Elif lâm mîm.


1. _empty_ :

Gulibetir rûm(rûmu).


1. gulibeti : gâlip gelindi (mağlup oldu)
2. er rûmu : Rum

Fî ednel ardı ve hum min ba’di galebihim se yaglibûn(yaglibûne).


1. fî edne : yakında, daha yakında
2. el ardı : arz, yeryüzü
3. ve hum : ve onlar
4. min ba'di : sonradan, sonra
5. galebi-him : onların yenilmesi
6. se yaglibûne : gâlip gelecekler

Fî bıd’ı sinîn(sinîne), lillâhil emru min kablu ve min ba’d(ba’du), ve yevme izin yefrahul mu’minûn(mu’minûne).


1. : içinde, vardır
2. bıd'ı : birkaç (3 ila 9 arası)
3. sinîne : seneler
4. lillâhi (li allâhi) : Allah için, Allah'a
5. emru : emir, iş
6. min kablu : önceden, daha önce
7. ve min ba'du : ve sonra
8. ve yevme izin : ve izin günü
9. yefrahu : ferahlayacak, sevinecek
10. el mu'minûne : mü'minler

Bi nasrillâh(nasrillâhi), yansuru men yeşâ’(yeşâu), ve huvel azîzur rahîm(rahîmu).


1. bi : ile, ... e
2. nasrillâhi (nasri allâhi) : Allah'ın yardımı
3. yansuru : yardım eder
4. men yeşâu : dilediği kişi
5. ve huve : ve o
6. el azîzu : azîz, üstün
7. er rahîmu : Rahim esmasıyla tecelli eden

Va’dallâh(va’dallâhi), lâ yuhlifullâhu va’dehu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).


1. va'dallâhi (va'de allâhi) : Allah'ın vaadi
2. lâ yuhlifu (yuhlifullâhu: yuhlifu allâhu) : vaadinden dönmez, sözünde hilâf olmaz
3. allâhu : Allah
4. va'de-hu : onun vaadi
5. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
6. eksere : daha çok, çoğu
7. en nâsi : insanlar
8. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler

Ya’lemûne zâhiren minel hayâtid dunyâ, ve hum anil âhıreti hum gâfilûn(gâfilûne).


1. ya'lemûne : bilirler
2. zâhiren : açık, görünen, bilinen
3. min : den
4. el hayâti ed dunyâ : dünya hayatı
5. ve hum : ve onlar
6. anil âhıreti (an el âhireti) : ahiretten
7. hum : onlar
8. gâfilûne : gâfiller, gaflet içinde olanlar

E ve lem yetefekkerû fî enfusihim, mâ halakallâhus semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ illâ bil hakkı ve ecelin musemmâ(musemmen) ve inne kesîran minen nâsi bi likâi rabbihim le kâfirûn(kâfirûne).


1. e ve lem yetefekkerû : ve tefekkür etmiyorlar mı, düşünmüyorlar mı
2. fî enfusi-him : nefslerinde, içlerinde
3. mâ halaka : yarattığı şey
4. allâhu : Allah
5. es semâvâti : semalar, gökler
6. ve el arda : ve arz, yeryüzü
7. ve mâ : ve şey
8. beyne-humâ : onların ikisinin arası
9. illâ : ancak, sadece
10. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
11. ve ecelin : ve ecel, zaman, süre
12. musemmen : isimlendirilmiş, belirlenmiş
13. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
14. kesîran : çok
15. min en nâsi : insanlardan
16. bi likâi : kavuşmaya, ulaşmaya
17. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
18. le : mutlaka, elbette, muhakkak
19. kâfirûne : inkâr edenler

E ve lem yesîrû fîl ardı fe yenzurû keyfe kâne âkıbetullezîne min kablihim, kânû eşedde minhum kuvveten, ve esârûl arda ve amerûhâ eksera mimmâ amerûhâ ve câethum rusuluhum bil beyyinât(beyyinâti), fe mâ kânallâhu li yazlimehum ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn(yazlimûne).


1. e :
2. ve : ve
3. lem yesîrû : dolaşmıyorlar
4. fî el ardı : yeryüzünde
5. fe : o zaman, böylece
6. yenzurû : baksınlar
7. keyfe : nasıl
8. kâne : oldu
9. âkıbetu : âkibet, son, sonuç
10. ellezîne : ki onlar
11. min kabli-him : onlardan önce
12. kânû : oldular
13. eşedde : daha şiddetli, daha kuvvetli
14. min-hum : onlardan
15. kuvveten : kuvvet olarak
16. ve esârû : ve alt üst ettiler
17. el arda : arz, yeryüzü
18. ve amerû-hâ : ve onu imar ettiler
19. eksera : daha çok
20. mimmâ (min mâ) : şeyden
21. amerû-hâ : onu imar ettiler
22. ve câet-hum : ve onlara geldi
23. rusulu-hum : resûlleri
24. bi : ile, ... e
25. el beyyinâti : beyyineler, açık kanıtlar
26. mâ kâne : olmadı
27. allâhu : Allah
28. li : ... e, için
29. yazlime-hum : onlara zulmediyor
30. ve lâkin : ve lâkin, fakat
31. enfuse-hum : kendileri
32. yazlimûne : zulmediyorlar

Summe kâne âkıbetellezîne esâus sûâ en kezzebû bi âyâtillâhi ve kânû bihâ yestehziûn(yestehziûne).


1. summe : sonra
2. kâne : oldu
3. âkıbete : akıbet, sonuç
4. ellezîne : ki onlar
5. esâu : kötülük, fenalık yapanlar
6. es sûâ : en kötü, çok kötü
7. en kezzebû : yalanlamak, tekzip etmek
8. bi âyâtillâhi (âyâti allâhi) : Allah'ın âyetleri
9. ve : ve
10. kânû : oldular
11. bihâ : onunla, onu
12. yestehziûne : alay ediyorlar

Allâhu yebdeul halka summe yuîduhu summe ileyhi turceûn(turceûne).


1. allâhu : Allah
2. yebdeu : örneksiz, ilk defa yaratır
3. el halka : yaratma, halketme
4. summe : sonra
5. yuîdu-hu : ona döndürülür, iade olunur
6. ileyhi : ona
7. turceûne : döndürüleceksiniz

Ve yevme tekûmus sâatu yublisul mucrimûn(mucrimûne).


1. ve yevme : ve o gün
2. tekûmu : sen kıyam ediyorsun
3. es sâatu : o saat, o vakit
4. yublisu : ümidi keserler
5. el mucrimûne : mücrimler, günahkârlar

Ve lem yekun lehum min şurekâihim şufeâû ve kânû bi şurekâihim kâfirîn(kâfirîne).


1. ve : ve
2. lem yekun : olmayan
3. lehum : onlarındır, onlar için vardır
4. min : den
5. şurekâi-him : onların ortakları, şirk koştukları
6. şufeâû : şefaat edenler
7. ve kânû : ve oldular
8. bi : ile, ... e
9. kâfirîne : kâfirlik, kâfir olma

Ve yevme tekûmus sâatu yevmeizin yeteferrakûn(yeteferrakûne).


1. ve yevme : ve o gün
2. tekûmu : sen kıyam ediyorsun
3. es sâatu : o saat, o vakit
4. yevme izin : izin günü
5. yeteferrakûne : fırkalara ayrılırlar

Fe emmellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe hum fî ravdatin yuhberun(yuhberune).


1. fe : o zaman, böylece
2. emme : fakat, lâkin, amma
3. ellezîne : ki onlar
4. âmenû : îmân ettiler
5. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
6. hum : onlar
7. fî ravdatin : bahçede
8. yuhberune : sevindirilirler

Ve emmellezîne keferû ve kezzebû bi âyâtinâ ve likâil âhıreti fe ulâike fîl azâbi muhdarûn(muhdarûne).


1. ve : ve
2. emmâ : ama, ...ise
3. ellezîne : ki onlar
4. keferû : inkâr ettiler
5. ve kezzebû : ve yalanladılar
6. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
7. ve likâi : ve karşılaşma, kavuşma, ulaşma
8. el âhıreti : diğeri, sonraki
9. fe : o zaman, böylece
10. ulâike : işte onlar
11. : içinde, vardır
12. el azâbi : azap
13. muhdarûne : hazır bulundurulanlar

Fe subhânallâhi hîne tumsûne ve hîne tusbıhûn(tusbıhûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. subhâne : o sübhandır, bütün noksanlıklardan münezzehtir
3. allâhi : Allah
4. hîne : o vakit, o esnada, o sırada
5. tumsûne : akşam vaktine girdiniz
6. ve hîne : ve o zamanda, o hallerde
7. tusbıhûne : sabahladınız, sabah vaktine girdiniz

Ve lehul hamdu fîs semâvâti vel ardı ve aşiyyen ve hîne tuzhırûn(tuzhırûne).


1. ve lehu : ve onun vardır
2. el hamdu : hamd, övgü, sena, manevî ni'metlere şükür
3. : içinde, vardır
4. es semâvâti : semalar, gökler
5. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
6. ve aşiyyen : ve (günün sonu) akşamleyin
7. ve hîne : ve o zamanda, o hallerde
8. tuzhırûne : öğle vaktine girdiniz

Yuhricul hayye minel meyyiti ve yuhricul meyyite minel hayyi ve yuhyil arda ba’de mevtihâ, ve kezâlike tuhrecûn(tuhrecûne).


1. yuhricu : çıkarır
2. el hayye : diri, canlı
3. min el meyyiti : ölüden
4. ve yuhricu : ve çıkarır
5. el meyyite : ölü
6. min el hayyi : canlıdan
7. ve yuhyi : ve diriltir, hayat verir
8. el arda : arz, yeryüzü
9. ba'de : sonra
10. mevti-hâ : onun ölümü
11. ve kezâlike : ve bunun gibi, böylece
12. tuhrecûne : çıkarılacaksınız

Ve min âyâtihî en halakakum min turâbin summe izâ entum beşerun tenteşirûn(tenteşirûne).


1. ve min âyâti-hi : ve onun âyetlerinden
2. en halaka-kum : sizi yaratması
3. min turâbin : topraktan
4. summe : sonra
5. izâ : olduğu zaman
6. entum : sizi
7. beşerun : bir beşer, insan
8. tenteşirûne : siz yayılırsınız

Ve min âyâtihî en halaka lekum min enfusikum ezvâcen li teskunû ileyhâ ve ceale beynekum meveddeten ve rahmeh(rahmeten), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yetefekkerûn(yetefekkerûne).


1. ve min âyâti-hi : ve onun âyetlerinden
2. en halaka : yaratması
3. lekum : sizin için, size
4. min enfusi-kum : sizin içinizden
5. ezvâcen : eşler
6. li teskunû : sukûn bulmanız, dinlenmeniz için
7. ileyhâ : ona, onunla
8. ve ceale : ve kıldı, yaptı, var etti
9. beyne-kum : sizin aranızda
10. meveddeten : sevgi, dostluk bakımından
11. ve rahmeten : ve rahmet
12. inne : muhakkak
13. fî zâlike : bunda
14. le : mutlaka, elbette, muhakkak
15. âyâtin : âyetler
16. li kavmin : bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa
17. yetefekkerûne : tefekkür ederler

Ve min âyâtihî halkus semâvâti vel ardı vahtilâfu elsinetikum ve elvânikum, inne fî zâlike le âyâtin lil âlimîn(âlimîne).


1. ve min âyâti-hi : ve onun âyetlerinden
2. halku : yaratma, yaratış
3. es semâvâti : semalar, gökler
4. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
5. vahtilâfu (ve ihtilâfu) : ve muhtelif, çeşitli, farklı
6. elsineti-kum : sizin dilleriniz, lisanlarınız
7. ve elvâni-kum : ve sizin renkleriniz
8. inne : muhakkak
9. fî zâlike : bunda
10. le : mutlaka, elbette, muhakkak
11. âyâtin : âyetler
12. li el âlimîne : âlimler için

Ve min âyâtihî menâmukum bil leyli ven nehâri vebtigâukum min fadlih(fadlihi), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yesmeûn(yesmeûne).


1. ve min âyâti-hi : ve onun âyetlerinden
2. menâmu-kum : sizin uyumanız
3. bi el leyli : geceleyin, gece
4. ve en nehâri : ve gündüz
5. vebtigâu-kum (ve ibtigâu-kum) : ve sizin istemeniz
6. min fadli-hi : onun fazlından
7. inne : muhakkak
8. fî zâlike : bunda
9. le : mutlaka, elbette, muhakkak
10. âyâtin : âyetler
11. li kavmin : bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa
12. yesmeûne : işitirler

Ve min âyâtihî yurîkumul berka havfen ve tamaan, ve yunezzilu mines semâi mâen fe yuhyî bihil arda ba’de mevtihâ, inne fî zâlike le âyâtin li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).


1. ve min âyâti-hi : ve onun âyetlerinden
2. yurî-kum : size gösterir
3. el berka : şimşek
4. havfen : korkarak
5. ve tamaan : ve ümit ederek
6. ve yunezzilu : ve indiriyor
7. min es semâi : semadan, gökyüzünden
8. kânû : oldular
9. ya'melûne : yapıyorlar
10. yuhyî : diriltir
11. bihi : için, sizin
12. el arda : arz, yeryüzü
13. ba'de : sonra
14. mevti-hâ : onun ölümü
15. fî zâlike : bunda
16. le : mutlaka, elbette, muhakkak
17. âyâtin : âyetler
18. li kavmin : bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa
19. ya'kılûne : akıl ederler

Ve min âyâtihî en tekûmes semâu vel ardu bi emrih(emrihî), summe izâ deâkum da’veten minel ardı izâ entum tahrucûn(tahrucûne).


1. ve min : ve ...den, ...dan
2. âyâti-hi : onun âyetleri, mucizeleri
3. en tekûme : senin ikâme etmen (namaza durman), bulunman
4. es semâu : sema, gök
5. ve el ardu : ve yeryüzü (yedi kat yerler)
6. bi : ile, ... e
7. emiri-hi : onun emri
8. summe : sonra
9. izâ : olduğu zaman
10. deâ-kum : sizi çağırdı
11. da'veten : davet, bir tek davet, bir defa çağırma
12. min : den
13. el ardı : arz, yeryüzü
14. entum : sizi
15. tahrucûne : çıkacaksınız

Ve lehu men fîs semâvâti vel ard(ardı), kullun lehu kânitûn(kânitûne).


1. ve lehu : ve onun vardır
2. men : kimse, kişi
3. : içinde, vardır
4. es semâvâti : semalar, gökler
5. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
6. kullun : hepsi
7. lehu : ona ait, onun
8. kânitûne : kanitun olanlar, saygı ile huzurda

Ve huvellezî yebdeul halka summe yuîduhu, ve huve ehvenu aleyh(aleyhi), ve lehul meselul a’lâ fîs semâvâti vel ard(ardı), ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).


1. ve huve : ve o
2. ellezî : o ki, ki o
3. yebdeu : örneksiz, ilk defa yaratır
4. el halka : yaratma, halketme
5. summe : sonra
6. yuîdu-hu : ona döndürülür, iade olunur
7. ehvenu : daha kolay, çok kolay
8. aleyhi : ona, onun üzerine
9. ve lehu : ve onun vardır
10. el meselu : misal, durum, özellik
11. el a'lâ : üstün olan
12. : içinde, vardır
13. es semâvâti : semalar, gökler
14. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
15. el azîzu : azîz, üstün
16. el hakîmu : hüküm ve hikmet sahibi

: Darabe lekum meselen min enfusikum, hel lekum min mâ meleket eymânukum min şurekâe fî mâ rezaknâkum fe entum fîhi sevâun tehâfûnehum ke hîfetikum enfusekum, kezâlike nufassılul âyâti li kavmin ya’kılûn(ya’kılûne).


1. darabe : örnek verdi
2. lekum : sizin için, size
3. meselen : misal, örnek
4. min : den
5. enfusi-kum : sizin nefsleriniz, kendiniz
6. hel :
7. : olmadı
8. meleket : malik oldu, sahip oldu
9. eymânu-kum : (sizin) elinizin altındaki
10. şurekâe : ortaklar
11. : içinde, vardır
12. rezaknâ-kum : size rızık verdik, rızıklandırdık
13. fe : o zaman, böylece
14. entum : sizi
15. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
16. sevâun : eşittir, birdir
17. tehâfûne-hum : onlardan korkarsınız, çekinirsiniz
18. ke : gibi
19. hîfeti-kum : sizin korkmanız, çekinmeniz
20. enfuse-kum : kendi nefsleriniz, kendiniz
21. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
22. nufassılu : ayrı ayrı açıklıyoruz
23. el âyâti : âyetler
24. li kavmin : bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa
25. ya'kılûne : akıl ederler

Belittebeallezîne zalemû ehvâehum bi gayri ilm(ilmin), fe men yehdî men edallallâh(edallallâhu), ve mâ lehum min nâsırîn(nâsırîne).


1. bel : hayır, bilâkis
2. ittebea : tâbî oldu, uydu
3. ellezîne : ki onlar
4. zalemû : zulmettiler
5. ehvâe-hum : onların nefslerinin istekleri, hevaları
6. bi gayri : olmaksızın
7. ilmin : bir bilgi, bir ilim
8. fe : o zaman, böylece
9. men : kimse, kişi
10. yehdî : hidayet eder
11. edalle allâhu : Allah dalâlette bıraktı
12. ve : ve
13. : olmadı
14. lehum : onlarındır, onlar için vardır
15. min : den
16. nâsırîne : yardımcı

Fe ekim vecheke lid dîni hanîfâ(hanîfen), fıtratallâhilletî fataran nâse aleyhâ, lâ tebdîle li halkıllâh(halkıllâhi), zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseran nâsi lâ ya’lemûn(ya’lemûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. ekim : ikame et (kıyamda tut)
3. veche-ke : yüzünüzü
4. li ed dîni : dîne
5. hanîfen : hanîf olarak, tek Allah'a inanarak
6. fıtrata allâhi : Allah'ın fıtratı
7. elletî : ki o
8. fatara : yarattı
9. en nâse : insanlar
10. aleyhâ : onun üzerinde
11. lâ tebdîle : değişmez
12. li halkıllâhi (halkı allâhi) : Allah'ın yaratmasında
13. zâlike : işte bu, bu
14. ed dîn : dîn
15. el kayyimu : kayyum olan, ezelden ebede devam edecek olan
16. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
17. eksere : daha çok, çoğu
18. en nâsi : insanlar
19. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler

Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).


1. munîbîne : yönelenler, (yönelin)
2. ileyhi : ona
3. vettekûhu (ve ittekû-hu) : ve ona karşı takva sahibi olun
4. ve ekîmû : ve ikame edin, gereği üzere yerine getirin
5. es salâte : salat, namaz
6. ve lâ tekûnû : ve olmayın
7. min el muşrikîne : müşriklerden, Allah'a şirk koşanlardan

Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû şiyeâ(şiyean), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).


1. min ellezîne : o kimselerden, onlardan
2. ferrakû : fırkalara ayırdılar, tefrik ettiler
3. dîne-hum : onların dînleri, dînleri
4. ve kânû : ve oldular
5. şiyean : kısım kısım, bölük bölük
6. kullu : bütün hepsi
7. hızbin : grup
8. bimâ : şey ile
9. ledeyhim : onların yanında
10. ferihûne : ferahlarlar, sevinirler

Ve izâ messen nâse durrun deav rabbehum munîbîne ileyhi summe izâ ezâkahum minhu rahmeten izâ ferîkun minhum bi rabbihim yuşrikûn(yuşrikûne).


1. ve izâ messe : ve dokunduğu, isabet ettiği zaman
2. en nâse : insanlar
3. durrun : zarar
4. deav : davet ettiler, çağırdılar (istediler)
5. rabbe-hum : Rab'lerine
6. munîbîne : yönelenler, (yönelin)
7. ileyhi : ona
8. summe : sonra
9. izâ ezâka-hum : onlara tattırdığı zaman
10. min-hu : ondan
11. rahmeten : rahmet
12. izâ : olduğu zaman
13. ferîkun : bir fırka, bir grup
14. min-hum : onlardan
15. bi rabbi-him : Rab'lerine
16. yuşrikûne : ortak, şirk koşuyorlar

Li yekfurû bimâ âteynâhum, fe temetteû fe sevfe ta’lemûn(ta’lemûne).


1. li yekfurû : nankörlük etsinler
2. bimâ : şey ile
3. âteynâ-hum : biz onlara verdik
4. fe : o zaman, böylece
5. temetteû : faydalanın, metalanın (yaşayın)
6. sevfe : yakında, ileride
7. ta'lemûne : biliyorsunuz

Em enzelnâ aleyhim sultânen fe huve yetekellemu bimâ kânû bihî yuşrikûn(yuşrikûne).


1. em : yoksa, veya
2. enzelnâ : biz indirdik
3. aleyhim : onlara, onların üzerine
4. sultânen : sultân, delil
5. fe : o zaman, böylece
6. huve : o
7. yetekellemu : söylüyor, söyler
8. bimâ : şey ile
9. kânû : oldular
10. bihî : ona
11. yuşrikûne : ortak, şirk koşuyorlar

Ve izâ ezaknen nâse rahmeten ferihû bihâ, ve in tusıbhum seyyietun bimâ kaddemet eydîhim izâ hum yaknetûn(yaknetûne).


1. ve izâ ezaknâ : ve tattırdığımız zaman
2. en nâse : insanlar
3. rahmeten : rahmet
4. ferihû : sevinirler, ferahlanırlar
5. bihâ : onunla, onu
6. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
7. tusıb-hum : onlara isabet etti
8. seyyietun : seyyiat, bir kötülük
9. bimâ : şey ile
10. kaddemet : takdim etti
11. eydî-him : onların elleri, kendi elleri
12. izâ : olduğu zaman
13. hum : onlar
14. yaknetûne : ümitsizliğe düşerler

EE ve lem yerev ennellâhe yebsutur rızka li men yeşâu ve yakdir(yakdiru), inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yu’minûn(yu’minûne).


1. e ve lem yerev : görmüyorlar mı
2. enne : olduğunu
3. allah : Allah
4. yebsutu : genişletir
5. er rızka : rızık
6. li men : kimse(ler) için
7. yeşâu : diler
8. ve yakdiru : ve daraltır (az bir ölçü takdir eder)
9. inne : muhakkak
10. fî zâlike : bunda
11. le : mutlaka, elbette, muhakkak
12. âyâtin : âyetler
13. li kavmin : bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa
14. yu'minûne : îmân ederler

Fe âti zel kurbâ hakkahu vel miskîne vebnes sebîl(sebîli), zâlike hayrun lillezîne yurîdûne vechallâhi ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. âti : ver
3. : sahip
4. el kurbâ : yakınlar, akrabalar, hısımlar
5. hakka-hu : onun hakkını (birr, zekât, sadaka...)
6. ve el miskîne : ve miskinlere (çalışamayacak durumda olan ihtiyarlara)
7. vebnes sebîli (ve ibne es sebîli) : ve yolda olan
8. zâlike : işte bu, bu
9. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
10. li : ... e, için
11. ellezîne : ki onlar
12. yurîdûne : isterler, istiyorlar
13. vechallâhi (veche allâhi) : Allah'ın
14. ve ulâike : ve işte onlar
15. hum : onlar
16. el muflihûne : felâha erenler, kurtuluşa erenler

Ve mâ âteytum min riben li yerbuve fî emvâlin nâsi fe lâ yerbû indallâh(indallâhi), ve mâ âteytum min zekâtin turîdûne vechallâhi fe ulâike humul mud’ıfûn(mud’ıfûne).


1. ve mâ âteytum : ve size verdiğiniz şey
2. min riben : ribadan, faizden
3. li yerbuve : artsın diye
4. : içinde, vardır
5. emvâli : mallar
6. en nâsi : insanlar
7. fe : o zaman, böylece
8. lâ yerbû : artmaz
9. indallâhi (inde allâhi) : Allah'ın katı
10. min zekâtin : zekâttan
11. turîdûne : istiyorsunuz
12. vechallâhi (veche allâhi) : Allah'ın
13. ulâike : işte onlar
14. hum : onlar
15. el mudıfûne : kat kat arttıranlar

Allâhullezî halakakum summe rezekakum summe yumîtukum summe yuhyîkum, hel min şurekâikum men yef’alu min zâlikum min şey’(şey’in), subhânehu ve teâlâ ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).


1. allâhullezî (allâhu ellezî) : Allah O ki
2. halaka-kum : sizi yarattı
3. summe : sonra
4. rezeka-kum : size rızık verdi
5. yumîtu-kum : sizi öldürecek
6. yuhyî-kum : sizi diriltecek
7. hel :
8. min şurekâi-kum : sizin şirk koştuklarınızdan, ortaklarınızdan
9. men : kimse, kişi
10. yef'alu : yapar
11. min zâlikum : bundan
12. min şey'in : bir şeyden
13. subhâne-hu : o sübhandır, münezzehtir
14. ve teâlâ : ve yücedir
15. ammâ : şeyden
16. yuşrikûne : ortak, şirk koşuyorlar

Zaharel fesâdu fîl berri vel bahri bimâ kesebet eydin nâsi, li yuzîkahum ba’dallezî amilû leallehum yerciûn(yerciûne).


1. zahare : zahir oldu, ortaya çıktı
2. el fesâdu : fesat
3. fî el berri : karada
4. ve el bahri : ve denizde
5. bimâ : şey ile
6. kesebet : kazandı
7. eydi : eller
8. en nâsi : insanlar
9. li yuzîka-hum : onlara tattırmak için
10. ba'dallezî (ba'de ellezi) : bir kısmı ki o
11. amilû : yaptılar
12. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
13. yerciûne : dönerler

Kul sîrû fîl ardı fenzurû keyfe kâne âkıbetullezîne min kabl(kablu), kâne ekseruhum muşrikîn(muşrikîne).


1. kul : de, söyle
2. sîrû : gezin, dolaşın
3. fî el ardı : yeryüzünde
4. fenzurû (fe unzurû) : böylece bakın
5. keyfe : nasıl
6. kâne : oldu
7. âkıbetu : âkibet, son, sonuç
8. ellezîne : ki onlar
9. min : den
10. kablu : daha önce
11. ekseru-hum : onların çoğu
12. muşrikîne : müşrikler, şirk koşanlar

Fe ekim vecheke lid dînil kayyimi min kabli en ye’tiye yevmun lâ meredde lehu minallâhi yevmeizin yassaddeûn(yassaddeûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. ekim : ikame et (kıyamda tut)
3. veche-ke : yüzünüzü
4. li ed dîni : dîne
5. el kayyimi : kayyum, ezelden ebede kadar devam edecek
6. min kabli : önceden, daha önce
7. en ye'tiye : gelmesi
8. yevmun : gün
9. lâ meredde : reddedilmez, geri çevrilmez, döndürülmez
10. lehu : ona ait, onun
11. min allâhi : Allah'tan
12. yevme izin : izin günü
13. yassaddeûne : bölük bölük ayrılırlar

Men kefere fe aleyhi kufruh(kufruhu), ve men amile sâlihan fe li enfusihim yemhedûn(yemhedûne).


1. men : kimse, kişi
2. kefere : örttü, inkâr etti
3. fe : o zaman, böylece
4. aleyhi : ona, onun üzerine
5. kufru-hu : onun küfrü, inkârı
6. ve men : ve kim
7. amile sâlihan : salih amel (nefsi tezkiye edici amel)
8. li : ... e, için
9. enfusi-him : onların nefsleri
10. yemhedûne : hazırlık yaparlar, hazırlık yapıyorlar

Li yecziyellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti min fadlih(fadlihî), innehu lâ yuhıbbul kâfirîn(kâfirîne).


1. li : ... e, için
2. yecziye : mükâfatlandırır
3. ellezîne : ki onlar
4. âmenû : îmân ettiler
5. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
6. min : den
7. fadli-hi : onun fazlı
8. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
9. lâ yuhıbbu : sevmez
10. el kâfirîne : kâfirler

Ve min âyâtihî en yursiler riyâha mubeşşirâtin ve li yuzîkakum min rahmetihî ve li tecriyel fulku bi emrihî ve li tebtegû min fadlihî ve leallekum teşkurûn(teşkurûne).


1. ve min âyâti-hi : ve onun âyetlerinden
2. en yursile : göndermesi
3. er riyâha : rüzgârları
4. mubeşşirâtin : müjdeleyiciler olarak
5. ve li yuzîka-kum : ve size tattırması için
6. min rahmeti-hi : rahmetinden
7. ve li tecriye : ve akması, yürümesi için
8. el fulku : gemiler
9. bi emri-hi : onun emrine
10. ve li tebtegû : ve ibtiga etmeniz (istemeniz) için
11. min fadli-hi : onun fazlından
12. ve lealle-kum : ve umulur ki böylece siz
13. teşkurûne : şükredersiniz

Ve lekad erselnâ min kablike rusulen ilâ kavmihim fe câûhum bil beyyinâti fentekamnâ minellezîne ecramû, ve kâne hakkan aleynâ nasrul mu’minîn(mu’minîne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. erselnâ : biz gönderdik
3. min kabli-ke : senden önce
4. rusulen : resûller, elçiler
5. ilâ : ... e
6. kavmi-him : onların kavmi
7. fe : o zaman, böylece
8. câû-hum bi : onlara getirdiler
9. el beyyinâti : beyyineler, açık kanıtlar
10. fentekamnâ (fe intekamnâ) : böylece, bunun üzerine intikam aldık
11. min : den
12. ellezîne : ki onlar
13. ecramû : suçlular, günahkârlar
14. ve kâne : ve oldu
15. hakkan : bir hakk olarak
16. aleynâ : bize
17. nasru : yardım
18. el mu'minîne : mü'minler

Allâhullezî yursilur riyâha fe tusîru sehâben fe yebsutuhu fîs semâi keyfe yeşâu ve yec’aluhu kisefen fe terel vedka yahrucu min hılâlih(hılâlihî), fe izâ esâbe bihî men yeşâu min ibâdihî izâ hum yestebşirûn(yestebşirûne).


1. allâhu : Allah
2. ellezî : o ki, ki o
3. yursilu : gönderir
4. er riyâha : rüzgârları
5. fe : o zaman, böylece
6. tusîru : toprağı sürer
7. sehâben : bulutlar
8. yebsutu-hu : onu yayar, dağıtır
9. fî es semâi : semaya
10. keyfe : nasıl
11. yeşâu : diler
12. ve yec'alu-hu : ve onu kılar, yapar
13. kisefen : parça parça
14. terâ : görürsün
15. el vedka : yağmur
16. yahrucu : çıkar
17. min hılâli-hî : onun arasından
18. izâ esâbe : isabet ettirdiği zaman
19. bi-hi : onunla
20. men yeşâu : dilediği kişi
21. min ibâdi-hî : onun kullarından
22. izâ : olduğu zaman
23. hum : onlar
24. yestebşirûne : müjdelemek isterler

Ve in kânû min kabli en yunezzele aleyhim min kablihî le mublisîn(mublisîne).


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. kânû : oldular
3. min kabli : önceden, daha önce
4. en yunezzele : indirilmek, indirilmesi
5. aleyhim : onlara, onların üzerine
6. min kabli-hi : ondan önce
7. le : mutlaka, elbette, muhakkak
8. mublisîne : ümitlerini kesenler

Fenzur ilâ âsâri rahmetillâhi keyfe yuhyil arda ba’de mevtihâ, inne zâlike le muhyîl mevtâ, ve huve alâ kulli şey’in kadîr(kadîrun).


1. fenzur (fe unzur) : o zaman, hemen, haydi bak
2. ilâ âsâri : eserlere
3. rahmetillâhi (rahmeti allâhi) : Allah'ın rahmeti
4. keyfe : nasıl
5. yuhyi : diriltir
6. el arda : arz, yeryüzü
7. ba'de : sonra
8. mevti-hâ : onun ölümü
9. inne : muhakkak
10. zâlike : işte bu, bu
11. le : mutlaka, elbette, muhakkak
12. muhyî : dirilten
13. el mevtâ : ölü
14. ve huve : ve o
15. alâ : üzere, üzerinde, ... e
16. kulli şey'in : herşey
17. kadîrun : kaadir, gücü yeten

Ve le in erselnâ rîhan fe raevhu musfarran le zallû min ba’dihî yekfurûn(yekfurûne).


1. ve : ve
2. le : mutlaka, elbette, muhakkak
3. in : eğer
4. erselnâ : biz gönderdik
5. rîhan : rüzgâr
6. fe : o zaman, böylece
7. raev-hu : onu gördü
8. musfarren : sararmış olan
9. zallû : devam ettiler
10. min : den
11. ba'di-hi : ondan sonra
12. yekfurûne : inkâr ediyorlar

Fe inneke lâ tusmiul mevtâ ve lâ tusmius summed duâe izâ vellev mudbirîn(mudbirîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. inne-ke : muhakkak ki sen
3. lâ tusmiu : işittiremezsin
4. el mevtâ : ölü
5. ve lâ tusmiu : ve işittiremezsin
6. es summe : sağırlar
7. ed duâe : dua, çağrı, davet
8. izâ vellev : döndükleri zaman
9. mudbirîne : arkalarına dönen kimseler

Ve mâ ente bi hâdil umyi an dalâletihim, in tusmiu illâ men yu’minu bi âyâtinâ fe hum muslimûn(muslimûne).


1. ve mâ : ve şey
2. ente : sen
3. bi hâdi : hidayete ulaştırıcı
4. el umyi : kör
5. an dalâleti-him : onları dalâletlerinden
6. in : eğer
7. tusmiu : sen duyuracaksın
8. illâ : ancak, sadece
9. men : kimse, kişi
10. yu'minu : îmân eder
11. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
12. fe hum : artık onlar
13. muslimûne : teslim olanlar

Allâhullezî halakakum min da’fin summe ceale min ba’di da’fin kuvveten summe ceale min ba’di kuvvetin da’fen ve şeybeh(şeybeten), yahluku mâ yeşâu, ve huvel alîmul kadîr(kadîru).


1. allâhu : Allah
2. ellezî : o ki, ki o
3. halaka-kum : sizi yarattı
4. min da'fin : güçsüz, zayıf (bir şeyden)
5. summe : sonra
6. ceale : kıldı, yaptı
7. min ba'di : sonradan, sonra
8. da'fin : güçsüz, zayıf
9. kuvveten : kuvvet olarak
10. kuvvetin : kuvvetli, kuvvetle
11. da'fen : zaaf, zayıflık
12. ve şeybeten : ve yaşlılık
13. yahluku : yaratır
14. mâ yeşâu : dilediği şey
15. ve huve : ve o
16. el alîmu : en iyi bilen
17. el kadîru : kaadir olan, gücü yeten

Ve yevme tekûmus sâatu yuksimul mucrimûne mâ lebisû gayra sâah(sâatin), kezâlike kânû yu’fekûn(yu’fekûne).


1. ve yevme : ve o gün
2. tekûmu : sen kıyam ediyorsun
3. es sâatu : o saat, o vakit
4. yuksimu : yemin eder
5. el mucrimûne : mücrimler, günahkârlar
6. mâ lebisû : kalmadılar
7. gayra : dışında, başka, olmaksızın
8. sâatin : bir saat
9. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
10. kânû : oldular
11. yu'fekûne : döndürülüyorlar

Ve kâlellezîne ûtûl ilme vel îmâne lekad lebistum fî kitâbillâhi ilâ yevmil ba’si fe hâzâ yevmul ba’si ve lâkinnekum kuntum lâ ta’lemûn(ta’lemûne).


1. ve kâle : ve dedi
2. ellezîne : ki onlar
3. ûtû : verildiler
4. el ilme : ilim
5. ve el îmâne : ve îmân
6. lekad : andolsun ki
7. lebistum : kaldınız, orada bulundunuz
8. : içinde, vardır
9. kitâbi allâhi : Allah'ın Kitab'ı
10. ilâ yevmi : gününe kadar
11. el ba'si : beas edilme, yeniden dirilme
12. fe hâzâ : işte bu
13. yevmu : gün
14. ve lâkinne-kum : ve lâkin siz, fakat siz
15. kuntum : siz iseniz
16. lâ ta'lemûne : siz bilmezsiniz

Fe yevmeizin lâ yenfeullezîne zalemû ma’ziratuhum ve lâ hum yusta’tebûn(yusta’tebûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. yevme : o gün
3. izin : izin
4. lâ yenfeu : fayda vermez
5. ellezîne : ki onlar
6. zalemû : zulmettiler
7. ma'ziratu-hum : onların mazeretleri
8. ve lâ : ve olmaz, olmasın
9. hum : onlar
10. yusta'tebûne : onlardan razı etmeleri istenir

Ve lekad darebnâ lin nâsi fî hâzel kur’âni min kulli mesel(meselin), ve le in ci’tehum bi âyetin le yekûlennellezîne keferû in entum illâ mubtılûn(mubtılûne).


1. ve lekad : ve andolsun
2. darebnâ : biz örnekler, misaller verdik
3. li en nâsi : insanlar için, insanlara
4. : içinde, vardır
5. hâzâ : bu
6. el kur'âni : Kur'ân
7. min kulli meselin : bütün meselelerden
8. ve le : ve elbette, mutlaka
9. in : eğer
10. ci'te-hum bi : onlara getirdin
11. âyetin : ayet, mucize(ler)
12. le : mutlaka, elbette, muhakkak
13. yekûle : söyleyecek, diyecek
14. enne ellezîne : muhakkak o kimseler, onlar
15. keferû : inkâr ettiler
16. entum : sizi
17. illâ : ancak, sadece
18. mubtılûne : bâtılla uğraşan kimseler

Kezâlike yatbaullâhu alâ kulûbillezîne lâ ya’lemûn(ya’lemûne).


1. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
2. yatbaullâhu (yatbau allâhu) : Allah tabeder, mühürler
3. alâ : üzere, üzerinde, ... e
4. kulûbi : kalpler
5. ellezîne : ki onlar
6. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler

Fâsbir inne va’dallâhi hakkun ve lâ yestahıffennekellezîne lâ yûkınûn(yûkınûne).


1. fâsbir (fe isbir) : o zaman, artık, öyleyse sabret
2. inne : muhakkak
3. va'dallâhi (va'de allâhi) : Allah'ın vaadi
4. hakkun : hak, gerçek
5. ve lâ yestehıffenneke : ve sakın seni hafifliğe sürüklemesin
6. ellezîne : ki onlar
7. lâ yûkınûne : yakîn hasıl etmezler