TT.S.M

Bunlar (harfler), açıklayıcı kitabın mucizeleridir.

Gerçeği onaylamıyorlar diye kendini kahrediyor olabilirsin.

Dilesek onların üzerine gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.

Her ne zaman Rahman’dan kendilerine yeni bir mesaj gelse, mutlaka ondan yüz çevirirler.

Yalanladıkları için, eğlenceye aldıkları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.

Yeryüzüne bakmazlar mı, onda değişik türden nice güzel bitkiler bitirmişiz.

Bunda bir işaret vardır. Ama çokları onaylayacak değildir.

Kuşkusuz senin Efendin Güçlüdür, Rahimdir.

Bir zamanlar Efendin Musa’ya seslenmişti: “O zalim topluma git.”

“Firavunun halkına... Dinleyip düzelmeyecekler mi?“

Dedi ki, “Efendim, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.”

“Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor; kardeşim Harun’u gönder.”

“Ayrıca, onların yanında suçlu biriyim. Korkarım ki beni öldürsünler.”

Dedi ki, “Hayır, siz ikiniz ayetler (vahiy ve mucizeler)imizle gidin. Biz sizinle birlikteyiz; dinliyoruz.”

“İkiniz Firavuna varıp deyin ki, ‘Biz evrenlerin Efendisinin elçileriyiz.’“

“‘İsrailoğullarını bizimle birlikte gönder.’“

Dedi ki, “Biz seni daha bebekken alıp yetiştirmedik mi ve hayatının nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?“

“Sonunda yapacağını yaptın. Sen nankör birisin.”

Dedi ki, “O işi yaptığım zaman yanlış yoldaydım.”

“Sonra, sizden korktuğum için sizden kaçtım ve Efendim bana bilgelik verip beni elçilikle görevlendirdi.”

“Başıma kaktığın bu iyilik de, İsrailoğullarını köleleştirmen yüzündendir!“

Firavun, “Evrenlerin Efendisi de ne demek?“ dedi.

Dedi ki, “Kesinlikle gerçeği onaylayacaksanız O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Efendisidir.”

Etrafındakilere dönerek, “İşitiyor musunuz?“ dedi.

Dedi ki, “Sizin Efendiniz ve evvelki atalarınızın Efendisidir.”

Dedi ki, “Size gönderilen elçi, kesinlikle bir deli.”

Dedi ki, “Aklınızı kullanıyorsanız, O doğunun, batının ve aralarındakilerin de Efendisidir.”

Dedi ki, “Benden başka bir tanrı (otorite) edinirsen seni hapis cezasına çarpacağım.”

Dedi ki, “Size apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?“

Dedi ki, “Doğru sözlüysen getir bakalım onu.”

Değneğini atınca apaçık bir yılan oluverdi.

Elini çıkarınca bakanlara bembeyaz görünüverdi.

Çevresindeki ileri gelenlere dedi ki, “Bu, gerçekten çok usta bir büyücü imiş.”

“Büyüsüyle sizi toprağınızdan çıkarmak istiyor. Ne önerirsiniz?“

Dediler ki, “Onu ve kardeşini alıkoy ve kentlere toplayıcılar gönder de“

“Sana tüm usta büyücüleri getirsinler.”

Belirlenmiş günün randevusu için büyücüler bir araya getirildiler.

Halka da, “Siz de toplanır mısınız?“ denildi.

“Büyücüler üstün gelirse onlara uyabiliriz.”

Büyücüler geldiklerinde Firavuna, “Eğer biz üstün gelirsek bize bir ücret ödenecek mi?“ dediler.

“Evet“ dedi, “Hatta siz benim konseyime gireceksiniz.”

Musa onlara, “Atacağınızı atın“ dedi.

İplerini ve değneklerini attılar, “Firavunun onuru için biz üstün geleceğiz“ dediler.

Sonra Musa değneğini attı; hemen onların uydurduklarını yutmaya başladı.

Büyücüler secdeye kapandılar.

Dediler, “Evrenlerin Efendisini onayladık“

“Musa’nın ve Harun’un Efendisine…“

Dedi ki, “Ben size izin vermeden mi onu onayladınız? O, size büyücülüğü öğreten ustanız olmalı. Şimdi göreceksiniz: Ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım.”

“Umurumuzda değil“ dediler, “Biz zaten Efendimize döneceğiz.”

“İlk gerçeği onaylayanlar olduğumuz için umarız ki Efendimiz hatalarımızı bağışlar.”

Musa’ya, “Kullarımı yola çıkar, siz izleneceksiniz“ diye vahyettik.

Firavun, kentlere kitle propagandacıları gönderdi:

“Bunlar küçük bir çetedir.”

“Bize karşı öfkeyle ayaklanmaktadırlar.”

“Biz ise çoğunluk olarak alarmda olmalıyız.”

Sonunda, onları çıkardık: Bahçelerden, çeşmelerden,

Hazinelerden, yüksek makamlardan…

Daha sonra onları İsrailoğullarına miras yaptık.

Onları doğuya doğru izlediler.

Her iki topluluk birbirini görünce, Musa’nın arkadaşları, “İşte yakalanıyoruz“ dediler.

“Asla. Efendim benimle birliktedir; bana bir çıkış yolu gösterecektir“ dedi.

Musa’ya, “Değneğini denize vur“ diye vahyettik. Bunun üzerine yarıldı ve her bölüm koca bir tepe gibi oldu.

Sonra, diğerlerini yaklaştırdık.

Musa’yı ve kendisiyle beraber olan herkesi kurtardık.

Sonra, diğerlerini boğduk.

Elbette bunda bir ders vardır; ama çokları onaylamaz.

Kuşkusuz, senin Efendin Üstündür, Rahimdir.

Onlara İbrahim’in tarihini anlat.

Babasına ve halkına, “Neye hizmet ediyorsunuz?“ demişti.

“Heykellere hizmet ediyoruz; biz kendimizi onlara adamış bulunuyoruz“ dediler.

“Kendilerini çağırdığınızda sizi işitiyorlar mı?“ dedi,

“Yahut size yarar veya zarar verebiliyorlar mı?“

“Hayır; ancak biz atalarımızın böyle yaptıklarını gördük“ dediler.

“Peki“ dedi, “Hizmet etmekte olduklarınızı gördünüz mü“

'Siz ve geçmiş atalarınız?'

“Onlar benim düşmanımdır; yalnız Evrenlerin Efendisi hariç;“

“Beni yaratan ve bana yol gösteren O’dur.”

“Beni yediren ve içiren O’dur.”

“Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.”

“Beni öldüren ve sonra dirilten O’dur.”

“Yargı gününde, kusurlarımı bağışlayacağını umduğum da O’dur.”

“Efendim, bana bilgelik ver ve beni iyiler arasına kat.”

“Beni, sonraki nesiller için iyi bir örnek kıl.”

“Beni, Nimetler Bahçesine varis olanlardan yap.”

“Babamı bağışla, zira o sapıtmış bulunuyor.”

“Diriliş gününde beni utandırma.”

O gün, paranın ve çocukların yararı olmayacaktır.

ALLAH’a mükemmel bir kalp ile gelenler hariç.

Erdemlilere bahçe sunulacaktır.

Azgınlar için de cehennem ortaya konacaktır.

Onlara şöyle denir, “Hani hizmet ettikleriniz nerede“

“O ALLAH’tan aşağı? Size şimdi yardım edebiliyorlar mı? Kendilerine bile yardımları dokunabiliyor mu?“

Azgınlarla birlikte tepetakla oraya atılacaklardır.

İblis’in tüm askerleri de…

Orada çekişerek şöyle konuşacaklar:

“ALLAH’a andolsun, biz gerçekten çok açık bir sapıklık içinde imişiz.”

“Çünkü sizi evrenlerin Efendisine denk tutuyorduk.”

“Bizi saptıranlar suçlulardı.”

“Şimdi bizim ne şefaatçimiz var.”

“Ne de yakın bir dostumuz.”

“Bir şansımız daha olsaydı da, gerçeği onaylayanlar olsaydık.”

Bunda bir ders var; ancak çoğunluk onaylamaz.

Kuşkusuz senin Efendin Üstündür, Rahim’dir.

Nuh’un halkı elçileri yalanladı.

Kardeşleri Nuh onlara demişti ki, “Dinleyip erdemli davranmaz mısınız?“

“Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.”

“ALLAH’ı dinleyip bana uymalısınız.”

“Buna karşılık sizden herhangi bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim, ancak evrenlerin Efendisine aittir.”

“ALLAH’ı dinleyip bana uymalısınız.”

Dediler ki, “Seni izleyenler bayağı ve kötü kimseler iken, nasıl olur da seni onaylarız?“

Dedi ki, “Onların yaptıklarından bir bilgim yok.”

“Hesapları, yalnız Efendime aittir; keşke anlasanız.”

“Kesinlikle hiçbir gerçeği onaylayanı kovamam.”

“Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”

Dediler ki, “Bak Nuh, bu davranışına bir son vermezsen taşlananlardan olacaksın.”

Dedi ki, “Efendim, halkım beni yalanladı.”

“Benimle onların arasını aç; beni ve beraberimdeki gerçeği onaylayanları kurtar.”

Onu ve yanındakileri yüklü bir gemiyle kurtardık.

Sonra bunun ardından, geride kalanları boğduk.

Bunda bir ders var; ancak çoğunluk onaylamaz.

Kuşkusuz senin Efendin Üstündür, Rahimdir.

Ad (halkı) da elçileri yalanladı.

Kardeşleri Hud onlara demişti ki, “Erdemli davranmaz mısınız?“

“Ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.”

“ALLAH’ı dinleyip bana uyun.”

“Buna karşılık sizden herhangi bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim, ancak evrenlerin Efendisine aittir.”

“Her tepenin üzerine bir işaret (bir yapı) yerleştirip oyalanıyor musunuz?“

“Ebedi kalırsınız diye sağlam sanayiler/endüstriler mi kurarsınız?“

“Yakaladığınız vakit acımasız yakalıyorsunuz.”

“ALLAH’ı dinleyip bana uymalısınız.”

“Bildiğiniz her şeyi size vereni dinleyin.”

“Size çiftlik hayvanları ve çocuklar verdi.”

“Üstelik bahçeler, pınarlar…“

“Sizin için müthiş bir günün cezasından korkarım.”

Dediler ki, “Öğüt versen de vermesen de bizce birdir.”

“Bu, bizden öncekilerin izlediği yaşantı biçimidir.”

“Biz, cezalandırılacak da değiliz.”

Böylece onu yalanladılar. Nihayet biz de onları yok ettik. Bunda bir ders var; ancak çoğunluk onaylamaz.

Kuşkusuz senin Efendin Üstündür, Rahimdir.

Semud (halkı) da elçileri yalanladı.

Kardeşleri Salih onlara demişti ki, “Erdemli olmaz mısınız?“

“Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.”

“ALLAH’ı dinleyip bana uymalısınız.”

“Buna karşılık sizden bir ücret de istemiyorum. Benim ücretimi ancak evrenlerin Efendisi öder.”

“Şurada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?“

“Bahçeler, pınarlar, “

“Ekinler ve olgun meyveli hurmalıklar içindesiniz.”

“Ve dağlardan lüks köşkler yontuyorsunuz.”

“ALLAH’ı dinleyip beni izlemelisiniz.”

“Sınırı aşanların emrine uymayın.”

“Onlar yeryüzünde iyilik değil kötülük işlerler.”

Dediler ki, “Sen büyülenmişsin.”

“Sen bizim gibi bir insansın. Doğru sözlü isen bize bir mucize getir bakalım.”

Dedi ki, “İşte şu deve. Onun su içeceği belli bir zamanı vardır. Sizin de su içeceğiniz belli bir gününüz vardır.”

“Ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün cezasına çarpılırsınız.”

Nihayet onu kestiler; ancak pişman oldular.

Ve ceza onları yakaladı. Bunda bir ders var; ancak çoğunluk onaylamaz.”

Kuşkusuz senin Efendin Üstündür, Rahimdir.

Lut’un halkı da elçileri yalanladı.

Kardeşleri Lut onlara demişti ki, “Erdemli olmayacak mısınız?“

“Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.”

“ALLAH’ı dinleyip bana uyun.”

“Buna karşı sizden herhangi bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim ancak evrenlerin Efendisine aittir.”

“Siz halkın arasından erkeklere mi yöneliyorsunuz?“

“Efendinizin sizin için yarattığı eşlerinizi terkederek? Siz gerçekten haddi çok aşan bir toplumsunuz.”

Dediler, “Bak Lut, bu tavrına son vermezsen sürülenlerden olacaksın.”

Dedi ki, “Ben, bu davranışınızı iğrenç buluyorum.”

“Efendim, beni ve ailemi bu yaptıklarından kurtar.”

Onu ve tüm ailesini kurtardık

Yalnız bir yaşlı kadın hariç; geride kalanlardan idi.

Sonra diğerlerini yerle bir ettik.

Üzerlerine bir çeşit yağmur yağdırdık; uyarılanların yağmuru ne felaketli bir yağmurdur.

Bunda bir ders var; ancak çokları onaylamaz.

Kuşkusuz senin Efendin Üstündür, Rahimdir.

Eyke halkı da elçileri yalanladı.

Kardeşleri Şuayb onlara demişti ki, “Erdemli olmayacak mısınız?“

“Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.”

“ALLAH’ı dinleyin ve beni izleyin.”

“Buna karşı sizden herhangi bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim ancak evrenlerin Efendisine aittir.”

“Ölçüyü tam uygulayın. Kandıranlardan olmayın.”

“Doğru ölçek ile tartınız.”

“Halkın hakkını kısmayın ve yeryüzünde kötülük işleyerek karışıklık çıkarmayın.”

“Sizi ve önceki nesilleri yaratanı sayıp dinleyin.”

Dediler ki, “Sen büyülenmişsin.”

“Sen sadece bizim gibi bir insansın ve biz senin yalan söylediğini sanıyoruz.”

“Doğru sözlü isen üzerimize gökten kütleler indir.”

Dedi ki, “Efendim sizin ne yaptığınızı çok iyi bilir.”

Onu yalanladılar ve sonuç olarak Sayvan Gününün cezası kendilerini yakaladı; müthiş bir günün cezasıydı.

Bunda bir ders var; ancak çoğunluk onaylamaz.

Kuşkusuz, senin Efendin Üstündür, Rahimdir.

Bu, evrenlerin Efendisinin indirdiği vahiydir.

Onu Güvenilir Ruh (Cebrail) indirmiştir.

Senin kalbine… Uyarıcılardan biri olasın diye.

Apaçık Arapça bir dille.

Daha önceki kitaplarda da anılmıştır.

İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmiş olması onlar için yeterli bir delil oluşturmuyor mu?

Onu bir takım yabancılara indirseydik,

Ve onu onlara okusaydı onu onaylamayacaklardı.

İşte biz onu suçluların kalplerine böylece (yabancı bir dil gibi) sokarız.

Acı azabı görünceye kadar onu onaylamazlar.

Onlara ansızın, beklemedikleri bir anda gelecektir.

O zaman, “Bize biraz daha süre verilmez mi?“ derler.

Onlar, hâlâ cezamıza karşı meydan mı okuyorlar?

Gördüğün gibi, biz onları yıllarca yaşatsak

Ve sonra kendilerine söz verilen başlarına gelse,

O tattıkları nimetler kendilerine bir yarar sağlamaz.

Biz uyarıcıları olmayan hiçbir kenti yok etmedik.

Bu bir uyarı ve mesajdır; çünkü biz haksızlık etmeyiz.

Onu sapkınlar indirmemiştir.

Onlar bunu ne yaparlar, ne de becerirler.

Çünkü onlar işitmekten men edilmişlerdir.

ALLAH ile birlikte bir başka tanrı çağırma; yoksa cezalandırılırsın.

Sana en yakın olan insanları uyar.

Ve seni izleyen gerçeği onaylayanlara kanadını indir.

Sana karşı gelirlerse, “Yaptıklarınızdan uzağım“ de.

Üstün ve Rahman olana güven.

O ki (ibadet ve düşünme için) kalktığın/uyandığın zaman seni görür.

Ve senin secde edenler arasındaki hareketini de.

Çünkü O İşitendir, Bilendir.

Sapkınların kime indiğini size bildireyim mi?

Onlar her günahkar iftiracıya iner.

Kulak verirler; ancak çoğu yalancıdır.

Şairlere ise azgınlar uyar.

Onların her vadide koştuklarını (duruma göre yön değiştirdiklerini) görmez misin?

Ve onlar yapmadıkları şeyleri söylerler.

Ancak gerçeği onaylayanlar, erdemli davrananlar, ALLAH’ı çok ananlar ve haksızlığa karşı mücadele edenler hariç. Zalimler, nasıl bir devrim ile devrileceklerini bileceklerdir.