Andolsun güneşe ve ışığına

ve o güneşten ışık alıp ona uydu olduğu zaman aya,

dünyayı aydınlattığı zaman gündüze,

güneşin üzerine örtü çeken gecenin karanlığına,

gökyüzünü ve onu yapana veya gökyüzünün harika yapısına,

yeryüzünü ve onu döşeyene veya onun uçsuz bucaksız genişliğine,

İnsan benliğine ve onun nasıl yaratılış amacına uygun şekillendirildiğine veya şekillendirene,

sonra da o insana kötü ile iyiyi, doğruluk ile sapıklığı birbirinden ayıracak özellik ve ölçüyü öğretene veya insanlara hayrı ve şerri, itaat ve isyanı ilham ile öğreten Allah'a.

Böylece Allah'a itaat ederek kim benliğini temizlerse, günah ve isyan kirinden kesinlikle kurtulmuştur.

Ve kim de benliğini ve özünü inkâr ve isyanla kirletmiş kötülüklere gömmüşse, ziyan ve kayıptadır.

Semûd kavmi de benliklerini inkâr ve isyanla kirleterek peygamberlerini yalanlamışlardı.

İçlerinden en yozlaşmış azgınları deveyi öldürmek üzere ayaklandığında,

Allah'ın elçisi onları: “Şu dişi deve Allah'ındır. Öyleyse bırakın suyunu içsin ve ona zarar vermeyin” demişti.

Derken elçiyi hiçe sayıp yalanladılar ve deveyi ayaklarından keserek öldürmüşlerdi. Rableri de onlara günahları sebebiyle kendilerini çepeçevre kuşatan azap indirdi de yerle bir etti.

Çünkü Allah bu işin sonundan korkmazdı ki.