Elif, Lam, Mim.

(2-5) Rumlar (Bizanslılar), yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar (İranlılara yenildiler). Ama onlar (bu) yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Karar yetkisi, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecekler. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

(2-5) Rumlar (Bizanslılar), yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar (İranlılara yenildiler). Ama onlar (bu) yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Karar yetkisi, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecekler. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

(2-5) Rumlar (Bizanslılar), yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar (İranlılara yenildiler). Ama onlar (bu) yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Karar yetkisi, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecekler. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

(2-5) Rumlar (Bizanslılar), yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar (İranlılara yenildiler). Ama onlar (bu) yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Karar yetkisi, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecekler. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

(Bu) Allah'ın vaadidir. Allah vaadinden asla dönmez. Ama insanların çoğu (bunu) bilmezler.

Onlar dünya hayatının yalnız görünen yüzünü tanırlar, ebedi ve nihai olandan ise tamamen habersizdirler.

Onlar, kendi nefislerinin (yaratılış incelikleri) hakkında hiç düşünmezler mi? Hem Allah, göklerde, yerde ve bu ikisi arasında bulunan her şeyi ancak hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yaratmıştır. Ama insanların çoğu Rablerine kavuşacaklarını inkâr ediyorlar.

Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin (yaptıkları yüzünden) nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar ki daha kudretliydiler, yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı ve dünyayı daha iyi imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişti. Allah onlara zulmetmiyordu, fakat onlar (isyan ettikleri ve hakka karşı direndikleri için) kendi kendilerine zulmediyordu.

Sonra, Allah'ın âyetlerini yalanlayarak ve onlarla alay ederek kötülük yapanların sonu çok kötü oldu.

Allah, mahlûkatı önce meydana getirir, (öldükten) sonra onu (mahşerde yaratıp) tekrar eder (diriltir). En sonunda da siz O'na döndürülürsünüz.

Kıyamet koptuğu zaman, suçlular ümitlerini bütünüyle yitirecekler.

Onların, Allah'a koştukları ortaklardan kendilerine arka çıkan da olmayacaktır. Artık onlar ortak koştukları şeyleri de inkâr edeceklerdir.

Ve kıyametin kopacağı gün, (mü'minler ve kâfirler) birbirlerinden ayrılacaklardır.

İnandıktan sonra doğru ve yararlı işler yapanlar (cennet bahçelerinden) bir mutluluk, esenlik bahçesinde ağırlanacaklardır.

Ayetlerimizi inkâr eden ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabın içine atılacaklardır.

Öyleyse akşam vaktine girdiğinizde (akşam ve yatsıda) ve sabah vaktine vardığınızda (sabahta) Allah'ın sınırsız şanını yüceltin (namaz kılın).

Göklerde ve yerde her türlü övgü O'na mahsustur. İkindi vaktinde de, öğleye girdiğiniz vakitte de (öğle ile ikindi namazını kılın ve Allah'ı tesbih edin).

O, ölüden diriyi meydana getirir, diriden de ölüyü meydana getirir. Toprağı öldükten sonra yeniden canlandıran O'dur. İşte sizler de (ölümden hayata) böyle çıkarılacaksınız.

Sizi topraktan yaratması, O'nun mucizevi işaretlerinden biridir. (Yaratıldıktan) sonra, birer insan olarak yeryüzüne yayılırsınız (beşeriyet olursunuz).

Kendileri ile huzur bulasınız diye size kendi (cinsi)nizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet var etmesi de O'nun (varlığının ve rahmetinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.

Göklerin ve yerin yaratılışı ile dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da O'nun (kudretinin) delillerindendir. Bilgi sahibi olanlar için bunda da ibretler vardır.

O'nun (kudretinin) delillerinden biri de, geceleyin veya gündüzün uyumanız ve O'nun geniş lütfundan geçim vesileleri aramanızdır. Elbette bunda işiten (gerçekleri duyan) bir toplum için ibretler vardır.

Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır.

Göklerin ve yerin O'nun buyruğu altında sapasağlam durması da O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Sonunda O sizi bir tek seslenişle yerden kalkmaya çağırdığında, hepiniz (yargılanmak üzere) ortaya çıkacaksınız.

Göklerde ve yerde olan her şey O'na aittir ve hepsi O'nun iradesine tabidir.

(Mahlukatı) yoktan var eden, (öldükten) sonra onu yeniden vücuda getirecek olan O'dur. Bu O'nun için pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce sıfatlar O'nundur. O, mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.

(Allah, mülkünde ortaksız olduğunu anlatmak için) size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Ellerinizin altında bulunan (köle ve hizmetçiler)de, size verdiğimiz rızıklarda, sizinle aynı haklara sahip, birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? İşte biz aklını kullanan bir toplum için âyetlerimizi böyle açıklıyoruz.

Fakat (inkâr ederek nefsine) zulmedenler hiçbir bilgiye dayanmaksızın kendi heveslerine uymuşlardır. (İnatları yüzünden) Allah'ın sapıklıkta bıraktığı kimseyi kim doğru yola iletebilir? Onların (Allah'ın azabından koruyacak) yardımcıları da yoktur.

Sen, batıl olan her şeyden uzaklaşarak yüzünü (özünü) kararlı bir şekilde (hak olan) dine çevir ve Allah'ın insanı yaratmasında esas kıldığı fıtrata uygun davran. Allah'ın (İslam'a kabiliyetli) yaratmasında bir değişiklik yoktur. İşte doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.

(31-32) (O halde batıl olan her şeyden yüz çevirerek yalnızca) O'na yönelin! O'na karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Namazınızı dosdoğru kılın ve O'ndan başkasına ilahlık yakıştıranlardan olmayın! İnançlarının bütünlüğünü bozarak parçalara bölünen ve her grubun yalnız kendi sahip olduğu (ilkelerle) övündüğü kimselerden olmayın!

(31-32) (O halde batıl olan her şeyden yüz çevirerek yalnızca) O'na yönelin! O'na karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Namazınızı dosdoğru kılın ve O'ndan başkasına ilahlık yakıştıranlardan olmayın! İnançlarının bütünlüğünü bozarak parçalara bölünen ve her grubun yalnız kendi sahip olduğu (ilkelerle) övündüğü kimselerden olmayın!

(33-34) İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O'na yalvarırlar. Sonra Rableri, onlara kendinden bir rahmet tattırınca, içlerinden bir grup kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük ederek, başka güçleri Rablerinin ilahlığına ortak koşarlar. Haydi! Bir süre eğlenin bakalım, yakında (Allah'tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yüklemenin ne olduğunu) bileceksiniz.

(33-34) İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, Rablerine yönelerek O'na yalvarırlar. Sonra Rableri, onlara kendinden bir rahmet tattırınca, içlerinden bir grup kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük ederek, başka güçleri Rablerinin ilahlığına ortak koşarlar. Haydi! Bir süre eğlenin bakalım, yakında (Allah'tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yüklemenin ne olduğunu) bileceksiniz.

Yoksa biz onlara, bizden başkasına kulluk yapmalarını söyleyen bir vahiy mi gönderdik?

İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Fakat kendi işledikleri (günahlar) yüzünden başlarına bir kötülük gelince de (Allah'ı unutup) ümitsizliğe düşerler.

Onlar, Allah'ın rızkı dilediğine bol ihsan ettiğini, dilediğine ölçülü ve idareli verdiğini görmezler mi? Bunda, kuşkusuz inanan insanlar için dersler vardır!

Öyle ise akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz faiz, Allah katında artmaz. Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekât böyle değildir. Zekât veren kimseler, (dünyada mallarının bereketini, ahirette ise sevaplarını) kat kat arttıranlardır.

Sizi yaratan, sonra size rızık veren, sonra sizi öldürecek ve daha sonra da diriltecek olan Allah'tır. (O'na) ortak koştuklarınız içinde, bunlardan herhangi birini yapabilen var mıdır? O, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir.

İnsanların bizzat kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulmalar olmuştur. (Kötü yoldan) dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.

De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin (yaptıkları yüzünden) sonlarının nasıl olduğuna bir bakın!” Onların çoğu Allah'a ortak koşan kimselerdi.

Öyleyse Allah tarafından, o geri dönüşü mümkün olmayan gün gelmeden önce, sen yüzünü (özünü) dosdoğru dine (İslam'a) yönelt! O gün insanlar (cennet ve cehennem halkı olarak) gruplara ayrılacaklardır.

Kim inkâr ederse, inkârı kendi aleyhinedir. Kim de faydalı bir eylemde bulunursa kendileri için (cennetteki yerlerini) hazırlamış olurlar.

Çünkü (Allah), inanıp doğru işler yapanları kendi lütfuyla ödüllendirecektir. Şüphesiz O, inkârcıları sevmez.

Rüzgârları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, size rahmetinden tattırması, emriyle gemilerin (nehirlerde, denizlerde) yol alması, O'nun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz Allah'ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir.

Ve andolsun ki, senden önce biz nice peygamberleri kendi kavimlerine gönderdik ve onlara apaçık mucizeler getirdiler. (Buna rağmen hakka karşı direnmeye devam ederek) suç işleyenlerden biz de intikam aldık (yaptıklarının karşılığını verdik). Çünkü inananları desteklemek, bize düşen bir haktı (borçtu).

Rüzgârları gönderip, bulutları yürüten, onları gökte dilediği gibi yayan ve yığan Allah'tır. Sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Derken onu kullarından dilediğine ulaştırınca hemen sevinirler.

Oysa onlar daha önce kendilerine yağmur yağdırılmadan evvel kesin bir ümitsizliğe kapılmışlardı.

(Ey insanoğlu!) Allah'ın rahmetinin işaretlerine bir bak. Nasıl yeri ölümden sonra diriltiyor? Şüphe yok ki, o ölüleri diriltir. O, her şeye gücü yetendir.

Şayet (topraklarını kavuran) bir rüzgâr göndersek ve (böylece) ekinlerinin sararmaya başladığını görseler, hemen (Allah'a karşı) nankörlük etmeye kalkışırlar!

Şüphesiz, sen ölülere söz dinletemezsin; arkasını dönüp giden sağırlara da çağrını duyuramazsın.

Ve sen, (kalp gözleri kapalı) körleri de sapıklıklarından çıkarıp yola getiremezsin. Sen ancak ayetlerimize (içtenlikle) inananlara işittirirsin de onlar Müslüman olurlar.

Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç takdir eden, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O her şeyi bilendir ve sınırsız güç sahibidir!

Kıyamet koptuğu gün, suçlular dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar dünyada da aldatılıp haktan böyle dönüyorlardı.

Kendilerine ilim ve iman nasip olanlar ise onlara şöyle diyecekler: “Andolsun, siz, Allah'ın kitabına (ilim ve kazasına/takdirine) göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bil(mek ve inanmak iste)miyordunuz.”

Zulmedenlere o gün mazeretleri bir fayda vermez, dertlerinin çaresine de bakılmaz.

Gerçekten biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun ki, eğer onlara bir ayet getirsen, o inkâr edenler yine: “Siz düzmece iddialarda bulunmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz!” derler.

Allah, (hakkın kıymetini) bilmeyenlerin (ve bilmek istemeyenlerin) kalplerini işte böyle mühürler.

O halde (Ey Resulüm! O inkârcıların eziyetlerine karşı) sen sabret! Allah'ın (kıyamet günü ile ilgili) vaadi kesinlikle doğrudur. İmanı kemale ermemiş olanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesin!