Andolsun Tur'a.

Satır satır yazılmış Kitab'a;

Yayılmış ince deri üzerine.

Ma'mur bir ev olan Ka'be'ye.

Yükseltilmiş tavan gibi göğe.

Kaynatılmış denize

Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir.

Ona engel olacak bir şey yoktur.

O gün gök, sarsıldıkça çalkalanacak.

Dağlar bir yürüyüş yürür ki...

O gün, yalanlayanların vay haline.

Ki onlar o daldıkları batıl içinde oyalanıp duranlardır.

O gün şöyle denilerek cehennem ateşine itilirler:

«İşte yalanlayıp durduğunuz cehennem budur!

Bir büyü müdür bu, yoksa görmüyor musunuz?

Girin ona ister dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Anlattıklarımıza göre cezalandırılacaksınız.»

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar da cennetlerde, nimet içindedirler.

Rabblerinin kendilerine verdikleriyle sefa sürerler. Rabbleri onları, cehennem azabından korumuştur.

Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için!

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Onları, iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır.

Cennette olanlara diledikleri meyve ve etten bol bol veririz.

Orada bir kadehi kapışırlar fakat onda ne saçmalama vardır, ne de günaha sokma.

Sedefteki inciler gibi olan gençler yanlarında dolaşırlar.

Cennettekiler birbirlerine dönüp sorarlar:

Derler ki: «Daha önce biz, ailemiz içinde korkardık.»

Allah bize lütfetti de bizi vücudun içine işleyen azabtan korudu.

Biz bundan önce yalnız O'na yalvarırdık. Çünkü iyilik eden, esirgeyen O'dur O.

Ey Muhammed! Sen hatırlat, öğüt ver. Rabbinin nimetiyle sen, ne kahinsin ne de delisin.

Yoksa onlar: «Muhammed bir şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz» mu diyorlar?

De ki: «Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlemekteyim.»

Onların akılları mı bunu emreder, yoksa onlar, azgın bir topluluk mudur?

Yoksa «Onu uydurdu» mu diyorlar? Hayır, onlar inanmıyorlar.

İddialarında samimi iseler haydi onun gibi bir söz getirsinler.

Yoksa kendileri, hiçbir şey olmadan mı yaratıldılar. Yoksa yaratanlar kendileri midir?

Yoksa gökleri ve yeri mi yarattılar? Hayır, onlar düşünüp te inanmazlar.

Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da herşeye hakim olan kendileri midir?

Yoksa onlar, üzerine çıkıp gizli sırları dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.

Yoksa kızlar Allah'a, oğullar size mi?

Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?

Yoksa gayb kendilerinin yanındadır da kendileri mi istediklerini yapıyorlar?

Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzağa düşecek olanlar, o inkar edenlerin kendileridir.

Yoksa onların Allah'tan başka bir tanrısı mı var? Allah'ın şanı onların ortak koştuklarından yücedir.

Gökten bir parçanın düştüğünü görsek «Üst üste yığılmış bulutlardır» derler.

Korkudan bayılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak onları.

O gün, tuzakları kendilerine hiçbir yarar sağlamaz ve onlara yardım da edilmez.

Zulmedenlere, şüphesiz bundan başka da azab vardır; fakat onların çoğu bilmezler.

Rabbinin hükmüne sabret, çünkü sen, gözlerimizin önündesin, kalktığın zaman Rabbini övgü ile an.

Gecenin bir kısmında ve yıldızların ardından da Allah ı tesbih et.