Sâd, vel kur’âni zîz zikr(zikri).


1. sâd : Sad
2. ve : ve
3. el kur'âni : Kur'ân
4. : sahip
5. ez zikri : zikir

Belillezîne keferû fî ızzetin ve şikâk(şikâkın).


1. bel : hayır, bilâkis
2. ellezîne : ki onlar
3. keferû : inkâr ettiler
4. : içinde, vardır
5. izzetin : gurur, kibir
6. ve şikâkın : ve ayrılık

Kem ehleknâ min kablihim min karnin fe nâdev ve lâte hîne menâs(menâsin).


1. kem : kaç tane, nice
2. ehleknâ : biz helâk ettik
3. min : den
4. kabli-him : onlardan önce
5. min karnin : nesillerden
6. fe : o zaman, böylece
7. nâdev : nida ettiler, seslendiler, feryat ettiler
8. ve lâte : ve değil
9. hîne : o vakit, o esnada, o sırada
10. menâsın : kaçış, kurtuluş

Ve acibû en câehum munzirun minhum ve kâlel kâfirûne hâzâ sâhırun kezzâb(kezzâbun).


1. ve acibû : ve acayiplerine gitti
2. en câe-hum : onlara gelmesi
3. munzirun : uyarıcı, uyaran
4. min-hum : onlardan
5. ve kâle : ve dedi
6. el kâfirûne : kâfir olanlar, kâfirler
7. hâzâ : bu
8. sâhirun : büyücü, sihirbaz
9. kezzâbun : çok yalancı

E cealel âlihete ilâhen vâhıdâ(vâhıden), inne hâzâ le şey’un ucâb(ucâbun).


1. e :
2. ceale : kıldı, yaptı
3. el âlihete : ilâhlar
4. ilâhen : bir ilâh
5. vâhiden : tek olan, bir olan
6. inne : muhakkak
7. hâzâ : bu
8. le : mutlaka, elbette, muhakkak
9. şey'un : bir şey
10. ucâbun : acayip, şaşılacak

Ventalekal meleu minhum enimşû vasbirû alâ âlihetikum inne hâzâ le şey’un yurâd(yurâdu).


1. ventaleka (ve intaleka) : ve ayrıldı
2. el meleu : ileri gelenler
3. min-hum : onlardan
4. en-imşû : yürümeniz, yürüyün
5. vasbirû (ve isbirû) : ve sabredin
6. alâ : üzere, üzerinde, ... e
7. âliheti-kum : ilâhlarınız
8. inne : muhakkak
9. hâzâ : bu
10. le : mutlaka, elbette, muhakkak
11. şey'un : bir şey
12. yurâdu : istenen

Mâ semi’nâ bi hâzâ fîl milletil âhıreh(âhıreti), in hâzâ illâhtilâk(illâhtilâkun).


1. mâ semi'nâ : işitmedik
2. bi hâzâ : bununla
3. : içinde, vardır
4. el milleti : millet, toplum, dîn
5. el âhireti : ahir, diğer
6. in hâzâ : bu ancak sadece
7. illâ : ancak, sadece
8. ihtilâkun : yalan, iftira, uydurma

E unzile aleyhiz zikru min beyninâ, bel hum fî şekkin min zikrî, bel lemmâ yezûkû azâb(azâbi).


1. e unzile : indirildi mi
2. aleyhi : ona, onun üzerine
3. ez zikru : zikir
4. min beyni-nâ : aramızdan
5. bel : hayır, bilâkis
6. hum : onlar
7. fî şekkin : şüphe içinde
8. min zikrî : zikrimden
9. lemmâ yezûkû : henüz tatmadılar
10. azâbi : azap

Em indehum hazâinu rahmeti rabbikel azîzil vehhâb(vehhâbi).


1. em : yoksa, veya
2. inde-hum : onların yanında
3. hazâinu : hazineler
4. rahmeti : rahmet
5. rabbi-ke : senin Rabbin
6. el azîzi : azîz, üstün, izzetli
7. el vehhâbi : karşılıksız veren, lütufkâr, hediye veren, hibe eden

Em lehum mulkus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ, felyertekû fîl esbâb(esbâbi).


1. em : yoksa, veya
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. mulku : mülk
4. es semâvâti : semalar, gökler
5. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
6. ve mâ : ve şey
7. beyne-humâ : onların ikisinin arası
8. fe : o zaman, böylece
9. li yertekû : yükselsinler
10. : içinde, vardır
11. el esbâbi : sebepler, vasıtalar

Cundun mâ hunâlike mehzûmun minel ahzâb(ahzâbi).


1. cundun : askerler
2. : olmadı
3. hunâlike : orada, işte orada
4. mehzûmun : hezimete uğramış, bozguna uğratılmış
5. min el ahzâbi : hiziplerden, topluluklardan

Kezzebet kablehum kavmu nûhın ve âdun ve fir’avnu zul evtâdi.


1. kezzebet : yalanladı
2. kable-hum : onlardan önce
3. kavmu nûhın : Nuh kavmi
4. ve âdun : ve Adn (kavmi)
5. ve fir'avnu : ve firavun
6. : sahip
7. el evtâdi : kazıklar

Ve semûdu ve kavmu lûtın ve ashâbul eykeh(eyketi), ulâikel ahzâb(ahzâbu).


1. ve semûdu : ve Semud
2. ve kavmu lûtın : ve Lut kavmi
3. ve ashâbu el eyketi : ve Eyke halkı
4. ulâike : işte onlar
5. el ahzâbu : gruplar, hizipler

İn kullun illâ kezzeber rusule fe hakka ıkâb(ıkâbi).


1. in kullun illâ : hepsi sadece
2. kezzebe : yalanladı
3. er rusule : resûller
4. fe : o zaman, böylece
5. hakka : hak, gerçek, bihakkın, tam gerektiği gibi
6. ikâbi : ikabım, gazabım

Ve mâ yanzuru hâulâi illâ sayhaten vâhıdeten mâ lehâ min fevâk(fevâkın).


1. ve mâ yenzuru : ve gözlemiyorlar, beklemiyorlar
2. hâulâi : bunlar
3. illâ : ancak, sadece
4. sayhaten : bir sayha, şiddetli ses dalgası
5. vâhideten : bir adet, bir (kişi)
6. : olmadı
7. lehâ : onda, onun
8. min : den
9. fevâkın : süt veren hayvanlarda iki süt sağımı arasındaki zaman dilimi, kısa bir zaman, fırsat

Ve kâlû rabbenâ accil lenâ kıttanâ kable yevmil hisâb(hisâbi).


1. ve kâlû : ve dediler
2. rabbe-nâ : Rabbimiz
3. accil : acele ver
4. lenâ : bizim
5. kıtta-nâ : bizim payımız
6. kable : önce
7. yevmi el hisâbi : hesap günü

Isbır alâ mâ yekûlûne vezkur abdenâ dâvûde zel eyd(eydi), innehû evvâb(evvâbun).


1. ısbır : sabret
2. alâ mâ : şey üzerine, şeye
3. yekûlûne : derler
4. vezkur (ve uzkur) : ve zikret
5. abde-nâ : bizim kulumuz
6. dâvûde : Hz. Davud
7. za el eydi : güç, kuvvet sahibi
8. inne-hû : muhakkak ki o
9. evvâbun : evvab, Allah'a yönelen

İnnâ sahharnel cibâle meahu yusebbıhne bil aşiyyi vel işrâk(işrâkı).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. sahharnâ : biz musahhar kıldık, emre amade kıldık
3. el cibâle : dağlar
4. mea-hu : onun yanında
5. yusebbıhne : tesbih ediyorlar
6. bi el aşiyyi : akşamları
7. ve el işrâkı : ve işrak vakti, güneşin ışımaya başladığı zaman

Vet tayre mahşûreh(mahşûreten), kullun lehû evvâb(evvâbun).


1. ve et tayre : ve kuşlar
2. mahşûreten : birarada toplanmış
3. kullun : hepsi
4. lehû : onun (erkeğin)
5. evvâbun : evvab, Allah'a yönelen

Ve şedednâ mulkehu ve âteynâhul hikmete ve faslel hıtâb(hıtâbi).


1. ve şedednâ : ve güçlendirdik, kuvvetlendirdik
2. mulke-hu : mülkünü
3. ve âteynâ-hu : ve biz ona verdik
4. el hikmete : hikmet
5. ve fasle el hıtâbi : ve faslı hitap (hak ile bâtılı ayırıp adaletle hükmetme yeteneği)

Ve hel etâke nebeul hasm(hasmi), iz tesevverûl mihrâb(mihrâbe).


1. ve : ve
2. hel :
3. etâ-ke : sana geldi
4. nebeu : haber
5. el hasmı : hasım, davacı
6. iz : olmuştu, olduğu zaman
7. tesevverû : duvara tırmanıyorlar
8. el mihrâbe : mihrab, ibadet ettiği yer

İz dehalû alâ dâvûde fe fezia minhum kâlû lâ tehaf, hasmâni begâ ba’dunâ alâ ba’dın fahkum beynenâ bil hakkı ve lâ tuştıt vehdinâ ilâ sevâis sırât(sırâtı).


1. iz : olmuştu, olduğu zaman
2. dehalû : girdiler
3. alâ dâvûde : Davut'un yanına
4. fe : o zaman, böylece
5. fezia : dehşete kapıldı, korkuya kapıldı
6. min-hum : onlardan
7. kâlû : dediler
8. lâ tehaf : korkma
9. hasmâni : iki hasımdır
10. begâ : haksızlık yaptı, haddi aştı
11. ba'du-nâ alâ ba'dın : birbirimize
12. fahkum (fe uhkum) : o taktirde hükmet, hüküm ver
13. beyne-nâ : bizim aramızda
14. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
15. ve lâ tuştıt : ve haksızlık etme, aşırı gitme
16. vehdi-nâ : bizi ulaştır
17. ilâ sevâi es sırâtı : orta yola

İnne hâzâ ahî lehu tis’un ve tis’ûne na’ceten ve liye na’cetun vâhidetun fe kâle ekfilnîhâ ve azzenî fîl hıtâb(hıtâbi).


1. inne : muhakkak
2. hâzâ : bu
3. ahî : kardeşim
4. lehu : ona ait, onun
5. tis'un ve tis'ûne : doksan dokuz
6. na'ceten : koyun
7. ve liye : ve benim için
8. na'cetun : koyun
9. vâhidetun : bir
10. fe : o zaman, böylece
11. kâle : dedi
12. ekfil-nî-hâ : ona beni kefil kıl, onu bana ver
13. ve azze-nî : ve bana üstün geldi, beni yendi
14. : içinde, vardır
15. el hıtâbi : konuşma, hitap, söylenen söz

Kâle lekad zalemeke bi suâli na’cetike ilâ niâcih(niâcihî), ve inne kesîren minel huletâi le yebgî ba’duhum alâ ba’dın illellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve kalîlun mâ hum, ve zanne dâvûdu ennemâ fetennâhu festagfere rabbehu ve harre râkian ve enâb(enâbe). (SECDE ÂYETİ)


1. bi suâli : istemekle, isteyerek
2. na'ceti-ke : senin koyunun
3. ilâ niâci-hi : onun (kendi) koyunlarına
4. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
5. kesîren : çok
6. min : den
7. el huletâi : ortaklar
8. le : mutlaka, elbette, muhakkak
9. yebgî : haksızlık ediyor, hakka tecavüz ediyor
10. ba'du-hum alâ ba'dın : onların bir kısmı bir kısmına
11. illellezîne (illâ ellezîne) : sadece, ancak o kimseler
12. âmenû : îmân ettiler
13. ve amilûs sâlihâti : ve salih amel işleyen
14. ve kalîlun : ve az
15. : olmadı
16. hum : onlar
17. ve zanne : ve zannederler
18. dâvûdu : Davut
19. ennemâ : ... olduğu, ... olması
20. fetennâ-hu : onu imtihan ettik
21. fe : o zaman, böylece
22. istagfere : mağfiret istedi
23. rabbe-hu : (onun) Rabbi
24. ve harre : ve secdeye kapandı
25. râkian : rükû ederek, huşû ile eğilerek
26. ve enâbe : ve yöneldi, (hitaben Allah'a ulaştı)

Fe gafernâ lehu zâlik(zâlike), ve inne lehu indenâ le zulfâ ve husne meâb(meâbin).


1. fe : o zaman, böylece
2. gafernâ lehu : ona mağfiret ettik
3. zâlike : işte bu, bu
4. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
5. lehu : ona ait, onun
6. inde-nâ : bizim yanımızda
7. le : mutlaka, elbette, muhakkak
8. zulfâ : mertebe, yüksek derece, yüksek değer
9. ve husne : ve güzel, en güzel
10. meâbin : dönüş, dönme yeri, sığınak

Yâ dâvûdu innâ cealnâke halîfeten fîl ardı fahkum beynen nâsi bil hakkı ve lâ tettebiil hevâ fe yudılleke an sebîlillâh(sebîlillâhi), innellezîne yadıllûne an sebîlillâhi lehum azâbun şedîdun bi mâ nesû yevmel hisâb(hisâbi).


1. : ey
2. dâvûdu : Davut
3. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
4. cealnâ-ke : seni kıldık, yaptık
5. halîfeten : halife
6. : içinde, vardır
7. el ardı : arz, yeryüzü
8. fe : o zaman, böylece
9. uhkum : hükmet
10. beyne : arasında
11. en nâsi : insanlar
12. bi el hakkı : hak ile, gerçekle
13. ve lâ tettebii : ve tâbî olma
14. el hevâ : hevesler, nefsin istekleri
15. yudılle-ke : seni dalâlete düşürür, saptırır
16. an : den
17. sebîlillâhi (sebîli allâhi) : Allah'ın yolu
18. inne : muhakkak
19. ellezîne : ki onlar
20. yadıllûne : dalâlete düşerler, saparlar
21. lehum : onlarındır, onlar için vardır
22. azâbun : bir azap
23. şedîdun : şiddetli
24. bi mâ : şeye
25. nesû : unuttular
26. yevme el hisâbi : hesap günü

Ve mâ halaknes semâe vel arda ve mâ beynehumâ bâtıla(bâtılen), zâlike zannullezîne keferû, fe veylun lillezîne keferû minen nâr(nâri).


1. ve mâ halaknâ : ve biz yaratmadık
2. es semâe : semâ, gökyüzü
3. ve el arda : ve arz, yeryüzü
4. ve mâ : ve şey
5. beyne-humâ : onların ikisinin arası
6. bâtılen : bâtıl, boş
7. zâlike : işte bu, bu
8. zannu : zan
9. ellezîne : ki onlar
10. keferû : inkâr ettiler
11. fe : o zaman, böylece
12. veylun : yazıklar olsun, vay haline
13. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
14. min : den
15. en nâri : ateş

Em nec’alullezîne âmenû ve amilûs sâlihâti kel mufsidîne fîl ardı em nec’alul muttekîne kel fuccâr(fuccâri).


1. em : yoksa, veya
2. nec'alu : biz kılalım, biz yapalım
3. ellezîne : ki onlar
4. âmenû : îmân ettiler
5. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
6. ke : gibi
7. el mufsidîne : fesat çıkaranlar, bozguncular
8. : içinde, vardır
9. el ardı : arz, yeryüzü
10. el muttekîne : takva sahipleri
11. el fuccâri : facirler, cehennemlikler

Kitâbun enzelnâhu ileyke mubârekun li yeddebberû âyâtihî ve li yetezekkere ûlul elbâb(elbâbi).


1. kitâbun : bir kitap
2. enzelnâ-hu : onu indirdik
3. ileyke : sana
4. mubârekun : mübarek
5. li yeddebberû : tedbir alsınlar, sonunu düşünsünler diye
6. âyâti-hi : onun âyetleri, mucizeleri
7. ve li yetezekkere : ve tezekkür etsinler diye
8. ulû el elbâbi : ulûl'elbab, sırların sahipleri

Ve vehebnâ li dâvûde suleymân(suleymâne), ni’mel abd(abdu), innehû evvâb(evvâbun).


1. ve vehebnâ : ve biz hibe ettik (ihsanda bulunduk) bağışladık
2. li dâvûde : Davut'a
3. suleymâne : Süleyman
4. ni'me : ne güzel
5. el abdu : kul
6. inne-hû : muhakkak ki o
7. evvâbun : evvab, Allah'a yönelen

İz urıda aleyhi bil aşiyyis sâfinâtul ciyâd(ciyâdu).


1. iz : olmuştu, olduğu zaman
2. urıda : sunuldu
3. aleyhi : ona, onun üzerine
4. bi el aşiyyi : akşamları
5. es sâfinâtu : safinler, sufûn duran atlar (sufûn duruş; bir ayağını tırnağı üzerine kaldırıp, diğer üç ayağı üzerinde duran koşmaya hazır hayvan)
6. el ciyâdu : iyi cins, güzel koşan atlar

Fe kâle innî ahbebtu hubbel hayri an zikri rabbî, hattâ tevâret bil hıcâb(hıcâbi).


1. fe : o zaman, böylece
2. kâle : dedi
3. in-nî : muhakkak ki ben
4. ahbebtu : sevdim
5. hubbe : sevgi
6. el hayri : hayır, hayra ulaşma, daimî zikre ulaşma
7. an : den
8. zikri rabbî : Rabbimin zikri
9. hattâ : olana kadar, olmadıkça
10. tevâret : gizlendi
11. bi el hicâbi : perde ile

Ruddûhâ aleyy(aleyye), fe tafika meshan bis sûkı vel a’nâk(a’nâkı).


1. ruddû-hâ : onu iade edin
2. aleyye : bana
3. fe : o zaman, böylece
4. tafika : başladı
5. meshan : meshederek, okşayarak
6. bi es sûkı : bacaklarını
7. ve el a'nâkı : ve boyunlar

Ve lekad fetennâ suleymâne ve elkaynâ alâ kursiyyihî ceseden summe enâb(enâbe).


1. ve lekad : ve andolsun
2. fetennâ : biz imtihan ettik
3. suleymâne : Süleyman
4. ve elkaynâ : ve ilka ettik, ulaştırdık
5. alâ : üzere, üzerinde, ... e
6. kursiyyi-hi : onun tahtı, kürsüsü
7. ceseden : ceset, cansız cisim, heykel
8. summe : sonra
9. enâbe : yöneldi

Kâle rabbigfir lî veheb lî mulken lâ yenbagî li ehadin min ba’dî, inneke entel vehhâb(vehhâbu).


1. kâle : dedi
2. rabbigfir (rabbi ıgfir) : Rabbim mağfiret et
3. : bana
4. veheb : bağışla, ver
5. mulken : mülk, iktidar, saltanat
6. lâ yenbegî : ulaşamasın
7. li ehadin : birine, bir kimseye
8. min ba'dî : sonradan, sonra
9. inne-ke : muhakkak ki sen
10. ente : sen
11. el vehhâbu : ihsan eden, bağışlayan, hak kazanmadan veren, karşılıksız veren

Fe sehharnâ lehur rîha tecrî bi emrihî ruhâen haysu esâb(esâbe).


1. fe : o zaman, böylece
2. sahharnâ : biz musahhar kıldık, emre amade kıldık
3. lehu : ona ait, onun
4. er rîha : rüzgâr
5. tecrî : akar
6. bi emri-hi : onun emrine
7. ruhâen : yumuşak, hafif
8. haysu : yerden
9. esâbe : isabet etti, irade etti, diledi

Veş şeyâtîne kulle bennâin ve gavvâsın.


1. ve eş şeyâtîne : ve şeytanları
2. kulle : bütünüyle,hepsi, tamamen
3. bennâin : bina yapanlar
4. ve gavvâsın : ve dalgıçlar, derine dalanlar

Ve âharîne mukarrenîne fîl asfâd(asfâdi).


1. ve âharîne : ve diğerleri
2. mukarrenîne : birbirine bağlanmış olanlar
3. : içinde, vardır
4. el asfâdi : bağlar, kelepçeler, zincirler

Hâzâ atâunâ femnun ev emsik bi gayri hisâb(hisâbin).


1. hâzâ : bu
2. atâu-nâ : bizim atâmız, ihsanımız
3. femnun : artık ni'metlendir, ver, lütufta bulun
4. ev : veya
5. emsik : tut
6. bi gayri : olmaksızın
7. hisâbin : hesap

Ve inne lehu ındenâ le zulfâ ve husne meâb(meâbin).


1. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
2. lehu : ona ait, onun
3. inde-nâ : bizim yanımızda
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. zulfâ : mertebe, yüksek derece, yüksek değer
6. ve husne meâbin : ve güzel bir meab, dönüş yeri, sığınak

Vezkur abdenâ eyyûb(eyyûbe), iz nâdâ rabbehû ennî messeniyeş şeytânu bi nusbin ve azâb(azâbin).


1. vezkur (ve uzkur) : ve zikret
2. abde-nâ : bizim kulumuz
3. eyyûbe : Eyüp
4. iz nâdâ : nida etmişti
5. rabbe-hu : (onun) Rabbi
6. ennî : muhakkak ki ben
7. messeniye : bana dokundu, isabet etti
8. eş şeytânu : şeytan
9. bi nusbin : dert, hastalık, belâ
10. ve azâbin : ve azap

Urkud biriclik(biriclike), hâzâ mugteselun bâridun ve şerâb(şerâbun).


1. urkud : vur
2. bi ricli-ke : (senin) ayağınla
3. hâzâ : bu
4. mugteselun : yıkanılacak şey
5. bâridun : soğuk, serin
6. ve şerâbun : ve içecek, içilecek şey

Ve vehebnâ lehû ehlehu ve mislehum meahum rahmeten minnâ ve zikrâ li ûlîl elbâb(elbâbi).


1. ve vehebnâ : ve biz hibe ettik (ihsanda bulunduk) bağışladık
2. lehu : ona ait, onun
3. ehle-hu : onun halkı
4. ve misle-hum : ve bir misli (daha)
5. mea-hum : onların yanında
6. rahmeten : rahmet
7. min-nâ : bizden
8. ve zikrâ : ve zikir
9. li ulî el elbâbi : ulûl'elbab için, daimî zikirdeki kimseler için

Ve huz bi yedike dıgsen fadrıb bihî ve lâ tahnes, innâ vecednâhu sâbira(sâbiren), ni’mel abd(abdu), innehû evvâb(evvâbun).


1. ve huz : ve al
2. bi yedi-ke : eline
3. dıgsen : yaş ve kuru karışık ot demeti
4. fadrib (fe ıdrib) : sonra vur
5. bihî : ona
6. ve lâ tahnes : ve yeminini bozma
7. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
8. vecednâ-hu : onu bulduk
9. sâbiren : sabreden (sabırlı olan)
10. ni'me : ne güzel
11. el abdu : kul
12. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
13. evvâbun : evvab, Allah'a yönelen

Vezkur ıbâdenâ ibrâhîme ve ishâka ve ya’kûbe ûlîl eydî vel ebsâr(ebsâri).


1. vezkur (ve uzkur) : ve zikret
2. ibâde-nâ : kullarımız
3. İbrâhîme : İbrâhîm
4. ve ishâka : ve İshak
5. ve ya'kûbe : ve Yâkub
6. ulîl eydî : güç sahibi
7. ve el ebsâri : ve basiret

İnnâ ahlasnâhum bi hâlisatin zikred dâr(dâri).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. ahlasnâ-hum : ihlâs sahibi kıldık, onları
3. bi hâlisatin : halis kullar olarak
4. zikre ed dâri : ahiret yurdunu zikreden

Ve innehum ındenâ le minel mustafeynel ahyâr(ahyâri).


1. ve inne-hum : ve muhakkak onlar
2. inde-nâ : bizim yanımızda
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. min : den
5. el mustafeyne : seçilmiş olanlar
6. el ahyâri : hayırlılar, hayırlı olanlar

Vezkur ismâîle velyesea ve zel kifl(kifli), ve kullun minel ahyâr(ahyâri).


1. vezkur (ve uzkur) : ve zikret
2. ismâîle : İsmail
3. velyesea (ve ilyesea) : ve Elyesa
4. ve zel kifli : ve Zülkifl
5. ve kullun : ve hepsi
6. min el ahyâri : hayırlı olanlar

Hâzâ zikr(zikrun), ve inne lil muttekîne le husne meâb(meâbin).


1. hâzâ : bu
2. zikrun : bir zikir
3. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
4. li el muttekîne : takva sahipleri için
5. le : mutlaka, elbette, muhakkak
6. husne meâbin : sığınakların en güzeli

Cennâti adnin mufettehaten le humul ebvâb(ebvâbu).


1. cennâti adnin : adn cennetleri
2. mufettehaten : açılmış olan
3. lehum : onlarındır, onlar için vardır
4. el ebvâbu : kapılar

Muttekîne fîhâ yed’ûne fîhâ bi fâkihetin kesîretin ve şerâb(şerâbin).


1. muttekîne : karşılıklı yaslanarak oturanlar
2. fîhâ : onun içinde, ona
3. yed'ûne : çağırır, davet eder
4. bi fâkihetin : meyveleri
5. kesîretin : çok
6. ve şerâbin : ve içecek

Ve ındehum kâsırâtut tarfi etrâb(etrâbun).


1. ve ınde-hum : ve yanlarında vardır
2. kâsırâtu : hapseden, saklayan, kısan
3. et tarfi : bakışlar
4. etrâbun : yaşıtlar, aynı yaşta olan

Hâzâ mâ tûadûne li yevmil hisâb(hisâbi).


1. hâzâ : bu
2. : olmadı
3. tûadûne : siz vaadolundunuz, size vaadedilen
4. li yevmi el hisâbi : hesap günü için

İnne hâzâ le rızkunâ mâ lehu min nefâd(nefâdin).


1. inne : muhakkak
2. hâzâ : bu
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. rızku-nâ : bizim rızkımız
5. mâ lehu : onun için yoktur
6. min : den
7. nefâdin : bitmek, tükenmek

Hâzâ, ve inne lit tâgıyne le şerre meâb(meâbin).


1. hâzâ : bu
2. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
3. li et tâgîne : azgınlar için
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. şerre meâbin : kötü bir dönüş yeri

Cehennem(cehenneme), yaslevnehâ, fe bi’sel mihâd(mihâdu).


1. cehenneme : cehennem
2. yaslevne-hâ : ona (ateşe) yaslanırlar, maruz kalırlar
3. fe : o zaman, böylece
4. bi'se : (ne) kötü
5. el mihâdu : yatak, döşek

Hâzâ fel yezûkûhu hamiymun ve gassâk(gassâkun).


1. hâzâ : bu
2. fe : o zaman, böylece
3. el yezûkû-hu : onu tatsınlar
4. hamîmun : kaynar su
5. ve gassâkun : ve irin

Ve âharu min şeklihî ezvâc(ezvâcun).


1. ve âharu : ve başka, diğerleri
2. min şekli-hi : onun şeklinden
3. ezvâcun : zevceler, eşler

Hâzâ fevcun muktehımun meakum, lâ merhaben bihim, innehum sâlûn nâr(nâri).


1. hâzâ : bu
2. fevcun : fevc, bölük
3. muktehımun : atılan, göğüs geren, dayanan, dayanacak olan
4. mea-kum : sizinle beraber
5. lâ merhaben : merhaba yok
6. bi-him : onlarla
7. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
8. sâlû : yaslananlar, girenler
9. en nâri : ateş

Kâlû bel entum, lâ merhaben bikum, entum kaddemtumûhu lenâ, febi’sel karâr(karâru).


1. kâlû : dediler
2. bel : hayır, bilâkis
3. entum : sizi
4. lâ merhaben : merhaba yok
5. bi-kum : size, sizin için
6. kaddemtumû-hu : onu siz takdim ettiniz
7. lenâ : bizim
8. fe bi'se : oysa ne kötü
9. el karâru : karar yeri, yerleşme mekânı, karar kılınan yer

Kâlû rabbenâ men kaddeme lenâ hâzâ fe zidhu azâben dı’fen fîn nâr(nâri).


1. kâlû : dediler
2. rabbe-nâ : Rabbimiz
3. men : kimse, kişi
4. kaddeme : takdim etti, sebep oldu
5. lenâ : bizim
6. hâzâ : bu
7. fe : o zaman, böylece
8. zid-hu : onu, ona arttır
9. azâben : azap
10. dı'fen : iki kat, kat kat
11. : içinde, vardır
12. en nâri : ateş

Ve kâlû mâ lenâ lâ nerâ ricâlen kunnâ neudduhum minel eşrâr(eşrâri).


1. ve kâlû : ve dediler
2. mâ lenâ : bize yoktur
3. lâ nerâ : görmüyoruz
4. ricâlen : yürürken
5. kunnâ : biz olduk, biz idik,
6. neuddu-hum : onları addediyoruz, sayıyoruz
7. min : den
8. el eşrâri : şerrliler

Ettehaznâhum sıhriyyen em zâgat anhumul ebsâr(ebsâru).


1. ettehaznâ-hum : onları ittihaz ettik, onları ..... edindik
2. sihriyyen : sihir, alay, eğlence
3. em : yoksa, veya
4. zâgat : meyletti, kaydı
5. an-hum : onlardan
6. el ebsâru : görme hassaları (gözler)

İnne zâlike le hakkun tehâsumu ehlin nâr(nâri).


1. inne : muhakkak
2. zâlike : işte bu, bu
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. hakkun : hak, gerçek
5. tehâsumu : çekişiyorlar, tartışıyorlar
6. ehli en nâri : cehennem ehli, cehennem halkı

Kul innemâ ene munzirun ve mâ min ilâhin ilallahul vâhıdul kahhâr(kahhâru).


1. kul : de, söyle
2. innemâ : ancak, sadece
3. ene : ben
4. munzirun : uyarıcı, uyaran
5. ve mâ : ve şey
6. min : den
7. ilâhin : ilâh
8. illâ : ancak, sadece
9. allâhu : Allah
10. el vâhidu : ek (bir tane)
11. el kahhâru : kahhar olan (tutan, yakalayan, hakim ve gâlip olan)

Rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumel azîzul gaffâr(gaffâru).


1. rabbu : Rab
2. es semâvâti : semalar, gökler
3. ve el ardı : ve arz, yeryüzü
4. ve mâ beyne-humâ : ve bu ikisinin arasındaki şeyler
5. el azîzu : azîz, üstün
6. el gaffâru : gaffar, çok mağfiret eden

Kul huve nebeun azîmun.


1. kul : de, söyle
2. huve : o
3. nebeun : haber
4. azîmun : azîm, büyük

Entum anhu mu’ridûn(mu’ridûne).


1. entum : sizi
2. an-hu : ondan
3. mu'ridûne : yüz çevirenler

Mâ kâne liye min ilmin bil meleil a’lâ iz yahtesımûn(yahtesimûne).


1. mâ kâne : olmadı
2. liye : benim
3. min ilmin : ilimden, bilgiden
4. bi el meleil a'lâ : meleil A'lâ ile (Allah'a en yakın melekler topluluğu)
5. iz yahtesımûne : onlar tartışıyorlar

İn yûhâ ileyye illâ ennemâ ene nezîrun mubîn(mubînun).


1. in : eğer
2. yûhâ : vahyediliyor
3. ileyye : bana, kendime
4. illâ : ancak, sadece
5. ennemâ : ... olduğu, ... olması
6. ene : ben
7. nezîrun : bir nezir, uyarıcı
8. mubînun : açıkça, apaçık

İz kâle rabbuke lil melâiketi innî hâlikun beşeren min tîn(tînin).


1. iz : olmuştu, olduğu zaman
2. kâle : dedi
3. rabbu-ke : senin Rabbin
4. li el melâiketi : meleklere
5. innî : muhakkak ki ben
6. hâlikun : yaratan, yaratıcı
7. beşeren : bir beşer
8. min tînin : (özel bir) topraktan, nemli topraktan

Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî fe kaû lehu sâcidîn(sâcidîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. izâ : olduğu zaman
3. sevveytu-hu : onu sevva ettim, dizayn ettim
4. ve nefahtu : ve üfledim
5. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
6. min rûhî : ruhumdan
7. kaû : yere kapanın (düşün)
8. lehu : ona ait, onun
9. sâcidîne : secde eden kimseler

Fe secedel melâiketu kulluhum ecmaûn(ecmaûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. secede : secde etti
3. el melâiketu : melekler
4. kullu-hum : onların bütünü, hepsi
5. ecmaûne : toplu olarak

İllâ iblîs(iblîse), istekbere ve kâne minel kâfirîn(kâfirîne).


1. illâ : ancak, sadece
2. iblîse : iblis (ümitsizliğe düşen, Allah'ın rah-
3. istekbere : kibirlendi, büyüklendi
4. ve kâne : ve oldu
5. min : den
6. el kâfirîne : kâfirler

Kâle yâ iblîsu mâ meneake en tescude limâ halaktu bi yedeyy(yedeyye), estekberte em kunte minel âlîn(âlîne).


1. kâle : dedi
2. : ey
3. iblîsu : iblis
4. : olmadı
5. menea-ke : seni men eden
6. en tescude : secde etmek
7. li mâ : o şeyi
8. halaktu : ben yarattım
9. bi yedeyye : elimle, kudretimle
10. estekberte : sen kibirlendin
11. em : yoksa, veya
12. kunte : sen oldun
13. min : den
14. el âlîne : âlî olanlar, yüce olanlar

Kâle ene hayrun minh(minhu), halaktenî min nârin ve halaktehu min tîn(tînin).


1. kâle : dedi
2. ene : ben
3. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
4. min-hu : ondan
5. halakte-nî : beni yarattın
6. min : den
7. nârin : ateş
8. ve : ve
9. halakte-hu : onu yarattın
10. tînin : tîn, nemli toprak

Kâle fahruc minhâ fe inneke recîm(recîmun).


1. kâle : dedi
2. fahruc (fe uhruc) : öyleyse hemen çık
3. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
4. fe : o zaman, böylece
5. inne-ke : muhakkak ki sen
6. recîmun : kovulmuş (lânetlenmiş)

Ve inne aleyke la'netî ilâ yevmid dîn(dîni).


1. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
2. aley-ke : senin üzerine
3. la'netî : benim lânetim
4. ilâ : ... e
5. yevmi ed dîni : dîn günü

Kâle rabbi fe enzırnî ilâ yevmi yub’asûn(yub’asûne).


1. kâle : dedi
2. rabbi : Rab
3. fe : o zaman, böylece
4. enzır-nî : beni beklet, bana mühlet ver, bana izin ver
5. ilâ yevmi yub'asûne : beas (yeniden dirilme) gününe

Kâle fe inneke minel munzarîn(munzarîne).


1. kâle : dedi
2. fe : o zaman, böylece
3. inne-ke : muhakkak ki sen
4. min : den
5. el munzarîne : bekletilenler, tehir edilenler, mühlet verilenler

İlâ yevmil vaktil ma’lûm(ma’lûmi).


1. ilâ : ... e
2. yevmi : gün
3. el vakti : vakit
4. el ma'lûmi : bilinen

Kâle fe bi izzetike le ugviyennehum ecmaîn(ecmaîne).


1. kâle : dedi
2. fe : o zaman, böylece
3. bi izzeti-ke : senin izzetine, mutlak kudretine andolsun ki
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. ugviyenne-hum : onları azdıracağım
6. ecmaîne : hepsi

İllâ ibâdeke minhumul muhlasîn(muhlasîne).


1. illâ : ancak, sadece
2. ibâde-ke : senin kulların
3. min hum : onlardan
4. el muhlasîne : muhlis olanlar, ihlâs makamının sahibi olanlar

Kâle fel hakku vel hakka ekûl(ekûlu).


1. kâle : dedi
2. fe : o zaman, böylece
3. el hakku : hak, gerçek
4. ve el hakka : ve hak, gerçek, doğru
5. ekûlu : ben söylüyorum

Le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhum ecmaîn(ecmaîne).


1. le : mutlaka, elbette, muhakkak
2. emleenne : mutlaka dolduracağım
3. cehenneme : cehennem
4. min-ke : senden
5. ve mimmen (min men) : ve o kimselerden
6. tebia-ke : sana tâbî oldu, uydu
7. min-hum : onlardan
8. ecmaîne : hepsi

Kul mâ es’elukum aleyhi min ecrin ve mâ ene minel mutekellifîn(mutekellifîne).


1. kul : de, söyle
2. mâ es'elu-kum : sizden istemiyorum
3. aleyhi : ona, onun üzerine
4. min : den
5. ecrin : ecir, ücret
6. ve mâ ene : ve ben olmam
7. el mutekellifîne : mütekelliflerden (mükellefiyet koyanlardan)

İn huve illâ zikrun lil âlemîn(âlemîne).


1. in : eğer
2. huve : o
3. illâ : ancak, sadece
4. zikrun : bir zikir
5. li el âlemîne : âlemler için

Ve le talemunne nebeehu ba’de hîn(hînin).


1. ve le : ve elbette, mutlaka
2. talemunne : bileceksiniz, öğreneceksiniz
3. nebee-hu : onun haberi
4. ba'de : sonra
5. hînin : belli bir zaman