Vet tûri.


1. ve : ve
2. et tûri : Tur

Ve kitâbin mestûrin.


1. ve kitâbin : ve kitap
2. mestûrin : satır satır yazılmış

Fî rakkın menşûrin.


1. : içinde, vardır
2. rakkın : üzerine yazı yazılan şey, ince deri, sayfa
3. menşûrin : yayılmış

Vel beytil ma’mûri.


1. ve : ve
2. el beyti : ev
3. el ma'mûri : imar edilmiş, mamur

Ves sakfil merfûi.


1. ve : ve
2. es sakfi : tavan, yeryüzünün tavanı
3. el merfûi : yükseltilmiş

Vel bahril mescûri.


1. ve : ve
2. el bahri : deniz
3. el mescûri : dolmuş, dolu olan, hapsedilmiş (yayılması önlenmiş)

İnne azâbe rabbike le vâkı’un.


1. inne : muhakkak
2. azâbe : azap
3. rabbi-ke : senin Rabbin
4. le : mutlaka, elbette, muhakkak
5. vâkıun : düşen (düşecek)

Mâ lehu min dâfiin.


1. : olmadı
2. lehu : ona ait, onun
3. min dâfiin : defedecek kimse, uzaklaştırıp engel olacak

Yevme temûrus semâu mevren.


1. yevme : o gün
2. temûru : sallanır
3. es semâu : sema, gök
4. mevren : şiddetle sarsılarak, sarsılıp

Ve tesîrul cibâlu seyrâ(seyren).


1. ve tesîru : ve yürür
2. el cibâlu : dağlar
3. seyren : seyir halinde, hareket ederek

Fe veylun yevme izin lil mukezzibîne.


1. fe : o zaman, böylece
2. veylun : yazıklar olsun, vay haline
3. yevmeizin : izin günü
4. li el mukezzibîne : tekzip edenler, yalanlayanlar

Ellezîne hum fî havdın yel’abûn(yel’abûne).


1. ellezîne : ki onlar
2. hum : onlar
3. : içinde, vardır
4. havdın : lüzumsuz bâtıl şeyler
5. yel'abûne : oynuyorlar, oyalanıyorlar

Yevme yude’ûne ilâ nâri cehenneme de’â(de’an).


1. yevme : o gün
2. yude'ûne : atılırlar
3. ilâ nâri : ateşe
4. cehenneme : cehennem
5. de'an : sürüklenerek

Hâzihin nârulletî kuntum bihâ tukezzibûn(tukezzibûne).


1. hâzihi : bu
2. en nâru elletî : o ateş ki
3. kuntum : siz iseniz
4. bi-hâ : onu
5. tukezzibûne : yalanlıyorsunuz

E fe sihrun hâzâ em entum lâ tubsirûn(tubsirûne).


1. e :
2. fe : o zaman, böylece
3. sihrun : bir sihir, bir aldatma
4. hâzâ : bu
5. em : yoksa, veya
6. entum : sizi
7. lâ tubsirûne : görmüyorsunuz

Islevhâ fasbirû ev lâ tasbirû sevâun aleykum, innemâ tuczevne mâ kuntum ta’melûn(ta’melûne).


1. ıslevhâ : ona yaslanın
2. fe isbirû : artık sabredin
3. ev : veya
4. lâ tasbirû : sabretmeyin
5. sevâun : eşittir, birdir
6. aleykum : size, sizi
7. innemâ : ancak, sadece
8. tuczevne : karşılık (ceza) göreceksiniz
9. : olmadı
10. kuntum : siz iseniz
11. ta'melûne : yaptıklarınız şeylerden

İnnel muttekîne fî cennâtin ve naîmin.


1. inne : muhakkak
2. el muttekîne : takva sahipleri
3. : içinde, vardır
4. cennâtin : cennetler
5. ve naîmin : ve ni'metler

Fâkihîne bi mâ âtâhum rabbuhum, ve vekâhum rabbuhum azâbel cahîm(cahîmi).


1. fâkihîne : zevk içinde yaşayanlar
2. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
3. âtâ-hum : onlara verdi
4. rabbu-hum : onların Rabbi
5. ve vekâ-hum : ve onları korudu
6. azâbe : azap
7. el cahîmi : cahîm, cehennem

Kulû veşrebû henîen bi mâ kuntum ta’melûne.


1. kulû : yeyin
2. ve işrebû : ve için, içiniz
3. henîen : afiyetle
4. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
5. kuntum : siz iseniz
6. ta'melûne (kuntum ta'melûne) : yapıyorsunuz (yapmış olduğunuz, yaptıklarınız)

Muttekiîne alâ sururin masfûfeh(masfûfetin), ve zevvecnâhum bi hûrin înin.


1. muttekiîne : yaslanırlar
2. alâ sururin : tahtların üzerinde
3. masfûfetin : sıralanmış (özenle dizilmiş)
4. ve zevvecnâ-hum : ve onları evlendirdik
5. bi hûrin : huriler ile
6. înin : iri gözlü

Vellezîne âmenû vettebeathum zurriyyetuhum bi îmânin elhaknâ bihim zurriyyetehum ve mâ eletnâhum min amelihim min şey’in, kullumriin bi mâ kesebe rehînun.


1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. âmenû : îmân ettiler
3. ve ittebeat-hum : ve onlara tâbî oldular
4. zurriyyetu-hum : onların zürriyetleri, nesilleri, soyları
5. bi îmânin : îmân ile
6. elhaknâ : ilhak ettik, dahil ettik, kattık
7. bi-him : onlarla
8. zurriyyete-hum : onların zürriyetlerini
9. ve mâ eletnâ-hum : ve onlardan eksiltmedik
10. min ameli-him : onların amellerinden
11. min şey'in : bir şeyden
12. kulli : hepsi, her
13. imriin (kulli imriin) : kişi, insan (herkes)
14. bi-mâ : şey ile, sebebiyle
15. kesebe : kazandı
16. rehînun : rehine

Ve emdednâhum bi fâkihetin ve lahmin mimmâ yeştehûn(yeştehûne).


1. ve emdednâ-hum : ve onlara imdat ettik, uzattık, sunduk, verdik
2. bi fâkihetin : meyveleri
3. ve lahmin : ve et
4. mim-mâ : şey(ler)den
5. yeştehûne : iştah duyuyorlar, arzu ediyorlar

Yetenâzeûne fîhâ ke’sen lâ lagvun fîhâ ve lâ te’sîmun.


1. yetenâzeûne : çekişiyorlar, niza ediyorlar
2. fî-hâ : orada
3. ke'sen : kadeh
4. lâ lagvun : boş söz yoktur
5. ve lâ : ve olmaz, olmasın
6. te'sîmun : günaha girme

Ve yetûfu aleyhim gılmânun lehum ke ennehum lû’luun meknûnun.


1. ve yetûfu : ve tavaf ederler, dönüp dolaşırlar, hizmet ederler
2. aleyhim : onlara, onların üzerine
3. gılmânun : gılmanlar (genç delikanlılar)
4. lehum : onlarındır, onlar için vardır
5. ke enne-hum : sanki onlar
6. lû'luun : inciler
7. meknûnun : ekinnetli, örtülü, muhafaza edilmiş, saklı

Ve akbele ba’duhum alâ ba’dın yetesâelûn(yetesâelûne).


1. ve akbele : ve karşılıklı
2. ba'du-hum alâ ba'dın : onların bir kısmı bir kısmına
3. yetesâelûne : sorarlar

Kâlû innâ kunnâ kablu fî ehlinâ muşfikîn(muşfikîne).


1. kâlû : dediler
2. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
3. kunnâ : biz olduk, biz idik,
4. kablu : daha önce
5. fî ehli-nâ : ailemiz içinde, ailemizle beraberken
6. muşfikîne : korkanlar

Fe mennallâhu aleynâ ve vekânâ azâbes semûm(semûmi).


1. fe menne : şimdi, oysa, lütufta bulundu
2. allâhu : Allah
3. aleynâ : bize
4. ve vekâ-nâ : ve bizi korudu
5. azâbe : azap
6. es semûmi : hücrelere işleyen kavurucu ateş

İnnâ kunnâ min kablu ned’ûh(ned’ûhu), innehu huvel berrur rahîm(rahîmu).


1. innâ : hiç şüphesiz biz, muhakkak ki biz
2. kunnâ : biz olduk, biz idik,
3. min kablu : önceden, daha önce
4. ned'û-hu : ona dua ediyoruz
5. inne-hu : muhakkak ki o, çünkü o
6. huve : o
7. el berru : Berr olandır, Berr'dir, çok cömert, çok lütufkârdır
8. er rahîmu : Rahim esmasıyla tecelli eden

Fe zekkir fe mâ ente bi ni’meti rabbike bi kâhinin ve lâ mecnûn(mecnûnin).


1. fe : o zaman, böylece
2. zekkir : zikret, hatırlat, uyar
3. mâ ente : sen değilsin
4. bi ni'meti : ni'metiyle, ni'meti sayesinde
5. rabbi-ke : senin Rabbin
6. bi kâhinin : kâhin
7. ve lâ mecnûnin : ve mecnun değil

Em yekûlûne şâirun neterabbesu bihî reybel menûni.


1. em : yoksa, veya
2. yekûlûne : derler
3. şâirun : bir şairdir
4. neterabbesu : bekliyoruz
5. bi-hi : onunla
6. reybe : şüphe
7. el menûni (reybe el menûni) : zaman (zamanın musîbetinin ansızın gelmesi)

Kul terabbesû fe innî meakum minel muterabbisîn(muterabbisîne).


1. kul : de, söyle
2. terabbesû : bekleyin
3. fe : o zaman, böylece
4. innî : muhakkak ki ben
5. mea-kum : sizinle beraber
6. min el muterabbisîne : gözetleyenlerden, bekleyenlerden

Em te’muruhum ahlâmuhum bi hâzâ em hum kavmun tâgûn(tâgûne).


1. em : yoksa, veya
2. te'muru-hum : onlara emrediyor, kendilerine emrediyor
3. ahlâmu-hum : onların akılları
4. bi hâzâ : bununla
5. hum : onlar
6. kavmun : bir kavim, bir topluluk
7. tâgûne : azgın, taşkın

Em yekûlûne tekavveleh(tekavvelehu), bel lâ yû’minûn(yû’minûne).


1. em : yoksa, veya
2. yekûlûne : derler
3. tekavvele-hu : onu kendisi uydurup söyledi
4. bel : hayır, bilâkis
5. lâ yû'minûne : inanmazlar

Fel ye’tû bi hadîsin mislihî in kânû sâdikîn(sâdikîne).


1. fe : o zaman, böylece
2. li ye'tû : getirsinler
3. bi hadîsin : bir söz
4. misli-hi : onun gibi, onun eşi benzeri
5. in kânû : eğer, ... oldu ise, ... ise (varsa)
6. sâdikîne : sadıklar, doğru söyleyenler

Em hulikû min gayri şey'in em humul hâlikûn(hâlikûne).


1. em : yoksa, veya
2. hulikû : yaratıldılar
3. min gayri şey'in : bir şey olmaksızın
4. hum(u) : onlar
5. el hâlikûne : yaratıcı

Em halakûs semâvâti vel ard(arda), bel lâ yûkınûn(yûkınûne).


1. em : yoksa, veya
2. halakû : yarattılar
3. es semâvâti : semalar, gökler
4. ve el arda : ve arz, yeryüzü
5. bel : hayır, bilâkis
6. lâ yûkınûne : yakîn hasıl etmezler

Em indehum hazâinu rabbike em humul musaytırûn(musaytırûne).


1. em : yoksa, veya
2. inde-hum : onların yanında
3. hazâinu : hazineler
4. rabbi-ke : senin Rabbin
5. hum(u) : onlar
6. el musaytırûne : hakim olanlar, sahip olanlar

Em lehum sullemun yestemiûne fîh(fîhî), fel ye’ti mustemiuhum bi sultânin mubîn(mubînin).


1. em : yoksa, veya
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. sullemun : merdiven
4. yestemiûne : seni dinlerler
5. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
6. fe : o zaman, böylece
7. li ye'ti ... bi : getirsin
8. mustemiu-hum : onları dinleyenler
9. bi sultânin : bir delil, bir sultan, bir mucize
10. mubînin : apaçık

Em le hul benâtu ve le kumul benûn(benûne).


1. em : yoksa, veya
2. lehu : ona ait, onun
3. el benâtu : kız çocuklar, kızlar
4. ve lekum : ve sizin için
5. el benûne : erkek çocuklar, oğlanlar

Em tes’eluhum ecren fe hum min magremin muskalûn(muskalûne).


1. em : yoksa, veya
2. tes'elu-hum : onlardan istiyorsun
3. ecren : ecir, karşılık, mükâfat
4. fe : o zaman, böylece
5. hum : onlar
6. min magremin : borçtan
7. muskalûne : ağır yük altında olanlar

Em indehumul gaybu fe hum yektubûn(yektubûne).


1. em : yoksa, veya
2. indehum(u) : onların yanında
3. el gaybu : gayb
4. fe : o zaman, böylece
5. hum : onlar
6. yektubûne : yazarlar

Em yurîdûne keydâ(keyden), fellezîne keferû humul mekîdûn(mekîdûne).


1. em : yoksa, veya
2. yurîdûne : isterler, istiyorlar
3. keyden : hile, tuzak
4. fe : o zaman, böylece
5. ellezîne : ki onlar
6. keferû : inkâr ettiler
7. hum(u) : onlar
8. el mekîdûne : tuzağa düşenler

Em lehum ilâhun gayrullâh(gayrullâhi), subhânallâhi ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).


1. em : yoksa, veya
2. lehum : onlarındır, onlar için vardır
3. ilâhun : ilâh
4. gayru allâhi : Allah'tan başka
5. subhâne allâhi : Allah Sübhan'dır, münezzehtir
6. ammâ (an mâ) : onlardan (o şeylerden)
7. yuşrikûne : ortak, şirk koşuyorlar

Ve in yerev kisfen mines semâi sâkıtan yekûlû sehâbun merkûm(merkûmun).


1. ve in yerev : ve eğer görseler
2. kisfen : bir parça
3. min es semâi : semadan, gökyüzünden
4. sâkıtan : düşen
5. yekûlû : derler
6. sehâbun : bulutlar
7. merkûmun : üst üste yığılmış

Fe zerhum hattâ yulâkû yevmehumullezî fîhî yus’akûne.


1. fe : o zaman, böylece
2. zer-hum : onları bırak
3. hattâ yulâkû : kavuşuncaya kadar
4. yevme-hum : onların günü
5. ellezî : o ki, ki o
6. fî-hi : onun hakkında, onun içinde, onda
7. yus'akûne : şiddetli ses ile helâk olacaklar

Yevme lâ yugnî anhum keyduhum şey’en ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).


1. yevme : o gün
2. lâ yugnî an : fayda vermez
3. hum : onlar
4. keydu-hum : onların hileleri
5. şey'en : bir şey
6. ve lâ hum yunsarûne : ve onlara yardım olunmaz

Ve inne lillezîne zalemû azâben dûne zâlike ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).


1. ve inne : ve hiç şüphesiz, muhakkak
2. li ellezîne zalemû : zulmedenlere
3. azâben : azap
4. dûne zâlike : bunlardan başka, bunların dışında
5. ve lâkinne : ve lâkin, fakat
6. eksere-hum : onların çoğu
7. lâ ya'lemûne : bilmiyorlar, bilmezler

Vasbir li hukmi rabbike fe inneke bi a’yuninâ, ve sebbih bi hamdi rabbike hîne tekûmu.


1. vasbir : ve sabret
2. li hukmi : hükme
3. rabbi-ke : senin Rabbin
4. li hukmi rabbi-ke : Rabbinin hükmüne
5. fe : o zaman, böylece
6. inne-ke : muhakkak ki sen
7. bi a'yuni-nâ : bizim gözetimimiz ile, gözetimimizle gözlerimizin önünde
8. ve sebbih : ve tesbih et
9. bi hamdi : hamd ile
10. hîne : o vakit, o esnada, o sırada
11. tekûmu : sen kıyam ediyorsun

Ve minel leyli fe sebbihhu ve idbâren nucûmi.


1. ve min el leyli : ve geceden, gecenin bir kısmında
2. fe sebbih-hu : artık onu tesbih et
3. ve idbâre : ve batış
4. en nucûmi : yıldızlar