Elif lâm mîm.


1. :

Tenzîlul kitâbi lâ reybe fîhi min rabbil âlemîn(âlemîne).


1. tenzîlu : indirmesi
2. el kitâbi : kitap
3. lâ reybe : şüphe yoktur
4. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
5. min rabbi : Rabbinden
6. el âlemîne : âlemler

Em yekûlûnefterâh(yekûlûnefterâhu), bel huvel hakku min rabbike li tunzire kavmen mâ etâhum min nezîrin min kablike leallehum yehtedûn(yehtedûne).


1. em : yoksa, veya
2. yekûlû : derler
3. ifterâ-hu : onu uydurdu
4. bel : hayır, bilâkis
5. huve : o
6. el hakku : hak, gerçek
7. min rabbi-ke : senin Rabb'inden
8. li tunzire : uyarman için
9. kavmen : kavim, topluluk
10. mâ etâ-hum : onlara gelmedi
11. min nezîrin : (nezirlerden) bir nezir
12. min kablike : senden önce
13. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
14. yehtedûne : yol bulurlar, hidayete ererler

Allâhullezî halakas semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ fî sitteti eyyâmin summestevâ alel arş(arşi), mâ lekum min dûnihî min veliyyin ve lâ şefîi(şefîin), e fe lâ tetezekkerûn(tetezekkerûne).


1. allâhu : Allah
2. ellezî : o ki, ki o
3. halaka : yarattı
4. es semâvâti : semalar, gökler
5. ve el arda : ve arz, yeryüzü
6. ve mâ beyne-humâ : ve bu ikisinin arasındaki şeyler
7. : içinde, vardır
8. sitteti : altı (6)
9. eyyâmin : günler
10. summestevâ (summe istevâ) : sonra istiva etti
11. alel arşi (alâ el arşi) : arşa
12. mâ lekum : sizin için yoktur
13. min dûni-hî : ondan başka
14. min veliyyin : bir dost (dostlardan)
15. ve lâ şefîin : ve şefaatçi yoktur
16. e :
17. fe : o zaman, böylece
18. lâ tetezekkerûne : tezekkür etmezsiniz

Yudebbirul emre mines semâi ilel ardı summe ya’rucu ileyhi fî yevmin kâne mıkdâruhu elfe senetin mimmâ teuddûn(teuddûne).


1. yudebbiru : tedbir eder, düzenler
2. el emre : emir
3. min es semâi : semadan, gökyüzünden
4. ilâ el ardı : arza, dünyaya
5. summe : sonra
6. ya'rucu : yükselir, çıkar
7. ileyhi : ona
8. : içinde, vardır
9. yevmin : gün
10. kâne : oldu
11. mıkdâru-hu : onun miktarı
12. elfe : bin (1000)
13. senetin : sene
14. mimmâ : şeylerden
15. teuddûne : saydığınız, sayıyorsunuz (adetlendiriyorsunuz)

Zâlike âlimul gaybi veş şehâdetil azîzur rahîm(rahîmu).


1. zâlike : işte bu, bu
2. âlimu : bilir
3. el gaybi : gayb, bilinmeyen
4. ve eş şehâdeti : ve müşahede edilen, görünen
5. el azîzu : azîz, üstün
6. er rahîmu : Rahim esmasıyla tecelli eden

Ellezî ahsene kulle şey’in halakahu ve bedee halkal insâni min tîn(tînin).


1. ellezî : o ki, ki o
2. ahsene : ahsen olan
3. kule şey'in : herşey
4. halaka-hu : onu yarattı
5. ve bedee : ve ilk defa başladı
6. halka : yarattı
7. el insâni : insan
8. min tînin : (özel bir) topraktan, nemli topraktan

Summe ceale neslehu min sulâletin min mâin mehîn(mehînin).


1. summe : sonra
2. ceale : kıldı, yaptı
3. nesle-hu : onun nesli, soyu
4. min sulâletin : özünden
5. min mâin : sudan, suyu
6. mehînin : basit, kıymetsiz

Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel efidete, kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).


1. summe : sonra
2. sevvâ-hu : sevva etti, düzenledi
3. ve nefeha : ve üfledi, üfürdü
4. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
5. min rûhi-hÎ : ruhundan
6. ve ceale : ve kıldı, yaptı, var etti
7. lekum : sizin için, size
8. es sem'a : işitme (duyusu)
9. ve el ebsâre : ve görme hassası
10. ve el efidete : ve fuad (idrak etme) hassası
11. kalîlen : az
12. mâ teşkurûne : şükrediyorsunuz

Ve kâlû e izâ dalelnâ fîl ardı e innâ le fî halkın cedîd(cedîdin), bel hum bi likâi rabbihim kâfirûn(kâfirûne).


1. ve kâlû : ve dediler
2. e :
3. izâ dalelnâ : dalıp karıştığımız zaman
4. fî el ardı : yeryüzünde
5. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
6. le : mutlaka, elbette, muhakkak
7. : içinde, vardır
8. halkın : yaradılış
9. cedîdin : yeni, yeniden
10. bel : hayır, bilâkis
11. hum : onlar
12. bi likâi : kavuşmaya, ulaşmaya
13. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
14. kâfirûne : inkâr edenler

Kul yeteveffâkum melekul mevtillezî vukkile bikum summe ilâ rabbikum turceûn(turceûne).


1. kul : de, söyle
2. yeteveffâ-kum : sizi vefat ettirir
3. meleku : melek
4. el mevti : ölüm
5. ellezî : o ki, ki o
6. vukkile : vekil kılındı (vekil edildi)
7. bi-kum : size, sizin için
8. summe : sonra
9. ilâ rabbikum : Rabbinize
10. turceûne : döndürüleceksiniz

Ve lev terâ izil mucrimûne nâkısû ruûsihim inde rabbihim, rabbenâ ebsarnâ ve semi’nâ ferci’nâ na’mel sâlihan innâ mûkinûn(mûkinûne).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. terâ : görürsün
3. iz el mucrimûne : o zaman mücrimler, suçlular, günahkârlar
4. nâkısû : (başlarını) eğenler
5. ruûsi-him : onların başları, başlarını
6. inde : yanında, katında
7. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
8. rabbe-nâ : Rabbimiz
9. ebsarnâ : biz gördük
10. ve semi'nâ : ve biz işittik
11. ferci'nâ (fe irci'na) : artık, bundan sonra bizi döndür
12. na'mel : biz yapalım
13. sâlihan : Salih
14. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
15. mûkinûne : yakîn hasıl edenler

Ve lev şi’nâ le âteynâ kulle nefsin hudâhâ ve lâkin hakkal kavlu minnî le emleenne cehenneme minel cinneti ven nâsi ecmaîn(ecmaîne).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. şi'nâ : biz diledik
3. le : mutlaka, elbette, muhakkak
4. âteynâ : biz verdik
5. kulle : bütünüyle,hepsi, tamamen
6. nefsin : nefs, kişi
7. hudâ-hâ : onun hidayeti
8. ve lâkin : ve lâkin, fakat
9. hakka : hak, gerçek, bihakkın, tam gerektiği gibi
10. el kavlu : söz
11. min-nî : benden
12. emleenne : mutlaka dolduracağım
13. cehenneme : cehennem
14. min el cinneti : cinlerden (cinlerle)
15. ve en nâsi : ve insanlar
16. ecmaîne : hepsi

Fe zûkû bi mâ nesîtum likâe yevmikum hâzâ, innâ nesînâkum ve zûkû azâbel huldi bi mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. zûkû : tadın
3. bi mâ : şeye
4. nesîtum : siz unuttunuz
5. likâe : mülâki olma, karşılaşma, ulaşma
6. yevmi-kum : sizin gününüz
7. hâzâ : bu
8. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
9. nesînâ-kum : sizi unuttuk
10. ve zûkû : ve tadın
11. azâbe : azap
12. el huldi : sürekli, daimî, (hâlidîne) ebedî
13. kuntum : siz iseniz
14. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden

İnnemâ yu’minu bi âyâtinellezîne izâ zukkirû bihâ harrû succeden ve sebbehû bi hamdi rabbihim ve hum lâ yestekbirûn(yestekbirûne).


1. innemâ : ancak, sadece
2. yu'minu : îmân eder
3. bi âyâti-na : âyetlerimize
4. ellezîne : ki onlar
5. izâ : olduğu zaman
6. zukkirû : zikredildiler
7. bihâ : onunla, onu
8. harrû : yere kapandılar
9. succeden : secde ederek
10. ve sebbe-hû : ve onu tesbih ettiler
11. bi hamdi : hamd ile
12. rabbi-him : kendi Rab'leri, onların Rabbi
13. ve hum : ve onlar
14. lâ yestekbirûne : kibirlenmezler, büyüklenmezler

Tetecâfâ cunûbuhum anil medâcıi yed’ûne rabbehum havfen ve tamaan ve mimmâ razaknâhum yunfikûn(yunfikûne).


1. tetecâfâ : uzaklaşırlar
2. cunûbu-hum : (onların) yanları
3. ani el medâcıi : yataklarından
4. yed'ûne : çağırır, davet eder
5. rabbe-hum : Rab'lerine
6. havfen : korkarak
7. ve tamaan : ve ümit ederek
8. ve mimmâ (min mâ) : ve o şeyden, ondan
9. razaknâ-hum : onları rızıklandırdık
10. yunfikûne : infâk ederler, (Allah yolunda)

Fe lâ ta’lemu nefsun mâ uhfiye lehum min kurreti a’yun(a’yunin), cezâen bi mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).


1. fe lâ ta'lemu : bilmez
2. nefsun : bir nefs, bir kimse
3. mâ uhfiye : gizli olanı, saklı olanı, neler saklı
4. lehum : onlarındır, onlar için vardır
5. min kurreti a'yunin : göz aydınlığından (sevindirici şeylerden)
6. cezâen : ceza, karşılık, bedel olarak
7. bi mâ : şeye
8. kânû : oldular
9. ya'melûne : yapıyorlar

E fe men kâne mu’minen ke men kâne fâsikâ(fâsikan), lâ yestevun(yestevune).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. men : kimse, kişi
4. kâne : oldu
5. mu'minen : bir mü'min
6. ke men : kimse gibi
7. fâsikan : fasık olan,
8. lâ yestevune : eşit olmaz, bir olmaz

Emmellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe lehum cennâtul me’vâ nuzulen bi mâ kânû ya’melûn(ya’melûne).


1. emmâ : ama, ...ise
2. ellezîne : ki onlar
3. âmenû : îmân ettiler
4. ve amilû es sâlihâti : ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yaptılar
5. fe : o zaman, böylece
6. lehum : onlarındır, onlar için vardır
7. cennâtu : cennetler
8. el me'vâ : meva, barınma
9. nuzulen : ağırlama, ziyafet sofraları var
10. bi mâ : şeye
11. kânû : oldular
12. ya'melûne : yapıyorlar

Ve emmâllezîne fesekû fe me’vâhumun nâr(nâru), kulle mâ erâdû en yahrucû minhâ uîdû fîhâ, ve kîle lehum zûkû azâben nârillezî kuntum bihî tukezzibûn(tukezzibûne).


1. emmellezîne (emmâ ellezîne) : fakat onlar
2. fesekû : fasık oldular
3. fe me'vâ-hum : onların barınma yeri, varacağı yer
4. en nâru : ateş
5. kulle mâ : her defa
6. erâdû : istediler
7. en yahrucû : çıkmak
8. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
9. uîdû : iade edildiler, döndürüldüler
10. fî-hâ : orada
11. ve kîle : ve denildi
12. lehum : onlarındır, onlar için vardır
13. zûkû : tadın
14. azâbe : azap
15. en nâri ellezî : o ateş ki
16. kuntum : siz iseniz
17. bihî : ona
18. tukezzibûne : yalanlıyorsunuz

Ve le nuzîkannehum minel azâbil ednâ dûnel azâbil ekberi leallehum yerciûn(yerciûne).


1. ve le : ve elbette, mutlaka
2. nuzîkanne-hum : onlara tattıracağız
3. min el azâbi : azaptan
4. el ednâ : daha yakın
5. dûne : başka, dışında
6. el azâbi : azap
7. el ekberi : büyük
8. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
9. yerciûne : dönerler

Ve men azlemu mimmen zukkire bi âyâti rabbihî summe a’rada anhâ, innâ minel mucrimîne muntekimûn(muntekimûne).


1. ve men : ve kim
2. azlemu : daha zalim
3. mimmen (min men) : ondan
4. zukkire : zikredildi
5. bi âyâti : âyetleri
6. rabbi-hi : onun Rabbi
7. summe : sonra
8. a'rada : yüz çevirdi
9. an-hâ : ondan, oradan
10. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
11. min el mucrimîne : mücrimlerden,
12. muntekimûne : intikam alıcılarız

Ve lekad âteynâ mûsel kitâbe fe lâ tekun fî miryetin min likâihî ve cealnâhu huden li benî isrâîl(isrâîle).


1. ve lekad : ve andolsun
2. âteynâ : biz verdik
3. mûsâ : Musa
4. el kitâbe : kitap
5. fe : o zaman, böylece
6. lâ tekun : sen olma
7. : içinde, vardır
8. miryetin : şüphe, kuşku
9. min likâi-hi : ona ulaşmaktan
10. ve cealnâ-hu : ve onu kıldık
11. huden : hidayet, hidayete erdiren
12. li : ... e, için
13. benî isrâîle : İsrailoğulları

Ve cealnâ minhum eimmeten yehdûne bi emrinâ lemmâ saberû ve kânû bi âyâtinâ yûkınûn(yûkınûne).


1. ve cealnâ : ve yaptık, kıldık
2. min-hum : onlardan
3. eimmeten : imamlar
4. yehdûne : hidayete erdirir, ulaştırır
5. bi emrinâ : bizim emrimizle
6. lemmâ : olduğu zaman
7. saberû : sabredenler
8. ve kânû : ve oldular
9. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
10. yûkınûne : yakîn hasıl ederler (kesin olarak inanırlar)

İnne rabbeke huve yafsilu beynehum yevmel kıyâmeti fîmâ kânû fîhi yahtelifûn(yahtelifûne).


1. inne : muhakkak
2. rabbe-ke : senin Rabbin
3. huve : o
4. yafsilu : fasıl yapar, ayırır, hüküm verir
5. beyne-hum : onların araları
6. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
7. fî-mâ : o şey hakkında
8. kânû : oldular
9. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
10. yahtelifûne : ihtilâf ediyorlar, ayrılığa düşüyorlar

E ve lem yehdi lehum kem ehleknâ min kablihim minel kurûni yemşûne fî mesâkinihim, inne fî zâlike le âyât(âyâtin), e fe lâ yesmeûn(yesmeûne).


1. e :
2. ve lem yehdi : ve hidayete erdirmedi
3. lehum : onlarındır, onlar için vardır
4. kem : kaç tane, nice
5. ehleknâ : biz helâk ettik
6. min kabli-him : onlardan önce
7. min el kurûni : nesillerden (asırlardan)
8. yemşûne : yürürler
9. : içinde, vardır
10. mesâkini-him : onların meskenleri
11. inne : muhakkak
12. zâlike : işte bu, bu
13. le : mutlaka, elbette, muhakkak
14. âyâtin : âyetler
15. fe : o zaman, böylece
16. lâ yesmeûne : işitmezler (işitemezler)

E ve lem yerev ennâ nesûkul mâe ilel ardıl curuzi fe nuhricu bihî zar’an te’kulu minhu en’âmuhum ve enfusuhum e fe lâ yubsirûn(yubsirûne).


1. e ve lem yerev : görmüyorlar mı
2. ennâ : nasıl
3. nesûku : sevkediyoruz
4. el mâe : su
5. ilel ardı (ilâ el ardı) : arzı, yeryüzünü
6. el curuzi : kurak arazi, kurak yer
7. fe : o zaman, böylece
8. nuhricu : çıkarıyoruz, çıkarırız
9. bihî : ona
10. zar'an : ekin
11. te'kulu : yiyor
12. min-hu : ondan
13. en'âmu-hum : onların hayvanları
14. ve enfusu-hum : ve kendileri
15. e :
16. lâ yubsirûne : onlar görmüyorlar, görmezler,

Ve yekûlûne metâ hâzel fethu in kuntum sâdikîn(sâdikîne).


1. ve yekûlûne : ve diyorlar
2. metâ : ne zaman
3. hâzâ : bu
4. el fethu : fetih
5. in kuntum : eğer siz iseniz
6. sâdikîne : sadıklar, doğru söyleyenler

Kul yevmel fethi lâ yenfeullezîne keferû îmânuhum ve lâ hum yunzarûn(yunzarûne).


1. kul : de, söyle
2. yevme : o gün
3. el fethi : fetih
4. lâ yenfeu : fayda vermez
5. ellezîne : ki onlar
6. keferû : inkâr ettiler
7. îmânu-hum : onların îmânları
8. ve lâ hum yunzarûne : ve onlara nazar edilmez, bakılmaz

Fe a’rıd anhum ventezır innehum muntezırûn(muntezırûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. a'rıd : yüz çevir
3. anhum : onlardan
4. ventezır (ve intezır) : ve bekle
5. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
6. muntezırûne : bekleyenleriz