Berâetun minallâhi ve resûlihî ilâllezîne âhedtum minel muşrikîn (muşrikîne).


1. berâetun : bir beraattir, bir uyarı, bir ihtar (saldırmazlığın sona ermesi için)
2. min allâhi : Allah'tan
3. ve resûli-hi : ve onun resûlü
4. ilâllezîne (ilâ ellezîne) : o kimselere
5. âhedtum : ahdleştiğiniz, ahd aldığınız
6. min el muşrikîne : müşriklerden, Allah'a şirk koşanlardan

Fesîhû fil ardı erbeate eşhurin va'lemû ennekum gayru mu'cizîllâhi ve ennallâhe muhzîl kâfirîn(kâfirîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. sîhû : dolaşın, gezin
3. fi el ardı : yeryüzünde
4. erbeate : dört
5. eşhurin : aylar
6. va'lemû (ve ı'lemu) : ve biliniz
7. enne-kum : sizin ..... olduğunuz
8. gayru : başka, dışında, olmaksızın
9. mu'cizî allâhi : Allah'ı aciz bırakan
10. ve enne allâhe : ve Allah'ın ... olduğu
11. muhzî el kâfirîne : kâfirleri alçaltıcı, hor, hakir yapıcı

Ve ezanun minallâhi ve resûlihî ilân nâsi yevmel haccıl ekberi ennallâhe berîun minel muşrikîne ve resûluhu, fe in tubtum fe huve hayrun lekum, ve in tevelleytum fa'lemû ennekum gayru mu'cizîllâh (mu'cizîllâhi), ve beşşirillezîne keferû bi azâbin elîm(elîmin).


1. ve ezanun : ve ilândır, açıkça bildirmektir, bir bildiridir
2. min allâhi : Allah'tan
3. ve resûli-hi : ve onun resûlü
4. ilâ en nâsi : insanlara
5. yevme el haccı el ekberi : büyük hac günü
6. enne allâhe : muhakkak ki Allah
7. berîun : berî, uzak
8. min el muşrikîne : müşriklerden, Allah'a şirk koşanlardan
9. ve resûlu-hu : ve onun resûlü
10. fe in : fakat eğer
11. tubtum : tövbe ettiniz
12. fe huve : artık o
13. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
14. lekum : sizin için, size
15. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
16. tevelleytum : siz döndünüz
17. fa'lemu (fe ı'lemû) : o zaman, artık, bundan sonra, o taktirde biliniz
18. enne-kum : sizin ..... olduğunuz
19. gayru mu'cizî allâhi : Allah'ı aciz bırakan değil (bırakamaz)
20. ve beşşiri : ve müjdele, uyar, ikaz et, haber ver
21. ellezîne keferû : inkâr edenler
22. bi azâbin : bir azap ile
23. elîmin : acı, elîm

İllâllezîne âhedtum minel muşrikîne summe lem yankusûkum şey'en ve lem yuzâhirû aleykum ehaden fe etimmû ileyhim ahdehum ilâ muddetihim, innallâhe yuhıbbul muttekîn (muttekîne).


1. illâ : ancak, sadece
2. ellezîne âhedtum : ahdleştiğiniz kimseler, ahd aldığınız
3. min el muşrikîne : müşriklerden, Allah'a şirk koşanlardan
4. summe : sonra
5. lem yankusû-kum : sizden naksetmez, sizden eksiltmez, size haksızlık etmez
6. şey'en : bir şey
7. ve lem yuzâhirû : ve yardımlaşmazlar, arka çıkmazlar
8. aleykum : size, sizi
9. ehaden : bir kimse, biri, birisi
10. fe etimmû : o taktirde tamamlayın
11. ileyhim : onlara
12. ahde-hum : ahdlerini, akidlerini, sözleşmelerini
13. ilâ muddeti-him : onların müddetine kadar
14. inne allâhe : muhakkak ki Allah
15. yuhıbbu : sever
16. el muttekîne : takva sahipleri

Fe izânselehal eşhurul hurumu faktulûl muşrikîne haysu vecedtumûhum ve huzûhum vahsurûhum vak'udû lehum kulle marsad (marsadin), fe in tâbû ve ekâmûs salâte ve âtûz zekâte fe hallû sebîlehum, innallâhe gafûrun rahîm(rahîmun).


1. fe izânseleha (fe izâ inseleha) : artık, sona erdiği, geçtiği zaman
2. el eşhuru el hurumu : haram aylar
3. faktulû (fe uktulû) : artık öldürün, savaşın
4. el muşrikîne : müşrik erkekler
5. haysu : yerden
6. vecedtumû-hum : onları buldunuz
7. ve huzû-hum : ve onları alın, yakalayın
8. vahsurû-hum (ve uhsurû-hum) : ve onları kuşatın, muhasara edin
9. vak'udû(ve uk'udû) : ve oturun
10. lehum : onlarındır, onlar için vardır
11. kulle marsadin : gözetleme yerlerinin hepsi
12. fe in : fakat eğer
13. tâbû : tövbe ettiler
14. ve ekâmû es salâte : ve namazı ikame ederler
15. ve âtû ez zekâte : ve zekât verin
16. fe hallû : o taktirde serbest bırakın
17. sebîle-hum : onların yolu
18. inne allâhe : muhakkak ki Allah
19. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden
20. rahîmun : çok merhametli, rahmet gönderen

Ve in ehadun minel muşrikînestecâreke fe ecirhu hattâ yesmea kelâmallâhi summe eblighu me'menehu, zâlike bi ennehum kavmun lâ ya'lemûn(ya'lemûne).


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. ehadun : bir kimse, bir başkası
3. min el muşrikîne : müşriklerden, Allah'a şirk koşanlardan
4. istecâre-ke : senden yardım, himaye ister
5. fe ecir-hu : o taktirde himaye et, koru
6. hattâ yesmea : işitinceye, duyana kadar
7. kelâme allâhi : Allah'ın sözü
8. summe : sonra
9. eblig-hu : onu ulaştır
10. me'mene-hu (mâ emene-hu) : onu, emin olduğu yere (şeye)
11. zâlike : işte bu, bu
12. bi enne-hum : onların ..... olması sebebi ile
13. kavmun : bir kavim, bir topluluk
14. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler

Keyfe yekûnu lil muşrikîne ahdun indallâhi ve inde resûlihî illâllezîne âhedtum indel mescidil harâm(harâmi), fe mâstekâmû lekum festekîmû lehum, innallâhe yuhıbbul muttekîn(muttekîne).


1. keyfe : nasıl
2. yekûnu : olur
3. li el muşrikîne : müşrikler için
4. ahdun : ahd
5. inde allâhi : Allah'ın katı
6. ve inde resûli-hi : ve onun resûlünün yanında
7. illâllezîne (illâ ellezîne) : o kimseler hariç, müstesna
8. âhedtum : ahdleştiğiniz, ahd aldığınız
9. inde el mescidi el harâmi : Mescid-i Haram yanında
10. fe mâstekâmû (fe mâ estekâmû) : artık o şeyi (verdikleri ahdlerini) ikâme ederler (ahdlerini tutarlar)
11. lekum : sizin için, size
12. festekîmû (fe ıstekîmû) : o taktirde siz de ikâme edin (ahdinizi yerine getirin)
13. lehum : onlarındır, onlar için vardır
14. inne allâhe : muhakkak ki Allah
15. yuhıbbu : sever
16. el muttekîne : takva sahipleri

Keyfe ve in yazherû aleykum lâ yerkubû fîkum illen ve lâ zimmet (zimmeten), yurdûnekum bi efvâhihim ve te'bâ kulûbuhum, ve ekseruhum fâsikûn(fâsikûne).


1. keyfe : nasıl
2. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
3. yazherû : kuvvetlenirler, arka çıkarlar
4. aleykum : size, sizi
5. lâ yerkubû : gözetmezler
6. fî-kum : sizin içinizde
7. illen : yakınlık, akrabalık
8. ve lâ : ve olmaz, olmasın
9. zimmeten : bir zimmet, ahdden doğan bir hak
10. yurdûne-kum : sizi razı ederler
11. bi efvâhi-him : kendi ağızları ile
12. ve te'bâ : ve direnir
13. kulûbu-hum : onların kalpleri
14. ve ekseru-hum : ve onların çoğu
15. fâsikûne : fâsıklar

İşterev bi âyâtillâhi semenen kalîlen fe saddû an sebîlihî, innehum sâe mâ kânû ya'melûn(ya'melûne).


1. işterev : sattılar
2. bi âyâti allâhi : Allah'ın âyetlerini
3. semenen : bedel, ücret
4. kalîlen : az
5. fe saddû : böylece mani oldular, alıkoydular, men ettiler
6. an sebîli-hi : onun yolundan, kendi yolundan
7. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
8. sâe : kötü
9. : olmadı
10. kânû : oldular
11. ya'melûne : yapıyorlar

Lâ yerkubûne fî mu'minin illen ve lâ zimmeh(zimmeten), ve ulâike humul mu'tedûn(mu'tedûne).


1. lâ yerkubûne : gözetmezler
2. : içinde, vardır
3. mu'minin : bir mü'min
4. illen : yakınlık, akrabalık
5. ve lâ : ve olmaz, olmasın
6. zimmeten : bir zimmet, ahdden doğan bir hak
7. ve ulâike : ve işte onlar
8. hum : onlar
9. el mu'tedûne : hakka tecavüz edenler, haddi aşanlar

Fe in tâbû ve ekâmus salâte ve âtuz zekâte fe ıhvânukum fîd dîn (dîni), ve nufassılul âyâti li kavmin ya'lemûn(ya'lemûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. in : eğer
3. tâbû : tövbe ettiler
4. ve ekâmus salâte : ve namazı ikâme ettiler
5. ve âtuz zekâte : ve zekâtı verdiler
6. fe ıhvânu-kum : artık sizin kardeşlerinizdir
7. fî ed dîni : dînde
8. ve nufassılu el âyâti : ve âyetleri ayrı ayrı açıklıyoruz
9. li kavmin : bir kavim için, bir kavme, bir topluluğa
10. ya'lemûne : bilirler

Ve in nekesû eymânehum min ba'di ahdihim ve taanû fî dînikum fe kâtilû eimmetel kufri innehum lâ eymâne lehum leallehum yentehûn(yentehûne).


1. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
2. nekesû : ihlâl ettiler, bozdular
3. eymâne-hum : yeminlerini
4. min ba'di ahdi-him : ahdlerinden sonra
5. ve taanû : ve ayıpladılar, yerdiler, dil uzattılar
6. fî dîni-kum : dininizde
7. fe kâtilû : o zaman savaşın, öldürün
8. eimmete el kufri : küfrün liderleri, önderleri
9. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
10. lâ eymâne : yeminleri yoktur
11. lehum : onlarındır, onlar için vardır
12. lealle-hum : umulur ki böylece onlar
13. yentehûne : vazgeçerler

E lâ tukâtilûne kavmen nekesû eymânehum ve hemmû bi ihrâcir resûli ve hum bedeûkum evvele merrah(merratin), e tahşevnehum, fallâhu ehakku en tahşevhu in kuntum mu'minîn(mu'minîne).


1. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
2. tukâtilûne : savaşırsınız
3. kavmen : kavim, topluluk
4. nekesû : ihlâl ettiler, bozdular
5. eymâne-hum : yeminlerini
6. ve hemmû : ve hamle ettiler, yeltendiler, kalkıştılar
7. bi ihrâcir resûli : resûlü çıkarmaya
8. ve hum : ve onlar
9. bedeû-kum : sizinle (savaşa) başladılar
10. evvele merratin : ilk defa
11. e tahşevne-hum : onlardan korkuyor musunuz
12. fallâhu (fe allâhu) : oysa, halbuki Allah
13. ehakku : daha çok hak sahibi
14. en tahşev-hu : ondan korkulması
15. in kuntum : eğer siz iseniz
16. mu'minîne : mü'minler

Kâtilûhum yuazzibhumullâhu bi eydîkum ve yuhzihim ve yansurkum aleyhim ve yeşfi sudûre kavmin mu'minîn(mu'minîne).


1. kâtilû-hum : onlarla savaşın
2. yuazzibhum allâhu : Allah onları azaplandırır
3. bi eydî-kum : (sizin) kendi ellerinizle
4. ve yuhzi-him : ve onları alçaltır
5. ve yansur-kum : ve yardım eder size
6. aleyhim : onlara, onların üzerine
7. ve yeşfi : ve şifa verir, ferahlandırır
8. sudûre : göğüsler
9. kavmin : kavim, toplum
10. mu'minîne : mü'minler

Ve yuzhib gayza kulûbihim, ve yetûbullâhu alâ men yeşâu, vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).


1. ve yuzhib : ve giderir
2. gayza : öfke, gayz
3. kulûbi-him : onların kalpleri
4. ve yetûbu allâhu : ve Allah tövbeyi kabul eder
5. alâ : üzere, üzerinde, ... e
6. men yeşâu : dilediği kişi
7. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
8. alîmun : en iyi bilen
9. hakîmun : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

Em hasibtum en tutrekû ve lemmâ ya'lemillâhullezîne câhedû minkum ve lem yettehızû min dûnillâhi ve lâ resûlihî ve lâl mu'minîne velîceh(velîceten), vallâhu habîrun bi mâ ta'melûn(ta'melûne).


1. em : yoksa, veya
2. hasibtum : siz hesap ettiniz, zannettiniz
3. en tutrekû : terkedileceğinizi, bırakılacağınızı
4. ve lemmâ : ve olduğu zaman
5. ya'lemi allâhu : Allah'ın bilmesi, belli etmesi
6. ellezîne câhedû : cihad eden kimseler
7. min-kum : sizden
8. ve lem yettehızû : ve ittihaz etmezler (edinmezler)
9. min dûni allâhi : Allah'tan başka
10. ve lâ resûli-hî : ve onun resûlünün dışında, onun resûlünden başka
11. ve lâ el mu'minîne : ve mü'minlerin dışında, mü'minlerden başka
12. velîceten : dost, sırdaş
13. ve allâhu : ve Allah
14. habîrun : (çok iyi) haberdar olan
15. bi mâ ta'melûne : yaptığınız şeyleri, yaptıklarınızı

Mâ kâne lil muşrikîne en ya'murû mesâcidallâhi şâhidîne alâ enfusihim bil kufr(kufri), ulâike habitat a'mâluhum ve fîn nâri hum hâlidûn (hâlidûne).


1. mâ kâne : olmadı
2. li el muşrikîne : müşrikler için
3. en ya'murû : imar etmeleri
4. mesâcide allâhi : Allah'ın mescidleri
5. şâhidîne : şahitler
6. alâ enfusi-him : nefslerine, kendilerine karşı
7. bi el kufri : küfrü, inkârı
8. ulâike : işte onlar
9. habitat : boşa gider
10. a'mâlu-hum : onların amelleri
11. ve fî en nâri : ve ateşin içinde, ateşte
12. hum : onlar
13. hâlidûne : ebedî, sonsuz, devamlı kalacak olanlar

İnnemâ ya'muru mesâcidallâhi men âmene billâhi vel yevmil âhıri ve ekâmes salâte ve âtez zekâte ve lem yahşe illâllâhe fe asâ ulâike en yekûnû minel muhtedîn(muhtedîne).


1. innemâ : ancak, sadece
2. ya'muru : imar eder
3. mesâcide allâhi : Allah'ın mescidleri
4. men âmene : kimi îmân etti, Allah'a ulaşmayı diledi
5. bi allâhi : Allah'a
6. ve el yevmi el âhiri : ve son gün, ve sonraki gün, ruhun Allah'a ulaşma günü
7. ve ekâme es salâte : namazı ikame etti, devam ettirdi
8. ve âte ez zekâte : ve zekât verdi
9. ve lem yahşe : ve korkmaz
10. illâ allâhe : Allah'tan başka
11. fe asâ : o taktirde umulur ki
12. ulâike : işte onlar
13. en yekûnû : onların olması
14. min el muhtedîne : hidayete erenlerden

E cealtum sikâyetel hâcci ve ımâratel mescidil harâmi ke men âmene billâhi vel yevmil âhıri ve câhede fî sebilillâh(sebilillâhi), lâ yestevûne indallâh(indallâhi), vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne).


1. e cealtum : yaptınız mı, kıldınız mı
2. sikâyete el hâcci : hacılara su verdi (suladı)
3. imârate el mescidi el harâmi : Mescid-i Haram'ı mamur etti
4. ke men âmene : inanan, âmenû olan kimse gibi
5. bi allâhi : Allah'a
6. ve el yevmi el âhıri : ve son güne, sonraki güne, ahirete
7. ve câhede : ve cihad eden kimse
8. fî sebîli allâhi : Allah'ın yolunda
9. lâ yestevûne : müsavi, denk olmaz, eşit olmaz
10. inde allâhi : Allah'ın katı
11. ve allâhu : ve Allah
12. lâ yehdî : hidayete erdirmez
13. el kavme ez zâlimîne : zalimler kavmi

Ellezîne âmenû ve hâcerû ve câhedû fî sebîlillâhi bi emvâlihim ve enfusihim a'zamu dereceten indallâh(indallâhi) ve ulâike humul fâizûn (fâizûne).


1. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
2. ve hâcerû : ve hicret ettiler
3. ve câhedû : ve cihad ettiler
4. fî sebîli allâhi : Allah'ın yolunda
5. bi emvâli-him : kendi malları ile
6. ve enfusi-him : ve nefsleri, canları
7. a'zamu : en büyük
8. dereceten : derece olarak
9. inde allâhi : Allah'ın katı
10. ve ulâike : ve işte onlar
11. hum el fâizûne : onlar kurtuluşa erenler

Yubeşşiruhum rabbuhum bi rahmetin minhu ve rıdvânin ve cennâtin lehum fîhâ naîmun mukîm(mukîmun).


1. yubeşşiru-hum : onları müjdeler
2. rabbu-hum : onların Rabbi
3. bi rahmetin : rahmet ile
4. min-hu : ondan
5. ve rıdvân : ve bir rıza
6. ve cennâtin : bahçeler, bostanlar
7. lehum : onlarındır, onlar için vardır
8. fî hâ : orada
9. naîmun : nimetler
10. mukîmun : daimî, devamlı (ikâme edilmiş)

Hâlidîne fîhâ ebedâ(ebeden), innallâhe indehû ecrun azîm (azîmun).


1. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar
2. fî hâ : orada
3. ebeden : sonsuza kadar, ebediyyen
4. inne allâhe : muhakkak ki Allah
5. inde-hu : onun yanında, katında
6. ecrun : ecir, mükâfat, karşılık
7. azîmun : azîm, büyük

Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ tettehızû âbâekum ve ihvânekum evliyâe inistehabbûl kufre alâl îmâni, ve men yetevellehum minkum fe ulâike humuz zâlimûn(zâlimûne).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. lâ tettehızû : edinmeyin
4. âbâe-kum : babalarınız, atalarınız
5. ve ıhvâne-kum : ve sizin kardeşlerinizi
6. evliyâe : dostlar
7. inistehabbû (in istehabbû) el kufre : eğer, şayet küfrü seviyorlarsa
8. alâ el îmâni : îmâna karşı
9. ve men : ve kim
10. yetevelle-hum : onlara dönerse
11. min-kum : sizden
12. fe ulâike : o zaman, böylece, bu sebeple işte onlar
13. humu ez zâlimûne : onlar zalimler

Kul in kâne âbâukum ve ebnâukum ve ıhvânukum ve ezvâcukum ve aşîretukum ve emvâlunıktereftumûhâ ve ticâratun tahşevne kesâdehâ ve mesâkinu terdavnehâ ehabbe ileykum minallâhi ve resûlihî ve cihâdin fî sebîlihî fe terabbesû hattâ ye'tiyallâhu bi emrihî, vallâhu lâ yehdîl kavmel fasikîn(fasikîne).


1. kul : de, söyle
2. in kâne : eğer, olursa
3. âbâu-kum : babalarınız
4. ve ebnâu-kum : ve oğullarınız
5. ve ıhvânu-kum : ve kardeşleriniz
6. ve ezvâcu-kum : ve eşleriniz
7. ve aşîretu-kum : ve aşiretiniz
8. ve emvâlun ıktereftumû-hâ : ve kazandığınız, biriktirdiğiniz mallar
9. ve ticâratun : ve ticaret
10. tahşevne : korkuyorsunuz, korkarsınız
11. kesâde-hâ : onun kesata uğraması, satışın durması
12. ve mesâkinu : ve meskenler, evler
13. terdavne-hâ : ondan razı olduğunuz, hoşunuza giden
14. ehabbe : daha sevimli, daha sevgili
15. ileykum : size
16. min allâhi : Allah'tan
17. ve resûli-hi : ve onun resûlü
18. ve cihâdin : ve cihad
19. fî sebîli-hi : onun yolunda
20. fe terabbesû : artık bekleyin, gözetleyin
21. hattâ ye'tiye allâhu : Allah getirinceye kadar
22. bi emri-hi : onun emrine
23. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
24. lâ yehdî : hidayete erdirmez
25. el kavme el fâsikîne : fasıklar kavmi, topluluğu

Lekad nasarakumullâhu fî mevâtıne kesîratin ve yevme huneynin iz a'cebetkum kesretukum fe lem tugni ankum şey'en ve dâkat aleykumul ardu bi mâ rahubet summe velleytum mudbirîn(mudbirîne).


1. lekad : andolsun ki
2. nasarakum allâhu : Allah size yardım etti
3. fî mevâtıne : savaş yerlerinde
4. kesîratin : çok
5. ve yevme huneynin : ve Huneyn günü
6. iz a'cebet-kum : sizin hoşunuza gittiği halde
7. kesretu-kum : sizin çokluğunuz
8. fe lem tugni : sonra kâfi gelmedi
9. an-kum : sizden
10. şey'en : bir şey
11. ve dâkat aleykum : ve size dar geldi, aciz kaldınız
12. el ardu : arz, yeryüzü, toprak
13. bi mâ rahubet : geniş olmasına rağmen
14. summe : sonra
15. velleytum : siz dönüp gittiniz, kaçtınız
16. mudbirîne : arkalarına dönen kimseler

Summe enzelallâhu sekînetehu alâ resûlihî ve alâl mu'minîne ve enzele cunûden lem terevhâ ve azzebellezîne keferû ve zâlike cezâul kâfirîn(kâfirîne).


1. summe : sonra
2. enzele allâhu : Allah indirdi
3. sekînete-hu : (onun) sekîneti
4. alâ resûli-hi : onun resûlünün üzerine
5. ve alâ el mu'minîne : ve mü'minlerin üzerine
6. ve enzele : ve indirdi
7. cunûden : bir ordu
8. lem terev-hâ : onu göremediğiniz
9. ve azzebe : ve azaplandırdı
10. ellezîne keferû : inkâr edenler
11. ve zâlike : ve işte bu, bu
12. cezâu el kâfirîne : kâfirlerin cezası

Summe yetûbullâhu min ba'di zâlike alâ men yeşâu, vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).


1. summe : sonra
2. yetûbu allâhu : Allah tövbesini kabul eder
3. min ba'di zâlike : bundan sonra
4. alâ men yeşâu : dilediği kimseye
5. vallâhu : ve Allah
6. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden
7. rahîmun : çok merhametli, rahmet gönderen

Yâ eyyuhâllezîne âmenû innemâl muşrikûne necesun fe lâ yakrabûl mescidel harâme ba’de âmihim hâzâ ve in hıftum ayleten fe sevfe yugnîkumullâhu min fadlihî in şâe, innallâhe alîmun hakîm(hakîmun).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. innemâ : ancak, sadece
4. el muşrikûne : müşrikler
5. necesun : bir pisliktir
6. fe lâ yakrabû : artık yaklaşmasınlar
7. el mescide el harâme : Mescid-i Haram
8. ba'de : sonra
9. âmi-him hâzâ : onların bu yılı
10. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
11. hıftum : siz korktunuz
12. ayleten : yoksulluk, fakirlik
13. fe sevfe : o taktirde yakında
14. yugnî-kum allâhu : Allah sizi zengin yapar
15. min fadli-hî : onun fazlından
16. in şâe : eğer dilerse
17. inne allâhe : muhakkak ki Allah
18. alîmun : en iyi bilen
19. hakîmun : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

Kâtilûllezîne lâ yu’minûne billâhi ve lâ bil yevmil âhıri ve lâ yuharrimûne mâ harramallâhu ve resûluhu ve lâ yedînûne dînel hakkı minellezîne ûtûl kitâbe hattâ yu’tûl cizyete an yedin ve hum sâgirûn(sâgirûne).


1. kâtilû : savaşın
2. ellezîne lâ yu'minûne : inanmayan kimseler
3. bi allâhi : Allah'a
4. ve lâ bi el yevmi el âhiri : ve ahir gününe (inanmayan)
5. ve lâ yuharrimûne : ve haram etmezler
6. mâ harrame allâhu : Allah'ın haram kıldığı şeyi
7. ve resûlu-hu : ve onun resûlü
8. ve lâ yedînûne : ve dîn edinmezler
9. dîne el hakkı : hak dîni
10. min ellezîne : o kimselerden, onlardan
11. ûtû el kitâbe : kitap verilenler
12. hattâ yu'tû el cizyete : cizye (vergi) verene kadar
13. an yedin : ellerinden
14. ve hum : ve onlar
15. sâgirûne : küçük düşenler, alçalmış kimseler, boyun eğenler

Ve kâletil yahûdu uzeyrunibnullâhi ve kâletin nasârâl mesîhubnullâh(mesîhubnullâhi) zâlike kavluhum bi efvâhihim yudâhiûne kavlellezîne keferû min kablu kâtelehumullâh(kâtelehumullâhu) ennâ yu'fekûn(yu'fekûne).


1. ve kâlet el yahûdu : ve yahudiler dediler
2. uzeyrun ibnu allâhi : Üzeyir Allah'ın oğlu
3. ve kâlet en nasârâ : ve nasraniler dediler
4. el mesîhu ibnu allâhi : Mesih, Allah'ın oğlu
5. zâlike : işte bu, bu
6. kavlu-hum : onların söyledikleri
7. bi efvâhi-him : kendi ağızları ile
8. yudâhiûne : benzetiyorlar
9. kavle : söylediklerini
10. ellezîne keferû : inkâr edenler
11. min kablu : önceden, daha önce
12. kâtele-hum allâhu : Allah onları öldürsün (kahretsin)
13. ennâ : nasıl
14. yu'fekûne : döndürülüyorlar

İttehazû ahbârahum ve ruhbânehum erbâben min dûnillâhi vel mesîhabne meryem(meryeme), ve mâ umirû illâ li ya'budû ilâhen vâhidâ (vâhiden),lâ ilâhe illâ huve, subhânehu ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).


1. ittehazû : edindiler
2. ahbâra-hum : onların âlimleri, din adamları
3. ve ruhbâne-hum : ve onların rahipleri
4. erbâben : Rab'ler
5. min dûni allâhi : Allah'tan başka
6. ve el mesîha ibne meryeme : ve Meryem oğlu Mesih'i
7. ve mâ umirû : ve emrolunmadılar
8. illâ : ancak, sadece
9. li ya'budû : kul olmaları
10. ilâhen : bir ilâh
11. vâhiden : tek olan, bir olan
12. lâ ilâhe : ilâh yoktur
13. illâ huve : O'ndan başka
14. subhâne-hu : o sübhandır, münezzehtir
15. ammâ (an mâ) : onlardan (o şeylerden)
16. yuşrikûne : ortak, şirk koşuyorlar

Yurîdûne en yutfîû nûrallâhi bi efvâhihim ve ye'ballâhu illâ en yutimme nûrahu ve lev kerihel kâfirûn(kâfirûne).


1. yurîdûne : isterler, istiyorlar
2. en yutfîû : söndürmek
3. nûra allâhi : Allah'ın nurunu
4. bi efvâhi-him : kendi ağızları ile
5. ve ye'ba allâhu : Allah istemez
6. illâ : ancak, sadece
7. en yutimme : tamamlamak
8. nûra-hu : onun nuru, nurunu
9. ve lev : ve şâyet, eğer
10. kerihe el kâfirûne : kâfirler kerih gördüler

Huvellezî ersele resûlehu bil hudâ ve dînil hakkı li yuzhirahu alâd dîni kullihî ve lev kerihel muşrikûn(muşrikûne).


1. huve ellezî : O ki
2. ersele : gönderdi
3. resûle-hu : onun resûlü, kendi resûlü
4. bi el hudâ : hidayet ile
5. ve dîni el hakkı : ve hak dîni
6. li yuzhira-hu : onu ortaya çıkarmak, zahir etmek, açıklamak için
7. alâd dîni (alâ ed dîni) : dîne, dîn üzerine
8. kulli-hi : onun tamamına
9. ve lev : ve şâyet, eğer
10. kerihe el muşrikûne : müşrikler kerih gördü, istemedi

Yâ eyyuhâllezîne âmenû inne kesîran minel ahbâri ver ruhbâni le ye'kulûne emvâlen nâsi bil bâtıli ve yasuddûne an sebîlillâh(sebîlillâhi), vellezîne yeknizûnez zehebe vel fıddate ve lâ yunfikûnehâ fî sebîlillâhi fe beşşirhum bi azâbin elîm(elîmin).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. inne : muhakkak
4. kesîran : çok
5. min el ahbâri : yahudi âlimlerden, hahamlardan
6. ve er ruhbâni : ve hrıstiyan rahipler
7. le ye'kulûne : yerler
8. emvâle en nâsi : insanların malları
9. bi el bâtıli : bâtıl ile boş yere, haksız olarak
10. ve yasuddûne : ve engel olurlar, men ederler, alıkoyarlar
11. an sebîli allâhi : Allah'ın yolundan
12. ve ellezîne yeknizûne : ve biriktiren, toplayan kimseler
13. ez zehebe : altın
14. ve el fıddate : ve gümüş
15. ve lâ yunfikûne-hâ : ve onu infâk etmezler
16. fî sebîli allâhi : Allah'ın yolunda
17. fe : o zaman, böylece
18. beşşir-hum : onları müjdele, haber ver
19. bi azâbin elîmin : elim azap ile

Yevme yuhmâ aleyhâ fî nâri cehenneme fe tukvâ bihâ cibâhuhum ve cunûbuhum ve zuhûruhum, hâzâ mâ keneztum li enfusikum fe zûkû mâ kuntum teknizûn(teknizûne).


1. yevme : o gün
2. yuhmâ : kızdırılır
3. aleyhâ : onun üzerinde
4. fî nâri cehenneme : cehennem ateşi içinde
5. fe tukvâ : böylece dağlanır, kızgın demir cilde yapıştırılır
6. bi-hâ : onu
7. cibâhu-hum : onların alınları
8. ve cunûbu-hum : ve onların yanları, böğürleri
9. ve zuhûru-hum : ve onların sırtları, arkaları
10. hâzâ : bu
11. : olmadı
12. keneztum : biriktirdiniz, topladınız
13. li enfusi-kum : nefsleriniz için, kendiniz için
14. fe zûkû : o zaman, öyleyse tadın
15. kuntum : siz iseniz
16. teknizûne : biriktiriyorsunuz

İnne iddeteş şuhûri indallâhisnâ aşera şehren fî kitâbillâhi yevme halakas semâvâti vel arda minhâ erbeatun hurum(hurumun) zâliked dînul kayyimu fe lâ tazlimû fîhinne enfusekum ve kâtilûl muşrikîne kâffeten kemâ yukâtilûnekum kâffeh(kâffeten), va'lemû ennallâhe meal muttekîn(muttekîne).


1. inne : muhakkak
2. iddete eş şuhûri : ayların adedi, sayısı
3. inde allâhi isnâ aşera : Allah'ın katında on iki
4. şehren : ay
5. fî kitâbi allâhi : Allah'ın Kitab'ında
6. yevme : o gün
7. halaka es semâvâti : semaları yarattı
8. ve el arda : ve arz, yeryüzü
9. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
10. erbeatun : dört
11. hurumun : hac veya umre için ihramlı olmak
12. zâlike ed dînu el kayyimu : bu kayyum olan dîndir
13. fe lâ tazlimû : artık zulmetmeyin
14. fî-hinne : onlar hakkında
15. enfuse-kum : kendi nefsleriniz, kendiniz
16. ve kâtilû el muşrikîne : ve savaşın müşriklerle
17. kâffeten : topluca, hepiniz
18. kemâ : gibi
19. yukâtilûne-kum : sizi katlediyorlar, sizinle savaşıyorlar, sizi öldürüyorlar
20. va'lemû (ve ı'lemû) : ve bilin
21. enne allâhe : muhakkak ki Allah
22. mea el muttekîne : takva sahipleriyle beraber

İnnemân nesîu ziyâdetun fîl kufri yudallu bihillezîne keferû yuhillûnehu âmen ve yuharrimûnehu âmen li yuvâtiû iddete mâ harramallâhu fe yuhillû mâ harramallâh(harramallâhu), zuyyine lehum sûu a'mâlihim, vallâhu lâ yehdîl kavmel kâfirîn(kâfirîne).


1. innemâ : ancak, sadece
2. en nesîu : unutma, terketme, erteleme
3. ziyâdetun : arttırmaktır, ziyade etmektir, artıştır
4. fî el kufri : küfür konusunda
5. yudallu : saptırılır
6. bi-hi : onunla
7. ellezîne keferû : inkâr edenler
8. yuhillûne-hu : onu helâl yapıyorlar, sayıyorlar
9. âmen : bir yıl
10. ve yuharrimûne-hu : ve onu haram kılıyorlar
11. li yuvâtiû : uygun hale gelmesi için, uyması için
12. iddete : adet
13. mâ harrame allâhu : Allah'ın haram kıldığı şeyi
14. fe yuhillû : böylece helâl sayıyorlar
15. zuyyine : süslendi, müzeyyen kılındı
16. lehum : onlarındır, onlar için vardır
17. sûu : kötülük, kötü
18. a'mâli-him : onların amelleri
19. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
20. lâ yehdî : hidayete erdirmez
21. el kavme el kâfirîne : kâfirler topluluğu, kâfirler kavmi

Yâ eyyuhâllezîne âmenû mâ lekum izâ kîle lekumunfirû fî sebîlillâhissâkaltum ilâl ard(ardı), e radîtum bil hayâtid dunyâ minel âhirah(âhirati), fe mâ metâul hayâtid dunyâ fîl âhirati illâ kalîl(kalîlun).


1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne âmenû : âmenû olanlar, Allah'a ulaşmayı dileyenler, îmân edenler
3. : olmadı
4. lekum : sizin için, size
5. izâ kîle lekum : size denildiği zaman
6. infirû : savaşa çıkın
7. fî sebîli allâhi essâkaltum : Allah'ın yolunda sakil oldunuz, yavaş davrandınız, meylettiniz
8. ilâ el ardı : arza, dünyaya
9. e radîtum : razı mı oldunuz
10. bi el hayâti ed dunyâ : dünya hayatına
11. min el âhirati : ahiretten
12. fe mâ : artık değil
13. metâ el hayâti ed dunyâ : dünya hayatının metaı, malı, faydası
14. fî el âhirati : ahirette
15. illâ kalîlun : ancak daha az

İllâ tenfirû yuazzibkum azâben elîmen ve yestebdil kavmen gayrakum ve lâ tedurrûhu şey'â (şey’en), vallâhu alâ kulli şey'in kadîr(kadîrun).


1. illâ : ancak, sadece
2. tenfirû : sefere (Allah yolunda cihada) çıkarsınız (nefer, asker olursunuz)
3. yuazzib-kum : sizi azaplandıracak
4. azâben elîmen : elîm (acı) azap
5. ve yestebdi el kavmen : ve bir kavimle değiştirecek
6. gayra-kum : sizden başka
7. ve lâ tedurrû-hu : ve ona zarar veremezsiniz
8. şey'en : bir şey
9. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
10. alâ kulli şey'in : herşeye
11. kadîrun : kaadir, gücü yeten

İlla tensurûhu fe kad nasarahullâhu iz ahracehullezîne keferû sâniyesneyni iz humâ fîl gâri iz yekûlu li sâhibihî lâ tahzen innallâhe meanâ, fe enzelallâhu sekînetehu aleyhi ve eyyedehu bicunûdin lem terevhâ ve ceale kelimetellezîne keferûs suflâ, ve kelimetullâhi hiyel ulyâ vallâhu azîzun hakîm (hakîmun).


1. illa : .. dışında, ...'den başka, ancak, hariç
2. tensurû-hu : ona yardım edersiniz
3. fe kad : o zaman, böylece olmuştu
4. nasara-hu allâhu : Allah ona yardım etti
5. iz ahrace-hu : onu çıkardığı zaman
6. ellezîne keferû : inkâr edenler
7. sâniye isneyni : iki (kişi)nin ikincisi
8. iz : olmuştu, olduğu zaman
9. humâ : ikisi
10. fî el gâri : mağarada
11. iz yekûlu : diyorlardı
12. li sâhibi-hi : arkadaşına
13. lâ tahzen : mahzun olma, üzülme
14. inne allâhe : muhakkak ki Allah
15. mea-nâ : bizimle beraber
16. fe enzele allâhu : o zaman Allah indirdi
17. sekînete-hu : (onun) sekîneti
18. aleyhi : ona, onun üzerine
19. ve eyyede-hu : ve onu destekledi
20. bi cunûdin : bir ordu ile
21. lem terev-hâ : onu göremediğiniz
22. ve ceale : ve kıldı, yaptı, var etti
23. kelimete : söz
24. es suflâ : sefil, sufli, adi
25. ve kelimetu allâhi : ve Allah'ın kelimesi
26. hiye el ulyâ : o çok yücedir, en üstün
27. vallâhu : ve Allah
28. azîzun : azîz, üstün
29. hakîmun : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

İnfirû hıfâfen ve sikâlen ve câhidû bi emvâlikum ve enfusikum fî sebîlillâh(sebîlillâhi), zâlikum hayrun lekum in kuntum ta'lemûn(ta'lemûne).


1. infirû : savaşa çıkın
2. hıfâfen : hafif olarak (süvari)
3. ve sikâlen : ve ağır olarak (piyade)
4. ve câhidû : ve cihad edin
5. bi emvâli-kum : mallarınız ile
6. ve enfusi-kum : ve nefsleriniz, kendiniz, canlarınız
7. fî sebîli allâhi : Allah'ın yolunda
8. zâlikum : işte bu
9. hayrun : hayırlı, daha hayırlı
10. lekum : sizin için, size
11. in : eğer
12. kuntum ta'lemûne : bilmiş olursunuz

Lev kâne aradan karîben ve seferen kâsıden lettebeûke ve lâkin beudet aleyhimuş şukkat(şukkatu), ve se yahlifûne billâhi levisteta'nâ le haracnâ meakum, yuhlikûne enfusehum, vallâhu ya'lemu innehum le kâzibûn(kâzibûne).


1. lev kâne : eğer olsaydı
2. aradan : dünya malı, yarar, ganimet
3. karîben : yakın bir zamanda
4. ve seferen : ve bir sefer
5. kâsıden : kolay, rahat
6. le ittebeû-ke : elbette, mutlaka sana tâbî olurlardı
7. ve lâkin : ve lâkin, fakat
8. beudet : uzak geldi
9. aleyhim : onlara, onların üzerine
10. eş şukkatu : meşakkatli, yorucu
11. ve se-yahlifûne : ve yemin edecekler
12. billâhi (bi allâhi) : Allah'a
13. lev isteta'nâ : şâyet güç yetirseydik
14. le harac-nâ : elbette biz çıkardık
15. mea-kum : sizinle beraber
16. yuhlikûne : helâk ediyorlar
17. enfuse-hum : kendileri
18. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
19. ya'lemu : bilir
20. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
21. le kâzibûne : elbette, gerçekten yalancılar

Afâllâhu anke, lime ezinte lehum hattâ yetebeyyene lekellezîne sadakû ve ta'lemel kâzibîn(kâzibîne).


1. afâ allâhu : Allah affetti
2. anke : seni
3. lime : niçin, nasıl
4. ezinte : izin verdin
5. lehum : onlarındır, onlar için vardır
6. hattâ yetebeyyene leke : sana belli oluncaya kadar
7. ellezîne sadakû : onlar sadık oldular, sadık olanlar
8. ve ta'leme el kâzibîne : ve yalancıları (bilirsin) öğrenirsin

Lâ yeste'zinukellezîne yu'minûne billâhi vel yevmil âhiri en yucâhidû bi emvâlihim ve enfusihim, vallâhu alîmun bil muttakîn(muttakîne).


1. lâ yeste'zinu-ke : senden izin istemezler
2. ellezîne yu'minûne : îmân eden kimseler
3. billâhi (bi allâhi) : Allah'a
4. ve el yevmi el âhiri : ve son gün, ve sonraki gün, ruhun Allah'a ulaşma günü
5. en yucâhidû : cihad etmeleri
6. bi emvâli-him : kendi malları ile
7. ve enfusi-him : ve nefsleri, canları
8. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
9. alîmun : en iyi bilen
10. bi el muttakîne : takva sahiplerini

İnnemâ yeste'zinukellezîne lâ yu'minûne billâhi vel yevmil âhiri vertâbet kulûbuhum fe hum fî raybihim yeteraddedûn(yeteraddedûne).


1. innemâ : ancak, sadece
2. yeste'zinuke : senden izin ister
3. ellezîne lâ yu'minûne : inanmayan kimseler
4. billâhi (bi allâhi) : Allah'a
5. ve el yevmi el âhiri : ve son gün, ve sonraki gün, ruhun Allah'a ulaşma günü
6. vertâbet (ve irtâbet) : ve şüpheye düştü
7. kulûbu-hum : onların kalpleri
8. fe hum : artık onlar
9. fî raybi-him : şüpheleri içinde
10. yeteraddedûne : tereddüt ederler, bocalarlar

Ve lev erâdûl hurûce le eaddû lehû uddeten ve lâkin kerihallâhunbiâsehum fe sebbetahum ve kîlak'udû meal kâidîn (kâidîne).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. erâdû el hurûce : çıkmak istediler
3. le eaddû : elbette hazırlık yaptılar
4. lehu : ona ait, onun
5. uddeten : bir hazırlık
6. ve lâkin : ve lâkin, fakat
7. kerihe allâhu : Allah kerih gördü
8. inbiâse-hum : onların tutumu, davranışları
9. fe sebbeta-hum : böylece onları alıkoydu
10. ve kîlak'udû (kîle uk'udû) : ve "oturun, (orada) kalın" denildi
11. mea el kâidîne : geri kalanlarla birlikte

Lev haracû fîkum mâ zâdûkum illâ habâlen ve le evdaû hılâlekum yebgûnekumul fitneh(fitnete), ve fîkum semmâûne lehum, vallâhu alîmun biz zâlimîn(zâlimîne).


1. lev haracû : eğer çıksalardı
2. fî-kum : sizin içinizde
3. mâ zâdû-kum : size artırmaz
4. illâ : ancak, sadece
5. habâlen : fesada düşürmek
6. ve le evdaû : ve mutlaka koşarlar, gayret gösterirler
7. hılâlekum : sizin aranızda
8. yebgûne-kumul fitnete : içinizde fitne çıkmasını isterler
9. ve fîkum : ve sizin içinizde, aranızda
10. semmâûne : kulak verenler, çok iyi dinleyenler
11. lehum : onlarındır, onlar için vardır
12. vallâhu : ve Allah
13. alîmun : en iyi bilen
14. biz zâlimîne : zalimleri

Lekadibtegûl fîtnete min kablu ve kallebû lekel umûre hattâ câel hakku ve zahere emrullâhi ve hum kârihûn(kârihûne).


1. lekad : andolsun ki
2. ibtegû el fîtnete : fitne çıkarmak istediler
3. min kablu : önceden, daha önce
4. ve kallebû : ve çevirdiler
5. leke : seni
6. el umûre : işler
7. hattâ : olana kadar, olmadıkça
8. câe el hakku : hak geldi
9. ve zahere : ve ortaya çıktı, belli oldu, açığa çıktı
10. emru allâhi : Allah'ın emri
11. ve hum : ve onlar
12. kârihûne : kerih gören, istemeyen kimseler

Ve minhum men yekûlu'zen lî ve lâ teftinnî, e lâ fîl fitneti sekatû, ve inne cehenneme le muhîtatun bil kâfîrîn(kâfîrîne).


1. ve min-hum : ve onlardan (onların bir kısmı)
2. men : kimse, kişi
3. yekûlu'zen lî (yekûlu ezen lî) : “bana izin ver” der
4. ve lâ teftin-nî : ve beni fitneye düşürme
5. e lâ : değil mi, (öyle) değil mi
6. fî el fitneti : fitnenin içine, fitneye
7. sekatû : düştüler
8. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
9. cehenneme : cehennem
10. le muhîtatun : mutlaka ihata edici, kuşatıcı
11. bi el kâfîrîne : kâfirleri, inkâr edenleri

İn tusıbke hasenetun tesu'hum, ve in tusıbke musîbetun yekûlû kad ehaznâ emrenâ min kablu ve yetevellev ve hum ferihûn(ferihûne).


1. in tusıb-ke : eğer sana isabet ederse
2. hasenetun : hasene, iyilik, güzellik
3. tesu'-hum : onları üzer
4. ve in tusıb-ke : ve eğer sana isabet ederse
5. musîbetun : bir musîbet
6. yekûlû : derler
7. kad ehaz-nâ : biz almıştık
8. emre-nâ : işimiz (tedbirimiz)
9. min kablu : önceden, daha önce
10. ve yetevellev : ve dönüp giderler
11. ve hum : ve onlar
12. ferihûne : ferahlarlar, sevinirler

Kul len yusîbenâ illâ mâ keteballâhu lenâ, huve mevlânâ, ve alâllâhi felyetevekkelil mu’minûn(mu’minûne).


1. kul : de, söyle
2. len : asla
3. yusîbe-nâ : bize isabet eder
4. illâ : ancak, sadece
5. mâ ketebe allâhu : Allah'ın yazdığı şey
6. lenâ : bizim
7. huve : o
8. mevlâ-nâ : bizim mevlâmızsın
9. ve alâ allâhi : ve Allah'a
10. fe li yetevekkeli : artık tevekkül etsinler
11. el mu'minûne : mü'minler

Kul hel terabbesûne binâ illâ ıhdâl husneyeyn(husneyeyni) ve nahnu neterabbesu bikum en yusîbekumullâhu bi azâbin min indihî ev bi eydînâ, fe terabbasû innâ meakum muterabbisûn(muterabbisûne).


1. kul : de, söyle
2. hel terabbesûne : bekliyor musunuz, ... mı bekliyorsunuz
3. binâ : bizim ile, bize, bizim için
4. illâ : ancak, sadece
5. ıhdâ el husneyeyni : iki güzellikten birisi
6. ve nahnu : ve biz
7. neterabbesu : bekliyoruz
8. bi-kum : size, sizin için
9. en yusîbe-kum allâhu : Allah'ın size isabet ettirmesi
10. bi azâbin : bir azap ile
11. min indi-hi : onun indinden
12. ev : veya
13. bi eydî-nâ : bizim elimizle
14. fe terabbasû : artık bekleyin
15. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
16. mea-kum : sizinle beraber
17. muterabbisûne : bekleyenler

Kul enfikû tav’an ev kerhen len yutekabbele minkum, innekum kuntum kavmen fâsikîn(fâsikîne).


1. kul : de, söyle
2. enfikû : infâk edin, Allah için harcayın
3. tav'an : isteyerek
4. ev : veya
5. kerhen : zorla
6. len yutekabbele : asla kabul edilmez
7. min-kum : sizden
8. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
9. kuntum : siz iseniz
10. kavmen fâsikîne : fasık bir kavim, topluluk

Ve mâ meneahum en tukbele minhum nefekâtuhum illâ ennehum keferû billâhi ve bi resûlihî ve lâ ye’tûnes salâte illâ ve hum kusâlâ ve lâ yunfikûne illâ ve hum kârihûn(kârihûne).


1. ve mâ : ve şey
2. menea-hum : onları men eden
3. en tukbele : kabul edilmesi
4. min-hum : onlardan
5. nefekâtu-hum : onların infâkleri
6. illâ : ancak, sadece
7. enne-hum : onların ..... olduğunu
8. keferû : inkâr ettiler
9. bi allâhi : Allah'a
10. ve bi resûli-hi : ve onun resûlünü
11. ve lâ ye'tûne es salâte : ve namaza gelmezler
12. ve hum : ve onlar
13. kusâlâ : üşenerek
14. ve lâ yunfikûne : ve infâk etmezler
15. kârihûne : kerih gören, istemeyen kimseler

Fe lâ tu’cibke emvâluhum ve lâ evlâduhum, innemâ yurîdullâhu li yuazzibehum bihâ fîl hayâtid dunyâ ve tezheka enfusuhum ve hum kâfirûn(kâfirûne).


1. fe lâ tu'cib-ke : artık senin hoşuna gitmesin, imrendirmesin
2. emvâlu-hum : onların malları
3. ve lâ evlâdu-hum : ve evlâtları ... olmaz
4. innemâ : ancak, sadece
5. yurîdu allâhu : Allah diliyor, istiyor
6. li yuazzibe-hum : onları azaplandıracak
7. bi-hâ : onu
8. fî el hayâti ed dunyâ : dünya hayatında
9. ve tezheka : ve çıkar
10. enfusu-hum : kendilerini, canlarını
11. ve hum : ve onlar
12. kâfirûne : inkâr edenler

Ve yahlifûne billâhi innehum le minkum, ve mâ hum minkum ve lâkinne hum kavmun yefrakûn(yefrakûne).


1. ve yahlifûne : ve yemin ederler
2. bi allâhi : Allah'a
3. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
4. le min-kum : mutlaka sizden
5. ve mâ : ve şey
6. hum : onlar
7. min-kum : sizden
8. ve lâkinne-hum : ve lâkin, fakat onlar
9. kavmun : bir kavim, bir topluluk
10. yefrakûne : korkuyorlar, korkarlar

Lev yecidûne melceen ev magârâtin ev muddehalen le vellev ileyhi ve hum yecmehûn(yecmehûne).


1. lev : eğer, ise
2. yecidûne : bulurlar
3. melceen : bir sığınak, sığınacak bir yer
4. ev : veya
5. magârâtin : mağaralar
6. muddehalen : dahil olunan, girilen yer
7. le vellev : mutlaka yönelirler
8. ileyhi : ona
9. ve hum : ve onlar
10. yecmehûne : çok süratli koşarlar, kaçarlar

Ve minhum men yelmizuke fîs sadakât(sadakâti), fe in u’tû minhâ radû ve in lem yu’tav minhâ îzâ hum yeshatûn(yeshatûne).


1. ve min-hum : ve onlardan (onların bir kısmı)
2. men : kimse, kişi
3. yelmizu-ke : seni ayıplar
4. fî es sadakâti : ganimetler, sadakalar hakkında, konusunda
5. fe in : fakat eğer
6. u'tû : verildi
7. min-hâ : on(lar)dan, oradan (orada)
8. radû : razı oldular
9. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
10. lem yu'tav : verilmez
11. îzâ : o zaman
12. hum : onlar
13. yeshatûne : öfkelenirler, kızarlar

Ve lev ennehum radû mâ âtâhumullâhu ve resûluhu ve kâlû hasbunâllâhu se yu’tinâllâhu min fadlihî ve resûluhû innâ ilâllâhi râgıbûn(râgıbûne).


1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. enne-hum : onların ..... olduğunu
3. radû : razı oldular
4. mâ âtâ-hum allâhu : Allah'ın onlara verdiği şey
5. ve resûlu-hu : ve onun resûlü
6. ve kâlû : ve dediler
7. hasbu-nâ allâhu : Allah bize yeter, kâfidir
8. se yu'ti-nâ allâhu : Allah bize verecek
9. min fadli-hi : onun fazlından
10. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
11. ilâ allâhi : Allah'a, Allah'a ait
12. râgıbûne : rağbet edenler

İnnemâs sadakâtu lil fukarâi vel mesakîni vel âmilîne aleyhâ vel muellefeti kulûbuhum ve fîr rikâbi vel gârimîne ve fî sebîlillâhi vebnis sebîl(vebnis sebîli), farîdaten minallâh(minallâhi), vallâhu alîmun hakîm(hakîmun).


1. innemâ es sadakâtu : muhakkak ki sadakalar
2. li el fukarâi : fakirler için, fakirlere ait, fakirlerin
3. ve el mesâkîni : ve miskinler, çalışamaz durumdaki ihtiyarlar
4. ve el âmilîne : ve amel edenler, memur olanlar
5. aleyhâ : onun üzerinde
6. ve el muellefeti : ve (İslâm'a) ısındırılan, meylettirilen
7. kulûbu-hum : onların kalpleri
8. ve fî er rikâbi : ve köleler konusunda
9. ve el gârimîne : ve borçlular
10. ve fî sebîli allâhi : ve Allah'ın yolunda
11. vebni es sebîli : ve yolcu(lar)
12. farîdaten : takdir edilen (farz kılınan) miktar, mehir
13. min allâhi : Allah'tan
14. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
15. alîmun : en iyi bilen
16. hakîmun : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

Ve minhumullezîne yu’zûnen nebiyye ve yekûlûne huve uzun(uzunun), kul uzunu hayrin lekum yu’minu billâhi ve yu’minu lil mu’minîne ve rahmetun lillezîne âmenû minkum, vellezîne yu’zûne resûlallâhi lehum azâbun elîm(elîmun).


1. ve min hum : ve onlardan
2. ellezîne yu'zûne : eza, eziyet eden kimseler
3. en nebiyye : nebî, peygamber
4. ve yekûlûne : ve diyorlar
5. huve : o
6. uzunun : bir kulakdır (kulak gibidir), dinleyendir (dinlediğine inanandır)
7. kul : de, söyle
8. uzunu hayrin : hayrın kulağıdır, hayrı işitendir
9. lekum : sizin için, size
10. yu'minu : îmân eder
11. bi allâhi : Allah'a
12. ve yu'minu : ve inanır
13. li el mu'minîne : mü'minler için, mü'minlere
14. ve rahmetun : ve bir rahmet
15. li ellezîne âmenû : âmenû olanlara, yaşarken Allâh (c.c.)’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenlere
16. min-kum : sizden
17. ve ellezîne yu'zûne : ve eziyet eden kimseler
18. resûle allâhi : Allah'ın resûlü
19. lehum : onlarındır, onlar için vardır
20. azâbun elîmun : elîm bir azap

Yahlifûne billâhi lekum li yurdûkum, vallâhu ve resûluhû ehakku en yurdûhu in kânû mu’minîn(mu’minîne).


1. yahlifûne : yemin ederler
2. bi allâhi : Allah'a
3. lekum : sizin için, size
4. li yurdû-kum : sizi hoşnut kılmak, razı etmek için
5. ve allâhu : ve Allah
6. ve resûlu-hû : ve onun resûlü
7. ehakku : daha çok hak sahibi
8. en yurdû-hu : o razı edilmeye
9. in kânû : eğer, ... oldu ise, ... ise (varsa)
10. mu'minîne : mü'minler

E lem ya’lemû ennehu men yuhâdidillâhe ve resûlehu fe enne lehu nâre cehenneme hâliden fîhâ, zâlikel hızyul azîm(azîmu).


1. e lem ya'lemû : bilmiyorlar mı
2. enne-hu : onun olduğu
3. men : kimse, kişi
4. yuhâdidi allâhe : Allah'a muhalefet ve niza ederse, haddi aşarsa
5. ve resûle-hu : ve O'nun Resûlü, elçisi
6. fe : o zaman, böylece
7. enne : olduğunu
8. lehu : ona ait, onun
9. nâre cehenneme : cehennem ateşi
10. hâliden : ebedi kalacak olanlar
11. fî-hâ : orada
12. zâlike el hızyu el azîmu : işte bu en büyük rüsvalık, rezilliktir

Yahzerul munâfikûne en tunezzele aleyhim sûretun tunebbiuhum bi mâ fî kulûbihim, kulistehziu, innallâhe muhricun mâ tahzerûn(tahzerûne).


1. yahzeru el munâfikûne : münafıklar korkuyorlar, çekiniyorlar
2. en tunezzele : indirilmesi
3. aleyhim : onlara, onların üzerine
4. sûretun : bir sure
5. tunebbiu-hum : onlara haber verir
6. bi mâ : şeye
7. fî kulûbi-him : onların kalplerinin içine, kalplerine
8. kul istehziû : de ki alay edin
9. inne allâhe : muhakkak ki Allah
10. muhricun : çıkaran
11. mâ tahzerûne : çekindiğiniz şey

Ve le in seeltehum le yekûlunne innemâ kunnâ nahûdu ve nel’ab(nel’abu), kul e billâhi ve âyâtihî ve resûlihî kuntum testehziûn (testehziûne).


1. ve le in : ve eğer gerçekten olursa
2. seelte-hum : onlara sordun
3. le yekûlunne : mutlaka derler
4. innemâ : ancak, sadece
5. kun-nâ : biz olduk
6. nahûdu : dalıyoruz (lâfa, eğlenceye)
7. ve nel'abu : ve eğleniyoruz
8. kul : de, söyle
9. e bi allâhi : Allah ile mi
10. ve âyâti-hi : ve onun âyetleri
11. ve resûli-hi : ve onun resûlü
12. kuntum : siz iseniz
13. testehziûne : alay ediyorsunuz

Lâ ta’tezirû kad kefertum ba’de îmânikum, in na’fu an tâifetin minkum nuazzib tâifeten bi ennehum kânû mucrimîn(mucrimîne).


1. lâ ta'tezirû : özür beyan etmeyin
2. kad : oldu, olmuştu
3. kefer-tum : siz inkâr ettiniz
4. ba'de : sonra
5. îmâni-kum : sizin îmânınız
6. in : eğer
7. na'fu an : affederiz
8. tâifetin : bir taife, bir topluluk, bir kavim
9. min-kum : sizden
10. nuazzib : azaplandıracağız, azaplandırırız
11. tâifeten : bir grup, topluluk, cemaat
12. bi enne-hum : onların ..... olması sebebi ile
13. kânû mucrimîne : suçlu, günahkâr oldular

El munâfikûne vel munâfikâtu ba’duhum min ba’din, ye’murûne bil munkeri ve yenhevne anil ma’rûfi ve yakbidûne eydiyehum nesûllâhe fe nesiyehum innel munâfıkîne humul fâsikûn(fâsikûne).


1. el munâfikûne : münafıklar
2. ve el munâfikâtu : ve münafık kadınlar
3. ba'du-hum : onların bazısı
4. min ba'din (ba'du-hum min ba'din) : bir kısmından (birbirinden)
5. ye'murûne : emrediyorlar
6. bi el munkeri : inkarı, kötülüğü
7. ve yenhevne : ve nehy eder, men eder
8. an el ma'rûfi : iyilikten, irfandan
9. ve yakbidûne : ve sıkarlar, sımsıkı tutarlar, cimrilik ederler
10. eydiye-hum : onların elleri, ellerini
11. nesû allâhe : Allah'ı unuttular
12. fe nesiye-hum : böylece (o da) onları unuttu
13. inne el munâfıkîne : muhakkak münafıklar
14. hum el fâsikûne : onlar fâsıklar, fıska düşenler

Vaadallâhul munâfikîne vel munâfikâti vel kuffâre nâre cehenneme hâlidîne fîhâ hiye hasbuhum, ve leanehumullâh(leanehumullâhu) ve lehum azâbun mukîm (mukîmun).


1. vaada allâhu : Allah vaadetti
2. el munâfikîne : münafıklar
3. ve el munâfikâti : ve münafık kadınlar
4. ve el kuffâre : ve kâfirler
5. nâre cehenneme : cehennem ateşi
6. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar
7. fî-hâ : orada
8. hiye : o
9. hasbu-hum : onlara kâfi, yeter
10. ve leane-hum allâhu : ve Allah onları lânetledi, onlara lanet etti
11. ve lehum : ve onlar için (vardır)
12. azâbun : bir azap
13. mukîmun : daimî, devamlı (ikâme edilmiş)

Kellezîne min kablikum kânû eşedde minkum kuvveten ve eksere emvâlen ve evlâdâ(evlâden), festemteû bi halâkihim, festemta’tum bi halâkikum kemâstemteallezîne min kablikum bi halâkihim ve hudtum kellezî hâdû, ulâike habitat a’mâluhum fîd dunyâ vel âhirah(âhirati), ve ulâike humul hâsirûn (hâsirûne).


1. ke ellezîne : onlar gibi
2. min kabli-kum : sizden önce
3. kânû eşedde : daha şiddetli, kuvvetli idiler
4. min-kum : sizden
5. kuvveten : kuvvet olarak
6. ve eksere : ve daha fazla, daha çok
7. emvâlen : mal olarak
8. ve evlâden : ve evlât olarak
9. fe istemteû : böylece metalandılar, faydalandılar
10. bi halâki-him : kendi payları, nasipleri ile
11. fe istemta'tum : siz de metalandınız, faydalandınız
12. bi halâki-kum : sizin payınız, nasibiniz ile
13. kemâ estemtea : faydalandıkları gibi
14. ellezîne min kabli-kum : sizden önceki kimseler gibi
15. ve hudtum : ve daldınız (dünya metaına, dünya malına)
16. ke ellezî hâdû : dalan kimse gibi
17. ulâike : işte onlar
18. habitat : boşa gider
19. a'mâlu-hum : onların amelleri
20. fî ed dunyâ : dünyada
21. ve el âhirati : ve ahiret
22. ve ulâike : ve işte onlar
23. hum el hâsirûne : onlar hüsrana uğrayanlardır (nefslerini hüsrana düşürenlerdir).

E lem ye’tihim nebeullezîne min kablihim kavmi nuhin ve âdn ve semûde ve kavmi ibrâhîme ve ashâbi medyene vel mu’tefikât(mu’tefikâti), etethum rusuluhum bil beyyinat(beyyinati), fe mâ kânallâhu li yazlimehum ve lâkin kânû enfusehum yazlimûn(yazlimûne).


1. e lem ye'ti-him : onlara gelmedi mi
2. nebeu : haber
3. ellezîne min kabli-him : onlardan öncekiler
4. kavmi nuhin : Nuh kavmi
5. ve âdin : ve Ad (kavmi)
6. ve semûde : ve Semud (kavmi)
7. ve kavmi ibrâhîme : ve İbrâhîm kavmi
8. ve ashâbi medyene : ve Medyen halkı
9. ve el mu'tefikâti (efeke) : ve çevrilmiş olanlar (altı üstüne çevrilen şehirler) (çevirdi)
10. etet-hum : onlara getirdi
11. rusulu-hum : resûlleri
12. bi el beyyinati : delilleri (beyyineleri)
13. fe mâ kâne allâhu : o zaman, öyleyse ... Allah olmadı
14. li yazlime-hum : onlara zulmediyor
15. ve lâkin : ve lâkin, fakat
16. kânû : oldular
17. enfuse-hum : kendileri
18. yazlimûne : zulmediyorlar

Vel mu’minûne vel mu’minâtu ba’duhum evlîyâu ba’din, ye’murûne bil ma’rûfi ve yenhevne anil munkeri ve yukîmûnes salâte ve yu’tûnez zekâte ve yutîûnallâhe ve resûlehu, ulâike se yerhamuhumullâh (yerhamuhumullâhu), innallâhe azîzun hakîm(hakîmun).


1. ve el mu'minûne : ve mü'minler
2. ve el mu'minâtu : ve mü'min kadınlar
3. ba'du-hum : onların bazısı
4. evlîyâu : velîler, dostlar
5. ba'din (ba'du-hum... ba'din) : bir kısmı (birbiriyle)
6. ye'murûne : emrediyorlar
7. bi el ma'rûfi : iyilikle, bilinen şekilde, örfe tâbî olarak
8. ve yenhevne : ve nehy eder, men eder
9. an el munkeri : münkerden, kötülükten
10. ve yukîmûne es salâte : ve namazı ikâme ederler
11. ve yu'tûne ez zekâte : ve zekâtı verirler
12. ve yutîûne allâhe : ve Allah'a itaat ederler
13. ve resûle-hu : ve O'nun Resûlü, elçisi
14. ulâike : işte onlar
15. se yerhamu-hum allâhu : Allah onlara rahmet edecek
16. inne allâhe : muhakkak ki Allah
17. azîzun : azîz, üstün
18. hakîmun : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

Vaadallâhul mu’minîne vel mu’minâti cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ ve mesâkine tayyibeten fî cennâti adnin, ve rıdvânun minallâhi ekber(ekberu), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).


1. vaadallâhu : Allah vaadetti
2. el mu'minîne : mü'minler
3. ve el mu'minâti : ve mü'min kadınlar
4. cennâtin : cennetler
5.   :
6. min tahti-hâ : onun altından
7. el enhâru : nehirler, ırmaklar
8. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar
9. fî-hâ : orada
10. ve mesâkine : ve meskenler, evler
11. tayyibeten : temiz, tertemiz
12. fî cennâti adnin : adn cennetleri içinde
13. ve rıdvânun : ve rıza, razı olma
14. min allâhi : Allah'tan
15. ekberu : en büyük, daha büyük
16. zâlike : işte bu, bu
17. huve el fevzu el azîmu : o en büyük kurtuluştur

Yâ eyyuhân nebiyyu câhidil kuffâra vel munâfikîne vagluz aleyhim, ve me’vâhum cehennem(cehennemu), ve bi’sel masîr(masîru).


1. yâ eyyuhâ en nebiyyu : ey peygamber
2. câhidi el kuffâre : kâfirlerle cihad et
3. ve el munâfikîne : ve münafıklarla
4. vagluz (ve iglız) : ve katı, sert davran (galiz ol)
5. aleyhim : onlara, onların üzerine
6. ve me'vâ-hum : ve onların barındıkları yer, sığınacakları yer
7. cehennemu : cehennem
8. ve bi'se : ve ne kötü
9. el masîru : varış yeri

Yahlifûne billâhi mâ kâlû, ve lekad kâlû kelimetel kufri ve keferû ba’de islâmihim ve hemmû bi mâ lem yenâlû, ve mâ nekamû illâ en agnâhumullâhu ve resûluhu min fadlihi, fe in yetûbû yeku hayran lehum, ve in yetevellev yuazzibhumullâhu azâben elîmen fîd dunyâ vel âhirah(âhirati), ve mâ lehum fîl ardı min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).


1. yahlifûne : yemin ederler
2. bi allâhi : Allah'a
3. mâ kâlû : dedikleri şeyleri
4. ve lekad : ve andolsun
5. kâlû : dediler
6. kelimete el kufri : küfür kelimesini (sözünü)
7. ve keferû : ve inkâr ettiler, kâfir oldular
8. ba'de islâmi-him : İslâmlıklarından, İslâm olmalarından sonra
9. ve hemmû : ve hamle ettiler, yeltendiler, kalkıştılar
10. bi mâ : şeye
11. lem yenâlû : muvaffak olamadılar, nail olamadılar
12. ve mâ nekamû : ve çekemedikleri şey, intikam almak istedikleri şey
13. illâ : ancak, sadece
14. en agnâ-hum allâhu (gâni) : Allah'ın onları zenginleştirmesi (zengin)
15. ve resûlu-hu : ve onun resûlü
16. min fadli-hi : onun fazlından
17. fe in : fakat eğer
18. yetûbû : tövbe ederlerse
19. yeku hayran : hayırlı olur
20. lehum : onlarındır, onlar için vardır
21. ve in : ve ise, sadece, doğrusu
22. yetevellev : dönerler
23. yuazzib-hum allâhu : Allah onları azaplandırır
24. azâben elîmen : elîm (acı) azap
25. fî ed dunyâ : dünyada
26. ve el âhirati : ve ahiret
27. ve mâ lehum : ve onlar için yoktur
28. fî el ardı : yeryüzünde
29. min veliyyin : bir dost (dostlardan)
30. ve lâ nasîrin : ve bir yardımcı yoktur

Ve minhum men âhedallâhe le in âtânâ min fadlihî le nessaddekanne ve le nekûnenne mines sâlihîn(sâlihîne).


1. ve min-hum : ve onlardan (onların bir kısmı)
2. men âhede allâhe : Allah'a ahd veren kimse
3. le in : gerçekten eğer
4. âtâ-nâ : bize verdi
5. min fadli-hı : onun fazlından
6. le nessaddeka enne : elbette, mutlaka sadaka veririz
7. ve le nekûne enne : ve elbette mutlaka oluruz
8. min es sâlihîne : salihlerden, salâha ulaşmışlardan

Fe lemmâ âtâhum min fadlihî bahılû bihî ve tevellev ve hum mu’ridûn(mu’ridûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. lemmâ : olduğu zaman
3. âtâ-hum : onlara verdi
4. min fadli-hi : onun fazlından
5. bahılû : cimrilik yaptılar
6. bi-hi : onunla
7. ve tevellev : ve döndüler (ahdlerinden)
8. ve hum : ve onlar
9. mu'ridûne : yüz çevirenler

Fe a’kabehum nifâkan fî kulûbihim ilâ yevmi yelkavnehu bi mâ ahlefullâhe mâ vaadûhu ve bi mâ kânû yekzibûn(yekzibûne).


1. fe : o zaman, böylece
2. a'kabe-hum : onların akıbeti, işlerinin sonucu, yaptıklarının sonucu
3. nifâkan : nifak, nifak olarak, nifak duygusu
4. fî kulûbi-him : onların kalplerinin içine, kalplerine
5. ilâ yevmi : gününe kadar
6. yelkavne-hu : onunla karşılaşacaklar
7. bi mâ : şeye
8. ahlefu allâhe : Allah'a muhalefet ettiler, yerine getirmediler
9. mâ vaadû-hu : ona vaadettikleri şeyi
10. ve bi mâ : ve sebebiyle, dolayısıyla
11. kânû yekzibûne : yalan söylemiş oldular, yalanladılar

E lem ya’lemû ennallâhe ya’lemu sırrahum ve necvâhum ve ennallâhe allâmul guyûb(guyûbi).


1. e lem ya'lemû : bilmiyorlar mı
2. enne allâhe : muhakkak ki Allah
3. ya'lemu : bilir
4. sırre-hum : onların sırlarını
5. ve necvâ-hum : ve onların fısıldaşmalarını
6. ve enne allâhe : ve Allah'ın ... olduğu
7. allâmu el guyûbi : gayb bilgilerini, gaybte olanları çok iyi bilen

Ellezîne yelmizûnel muttavviîne minel mu’minîne fîs sadakâti vellezîne lâ yecidûne illâ cuhdehum fe yesharûne minhum, sehirallâhu minhum, ve lehum azâbun elîm(elîmun).


1. ellezîne : ki onlar
2. yelmizûne : ayıplıyorlar, küçük görüyorlar
3. el muttavvıîne : zengin olanlar (zekâttan fazla olarak gönüllü teberruda bulunan kişiler)
4. min el mu'minîne : mü'minlerden
5. fî es sadakâti : ganimetler, sadakalar hakkında, konusunda
6. ve ellezîne lâ yecidûne : ve bulamayan kimseler
7. illâ cuhde-hum : cehdlerinden, emek ve çabalarından, gayretlerinden başka
8. fe yesharûne : böylece alay ediyorlar
9. min-hum : onlardan
10. sehire allâhu : Allah alay etti
11. ve lehum : ve onlar için (vardır)
12. azâbun elîmun : elîm bir azap

İstagfir lehum ev lâ testagfir lehum, in testagfir lehum seb’îne merraten fe len yagfirallâhu lehum, zâlike bi ennehum keferû billâhi ve resûlihi, vallâhu lâ yehdîl kavmel fâsikîn(fâsikîne).


1. istagfir : mağfiret dile, iste
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. ev : veya
4. lâ testagfir : mağfiret dileme
5. in testagfir : eğer mağfiret dilersen
6. seb'îne : 70
7. merraten : kere
8. fe len yagfirallâhu : artık Allah asla mağfiret etmez
9. zâlike : işte bu, bu
10. bi enne-hum : onların ..... olması sebebi ile
11. keferû : inkâr ettiler
12. bi allâhi : Allah'a
13. ve resûli-hi : ve onun resûlü
14. vallâhu (ve allâhu) : ve Allah
15. lâ yehdî : hidayete erdirmez
16. el kavme el fâsikîne : fasıklar kavmi, topluluğu

Ferihal muhallefûne bi mak’adihim hılâfe resûlillâhi ve kerihû en yucâhidû bi emvâlihim ve enfusihim fî sebîlillâhi ve kâlû lâ tenfirû fîl harr(harri), kul nâru cehenneme eşeddu harrâ(harran), lev kânû yefkahûn(yefkahûne).


1. feriha : ferahladılar
2. el muhallefûne : geri kalanlar
3. bi mak'adi-him : kalıp oturmaları ile
4. hılâfe : muhalefet ederek
5. resuli allâhi : Allah'ın resûlü
6. ve kerihû : ve kerih gördüler, istemediler
7. en yucâhidû : cihad etmeleri
8. bi emvâli-him : kendi malları ile
9. ve enfusi-him : ve nefsleri, canları
10. fî sebîli allâhi : Allah'ın yolunda
11. ve kâlû : ve dediler
12. lâ tenfirû : sefere (cihada) çıkmayınız
13. fî el harri : sıcakta, sıcak havada
14. kul : de, söyle
15. nâru cehenneme : cehennem ateşi
16. eşeddu : daha şiddetli
17. harran : sıcak
18. lev : eğer, ise
19. kânû : oldular
20. yefkahûne : fıkıh ediyorlar, anlıyorlar

Fel yadhakû kalîlen vel yebkû kesîrâ(kesîran), cezâen bi mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).


1. fe li yadhakû : artık gülsünler
2. kalîlen : az
3. ve li yebkû : ve ağlasınlar
4. kesîran : çok
5. cezâen : ceza, karşılık, bedel olarak
6. bi mâ : şeye
7. kânû yeksibûne : kazanmış oldular

Fe in receakallâhu ilâ tâifetin minhum feste’zenûke lil hurûci fe kul len tahrucû maiye ebeden ve len tukâtilû maiye aduvv(aduvven), innekum radîtum bil kuûdi evvele merratin fak’udû meal hâlifîn(hâlifîne).


1. fe in : fakat eğer
2. recea-ke allâhu : Allah seni döndürdü
3. ilâ tâifetin : bir topluluğa
4. min-hum : onlardan
5. fe iste'zenû-ke : artık, o taktirde, bundan sonra, o zaman senden izin isterler
6. li el hurûci : (cihada) çıkmak için
7. fe kul : o zaman de, söyle
8. len tahrucû : asla çıkamazsınız
9. maiye : benim ile beraber
10. ebeden : sonsuza kadar, ebediyyen
11. ve len tukâtilû : ve asla savaşamazsınız
12. aduvven : düşman
13. inne-kum : hiç şüphesiz siz, muhakkak ki siz
14. radîtum : siz razı oldunuz
15. bi el kuûdi : oturmaya (cihaddan geri kalmaya)
16. evvele : evvel, ilk
17. merratin : defa
18. fak'udû : o zaman, o taktirde, bundan sonra, artık oturun (cihaddan geri kalın)
19. mea el hâlifîne : geri kalanlarla beraber

Ve lâ tusalli alâ ehadin minhum mâte ebeden ve lâ tekum alâ kabrihi, innehum keferû billâhi ve resûlihî ve mâtû ve hum fâsikûn (fâsikûne).


1. ve lâ tusalli : ve namaz kılma
2. alâ ehadin : hiç kimseye
3. min-hum : onlardan
4. mâte : öldü
5. ebeden : sonsuza kadar, ebediyyen
6. ve lâ tekum : ve sen durma
7. alâ kabri-hi : onun kabrinde, kabri başında
8. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
9. keferû : inkâr ettiler
10. bi allâhi : Allah'a
11. ve resûli-hi : ve onun resûlü
12. ve mâtû : ve öldüler
13. ve hum : ve onlar
14. fâsikûne : fâsıklar

Ve lâ tu’cibke emvâluhum ve evlâduhum, innemâ yurîdullâhu en yuazzibehum bihâ fîd dunyâ ve tezheka enfusuhum ve hum kâfirûn(kâfirûne).


1. ve lâ tu'cib-ke : ve senin hoşuna gitmesin, seni imrendirmesin
2. emvâlu-hum : onların malları
3. ve evlâdu-hum : ve onların evlâtları
4. innemâ : ancak, sadece
5. yurîdu allâhu : Allah diliyor, istiyor
6. en yuazzibe-hum : onlara azap etmek
7. bi-hâ : onu
8. fî ed dunyâ : dünyada
9. ve tezheka : ve çıkar
10. enfusu-hum : kendilerini, canlarını
11. ve hum : ve onlar
12. kâfirûne : inkâr edenler

Ve izâ unzilet sûretun en âminû billâhi ve câhidû mea resûlihiste’zeneke ulût tavli minhum ve kâlû zernâ nekun meal kâidîn(kâidîne).


1. ve izâ unzilet : ve indirildiği zaman
2. sûretun : bir sure
3. en âminû : âmenû olmak, îmân etmek
4. bi allâhi : Allah'a
5. ve câhidû : ve cihad edin
6. mea : beraber
7. resûli-hi : onun resûlü
8. iste'zene-ke : senden izin istedi
9. ulû et tavli : servet sahipleri, servet sahipi olanlar
10. min-hum : onlardan
11. ve kâlû : ve dediler
12. zer-nâ : bizi bırak
13. nekun : olalım
14. mea el kâidîne : geri kalanlarla birlikte

Radû bi en yekûnû meal havâlifi ve tubia alâ kulûbihim fe hum lâ yefkahûn(yefkahûne).


1. radû : razı oldular
2. bi en yekûnû : ile olmaya
3. mea : beraber
4. el havâlifi : (savaşa katılmayıp) geri kalanlar
5. ve tubia : ve tabedildi, mühürlendi
6. alâ kulûbi-him : onların kalplerinin üzerine
7. fe hum : artık onlar
8. lâ yefkahûne : fıkıh edemezler, idrak etmezler

Lâkinir resûlu vellezîne âmenû meahu câhedû bi emvâlihim ve enfusihim, ve ulâike lehumul hayrâtu ve ulâike humul muflihûn(muflihûne).


1. lâkin : lâkin, fakat
2. er resûlu : resûl
3. ve ellezîne âmenû : ve âmenû olan kimseler, Allâh'a ulaşmayı dileyenler
4. mea-hu : onun yanında
5. câhedû : cihad ettiler
6. bi emvâli-him : kendi malları ile
7. ve enfusi-him : ve nefsleri, canları
8. ve ulâike : ve işte onlar
9. lehum el hayrâtu : (bütün) hayırlar onlarındır
10. hum el muflihûne : onlar, kurtuluşa, felâha erenler

Eaddallâhu lehum cennâtin tecrî min tahtihâl enhâru hâlidîne fîhâ, zâlikel fevzul azîm(azîmu).


1. eadde allâhu : Allah hazırladı
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. cennâtin : cennetler
4. tecrî : akar
5. min tahtihâ el enhâru : altından nehirler
6. hâlidîne : ebedî kalacak olanlar
7. fî-hâ : orada
8. zâlike : işte bu, bu
9. el fevzu el azîmu : en büyük fevz

Ve câel muazzirûne minel a’râbi lî yu’zene lehum ve kaadellezîne kezebûllâhe ve resûlehu, se yusîbullezîne keferû minhum azâbun elîm(elîmun).


1. ve câe : ve geldi
2. el muazzirûne : özür beyan edenler, bahane edenler
3. min el a'râbi : bedevî Araplardan, göçebe yaşayan Araplardan
4. lî yu'zene : izin verilmesi için
5. lehum : onlarındır, onlar için vardır
6. kaade : oturdu (geri kaldı)
7. ellezîne kezebû allâhe : Allah'a yalan söyleyenler
8. ve resûle-hu : ve O'nun Resûlü, elçisi
9. se yusîbu : isabet edecek
10. ellezîne keferû : inkâr edenler
11. min-hum : onlardan
12. azâbun elîmun : elîm bir azap

Leyse alâd duafâi ve lâ alâl merdâ ve lâ alâllezîne lâ yecidûne mâ yunfikûne haracun izâ nasahû lillâhi ve resûlihî, mâ alâl muhsinîne min sebîl(sebîlin), vallâhu gafûrun rahîm(rahîmun).


1. leyse : değil
2. alâ ed duafâi : zayıflar, kuvvetsizler, güçsüzler üzerine
3. ve lâ : ve olmaz, olmasın
4. alâ el merdâ : hastaların üzerine
5. ve lâ alâ : ve yoktur üzerine
6. ellezîne lâ yecidûne : bulamayan kimseler
7. mâ yunfikûne : infak edilen şeyler
8. haracun : bir darlık, bir sıkıntı
9. izâ nasahû : nasihat edip, öğüt vererek sadık kaldıkları taktirde
10. li allâhi : Allah'a ait, Allah için
11. ve resûli-hi : ve onun resûlü
12. mâ alâ el muhsinîne : muhsinler üzerine yoktur
13. min : den
14. sebîlin : yol
15. vallâhu : ve Allah
16. gafûrun : gafur olan, mağfiret eden
17. rahîmun : çok merhametli, rahmet gönderen

Ve lâ alâllezîne izâ mâ etevke li tahmilehum kulte lâ ecidu mâ ahmilukum aleyhi tevellev ve a'yunuhum tefîdu mined dem'i hazenen ellâ yecidû mâ yunfikûn(yunfikûne).


1. ve lâ alâ ellezîne : ve o kimselerin üzerine yoktur
2. izâ mâ etev-ke : sana geldikleri zaman
3. li tahmile-hum : onları taşıman, bindirip sevketmen için
4. kulte : sen dedin
5. lâ ecidu : bulmuyorum, bulamıyorum
6. mâ ahmilu-kum : sizi taşıyacak, sizi bindirecek şey
7. aleyhi : ona, onun üzerine
8. tevellev : yüz çevirdiler
9. ve a'yunu-hum : ve onların gözleri
10. tefîdu : boşalır, akar
11. min ed dem'i : kandan
12. tefîdu min ed dem'i : kanlı gözyaşı (çok üzüntü ile akan yaşlar)
13. hazenen : hüzünlenerek
14. ellâ yecidû (en lâ yecidû) : bulamaması
15. mâ yunfikûne : infak edilen şeyler

İnnemâs sebîlu alâllezîne yeste'zinûneke ve hum agniyâu, radû bi en yekûnû meal havâlifi ve tabeallâhu alâ kulûbihim fe hum lâ ya'lemûn(ya'lemûne).


1. innemâ : ancak, sadece
2. es sebîlu : yol, vesile
3. alâ : üzere, üzerinde, ... e
4. ellezîne yeste'zinûne-ke : senden izin isteyen kimseler
5. ve hum : ve onlar
6. agniyâu : daha zengin
7. radû : razı oldular
8. bi en yekûnû : ile olmaya
9. mea el havâlifi : (savaşa katılmayıp) geride kalanlarla beraber
10. ve tabea allâhu : ve Allah tabetti, mühürledi
11. kulûbi-him : onların kalpleri
12. fe hum : artık onlar
13. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler

Ya'tezirûne ileykum izâ reca'tum ileyhim, kul lâ ta'tezirû len nu'mine lekum kad nebbe enallâhu min ahbârikum, ve se yerâllâhu amelekum ve resûluhu summe tureddûne ilâ âlimil gaybi veş şehâdetî fe yunebbiukum bi mâ kuntum ta'melûn(ta'melûne).


1. ya'tezirûne : özür beyan ederler
2. ileykum : size
3. izâ reca'tum : döndüğünüz zaman
4. ileyhim : onlara
5. kul : de, söyle
6. lâ ta'tezirû : özür beyan etmeyin
7. len nu'mine : biz asla inanmayız
8. lekum : sizin için, size
9. kad : oldu, olmuştu
10. nebbe ene allâhu : Allah bana haber verdi, bildirdi
11. min ahbâri-kum : sizin haberlerinizden (haberlerinizi), durumunuzdan (durumunuzu)
12. ve se yerâ allâhu : ve Allah görecek
13. amele-kum : sizin amellerinizi
14. ve resûlu-hu : ve onun resûlü
15. summe : sonra
16. tureddûne : döndürüleceksiniz
17. ilâ : ... e
18. âlimil gaybi : gaybı bilen
19. ve eş şehâdetî : ve görünen
20. fe yunebbiu-kum : o zaman size haber verecek
21. bi mâ : şeye
22. kuntum : siz iseniz
23. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden

Se yahlifûne billâhi lekum izânkalebtum ileyhim li tu'ridû anhum, fe a'rıdû anhum, innehum ricsun ve me’vâhum cehennem (cehennemu), cezâen bi mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).


1. se yahlifûne : yemin edecekler
2. bi allâhi : Allah'a
3. lekum : sizin için, size
4. izâ inkalebtum : (geri) döndüğünüz zaman
5. ileyhim : onlara
6. li tu'ridû : yüz çevirirsiniz diye
7. an-hum : onlardan
8. fe a'rıdû : o zaman vazgeçin
9. inne-hum : muhakkak ki onlar, gerçekten onlar
10. ricsun : pistir, murdardır
11. ve mevâ-hum : ve onların barınacağı yer
12. cehennemu : cehennem
13. cezâen : ceza, karşılık, bedel olarak
14. bi mâ kânû : olmaları sebebiyle, dolayısıyla
15. yeksibûne : iktisap ediyorlar, kazanıyorlar

Yahlifûne lekum li terdav anhum, fe in terdav anhum fe innallâhe lâ yerdâ anil kavmil fâsikîn(fâsikîne).


1. yahlifûne : yemin ederler
2. lekum : sizin için, size
3. li terdav : sizin razı olmanız için
4. an-hum : onlardan
5. fe in : fakat eğer
6. terdav : razı olursunuz
7. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allah
8. lâ yerdâ : razı olmaz
9. an el kavmi el fâsikîne : fasıklar kavminden, fasık kavimden