Tâ, hâ.


1. _empty_ :

Mâ enzelnâ aleykel kur’âne li teşkâ.


1. mâ enzel-nâ : indirdiğimiz şey
2. aleyke : sana
3. el kur'âne : Kur'ân
4. li : ... e, için
5. teşkâ : sen meşakkat, güçlük çekersin

İllâ tezkireten li men yahşâ.


1. illâ : ancak, sadece
2. tezkireten : zikir olarak, öğüt olarak
3. li men : kimse(ler) için
4. yahşâ : huşû duyar

Tenzîlen mimmen halakal arda ves semâvâtil ulâ.


1. tenzîlen : bir indirme ile, indiriş ile, tenzil ederek
2. mimmen (min men) : ondan
3. halaka : yarattı
4. el arda : arz, yeryüzü
5. ve es semâvâti : ve semalar
6. el ulâ : yüksek

Er rahmânu alel arşistevâ.


1. er rahmânu : Rahmân
2. alâ : üzere, üzerinde, ... e
3. el arşı : arşa, arşın
4. istevâ : istiva etti, karar kıldı, hükmetti

Lehu mâ fis semâvâti ve mâ fîl ardı ve mâ beynehumâ ve mâ tahtes serâ.


1. lehu : ona ait, onun
2. mâ fî es semâvâti : semalardaki, göklerdeki şeyler
3. ve mâ fî el ardı : ve yeryüzünde bulunan şeyler
4. ve mâ beyne-humâ : ve bu ikisinin arasındaki şeyler
5. ve mâ tahte es serâ : ve nemli toprağın altında olan şeyler

Ve in techer bil kavli fe innehu ya’lemus sirre ve ahfâ.


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. techer : sen açıklarsın (açıkça söylersin)
3. bi el kavli : sözü
4. fe : o zaman, böylece
5. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
6. ya'lemu : bilir
7. es sirre : sır olan
8. ve ahfâ : ve daha gizli, en gizli

Allâhu lâ ilâhe illâ huve, lehul esmâul husnâ.


1. allâhu : Allah
2. lâ ilâhe : ilâh yoktur
3. illâ : ancak, sadece
4. huve : o
5. lehu : ona ait, onun
6. el esmâu el husnâ : en güzel isimler

Ve hel etâke hadîsu mûsâ.


1. ve : ve
2. hel etâke : geldi mi
3. hadîsu : söz, haber
4. mûsâ : Musa

İz reâ nâren fe kâle li ehlihimkusû innî ânestu nâren leallî âtîkum minhâ bi kabesin ev ecidu alen nâri hudâ(huden).


1. iz reâ : gördüğü zaman
2. nâren : ateş
3. fe : o zaman, böylece
4. kâle : dedi
5. li ehlihimkusû (ehli-hi umkusû) : ailesine
6. innî : muhakkak ki ben
7. ânestu : gördüm, farkettim
8. leallî : umulur ki ben, böylece ben
9. âtî-kum : size getiririm
10. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
11. bi kabesin : bir kor
12. ev : veya
13. ecidu : bulurum, rastlarım
14. alen nâri (alâ en nâri) : ateşin yanında
15. huden : hidayet, hidayete erdiren

Fe lemmâ etâhâ nûdiye yâ mûsâ.


1. fe lemmâ : olunca, olduğu zaman
2. etâ-hâ : ona geldi
3. nûdiye : nida olundu
4. yâ mûsâ : ey Musa

İnnî ene rabbuke fehla’ na’leyk(na’leyke), inneke bil vâdil mukaddesi tuvâ(tuven).


1. innî : muhakkak ki ben
2. ene : ben
3. rabbu-ke : senin Rabbin
4. fehla' : artık, şimdi çıkar
5. na'ley-ke : pabuçlarını, ayakkabılarını
6. inne-ke : muhakkak ki sen
7. bi : ile, ... e
8. el vâdi : vadi
9. el mukaddesi : mukaddes, kutsal
10. tuven : Tuva

Ve enahtertuke festemi’ li mâ yûhâ.


1. ve enahtertu-ke (ene ahtertu-ke) : ve seni seçtim,
2. festemi' (fe istemi') : öyleyse dinle
3. li mâ yûhâ : vahyolunan şeyi

İnnenî enallâhu lâ ilâhe illâ ene fa’budnî ve ekımis salâte li zikrî.


1. inne-nî : muhakkak ki beni
2. enallâhu (ene allâhu) : ben Allah'ım
3. lâ ilâhe : ilâh yoktur
4. illâ : ancak, sadece
5. ene : ben
6. fa'budnî (fe a'bud-nî) : öyleyse bana kul ol
7. ve akımı es salâte : ve namazı ikame et
8. li zikrî : benim zikrim için, beni zikretmek için

İnnes sâate âtiyetun ekâdu uhfîhâ li tuczâ kullu nefsin bimâ tes’â.


1. inne : muhakkak
2. es sâate : o saat, kıyâmet saati
3. âtiyetun : gelecektir
4. ekâdu : neredeyse (az kalsın) ben (kendim) olacağım
5. uhfî-hâ : onu gizleyeceğim
6. li tuczâ : karşılığının (ceza veya mükâfatın) verilmesi için
7. kullu nefsin : her nefs, herkes
8. bimâ : şey ile
9. tes'â : çalışması, çabalaması, gayreti

Fe lâ yesuddenneke anhâ men lâ yu’minu bihâ vettebea hevâhu fe terdâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. lâ yesuddenne-ke : seni alıkoymasın, seni men etmesin
3. an-hâ : ondan, oradan
4. men lâ yu'minu : inanmayan kimse
5. bi-hâ : onu
6. ve ittebea : ve tâbî oldu
7. hevâ-hu : hevasına, nefsinin afetlerine
8. terdâ : helâk olursun

Ve mâ tilke bi yemînike yâ mûsâ.


1. ve mâ tilke : ve o nedir
2. bi yemîni-ke : sağ elindeki
3. yâ mûsâ : ey Musa

Kâle hiye asây(asâye), etevekkeu aleyhâ ve ehuşşu bihâ alâ ganemî ve liye fîhâ meâribu uhrâ.


1. kâle : dedi
2. hiye : o
3. asâye : benim asamdır
4. etevekkeu : ben dayanırım, yaslanırım
5. aleyhâ : onun üzerinde
6. ve ehuşşu : ve yaprak silkelerim
7. bi-hâ : onu
8. alâ ganemî : koyunlarım üzerine
9. ve liye : ve benim için
10. fî-hâ : orada
11. meâribu : faydalar, menfaatler
12. uhrâ : diğer, başka

Kâle elkıhâ yâ mûsâ.


1. kâle : dedi
2. elkı-hâ : onu at
3. yâ mûsâ : ey Musa

Fe elkâhâ fe izâ hiye hayyetun tes’â.


1. fe : o zaman, böylece
2. elkâ-hâ : ona ilka etti, gönderdi
3. izâ hiye : o olmuştu
4. hayyetun : bir yılan
5. tes'â : çalışması, çabalaması, gayreti

Kâle huzhâ ve lâ tehaf se nuîduhâ sîretehel ûlâ.


1. kâle : dedi
2. huz-hâ : onu al
3. ve lâ tehaf : ve korkma
4. se nuîdu-hâ : onu döndüreceğiz
5. sîrete-hâ : onun sureti, durumu
6. el ûlâ : ilk, önceki

Vadmum yedeke ilâ cenâhıke tahruc beydâe min gayri sûin âyeten uhrâ.


1. vadmum : ve koy
2. yede-ke : senin elin, elin
3. ilâ cenâhı-ke : yan tarafına
4. tahruc : çıkar
5. beydâe : beyaz olarak (nurlu olarak)
6. min gayri : olmaksızın
7. sûin : kötülük, fenalık
8. âyeten : âyet, delil, kanıt
9. uhrâ : diğer, başka

Li nuriyeke min âyâtinel kubrâ.


1. li nuriye-ke : sana göstermemiz için
2. min âyâti-nâ : âyetlerimizden
3. el kubrâ : büyük

İzheb ilâ fir’avne innehu tagâ.


1. izheb : git
2. ilâ fir'avne : firavuna
3. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
4. tagâ : azdı, haddi aştı

Kâle rabbişrah lî sadrî.


1. kâle : dedi
2. rabbi işrah : Rabbim aç
3. lî sadrî : göğsümü

Ve yessir lî emrî.


1. ve yessir : ve kolaylaştır
2. lî emrî : işimi

Vahlul ukdeten min lisânî.


1. vahlu : ve çöz, düzelt
2. el ukdeten : düğüm, tutukluk
3. min lisânî : dilimden

Yefkahû kavlî.


1. yefkahû : anlasınlar, idrak etsinler
2. kavlî : sözlerimi

Vec’al lî vezîren min ehlî.


1. vec'al : ve ..... kıl, yap
2. : bana
3. vezîren : vezir, yardımcı
4. min ehlî : ehlimden, ailemden

Hârûne ahî.


1. hârûne : Harun
2. ahî : kardeşim

Uşdud bihî ezrî.


1. uşdud : kuvvetlendir (artır, şiddetlendir)
2. bi-hi : onunla
3. ezrî : kuvvetimi, gücümü

Ve eşrikhu fî emrî.


1. ve eşrik-hu : ve onu ortak kıl
2. fî emrî : işimde

Key nusebbihake kesîrâ(kesîren).


1. key : için, diye
2. nusebbiha-ke : seni tesbih edelim
3. kesîren : çok

Ve nezkureke kesîrâ(kesîren).


1. ve : ve
2. nezkure-ke : seni zikredelim
3. kesîren : çok

İnneke kunte binâ basîrâ(basîren).


1. inne-ke : muhakkak ki sen
2. kunte : sen oldun
3. bi-nâ : bizi
4. basîren : görerek, gören

Kâle kad ûtîte su’leke yâ mûsâ.


1. kâle : dedi
2. kad ûtîte : verilmiştir
3. su'le-ke : sana, istediğin
4. yâ mûsâ : ey Musa

Ve lekad menennâ aleyke merreten uhrâ.


1. ve lekad : ve andolsun
2. menennâ : lütufta bulunduk (ni'met verdik)
3. aleyke : sana
4. merreten : bir defa daha
5. uhrâ : diğer, başka

İz evhaynâ ilâ ummike mâ yûhâ.


1. iz evhaynâ : vahyetmiştik
2. ilâ ummi-ke : senin annene
3. mâ yûhâ : vahyolunan şeye, ne vahyolunuyor

Enıkzifîhi fît tâbûti fakzifîhi fîl yemmi felyulkıhil yemmu bis sâhıli ye’huzhu aduvvun lî ve aduvvun leh(lehu), ve elkaytu aleyke mehabbeten minnî ve li tusnea alâ aynî.


1. enıkzifî-hi (en ikzıfî-hi) (kazefe) : onu koymasını (bıraktı, koydu)
2. fî et tâbûti : sandık içine, sandığa
3. fakzifî-hi (fe ikzıfî-hi) : sonra onu bırak
4. fî el yemmi : denizin içinde, denizde
5. felyulkı-hi (fe li yulki-hi) : böylece onu çıkarsın, atsın
6. el yemmu : deniz
7. bi es sâhıli : sahile
8. ye'huz-hu : onu alır, alacak
9. aduvvun lî : benim düşmanım
10. ve aduvvun lehu : ve onun düşmanı
11. ve elkaytu : ve (attım) verdim
12. aleyke : sana
13. mehabbeten : sevgi, muhabbet
14. min-nî : benden
15. ve li tusnea : ve senin yetiştirilmen için
16. alâ aynî : gözümün önünde

İz temşî uhtuke fe tekûlu hel edullukum alâ men yekfuluh(yekfuluhu), fe reca’nâke ilâ ummike key takarre aynuhâ ve lâ tahzen(tahzene), ve katelte nefsen fe necceynâke minel gammi ve fetennâke futûnâ(futûnen), fe lebiste sinîne fî ehli medyene summe ci’te alâ kaderin yâ mûsâ.


1. iz temşî : yürümüştü
2. uhtu-ke : senin kızkardeşin
3. fe : o zaman, böylece
4. tekûlu : sen söylüyorsun, söylersin
5. hel edullu-kum alâ : size delil olayım mı, size yardım edeyim mi
6. men yekfulu-hu : ona kefil olacak kimse
7. reca'nâ-ke : seni geri döndürdük
8. ilâ ummi-ke : senin annene
9. key : için, diye
10. takarre aynu-hâ : onun gözü aydın olsun, sevinsin
11. ve lâ tahzene : ve kederlenmesin, mahzun olmasın
12. ve katelte : ve sen öldürdün
13. nefsen : bir nefs, bir kişi
14. necceynâ-ke : seni kurtardık
15. min el gammi : gamdan, kederden, üzüntüden
16. ve fetennâ-ke : ve seni imtihan ettik
17. futûnen : sınavlar
18. fe lebiste : böylece kaldın
19. sinîne : seneler
20. fî ehli medyene : Medyen halkı içinde
21. summe : sonra
22. ci'te : geldin
23. alâ kaderin : bir kader üzerine, takdir edilen zamanda
24. yâ mûsâ : ey Musa

Vastana’tuke li nefsî.


1. vastana'tu-ke (ve astana'tu-ke) (sanaa) (astanaa) : ve ben seni (seçip) yetiştirdim (yetiştirdi) (seçip ayırıp yetiştirdi)
2. li nefsî : nefsim için, kendim için, kendime

İzheb ente ve ehûke bi âyâtî ve lâ teniyâ fî zikrî.


1. izheb : git
2. ente : sen
3. ve ehû-ke : ve (erkek) kardeşin
4. bi âyâtî : âyetlerimi
5. ve lâ teniyâ : ve gevşek davranmayın, ihmal etmeyin
6. fî zikrî : beni zikretmekte, benim zikrimde

İzhebâ ilâ fir’avne innehu tagâ.


1. izhebâ : ikiniz gidin
2. ilâ fir'avne : firavuna
3. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
4. tagâ : azdı, haddi aştı

Fe kûlâ lehu kavlen leyyinen leallehu yetezekkeru ev yahşâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. kûlâ : ikiniz söyleyin
3. lehu : ona ait, onun
4. kavlen : söz
5. leyyinen : yumuşak
6. lealle-hu : umulur ki o, böylece o
7. yetezekkeru : tezekkür eder
8. ev : veya
9. yahşâ : huşû duyar

Kâlâ rabbenâ innenâ nehâfu en yefruta aleynâ ev en yatgâ.


1. kâlâ : dediler (o ikisi)
2. rabbe-nâ : Rabbimiz
3. inne-nâ : muhakkak ki biz
4. nehâfu : korkuyoruz
5. en yefruta : ifrata kaçması, aşırı davranması
6. aleynâ : bize
7. ev : veya
8. en yatgâ : azgın davranması

Kâle lâ tehâfâ innenî meakumâ esmau ve erâ.


1. kâle : dedi
2. lâ tehâfâ : korkmayın
3. inne-nî : muhakkak ki beni
4. mea-kumâ : sizinle (ikinizle) beraberim
5. esmau : işitirim
6. ve erâ : ve görürüm

Fe’tiyâhu fe kûlâ innâ resûlâ rabbike fe ersil meanâ benî isrâîle ve lâ tuazzibhum, kad ci’nâke bi âyetin min rabbik(rabbike), ves selâmu alâ menittebeal hudâ.


1. fe'tiyâ-hu : o halde (ikiniz) ona gidin
2. fe : o zaman, böylece
3. kûlâ : ikiniz söyleyin
4. in-nâ : muhakkak ki biz
5. resûlâ : iki resûl, iki elçi
6. rabbi-ke : senin Rabbin
7. ersil : gönder
8. mea-nâ : bizimle beraber
9. benî isrâîle : İsrailoğulları
10. ve lâ tuazzib-hum : ve onlara azap etme
11. kad : oldu, olmuştu
12. ci'nâ-ke bi : sana getirdik
13. âyetin : ayet, mucize(ler)
14. min rabbi-ke : senin Rabb'inden
15. ve es selâmu : ve selâm, selâmet
16. alâ men ittebea : tâbî olanlara
17. el hudâ : hidayet

İnnâ kad ûhıye ileynâ ennel azâbe alâ men kezzebe ve tevellâ.


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. kad : oldu, olmuştu
3. ûhıye : vahyolundu
4. ileynâ : bize
5. enne el azâbe : azabın olduğu
6. alâ : üzere, üzerinde, ... e
7. men kezzebe (kezzebe) : yalanlayan kimse, inkâr eden (yalanladı)
8. ve tevellâ : ve yüz çevirdi

Kâle fe men rabbikumâ yâ mûsâ.


1. kâle : dedi
2. fe : o zaman, böylece
3. men : kimse, kişi
4. rabbi-kumâ : (siz) ikinizin Rabbi
5. yâ mûsâ : ey Musa

Kâle rabbunellezî a’tâ kulle şey’in halkahu summe hedâ.


1. kâle : dedi
2. rabbu-na ellezî : bizim Rabbimiz ki o
3. a'tâ : verdi, lütfetti, ihsan etti
4. kulle : bütünüyle,hepsi, tamamen
5. şey'in : bir şey
6. halka-hu : onun yaratılışı
7. summe : sonra
8. hedâ : hidayete erdirdi

Kâle fe mâ bâlul kurûnil ûlâ.


1. kâle : dedi
2. fe : o zaman, böylece
3. mâ bâlu : durumu nedir (ne haldedirler)
4. el kurûni : aynı zamanın insanları, nesiller
5. el ûlâ : ilk, önceki

Kâle ilmuhâ inde rabbî fî kitâb(kitâbin), lâ yadıllu rabbî ve lâ yensâ.


1. kâle : dedi
2. ilmu-hâ : onun ilmi
3. inde : yanında, katında
4. rabbî : Rabbim
5. fî kitâbin : bir kitaptadır
6. lâ yadıllu : gaflette olmaz, yanlış yapmaz
7. ve lâ yensâ : ve unutmaz

Ellezî ceale lekumul arda mehden ve seleke lekum fîhâ subulen ve enzele mines semâi mââ(mâen), fe ahrecnâ bihî ezvâcen min nebâtin şettâ.


1. ellezî : o ki, ki o
2. ceale : kıldı, yaptı
3. lekum : sizin için, size
4. el arda : arz, yeryüzü
5. mehden : beşik, döşek
6. ve seleke : ve açtı
7. fî-hâ : orada
8. subulen : yollar
9. ve enzele : ve indirdi
10. min es semâi : semadan, gökyüzünden
11. mâen : su
12. fe : o zaman, böylece
13. ahrec-nâ : çıkardık
14. bi-hi : onunla
15. ezvâcen : eşler
16. min nebâtin : bitkiden, nebattan
17. şettâ : ayrı ayrı, farklı farklı

Kulû ver’av en’âmekum, inne fî zâlike le âyâtin li ulîn nuhâ.


1. kulû : yeyin
2. ver'av (ve er'av) : ve otlatın, güdün
3. en'âme-kum : sizin hayvanlarınız
4. inne : muhakkak
5. fî zâlike : bunda
6. le âyâtin : elbette âyetler, kanıtlar, deliller
7. li ulîn : sahipleri için
8. nuhâ : akıl

Minhâ halaknâkum ve fîhâ nuîdukum ve minhâ nuhricukum târeten uhrâ.


1. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
2. halaknâ-kum : sizi yarattık
3. ve fîhâ : ve oraya
4. nuîdu-kum : sizi geri döndüreceğiz
5. ve min-hâ : ve oradan
6. nuhricu-kum : sizi çıkaracağız
7. târeten : bir defa daha
8. uhrâ : diğer, başka

Ve lekad ereynâhu âyâtinâ kullehâ fe kezzebe ve ebâ.


1. ve lekad : ve andolsun
2. ereynâ-hu : ona gösterdik
3. âyâti-nâ : bizim âyetlerimiz
4. kulle-hâ : onun hepsi
5. fe : o zaman, böylece
6. kezzebe : yalanladı
7. ve ebâ : ve diretti

Kâle e ci’tenâ li tuhricenâ min ardınâ bi sihrike yâ mûsâ.


1.   :
2. e ci'te-nâ : bize mi geldin
3. li tuhrice-nâ : bizi çıkarman (çıkarmak) için
4. min ardı-nâ : bizim arzımızdan, ülkemizden
5. bi sihri-ke : sihrin ile
6. yâ mûsâ : ey Musa

Fe le ne’tiyenneke bi sıhrin mislihî fec’al beynenâ ve beyneke mev’ıden lâ nuhlifuhu nahnu ve lâ ente mekânen suvâ(suven).


1. fe : o zaman, böylece
2. le ne'tiyenne-ke bi : mutlaka sana getireceğiz
3. sıhrin : bir sihir
4. misli-hî : onun gibi
5. fec'al (fe ic'al) : böylece kıl
6. beyne-nâ ve beyne-ke : bizimle senin aranda (seninle bizim aramızda)
7. mev'ıden : vaadedilen
8. lâ nuhlifu-hu : onda ihtilâf etmeyelim
9. nahnu : biz
10. ve lâ ente : ve sen yapma
11. mekânen : konum, yer
12. suven : şartların eşit olduğu bir yer, uygun bir yer

Kâle mev’ıdukum yevmuz zîneti ve en yuhşeren nâsu duhâ(duhan).


1. kâle : dedi
2. mev'ıdu-kum : sizin buluşma zamanınız
3. yevmu ez zîneti : ziynet (bayram) günü
4. ve en yuhşere : ve toplanması
5. en nâsu : insanlar
6. duhan : kuşluk vakti

Fe tevellâ fir’avnu fe cemea keydehu summe etâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. tevellâ : döndü
3. fir'avnu : firavun
4. cemea : biraraya getirdi, topladı
5. keyde-hu : hilesini
6. summe : sonra
7. etâ : geldi

Kâle lehum mûsâ veylekum lâ tefterû alallâhi keziben fe yushıtekum bi azâb(azâbin), ve kad hâbe menifterâ.


1. kâle : dedi
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. mûsâ : Musa
4. veyle-kum : size yazıklar olsun
5. lâ tefterû : iftira etmeyin
6. alallâhi (alâ allâhi) : Allah'a
7. keziben : yalan olarak, yalanla
8. fe : o zaman, böylece
9. yushıte-kum : sizi yok eder
10. bi azâbin : bir azap ile
11. ve kad : ve olmuştur
12. hâbe : heba oldu, hüsrana uğradı
13. men ifterâ : iftira eden

Fe tenâzeû emrehum beynehum ve eserrûn necvâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. tenâzeû : tartıştılar, istişare yaptılar, görüştüler
3. emre-hum : onların işleri
4. beyne-hum : onların araları
5. ve eserrû : ve gizlediler, sır olarak sakladılar
6. en necvâ : fısıltı, gizli konuşma

Kâlû in hâzâni le sâhirâni yurîdâni en yuhricâkum min ardıkum bi sihrihimâ ve yezhebâ bi tarîkatikumul muslâ.


1. kâlû : dediler
2. in hâzâni : bu ikisi (... ise)
3. le sâhirâni : elbette iki sihirbaz
4. yurîdâni : ikisi istiyor
5. en yuhricâ-kum : sizi çıkarmak
6. min ardı-kum : sizin topraklarınızdan
7. bi sihri-himâ : sihirleri ile (ikisinin sihri)
8. ve yezhebâ bi : ve gideriyor, yok ediyor
9. tarîkati-kum : sizin tarikatınız (dîniniz)
10. el muslâ : üstün olan, en alâ olan

Fe ecmiû keydekum summe’tû saffâ(saffen), ve kad eflehal yevme menista’lâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. ecmiû : toplayın
3. keyde-kum : hilelerinizi
4. summe a'tû : sonra gelin
5. saffen : saf saf, sıra halinde
6. ve kad : ve olmuştur
7. efleha : felâha, zafere ulaştı
8. el yevme : bugün
9. men ista'lâ : üstünlük sağlayan (alâ olan)

Kâlû yâ mûsâ immâ en tulkıye ve immâ en nekûne evvele men elkâ.


1. kâlû : dediler
2. yâ mûsâ : ey Musa
3. immâ (ve immâ) : öyle mi veya böyle mi olsun
4. en tulkıye : senin atman
5. (immâ) ve immâ : öyle mi veya böyle mi olsun
6. en nekûne : biz oluruz, olacağız
7. evvele : evvel, ilk
8. men elkâ : atan kimse

Kâle bel elkû, fe izâ hıbâluhum ve ısıyyuhum yuhayyelu ileyhi min sıhrihim ennehâ tes’â.


1. kâle : dedi
2. bel : hayır, bilâkis
3. elkû : atın
4. fe : o zaman, böylece
5. izâ : olduğu zaman
6. hıbâlu-hum : onların ipleri
7. ve ısıyyu-hum : ve onların asaları
8. yuhayyelu : öyle görünüyor (hayal olarak görünüyor)
9. ileyhi : ona
10. min sıhri-him : onların sihirlerinden (dolayı)
11. enne-hâ : onun ... olduğunu
12. tes'â : çalışması, çabalaması, gayreti

Fe evcese fî nefsihî hîfeten mûsâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. evcese : hissetti
3. fî nefsi-hi : nefsinde, kendinde
4. hîfeten : bir korku
5. mûsâ : Musa

Kulnâ lâ tehaf inneke entel a’lâ.


1. kulnâ : biz dedik
2. lâ tehaf : korkma
3. inne-ke : muhakkak ki sen
4. ente : sen
5. el a'lâ : üstün olan

Ve elkı mâ fî yemînike telkaf mâ sanaû, innemâ sanaû keydu sâhır(sâhırin), ve lâ yuflihus sâhıru haysu etâ.


1. ve elkı : ve at, bırak
2. mâ fî yemîni-ke : sağ elindeki şeyi
3. telkaf : yutar, yutacak
4. mâ sanaû : yaptıkları şeyler
5. innemâ : ancak, sadece
6. sanaû : yaptılar
7. keydu : hiledir
8. sâhırin : sihirbaz, sihir yapan
9. ve lâ yufli-hu : ve felâha eremez, kurtuluşa eremez, iflâh olmaz
10. es sâhiru : sihirbaz, sihir yapan
11. haysu : yerden
12. etâ : geldi

Fe ulkıyes seharatu succeden kâlû âmennâ bi rabbi hârûne ve mûsâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. ulkıye : atıldılar, yere kapandılar
3. es seharatu : sihirbazlar
4. succeden : secde ederek
5. kâlû : dediler
6. âmennâ : biz îmân ettik
7. bi rabbi : Rabbine
8. hârûne : Harun
9. ve mûsâ : ve Mûsâ (A.S)

Kâle âmentum lehu kable en âzene lekum, innehu le kebîrukumullezî allemekumus sihr(sihra), fe le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hilâfin ve le usallibennekum fî cuzûın nahli ve le ta’lemunne eyyunâ eşeddu azâben ve ebkâ.


1. kâle : dedi
2. âmentum : siz îmân ettiniz
3. lehu : ona ait, onun
4. kable : önce
5. en âzene : (benim) izin vermem
6. lekum : sizin için, size
7. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
8. ve lâ teskî : ve sulamaz
9. kebîru-kum : sizin büyüğünüz
10. ellezî : o ki, ki o
11. alleme-kum : size öğretti
12. es sihra : sihir, büyü
13. fe : o zaman, böylece
14. le ukattıanne : mutlaka keseceğim (parçalayacağım)
15. eydiye-kum : sizin elleriniz, ellerinizi
16. ve ercule-kum : ve ayaklarınızı
17. min hilâfin : çapraz, karşılıklı
18. ve le usallibenne-kum : ve mutlaka sizi asacağım
19. : içinde, vardır
20. cuzûı en nahli : hurma ağacının gövdesi
21. ve le ta'lemunne : ve mutlaka öğreneceksiniz
22. eyyu-nâ : hangimiz
23. eşeddu : daha şiddetli
24. azâben : azap
25. ve ebkâ : ve daha uzun süreli, daha kalıcı olan, bâki olan

Kâlû len nu’sireke alâ mâ câenâ minel beyyinâti vellezî fataranâ fakdi mâ ente kâd(kâdin), innemâ takdî hâzihil hayâted dunyâ.


1. kâlû : dediler
2. len nu'sire-ke : asla seni tercih etmeyiz, üstün tutmayız
3. alâ mâ câe-nâ : bize gelenlere karşı
4. min el beyyinâti : beyyinelerden, deliller, mucizeler, ispat vasıtalarından
5. vellezî (ve ellezî) : ve o
6. fatara-nâ : bizi yarattı
7. fakdi (fe ikdi) : artık yap
8. : olmadı
9. ente : sen
10. kâdın : yapan kişi
11. innemâ : ancak, sadece
12. takdî : sen yaparsın
13. hâzihi : bu
14. el hayâte ed dunyâ : dünya hayatı

İnnâ âmennâ bi rabbinâ li yagfire lenâ hatâyânâ ve mâ ekrehtenâ aleyhi mines sihr(sihri), vallâhu hayrun ve ebkâ.


1. innâ- inne nâ : muhakkak ki biz
2. âmennâ : biz îmân ettik
3. bi rabbi-nâ : Rabbimize
4. li yagfire : mağfiret etmek için
5. lenâ : bizim
6. hatâyâ-nâ : bizim hatalarımız
7. ve mâ ekrehte-nâ : ve bize yaptırdığın kerih (çirkin) şeyler
8. aleyhi : ona, onun üzerine
9. min es sihri : sihirden
10. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
11. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
12. ve ebkâ : ve daha uzun süreli, daha kalıcı olan, bâki olan

İnnehu men ye’ti rabbehu mucrimen fe inne lehu cehennem(cehenneme), lâ yemûtu fîhâ ve lâ yahyâ.


1. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
2. men ye'ti : kim gelirse
3. rabbe-hu : (onun) Rabbi
4. mucrimen : suçlu olarak
5. fe : o zaman, böylece
6. inne : muhakkak
7. lehu : ona ait, onun
8. cehenneme : cehennem
9. lâ yemûtu : ölmez
10. fî-hâ : orada
11. ve lâ yahyâ : ve canlanmaz, yaşamaz, hayy olmaz (olamaz)

Ve men ye’tihî mu’minen kad amiles sâlihâti fe ulâike lehumud derecâtul ulâ.


1. ve men : ve kim
2. ye'ti-hî : ona gelir
3. mu'minen : bir mü'min
4. kad : oldu, olmuştu
5. amile es sâlihâti : salih ameller (nefs tezkiyesi)
6. fe : o zaman, böylece
7. ulâike : işte onlar
8. lehum : onlarındır, onlar için vardır
9. ed derecâtu : dereceler
10. el ulâ : yüksek

Cennâtu adnin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ ve zâlike cezâu men tezekkâ.


1. cennâtu : cennetler
2. adnin : adn
3. tecrî : akar
4. min tahti-hâ : onun altından
5. el enhâru : nehirler, ırmaklar
6. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar
7. fî-hâ : orada
8. ve zâlike : ve işte bu, bu
9. cezâu : ceza
10. men tezekkâ : nefs tezkiyesi yapan kimse

Ve lekad evhaynâ ilâ mûsâ en esri bi ibâdî fadrib lehum tarîkan fîl bahri yebesâ(yebesen), lâ tehâfu dereken ve lâ tahşâ.


1. ve lekad : ve andolsun
2. evhaynâ : biz vahyettik
3. ilâ mûsâ : Musa (as)'a
4. en esri : yürümek, yürümesi
5. bi ibâdî : kullarım ile
6. fadrib (fe ıdrib) : sonra vur
7. lehum : onlarındır, onlar için vardır
8. tarîkan : tarik, yol
9. fî el bahri : denizde
10. yebesen : kuru
11. lâ tehâfu : korkma
12. dereken : arkadan yetişerek
13. ve lâ tahşâ : ve endişelenme

Fe etbeahum fir’avnu bi cunûdihî fe gaşiyehum minel yemmi mâ gaşiyehum.


1. fe : o zaman, böylece
2. etbea-hum : onlara tâbî oldu, onları takip etti
3. fir'avnu : firavun
4. bi cunûdi-hi : ordusuyla
5. gaşiye-hum : onları kapladı
6. min el yemmi : denizden, deniz
7. mâ gaşiye-hum : onları (nasıl) kapladı, (öyle bir) kapladı ki

Ve edalle fir’avnu kavmehu ve mâ hedâ.


1. ve edalle : ve dalâlette bıraktı
2. fir'avnu : firavun
3. kavme-hu : onun kavmi
4. ve mâ hedâ : ve hidayete mani oldu, hidayetten men etti

Yâ benî isrâîle kad enceynâkum min aduvvikum ve vâadnâkum cânibet tûril eymene ve nezzelnâ aleykumul menne ves selvâ.


1. yâ benî isrâîle : ey İsrailoğulları
2. kad : oldu, olmuştu
3. enceynâ-kum : biz sizi kurtardık
4. min aduvvi-kum : düşmanlarınızdan
5. ve vâadnâ-kum : ve sizinle vaadleştik
6. cânibe : taraf
7. et tûri : Tur
8. el eymene : sağ taraf
9. ve nezzelnâ : ve biz indirdik
10. aleykum : size, sizi
11. el menne : kudret helvası
12. ve es selvâ : ve bıldırcın

Kulû min tayyibâti mâ rezaknâkum ve lâ tatgav fîhi fe yahılle aleykum gadabî ve men yahlil aleyhi gadabî fe kad hevâ.


1. kulû : yeyin
2. min tayyibâti : temiz, helâl olanlardan
3. mâ rezaknâ-kum : sizi rızıklandırdığımız şeyler
4. ve lâ tatgav : ve azgınlık etmeyin
5. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
6. fe : o zaman, böylece
7. yahılle : iner
8. aleykum : size, sizi
9. gadabî : benim gazabım
10. ve men yahlil : ve kime inerse
11. aleyhi : ona, onun üzerine
12. kad : oldu, olmuştu
13. hevâ : heva oldu (dalâlete düştü)

Ve innî le gaffârun li men tâbe ve âmene ve amile sâlihan summehtedâ.


1. ve in-nî : ve muhakkak ki ben
2. le gaffârun : elbette, mutlaka gafur olan, mağfiret eden (günahları
3. li men : kimse(ler) için
4. tâbe : tövbe etti (mürşidin önünde)
5.   :
6. summe : sonra
7. ihtedâ : hidayete erdirildi

Ve mâ a’celeke an kavmike yâ mûsâ.


1. ve mâ a'cele-ke : ve sana acele ettiren nedir
2. an kavmi-ke : seni kavminden
3. yâ mûsâ : ey Musa

Kâle hum ulâi alâ eserî ve aciltu ileyke rabbi li terdâ.


1. kâle : dedi
2. hum : onlar
3. ulâi : onlar
4. alâ eserî : benim izim üzerinde
5. ve aciltu : ve acele ettim
6. ileyke : sana
7. rabbi : Rab
8. li terdâ : senin rızan için, senin razı olman (için)

Kâle fe innâ kad fetennâ kavmeke min ba’dike ve edallehumus sâmiriyy(sâmiriyyu).


1. kâle : dedi
2. fe : o zaman, böylece
3. in-nâ : muhakkak ki biz
4. kad : oldu, olmuştu
5. fetennâ : biz imtihan ettik
6. kavme-ke : kavmine
7. min ba'di-ke : senden sonra
8. ve edalle-hum : ve onları dalâlete düşürdü
9. es sâmiriyyu : Samiri

Fe recea mûsâ ilâ kavmihî gadbâne esifâ(esifen), kâle yâ kavmi e lem yaıdkum rabbukum va’den hasenâ(hasenen), e fe tâle aleykumul ahdu em eredtum en yahılle aleykum gadabun min rabbikum fe ahleftum mev’ıdî.


1. fe : o zaman, böylece
2. recea : geri döndü
3. mûsâ : Musa
4. ilâ kavmi-hi : kavmine
5. gadbâne : öfkeli, kızgın
6. esifen : üzüntülü, mahzun
7. kâle : dedi
8. yâ kavmi : ey kavmim
9. e lem : olmaz mı, olmadı mı
10. yaıd-kum : size vaadetti
11. rabbu-kum : Rabbiniz
12. va'den : vaad
13. hasenen : güzel
14. e fe tâle : buna rağmen (süre) uzun mu
15. aleykum : size, sizi
16. el ahdu : ahd
17. em eredtum : yoksa siz istediniz mi
18. en yahılle : inmesi
19. gadabun : bir gazab, öfke, cezalandırma
20. min rabbi-kum : sizin Rabbinizden
21. ahleftum : yerine getirmediniz, döndünüz, ihtilâfa düştünüz
22. mev'ıdî : bana verilen vaad, benim vaadim

Kâlû mâ ahlefnâ mev’ıdeke bi melkinâ ve lâkinnâ hummilnâ evzâren min zînetil kavmi fe kazefnâhâ fe kezâlike elkâs sâmiriyy(sâmiriyyu).


1. kâlû : dediler
2. mâ ahlefnâ : biz dönmedik, hilâf etmedik
3. mev'ıde-ke : sana vaadimizden
4. bi melki-nâ (mülk) : kendi isteğimizle (irademizle) (güç, kuvvet, idare)
5. ve lâkin-nâ : ve lâkin biz, ancak biz
6. hummil-nâ : bize yüklendi
7. evzâren : ağırlıklar
8. min zîneti : süs eşyalarından
9. el kavmi : kavim, topluluk
10. fe : o zaman, böylece
11. kazefnâ-hâ : biz onu (onları) attık
12. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
13. elkâ : ilka etti, ulaştırdı
14. es sâmiriyyu : Samiri

Fe ahrece lehum ıclen ceseden lehu huvârun fe kâlû hâzâ ilâhukum ve ilâhu mûsâ fe nesiy(nesiye).


1. fe : o zaman, böylece
2. ahrece : çıkardı
3. lehum : onlarındır, onlar için vardır
4. ıclen : bir buzağı
5. ceseden : ceset, cansız cisim, heykel
6. lehu : ona ait, onun
7. huvârun : böğürme sesi çıkaran, böğüren
8. kâlû : dediler
9. hâzâ : bu
10. ilâhu-kum : sizin ilâhınız
11. ve ilâhu : ve ilâh
12. mûsâ : Musa
13. nesiye : unuttu

E fe lâ yerevne ellâ yerciu ileyhim kavlen ve lâ yemliku lehum darren ve lâ nef’â(nef’an).


1. e fe lâ yerevne : hâlâ görmüyorlar mı
2. ellâ yerciu : geri dönmüyor, cevap vermiyor
3. ileyhim : onlara
4. kavlen : söz
5. ve lâ yemliku : ve gücü yetmez, malik değil
6. lehum : onlarındır, onlar için vardır
7. darren : bir zarar, ziyan
8. ve lâ nef'an : ve bir fayda vermeyen

Ve lekad kâle lehum hârûnu min kablu yâ kavmi innemâ futintum bih(bihî) ve inne rabbekumur rahmânu fettebiûnî ve etîû emrî.


1. ve lekad : ve andolsun
2. kâle : dedi
3. lehum : onlarındır, onlar için vardır
4. hârûnu : Harun
5. min kablu : önceden, daha önce
6. yâ kavmi : ey kavmim
7. innemâ : ancak, sadece
8. futintum : imtihan olundunuz
9. bi-hi : onunla
10. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
11. rabbe-kum : (sizin) Rabbiniz
12. er rahmânu : Rahmân
13. fettebiûnî (fe ittebiû-nî) : artık bana tâbî olun
14. ve etîû : ve itaat edin
15. emrî : emrime

Kâlû len nebreha aleyhi âkifîne hattâ yercia ileynâ mûsâ.


1. kâlû : dediler
2. len nebreha (beriha) : asla biz ayrılmayacağız, vazgeçmeyeceğiz (bırakıp gitti, ayrıldı)
3. aleyhi : ona, onun üzerine
4. âkifîne (akefe) : kendini vakfeden, tüm vaktini veren, bağlanan (kendini vakfetti, tüm vaktini verdi, bağlandı)
5. hattâ : olana kadar, olmadıkça
6. yercia : döner, dönecek
7. ileynâ : bize
8. mûsâ : Musa

Kâle yâ hârûnu mâ meneake iz reeytehum dallû.


1. kâle : dedi
2. yâ hârûnu : ey Harun
3. mâ menea-ke : seni ne men etti, sana mani olan nedir
4. iz reeyte-hum : onları gördüğün zaman
5. dallû : saptılar

Ellâ tettebian(tettebiani), e fe asayte emrî.


1. ellâ tettebia-ni : niçin bana tâbî olmadın
2. e fe asayte : yoksa asi mi oldun
3. emrî : emrime

Kâle yebneumme lâ te’huz bi lıhyetî ve lâ bi re’sî, innî haşîtu en tekûle ferrakte beyne benî isrâîle ve lem terkub kavlî.


1. kâle : dedi
2. yebneumme (ya ibne umme) : ey annemin oğlu
3. lâ te'huz : tutma
4. bi lıhyetî : sakalımı
5. ve lâ bi re'sî : ve başımı yapma
6. in-nî haşîtu : gerçekten ben korktum, endişe ettim
7. en tekûle : senin söylemen (demen)
8. ferrak-te : sen ayrılık çıkardın
9. beyne benî isrâîle : İsrailoğulları arasında
10. ve lem terkub : ve murakabe etmedin, gözetmedin
11. kavlî : sözlerimi

Kâle fe mâ hatbuke yâ sâmiriyy(sâmiriyyu).


1. kâle : dedi
2. fe : o zaman, böylece
3. mâ hatbu-ke : senin hitabın nedir, ne söyledin
4. yâ sâmiriyyu : ey Samiri

Kâle basurtu bi mâ lem yabsurû bihî fe kabadtu kabdaten min eserir resûli fe nebeztuhâ ve kezâlike sevvelet lî nefsî.


1. kâle : dedi
2. basurtu : ben gördüm
3. bi mâ : şeye
4. lem yabsurû : göremediler
5. bi-hî : onunla
6. fe : o zaman, böylece
7. kabadtu : avuçladım, aldım
8. kabdaten : bir avuç
9. min eseri : izinden
10. er resûli : Resûl
11. nebeztu-hâ : onu attım
12. ve kezâlike : ve bunun gibi, böylece
13. sevvelet : sürükledi, teşvik etti
14. lî nefsî : nefs için

Kâle fezheb fe inne leke fîl hayâti en tekûle lâ misâse ve inne leke mev’ıden len tuhlefeh(tuhlefehu), vanzur ilâ ilâhikellezî zalte aleyhi âkifâ(âkifen), le nuharrikannehu summe le nensifennehu fîl yemmi nesfâ(nesfen).


1. kâle : dedi
2. fezheb (fe izheb) : artık git
3. fe : o zaman, böylece
4. inne : muhakkak
5. leke : seni
6. fî el hayâti : hayatta
7. en tekûle : senin söylemen (demen)
8. lâ misâse : dokunmayın
9. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
10. mev'ıden : vaadedilen
11. len tuhlefe-hu : asla hilâf olunmayacak
12. vanzur (ve unzur) : ve bak
13. ilâ ilâhi-ke : senin ilâhına
14. ellezî : o ki, ki o
15. zalte : sen ısrar ettin
16. aleyhi : ona, onun üzerine
17. âkifen : kendini vakfeden, bağlı olan, düşkün (tutkun) olan
18. le nuharrikanne-hu (nuharrike enne-hu) : onu biz mutlaka, elbette yakacağız
19. summe : sonra
20. le nensifenne-hu (nensife enne-hu) : onu mutlaka, elbette savuracağız, toz haline getirip atacağız
21. fî el yemmi : denizin içinde, denizde
22. nesfen : toz haline getirerek, savurarak

İnnemâ ilâhukumullâhullezî lâ ilâhe illâ hûv(huve), vesia kulle şey’in ilmâ(ilmen).


1. innemâ : ancak, sadece
2. ilâhu-kum : sizin ilâhınız
3. allâhu ellezî : Allah'tır ki o
4. lâ ilâhe : ilâh yoktur
5. illâ : ancak, sadece
6. huve : o
7. vesia : (geniştir) kapladı, kuşattı, kapsadı
8. kulle şey'in : herşeyi
9. ilmen : ilim olarak, ilim ile

Kezâlike nakussu aleyke min enbâi mâ kad sebak(sebaka), ve kad âteynâke min ledunnâ zikrâ(zikren).


1. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
2. nakussu : anlatıyoruz
3. aleyke : sana
4. min enbâi : haberlerinden
5. : olmadı
6. kad : oldu, olmuştu
7. sebaka : geçti
8. ve kad : ve olmuştur
9. âteynâ-ke : sana verdik
10. min ledun-nâ : katımızdan
11. zikren : zikrederek

Men a’rada anhu fe innehu yahmilu yevmel kıyâmeti vizrâ(vizren).


1. men : kimse, kişi
2. a'rada : yüz çevirdi
3. an-hu : ondan
4. fe : o zaman, böylece
5. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
6. yahmilu : taşır, yüklenir
7. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
8. vizren : (ağır) yük, günah

Hâlidîne fîhi, ve sâe lehum yevmel kıyâmeti hımlâ(hımlen).


1. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar
2. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
3. ve sâe : ve kötü, fena
4. lehum : onlarındır, onlar için vardır
5. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
6. hımlen : yük olarak, yüklenilen şey

Yevme yunfehu fîs sûri ve nahşurul mucrimîne yevme izin zurkâ(zurkan).


1. yevme : o gün
2. yunfehu : üfürülür
3. fî es sûri : sur'a
4. ve nahşuru : ve haşredeceğiz, toplayacağız
5. el mucrimîne : mücrimler, suçlular
6. yevme izin : izin günü
7. zurkan : morarmış olarak

Yetehâfetûne beynehum in lebistum illâ aşrâ(aşren).


1. yetehâfetûne : gizlice konuşacaklar
2. beyne-hum : onların araları
3. in lebistum : siz kaldınız
4. illâ (in ..... illâ) : ancak, sadece (sadece)
5. aşren : on (gün)

Nahnu a’lemu bimâ yekûlûne iz yekûlu emseluhum tarîkaten in lebistum illâ yevmâ(yevmen).


1. nahnu a'lemu : biz daha iyi biliriz, biliyoruz
2. bimâ : şey ile
3. yekûlûne : derler
4. iz yekûlu : diyorlardı
5. emselu-hum : onlara emsal olan (en iyi örnek olan, üstün olan)
6. tarîkaten : yol bakımından
7. in lebistum illâ : ancak kaldınız
8. yevmen : gün

Ve yes’elûneke anil cibâli fe kul yensifuhâ rabbî nesfâ(nesfen).


1. ve yes'elûne-ke : ve sana soruyorlar, sorarlar
2. an el cibâli : dağlar hakkında, dağ(lar)dan
3. fe kul : o zaman de, söyle
4. yensifu-hâ : onu savurup atacak
5. rabbî : Rabbim
6. nesfen : toz haline getirerek, savurarak

Fe yezeruhâ kâan safsafâ(safsafen).


1. fe : o zaman, böylece
2. yezeru-hâ : onu bırakacak
3. kâan : düz arazi
4. safsafen : boş, dümdüz

Lâ terâ fîhâ ivecen ve lâ emtâ(emten).


1. lâ terâ : göremezsin, görmezsin
2. fî-hâ : orada
3. ivecen : eğrilik
4. ve lâ emten : yükseklik, alçaklık, iniş-çıkış

Yevme izin yettebiûned dâıye lâ ivece leh(lehu), ve haşeatil asvâtu lir rahmâni fe lâ tesmeu illâ hemsâ(hemsen).


1. yevme izin : izin günü
2. yettebiûne : tâbî olurlar
3. ed dâıye : çağıran, davet eden
4. lâ ivece : eğrilik, sapma yoktur
5. lehu : ona ait, onun
6. ve haşeati : ve kısılır
7. el asvâtu : sesler
8. li er rahmâni : Rahmân'a
9. fe : o zaman, böylece
10. lâ tesmeu : işitemezsin, işitmezsin
11. illâ : ancak, sadece
12. hemsen : bir fısıltı (çok hafif ses)

Yevme izin lâ tenfauş şefâatu illâ men ezine lehur rahmânu ve radıye lehu kavlâ(kavlen).


1. yevme izin : izin günü
2. lâ tenfau : fayda vermez
3. eş şefâatu : şefaat
4. illâ : ancak, sadece
5. men ezine : izin verdiği kimse
6. lehu : ona ait, onun
7. er rahmânu : Rahmân
8. ve radıye : ve razı oldu
9. kavlen : söz

Ya’lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum ve lâ yuhîtûne bihî ılmâ(ılmen).


1. ya'lemu : bilir
2. mâ beyne eydî-him : onların elleri arasında olan şeyler, onların önlerindeki
3. ve mâ halfe-hum : ve onların arkalarında olan şeyler
4. ve lâ yuhîtûne : ve ihata edemez, kavrayamaz,
5. bihî : ona
6. ılmen : ilim olarak, ilimle

Ve anetil vucûhu lil hayyil kayyûm(kayyûmi), ve kad hâbe men hamele zulmâ(zulmen).


1. ve aneti : ve boyun eğdi
2. el vucûhu : vechler, yüzler, kişiler
3. li el hayyi : hayy olana (diri, canlı olana)
4. el kayyûmi : zatı ile kaim olan, kayyum olan
5. ve kad : ve olmuştur
6. hâbe : heba oldu, hüsrana uğradı
7. men hamele : yüklenen kimse
8. zulmen : zulüm, zulüm olması, haksızlık

Ve men ya’mel mines sâlihâti ve huve mu’minun fe lâ yehâfu zulmen ve lâ hadmâ(hadmen).


1. ve men : ve kim
2. ya'mel : yapar
3. min es sâlihâti : salih ameller ( nefsi tezkiye edici, ıslâh edici ameller)
4. ve huve : ve o
5. mu'minun : mü'min (erkek)
6. fe : o zaman, böylece
7. lâ yehâfu : korkmasın
8. zulmen : zulüm, zulüm olması, haksızlık
9. ve lâ : ve olmaz, olmasın
10. hadmen : haksızlık yapılması, hakedilenin azaltılması, eksiltilmesi hadım edilmesi

Ve kezâlike enzelnâhu kur’ânen arabîyyen ve sarrafnâ fîhi minel vaîdi leallehum yettekûne ev yuhdisu lehum zikrâ(zikren).


1. ve kezâlike : ve bunun gibi, böylece
2. enzelnâ-hu : onu indirdik
3. kur'ânen : Kur'ân
4. arabîyyen : Arapça olarak
5. ve sarraf-nâ : ve açıkladık
6. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
7. min el vaîdi : vaadlerden,
8. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
9. yettekûne : takva sahibi olurlar
10. ev : veya
11. yuhdisu : meydana getirir, oluşur
12. lehum zikren : onlar için zikir, hatırlatma, öğüt, ibret

Fe teâlallâhul melikul hak(hakku), ve lâ ta’cel bil kur’âni min kabli en yukdâ ileyke vahyuhu ve kul rabbi zidnî ılmâ(ılmen).


1. fe : o zaman, böylece
2. teâlallâhu (teâlâ allâhu) : Allah yücedir
3. el meliku : hükümdar, melik
4. el hakku : hak, gerçek
5. ve lâ ta'cel : ve acele etme
6. bi el kur'âni : Kur'ân'a, Kur'ân için
7. min kabli : önceden, daha önce
8. en yukdâ : tamamlanması, kada edilmesi
9. ileyke : sana
10. vahyu-hu : onun vahyi
11. ve kul : ve de, söyle
12. rabbi : Rab
13. zid-nî : bana arttır
14. ılmen : ilim olarak, ilimle

Ve lekad ahidnâ ilâ âdeme min kablu fe nesîye ve lem necid lehu azmâ(azmen).


1. ve lekad : ve andolsun
2. ahidnâ : biz ahd verdik
3. ilâ âdeme : Âdem'e
4. min kablu : önceden, daha önce
5. fe : o zaman, böylece
6. nesîye : unuttu
7. ve lem necid : ve bulmadık
8. lehu : ona ait, onun
9. azmen : azîmli

Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), ebâ.


1. ve iz kulnâ : ve biz dediğimiz zaman
2. li el melâiketi : meleklere
3. uscudû : secde edin
4. li âdeme : Âdem'e
5. fe : o zaman, böylece
6. secedû : secde ettiler
7. illâ : ancak, sadece
8. iblîse : iblis (ümitsizliğe düşen, Allah'ın rah-
9. ebâ : çekindi, kaçındı, direndi

Fe kulnâ yâ âdemu inne hâzâ aduvvun leke ve li zevcike fe lâ yuhricennekumâ minel cenneti fe teşkâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. kulnâ : biz dedik
3. yâ âdemu : ey Âdem
4. inne : muhakkak
5. hâzâ : bu
6. aduvvun : düşman
7. leke : seni
8. ve li zevci-ke : ve zevcine, zevcin (eşin) için
9. lâ yuhricenne-kumâ : sakın sizin ikinizi çıkarmasın
10. min el cenneti : cennetten
11. teşkâ : sen meşakkat, güçlük çekersin

İnne leke ellâ tecûa fîhâ ve lâ ta’râ.


1. inne : muhakkak
2. leke : seni
3. ellâ : ... olmama, ... olamama
4. tecûa (cûa) : senin acıkman (acıktı)
5. fî-hâ : orada
6. ve lâ ta'râ (arida) : ve sen çıplak kalmazsın (çıplak oldu)

Ve enneke lâ tazmeu fîhâ ve lâ tadhâ.


1. ve enne-ke : ve muhakkak sen
2. lâ tazmeu (zamiye) : susamazsın (susadı)
3. fî-hâ : orada
4. ve lâ tadhâ (dahiye) : ve (sıcaktan) yanmazsın (sıcakladı, yandı)

Fe vesvese ileyhiş şeytânu kâle yâ âdemu hel edulluke alâ şeceretil huldi ve mulkin lâ yeblâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. vesvese : vesvese verdi
3. ileyhi : ona
4. eş şeytânu : şeytan
5. kâle : dedi
6. yâ âdemu : ey Âdem
7. hel edullu-ke alâ : sana delâlet (önderlik) edeyim mi
8. şecereti : ağaç
9. el huldi : sürekli, daimî, (hâlidîne) ebedî
10. ve mulkin : ve bir saltanat
11. lâ yeblâ : sona ermeyecek

Fe ekelâ minhâ fe bedet lehumâ sev’âtuhumâ ve tafıkâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneti ve asâ âdemu rabbehu fe gavâ.


1. fe : o zaman, böylece
2. ekelâ : ikisi yedi
3. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
4. bedet : göründü, açığa çıktı
5. lehumâ : o ikisinindir (iki kadının)
6. sev'âtu-humâ : ayıp yerleri (ikisinin)
7. ve tafıkâ : ve ikisi başladı
8. yahsıfâni : yapıştırıyorlar (ikisi)
9. aleyhimâ : onların ikisi üzerine, ikisine
10. min varakı : yapraklardan
11. el cenneti : cennet
12. ve asâ : ve umulur ki, olur ki
13. ademu : Âdem
14. rabbe-hu : (onun) Rabbi
15. gavâ : azdı

Summectebâhu rabbuhu fe tâbe aleyhi ve hedâ.


1. summe : sonra
2. ictebâ-hu : onu seçti
3. rabbu-hu : onun Rabbi
4. fe : o zaman, böylece
5. tâbe aleyhi : onun tövbesini kabul etti
6. ve hedâ : ve hidayete erdirdi

Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.


1. kâlehbitâ (kale ihbitâ) : "ikiniz inin" dedi
2. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
3. cemîan : hepsi
4. ba'du-kum : sizin bazınız
5. li ba'dın : bir kısmına
6. aduvvun : düşman
7. fe : o zaman, böylece
8. immâ : olunca
9. ye'tiyenne-kum : size gelir
10. min-nî : benden
11. huden : hidayet, hidayete erdiren
12. men ittebea : kim tâbî olursa
13. hudâye : hidayetim
14. lâ yadıllu : gaflette olmaz, yanlış yapmaz
15. ve lâ yeşkâ : ve şâkî olmaz

Ve men a’rada an zikrî fe inne lehu maîşeten danken ve nahşuruhu yevmel kıyâmeti a’mâ.


1. ve men : ve kim
2. a'rada : yüz çevirdi
3. an zikrî : benim zikrimden, beni zikretmekten
4. fe : o zaman, böylece
5. inne : muhakkak
6. lehu : ona ait, onun
7. maîşeten : maişet temini, geçim
8. danken : dar, sıkıntılı
9. ve nahşuru-hu : ve onu haşrederiz
10. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
11. a'mâ : görmeyen, kör

Kâle rabbi lime haşertenî a’mâ ve kad kuntu basîrâ(basîran).


1. kâle : dedi
2. rabbi : Rab
3. lime : niçin, nasıl
4. haşerte-nî : beni haşrettin
5. a'mâ : görmeyen, kör
6. ve kad : ve olmuştur
7. kuntu : oldum
8. basîran : en iyi gören

Kâle kezâlike etetke âyâtunâ fe nesîtehâ, ve kezâlikel yevme tunsâ.


1. kâle : dedi
2. kezâlike : işte böylece, bunun gibi
3. etet-ke : sana geldi
4. âyâtu-nâ : âyetlerimiz
5. fe : o zaman, böylece
6. nesîte-hâ : sen onu unuttun
7. ve kezâlike : ve bunun gibi, böylece
8. el yevme : bugün
9. tunsâ : sen unutulacaksın, unutulursun

Ve kezâlike neczî men esrafe ve lem yu’min bi âyâti rabbihî, ve le azâbul âhırati eşeddu ve ebkâ.


1. ve kezâlike : ve bunun gibi, böylece
2. neczî : cezalandırırız
3. men esrefe : kim israf ederse, israf eden kimse
4. ve lem yu'min : ve inanmaz
5. bi âyâti : âyetleri
6. rabbi-hî : onun Rabbi
7. ve le : ve elbette, mutlaka
8. azâbu el âhıreti : ahiret azabı
9. eşeddu : daha şiddetli
10. ve ebkâ : ve daha uzun süreli, daha kalıcı olan, bâki olan

E fe lem yehdi lehum kem ehleknâ kablehum minel kurûni yemşûne fî mesâkinihim, inne fî zâlike le âyâtin li ulîn nuhâ.


1. e fe lem yehdi : hâlâ hidayete ermedi mi
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. kem : kaç tane, nice
4. ehlek-nâ : helâk ettik
5. kable-hum : onlardan önce
6. min el kurûni : nesillerden (asırlardan)
7. yemşûne : yürürler
8. : içinde, vardır
9. mesâkini-him : onların meskenleri
10. inne : muhakkak
11. zâlike : işte bu, bu
12. le âyâtin : elbette âyetler, kanıtlar, deliller
13. li : ... e, için
14. ulî en nuhâ : nehy sahipleri, Allah'ın yasaklarına riayet edenler

Ve lev lâ kelimetun sebekat min rabbike le kâne lizâmen ve ecelun musemmâ(musemmen).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. : yok, değil
3. kelimetun : bir söz, bir kelime
4. sebekat : geçti, geçmiş
5. min rabbi-ke : senin Rabb'inden
6. le : mutlaka, elbette, muhakkak
7. kâne : oldu
8. lizâmen : elzem, lüzumlu
9. ve ecelun : ve ecel
10. musemmen : isimlendirilmiş, belirlenmiş

Fasbir alâ mâ yekûlûne ve sebbih bi hamdi rabbike kable tulûış şemsi ve kable gurûbihâ, ve min ânâil leyli fe sebbih ve etrâfen nehâri lealleke terdâ.


1. fasbir (fe ısbir) : artık sabret
2. alâ : üzere, üzerinde, ... e
3. mâ yekûlûne : onların söyledikleri şey(ler)
4. ve sebbih : ve tesbih et
5. bi hamdi : hamd ile
6. rabbi-ke : senin Rabbin
7. kable : önce
8. tulûı eş şemsi : güneşin tulû edişi, doğuşu
9. ve kable : ve önce
10. gurûbi-hâ : onun gurub edişi, batışı
11. ve min ânâi : ve vakitlerden, saatlerden
12. el leyli : gece
13. fe : o zaman, böylece
14. sebbih : tesbih et
15. ve etrâfen nehâri : ve gündüz zamanı, gün boyunca, günün etrafında
16. lealleke : umulur ki, böylece
17. terdâ : helâk olursun

Ve lâ temuddenne ayneyke ilâ mâ mettâ’nâ bihî ezvâcen minhum zehretel hayâtid dunyâ li neftinehum fîh(fîhi), ve rızku rabbike hayrun ve ebkâ.


1. ve lâ temuddenne : ve sakın uzatma
2. ayney-ke : senin iki gözün, gözlerin
3. ilâ mâ mettâ'nâ : metalandırdığımız, faydalandırdığımız şey(ler)
4. bi-hî : onunla
5. ezvâcen : eşler
6. min-hum : onlardan
7. zehrete : süs, ziynet
8. el hayâti ed dunyâ : dünya hayatı
9. li neftine-hum : onları fitne (imtihan) etmek için, denemek için
10. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
11. ve rızku : ve rızık
12. rabbi-ke : senin Rabbin
13. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
14. ve ebkâ : ve daha uzun süreli, daha kalıcı olan, bâki olan

Ve’mur ehleke bis salâti vastabir aleyhâ, lâ nes’eluke rızkâ(rızkan), nahnu nerzukuk(nerzukuke), vel âkıbetu lit takvâ.


1. ve'mur (ve u'mur) : ve emret
2. ehle-ke : senin ehlin, ailen, etrafındakiler
3. bi es salâti : namazı
4. vastabir (ve istabir) : ve sabırlı ol, sabret
5. aleyhâ : onun üzerinde
6. lâ nes'elu-ke : biz senden istemiyoruz
7. rızkan : rızık
8. nahnu : biz
9. nerzuku-ke : seni rızıklandırırız
10. ve el âkıbetu : ve sonuç (zafer)
11. li et takvâ : takvaya, takva sahibi olmanıza

Ve kâlû lev lâ ye’tînâ bi âyetin min rabbih(rabbihî), e ve lem te’tihim beyyinetu mâ fîs suhufil ûlâ.


1. ve kâlû : ve dediler
2. lev lâ : eğer olmasaydı
3. ye'tî-nâ bi : bize getirir
4. âyetin : ayet, mucize(ler)
5. min rabbi-hî : Rabbinden
6. e ve lem te'ti-him : onlara gelmedi mi
7. beyyinetu : beyyine (ispat vasıtaları, deliller)
8. mâ fî es suhufi : sahifeler (için)de olan şey(ler)
9. el ûlâ : ilk, önceki

Ve lev ennâ ehleknâhum bi azâbin min kablihî le kâlû rabbenâ lev lâ erselte ileynâ resûlen fe nettebia âyâtike min kabli en nezille ve nahzâ.


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. ennâ (enne-nâ) : gerçekten biz
3. ehleknâ-hum : onları helâk ettik
4. bi azâbin : bir azap ile
5. min kabli-hî : ondan önce
6. le : mutlaka, elbette, muhakkak
7. kâlû : dediler
8. rabbe-nâ : Rabbimiz
9. lev lâ : eğer olmasaydı
10. erselte : sen gönderdin
11. ileynâ : bize
12. resûlen : bir resûl, elçi, mürşid
13. fe : o zaman, böylece
14. nettebia : tâbî oluruz
15. âyâti-ke : senin âyetlerin
16. min kabli : önceden, daha önce
17. en nezille : bizim zelil olmamız
18. ve nahzâ : ve biz rezil, rüsva oluruz

Kul kullun muterebbisun fe terabbesû, fe se ta’lemûne men ashâbus sırâtıs seviyyi ve menihtedâ.


1. kul : de, söyle
2. kullun : hepsi
3. muterebbisun : bekleyenler
4. fe : o zaman, böylece
5. terabbesû : bekleyin
6. se ta'lemûne : yakında bileceksiniz, öğreneceksiniz
7. men : kimse, kişi
8. ashâbu : sahipleri, halkı, ehli
9. es sırâtı es seviyyi : Sıratı Mustakîm
10. ve men : ve kim
11. ihtedâ : hidayete erdirildi