : tanınır
2. el mucrimûne : mücrimler, günahkârlar
3. bi-sîmâ-hum : simalarından
4. fe : o zaman, böylece
5. yu'hazu : yakalanır
6. bi : ile, ... e
7. en nevâsî : alınlar
8. ve el akdâmi : ve ayaklar

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Hâzihî cehennemulletî yukezzibu bi hel mucrimûn(mucrimûne).


1. hâzihî : bu
2. cehennemu : cehennem
3. elletî : ki o
4. yukezzibu : yalanlandı, yalanladı
5. bi-hâ : onu
6. el mucrimûne : mücrimler, günahkârlar

Yetûfûne beynehâ ve beyne hamîmin ân(ânin).


1. yetûfûne : onlar dönüp dolaşırlar
2. beyne-hâ : onun (kendisi ile) arasında
3. ve beyne : ve arasını
4. hamîmin : samimi
5. ânin : çok sıcak, kızgın

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Ve li men hâfe makâme rabbihî cennetân(cennetâni).


1. ve li men : ve kimse için vardır
2. hâfe : korktu
3. makâme : makam
4. rabbi-hî : onun Rabbi
5. cennetâni : iki bahçe

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Zevâtâ efnân(efnânin).


1. zevâtâ : ikisi sahiptir
2. efnânin : fenler, çeşitli bilimsel (sanatsal) güzellikler, çeşitli ağaçlar

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Fîhi mâ aynâni tecriyân(tecriyâni).


1. fî himâ : ikisinde vardır
2. aynâni : iki pınar
3. tecriyâni : ikisi akar

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Fîhi mâ min kulli fâtihetin zevcân(zevcâni).


1. fî himâ : ikisinde vardır
2. min : den
3. kulli : hepsi, her
4. fâkihetin : meyve
5. zevcâni : iki çift

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Muttekiîne alâ furuşin betâinuhâ min istebrak(istebrakin), ve cenel cenneteyni dân(dânin).


1. muttekiîne : yaslanırlar
2. alâ : üzere, üzerinde, ... e
3. furusin : yataklar, döşekler
4. betâinu-hâ : onun iç kısımları, astarları
5. min istebrakin : atlas ipekten
6. ve cene : ve ağaçlardan devşirilen meyveler
7. el cenneteyni : iki bahçe
8. dânin : yakın

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Fîhinne kâsirâtut tarfi lem yatmishunne insun kablehum ve lâ cânn(cânnun).


1. fî hinne : onların içinde, onlarda
2. kâsirâtu : bakışlarını yalnız eşlerine hasreten
3. et tarfi : bakışlar
4. lem yatmis-hunne : onlara, kendilerine temas etmemiştir, dokunmamıştır
5. insun : insanlar
6. kable-hum : onlardan önce
7. ve lâ : ve olmaz, olmasın
8. cânnun : yılan

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Ke enne hunnel yâkûtu vel mercân(mercânu).


1. keenne : gibi
2. hunne : onlar
3. el yâkûtu : yakut
4. ve el mercânu : ve mercan

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Hel cezâul ihsâni illel ihsân(ihsânu).


1. hel :
2. cezâu : ceza
3. el ihsâni : ihsan
4. illâ : ancak, sadece
5. el ihsânu : ihsan

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Ve min dûnihimâ cennetân(cennetâni).


1. ve min dûni-himâ : ve bu ikisinden başka var
2. cennetâni : iki bahçe

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Mud hâmmetân(hâmmetâni).


1. mudhâmmetâni : ikisi de yemyeşil

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Fîhi mâ aynâni neddâhatân(neddâhatâni).


1. fî-himâ : ikisinde vardır
2. aynâni : iki pınar
3. naddâhatân : devamlı fışkırıp gürül gürül akan

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Fîhi mâ fâkihetun ve nahlun ve rummân(rummânun).


1. fî himâ : ikisinde vardır
2. fâkihetun : yemiş, meyve
3. ve nahlun : ve hurma(lar)
4. ve rummânun : ve nar(lar)

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Fîhinne hayrâtun hisân(hisânun).


1. fî hinne : onların içinde, onlarda
2. hayrâtun : hayırlı olanlar, şükür ve hamde vesile olanlar
3. hisânun : güzel olanlar, güzeller, güzel kadınlar

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Hûrun maksûrâtun fîl hiyâm(hiyâmi).


1. hûrun : huriler
2. maksûrâtun : korunmuş, himaye edilen, belli bir yerde ikâmet eden, dışarıda dolaşmayan
3. : içinde, vardır
4. el hiyâmi : otağlar, özel çadırlar, özel mekânlar

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Lem yatmishunne insun kablehum ve lâ cânn(cânnun).


1. lem yatmishunne : ne onlara temas etmemiştir, dokunmamıştır
2. insun : insanlar
3. kablehum : onlardan önce
4. ve lâ : ve olmaz, olmasın
5. cânnun : yılan

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Muttekiîne alâ refrefin hudrin ve abkariyyin hisân(hisânin).


1. muttekiîne : yaslanırlar
2. alâ : üzere, üzerinde, ... e
3. refrefin : yastıklar veya yüksek yataklar
4. hudrin : yeşil
5. ve abkariyyin : ve harikulâde güzel işlemeli döşekler
6. hisânin : güzel olanlar

Fe bi eyyi âlâi rabbikumâ tukezzibân(tukezzibâni).


1. fe : o zaman, böylece
2. bi eyyi : hangi, nerede
3. âlâi : ni'metler
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. tukezzibâni : ikiniz yalanlıyorsunuz

Tebârekesmu rabbike zîl celâli vel ikrâm(ikrâmi).


1. tebâreke : mübarek
2. ismu : isim, ad
3. rabbi- ke : senin Rabbin
4. : sahip
5. el celâli : celâl
6. ve el ikrami : ve ikram